Özgür Satranç Forum
Forum Yönetimine Çağrı (Müstear İsim Mevzusu) - Baskı Önizleme

+- Özgür Satranç Forum (http://forum.satranc.biz)
+--- Konu Başlığı: Forum Yönetimine Çağrı (Müstear İsim Mevzusu) (/showthread.php?tid=2416)



Forum Yönetimine Çağrı (Müstear İsim Mevzusu) - ibrahimethemAy - 11-09-2012

Özgür Satranç Forum'un Değerli Yöneticileri,

Türkiye'de, satranç camiası olarak hepimiz için son derece önemli bir viraja giriyoruz. Olimpiyatları henüz ardımızda bırakmışken, şimdi önümüzde başkanlık seçimi var. Camiamızın önümüzdeki dört yılının kaderini belirleyecek olan seçimler öncesi, Özgür Satranç Forum'un satrançseverler için öneminin gittikçe arttığı, forumda son zamanlarda yazılan yazıların artışına bakıldığında bile görülebilecek kadar aşikardır.

Bu durumda başta sizler olmak üzere, bu forumda yazılar yazan herkese, hepimize önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir.

Pek çoğu seçim öncesi dönemde foruma kaydolan ve bir o kadarının da bugünlerde kaydolacağını tahmin edebileceğimiz, takma isimli kullanıcılarımız; çoğunluğu federasyon yönetiminin aleyhinde olmak üzere bir takım yazılar yazmaktadırlar, görüldüğü üzere buna müsaade edildiği sürece yazmaya da devam edeceklerdir. Bu yazıların bazıları hepimiz için faydalı olsa da, ilkesel açıdan bunlara izin verilmemesini sizlerden rica ediyorum.

Foruma kaydolan kimseler, yönetim baskısı vb gibi çeşitli nedenlerle isimlerini gizlemek niyetinde olabilirler. Bunda haklılık payları da vardır. Ancak; isimlerini açıkça teşhir etmek istemeseler de, "yasal yükümlülük olmadığı takdirde" bilgilerinin hiç kimseyle paylaşılmayacağının teminatını sizlerden almak suretiyle, isimlerini forum yönetimine bildirmeleri mümkün değil midir?

Maksadım, çok sesliliği bir şekilde engellemeye çalışmak veya foruma kaydolmayı zorlaştırmak değil; aklına esenin muhtelif bilgisayarlardan, muhtelif takma isimlerle ağızlarına geleni yazmasını önlemektir.

Bu forumun ilk kurulduğu dönemden beri içinde yer almış, sadece ÖSF'de 500'den fazla yazı yazmış, bir zaman moderatörlük de yaparak sizlerle çalışma imkanı bulmuş bir satrançsever, satranç gönüllüsü olarak sizlerden bu durumu değerlendirmenizi rica ediyorum..

Saygılarımla..


- abdulkadirbener - 11-09-2012

Türkiye tarihinde ilk defa seçimlerin, serbest, eşit, gizli oy açık tasnif ve döküm esasına göre yapılacağının Anayasal olarak belirlendiği yıl 1961'dir. Ondan öncesinde hep AÇIK OY - GİZLİ SAYIM (çok komik ama öyle) esasına göre DEMOKRASİ işletildi. Nasıl demokrasiyse artık siz düşünün.

Fikir, vicdan vs ifade özgürlüğü'nün "ulusal çıkarlar" vs gibi gerekçelerle uygulanmadığı ortamlarda insanlar kendi adlarını kullanarak AYKIRI düşüncelerini ifade etmek istemezler. Gayet doğaldır. Çünkü AYKIRI fikirler GÜÇ tarafından bir şekilde cezalandırılır bu memlekette.

Şimdi siz bu acayipliği bilen bir toplumun ZEKİ kabul edilen bir kısmına "ADINIZI AÇIK EDİN" diyorsunuz.

Bence boşuna uğraşıyorsunuz. Dediğiniz olmaz. İki nedenle:

Bir, buranın adı "Özgür Forum", burada kişilik ve/veya insan haklarına aykırı bir durum, hakaret, küfür, aşağılayıcı rencide edici ifadeler vs olmadıkça kişiler fikirlerini dilediği ad altında dilediği gibi söylüyor ve söylemeli bence de.

İki, burada yazı yazan herkes en azından "ZEKİ" insanlar, bir kısmı da "ÇOK ZEKİ" insanlar. İsim vermek zorunlu olsa bile takma ifadeler yerine gerçek ama olmayan insanların isimlerini kullanır yine yazarlar. Böyle olsa daha mı iyi olur? Şimdi hiç olmazsa birileri o sözleri yazanların "kokak" vs olduklarını düşünme lüksüne sahip oluyorlar.

Bence...


- abdulkadirbener - 11-09-2012

Yani demem o ki "çok seslilik sessizlikten iyidir..."
Arada bir çıkan "çatlak" sesler kimseyi rahatsız etmez.

Ama çıkan seslerin %90'ı birileri için "çatlak ses" ise o zaman birşeyler yanlış gidiyor demektir...

Bu durumda bu çatlak sesleri susturarak sorunu çözemezsiniz bence...


Re: Forum Yönetimine Çağrı (Müstear İsim Mevzusu) - Mojo Jojo - 11-09-2012

Zihni Sinir'in veya Muhlis beyin akıl fikir ödülleri varsa, bu yazı adayımdır Big Grin


Buraya kadarı 75 sayılı Milli Güvenlik Bildirisi gibi. Paşam ! Milli birlik ve beraberliğe en muhtaç olduğumuz bu günlerde görev ve sorumluluklarımızın farkındayız. Vatan sizinledir :lol:


Pek çoğu seçim öncesi dönemde foruma kaydolan ve bir o kadarının da bugünlerde kaydolacağını tahmin edebileceğimiz, vatan hainlerinin Big Grin

Pardon benim de forum yönetimine bir ricam olacak, eliniz değse de bir politbüro kursanız, forumlara kayıt olurken evin telefonunu, muhtarlık kağıdını, kayınbiraderin güvenlik soruşturmasını isteseniz. Bir de seçimlere ne kadar var duyursanız.

Hatta mümkünse bütün sporlar için böyle olsa. Kazara şimdi Yıldırım Demirören'in istifa edeceği tutacak, hadi yeni başkan seçilecek diye futbol forumlarına falan üye olamayacağız. Neden ? Çünkü bizde densiz çok. Federasyon aleyhine yazı bile yazıyorlar

(Veya bilemiyorum, özel okullardaki gibi kayıt ücreti falan mı isteseniz)...


Vay ahlaksızlar Big Grin !



Yazdıkları yetmiyormuş gibi, yazmaya da devam edecekler. Şimdi yazmak 24 ay olsa, suç tekrar ettiğine göre müebbet... E böyle vatan hainlerini (ki federasyon aleyhine yazdıkları yetmediği gibi, yazacakları da meydanda olduğuna göre) beslemek yakışmayacağından, asmak gerekecek. 2 sayılı MGK bildirisi ve Kenan Paşanın 1982 yılı Sakarya nutku.

Asalım Big Grin



Burada milli maçın tam 20 dakikasını yedim ama bunu çözemedim.

Yazıların bazıları herkes için faydalı ise iyiymiş.

Acaba yazıların hepsi bazıları için faydalı olabilir mi?

Biz en iyisi yazıların hepsinin hiçbiri için faydalı olamayacağına bağlayıp, başta beni olmak üzere üst maddeye gönderelim.

İlkesel kavramını da anlamadım (aha Selçuk üçüncüyü çaktı bu arada ama bence Burak'ın pozisyonu faul değildi orada hakem kıyak geçti)...

Ha evet, ilkelerimiz nelerdir?

1) Federasyon aleyhine yazmamak -ki sizi şikayet edeceğim, Federasyon yazarken baş harfini küçük yazmışsınız- az lehine yazmamak, çok çok lehine yazmak;

2) 2053 ve 2073 takımlarının planlaması için Federasyonumuza akıllar vermek, güzel vatanımızın güzide oyuncularının kollanması için gerekli önlemleri almak, onları üzmemek, turnuva sırasında eleştirmemek;

3) Takma isimleri deşifre ederek vatan hainlerinin kökünü kurutmak.



Tabi tabii Smile

Muhtelif bilgisayarlar derken bizim evde 2 tane var, forum sistemine bunları kayıt ettirmeyi düşünmedik. Bir de mesela havaalanına gittik, lounge'da falan beleş terminaller var, oradan yazabilecek miyiz?

Aklıma esmeyeni yazmayı valla henüz başaramadım. Yani ne bileyim, önce aklıma geliyor, öyle yazıya döküyorum.


3-0 bitti Big Grin


- Oktay ERTAN - 11-09-2012

Gerçek isimle yazı yazılmasını prensip olarak daha doğru buluyordum. Bu konuda forum yönetimine yazı yazdım, ancak Abdullah Bey'den gelen cevap sonrası fikrimi değiştirdim.

Abdullah Bey gerçek isimlerin zorunlu hale getirilmesi durumunda sahte isimlerle yazı yazılabileceği tehlikesi üzerinde durdu. Daha önce düşünemediğim bu olasılık, görüşümü tamamen değiştirmeme neden oldu. Kişinin fikrini bilinmeyen bir isimle bildirmesi, yanlış isimle bildirmesinden daha iyidir diye düşündüm.

Bunu ilkesel olarak konuşabilir, tartışabiliriz. Genel anlamda bunu masaya yatırsak, sorun sayılmaz. Ancak sadece seçimler yaklaşıyor diye kimlik bildirimini zorunlu kılmak, aşırı uçta yasakçı bir yaklaşımdır. Böylesi bir yaklaşım hem gerçeğe uzaktır, hem de olası eleştirileri engelleyerek bizleri sessizliğe iter.

Böylesi bir önerinin kabul edilebilir olduğunu sanmıyorum.

Unutmayın ki yasaklar bir kez başladı mı, platformun engellenmesine kadar gider. Başka yerlerde bunun acı örneklerini daha önce gördük, Amerika'yı yeniden keşfetmenin alemi yok.


- Mojo Jojo - 11-09-2012

Fikirlerin tartışılması önemli. Eğer fikrinize güveniyorsanız ismin önemi yok.

Bu başlığın açılmasındaki temel endişe, takma isimler arkasına saklanıp insanlara hakaret edilmesi veya tehdit savurulması değil elbette. Öyle bir durumda forum yönetiminin doğrudan müdahale gücü zaten var. Kaldı ki suç içerikli bir yazıda, yazının geldiği bilgisayar protokol numarasından yazı sahibine rahatlıkla ulaşılabiliyor. Yani rumuz kullanarak hakaret etmek, suç işlemek konu değil.

Zaten başlığın taşıdğı endişe de Federasyonun eleştirilmesi.

Nitekim seçim öncesine açık vurgu yapılarak, seçimle üye girişi arasında doğrudan bağ kurulmuş.

Ben ilk okuduğumda serseme döndüm, başlığı yazan, TFF'nin eleştirilmesinden duyduğu korku ile isimlerin deşifre edilmesini istiyor.

Yani başlığı açan, hakarete, tehdite, küfüre falan değil, eleştiriye karşı.

Ben tam tersine takma isimden yanayım. Bir görüşün yazarı 1055 seviyesinde bir oyuncu da olabilir, rumuz kullanan büyükusta da. İsme odaklanıldığında, yazıdaki fikir ismin gölgesinde kalır. Kazara şimdi Atalık burada ismiyle 2 görüş beyan etse, yazdığı doğru mudur eğri midir anlamadan, yazılacak karşı cevapların % 90'ı önyargılı olmaya mahkum (onun aleyhine veya lehine, farketmez).

Ki forumda, satranca çok emek verdiğini bildiğimiz insanların bile sıradan FM olduğunu okuduk (sıradan FM nasıl oluyorsa artık, benim bildiğim sıradan olmayanına zaten GM falan diyorlar).

Düşününce insanın aklı almıyor, karşınızda hiçbir insani defosu olmayan, yetişmiş, emek vermiş ve belli bir düzeye ulaşmış bir kişi var; bildiğiniz tek şey onun FM olması; adından ve statüsünden başka elinizde eleştirecek birşeyini kalmamış, sıradan FM diye literatüre kavram kazandırıyorsunuz.

O yüzden isim daima manipule edilmeye, bel altından vurmaya açıktır; olgunlaşmamış ve fikri melekeleri oturmamış kişiler tarafından saldırıya uğrama tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Paradoks gibi gelebilir ama ismin gizlenmesi aslında daha cesur fikirlerin ortaya çıkmasını ve sadece fikirler üzerinde yoğunlaşılmasını sağlar.

Ha bir de şurada 2 satır TFF eleştirisi yazan bir adamın turnuvalardan değil, turnuva salonlarındaki tuvaletlerden bile yasaklanması gibi herkesin malumu olan tehlikeler apayrı...

Fikirleri tartışalım. TFF dahil her kurum ve kişi eleştirilmelidir. Eleştiri hakaret değildir. Fikrine, zekasına ve mizah gücüne güvenen herkes hakaret etmeden yazı yazabilir.


- orheen - 11-09-2012

Sanırım burada seçimler öncesi adımı vermeyerek TSF yönetimini yıpratmaya çalışanlardan birisi ben oluyorum :lol:

Google da "forum istanbul satranç olimpiyatı" diye arattığımda bu forum dikkatimi çekti ve kayıt oldum. Yani koltuk davalarıyla, o başkan adayının veya bu başkan adayının çıkarlarına hizmet için yazmadım. Ayrıca yazılan yazılarda gayet medeni ve mantıklı yazılar. Yani yarası olmayanın gocunacağı türden yazılar değil. Ha yaran varsa da gocun bi zahmet.

TSF kendi forumunu kapatmamış olsaydı şu anda orada yazıyor olurdum. Ancak insanların fikirlerini yazmaları nedense uygun bulunmamış.

İbrahim bey,

kendi adıma hangi yazdığım yalan veya yanlıştır. Tekrar araştırayım ve yanlışsam da tüm özgür forumdan özrümü dilerim. Seçim olmuş olmamış yazılarımızla ne alakası var.

Sorun zaten bu zihniyette satrancı satranç için sevmeyenlerde. Amaç değil araç görenlerde.

Carlsen'i Türk kızıyla evlendirip milli takımda da oynatsan aynı tas aynı hamam olur.

O yüzden sen kendi seçim propagandanı özgürce yap. Bırak bizde gördüklerimizi bildiklerimizi özgürce yazalım.


- Hüseyin AKTAŞ - 12-09-2012

"Vurulsam kaybolsam derim,
Çırılçıplak, bir kavgada,
Erkekçe olsun isterim,
Dostluk da, düşmanlık da.
Hiçbiri olmaz halbuki,
Geçer süngüler namluya.
Başlar gece devriyesi jandarmaların..." (Ahmet ARİF)


Varlığınızla birlikte tek vücut olarak savunmadığınız fikirler her ne kadar "iyi, güzel, doğru" olsalar da, bu fikirlerin "dünyayı değiştirme" gücü yoktur! Dünyayı bırakın kendinizi bile değiştiremezsiniz. Fatih'in topları İstanbul surlarını yıkarken, Bizans'ın "ulemaları" diyebileceğimiz ve kendisinden medet umulan Rahipler çok harika bir şekilde meleklerin cinsiyetini tartışıyordu. Onların kim olduğunu bugün tarih yazmıyor. Ancak Fatih'i silmek için yeni tarihlerin yazılması gerekir, hem de adını sanını ortaya koyarak!...

Çünkü "düşünce özgürlüğü" aynı zamanda örgütlenme özgürlüğüdür! Örgütlenme özgürlüğü olmayan fikirler, ne denli "düzgün" olsa da boş laftan öte bir değer taşımaz! "Laf" ne kadar etkili ise en fazla o kadar etkileri olur. Bu etkinin de toplumsal dönüşümlerde belirleyici bir rolü yoktur! "Güvenlik için özgürlüklerinden vazgeçenler, her ikisine de layik değildir" der Benjamin Franklin. Yani bu insanlar ne güvenliği ne de özgürlüğü hak edebilirler.

Olağanüstü dönemlerde "illegalite" kavramının bir taktik ögesi olarak sahte isime başvurulduğu doğrudur! Ancak öylesi dönemlerin bir de "legal" planda gerçek savunucuları vardır. Sürece damgasını vuran daima o açıktan dövüşenler olmuştur! Örneğin sahte isimle bir dava ortaya konulduğunda, bu davanın gerçek isimle takipçileri; "davaya sahip çıkanlar" yoksa, dava "davulcu osuruğuna" döner gider! Her daim, hükümeti, devleti, "zanlıyı", yani söz konusu davanın odak noktasını, o illegal sav doğrultusunda konuşmaya zorlayanlar olmuştur. Mücadelenin açıktan sahiplenicileri olan bu kişiler, mücadeleyi başarıya ulaştıran gerçek kahramanlardır!

Bilen'ler bilir; Türkiye İşçi Partisi'nin (1961) tüzük görüşmeleri yapılırken tartışmalar olur. "Parti tüzüğüne sosyalizm konulsun mu konulmasın mı" diye tartışılmaktadır. İlerleyen saatlerde kürsüye epeyce kafası iyi halde ve tartışmalardan bıkmış bir halde Can YÜCEL çıkar ve konuşur:
- Arkadaşlar, sosyalizm bir tüzük değil büzük işidir!

Ne denli özgür ve sözgür tartışırsanız tartışın, eğer düşüncelerinizi hayat içerisinde açıktan savunacak temsilcileriniz yoksa, siz bir hiçsinizdir! Hayatın gerçeği ve temeli fiziktir! "Kurgusal" bir dizi düşünceyi ete kemiğe büründürmeden, fiziksel bir varlığa ve konuma dönüştürmeden varabileceğiniz bir yer yoktur. Diyeceksiniz ki "Biz adsız kişiler düşüncelerimizle size yön vereceğiz! Güzel fikirler ortaya çıkaracağız!" Oysa davranan insanın artık düşünen insana gereksinimi kalmamıştır! Tam tersine bugün düşünenlerin davrananlara ihtiyacı vardır!

Adını saklayan arkadaşların düşüncelerini savunan, adını saklamayan arkadaşları yoksa, söylediklerinin maddi-fiziki bir değeri olmayacaktır! İstenilen, arzu edilen herkesin kendi adıyla ortaya çıkmasıdır. Bu "ideal" olandır. Ama adını saklamanın gerekçeleri de vardır bu da "reel" olandır. Burada soru şu: -Biz bir idealin peşine düşüp o ideale doğru devinerek gerçeği değiştirme yönünde mi olacağız yoksa gerçeğin kendisine teslim mi olacağız? Oysa insan "verili koşullara boyun eğmeyen" bir canlıdır ve bu özelliği nedeniyle insanlaşmıştır! Nesli tükenen bir çok hayvanın neslinin tükenme nedeni verili koşullar ile yetiniyor olmasıydı. Çünkü verili koşullar onları beslemez olduğunda açlığa mahkum olmuşlar ve açlıktan ölmüşlerdir. Boyun eğmemek, mücadele edip gerçeği dönüştürmek, gerçeği yeniden üretmektir bizi insan kılan...

Mojo Jojo'nun karşı eleştirisini ve dilini alabildiğine estetik ve zekice bulsam da, kendisini lokal ya da yalıtılmış olarak okuduğumda alabildiğine edebi bir haz duymuş olsam da, İbrahim'in derdinin yasakçılık olmadığını, hele hele MGK Bildirileri vb. ceberrutluklarla asla yan yana konmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü İbrahim "havanda su dövenlerin" bu işe yarardan çok zarar verdiğini görmüştür. İbrahim bunların ötesinde çiçeği burnunda bir üniversite öğrencisi iken bir takım ihanetlere de tanık olmuştur. Ayrıca İbrahim kafası gövdesinden büyük olan insanlar grubundandır! Yaparsa bir hata bu "orantısızlık" yüzünden yapar!...

Hiç olmaz ise satranç dünyasındaki bireylerin kendi adlarıyla meydana çıkması benim öteden beri istediğim, umut ettiğim, bu zeki insanlar topluluğundan beklediğim bir davranıştır. Ancak neredeyse gizli servisler arası kapışmalara sahne olan satranç dünyası, beni bu konuda daima umutsuz kılmıştır. (Hatta bu durum bardağı taşıran son damla oldu ve ben artık sözlüklerimden umut ve umutsuzluk kavramlarının ikisini birden çıkarıp attım! Çünkü ikisinin de doğru davranış denklemlerini aynı oranda olumsuzluğa sürüklediğine defalarca tanık oldum.) Sorunları yaşayanların sorunları etiyle kemiğiyle sahiplenmediği bir ortamda, sorunlara kimse kendi gönlünce çözüm beklemesin...

Adınızı saklayın ya da saklamayın, adını saklamayanların saklayanlardan daha çok olması fizik savaşın kazanılması için bir zorunluluktur! İllegalite koşullarında adını saklayanların çoğu, söz konusu hareketin beyin takımı olmuştur. Beyin gövdenin tüm elemanları tarafından özenle ve gönüllü olarak korunan organıdır! Çünkü her organdan sürekli olarak gelmekte olan sinyallerin huzurlu bir ortamda analize gereksinimi vardır! Ancak ben satranç dünyamızın pratiğinde, adını saklayanların bir beyin fonksiyonu üslendiğine daha tanık olmadım! Umarım adını saklamayanlar çoğunluk olur da, saklayanlardan da bir değerli üstat çıkar, adını saklamayanlara önderlik edecek denli güzel fikirler üretir!

Bir diğer konu ise adını saklayanların adını sakladığını sanmaları! Nereden yazarsanız yazın sahte bir kimlikle mobil bir bilgisayar ağı kurmadığınız sürece -ki bu imkansıza yakındır, sizler zaten enselenebilecek konumdasınız. Evinizdeki bilgisayar ağı sisteme kayıtlıdır. Sokaktaki internet ağları kameralar tarafından kayıt altındadır. Tüm bunlara rağmen yine de çok pahalı yollarla kendinizi saklamanız olasıdır belki ama "attığın taş ürküttüğün kuşa değmeli" sözünü unutmamak gerekir...

Bir de neden saklanacaksınız ki? 10 senedir Türk Satrancını rezil rüsva edenlerden mi korkacaksınız yani?

E o halde hep birlikte söyleyelim:

"Büyük cevizin dibi
Ne bakarsın el gibi
Soyun da gir koynuma
Kendi helalin gibi" Big Grin Big Grin Big Grin

Bakalım bu güzel halk türküsünü kaç kişi konuya genelleyebilecek?!...


- Kuvay Sanlı1 - 12-09-2012

"Herşey, karşıtına gebedir."

Forumda seviyenin en aşağıya çekildiği bir iki ay öncesi yaşananlardan sonra, okumaktan keyif aldığım yazılar kaleme alınır oldu. Aklın önderliğinde değerlendirmeler yapılır oldu.

Hüseyin Aktaş'ın yukarıdaki yazısının tadı bir başka. Bu yazıyı öne çıkartıyor olmam diğerlerinin değerini azaltmaz. Yazarlara kendi adıma teşekkür ederim.

Bir de, "Bunca sıcak gündemde neden böylesi 'sakin' bir değerlendirme?" diye düşünecekler olursa: 1. Forumdaki bence nitelikli bu durum, belki diğer herşeyden esasında daha önemlidir. 2. Diğer konular için az biraz daha zamanımız ve beklediklerimiz var.

Saygı ve Sevgilerimle


- Ateş Ülker - 12-09-2012

Sevgili İbrahim,ilke olarak forumda bulunanların kimliklerini gizlememeleri gerektiğini dile getirmek istedi.Bazı olaylarda benim de aynı görüşü savunduğum olmuştur.Ama bu bir dilektir.Kimliğini açıklamak istemeyenleri açıklama yönünde zorlamamıza gerek yoktur.Onların kimliğini öğrenmemizin Türk Satrancına herhangi bir yararı olmayacaktır.Öte yandan İbrahim'in düşüncesinin bazı koşullar içinde haklı olmadığını düşündüren bir konu da vardır.Genel Kurulda Divan Başkanlığı seçimi açık oy ile yapılmaktadır.2004 de bunun kapalı oy ile yapılması gerektiğini savunduk.Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü üzerinde durmamıştır.Divan seçiminin açık veya kapalı oy ile yapılması neyi değiştirmektedir?Eğer açık oy ile yapılmasında hiçbir sakınca yoksa o zaman esas seçim neden kapalı oy ile yapılmaktadır?Bu konulara girmemize gerek yoktur.İster kimliğini açıklayarak isterse açıklamadan Satrancın gelişmesine hizmet edecek fikirleri olanları dinlemeye hazırız.Fikirlerin içeriğinde kişilere hakaret edilmemesi ön koşuldur.Esas sorumuz "Daha iyisini nasıl yapabiliriz?"sorusudur.İbrahim Ethem Ay bize nazaran çok genç olduğundan bu sorunun yanıtını aramak için uzun zamanı vardır.Bu sorunun yanıtını arayabilecek özelliklere de sahip olduğuna inanıyorum.


- Emine Alpaslan - 12-09-2012

Bu başlıktaki tartışmada “mutlak doğru” aramayı beklememek gerekir. Özel yaşamların sosyal paylaşım sitelerinde çok rahat izlenebildiği, arama motorlarında kişiler, olaylar hakkında çok rahat veri edinebildiği düşünüldüğünde, kişinin çağımızda ismini gizlemesi bile neredeyse artık kişisel bir haktır. Burada yazanların aklı başında insanlar olduğu düşünüldüğünde takma isimle fikirlerini yazmayı tercih edenlerin, sistemin bu seçeneği sunması nedeniyle, bizim bilmediğimiz, bilmemizin de gerekmediği haklı gerekçeleri kendilerince mutlaka vardır. Memur olmak gibi tek bir örnek bile ikna edici olabilir. Tarihte kahramanlar kadar isimsiz kahramanların da olduğu düşünüldüğünde , hakaret ve suçlamada bulunmadığı sürece bu foruma fikirlerini sunan, düşüncelerini paylaşan her birey satranç ortamına zenginlik katar. Son zamanlarda, yeni katılan kişilerle birlikte forumdaki fikir alışverişinin çok zenginleştiği görülüyor. Takma isimle yazanları merak etmekle birlikte fikirlerini sunmalarını değer açısından öncelikli buluyorum. Forumda yazanların sayısının büyük olmadığı düşünüldüğünde, uzun ya da kısa vadede bir şekilde gerçek isimleriyle yazı yazacaklarına da inanıyorum.


- orheen - 12-09-2012

Doğrusu diğer tüm forumlardaki gibi kısa ve değişik olduğu için kullanmış olduğum nickimin bukadar tartışma ve edebiyat konusu olabileceğini bilsem adımı soyadımı doğum yerimi ve gününü inanın yazardım.

Zaten öyle bir durum olursa cep telefonumu dahi vermekten çekinmem ancak ben halen kendimi çok zorlamama rağmen gerçek isim kullanımı ile yazdığım fikirler arasındaki bağı kuramadım.

Gerekmedikçe ve zorunlu olmadıkça da şahsi bilgilerin internet ortamında verilmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Herneyse bu şekilde düşünmeyen arkadaşlarım ve büyüklerime de saygılıyım. Dediğim gibi yeri gelirse söyleriz. TSF ile hiçbir bağım olmaması sebebi ile de hiçbir korkum yok. Sadece ilk kez bir forum ortamında bilgilerimi açıklamadığım için eleştirilince şaşırdım.

Buraya yazmadan önce başkanın yazısını okudum



Yazısında IPATOV 2700 barajını bir yıl içinde geçer çünkü aynı zamanda AHLAKLI diye Atalığa inceden göndermiş :lol:

AHLAKLI olmak extra bir meziyet değilki her insanda olması gereken bir erdemdir.

ANY Ipatov un 2700 ü bir yıl içinde geçeceğini idaa etmiş. Bende burada Ipatov TSF de Ali Cengiz oyunlarını gördükçe 2550 seviyelerinde seyredeceğini iddaa ediyorum. İnşallah yanılırım ve bir yıl sonrada bu konuyu bulup özür dilerim.

Yazıyı okuyunca sanki böyle bir yazı, bir federasyonun başkanından çok fanatik bir insanın yazmasına yakışır cinsten olduğunu düşünüyorum.
27 Ağustosu bekleyin diye de büyük konuşmuş. 12 Eylül oldu bu büyük konuşmanın cevabı nedense gelmedi. Çok iiiyii olmasa da biraz iii olsa bize yeterdi aslında Şöyle bir 2700 Eloluk performansa yakın bir performans gösterseydi AHLAK ın yanında iyi giderdi doğrusu.

Gerçi ipatov 1 yıl içinde 2700 ü geçse adını da İsmail yapsa ne değişir. Gurevich örneğini hatırlatmama gerek yoktur sanırım.

Tekrarlıyorum burada ismi geçen kişileri örnek olması sebebiyle veriyorum. Ne tanışmışlığım, ne kinim, nede önyargım vardır. Tamamen şahsi düşünce.

Bence Satrancı Hükümete ve Türk halkına sevdirecek, tanıtacak yaygınlaştıracak bir TSF Yönetimi başarılı olmuş demektir. Türk GM lerin maç özetleri ulusal kanallarda yayınlanmaya başladığında başarı kaçınılmazdır. Kısaca TAŞIMA SU İLE DEĞİRMEN DÖNMEZ

Saygılarımla


- Oktay ERTAN - 12-09-2012

Hüseyin Abi'nin yazısını zevkle okudum. Tamamen gizli olduklarını sananlara son paragrafta gönderdiği selam güzeldi.

Tartışmayı biraz daha uzatmak istiyorum:
Gizli isimle yazılması, seviyesiz yazı yazılacağı anlamına gelmiyor.
Seviyesizlik yapan, bunu açık açık kendi ismiyle gayet güzelce başarabiliyor.
Bunun örnekleri birçok başlıkta var.

Esas düşünmemiz gereken şudur:
Bu insanları gizli isme sürükleyen şey nedir?
Karşımıza birkaç cevap çıkabilir.
Ama eleştiri özelinde düşündüğümüzde, gizli isimle yapılmasının tek nedeni korkudur.
İnsanların korkusu yerli midir, yersiz midir, bunu tartışmak istemem.
Çok bireysel bir konudur. Bir başkasının hislerini tamamen anlamak zordur.
Korkunun olduğu her yerde gizlilik doğar, er ya da geç.
Satrançta, siyasette, sporda, ailede, sokakta, dostlukta, kavgada bu kural hep aynıdır.

Gizliliği sona erdirmenin öncelikli yolu, insanların korkmadığı bir ortamdır.
O zaman herşey çok daha güzel, çok daha açık olacaktır. Göreceksiniz.
Şu anki korku ortamının sonsuza dek süreceğini sanmayınız efendim.


- ibrahimethemAy - 23-09-2012

Yönetimden korktuğu için fikirlerini paylaşma adına "mecburen" takma isimle yazan "kimsecik"lerden bazıları ince ince "fikirden küfüre" doğru kaymaya başladılar. Çok şükür henüz o boyuta gelmediler ama bir kez daha yönetimi uyarayım..

Bir de madem takma isimle yazıyorsunuz, madem bunu "fikir zenginliği" adı altında kabul ettirme gayretindesiniz, o zaman sadece fikir üretin! "Adam" olun, "birey" olun, sataşmalarınıza en azından öyle devam edin. Biz de kim olduğunuzu bilelim..

Aşağıdaki başlıklarda "Orheen" adlı kullanıcının yazılarına dikkat.. Bir de kalkmış üsluptan filan bahsediyor. Gülerek takip ediyorum ama bu işin sonu iyi değil.. Ve korkarım yeni başlıyorlar.. Amerikalıların "they are coming" dedikleri türden :)

Ben hiçbir zaman takma isimle yazan kullanıcılara yanıt vermeyeceğim, bu yazıya da muhtemelen müthiş harika inanılmaz üsluplarıyla bir şeyler yazanlar olacaktır. Yazsınlar bakalım.. Bir kere daha testi kırılmadan uyarayım istedim, yoksa "gerçek olmayan güç"lere bulaşmaktan korkarım..

Orheen'in kusursuz üslubu:








- MuratOzertunc - 23-09-2012

Alıntı:Bir kere daha testi kırılmadan uyarayım istedim, yoksa "gerçek olmayan güç"lere bulaşmaktan korkarım..

Bu ne demek açıklayabilir misin kardeşim...?
Ben anlamadım da...?