'Satranç Yok!' Gm Suat Atalık'ın Mükemmel Analizi.
#1
.

[size=24][color=red]Satranç Yok![/color][/size]


Kasım ayı FIDE reyting listesi yayımlandı. Bize oyuncular ve ülkeleri arasında güç kıyaslaması yaptıracak reyting listesinde 2800 üzeri üç oyuncu görmekteyiz: GM Anand (2804), GM Carlsen (2802), GM Aronian (2801). Türk satranççılara gelince listenin en üstünde 2616 reyting puanıyla GM Suat Atalık geliyor. 1987 yılından beri yani 23 senedir Türkiye’nin en kuvvetli oyuncusu olma konumum, TC vatandaşlığı hatta oturma izni olmayan Sovyet asıllı Belçikalı GM Gureviç’in ülkemiz adına oynatılmasıyla zaman zaman el değiştirir olmuştu. Nitekim bu kez listede ikinci sırada 2613 reytingle Gureviç’i görüyoruz. Üçüncü sırada önce 2500 barajının üzerine çıkıp sonra ünvanı alan GM Barış Esen’i 2533 reytingle yer almakta. Bu oyuncuları 2483 reytingle GM Emre Can ve 2476 reytingli IM Mustafa yılmaz izlemekteler. Altıncı sırada IM Ekaterina Atalık 2444 reytingle yer alıyor.

Burada şunu belirtmek lazım ki Türk vatandaşı olan ve Türkiye’de yaşayan IM Atalık’ın durumu ülkeyle hiçbir ilgisi bulunmayan GM Gureviç’in durumuyla karıştırılmasın. Buna rağmen GM Gureviç’e örneğin NATO Şampiyonası’na katılacak ordu takımı teslim ediliyor. GM Kıvanç Haznedaroğlu 2439 ve IM Mert Erdoğdu 2417 reytingle bu isimleri izlemekteler. Listede dikkat çeken hadise bir istisna hariç yeni kurallar ve Scheveningen norm turnuvalardan yararlanarak büyük usta unvanını yakalayan oyuncuların tekrar 2500 bareminin altına düşmesi.

Bayanlara gelince, dünyada sadece iki oyuncunun 2600 barajı üzerinde olduğunu görmekteyiz. 1988’den sonra bir kez daha bu kategoride yarışmayan GM Judit Poglar 2686 reytingle genel kategoride de dünyanın en iyi oyuncularından biri olma özelliğine sahipken GM Humpy Koneru da 2600 reytingle ikinci sırada yer almakta. Oyuncularımıza gelince WGM Ekaterina Atalık yukarıda belirtildiği gibi 180 reyting puanı farkıyla 2444 ile birinci sırada. İkinci WIM Kübra Öztürk 2264, üçüncü WIM Zehra Topel 2231, dördünü WIM Betül Cemre Yıldız 2225 reytingle onu izleyen bayan uluslar arası ustalar. Aralık ayında Hatay’da yapılacak Dünya Bayanlar Şampiyonası’nda FIDE’nin organizatör ülke TSF’nin önerisi üzerine kontenjandan katılma hakkını dünyanın ilk 50’sindeki satranççısı yerine WIM Öztürk ve WIM Yıldız’a vermesi ortada dönen oyunları en güzel şekilde ispat ediyor. Satrançta destek ve seçim keyfi kriterlere bağlı olmayıp, unvan ve güce bağlı olduğundan ne yapılırsa yapılsın yukarıda ismi geçen Türk oyunculardan sadece üçü satrançtan hayatını kazanabilecek nitelikte, diğerleriyse sadece himaye altında kariyerlerini devam ettirebilen uluslar arası niteliği olmayan isimler.

Peki, yukarıdaki tablonun nedeni nedir? TSF adeta satranççı değil idareci için kurulmuş antidemokratik bir yapıya sahip. Genel kurulda kulüp delegelerinin çoğu satrançtan bihaberken bir de işin içine il spor müdürlerinin oyları katılınca ortaya güdümlü bir seçim çıkmakta. Buradan seçilen yine konuyla ilgisi mahdut yönetim kurulu hizmet için değil kurumu elde tutmak için oluşturulduğundan verdikleri kararlar kendilerine dönük olmakta. Şu andaki yürütme kuruluna seçilmiş olan 5 kişinin satrançla hiçbir alakası olmamasına rağmen iktidar partisine yakın çevrelerden alınmış olması niyeti açıklıyor. Son senelerde her genel kurul öncesi kulüplere, bu kişiler ve mensubu oldukları çevreler tarafından telefonlar açılıp baskı yapılıyor hatta delegeler değiştiriliyor. Mali kongrede yazıcı federasyonu üyeleri ibra turlarına çıkıyor, hem de mali tablo yani bilanço olmadan. Zaten federasyon tarafından mali destek gören kulüplere vaat üzerinden yürüyen çarpık sistem ve federasyonun tasarruflarına en güzel örnek olimpiyat harcırahları: 15 günlük şampiyonada yöneticilere yaklaşık 1500, memurlara 600, ulusal takım oyuncularınaysa 250 Avro verilmekte.

Satranç oynamayı koşula bağlamaya çalışan, kuralları hiçe sayan, desteği sporcunun satranç gücünden kendilerine yakınlığına çeken sistemi kuranlar bir de utanmadan denetlendiklerini iddia etmekte. Denetimi yapan müfettişler konu ve hatta spordan uzak olup öğrenmeye niyetli olunca birkaç sene süren komik araştırmalar neticeye bile bağlanmıyor. Konuyla ilgisi olmayan idareci, hayatında satranç oynamamış hakem, hatta satranç bilmeyen antrenörler hep aynı istikameti gösteriyor. Satranç Yok!

[color=brown]GM Suat Atalık Cumhuriyet-Pazar 14.11.2010[/color]


----------------------------------------------------------------------------------------

Sayın Atalık'ın, günümüz Türkiye'sinde içine düştüğümüz acıklı durumu analiz eden mükemmel yazısını; , da okudum.

Sürekli takipcisi olduğum ve sadece bu pazar günü gazete almaya zaman ayıramadığım için okuyamadığım Sayın Atalık'ın köşe yazısını, duyarlı çalışmaları ve başarılı yöneticileri İzmir'in övünç kaynağı olan [color=orange]9 Eylül Satranç Gençlik Ve Spor Kulübü'nün[/color] web sayfasında görünce, sizlerle paylaşmaya karar verdim. Bu uzun bayram tatilinde şapkayı önümüze koyup tekrar tekrar düşünmek için bir ev ödevi de Sayın Atalık'tan gelmiş oldu.

Not: web sayfası satranç ile ilgili bir çok web sayfası ile kıyaslandığında; önemli farklılar sergileyen ' Yaşam ve Satranç budur ' dedirten güzel bir yapıya sahip. Tavsiye ederim.

Saygılarımla.

Hüseyin Gümüştekin.
Ara
Cevapla
#2
.

Uzun Bayram Tatilinde Okuma Önerilerim..


adresinde ülkemiz satrancı adına büyük önem taşıdığını düşündüğüm 76 ayrı röportaj, yorum ve yazı var.
Ülkemiz satrancının geleceği konusunda sorumluluk hisseden kişiler olarak, yakın tarihe ışık tutan bu röportaj, yorum ve cevaplar dizinine göz atılmasının, forumda yayımlanan son tartışmaların sağlıklı bir zemine oturmasına ve Tsf web sayfasında hayretle seyrettiğimiz manipülasyon çabasına açıklık getireceğini düşünüyorum.

Sayın Atalık ' Satranç Yok! ' başlıklı makalesinin tamamlayıcı ön bilgilerini içerdiği için röportajı yapan web sayfası yöneticilerine teşekkür ederek ilk yazının altına alıntı yapmayı uygun gördüm.

Saygılarımla.





[color=red][size=24]Atalık: Türk Satrancı ve Kendi Hakkında[/size][/color]

(Bu alıntı: sayfasıda 9-Temmuz-2006 tarihinde yayınlanmıştır.)


Mar del Plata Turnuvasını tek başına kazandığınız için sizi tebrik ediyoruz. Turnuva genel olarak sizin için nasıl geçti?
Arjantin Şampiyonu IM Labollita ,Arjantin Gençler Şampiyonu FM Lafuente ve GM Slipak ve GM Panno'yla aynı turnuvada oynamak güzeldi. Mar del Plata da bir doğa harikası.

Dünyada pek çok değişik ligde oynadığınızı biliyoruz. Son olarak da takımınız Romanya'da birinci oldu. Orada nasıl bir performans gösterdiniz?
2405 ortalamada 6/7 Romanya liginde bu performans dışında takımın da şampiyon olması önemliydi.

Son turnuvalarınızdan toplam ne kadar rating kazandınız?
35 civarinda.

Kazandığınız ratinglerle sanırım 2600 ratingi geçeceksiniz. Kendinize satrançta neyi hedef olarak görüyorsunuz? 2600'ü geçmek sizin için önemli bir hedef mi?
Benim hayattaki hedefim hep daha iyi satranç oynamaktı, bu olay hedefteki bölümlerden biri ana hedef değil.

Oyunculuğunuzun yanı sıra sekundant ve antrenör olarak da pek çok top üst düzey oyuncuyla çalışma imkanı buldunuz. Ortak çalışmalar yaptığınız veya sekundantlığını yaptığınız belli başlı oyuncular kimler?
GM Adorjan,GM Yermolinsky,GM Nikolic,GM Van Wely,GM Morozevich,GM Stefanova ve bir çok başka Büyükusta.

Bu oyuncular arasında en beğendiğiniz oyuncu kim ve hangi özelliği yüzünden beğeniyorsunuz?
Yermolinsky, kaabiliyet ve oyunsonu bilgisi açısından.

Kasparov ile tanıştınız mı?
Gary'yle uzun süredir tanışıyoruz ama ancak kısıtlı imkanlarda görüşebiliyoruz. Önemli bir liaisonum yok.

Herkesin merak ettiği bir soru sormak istiyorum. Atalık niye Türkiye adına yarışmıyor?
İlk olarak Türkiye'de bilim sanat ve spora önem verilmiyor.Toplum futbol,magazin haberleri ve ne olursa olsun para kazanmak gibi yalanci degerler tarafindan yönlendiriliyor. Business adam kazıklama politika ise yalan söyleme halini almış durumda. Türk insanını erdem ve değerleri yok. Bana gore son 20 yılda bu topraklarda yaşayan Türkler 1920'lerde yaşayan Türklerin devamı değil. Satranç da bundan nasibini aldı. Benim Bosna adına oynamamın asıl sebebi, ne olursa olsun TSF adına oynamamak. 1988-1999 arasi fevkalade ahlaksız satranç idarecilerinin ağız kokusunu çektim. Defalarca disiplin kuruluna gonderildim Satrançla ilgisi olmayan bu insanlarla muhatap olmamak için 1999 senesinde kan bağım dolayısıyla da en fakir federasyonlardan biri olan Bosna adına yarışmaya başladım. 5 senedir de bu böyle gidiyor. Gayet memnunum yalnız zaman zaman TSF'deki iktidar ve muhalefetin reklam amacı altında adımı kullanması Türkiye'deki adalet sisteminin iyi ve hızlı çalışmamasıyla da birleşince canımı sıkıyor.

Bosna adına yarışırken Bosna Hersek vatandaşı olmanız gerekiyor muydu?
Hayır bu yüzde yüz zorunlu değil. Bosna Hersek vatandaşı olmadım. Bu biraz evvel bahsettiğim mihraklar tarafindan uydurulmuş bir yalandır. Turkiye de uluslararasi anlamda satrancla teknik acidan ilgili sayilabilecek baska insan yasamiyor buna bir nebze de mecburlar.

Türkiye'deki satranç gelişmelerini değerlendirir misiniz? Türkiye'den bir büyükusta daha ne zaman çıkar?
Türkiye'de satrançla ilgili bir gelişme yok. Zaten benim oynadığım donemleri çıkartırsanız oyuncular gene aynı. Üst seviye 2300 ile 2380 arası sıralanıyor. Önemli gelişmeler Türkiye Bulgaristan maçı, Independence day turnuvası, Soylu ve Şendur'un şaibeli ünvanlari. Daha fazla uluslararası turnuva yapılıyor ama üst seviye oyucunlar çok zayıf. Milli takım neticeleri de yüz kızartıcı. Avrupa ekipler Şampiyonasında sondan ikincilik ve Olimpiyat 80'inciliği normalde Ankara'daki ofisi kapattırmalı.

Satrançta başarı olmadığını söylüyorsunuz ama yaş gruplarında ilk kez Avrupa üçüncülüğü elde ettik. Bu sizin gözünüzde önemli değil mi?
Önemsiz ve sevimsiz bir kriter. Yaş grupları turnuvaları yuksek katılım olduğu için organizatör ülke ya da kuruluşların rakamlarla oynayıp cebe para atması için organize edilen turnuvalar. 5-10 yaşında dünya şampiyonu olan cok Türk var. Kaya Çilingiroğlu bunlara güzel bir örnek. Yas gruplarinin degişmez şampiyonu, Türk de yapılmaya çalışılan Pervane İsmailova nerede bana birisi soyleyebilir mi? Adnan Şendur'u da Dünya Küçükler dokuzuncusu olduğu için ciddi satranççı statüsüne alalım o zaman. 20 yaş altındaki neticeler hiç bir şey ifade etmez. Bu çocukların zaten yarıdan fazlası satrancı bırakır. Dünya 20 yaş alti yani juniorlar 3.sünü Türkiye çıkarabilirse o zaman başarıdan bahsederiz. Görüldüğü gibi ülkemizdeki gelişmeleri yakinen takip ediyorum. Başka soru var mı gelişmeler hakkında?

Suat Atalık nasıl büyükusta oldu?
Suat Atalık çalışarak ve kimseden yardım almayarak büyükusta oldu. Yıllardiır Türkiye'deki bir kısım satranç iktidarsıziı kişilerin federasyon üyelerine yaranması ve medet ummasıyla benim kimseden yardım almamam ve taviz vermemem birleşince ortaya önemli bir conflict çıktı.

Zaman zaman Atalık Türk satrancına ne verdi ne vermedi tartışmasına bazen tanık oluyoruz. Siz bu konuda ne söylemek istersiniz?
Türk satrancı kavramını ben yarattım. Benden evvel ve sonra uluslararası arenada Türk ismi duyulmuyor. Büyükustasi olmayan, ciddi bir open ya da GM turnuvasi kazanamayacak derecede zayıf, yeteneksiz tembel oyuncuların olduğu bir yerde satranç var denemez. Benim yarıitığım ya da kazandığım turnuvalar Türk adıyla associer ediliyordu. Şimdi ise Bosna adına ediliyor. Satrancın Türkiye'deki ben gittikten sonraki durumuysa, Suat Soylu'nun Independence day turnuvasi, Adnan Şendur'un aslında olmayan Moskova ve 2 kişinin çekildiği First Saturday Turnuvasi, Olimpiyat takımını tersden dizmek gibi Can Arduman'in büyük başarıları üstüne kurulu. Az kalsin üçer dörder normla IM olmayi 2290 ratingle bekleyen iki dehayı unutuyordum.

Can Arduman'ın takımın tersten dizilmesiyle ne tür bir alakası var? Türkiye'nin yıllardır satrançta ciddi bir gelişme gösterememesinin nedenlerinden biri de "Koyunun olmadiği yerde keciye Abdurrahman Çelebi derler" misali kulenin zirvesini sözde tutmus oyuncular. Bunlarin en önemlisi de "Ben milli takımı düşünüyorum" deyip, renk ayarlamasi sonunda da Ispanya'daki Avrupa Şampiyonası sonrası bu yeni haliyle bile milli takımın 1.masasını kaplayamayacağını anlayan Can Arduman. Leon' daki Avrupa Şampiyonası'nda yedide bir yaptıktan sonra eleştirilere tahammül edemeyen Arduman Bled'de adeta takımı şahsi başarısı için tersden dizdirtti. 1997 yılında hem oyuncu hem federasyon üyesiyken Suat Atalık oynarsa biz oynamayız diyen Can Arduman Ali ipek Suat Suat Soylu üçlüsü yıllardır satrançla ilgili her şeyi burada kontrol etmeye çalışıyor.

Ama yanılmıyorsam Arduman'ın sitesinde muallak da olsa bu dizilime karşı bazı ifadeler var .
1998 Elista olimpiyatında yemek masasında rengin ne önemi var deyip Turhan Yılmaz'ı yedinci kez siyah oynatması gibi bir açiklama web sitesindeki.

Büyükusta turnuvaları kazanmak şüphesiz kolay bir iş değil. Bununla beraber satrancın yaygınlaştırılmasının sizce bir önemi yok mu? Bu yaygınşma üst düzey satrancı olumlu biçimde etkilemez mi? Sizin gibi bir oyuncu uzun yılarda yetişti. Biraz aceleci davranmıyor musunuz?
Satranci senelerdir birileri yaygınlaştırıyor. Liseler, üniversiteler, cocuklar, geri zekalilar özürlüler ve hapishane turnuvalari var. Bilmem kaç tane lisansli oyuncu antrenör, monitör ve aklıma şu an gelmeyen bir çok faaliyet ve organizatör var. Lakin profesyonel bir kadro yok. Her zaman koninin tepesi önemlidir, bu insanların bir şeyler başarıp örnek alabilecekleri bir model yok. Ben senelerdir bu işin içinde en üst düzeyde yer alıyorum aceleci olmadığım gibi söylediklerim düşündüklerime ya da ortadaki panoromaya göre oldukça iyimser. Eskiden satranctan para kazanamiyoruz denirdi şimdi en alakasız adamlar bile ders milyoneri. Antrenör yok denirdi. Bir sürü kişi geldi. Turnuva yok denirdi. Avrupa'da en çok turnuva organize edilen ülkelerden biri Türkiye. Oyuncuların artık hiçbir mazereti yok. 45 yaşındaki Turhan Yılmaz bile computer aldi Açmayi ve film izlemeyi öğrendi ama Chessbase'i çalıştıramadı.

Öyleyse bu noktada suçu önemli bir oranda oyunculara yüklüyorsunuz. Peki sizce federasyon bu konuda ne yapabilir?
Galiba anlatamıyorum yapılacak ya da yapılamayacak bir şey yok. Böyle Federasyona böyle oyuncular. Böyle topluma böyle sporcular. Herkes hak ettigi derecede başarı alır. Bu insanların eğitim ve kültür düzeyi ne ki ne bekliyor.

Federasyona yönlendirilen eleştirilere ne diyorsunuz? Oyuncular genelde hallerinden memnun. Kendileri ile muhatab olan bir federasyon bulunduğunu düşünüyorlar ve eskisi gibi ceza yağdıran bir federasyon da yok (Organizatörlük yönü ön plana çıktığı için Sertaç Dalkıran'ın disiplin kuruluna gönderilmiş olduğu unutulmuş gözüküyor, Satranç Okulu).
Bu eleştirileri yapan insanların durumuna göz atmak lazım. Ortada olumsuz giden bir şeyler varsa iki tür insan sınıfı bunları eleştirir. Bir hakikaten doğru işlerin yapılmasını isteyenler. İkinci sınıf da "Ben oraya geçeyim, ben bu işten yanlışlar yaparak menfaat kazanayım" diyenler. Eline verilen 8 milyarlik vakfı hiçbir şey yapmadan bu hale getiren Cem Pekün ve Kuşadası Kahramanı Sertaç Dalkıran bu ikinci sınıfa girenlerden. Zaten yaptiklari saçma sapan eleştirilerle Ali Nihat'in durumunu daha da kuvvetlendiriyorlar. Şu anda da bana göre Ali Nihat'in bir alternatifi yok. Muhatab bulmaya gelince hala federasyon memurları TSF yerine ev telefonunu açar gibi alo diyerek cevap veriyor. Yabancı lisanı doğru dürüst konuşacak insan yok. Her şey tek adama endekslenmiş. O da işine gelen şeylere giriyor Fatih Atakişi'nin Avrupa Correspondence Şampiyonluğu'nun ust merciilere ödül yönetmeliğine sokulmasi için iletilmesini bu işten bir karı olmadığı için görevinin sorumluluklarını hiçe sayarak yapmıyor. Bundan iyi ceza mı var?

Son olarak Satranç Okulu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Güzel takip ediyorum. En önemli Türk satranç yayını.

Röportaj için teşekkür ediyoruz.



------------------------------------------------------------------------------------------------------

Not: Web sayfası yöneticileri burada isimleri geçen kişiler ve olaylar hakkında ki yorumlara da, gelen cevapları () büyük bir özen ve titizlik ile yayımlayarak yer vermiş. Bu değerli cevapları da okumanızı dilerim.

Hüseyin Gümüştekin
Ara
Cevapla
#3
.




Genel Kültür Sadece Çok Kitap Okumakla Edinilmiyor!!!!


Sayın Murat Kul:

2008 Seçimli Genel Kurulunda yaptığınız son konuşmanızda Tsf de ki odanızdaki kitaplarınızdan ve kütüphanenizin zenginliğinden bağıra çağıra bahsettiğiniz konuşmanızı, --Ne alaka?; ---Bu da nereden çıktı şimdi?? diye birbirimizin yüzüne şaşkınlık ile bakarak izlemiş ve istemeyerek dinlemiştik.

İşgal ettiğiniz koltuk dolayısı ile ve sebebi açıkca belirgin bir amaç ile size tahsis edilmiş olan köşenizde (pas verici köşeyi de atlamayalım) son günlerde, şıracı-bozacı muhabbetini aratmayacak bir iştah ile sürekli olarak Sayın Kuvay Sanlı'ya saldırıyor ve neredeyse onu düşünüp, onun hakkında yazarak yatıyor ve yine onun ile kalkıyorsunuz.

Kendisi hiçbir yerde hiç bir şekilde yazı yazmıyor ve kamusal alanda( !! ) konuşmuyor olmasına rağmen.

Yaşanan durum Sayın Suat ATALIK'ın ''Satranç Yok.!'' başlığı ile yazdığı yazıda anlatılan durumun; kurulan satranç deneyleri laboratuvarında canlı yapılan deneyi gibi.

Satranç Kamu oyunda Sayın Kuvay Sanlı'yı özne yapan onu referans veren, onu kriter değer alan ne bir yazı, ne de bir tek satır var.

Bence:
Satranç Kamu Oyu'nun geçmişte sevip saydığı, yürekli ve bilgili bir satranç neferi olarak saygı duyduğu; Sayın Kuvay Sanlı, sizlerin yanında yer alıp, ezilen ve sömürülen '' Ülkemiz Satranç Varlığı'nı '' karşı cephesine alınca; önce ''GÖNÜLLER'DEN'' sonrada muhalif cephedeki yoklama çizelgesinden uzun süredir silinmiş görünüyor.

Cervantes'in ''Don Kişot'' isimli muhteşem klasik eserini okumamış olmama ihtimaliniz yok! Bu yüzden ''olay-yaşanan dönem-simgesel anlatımın yorumu-kişileştirmelerin çözümlemesi'' gibi detaylara girmeden size; ''--Lütfen uyanın.! Don Kişot'u da ona inanıyormuş gibi yapıp kandırdığınızı sanıyorsunuz. Ve onun halüsinasyon hedefi yel değirmenine birlikte saldırıyorsunuz. Fakat aslında 'O' da sizin onu memnun etmek için bunları yaptığınızı biliyor diyorum.

Hadi o çaresizlikten sanal bir dünya kurup, hayalinde estirdiği satranç fırtınası ile sağa savruluyor ve satranç çevresinde sağlıklı olarak tanınan hevesli biriside onun rüzgarına güvenip yelken açmış diyelim. Yaşanan bu süreci ve fırtınanın nemli soğunun kemiklerimizi sızlatan açısını uzun süre unutamayacağız zaten. Bari siz basiretli bir profesyonel yönetici gibi davranıp olaya son noktanın acısız bir şekilde konulmasını sağlayın. Lütfen.!

Bu arada boş durmamak için illaki birine saldırmak bir şeyler söylemek gerekiyorsa Sayın Alpaslan'ın size hitaben yazdığı yazıdaki başlığa vereceğiniz ezici cevabı merak ile bekliyoruz. Müptedi'yi savunmanın ağır bir cezası yok mu?
Ara
Cevapla
#4
.


[size=24][color=red]Mali Kongre[/color][/size]


Geçen hafta ulusal ve uluslararası basında yeralan bir haber Türkiye'yi sarstı. TSF yönetiminin, 2008 yıında 2012 yılında yapılacak satranç olimpiyatını İstanbul'a kazandırmak için ülkemiz lehinde oy kullanacak bazı FIDE delegelerinin, seçimin yapıldığı Dresden kentindeki konaklamalarını, buraya ulaşımlarını ve hatta yemek masraflarını karşılamak için karar alıp üstelik 178.000 TL civarındabir para harcamış olduğu, Denetleme Kurulu raporunda belirtilmişti. Haliyle aleni rüşvet vakası New York Times başta olmak üzere birçok gazete ve internetteki bloglarda yayımlandı. Kısa bir süre sonra TSF başkanı Ali Nihat Yazıcı'nın bu kez 2010 Avrupa Satranç Birliği başkanlık seçimlerinde adayken Bosna-Hersek Satranç Federasyonun'nun desteğini alabilmek için 25.000 Avro'luk yardım yaptırdığı bu kez sadece uluslararası medyada yazıldı.

27 Kasım tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen TSF olağan mali kongresinde söz alan Yazıcı, Dresden'de harcanan paranın rüşvet olmadığını ama olimpiyat gibi bir organizasyonu alabilmek için her şeyi yapacağını açıkladı. Bosna Hersek federasyonunun borçlarının kapatılmasına gelince paranın adını açıklamayacağı Bosna'da kayıtlı olmayan ama Avrupa'da Boşnaklarca kurulmuş bir firma tarafından kendi vasıtasıyla gönderdiğini belirtti. Daha sonrada Yazıcı, eski yönetim kurulu üyesi kulüp delegesi Kuvay Sanlı'nın yaptuklarını anlatmak ihtiyacı hissedince bu kez 2008 TSF seçimlerinde söz konusu şahsın 5-6 kulübe mali yardımda bulunduğunu ve seçim kazanıldıktan sonra yapmış olduğu harcamanın yeni TSF yönetimi tarafından Sanlı'ya verildiğini açıkladı ve olayı e-posta yazışmalarıyla ispatladı!

139 mevcut delegeyle başlayan kongrede, yazıcı'nın adayı aslen avukat olan Yunus Bahadır kongreyi yönetecek olan divan başkanlığına seçildikten sonra ibranın kapalı oy kullanımını suretiyle yapılması önerisini oylamadan reddetti ve kaldırılan ellerin sayılması metoduyla yapılan açık oylamada Yazıcı federasyonun 67-52'lik bir sonuçla ibra ettiğini açıkladı.

Hafta içinde Dresden'de TSF'ye Budva şehriyle rakip olan Karadağ Cumhuriyeti'nin spor bakanlığı rüşvet iddalarını soruşturan bir notayı Gençlik ve Spor Bakanlığı'na göndermiş, GSGM dışişleri dairesi de konunun hemen soruşturulacağını belirtmişti. Erzurum'da Gençlik ve Spor genel Müdürü Yunus Akgül'ün başkanlığında yapılan il müdürleri toplantısına gelen Yazıcı'ya kongrede tam 15 devlet oyu çıktı.

Ahlak değerleri sosyal normlar üzerinden belirlenir. Tüm bu yukarıda belirttiğim olaylar önce TSF ve Başkanı Yazıcı'nın, sonra GSGM'nin ve Başkanı Akgül'ün daha sonra milletimizin bugün neyi rüşvet olarak görüp neyi görmediğini açıklamaktadır.

Kongrede yönetimi ibra edilen Yazıcı'nın 24.01.2010 tarihli bu kez GSGM Teftiş Kurulu denetim raporuyla, şahsi kredi kartıyla federasyon adına yaptığı harcamalardan elde ettiği para ve mil puanlarını yine federasyona intikal ettirmediğini, usulsüz çekilen ve banka kredisiyle alınan ve kendisi ile asbaşkanına tahsis edilen araç suretiyle federasyonu ödenen faiz ve vergiler dolayısıyla zarara uğrattığı, aşırı business class uçuşları yine kongrede ortaya çıktı.

GSGM bu konularda da yazıcıyı cezalandırmak yerine kararı kongrenin iradesine bırakınca Yazıcı aklanmış oldu.

Kongre'de satranç var mıydı?

4 yıl maaş verip de delege listelerinin verilmesinden tam 2 gün önce ilişiliği kesilip oy hakkı kazandırılan ulusal takımlar menajeri FM Özgür Solakoğlu benimle yeni büyük Türk ustaları arasında zaman içinde yaş ve reytinge bağlı bir kıyaslama yapan çalışmasını kongreye sundu. Ben de burada GM Esen'le olan skorumu +1,=2,-0, GM Can'la +2,=0,-0, GM Haznederoğlu'yla +1,=3,-0 olduğunu yani taplam 9 oyunda Yazıcı'nın ustalarının tek bir galibiyet bile alamazken 4 oyun kaybettiğini belirtirsem benzeri bir hataya düşmüş olurum.

Şimdi bu oyunlardan iki konum:



5-Aralık-2010 Cumhuriyet Gazetesi, Pazar eki GM Suat Atalık'ın Satranç başlıklı köşe yazısı.
---------------------------

Diyagramları teknik sorunu çözünce ekleyeceğim. Üzgünüm. (A.A.)
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#5
.



[size=24][color=red]Sürpriz[/color][/size]

Dünya bayanlar satranç birinciliği Antakya'da başladı. Sakın bundan nasıl haberim nasıl olmaz demeyin, yine bu yıl Bursa'da yapılan Dünya Takımlar Şampiyonası da Türk basınında yerini bulmadı.

64 oyuncunun yer alması gereken, dünya şampiyonunun 60.000 Amerikan Doları alacağı ve toplam 450.000 Amerikan Doları ödül verilecek şampiyonayı bir ülke neden üstlenir? Hemen akla gelecek bir kaç husus, ya dünya şampiyonluğuna aday çok kuvvetli bir oyuncunuz vardır, ya da şampiyonayı kazanamasa bile ses getirecek biri, ya ülkenize satranç sporunu popüler hale getirmek için basında bu olaya ilgi çektirirsiniz ya da turnuvanın oynandığı yerde bayan satrancını teşvik edebileceğiniz bir bayan oyuncu kitlesi vardır.

Antakya'da 2010 saydığımız bu koşullara hiç uymayan bir organizasyon. FIDE bünyesinde TSF'den başka kimsenin üstlenmek istemediği bu organizasyonda ilgi çekici bir nokta da itiraz komitesi üyesi olarak TSF Başkanı Yazıcı'nın ve diğer bir FIDE yönetim kurulu üyesi Kutin 'in 3000'er ABD Doları, komite başkanı IM Makropulos'un 7000 ABD Doları alması gerektiği.

Oyunculara gelince turnuvada tam 2 Türk satranççısının yarışması sizi yine şaşıtmasın. Bu turnuvada oynamaya hak kazandıracak son şampiyona olan Riyeka'da yapılan Avrupa Bireysel Şampiyonası'nda WIM Yıldız 118. ve WIM Öztürk 82. olmuşlardı. FİDE başkanının 2 adet kontenjan hakkını ikisini birden kendi ülkelerinde 200 reyting fazla emsali olmasına rağmen, aslında daha önceki etaplarda varlık göstermeden elenmiş bu sporcular için kullanması da bu sütunu devamlı okuyorsanız sizi şaşırtmayacaktır.

Ama şimdi sizi şaşırtacak bir haber geliyor:

Son Avrupa bayanlar şampiyonu İsveçli GM Pia Cramling'i WIM Yıldız 1,5-0,5'lik skorla eledi.Nasıl mı? Bakınız diyagram da ki konum:

<iframe style="float:right;"width="300" height="380" scrolling="no" src="/pgnviewer/ltpgnboard.html?SetPgnMoveText=1. e4 c5 2. c3 Nf6 3. e5 Nd5 4. d4 cxd4 5. cxd4 d6 6. Nf3 Nc6 7. Bc4 Nb6 8. Bb3 d5 9. Nh4 e6 10. Nf3 Be7 11. O-O Bd7 12. Nc3 a6 13. a3 Rc8 14. Bc2 Na7 15. Bd3 Nc4 16. Ne2 Bb5 17. Ng3 h5 18. Ne2 Na5 19. Bxb5+ Nxb5 20. Qd3 Qb6 21. Re1 Nc4 22. Qb3 Na7 23. Qa2 Rc7 24. Rb1 Qa5 25. Rd1 Qb5 26. Nc3 Qd7 27. Qb3 b5 28. Bg5 O-O 29. Bxe7 Qxe7 30. Ne2 f6 31. exf6 Qxf6 32. Qd3 Nc6 33. Rf1 h4 34. Nd2 Rcf7 35. Nb3 e5 36. f3 e4 37. Qc3 exf3 38. Rxf3 Qg6 39. Rbf1 h3 40. Ng3 hxg2 41. Kxg2 Rxf3 42. Rxf3 Re8 43. Nc1 a5 44. b4 axb4 45. axb4 Qg4 46. Rd3 Qg5 47. Nb3 Re2+ 48. Kg1 Rb2 49. Qe1 Qg6 50. Kh1 Nxb4 51. Rf3 Rb1 52. Nc1 Nd6 53. Rb3 Rxb3 54. Nxb3 Nd3 55. Qe3 Ne4 56. Nd2 Ndf2+ 57. Kg2 Ng4 58. Qd3 Qh6 59. Ndxe4 dxe4 60. Qxe4 Qxh2+ 61. Kf3 Nf6 62. Qe6+ Kh7 63. Qf5+ Kh8 64. Qxb5 Qd2 65. Qb8+ Kh7 66. Qe5 Qd1+ 67. Kg2 Qd2+ 68. Kf3 Qd1+ 69. Kg2 Qd2+ 1/2-1/2&MoveForward=99" > </iframe>

1. e4 c5 2. c3 Nf6 3. e5 Nd5 4. d4 cxd4 5. cxd4 d6 6. Nf3 Nc6
7. Bc4 Nb6 8. Bb3 d5 9. Nh4 e6 10. Nf3 Be7 11. O-O Bd7 12. Nc3
a6 13. a3 Rc8 14. Bc2 Na7 15. Bd3 Nc4 16. Ne2 Bb5 17. Ng3 h5
18. Ne2 Na5 19. Bxb5+ Nxb5 20. Qd3 Qb6 21. Re1 Nc4 22. Qb3 Na7
23. Qa2 Rc7 24. Rb1 Qa5 25. Rd1 Qb5 26. Nc3 Qd7 27. Qb3 b5
28. Bg5 O-O 29. Bxe7 Qxe7 30. Ne2 f6 31. exf6 Qxf6 32. Qd3 Nc6
33. Rf1 h4 34. Nd2 Rcf7 35. Nb3 e5 36. f3 e4 37. Qc3 exf3
38. Rxf3 Qg6 39. Rbf1 h3 40. Ng3 hxg2 41. Kxg2 Rxf3 42. Rxf3
Re8 43. Nc1 a5 44. b4 axb4 45. axb4 Qg4 46. Rd3 Qg5 47. Nb3
Re2+ 48. Kg1 Rb2 49. Qe1 Qg6 50. Kh1 Nxb4 51. Rf3 Rb1 52. Nc1
Nd6 53. Rb3 Rxb3 54. Nxb3 Nd3 55. Qe3 Ne4 56. Nd2 Ndf2+
57. Kg2 Ng4 58. Qd3 Qh6 59. Ndxe4 dxe4 60. Qxe4 Qxh2+ 61. Kf3
Nf6 62. Qe6+ Kh7 63. Qf5+ Kh8 64. Qxb5 Qd2 65. Qb8+ Kh7
66. Qe5 Qd1+ 67. Kg2 Qd2+ 68. Kf3 Qd1+ 69. Kg2 Qd2+ 1/2-1/2

İlk oyundaki WIM Yıldız - GM Cramling mücadelesinde oyuna hakim olan siyahlar yukarıdaki konumda 52...Ad6? oynadılar ve oyun çeşitli maceralardan sonra berabere bitti. 52...Aa2! 53. Af5 Kc1 54. Ae4 Şh7 55. Kh3 Vh6! bence en kolay kazançtı.

Peki ikinci oyunda ne oldu?

GM Cramling (2526) - WIM Yıldız (2225), Antakya 2010 Reti Açılışı
<iframe style="float:right;"width="300" height="380" scrolling="no" src="/pgnviewer/ltpgnboard.html?SetPgnMoveText=1. Nf3 d5 2. c4 dxc4 3. Qa4+ Nc6 4. e3 Bd7 5. Bxc4 e6 6. Qc2 Na5 7. Be2 c5 8. b3 Nf6 9. Bb2 Be7 10. O-O Rc8 11. d3 O-O 12. Nbd2 b6 13. Rac1 Nc6 14. Qb1 Ne8 15. a3 Bf6 16. b4 cxb4 17. axb4 Nd6 18. Bxf6 Qxf6 19. d4 Qe7 20. Qb2 Rb8 21. b5 Na5 22. Qb4 Bc8 23. Ne5 Bb7 24. e4 Rbc8 25. Nec4 Naxc4 26. Nxc4 Rfd8 27. Nxd6 Rxd6 28. Rxc8+ Bxc8 29. Rc1 Bb7 30. f3 Qd7 31. Rd1 Qc7 32. Qa3 Rd8 33. Qc1 Qd6 34. Qd2 Qc7 35. Qc1 Qe7 36. Qa1 Qc7 37. Rc1 Qd7 38. Rd1 Qc7 39. Rc1 Qd7 0-1&MoveForward=79" > </iframe>
1. Af3 d5 2. c4 dc4 3. Va4 Ac6 4. e3 Fd7 5. Fc4 e6 6. Vc2 Aa5 7. Fe2 c5 8. b3 Af6 9. Fb2 Fe7 10. 0-0 Kc8 11. d3 0-0 12. Abd2 b6 13. Kac1 Ac6 14. Vb1 Ae8 15. a3 Ff6 16. b4 cb4 17. ab4 Ad6 18. Ff6 Vf6 19. d4 Ve7 20. Vb2 Kb8 21. b5 Aa5 22. Vb4 Fc8 23. Ae5 Fb7 24. e4 Kbc8 25. Aec4 Ac4 26. Ac4 Kfd8 27. Ad6 Kd6 28. Kc8 Fc8 29. Ka1 Fb7?
(Bazen oyunlar yanlış giriliyor; a7 erini veren bu hamlenin yerine 29...Vd8 30. Kd1 Fb7 31. f3 Vc7 32. Va3 Kd8 oyuna benzeyen tek mantıklı seneryo.) 30. f3? Vd7? (Bu hamle yerine tek hamle 30...Vd8) 31. Kd1 (31. Ka7 Kd4 32. Kb7! kaçabilecek çinsten değil! Bir kez daha 29. hamledeki alternatifin oyunun gerçek devamı olması gerektiği sinyali geliyor.) Vc7 32. Va3 Kd8 33. Vc1!? Vd6 (Ama bu hamleler mantıklı. Zira 33...Vc1 34. Kc1 Kd7 (34...Kd4? 35. Kc7 yüznden d4 eri tabu.) oynanabilir.) 34. Vd2 Vc7 35. Vc1 Ve7 36. Va1 Vc7 37. Vc1 Vd7 38. Vd2 Vc7 39. Vc1 Vd7 . Beyazların bayrağı düştü. 0-1

35 senelik satranç kariyerimde buna benzer sonuçlar ve yazımın başındaki olaylar beni artık şaşırtmıyor. Son genel kurulda gerçekten 40 yıla yakın süredir satrancın içinde olan IM Arduman haricindeki aynı süredir bu camiada olduğunu ya da en azından satranççı olduğunu iddia edenler beni gerçekten şaşırtmıştı. Aynı zamanda bu mini maçın neticesinde başarısını Türk satrancına atfeden WIM Betül Cemre Yıldız da beni şaşırttı.

FİDE Bayanlar Grant-Prix'si ve Antakya'daki mevcudiyetinin sebebi, 2008 TSF seçimlerinde İzmir deki kulübü adına pratikte 2 oy sahibi olan ve 2010 Mali Kongresi'nde ilginç hayat hikayelerini anlatan babası Hüseyin Yıldız'dan bence bu vasıtayla muhakkak söz etmeliydi.


12-Aralık-2010 Cumhuriyet Gazetesi, Pazar eki GM Suat Atalık'ın Satranç başlıklı köşesin de ki yazısı.

-------------------------------------------------------------------------------------

-----------------------------------------------------------------------------------

Değerli forum okurları;

Sayın Ali Nihat Yazıcı, yukarıda sizlerin bilgisine sunduğum yazıya atfen ''M.G.Kurul Yanıtlar'' başlıklı 15-12-2010 tarihli Tsf web sayfasında ki yazısında bakın neler söylüyor. (Yaptığım alıntı yukarıda sunduğum köşe yazısı ile ilgili olan ve adı geçen yazının son bölümünü oluşturan paragraflar.)

Sayın Suat Atalık'ın yazısını inceledikten sonra aşağıda bir bölümünü alıntıladığım uzun yazıyı dikkatlice incelemenizi dilerim. Yazının nerede ise tamamı bu forum başlığına konu olan köşe yazılarına ve Sayın Suat Atalık'ın Mali Genel Kurul konuşmasına yönelik eleştiri ve cevaba ayrılmış.



İnanılır gibi değil.
Efendim grandprix kurallarını bozmuşuz. FIDE Women Grandprix'de karısı oynamalıymış, neden biz Betül'ü oynatmışız.
Yani... Dâhimiz bunu oğluna anlatsın (3 yaşında Allah bağışlasın, anneli babalı büyütsün) belki o inanır.
FIDE Women Grandprix'de organizatörler istedikleri sporcuyu aday olarak gösteriyorlar. Hatta bunun genel kurulda örneğini de verdim. Şili organizatörleri, bırakın aynı şehirden bir aday göstermeyi, Ekvator'dan Marta Fierro'yu aday gösterdiler.
Bulutlarda curling!
Bir başka eleştiri hem eleştiri hem hakaret. Dâhimiz diyor ki, FIDE ve Devlet, Ali Nihat YAZICI'yı tutuyor. Tutmak zorunda!
Dâhimize göre, bizim düzenlediğimiz turnuvalar kimsenin düzenlemek istemediği turnuvalar. Bizden başka düzenleyen de yok. Biz saçma sapan bedellerle bu turnuvaları düzenliyormuşuz, böylece, FIDE çok mutlu oluyormuş, anlaşılan o ki, FIDE Başkanı sevgili dostum Kirsan da benden vazgeçemiyormuş. Hani benden vazgeçerse bir daha o turnuvaları düzenlemem, FIDE batar. Zaten FIDE, bizden önce bataktı ya. Bizim sayemizde düze çıktı.
Yani gülsem mi ağlasam mı, ne ayıp değil mi?
Ben şöyle söyleyebilirim. 2007 Dünya Yaş Grupları, 2009 Dünya Yaş Grupları, 2007 Avrupa Kulüpler Şampiyonası, 2004 Avrupa Yaş Grupları Şampiyonası, 2010 Dünya Kadınlar Şampiyonası, 2009 Dünya Takımlar Şampiyonası, vesaire, vesaire...
Merak eden gider, FIDE toplantı tutanaklarından kaç aday varmış diye bakar. Merak eden 2007, 2010 gelir gider tablomuza bakar, ne yapmışız ne etmişiz görür. Ama bunlar normal insanların anlayacağı, takdir edeceği şeyler, dâhilere küçük gelir tabii!
Suat Atalık bize çok hakaret etti, aşağıladı, ama Mali Genel Kurulda Türkiye'ye zavallı demesi, ülkemizi, FIDE'yi aşağılaması affedilecek şeyler değil.
FIDE bizi neden tutuyor, Devlet neden arkamızda? Çok net bir şekilde olağanüstü iyiyiz de ondan. Hiç aklınıza gelmiyor mu bu? Hiç göremiyor musunuz farkı? Sanki on yıl önce başka bir ülkedeydiniz hepiniz! Bunlar nasıl hakaretler böyle? Nasıl bir sporculuk ahlakı bu? Nasıl bir satranç sporcususunuz siz?
En kötü saldırılardan biri ise, 12 Aralık 2010 tarihinde Cumhuriyetin Pazar ilavesinde yazdığı yazı. Hep söyledim, herkese söyledim, benle uğraşın ama, sporcularıma dokunmayın, bunun hesabını sorarız, sporcularımızı kimseye yedirtmeyiz...
Hukuk önünde görüşürüz.
Herkese sevgilerimi sunuyorum.
Mali Genel Kurula ilişkin yazılarım uzun bir süre devam edecek?. Hoşça kalın.

...



-------------------------------------------------------------------------------------
Ara
Cevapla
#6
Atalık demişki:
"Şu andaki yürütme kuruluna seçilmiş olan 5 kişinin satrançla hiçbir alakası olmamasına rağmen iktidar partisine yakın çevrelerden alınmış olması niyeti açıklıyor. "

-Futbol federasyonu başakanıda ne futbolcluk nede hakemlik yapmış biri,

yani diğer braslardaki çoğu başkanda o sporu belki hiç yapmamıştır. Önemli

olan o sporu yapmak değilde iyi yönetmek değilmidir?

-Her hükümet kendi adamını yerleştirir bu 80 sendir böyle devam etmiş.

Yani hükümetle çatışmak satranca zarar vermekten başka neye yarar?

Mantıklı bakarsan bir 10 sene daha bu hükümet iktidarda olur. Peki iktidarın olanaklarını satranç için kullanmanın neresi kötü?

Mesela oturduğum ilin belediye başkanının ak partiden olması ilde bir çok yeni tesisin yapılmasını sağladı.

Yani mevcut hükümetle çatışan federasyonmu iyidir Atalık a göre?

Cumhuriyet gazetesinin siyasi görüşü yani CHP iktidarda olup adamlarını yerleştirseydi aynı şeyler gine söylenecekmiydi acaba?
Ara
Cevapla
#7
Sevgili Masanori Kardeşim
Tanışmasak da ilk adınla hitap etmek istedim, umarım hoşgörürsün.
Hangi savına cevap vereyim şaşırdım.

Futbol dünyada en popüler spordur, çünkü 10 dakika seyreden herkes futboldan anlar. Maçtaki oyuncuların ismini, mevkiilerini de ezbere bileni futbol uzmanı sayarlar, saymasalar da uzman gibi rahatça konuşur.
Futbolun dışına çıktıkça, daha az sayıda dışarıdan gelen insanın başkan veya yönetici olduğunu görürsün. Popüler sporların reklamı çok olduğu için, o spor dalının dışından gelen çok olur. Bizim gibi reklamı az, oynayanı çok sporlarda ise tam tersine bu oyundan zevk alanlar bu zahmetlere soyunur. Çünkü bizde zahmet çok, nimet azdır.

Şimdi bizde bir başkan çıkmış, bu federasyonu zahmetince nimetli hale getirmiş ki, satranç dışından gelenler yönetimde çoğunluğu oluşturuyor. Hatta Genel Kurulda da çoğunluktalar. Nereden anlıyoruz bunu? Satranç ve sorunlarının konuşulup Genel Kurulun uzamasına tahammülleri yok. Kürsüde konuşana küfür dahi edebiliyorlar. Yapacak daha önemli işleri var. Genel Kurulla tek ilgili tek sorumlulukları ise, oylamalarda yönetimi desteklemek.
İşte sporun siyasallaşması budur!
Bu bir spor, bu bir oyun. Okullarda dersi veriliyor, çocuklar, büyükler oynuyor. Aynı salonda kaynaşıyor. Kimse sağ kanattan, veya sadece sol kanattan taşlarla oynamıyor. Kimse kimsenin dünya görüşüne, siyasi duruşuna bakmıyor. Kimsenin oynadığı oyundan dünya görüşü, yaşam tercihleri anlaşılmıyor.

Burada iktidar yanlısı olmak veya olmamak neden önemli olsun? Satranç adına hiç bir önemi yok. Olmadığı da şuradan belli, iktidar mahfillerinden duyulmayacak yerlerde bizim başkan ne kadar koyu solcu olduğunu, hangi partili olduğunu söyler. Yanına da iktidar mahfillerinden birilerini de alır ki, seçimde faydası olsun.

Aziz Nesin'den bir dörtlük:

Her dine girerim, dindarım gayet,
Denizden aşırtan Musam olmalı
Dar yerde sıkışıp kalırsam şayet,
Göklere uçurtan İsam olmalı

Menfaatin partisi, siyasi görüşü olmaz. Satranç için bir araya gelenlerin önceliği menfaat olmaz. Bir araya gelişin öncelikli sebebi menfaat olursa, daha çok acaiplikler seyreder, farklı görüşten insanların nasıl seçimde kenetlendiklerine şahit oluruz.

Selamlarımla
Ara
Cevapla
#8
1-Senin mantığına göre;
10 dk futbol seyreden, futbolcu isimlerini ve mevkilerini bilen futbol
uzmanı oluyor.

Peki José Mourinho yada Fatih Terime neden Trilyonlarca para ödeniyor.?

Kahvede akşama kadar maç izleyip tüm futbolcu isimlerini ezbere sayan

adam senin mantığına göre "futbol uzmanıdır" , öyleyse kahvedeki

adama bir kaç milyara anlaşşınlar Mourinhoya trilyonlar ödemesinler,

Futbol uzmanı olmak bu kadar basitmi yani.

2-Ben Atalık ın "satrançla hiç alakası olmayan insanlar giriyor" lafını

mantıksız buldum. Ne yani başkanlık koltuğuna oturmuş kişilerin çok iyi

satranç bilmesimi gerekir? Başkan olan yada yönetim kurulunda olan

kişiler bizleri olimpiyatta, dünya sampiyonasında falanmı temsil edecek?

Önemli olan bu kişilerin satranç bilmesi yada "satranç dünyası" (kimleri kapsıyorsa artık) gelmesi değil hizmet yapması değilmidir?

3-Ne federasyonu nede başka bir kurumu destekliyorum. Ve de

ilglenmiyorum.

Sadece Atalıkın bu lafların mantıksız buldum.

Ara
Cevapla
#9
Aşağıdaki değerlendirmelere katılıyor ve iletiyorum.

Alıntı:Başkan’ın köşesini ve federasyonun tüm olanaklarını, hatta kişisel dizüstü bilgisayarındaki özel e-postaları dahi camianın daha “saygın”, “yüksek ahlaki değerler”e ulaşması için kullandığını, üslup ve yöntem konusundaki yaratıcılığını ibretle izlemekteyiz.

Sayın Suat Atalık’ta kendi gazete köşesinden özellikle kendisine ve eşine yapılan haksızlıklarla ilgili yazabilmekte, delege olarak bunu genel kurulda yönetime şahsen dile getirebilmektedir. Haksızlığın giderilmesi için uluslar arası kurumlara başvurabilmektedir. Kendisine yapılan haksızlığın giderilmemesi durumunda (yanlış anladıysam düzeltin lütfen) Türkiye’nin FIDE’den ihracını da istemiştir.

Kendisiyle aynı kulüp adına genel kurulda bulunan delegelerden Sayın Gökerman aynı zamanda 2008 seçimleri tam zamanı ekibi sözcüsüdür. Tüm muhalefet adına yaptığı konuşmasında teşekkürlerle bitirmeyi seçtiği maddelendirilmiş eleştirilerinde ilk maddeleri Atalık ailesinin uğradığı haksızlıklara ayırmıştır.

Biz de İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Hakkari ayırt etmeden yönetimin haksız ve yanlış uygulamalarını eleştiriyoruz ancak en temel sorunun Atalıkların sorununu çözmek olduğu gibi bir izlenim uyandıracak kadar diğer sorunları hafife alıyoruz gibi geliyor.

Oysa ülkede yazacak bir köşesi olmayan, çeşitli nedenlerle sorununu ilgililere, forum ortamlarında bile anlatamadan satrançtan uzaklaşan çok sayıda çocuk, genç, kadın var.

Bu ortamlarda yazabilen insanların kendilerini bu kadar savunan ve sevip baş tacı eden insanlar varken bu sorunlara değinmemeleri, onlarında sevgisini, takdirini kazanacak şekilde çözümler üretmemeleri bence ötekilerin aksine seviye korunuyor bile olsa muhalefet adına bir üslup ve yöntem yanlışlığıdır.

Sadece İzmir satranç ailesinin sorunu mu? Başlığında yazanlar ve yazılanlardan görülmüştür ki. İstanbul’a davulun sesi az yazılanlar boş gelmektedir. Keza 5 yıldızlı otellerde misafir olmak- olamamak konularında yazılanlar ulusal değil yöresel bir sorun gibi algılanmıştır ki. Parayı denkleştirip o otellere gittiği halde mağdur edilenler ve oraya adım bile atamayanların uğradığı haksızlıklar konusunda ne Sayın Keleş’in, ne de Sayın Atalık’ın bu sesin önemini fark ettiğine dair bir değerlendirme yazısı yoktur. O dönemde tam zamanı ekibinin programında bu konu belirtilmiş ama bu yazıları yazan hanımların kim oldukları konusunda kimse de bir merak uyanmamıştır. Bir kez bile kutlamak ya da görüşlerini almak için aranmadıklarından eminim. Bu konuda muhalefet liderleri ve ekibi de de yönetimle aynı duyarsızlığın temsilcileri olmuşlardır. İlk kez anneler sorunlara el atmıştır. Bu bir milattır.

Avrupaya, dünyaya liderlik etmeye aday bir federasyonun sitesinde sağduyu ve zerafet örneği yazıların eksikliği apaçık görünürken bir tek bayan köşe yazarı yoktur. Bu eksikliğin farkına yönetim varamamışken muhalefet varabilmiş midir?

Sorunlara duyarlı gençler ve kadınlar haklarını aramak için resmi makamlara başvurmuşlar, dernekler kurmuşlar, kendi illerinde ve ülke çapında satranç ailesi yararına bazı kazanımlar elde etmişlerdir.

İzmir’de il temsilcisi adına açılmış şahıs hesabına yatan il yaş gurupları seçmeleri ve il birincilikleri katkı payları tümüyle kaldırılmış. Türkiye yaş guruplarında turnuva otelinde zorunlu konaklamadan geri adım attırılmış, otel ücretleri ve her şey dahil konseptindeki “ticket” karşılığı bira dahil portakal suyu hariç saçmalıkları düzelme yoluna girmiştir. Ocak 2011 de Limra’da yapılacak Türkiye Küçükler Şampiyonası yönergesine baktığımızda kazanımları fark edebiliriz. Bu konularda ilk kez sesini yükselten İzmir’li hanımlara bir teşekkür borcumuz olduğunu da asla unutmamalıyız.

Sayın Atalık’ın son yazısında oyunlarını analiz ettiği Sayın Betül Cemre Yıldız’da ülkemizin ve İzmir’in gururu genç bir kızımızdır. Başarılarını elbette Türkiye’ye armağan edecektir. Onun başarısını ya da başarısızlığını haber yapanların niyeti ya da art niyeti ayrı bir konudur. Ailesinin görüşleri ve kullandığı oy apayrı bir konudur. Yönetime ve ailesinin fikirlerine karşı olunabilir. Bu konuda eleştiri yazıları elbette yazılabilir. Bunların hiçbiri Yıldız’ın bu ülkenin incitilmemesi ve özenle korunması gereken bize umut ve ilham veren nadide bir değeri olduğu gerçeğini değiştiremez.

Sayın Yıldız’ın bir zamanlar yanılmıyorsam Yunanistan’da havaalanında bırakılması ! gibi anılarında iz bırakacak şekilde yıpratılması kim tarafından yapılırsa yapılsın başta İzmir satranç gönüllülerini üzer.

Babalarının görüşlerine katılmasak bile çocuklarına yapılan haksızlıklar bizi üzer, başarıları ise bizi sevindirir.

Umarım bazı baylar, özellikle bayanların, gençler ve çocukların da TSF web sitesini ve bu forumu izlediklerini, asıl mağdur edilenler olmalarına rağmen sorunların çözümü ve ülkenin gururu için erkeklerden daha zor koşullarda çaba harcadıklarını fark ederek biraz daha dikkatli olacaklardır.

Geçmişten bugüne kadar süren haksızlıkların ve birikmiş hesapların çocuklar üzerinden ödetilmesi meşrulaştırılırsa bundan önce o çocuklar ve ülke satrancının geleceği yara alır.

Suat Atalık gibi bayanlarda Ekaterina Atalık, Kübra Öztürk, Zehra Topel, Betül Cemre Yıldız Türkiye’nin satrançta yüz aklarıdır. Ünvanları ve dünya sıralamasındaki yerleri ne olursa olsun, her biri ayrı ayrı ve “bir” ailenin sevgi ve saygıda eşit davranmamız gereken değerleridir.
Ara
Cevapla
#10
Sayın Günay Alnan

Adım geçtiği için cevap veriyorum.

Bu forumda yayınlanan söyleşimdeki ve Genel Kurulda yaptığım konuşmamdaki beyanlarıma bakılırsa, gayet net şekilde bu konuya değindiğim ve ifade ettiğim görülür.

Bizim genel yaklaşımımız sorunları önem sırasına dizip ifade etmek değildir. Bu yaklaşım mevcut yönetimin çözmesini beklemek olur ki, biz bu yönetimin böyle bir niyeti olmadığını yeterince tecrübe ettik, biliyoruz. Ülkenin imkanlarını sınırlı sayıda kişiye sunmayı, adam ayırmayı, kayırmayı, her ne olursa olsun yönetmeye devam etmeyi amaçlıyorlar. Şahsileşmiş bir yönetimin bu tür sorunları çözmeye niyeti olmaz. Bizim mücadelemiz bunadır ve sizin sorunlarınızın çözümünü de içerir.

Terör, savaş gibi derin sorunlarda bile anneler müdahil olduğunda daha sağlam çözümler elde edildiğini, yanlış adımlar atan yönetimlerin durduğunu bütün dünya biliyor. Satrançta da bir "anneler hareketi" olsa, Genel Müdürü, Bakanı 20-30 anne ziyaret etse, federasyonun kuruluş amacını, çocuk-veli sömürüsünü anlatsa, fakir ama yetenekli çocukların daha baştan elendiğini söylese... Bizim yüzlerce yazımızdan, kürsü konuşmamızdan daha etkili olur. Bunun için benim yapabileceğim bir şey varsa hazırım.

Atalıklar konusunu serinkanlılıkla ele almak gerekir. Herkes kendi derdini önemser ve baş sıralarda görür. Ancak Erşan Gökerman, ben ve başkaları bu konuyu dile getiriyorsa, yani başkasının sorununu öne alıyorsa sizin de bir durup bu konuyu anlamaya çalışmanız gerekir.

Bir spor federasyonunun kuruluş gayelerinden ikisi, o sporda ülkeyi yabancıya karşı temsil ile üst seviye sporculara sahip çıkmak ve geliştirmektir.

Ülkemizin 23 yıldır en üst seviyedeki sporcusunu ve onun eşi olsun olmasın, büyüklerde Avrupa Şampiyonu olmuş tek sporcuyu yok saymak, mahkemelik olmak, aleyhine propaganda yapmak...

Bunlar bir federasyon yöneticisi için utançtır.

Ayrıca Suat Atalık'ı yaptığı şikayet sebebiyle yadırgayanları, kınayanları da ben yadırgıyorum. Bu ülke uluslararası hukuka tabiidir. Devletimiz, federasyonumuz şikayet edilemez demek, Ali Nihat Yazıcı şikayet edilemez demektir. Kol kırılsın yen içinde kalsın demektir. Sonuçta devlet dediğimizin yaptığı tasarruflar bir veya daha fazla yöneticiye, insana ait hatalardır.

Nasıl ki işkence yapan görevliyi cezalandırmayan devlet AİHM'de ceza alıyorsa, şikayet edene hain demiyorsak buna da alışmamız lazım. Bir devlet, onun adına federasyon, onun adına da başkanı bir sporcuya terörize bir bölgeye git oyna diyorsa, o da can güvenliği sebebiyle gitmek istemiyorsa, federasyon ona ceza veriyorsa...

Başka bir sefer, sporcu kendisi kendi masrafıyla bir yere gidecekse, bu ülkede seyahat ve düşünce hürriyeti varsa, ve federasyon bu sporcudan taahhütler istiyorsa.. (sanki sokaktan birisi gelmiş ben Türkiye'yi temsil edeceğim diyor, sanki bu sporcu daha önce bir yerlere borç takıp kaçmış, birilerine söz verip tutmamış!)

Bu federasyon şikayetliktir. Bırakın gerekiyorsa FIDE'den atılsın. Spor Bakanı gereğini yapsın, federasyon başkanından hesap sorsun. Federasyonu bu duruma düşürmeyecek bir yönetim gelsin.

Saygılar
Ara
Cevapla
#11
Sayın Keleş,

Yazdığınız ortak doğrulara itirazım yok. Son paragrafınız hariç. Çünkü iç hukuk yollarını tükettiyseniz bu konuda kamuoyounu yeterince ciddiye alıp bilgilendirmediğiniz, bunu yaparken diğer sorunlara da aynı ölçüde duyarlı davranarak tüm ülkeyi kucaklamadımadığınızı düşünüyorum. Bu benim ve diğer insanların zor ulaşılır bir konumda olmalarından değil bence sizin kestirmeden sonuca gitme yönteminizden ve camiadaki tüm kesimlere ulaşamamanızdan kaynaklanıyor. Bunun için zahmetsiz ve maliyetsiz forum, mail, telefon onlarca yol var.

Biz satrancı bıraksak ta salonun bir köşsinde buralardaydık. Siz nerelerdeydiniz? Ortak bir zeminde buluşamadık. Siz belki de üç ay sonra yönetimi devirip başa geçeceksiniz. Umarım kısa zamanda camia ile daha yoğun temaslar kurarsınız. Başarılı olmanızı içtenlikle dilerim. Şunu da ifade etmeliyim ki. Bu yönetimin de sizin de başarısız olup iyice gözden düşmesi için hiç bir zaman doğru bildiğimi saklamadım. Önerilerimi de eleştirilerimi de gizlemedim. Zaman içinde bu önerilerden kullanılıp sahiplenilenler de olduğunu biliyorum. Zamanında düzeltilmiş her yanlış satranç camiası için kazançtır. Benim anlayışım budur.

Bu yönetime olan tavrım açıktır. Size de tavrım açıktır. Benim gibi düşünenlerle aynı zeminde bugüne kadar hiç birlikte olmadınız. Sanırım Halkapınar'daki gibi veliler, gönüllüler hep alt katta mihmandar, servis, lojistik ve mali destek elemanı olarak görülmeye devam edecek. Etmese sizin ve ülkenin geleceği için daha yararlı ve hayırlı olur. Bir arkadaş bir önceki veda yazımı bir daha yenisini yazmaya üşendiğim için laptoplarında aramakla meşgul. Muhalefetin bir liderlik sorunu var. Umarım bu bahara yönetim değişikliği olur. Yeni yönetimde yer almalılar diyebileceğim gençler ve hanımlar satrancın geleceği için umut olarak iyi ki varlar. Yolları açık olsun.

Bu sizin yazınızdan bir alıntı :

Atalıklar konusunu serinkanlılıkla ele almak gerekir. Herkes kendi derdini önemser ve baş sıralarda görür. Ancak Erşan Gökerman, ben ve başkaları bu konuyu dile getiriyorsa, yani başkasının sorununu öne alıyorsa sizin de bir durup bu konuyu anlamaya çalışmanız gerekir.

Yazınızda hiç Betül Cemre Yıldız ismini anmamışsınız. Yıldız ile İzmir'li olması dışında ortak bir yanımız yoktur. Sizin dediğiniz anlamda benim için "bir başkasıdır" ama çok değerlidir. Sizin de bunu anlamaya çalışmanız gerekir. İşin içine babalar ve çocuklar birlikte karışacaksa Yıldız'ın babası beni, ben de babasını her fırsatta "serinkanlılıkla" eleştirir ! birbirimize demediğimizi bırakmayız. O gider olumlu oy verebilir. Ben de bana ters gelen bir şey varsa ona verir veriştirebilirim. Ama çocuklar söz konusuysa ve yapılacak olumlu bir iş varsa o taşın altına imkanlar elverdiğince elimizi birlikte sokmuşuzdur. Bu ayrı bir konu.

Yıldız'ın İzmir'li olması onu savunmamız için tek neden sanılmasın. İl temsilcimiz de buralıdır. Görünüşte dünya görüşümüz, tuttuğumuz futbol takımı bile aynıdır ama; muhabbeti hepimizi yakarken, yönetim anlayışı bizi bir yakar ki. Yaz yaz bitmez. Satrançtan emekli olup bir sahilde balık tutma zamanı benden çok önce gelmiş de geçmektedir. Bunu anladığında onu iyi yanlarıyla anıp, bizim çocuklarımızdan esirgediğinden daha şık bir törenle, İzmir'e yakışır bir şekilde çiçeklerle bir sahil kasabasına ya da ülkesine uğurlamak her şeye karşın bize yakışandır. Bu bölüm de kitaroya yanıt olmuştur umarım.

Cevabınıza kaynak olan, benim de onayladığım (anonim) iletiden alıntı :

Bunların hiçbiri Yıldız’ın bu ülkenin incitilmemesi ve özenle korunması gereken bize umut ve ilham veren nadide bir değeri olduğu gerçeğini değiştiremez.

Suat Atalık gibi bayanlarda Ekaterina Atalık, Kübra Öztürk, Zehra Topel, Betül Cemre Yıldız Türkiye’nin satrançta yüz aklarıdır. Ünvanları ve dünya sıralamasındaki yerleri ne olursa olsun, her biri ayrı ayrı ve “bir” ailenin sevgi ve saygıda eşit davranmamız gereken değerleridir.


Konuya bir de bu pencereden bakmakta yarar var. Bence...
Ara
Cevapla
#12
16 Yaş Altı Satranç Olmpiyatı'nda ilk günlerde alınan başarılı sonuçlar
üzerine TSF sitesinde kıyamet kopmuştu:
"Sporcularımız fırtına gibi esiyor..", "Uzun yıllar herkes gençlerimizin
bu başarısını hatırlayacak..",
"Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.." ve benzeri abartılı ifadeler.
Sonraki turlarda beklenen başarı gelmeyince herşey normale döndü, taşkın ifadeler siteden kaldırıldı.
Abartılı zafer sloganları atmak bence hiç hoş olmamıştı.
Satranç ağırbaşlıdır. Satranççı ağırbaşlıdır.
Bir satranççı başarı sevincini de sade bir iç coşkuyla yaşar.
Satranççılar başarı kazanınca yerlerde takla atmazlar, forma çıkarıp tribünlere koşmazlar.
Çalıların arkasına saklanmış bir kedi gibi sinsice av zaferi beklemek,
satranççı tavrı değildir..
Benzer bir böbürlenmeyi de son yazısında TSF Başkanı yazıyor:
"Var mı bizim sponsordan büyüğü bu ülkede?"

Peki bunca abartı neden?
Foruma da yansıyan bir tartışma vardı:
Satrançla ilgisi olmayanlar Genel Kurul üyesi, YK üyesi vb. oluyorlar.

Mesele bence burada işte:
Biz aslında onlara satranç bilmiyorlar demedik,
satranççı olamadılar dedik.
Ara
Cevapla
#13
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanını örnek vermek pek doğru değildir, futbolla ilgili gelişmeleri bilmemenin ve gidişatı görememenin açık bir göstergesidir. Şimdiki başkan muhterem bir kişidir, saygıdeğer bir insandır, ne var ki tepeden inme bir yöneticidir ve bu tür yöneticilerin hepsinde olduğu gibi, sadece makamına saygı gösterilir. Liyakat için bakınız: Pele, Beckenbauer, Platini. Hem en üst düzeyde sporculuk yapmış, hem de en üst düzeylerde yöneticidirler.

Futbol dahil her spor dalında yöneticilerin sporun içinden gelmesi, amatör seviyede de olsa uğraşmış olması her zaman büyük bir avantaj, aranan bir özelliktir. Çekirdekten yetişmese bile camiada sevilen, kabul gören, hadi bunları da geçtim, camia içerisinde tanınan, ünlü biri olmalıdır. Makam atamayla değil, liyakatla alınmalıdır. İşin ideali budur. Tanınırlık, hizmet anlayışı, kıdem ve saygınlık yeterli olduktan sonra sporcu kökenli olmak, sporu yönetmek için olmazsa olmaz değildir. Peki ya bu saydığım özelliklerden biri ya da birkaçı eksikse?

"Ben yaptım, oldu." dersiniz, yine olur. Ama insanların dikkatini çeker. Bakıyorsunuz X kişisi A federasyonunda yönetim kurulu üyesi. X kişisi;
1. O sporu hiç yapmamış,
2. Hakemlik vb. uğraşılarda hiç bulunmamış,
3. O spora karşı özel bir ilgisi, çabası yok,
4. Herhangi bir organizasyon düzenlememiş,
çok daha vahim olmak üzere:
5. Camiada kendisini tanıyan-bilen yok!
Bu nasıl yöneticidir arkadaş? Kim tanır ki onu? Yöneteceksin de, kimsin sen? Önce bilelim. Bu sporla alakan ne?

X kişisi sırıtır efendim. Ne yapsanız, ne etseniz, ne deseniz sırıtır. X kişisi orada belli bir çıkar uğruna durmakta, daha doğrusu durmasına izin verilmektedir. Bu çıkar maddi olmak zorunda değil.

Bakıyorsunuz, Y ve Z kişileri A federasyonunda kurullarda delege. Kendilerini tanıyan-bilen, daha önce gören yok.
Şimdi biraz ağır konuşacağım, önceden özür dilerim.
Adam olan bilmediği bir camiada ağırbaşlı davranır.
En azından işin bilenleri konuşurken susmasını, dinlemesini bilir.
Saygıdandır bu, saygınlık kazanmaktır. Sempatik olmak sorunda değilsiniz arkadaş, antipatik olmayın yeter de artar bile.
Ama bakıyorsunuz, Y ve Z kişileri 40 yıldır camiada olan insanların bile cüret edemeyeceği bir şekilde sataşıyor, saldırıda bulunuyorlar.
Dinlemek yerine bağırarak, ses yükselterek saygısızlık yapıyorlar.

Matematik diliyle anlatmamın nedeni şu: X, Y ve Z bilinmeyenleri problemin dışına çıkmadan, kendilerine "güle güle" denmeden A federasyonundaki bazı sorunların çözümlenmesi maalesef mümkün değildir.
Ara
Cevapla
#14
.



[size=24][color=red]Şampiyona[/color] [/size]



Şampiyonlar bu günkü konumuz Bilindiği üzere TSF bu yılki Avrupa Bayanlar Şampiyonası’nın organizasyonluğunu üstlenmişti. İlk ECU başkanı Kutin zamanında yapılan sözleşmeye Gaziantep’te yapılması sabitleştirilmiş ve şehrin Avrupa bayan satrancının başkenti haline gelmesi için yapılacak bir dizi organizasyonun başlangıcının 2011 Avrupa Bayanlar Bireysel Şampiyonası olması hedeflenmişti. Ayrıca ilk kez ödüller erkekler şampiyonasıyla aynı çıkartılmıştı. 2010 yılının sonunda TSF şampiyonadan şahsi nedenlerden dolayı çekildi! Zor durumda kalan ECU ve TSF başkanlarına karşı seçim kazanan yeni başkan İM Danailov birkaç ay içinde şampiyona için Tiflis’i yer, Gürcistan’ı organizatör olarak buldu. Çiburdanidze’nin 50., Gaprindaşvili’nin 70. doğum yılı dolayısıyla anlam kazanacak şampiyonanın ilanı bile verilmemişken TSF çekildiği organizasyonun her dem kendine inat olduğunu iddia edip ödül miktarını yükseltti! FİDE yönetim kurulu ve TSF şimdi Gürcistan’da verilecek ödüllerin TSF’nin teklifinden az olursa ECU’yu mahkemeye vermekle tehdit etmekte.



Şampiyonlar uluslar için önemlidir. Birkaç yıl üst üste ödülsüz Türkiye Şampiyonaları düzenleyen TSF 2011 şampiyonası için birincilik ödülü 7.000 TL olmak üzere toplam 30.000 TL ödül ayırdığını açıkladı. Aynı zamanda unvanlı oyuncular reyting farkı gözetmeksizin ayakbastı parası alacaktı. Örneğin 2450 reytinglik ya da 2600’lük büyük usta aynı miktara layık görülmekteydi. 5–13 Şubat tarihleri arasında Kemer’de şampiyona il birinciliklerine katılıp da bitirmiş herkese de açıktı. Unvanlı oyuncular ve il birincilerine 2 ya da 3 kişilik odalarda kalış verilirken diğerlerinden ücret alınacak 10 turlu İsviçre yöntemiyle yapılan açık bir turnuva amaçlanıyordu. Turnuva öncesi yapılan ulusal takımlar kamplarıyla Yazıcı federasyonun seçme oyuncuları şampiyonaya hazırlandılar ve aynı zamanda şampiyona esnasında otelde konuşlandırılan antrenörlerden destek aldılar. Aynı zamanda norm imkanını arttırmak için kullanılan hızlandırılmış İsviçre yöntemi, norm vermesi imkansız şampiyonada kullanıldı. Şimdi 9. turdan bir oyun:

IM Mustafa Yılmaz (2477)- GM Emre Can (2483), Antalya 2011, Şah-Hint Savunması

1. Af3 Af6 2. g3 g6 3. Fg2 Fg7 4. 0-0 0-0 5. d4 d6 6. c4
(Konum 1)

Botvinik'e göre bir oyuncunun başarısını kabiliyet, sağlık, hazırlık, ve karakter belirler.
Beraberlik 0,5-0,5

Son tura 5 kişilik bir grup lider girince tek kazanan 2011 Türkiye şampiyonu oldu:

GM Emre Can (2483)- IM Burak Fırat (2392), Antalya 2011, Sicilya Alapin

1. e4 c5 2.Af3 Ac6 3. c3 Af6 4. e5 Ad5 5. d4 cd4 6.cd4 d6 7. Fc4 e6 8. 0-0 Fe7 9. Ve2 0-0 10. Kd1 Ab6?! ( 10... Aa5 11. Fd3 Ab4 şah kanadı atağında önem taşıyacak fili değişirdi.) 11. Fb3 d5 12. Ff4 Fd7 13. Ac3 Kc8 14. h4! Fh4 15. g3 Fe7 16. Şg2 f5 18. Kh1 g6?! (18... Ad4 19. Ad4 Fd4 20. Vd3 Fc3 21. Vh7 Şf7 22. Vh5 Şg8 23. bc3 Kf4 24. gf4 Vf6 ve kompanzasyon.) 19. Kad1 Ve7 20. Kh6 Kf7 21. Ve3! Aa5 22. Kdh1 Abc4 23. Ve2 b5 24. Fc2 b4 25. Ae5! Fe5 (25...Ae5 26. de5 Fg7 27. Kh7 bc3 28. Fg6 Kf4 29. gf4 ve Vh5, Kh8 fikrine çare yok.) 26. Fe5 Ae5 27. Ve5 Kg7 (27...Vf6 28. Vf6 Kf6 29. Kh7 Kcf8 30. Kh8 Şf7 31. K1h7 Şe8 32. Kf8 Kf8 33. Fg6 Şd8 34. Ae2 teknik kazançtır.) 28. Fg6!

(Konum 2)

Şans atak edenin yanında olmasına rağmen iki İzmirli oyuncunun mücadelesi 28...hg6?! 29. Vf4! terk 1-0

Takım şampiyonaları da ülkeler için önem taşır. Liglere katılan takımların kulüpleri ülkemizde TSF tarafından destek görmekte. Federasyonun kendini seçen kulüplere para çıkartması garip ama eşitlik ilkesine bağlı kalınırsa mümkün bu düzen zaman zaman oyuncu bulma ve imtiyaz verme konularındaki uygulamalarla çarpıtılıyordu. Şimdiyse Tsf Kulüp Kuvvet derecesi diye dünyada eşi benzeri görülmemiş mantık dışı bir uygulamayı getirmeye çalışıyor. Kulüplerin kuvvet dereceleri sadece yarışma öncesi ekiplerinde yer alan oyuncuların kuvvet ortalamasından ibarettir ve haliyle değişken olduğundan bir skalaya oturtulamaz.




***27-Şubat-2011 Cumhuriyet Gazetesi, Pazar ilavesinde Sayın Suat Atalık'ın yazılarını yayımladığı "SATRANÇ" başlıklı köşeden alıntı.

-----------------

Konumları pgn olarak eklemeye çalışacağım. (A.A.)
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#15
***




[size=24][color=red]Barış Esen[/color][/size]



Avrupa Bireysel Şampiyonası Fransa’nın Aix les Bains kentinde 22 Mart-2 Nisan tarihleri arasında 11 tur İsviçre sistemi üzerinden yapıldı. 8,5 puan alan 4 oyuncudan Rus GM Potkin daha iyi eşitlik bozma kriterlerine sahip olduğu için GM Voytaşek, GM Poglar ve GM Moyseyenko’nun önünde birinci ilan edildi. 5/5 ile başlayan tek oyuncu olan turnuvayı hep önde götüren Potkin’in progresif skoru birinciliğinin en önemli nedeni oldu. Turnuvada yer alan Türk oyunculardan GM Barış Esen 7,5 puan alarak 2670 reytinglik performansla 16.’lığı paylaştı.

Dünya kupasına katılma hakkı veren kıta şampiyonlarından en önemlisi olan bu turnuvadan sadece 23 oyuncu alınınca 16-44 arası dereceleri paylaşanlardan sadece sekizi hak kazanmış oldu ve 31. olan GM Esen dünya kupasına katılma hakkı alamadı. 23 oyuncudan Potkin dahil olmak üzere dördünün daha önce yüksek reyting dolayısıyla ya da önceki şampiyonlardan hakkı olduğu için GM Mak Şeyn, GM Fridman, GM Motilyov ve GM İvanişeviç'e yani 24-27 olanlara sıra gelme umudu açıldı.


Çok önemli noktalardan biri de bu şampiyonayla birlikte sınırda olanlara baraj maçları yapma hakkının kaldırmasıydı. Örneğin ben Ohrid'de yapılan 2001 Avrupa şampiyonasından o zamanki sınır olan 6,5/13 puan alanlar arasında yapılan baraj maçları neticesinde o zamanki sistemin gerektirdiği şekilde dünya şampiyonasına katılma hakkı kazanmıştım.


2400 altına kapalı, ancak bu reytinge sahip oyuncusu olmayan ülkelere az sayıda katılımcı hakkı tanıyan elit şampiyona zaman içinde herkese açık hale getirildi. Turnuva katılımcılarının bir kısmının hak kazanmaktan ziyade norm yapmaya çalışmasına, daha başka şampiyona veya kriterlerden zaten hak kazanmış olanların son turlarda ödül için rahat oynamasına sebebiyet veren formata geçildiğinde 2003 Silivri ve 2006 Kuşadası Şampiyonalarında son tur oyunlarındaki başarısızlık beni amacım olan dünya şampiyonasına bir kez daha katılmaktan alıkoydu. GM Esen ise bu turnuvanın 8. turunda GM Papayuanu ile yaptığı 13 hamlelik beraberlik ve son 3 oyunda topladığı 2,5 puanla aslında turnuva biterken potaya girmiş oldu.


Son tur siyahlarla kazandığı genç İspanyol GM Salgado Lopez’in geçen seneden bu yıl ağustos, eylül arası Rusya'nın Hantı Mansiysk kentinde yapılacak dünya kupasına katılma hakkını zaten kazanmış olduğunu, benim oynamış olduğum 13 turlu şampiyonalarda gerekli olan +2 veya +3 lük 2600 reytinglik performans civarı hak kazanma sınırının 11 turlu şampiyonalarda +4 ve 2650 reyting performansına çekildiğini belirteyim. Şimdi bana göre şampiyonada GM Esen'in oynamış olduğu en iyi oyunu inceleyelim :

GM Barış Esen (2528) - Gm Avetik Grigoryan (2608), Aix les Bains, yARI Slav Meran Varyantı

1. d4 d5 2. c4 c6 3. Af3 Af6 4. Ac3 e6 5. e3 Abd7 6. Fd3 dc4 7. Fc4 b5 8. Fd3 Fd6!? (9. e4 e5 amacıyla 6. Vc2 Fd6 Eyngorn devam yolundan esinlenerek GM Zvyagintsev'in teoriye kazandırdığı yol.) 9. 0-0 0-0 10. Vc2 Fb7 11. a3 Ve7!? 12. e4 e5 13. Ae2 Kfe8 14. Ag3 g6 15. Fg5 ed4?! Yenilik (15...a6 16. b4!? a5 sonrası beyaz şah kanadında zaman kazanmak için bu eri feda edebilir.) 16. Ad4 Kac8 17. Şh1! (Olacakların habercisi.) Fb8 18. f4 c5 (diyagram) Siyahların 15. hamlede yaptığı yenilik beyaza tematik bir feda fırsatı verdi. 19. Adf5! gf5 20. e5 Fe5 21. fe5 Ve5 22. Fb5 Fe4 23. Ae4 fe4 24. Ff6 Af6 25. Fe8 Ke8 26. Vf2 Şg7 (Siyahların kaliteye karşı e geçerinden dolayı kompanzasyonu var.) 27. Kae1 Kb8 28. Ke2 h5 29. Vf5!? Ke8 30. Kc2 Vf5 31. Kf5 Ag4 32. Ke2 Şg6 33. Kc5 f5 34. h3 Ae5 35. Şh2 h4 36. b4 Ad3 37. Kc7 Af4 38. Ke1 Kd8!? (38...e3 39. Kc3! e2 40. Kf3 Şg5 41. g3 Ag6 42. gh4 Ah4 43. Kf2 Ke3 44. Kee2 Ka3 45. Ka2 teknik bir kazançtır.) 39. Kf1 Ah5 40. Ka7 Kd2 41. Ka8 Ag3 42. Kc1!? (43. Kg8 Şf6 44. Kg3! siyahı korkutan kale fedası.) Ae2 43. Kf1

Hamle tekrarı bazen kötü durumda olan oyuncuların en çekindikleri ihtimali tahtaya geri getirebileceğinden onları hata yapmaya sevk eder. 43...Ag4 44. Kg8 Şf6 45. Kg3! hg3 46. Şg3 Ka2 47. Kb1 Ka3 48. Şf4 kazanır. 43...f4? 44. Kg8 Şf5 45. Kf8 Şg5 46. b5 Kb2 47. a4 e3 48. a5! (a geçeri oyunu bitiriyor.) Kb5 49. Ka1 Kb7 50. a6 Ka7 51. Ka5 Şg6 52. Kb8 f3 53. gf3 Ad4 54. Kb6 Şf7 55. Kb7 Şf6 56. Ka7 e2 57. Kf7!? (57. Ka1 de kazanmasına rağmen bu yol daha hoş.) Şe6 58. Ke7! Şe7 59. Ke5 Şf6 60. Ke4 terk 1-0

Bravo Esen!


***10-Nisan-2011 Cumhuriyet Gazetesi, Pazar ilavesinde Sayın Suat Atalık'ın yazılarını yayımladığı "SATRANÇ" başlıklı köşeden alıntı.
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#16
***




[size=24][color=red]ŞİFRE[/color][/size]



Malumunuz üzere günün popüler konusu şifre. Üniversite giriş sınavında soruların sadece şıklarının değil yerlerinin de değiştirildiği bir sistem, bir psikoloji mezunu olarak beni rahatsız etti. Örneğin kendine düşen kitapçıktaki ilk 10 sorunun zorluk derecesi bir adayı sınavdan soğutabilir hatta bırakmasına neden olabilirken bunların kolaylığı başka bir adayı motive edebilir.



Peki satrançta şifre var mı? İkinci Dünya Savaşı esnasında Almanların şifresini çözen ekipte Alan Turing'e yardım eden satranççılar IM Aleksandır, Golombek ve Milner-Bari'den bu yana işler çok değişti. 2010 Hantı Mansiysk Olimpiyatları'na katılan Fransa’da olan GM Marzolo’nun naklen yayımlanan oyunlar esnasında bilgisayardan aldığı hamleleri Fransa takım kaptanı GM Oşar’a SMS ile yollaması, onun da GM Feler’e nakletmesi itibarıyla oluştuğu iddia edilen suç adalet önünde. Turing’in keşfi bilgisayarın kötüye kullanılması diyebileceğimiz olayda Oşar’ın oynaması gereken hamleyi Feler’e turnuva salonunun bölümlerini satranç tahtasındaki belli karelere tekabül ettiren bir şifreleme sistemiyle veriyor olması söz konusu. Örneğin Oşar kaptana ayrılmış iskemleden kalkıp tuvalete giderse Fa1-h8 oyna demek olabilir. İşin düşündürücü tarafı cep telefonlarıyla ilgili yeterli önlem almayan FIDE ve disiplin soruşturmasını üstlenmeyip FSF’ye yapmasını tavsiye eden Etik Komite Başkanı Rivello. Suçun FIDE’ye karşı değil de FSF’ye karşı işlenmiş olarak addedilmesi ilginç.


TSF yurtdışı turnuvalara gidecek sporculardan taahhüt toplamaya devam ediyor. 31 Temmuz 2010 tarihi ile yeniden düzenlenen Disiplin Talimatnamesi sübjektif kriterlerle dolu birçok madde içermekte. Konuşma özgürlüğüne ve insan haklarına mugayir yurtdışı turnuva katılımı taahhütnamesi imzalanması zorunlu ilan edilirken eklerde bile yayımlanmayarak sabit hale getirilmemiş. Nitekim 3 turnuva katılım başvurusuna cevap bile vermeyen aynı genel sekreterin dördüncüsünde FIDE kural ve uygulamalarında olmayan yaptırımı istemesi keyfe keder uygulamanın göstergesi. TSF’nin temsilinden bahsetmişken Avrupa Birinciliği’ne gönderilen Türk oyuncularından birinin yedek subaylık sınavı yüzünden son turu oynamaması FIDE etik kurallarından 2.2.6 no.lu maddenin aleni ihlali. Çünkü eşlendirmeden çıkarılmak istemenin geçerli nedeni örneğin hastalık gibi orada oluşmalı. Dünya kupasına katılım hakkı veren turnuvadaki eşitlik bozma kriterlerini bu oyuncu ile oynamış katılımcılarda düşüren bu uygulama oyuncunun 11 tur yerine 10 tur oynayacağını önceden bilen ve ismini bildiren federasyon tarafından yapılmakta. TSF uygulamaları ve nedenleriyle ilgili şifreyi bulmayı sizlere bırakıyorum.

Tüm oyunsonları arasında en çok rastlanan kale finallerinde çoğu kez doğru fikir ve nedenini anlamak adeta şifre çözmeye benzer.


Diyagram: Beyaz... c2-g3-Kc7-Şh4 Siyah... h5- Kf5- Şe8


Son Avrupa Şampiyonası’nın 7. turundaki GM Barış Esen - GM Boyan Vuçkoviç oyunundan alınan diyagramımızda siyah 1...Kd5?? oynayarak büyükbir gaf yaptı. 1…Şf8’in gerekli olduğu konumda beyaz oyundaki hatayı telafi ettirici 2. b4? Şf8! yerine 2. Kh7! Kb5 3. Kh5 Kb2 4. Kf5! oynasaydı Şe7 5. g4 Kb8 zorunlu olacaktı. Şimdi 6. g5? Kf8! Şah finalinde opozizyonu siyaha verirken beyaz şah olası konumda g4’de olsaydı 7. g6!’nın kazanacağını unutmayalım. 6. Kf4!! Siyah şah e6’da olsaydı bu hamle sonrası 6… Şe5! Tek beraberlik yöntemi olacakken bu kez Kf8 (6... Kh8 7. Şg5 Kg8 8. Şh6 beyazın altıncı hamlesini açıklıyor.) 7.Kf8 Şf8 8. Şh5 sonrası beyaz opozisyonu alır ve kazanır.



***17-Nisan-2011 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Pazar ilavesinde Sayın Suat Atalık'ın yazılarını yayımladığı "SATRANÇ" başlıklı köşeden alıntı.
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#17
***




[color=red][size=24]Ceza[/size][/color]



2. Afrika kıtası şampiyonası Bostvana’da gerçekleştirilecek. Konuyla ilgili açıklama yapan Bostvana Satranç Federasyonu Başkanı Sitale 50.000 Pulalık yani yaklaşık 11.000 TL değerinde satranç malzemesi hibe eden TSF’ye teşekkür etti. Bu 2010 FIDE başkanlık seçimlerinde İlyumjinov’a oy vermeleri için aynı safta yer alan TSF’nin Afrika ülkelerine harcamış olduğu miktarın bugün için görünen kısmı.



GSGM ve TSF’nin yapısında idareci önemli bir yer tutmakta. Örneğin disiplin talimatını incelediğiniz zaman federasyon başkanı ve üyelerle ilgili hiçbir hüküm görmüyorsunuz. Yöneticilerin emirlerine uymamaktan tutun da, Türklüğe harekete kadar afaki ve spor dışı birçok konuda bilhassa sporculara yönelik birçok yaptırım yer almakta. 1991 yılından beri ceza alan bir tane bile federasyon üyesinin olmaması bu kişilerin dokunulmazlığını adeta tescil etmekte. Haliyle bütçenin de Bostvana örneğinde olduğu gibi politik bir mecraya harcanması yadırganmamalı.



FIDE’de durum biraz daha değişik, FIDE Etik Komitesi kanunnamesinde mevki sahibi olanlar ibaresi altında bilhassa sahtekarlık ve güven kaybına neden olacak davranışlar üzerinden federasyon üyeleri de cezaya tabi hale getirilmiş. Tabii teoride bu böyle olsa da, pratikte ceza alan FIDE yönetim kurulu üyesine rastlanmamakta. 2010 FIDE kongresinin zabıtalarını incelerken son yıllarda bir oyuncuya verilmiş en ağır ceza dikkatimi çekti : Azeri GM Şahriyar Mamedyarov 2009 yılında yapılan Aeroflot Open’da GM Kurnosov’a karşı kaybettiği parti sonrası rakibini mesnetsiz olarak bilgisayar yardımı almakla suçlayınca 9 ay FIDE turnuvalarından ihraç cezası almış ama infaz büyük bir ihtimalle önümüzdeki aday maçları göz önüne alınarak 1 yıl ertelenmiş. Ceza çok ağır gözükse de bu kez Kramnik’in eski menajeri olarak tanıdığımız Dortmund’un organizatörü Karsten Henzel’in, Almanya’nın 1 No’lu oyuncusu GM Naydiç’in GM Mamedyarov’la geçen seneki turnuvada şike yaptıkları şüphesinden dolayı bu yıl turnuvaya alınmayacağını açıklaması manidar. Her iki oyunun da az rastlanır bir biçimde siyah tarafından kazanılmış olması Naydiç’in bahis şirketlerine ikili adına para yatırdıkları iddiasının temel noktası. Söz konusu iki oyunu görüşünüze sunuyorum:



GM Naydiç (2684) – GM Mamedyarov (2761), Dortmund (1.tur) 2010, Sicilya Savunması



1.e4 c5 2. Af3 d6 3. d4 cd4 4. Ad4 Af6 5.Ac3 a6 6. Fc4 e6 7. Fb3 Abd7 8. f4 Ac5 9. 0-0 Afe4 10. Ae4 Ae4 11. f5 e5 12. Vh5 d5 13. Ke1 Fc5 14. Ke4 Fd4 15. Şh1 Vf6 16. Ke1 Ff5 17. c3 Fa7 18. Fd5 0-0 19. Kf1 Vd6 20. Kf5 Vd5 21. Ke5 Kae8 22. Ff4 Ke5 23. Ve5 Ve5 24. Fe5 f6 25. Fc7 Ke8


Diyagram:
Beyaz.. a2-b2-c3-g2-h2, Fc7, Ka1, Şh1.
Siyah... a6-b7-f6-g7-h7, Fa7, Ke8, Şg8.



İlk oyunun ilginç noktası, iyi bilinen teorik bir varyantta beyazların hemen umutsuz bir konuma düşmesi. 26. Kd1 Ke2 27. b3 Ka2 28. g3 Ka3 29. Kb1 h5 30. Fd6 Ka2 31. Ke1 Kd2 32. Fb8 Fb8 33. Ke8 Şf7 34. Kb8 Kd7 35. Şg2 Şe6 36. Şf3 Şf5 37. h3 Kd3 38. Şf2 b5 39. Kc8 h4 40. gh4 Kh3 41. Kc7 Şg6 42. Kc6 b4 43. cb4 Kh4 44. Kb6 Ke4 45. Şf3 Şf5 46. Kb7 g5 48. b5 a5 Beyaz terk eder 0-1



GM Mamedyarov (2761) - GM Naydiç (2684) Dortmund (6.tur) 2010 Meran Varyantı



1. d4 Af6 2. c4 e6 3. Af3 d5 4. Ac3 dc4 5. Va4 Abd7 6. e4 a6 7. Fc4 c6 8. Vd1 b5 9. Fd3 Fb7? 10. e5 Ad5 11. Ad5 cd5 (Bu yapının zafiyeti Najdorf-Polmar, Mayorka 1969’dan beri bilinir.) 12. Ag5 Fe7 13. h4 Vb6 14. Vg4 h6 15. Af3 g6 16. Fd2 a5 17. 0-0 b4 18. a3 Fa6 19. Fa6 Ka6 20. Kfc1 Vb7 21. h5 g5 22. Ah2 ba3 23. ba3 0-0 24. Vg3 Vb2


Diyagram:
Beyaz.. a3-d4-e5-f2-g2-h5, Ah2, Fd2, Ka1-Kc1, Vg3, Şg1.
Siyah... a5-d5-e6-f7-g5-h6, Ad7, Fe7, Ka6-Kf8, Vb2, Şg8.



Beyazın ana fikri Ah2-g4 olduğu için 25. Fe3 oynanmalı. Bu noktadan itibaren ilginç gelişmeler gözüküyor. 25. Af3 Kb6 26. Fc3 Vb5 27. a4 Va6 28. Fd2 Şh7 29. Kc7 Kb7 30. Kac1 Kc7 31. Kc7 Kd8 32. Ah2? (g5’e taş feda edebilirdi.) Ve2 33. Fa5 Vd1 34. Af1 Va4 35. Vc3 Ka8 36. Kd7?? Ve beyaz terk eder 0-1



Tarihte bu tarz aranjmanların en komiğinin 1971 yılında Bükreş’te yapılan Romanya-Bulgaristan dostluk maçı öncesi Rumen GM Georgiyu’nun 1. masada Bulgar GM Tringov’a maçı daha ilginç hale getirmek babında ilk oyunu kendinin alacağı 1-1 beraberlik önerisi olduğunu belirteyim. Sonuç mu? Georgiyu 2- Tringov 0!



***24-Nisan-2011 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Pazar ilavesinde Sayın Suat Atalık'ın yazılarını yayımladığı "SATRANÇ" başlıklı köşeden alıntı.
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#18
***




[color=violet][size=24]Anneler günü[/size][/color]




Anneler gününde dünya kadın satrancında neler oluyor bir göz atacağız. İlk haberimiz Türkiye’den: TSF yönetim kurulu dünya bayan satrancının önde gelen isimleri Alman Peyts, Ermeni Mıkırçiyan Gürcü Cagnidze ve Lomineyşvili ile Ukraynalı Muziçuk kardeşleri TSF disiplin kuruluna sevk etti. Yukarıda sayılan isimlerin suç ve kabahatine gelince, 2010 yılının sonunda Antakya’da yapılan Dünya Bayanlar Şampiyonası’nın organizasyonu eleştirenler arasında olmaları. Eleştirinin içine sokulduğu suç unsuru da yayın yoluyla hakaret! Sporcuların ortak noktaları Türkiye liglerinde oynamak, dolayısıyla aynı açık eleştiri mektubunu yayınlayan 18 isimden sadece 6’sı bu muameleye maruz kalmış durumda. Satrançta uluslararası anlaşmazlıkların muhatabı FİDE etik komitesiyken, hakaret davalarının götürülmesi gerektiği merci haliyle mahkemeler. Bana düşen sizlere TSF disiplin kurulunun yönetim kuruluyla aynı başkan adayının listesinden çıktığını bir kez daha hatırlamak.




İkinci haberimiz Ukrayna’nın Lviv kentinden. Bu batı Ukrayna şehrinden ilginç bir maç gerçekleşmiş: Vorobyets Anı turnuvası adı altında Türk bayan ulusal takımıyla bir Ukrayna takımı Şeveningen usulü maç yapmışlar. Bu sistemden bir takım oyuncusunun rakip takım elemanlarının hepsiyle oynadığını hatırlatalım, çift turlu maçı Ukrayna takımının 34,5-15,5 kazandığını ve WIM Betül Cemre Yıldız’ın 10 oyunsa 7 puan alarak 2436 reytinglik performansla bayan büyükusta normu aldığını belirtelim. Bayan ulusal takımın son 3 masası 2000 reyting civarında olduğundan genel sonuç normal. Yalnız maçlar denk statüde takımlar arasında organize edilir. Örneğin bayan ulusal takım Lviv’in en iyi oyuncularına, en iyi bayan oyuncularına, Ukrayna Liginde oynayan bir takıma ya da kulüp takımına vs. karşı oynayabilir. Şimdi karşı takımın kompozisyonuna bir göz atalım: M Jelyandinov (2378) 76 yaşında ve tam 10 senedir ciddi bir turnuvada oynamamış, IM Yevgeni Boguslavsi (2254), 66 yaşında ve Macaristan’ı temsil ediyor. Bayan büyükustalık için düşük reytingli WGM Liza Solovyova (2318) ve keza WGM Huda (2217) bu tarz turnuvalarda unvan kazanmışlar. İhtiyaç olan 3. ulustan satranççı da Rusya listesinden unvansız Moliboga (2277) ile karşılanmış. Bu takımın ne şekilde bir araya getirildiği ve neyi temsil ettiğini TSF ve Lviv’li antrenör GM Mihalçisin’e sormak lazım. FİDE reyting çıkarmak için Şeveningen turnuvaların kullanılmasını yıllar evvel devre dışı bırakmışken, norm amaçlı bu organizasyonda da Angora turnuvalarında yapıldığı şekilde aynı rakiple üst üste iki kez oynanan bir format uygulanmış. Normun çıktığı son tur sonucu da WIM Yıldız (2219) 2 – IM Jelyandinov (2378) 0 !



Dünyanın en kuvvetli bayanlar ligi geçtiğimiz ay Rusya’nın Olginka kentinde yapıldı. Bu seneki Rusya bayanlar prömiyer ligini eski dünya şampiyonu Kostenyuk liderliğindeki Moskova takımı kazandı. Saint Petersburg takımı için oynayan Ekaterina Atalık 5 oyunda 2 puan alarak 2320 reytinglik kötü bir performans gösterdi. Geçen yılın şampiyonu olan bu takımın tam 5 maç üst üste kaybetmesinden sonra 6. turda yeni şampiyonu yenmesi dikkat çekiciydi.



GM (WGM) Katerina Lahno (2531)-IM (WGM) Ekaterina Atalık (2444), Rusya Ligi 2011

GM (WGM) Katerina Lahno (2531)-IM (WGM) Ekaterina Atalık (2444), Rusya Ligi 2011
1. c4 c6 2. d4 d5 3. ed5 cd5 4. cd5 Af6 5. Ac3 Ad5 6. Af3 e6 7. Fc4!? Ac3 8. bc3 (Oyun İngiliz açılışında Cora-Kaan savunmasının Panov atak varyantına dönüştü.) Vc7 9. Ve2 Ac610. 0-0 Aa5 Yenilik 11. Fb5 Fd7 12. d4 Fd6 13. Fd3 Fc6 14. h4!? Fd5 15. Fb5 Şf8 16. h5 f6!? 17. Fd3 Vc3 18. h6 Vc7 19. Fd2 Ac6 20. Fe4 Vf7 21. Vd3 Fe4 22. Ve4 Ke8 23. Kfe1 g5 24. Kab1 Kg8 25. d5! ed5 26. Ve8 Ve8 27. Ke8 Şe8 28. Kb7 Ae7 29. Ad4?

Diyagram 1:
Beyaz; a2-f2-g2-h6-Ad4-Fd2-Kb7-Şg1

Siyah; a7-d5-f6-g5-h7-Ae7-Fd6-Kg8-Şe8


Beyazlar eri geri alamayınca inisiyatif siyaha geçiyor. 29...a6! 30. Fe3 Kg6 31. Kb6 f5 32. Şf1 f4 33. Fd2 Fc5 34. Kg6 Ag6 35. Ae6 Ff8! 36. Ac7 Şd7 37. Ad5 Şc6 38. Af6

Diyagram 2:
Beyaz; a2-f2-g2-h6-Af6-Fd2-Şf1

Siyah; a6-f4-g5-h7-Ag6-Ff8-Şc6


Tarafların beraberlikte anlaştığı bu konumda 38...Fh6 39. Ah7 Şd5 40. Af6 Şc4 41. Şe2 Fg7 42. Ae4 g4 43. f3 g3 oynanabilir mahiyette. O,5-0,5








***8-Mayıs-2011 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Pazar ilavesinde Sayın Suat Atalık'ın yazılarını yayımladığı "SATRANÇ" başlıklı köşeden alıntı.
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#19
.


[size=18][color=red]Cevap ve Düzeltme Metni[/color][/size]




“24.04.2011 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin Pazar ekinde “Satranç” köşesi altında yayınlanan, yazar Suat ATALIK tarafından kaleme alınan “Ceza” başlığı altındaki köşe yazısında müvekkil TSF aleyhine Botsvana Satranç Federasyonu’na yapılan 11.000 TL’lik yardımla ve TSF Disiplin Talimatı’nda TSF yöneticilerinin yargılanabilmesine ilişkin hiçbir madde bulunmamasıyla ilgili asılsız iddialarda bulunmuştur.



Yazarın belirtmiş olduğu Botswana Satranç Federasyonu’na yapılan söz konusu yardım, TSF tarafından değil; TSF önerisiyle, TİKA (Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı) tarafından gerçekleştirilmiştir. Yalnızca Botswana’ya değil, Afrika ülkelerinden birçoğu yapılan yardımın amacı; Afrika’da okulda satrancın gelişiminde Türk Modelinin uygulanması sağlanmaktadır. Söz konusu model bugün tüm dünyada kabul görmüş; ülkemizden yurt dışına ihraç edilen en önemli projelerden birisi haline gelmiştir. Fakat yazar, söz konusu yardımın TSF tarafından FIDE Başkanlık seçimlerinde herhangi bir gruptan aday olmamıştır; Kaldı ki söz konusu yardımı TİKA gerçekleştirilmiş bulunmamaktadır.



Bu husus yanında yazarın sırf müvekkil Federasyon ve yöneticilerine ilişkin husumetini devam ettirmek için Disiplin Talimatı’nda yönetimden kimseye ilişkin herhangi bir hüküm yer almadığı iddiası da yazarın bilgisi olmadığı bir konuda asılsız iddiasından öteye gidememektedir. Yazarın GSGM ve Federasyonların Çalışma Usulleri Düzenleyen 3289 sayılı Yasa ve ilgili hükümlerinden haberdar olmadığı açıkça ortadadır. İlgili Kanunda yer alan açık hükümler gereğince; federasyonların başkan ve yönetim kurullarının yargılanması, ilgili federasyonun disiplin kurulunda değil Genel Müdürlük Ceza Kurulu’nda yapılmaktadır.



Yazar, 1991 yılından bu yana, sporculuk ahlakı ve disipline aykırı davrandığı için TSF Disiplin Kurulu tarafından 2 kez cezaya çarptırılmıştır. Yazar, TSF Mali Genel Kurulu’nda tüm delegelerin ve basının önünde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne TSF yöneticilerine hakaretleri nedeniyle de TSF Disiplin Kurulu tarafından halen yargılanmaktadır. Sonuç olarak; yazarın bu asılsız değerlendirmeleri, TSF yöneticileri ile olan husumetini açıkça ortaya koymaktır.



Yazar maksadını aşarak eleştiriyi haksız bir şekilde “kötülemeye dönüştürmüş; kamuoyu bilinçli olarak “aldatma” saikiyle hareket ederek asılsız, yanlı ve müvekkili haksız bir sorumlulukla yükümlendiren köşe yazısına köşesinde yer vermiştir. Federasyonumuz, bu yazılardan dolayı yayımcı ve yazar aleyhine her türlü hukuki süreci başlatmış bulunmaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.



” Türkiye Satranç Federasyonu Başkanlığı Vekilleri
Av. Birgül Tavşan Av. Özge Can Özer Beybaba

--------------------------------------------------------------



02-Ekim-2011 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi Pazar ilavesinde Sayın Suat Atalık'ın "SATRANÇ" başlıklı köşesinde yayımlanan yukarıda naklettiğim tekzip yazısını sizlere aktarmış olamamın öncelikli sebebi, benim foruma nakletiğim bu yazıdan iki yazı öncesinde, bu tekzip metnine konu olan "CEZA" başlıklı yazıyı forumda yayımlamış olmam. (Yayımcı sorumluluğu diyelim...)



Tekzip metnini okuduktan sonra Sayın Suat Atalık'ın "Ceza" başlıklı yazısını tekrar okudum. Konu itirazın şekli ve Sayın Suat Atalık'ın yakalaşımı açısından tartışıla bilir görünüyor.



Atilla Alpaslan-İzmir
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#20
***



[size=24][color=red] 15 ay[/color][/size]



15 ay, 1 yıl 3 ay demek. Oldukça uzun bir süre. TSF Disiplin Kurulu izinsiz uluslararası yarışmalara katıldığım gerekçesiyle geçen hafta şahsıma tam 15 aylık hak mahrumiyeti verilmesi kararını tebliğ etti. 2008 yılı başkanlık seçimlerinde muhalefetin adayını desteklemem suretiyle oluşan husumetin son etabı da bu oldu. Tabii ki devlet kurumları husumet güdemez, yalnız bu yıl içinde 2008 yılında TSF’ye açmış olduğum haksız kontrat feshi davasını kazandığımı belirtmeliyim. Ne kadar ilginçtir ki dava sonuçlanır sonuçlanmaz TSF bir taraftan bana tazminat ödemeye başladı, diğer taraftan 2011 yılında katılmış olduğum uluslararası turnuvalara izinsiz gitmemi gerekçe göstererek bu kararı aldı. Uluslararası alanda geçerli olmayan izin gerekliliği TSF tarafından bir taahhüt imzalama şartına bağlanınca daha da garip bir hale gelmiş durumda. Kısacası yaklaşık 40 yılınızı verdiğiniz konuda hayatında 40 yılınızı satranç partisini hep birlikte oynamamış olan bir heyetten kariyerinize devam etmek, mesleğinizi icra etmek için izin almak zorunda bırakılıyorsunuz. Sizi potansiyel suçlu ilan eden bir taahhütnameyi imzalamazsanız 6 ay müsabakalardan men ve hak mahrumiyeti cezası yine aynı listeden seçilen satranççı olmayan kişiler tarafından verilmekte. Tahkim yolu tabii ki açık ama daha evvel bu suç (!) tahkim kurulunda dahi onaylanmış olduğu üzere tekrarı cezayı 15 aya çıkarmış durumda. Spor yapma hakkını taahhüt altına almanın vecibelerini bir kenara bırakın, ülkenin gelmiş geçmiş en yüksek reyting ve unvana sahip sporcusunun satranç hayatını spor dışı yöntemlerle bitirmeye çalışmak, ancak şaibe altında olan bir yönetim kurulunun eseri olabilir. Yine belirteyim ki TSF’nin yıl içinde kaybettiği başka bir dava da temyiz yolu açık olmak üzere ibra edilmeyen hesaplarıydı.



2012 yılının İstanbul için özelliği bu yıl dünyanın spor başkenti oluşu. Atletizm, yüzme, basketbol şampiyonalarının yanı sıra satranç olimpiyadı da şehrimizde yapılacak. Organizatör mü? Büyük bir ihtimalle ibra edilmemiş yönetim kuruluyla TSF. 140 delegenin katılmış olduğu genel kurulda tüzük ibra için yarısından bir fazlasını emrediyor: 71. Lakin sonuç 67 evet-57 ret! Peki ulusal takımı kim seçiyor, yine aynı kurul. Benim en üstte olduğum reyting listesinin diğer isimleri Mikhail Gureviç. Dragan Şolak, Alekxander İpatov. Ulusumuzun çoğunluğunun bir oyun saydığı, ismini bile “santranç” olarak telaffuz ettiği konumda başarı naraları atılırken Avrupa Şampiyonası’nda 38 ülke arasında alınan 34’üncülük telafi edilmek üzere 5 bin Avro transfer harcıyla FIDE reyting listesinde ters istikamette yol alan isimler alınıyor. 30 bin Avro’luk kompanzasyonun nasıl halledildiği de meçhul!



Hal böyle olunca dünyanın hiyerarşisi en iyi oturmuş sporunda, destek ve seçim keyfe keder hale getiriliyor ve hatta satranca mahsus oyuncunun bir yıl içinde hatta aynı anda birden fazla ulusun satranç liginde yarışabilme hakkı gibi kurallar yokmuş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Kısacası her alanda medyanın ilgisizliğinden de yararlanılarak gerçekler saptırılıyor ve haksızlık yapılıyor. Unutmayın her toplum hak ettiği şekilde yönetilir! Satranç severleri daha fazla umutsuzluğa düşürmek istemem ama Fide’de de durum aynı. İM Barski’nin yaptığı röportajda daha önce uzaylılar tarafından kaçırıldığını iddia eden başkan İlyumjinov şimdi de Maya Takvimi’nin sonu olan 31 Aralık 2012’ye takmış durumda. Kıyamet kopmazsa muhabiri Moskava’daki lokantalar zincirinde yemeğe davet etmekte. Zincir nereden çıktı derseniz, röportajda belirtilen eski Kalmukya Cumhurbaşkanı’nın satranca cebinden harcadığını iddia ettiği 60 milyon dolar da ilginizi çekebilir.

GM Kramnik(2801)-GM Aronyan(2820), Zürih (m/1) 2012, Moskova Varyantı

1.Af3 d5 2.d4 Af6 3.c4 c6 4.Ac3 e6 5.Fg5 h6 6.Ff6 Vf6 7.e3 Ad7 8.Fd3 dc4 9.Fc4 g6 10.0-0 Fg7 11.Ke7?! 0-0 12.e4 e5 13.d5 Kd8 14.Ke3 b5 15.dc6 bc4 16.Ad5 Ve6! Yenilik 17.cd7 Kd7 18.Va6 Fb7 19.Va4 Fb7 19.Vc4 Fd5 20.ed5 Vd5 21.Vd5 Kd5 22.Kae1 Ke8





[url=http://postimage.org/][/url]


Steinitz ‘in dediği gibi hücum etmek sadece iyi durumda olanın hakkıdır. 23.K3e2! f5 24.Ad2 e4 (24…Kc8 25.f3 Kc2 26.Ab3=) 25.Ac4 çetin bir savunmanın başlangıcı olabilirdi. 23.g4? Şh7 24.g5 hg5 25.Ag5 Şg8 26.f4 Kb8 27.fe5 Kb2 28.Af3 Ka2 29.e6fe6 30.Ke6 Kf5 31.Ah4 Kf4! 32.K6e4 (32.Ag6? Fd4 33.Şh1 Kff2 hemen kazanır.) Kf6 33.Kg4 Şf7 34.Kc1 Fh6 35.Kc7 Şe8 36.Ke4 Şd8! 37.Kh7 Ff8 38.Kd4 Şc8 39.Kc4 Şb8 40.Kd7? (Beyaz kötü durumda ama bu hamle hemen kaybetmekte.) g5! 41.Ag6 (41.Ag2 Ka1 atı başka bir biçimde düşürür.) Fd6 Beyaz terk eder çünkü 42.Ad7 Fh2 43.Şh1 Kf1 mat yaptığından at düşer. 0-1


***22-Nisan-2012 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Pazar ilavesinde, Sayın Suat Atalık'ın yazılarını yayımladığı "SATRANÇ" başlıklı köşeden alıntı.
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi