Murat Akdağ ile Röportaj-Birinci Bölüm
#1
Merhabalar,

Sayın Murat Akdağ ile yaptığımız bana göre oldukça eğlenceli geçen röportajın ilk bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ana başlıkları da şöyle sıralayayım,

-2004 TSF Seçimleri ve 2008 Seçimleri arasındaki farklar ve ortak noktalar neler?
-Sayın Yazıcı yönetiminde TSF’nin dünü, bugünü, yarını
-Sayın Asbaşkan Kuvay Sanlı ve Sayın Yazıcı ittifakının sonunda Sayın Akdağ neler görüyor?
-2000 ve 2012 İstanbul Olimpiyatları hakkında…
-TSF Forum’un kapatılmasından sonra olanlar, olacaklar..


Keyif almanız dileğiyle..


İbrahim Ethem AY:

Merhabalar Sayın Akdağ.Röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.Röportajımızı okuyanlara kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?Doktor olduğunuzu biliyoruz, yazışmalı satranç konusunda ülkemizde en iyi isimlerden birisiniz.Bize başka neler söyleyebilirsiniz?Mesela satranca ne zaman ve ne vesile ile başladınız?

Murat AKDAĞ:

1968 Malatya doğumluyum. Genel Cerrahi Uzmanıyım. Kendime ait Cerrahi Tıp Merkezimde özel olarak çalışmaktayım. Satranca 12 yaşında Kahraman Olgaç'ın o zamanlar TRT' de (1980 lerde) yayınlanan programlarını ve kitaplarını inceleyerek başladım. İlk ciddi olarak incelediğim kitap Cabaplanca'nın "Satrancın esasları" adlı kitabı olmuştur. Bursa'da Tıp Fakültesinde okuduğum dönemlerde 1986,1987 ve 1989'da 3 defa Bursa il birincisi oldum. Maalesef il birinciği kontenjanından katıldığım Türkiye Birinciliklerinde başarısız sonuçlar aldım.

1991'den beri İstanbul'da yaşıyorum. 1992'de İstanbul Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği aslında şu an geleneksel hale gelen İstanbul Satranç Festivalinin ilki niteliğinde sayılabilecek oldukça geniş uluslararası katılımlı turnuvada 8-12.dereceleri paylaşmıştım (5.5/7 p.)Bu turnuvada en büyük başarım benden bir önceki turda o zaman Türkiye şampiyonu olan Hakan Han'ı yenen 2310 ELO'lu Yugoslav IM Suat Hadçiç'i yenmem olmuştu. En son yanılmıyorsam 2006 yılında katıldığım İstanbul Satranç Festivalinde aynı zamanda bir dönem liglerimizde de oynayan 2410 ELO'lu Gürcü WGM Melia Salome ile berabere kalma başarısı gösterdim.Bundan başka bir kaç defa İstanbul Birincliği seçmelerinde dereceye girdim.Bazı önemli oyunculara karşı galibiyetler elde ettim. Türkiye İş Bankası Satranç Liginde bir dönem Antalya’dan bir kulübe, özellikle oyuncu kadrosunun oluşmasına yardımcı oldum. Bir sezonda o takımda kaptanlık ve oyunculuk yaptım.

Yazışmalı Satrançla 5 yıldan beri uğraşıyorum. En son yapılan Türkiye birinciliğinde Fatih Atakişi,Halil Özmen,Aydın Satıcı,Kıvanç Haznedaroğlu,Umut Atakişi, Tolga Göze gibi oyuncuların arasından birincilik elde ettim (Halen devam etmekte olan maçlardaki son durumlara göre kesin gibi). Ayrıca Dünya kupasında finale yükselmem hemen hemen kesinleşti. 7.Asya-Afrika Şampiyonasında eş puanlı birincilik elde ettim. Şu an ICCF ELO'm 2480. Sanırım yılbaşından sonra 2500'ü geçecek. Yazışmalı satrançta şu an en büyük hedefim Tansel Turgut'tan sonra GM normu olan 2.Türk oyuncu olmak!

İEA:

Biz sizi biraz da kapatılan TSF Forumdaki eski yazılarınızdan tanıyoruz.Özellikle Sayın Başkan ile pek çok konuda ters düştüğünüz aşikar.Ben sizin yazılarınızın pek çoğunu okudum ve genel olarak size hak veriyorum.Eğriye eğri, doğruya doğru demekten çekinmiyorsunuz.Bize biraz da 2004 seçimlerindeki çalışmalarınızdan ve Sayın Başkan ile karşı karşıya geldiğiniz veya uzlaştığınız konulardan, yazılardan söz eder misiniz?

MA:

2004 seçimleri benim hayatımda duyduğum en büyük pişmanlıklardan biri olmuştur. O dönemlerde Cem Pekün,Sertaç Dalkıran,Bülent Pekand, Kuvay Sanlı,Ateş Ülker,Enis Bilyap gibi satranç camiasının tanınmış isimlerinin yer aldığı bir ekipten gruba katılmak için Sertaç Dalkıran vasıtası ile teklif aldım. Seçim süreci içerisinde Cem Pekün'ün evinde yapılan toplantılarla seçim çalışmaları yürütüldü. Bu arada Sertaç Dalkıran bazı problemleri nedeni ile grup dışında kaldı. Gruba en son katılan Kuvay ve benim son derece yoğun çalışmalarımız oldu. Seçimlerde alınan 30 kadar oy tamamen ikimizin katkıları ile oldu diyebilirim.Çünkü grubumuzda hiç bir delege yoktu.10 kadar oy alamayacağımız söyleniyordu.Bence şu an TSF içerisinde Kuvay Sanlı'nın olması büyük bir şans. Son derece dinamik, çalışkan ve gayretli bir kişiliği vardı. Bu süreç içerisinde doğru yönlendirilir ve bir problem yaşamazsa uzun vadede verimli çalışmalar yapabilir. Diyalogdan yana son derece prezantabl ve çok sevdiğim bir insan.

Seçim çalışmaları esnasında tanıdığım pek çok kimse bizim grubun yönetimsel açıdan yetersiz kalacağını bana örneklerle anlatmaya çalıştı. Açıkcası grupta ismini saydığım kişilerle o dönemde tanışma olanağım olmuştu. Gerek seçim süreci gerekse seçim sonrası yaşadığım bazı tecrübeler bazı konularda beni uyaran arkadaşlarımızı haklı çıkardı.

O dönemlerde forum ortamlarında dile getirdiğim görüşlerden dolayı Sn.Yazıcı ile karşı karşıya geldik. Sadece doğru olduğuna inandığım fikirlerimi ifade ettim. Bugün gelinen noktada sevsek de sevmesek de Sn.Yazıcı yeniden başkan. Herkesin kabul ettiği satranç adına olumlu çalışmaları oldu. Yönetimsel anlamda nerdeyse rakipsiz oldu. Bu süreç içerisinde satranç camiası liderlik özellikleri taşıyacak 2. bir aday üretemedi.Sanırım Cengiz Keleş ve Suat Atalık'ın Ozan Çakır adına seçimden çekilmesi bunun bir göstergesi oldu. Bugün Ali Nihat'ı eleştiren insanlar bile yine yönetimsel açıdan başka bir alternatif üretemediler. Bu konuda son sözüm şu : Ali Nihat Yazıcı'yı şahsen yeterince tanımıyorum. Bende kişilik olarak bıraktığı izlenim olumsuz. Ama satranç adına açıkcası son gelişmelerden sonra oldukça başarılı ve neredeyse alternatifsiz olduğunu düşünüyorum.

İEA:

Kendisinden aldığım izne dayanarak Kuvay Abi dediğim Sayın Kuvay Sanlı, bence de ülkemizde satrancın yaygınlaşması açısından mevcut yönetimde bulunması itibariyle bizler için çok önemli bir şans.Kulakları çınlasın kendisi hakkında kötü düşünen birine de pek rastlamadım zaten.Ben Tam Zamanı ekibinin de aldığı yetmiş oyu sizinkine benzetiyorum, zira sitelerinde duyurdukları 15 kişilik ilk ekipten yanılmıyorsam sadece ikisi delegeydi.Mesela başkan adayı Sayın Veli Ozan Çakır(yine kendisinin izniyle Veli Abi diyorum) dahi delege değildi.Bizlere 2004 seçimlerinin atmosferi ile şu son seçimin genel kurulu arasında ne gibi farklar gördüğünüzü söyleyebilir misiniz?Bir seçimi yerinde, diğerini canlı olarak izlediğinizi biliyoruz.

[url=http://www.postimage.org/image.php?v=gx1IPyd0][/url]
Resimde Sayın Kuvay Sanlı ile Sayın Akdağ yıldırım partisindeler!

MA:

Hem 2004 hem de 2008'deki seçimlerde genel kurul salonunda Sn.Yazıcı'yı seçimi kazanmak adına rakiplerine oranla hitabet açısından daha çoşkulu ve salona hakim bir şekilde gördüğümü belirtmek istiyorum. 2008 seçimleri 2004 seçimlerine göre daha geniş bir satrançsever kitlesi tarafından takip edildi. Forum ortamlarında görüş bildirenlerin sayısı daha fazla oldu. Her iki ekip de daha hazırlıklıydı. 2004 seçimlerinde Ali Nihat'ın karşısındaki adaylar daha zayıf kaldı. 90-70'lik sonuç aslında iktidar için de önemli bir uyarı . Ama süreç içerisinde muhalefetin nasıl bir tutum izleyeceği belirsiz. Çoğu kere maalesef birliktelikler de dağılıp gidiyor. TSF formunun kapatılması mevcut iktidarın devamlılığına olumlu etki yapar.TSF forumunda belirtilen yazıların bile muhalefete oy kazandırdığına inanıyorum. İlginç bir iddia ortaya atıyorum. TSF forum seçimlerden çok önce kapatılsaydı, Sn. Yazıcı çok daha fazla oy alabilirdi.

İEA:

Ben de bu konuda size aynen katılıyorum.Fakat itiraz edeceğim tek bir nokta olacak, satranç severler forum kapatıldı diye görüş bildirecekleri ortak bir ortam daha yaratamazlar mı?Bence Sayın Başkan forumu kapatarak kendisine karşı olan insanlara çok önemli bir yol daha açmış oldu!Yeni bir forum, yeni bir yapılanma olursa sizce ne olur?Yöneticilerinin tarafsız olduğu bir forumda bana kalırsa satranç adına daha çok yol kat edilebilir.Ayrıca 2004 seçimlerine katıldığınız için neden bu kadar pişmansınız?Neden bu seçimde aktif değildiniz?Biraz daha açar mısınız konuyu?

MA:

2004 seçimlerinde ciddi bir efor sarfetmiştim. Bir çok insanla o dönemde tanışma imkanına sahip oldum. Güzel dostluklar oldu. Gerçekten satranç adına birşeyler yapabilme heyecanı taşıyordum.Seçim sonuçları açıklandığında ciddi bir travma geçirdim.Üzücü olmakla beraber benim için güçlü bir deneyim olmuştu. Adayımız Cem Pekün son derece nazik, yıllarını satranca vermiş değerli bir büyüğümüzdü. O dönem, seçim süreci başlayınca, Cem beyin TSF yönetimi açısından yeterli olup olamayacağı endişesi taşımaya başladım. En sonunda bu konuda yetersiz olduğunu gördüm. Ama yola çıkmıştık bir kere.. Cem Beyin satranca katkısı bence ufak çaplı organizasyonlar, veteran turnuvalarında ülkemizi temsil etme, onur kurulu gibi Sayın Yazıcı'nın şu anda zaten doğrusunu yaptığı faaliyet şeklinde olmalıydı. Zaten 2004 seçimleri hemen sonrasında Sayın Yazıcı bu konuda bir adım atarak, Cem beyi Ankara'ya çağırıp özellikle turnuva organizasyonları konusunda (İstanbul,Adana festivalleri gibi) kendisine tekliflerde bulunmuştur. Bazı durumlarda Yazıcı'nın benden çok daha iyi tespitler yaptığına şahit oldum.

Gelelim bu seçimlere... Türk satrancının 2008'de geldiği durum nedeniyle tamamen profesyonel bir yönetime ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.Yani yönetimle uğraşanların başka bir mesleği olmayacak sadece satrançla yatıp kalkacak. Yapılanma açısından Sn. Yazıcı oldukça başarılı. Ayrıca profesyonel yöneticilerin mutlaka bir maaş almaları gerektiğine, en azından "huzur hakkı" adı altında yasal olarak bir ücretlendirme yapılmasınının doğruluğuna inanıyorum. Mevcut Türk satrancını geldiği konum itibariyle amatör kanun anlayışı ile yönetemezsiniz. Bu işle uğraşan insanlar para kazanmalı. Bu insanlara "ben amatörüm. Maaş almıyorum" dedirtip harcırah ödmeleri üzerinden cambazlık yapmalarını engelleyecek profesyonel düzenlemeler getirmelisiniz. Artık kimse bu devirde cebinden para harcayarak amatör bir ruhla,satranç aşkıyla hizmet yapıldığı hikayelerine inanmıyor.Ben bu tarif ettiğim yönetici tipine uymuyorum. Benim bir mesleğim ve kurduğum iş düzenim bu sayede ekmek yiyen toplam 70 civarında çalışanım var. Bir an bunları bırakıp satranç aşkıyla hizmet etmek istiyorum dersem, kendime yalan söylemiş olurum.

Ben satrancı kendi adıma 2 şekilde rasyonalize ettim.
1- Yazışmalı Satrançta dünyanın sayılı oyuncuları arasına girmek. Fırsat bulursam (oldukça zor) masa başı turnuvada oynamak.
2- Zaman zaman satrançla ilgili çeşitli fikirlerimi satrançseverlerle paylaşmak.Beni mutlu eden sadece bunlar..Foruma gelince sevgili dostum Kuvay Sanlı'nın TSF forumda belirttiği görüşlerine katılıyorum. Son dönemlerde forumda ciddi bir kontrolsüzlük başladı. Belki farkında olmadan bir çok kişi bu foruma zarar verdi.Bu da sanırım Sn.Yazıcı'ya yaradı.Şu an itibariyle bu konuda en etkin olacak formun Özgür Satranç Formu olacağını düşünüyorum. Bu da ancak forum moderatörlerinin ciddi bir uğraşısı ile olur. Kirlenmeden nezih bir ortam yaratmak gerçekten çok zor.

Selim Gürcan'ın böyle bir forum yapılanmasına gireceğini zannetmiyorum.Çünkü TSF forumunun kapatılması gibi bir fikir sanırım ilk önce Selim'den çıkmıştı. Doğal olarak Selim de kendi forum ortamında sıkıntı yaşamak istemeyecektir. Şu anki haliyle daha eğitimsel fikirlerin tartışıldığı bir forum ortamı mevcut. Satranç okulu için en uygun olanıda bu. Ciddi bir muhalefet ve değişik tarzlarda görüş belirtmek isteyen bir sürü yazarın varlığı moderatörlere ciddi bir iş yükü oluşturacaktır.
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi