Atatürk satranç biliyormuydu?
#1
http://www.marmarissatranc.com/drupal-6.13/node/37
Mustafa Kemal Atatürk

1881 - 1938 yılları arasında yaşadı. Türkiye Cumhuriyeti nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı. Çok iyi satranç oynuyordu. Strateji oyunlarında çok başarılıydı. Sadece gösteriş ve kazanmak için spor yapılmasına karşıydı. Ancak çok çalışmak ve gayret göstermekle başarılı olunabileceği görüşündeydi.

Cumhuriyet dönemiyle birlikte modern satranç kitapları çıkmaya başlamış ve Atatürk'ün verdiği talimatlar doğrultusunda satranç ülke genelinde yaygınlaşarak gelişmeye başlamıştı. Önceki yıllarda ülkemizde çıkan yaklaşık 19 - 20 adet el yazma, taş baskı ve matbaa basımı diğer satranç kitapları kütüphanelerimizde bulunmaktadır. Bu kitaplar dönemlerinin çok üstünde bulunmakla beraber, eski kuralları ve sadece klasik diyebileceğimiz bazı esasları içeriyordu. Ülkemizdeki ilk satranç turnuvası ölümünden sonra, 1943 yılında yapılmış olup, diğer bir çok yenilik Cumhuriyet döneminde gerçekleşmiştir.


Bu yazı bana hiç inandırıcı gelmedi.

Ömrü daha çok savaşlar , inkilaplar ve yurt gezileri gibi vatan meseleleriyle geçmiş bir liderin "çok iyi satranç biliyordu,Strateji oyunlarında çok başarılıydı" gibi yazmak bana uydurma geldi.

Gerçekten Atatürk satrançla ilgilendiyse oynadığı maçların notasyonu olurdu, yada devrinde yaşayan büyük satranççıları türkiyeye davet eder yada capablanca gibi o devirde yaşayan ustalarla uluslararası bir turnuva yapabilirdi. Ve bunu istese sağlayabilirdi.
Sadece bir satranç takımıyla bu yargıya varıması gerçekçi değil.
Elinde Atatürkün oynadığı maçların notasyonu olan varmı?
Atatürkün satranç oynarken çekilmiş tek bir fotoğrafını bile görmedim?
Ara
Cevapla
#2
Harun Bey, siz eş dostla oynarken notasyon tutar mısınız? Yada örneğin, çok iyi bir satranççı olduğunu bildiğimiz Timur’un herhangi bir oyununun notasyonunu bulabilir misiniz? Ben bir türlü ulaşamadım da...

Atatürk fotoğraflarından oluşan çok önemli bazı koleksiyonlar yanmıştır. Bugüne ulaşan birçok fotoğrafı da saklıdır. Örneğin, Atatürk’ün fotoğraflarından bazılarının “Bu fotoğraflar, Genelkurmay Başkanlığı’nın izniyle yayınlanmıştır” denerek yayınlandığını belki okumuşsunuzdur. Çeşit çeşit arşivlerde, çok sayıda, hiç bilinmeyen Atatürk fotoğrafı olduğuna kuşku yok.

“Kabaplankalar’ı çağırıp turnuvalar düzenleyebilirdi” demişsiniz. Acaba olabilir miydi? O günlerin Türkiyesi'ni bir inceleyin bakalım. Ben pek emin olamıyorum. Dahası, “gerekliydi” bile diyemiyorum. Şunu da söyleyeyim, Anandlar’ı, Karlsenler’i Türkiye’ye her yıl değil her ay getirseniz bile, bugünkü Federasyon’un kafayapısı ile Türk satrancı bir gıdım bile ilerleyemez. Birkaç kişi belki özenip biraz başarı kazansa bile bu başarının devamı gelmez, süreklilikten yoksun olur. Bunu da Türk satrancının ilerlemesi olarak adlandıramayız herhalde. Atatürk gibi bir sistemli plân ve çalışma örneğinin ilk aşamada yapacağı, bu tür yüzeysel ve gösterişli çalışmalar elbette olamaz. Kaldı ki Atatürk’ü, bugünkü yabancı hayranı ve budalası yöneticilerle karıştırmayın. Atatürk, hiçbir zekayı Türk zekasından üstün görmemiştir, Türk zekasının üstünlüğünü ise sayısız kez hem görmüş hem de göstermiştir.

Birgün, ne tür fotoğrafların neler anlattığından sözeden bir fotoğrafçının sunumunu izlemiştim. Atatürk’ün tavla oynarken çekilmiş bir fotoğrafını gösterip şöyle demişti: “Bu fotoğraf benim çok hoşuma gider. Çevrenizdeki çoğu kişinin, yoğun işlerinin arasında eğlenmeye, dinlenmeye, spor yapmaya, kitap okumaya, eşe dosta zaman ayıramamaktan yakındığına tanık olmuşsunuzdur. Bu fotoğraftaki kişi, işi başından aşkın bir cumhurbaşkanıdır ve oyun oynamaya zaman ayırabilmektedir”.

“Ömrü daha çok savaşlar , inkilaplar ve yurt gezileri gibi vatan meseleleriyle geçmiş bir lider için ‘çok iyi satranç biliyordu, strateji oyunlarında çok başarılıydı’ gibi yazmak bana uydurma geldi” demişsiniz. Eğer birgün Atatürk’ü incelersiniz, bugün “uydurma” dediklerinize inananlara nasıl bakıyorsanız, o gün o gözle, inanmayanlara bakacaksınız. En iyisi işe şuradan başlamak: Atatürk’ün 7 yaşında okumayı öğrendiğini varsaysak, yaşamını yitirdiği 57 yaşına kadar okumayı bildiği 50 yıllık bir süre var. Atatürk’ün okuyup bitirildiğinden emin olunan kitaplarının sayısını bu süreye vurursanız, her ay 8 kitap okuduğunu görürsünüz. 7. yaşının "ilk" ayından başlayarak “50 yıl boyunca” her ay 8 kitap!.. Bilinen bu kitapların dışında, örneğin Sofya’daki görevi sırasında okuduğu kitaplar yok. Şam’daki görevi sırasında didik didik ettiği Şam Kütüphanesi’ndeki kitaplar da yok. Atatürk'ün okuduğu türden kitapları okumanın ne olduğunu bilen herkesin kabul edeceği gibi, bazı kitapları tekrar okumuş olsa gerek; ayda 8 kitaba bu da dahil değil. Tabi bismillah, 7 yaşında okumayı öğrenir öğrenmez sözkonusu ağır kitapları okumaya başladığını varsayıyoruz. Tüm bunlar hesaba katıldığında ayda kaç kitap edeceğini hesaplarsınız. Ve bütün bunları savaşlar, sürgünler, yurtgezileri, cumhurbaşkanlığı, çeşitli ve sık temasların yoğunluğu altında okumuştur. Harun Bey... Kafkas Cephesi’ndeki çarpışma aralarında diğer tüm komutanlar dinlenmeye çekilirken, çadırına döner dönmez kitaplarının başına oturup Volter’le Gazali’yi karşılaştıran bir kişiden sözediyoruz. Kimin hakkında söylenenlere “uydurma” dediğinizi biliniz. Ve yine bilin ki hiçbirşey anlatmış değilim. Ama başka birşey anlatmaya gerek de duymadan gönül rahatlığıyla soruyorum: Şimdi bir daha düşünün bakalım: Ömrü daha çok savaşlar , inkilaplar ve yurt gezileri gibi vatan meseleleriyle geçmiş böyle bir lidere ilişkin "çok iyi satranç biliyordu, strateji oyunlarında çok başarılıydı" diye bir yazı okumak, çok mu şaşırtıcıdır? Atatürk gibi bir strateji uzmanının satranç oynadığına ve çok başarılı bir satranççı olduğuna inanmak, hele ki askeriyelerde subaylara satranç öğretildiği gözönünde bulundurulduğunda çok mu güç?

Sıradışı insanları sıradan insanlara bakıp da değerlendirmeye kalkanlar herzaman yanılmıştır. Bu yanılgı nedeniyledir ki sıradışı insanların davranışları, onları sıradan insanmış gibi değerlendirenlere herzaman inandırıcılıktan uzak ve anlamsız gelir.

Yaşam, sıradışı insanların sınırlarını zorlar; sıradışı insanlar da yaşamın sınırlarını... Kartal ruhlu iki sevgili gibi...
Ara
Cevapla
#3
Atatürk tabii ki satranc biliyordu.Ne kadar iyi olduğu konusunda kimsenin bir fikri olmaz herhalde.Ama o kadar iyi bir savaş komutanın strateji konusunda zekası tartısılamaz.Bunu satrancta da uygulamıssa o zaman iyi oyuncu diye biliriz.Ayrıca çok önceden okuduğum bir kitapta İsmet İnönü ile satranc oynarken çekilmis bir fotoğrafı olduğunu hatırlıyorum.
Ara
Cevapla
#4
Herkes hayatının bir evresinde satranç oynamış olabilir. Özellikle askeri eğitim almış kişiler. Ben bir satranç sever ve elbette bir Atatürk sever olarak onun satrançla olan ilişkisine yer veren yazılara ilgi duyuyorum. Ancak bu konuda "Atatürk şöyle iyi satranççıydı böyle iyi stratejistti" gibi sözden öteye gitmeyen bildirimler doyurucu olmaktan uzak kalıyor. Bu konuda belki de denildiği gibi fotoğraflı örnekler verilmesi ilginç olabilirmiş. Fotoğraf ille de gerekmez ama hiç olmazsa kaynak gösterilerek "iyi oynardı"dan öte birşeyler okumak da ilginç. Hatta iyi onamış olması da şart değil belli bir düzeyde ilgi duymuş olması bile araştırmaya değer. Ya da satrançla ilgili bir anekdottan bile bahsetmek iş görür. Hele en iyisi idare ettiği muharebelerin stratejilerini belirlerken satranççı gibi planlamalar yaptığını örneklerle açıklayabilen bir yazı okuyabilseydik. Ama onun yerine iyi oynardı stratejisi pek iyiydi deniyor. Tabii ki cılız kalmış.

Ayrıca bir satranç sever olarak şunu belirtmek isterim ki satranç sadece bir oyundur. Gerçek hayat ile bağlantıları olduğu ön görülse bile bu yanıltıcıdır. Satranç kuralları net olan bir oyundur. Savaş yönetmenin ise kuralları olduğunu, hadi yumuşatalım net kuralları olduğunu söyleyemeyiz. Satrancı savaş oyunu olarak görmek ve askerlerin bunu mutlaka iyi bildiğini varsaymak ya da böyle olması gerektiğini tavsiye etmek sıkça yapılan bir yanlıştır.

Yıllar önce askerdeyken boş zamanlarımda satranç tahtası başında çalışırken görevli bir yüzbaşı oynayalım dedi. Ancak başlangıç düzeyinde bir oyuncu olduğu için 4-5 parti kaybedince. "Asteğmenim, siz doğuştan asker olmalıymışsınız çok iyi satanç oynuyorsunuz" dedi. (gayet sıradan bir oyuncuyumdur). Ben de dilimin döndüğü kadar (saygıda kusur etmeden) bunun doğru olmadığını, senelerdir satranç çalıştığımı, turnuvalarda oynadığımı, bunun diğer bütün sporlar gibi çalışmaya, öğrenmeye, gelişmeye bağlı olduğunu açıkladım. O ise dediğinde ısrar etti.

Bunun Atatürk hakkında belirtilen konu ile ilgisine gelince. İyi bir asker olabilirsiniz ama bu iyi satranç oynayacağanız anlamına gelmez. Ya da tersi. Misal Kasparov iyi bir asker olabilir miydi? Bilmiyoruz ama satrançtaki başarısına bakarak buna karar vermek doğru olmaz. Atatürk iyi satranççı mıydı? Belkide iyiydi bunu öğrenme şansımız yok. Ama bana kalırsa çok iyi satranççıydı diyenler onun askeri dehasına bakarak böyle kabul ediyorlar. Bu konuda bir kaynak gösterilmiş değil.

Erdal İnönü ile ilgili gazetede okuduğum bir olayı anlatayım son olarak. Biliyorsunuz kendisi fizik profesörü ve satranca da ilgi duyarmış, ne düzeyde bilmiyorum. Bakanlık yaparken Gürcistan Devlet Başkanı önemli bir konuda görüşme yapmak üzere ülkemize geliyor. (Konuyu hatırlamıyorum, ziyaret eden de devlet başkanı yerine dış işleri bakanı da olabilir). Karşılama töreninde söz nasılsa satranca gelmiş ve Gürcü devlet büyüğü Erdal beyin satranca ilgi duyduğunu öğrenince görüşmeleri bırakıp hemen oynamayı teklif etmiş. Erdal bey de gülerek karşılık vermiş. Oynayıp oynamadıklarını bilmiyoruz.
Ara
Cevapla
#5
Değerli Dostlarım,
Atatürk Satranç Oynardı !!
Sakarya Meydan Muharebesi esnasında İsmet İnönü'nün elinde British Chess Magazine ile savaş çadırında oynanan partilere baktığı bizzat kendisinin Milliyet Gazetesinde yaptığı açıklamalarında mevcuttur.
Atatürk'ün en yakın tanığı manevi kızı Ülkü Adatepe'dir. Ülkü Adatepe Zübeyde Hanımın manevi kızı Vasfiye Hanım'ın kızıdır. Vasfiye Hanım'ın Atatürk Orman Çiftliği İstasyon Şefi Tahsin Çukurluoğlu ile bizzat evlendirende Atatürk'ün kendisidir. Ülkü Hanım ile çeşitli ortamlarda bir araya geldik ve bu konu üzerinde sohbetlerimiz oldu. Şu an bende muhafaza altında bulunan takım Tahsin Çukurluoğlu'nun bizzat kendi eli ile Çanakkkale savaşından esinlenerek şimşirden yaptığı ve Atatürk'e hediye ettiği takımdır. Ülkü hanım pek çok defalar bu takımla Atatürk'ün silah arkadaşları ile satranç oynadığını beyan etmiştir. Bunu en son evvelki sene İstanbul Kültür Üniversitesi 10 Kasım Atatürk'ü anma toplantısında herkesin huzurunda dile getirmiştir. Bu takım ile birlikte çektirdiğimiz fotoğrafıda imzalayarak bana hediye etmiştir. Daha önce 2004 yılında da açmış olduğum satranç konulu sergide yine Atatürk'ün ve babası tahsin Çukurluoğlu'nun fotoğraflarının arkasına bu takımın anısına şeklinde imzalayarak vermiştir.
Bu satranç takımını Eski TSF başkanlarımız Orhan Günsav, Mübin Moysan, Muzaffer Özsoy, Jirayr Çakır ve Nevzat Süer zaten bilmekte idiler. Vasfiye Hanım'ın Cevizlideki komşusu ve Tahsin Çukurluoğlu'nun yakın arkadaşı ressam ve eski satranççlarımızdanı Selahattin Aşkan'a bu takım aile tarafından bundan sonra muhafaza edilmesi için verilmiştir. Ülkemizin ilk satranç okulu olan Satranç Geliştirme Merkezi'ni 1982 yılında Kadıköy'de açarak yepyeni bir dönemin başlamasına neden olduğum nedeniyle tüm bu eski TSF Başkanlarımızın ve pek çok SGM'de bulunan değerli satranççıların huzurunda törenle bu satranç takımı bundan sonra muhafaza edilmesi için şahsıma armağan edilmiştir. BU takım 1988 yılında Süleymaniye Kütüphanesinde, 2002 yılında Cemal Reşit Rey Konser salonunda, 2004 Işık Sergi Salonunda 2005 Mimar Sinan Üniversitesinde düzenlediğim satranç konulu sergilerdesunulmuş ve 2005-2007 yılları arasında da ülkemizin Kadıköyde yine tarafımdan açılan ilk satranç müzesinde sergilenmiştir. Halen İstanbul Türk satranç Kulubünün satranç takımı, İSD'nin kurucusu Ahmet Tevfik Yücesoy'un satranç takımı, Son Rus Çarı II: Nikolai'nin ilk sovyet Büyük Ustası Chigroin'in anısına yaptırıp ailesine armağan ettiği satranç takımı ve daha pek çok emanetler tarafımdan muhafaza edilmektedir. Yakında yayınlanacak olan "Türk ve Dünya Satranç Tarihi" Ansiklopedisinde bunları daha genişve detaylı biçimde görebileceksiniz.
Sevgi ve saygılarımla
H. Sertaç DALKIRAN
hsdalkiran
Cevapla
#6
Değerli Dostlarım,
Küçük bir not eklemek istiyorum. TSF'nin yayınladığı kitaplar içinde TBMM de Atatürk'ün oynadığı söylenen satranç takımının sergilendiğinin fotoğrafını gördüm. Bu konu ile ilgili bilgiye daha önce hiç ulaşmadım. Bununla ilgili bilgisi olanlar bu takımın oraya ne şekilde geldiğini ve nasıl bir kaynağın bulunduğunu açıklayabilirlerse çok sevinirim.
Sevgi ve saygılarımla
H. Sertaç DALKIRAN
hsdalkiran
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi