'Satranç Yok!' Gm Suat Atalık'ın Mükemmel Analizi.
#21
***






[size=24] [color=red]İstanbul 2012[/color][/size]





Büyük organizasyonlar almanın amacı sadece kar etmek değil, katılımcıları memnun etmektir. Avrupa Satranç Birliği (ECU) Başkanı IM Silvio Danailov’un 6 Haziran 2012 tarihli uluslararası basında yayımlanan FIDE’ye yolladığı açık mektup cevap verilebilir nitelikte değil. IM Danailov İstanbul’da yapılacak 40. Satranç Olimpiyatı öncesi organizatör ülkenin sunduğu konaklama fiyatları ve şartların daha şimdiden uluslar arası satranç camiasında infiale yol açtığını belirtmekte 5 oyuncu ve kaptandan oluşan her takım için verilen 3 çift kişilik odalar sorunların başlangıç noktası. Oyuncuların tek kişilik odada kalma isteği, bayan takımlarında genelde kaptanın erkek olmasıyla birleşince organizasyonun satacağı tek kişilik oda sayısı, büyük gelir haline gelmekte. Yaklaşık 10 satranç olimpiyatı görmüş bir kişi olarak ben de size tarihte takımlara tek kişilik oda hiç vermeyip tek kişilik odaya geçmek isteyen iki oyuncudan gece başına toplam 200 Avro fark alan, refakatçiye gecelik 250 Avro ödeten olimpiyat organizasyonunun hiç görülmediğini söyleyebilirim. Üstelik büyük kafileleri 15 gün gibi uzun bir süre için ağırlayacak organizasyonun rakamları düşürmemesi manidar.


Ayrıca IM Danailov FIDE’nin organizatör ülke federasyonunun hak kazandıktan sonraki 3 ay içinde FIDE’yle kontrat imzalaması, olimpiyat davetiyesini FIDE’ye yine 6 ay önce vermesi gibi yazılı kuralların uygulanmadığı dikkati çekiyor. TSF’nin FIDE’yle kontratı olimpiyat tarihinden sadece 4 ay evvel (alıştan tam 29 ay sonra!) imzaladığını ve davetiyeninse 3 aydan biraz daha önce yollanışı, ECU başkanını sadece FIDe saymanının bileceği organizatör ülke federasyonu TSF’nin olimpiyat öncesi FIDE hesabına 4 taksitte yatırması gereken 1 milyon Avro’nun yatırılıp yatırılmadığını sormaya itiyor.



IM Danailov’a ve ona yansıyan şikayetlere göre, müşteki federasyonlar, tek kişilik oda hususunda kolaylık göreceği yere, örneğin bayan takımların erkek kaptanları, federasyonları aralarında anlaşsın da bir arada kalsınlar gibi gayri ciddi cevaplara maruz kalıyorlar. Danailov en az 1000 kişinin çift kişilik odalardan tek kişiliğe geçeceğini, diğer olimpiyatlara oranla yüksek tutulmuş fiyatlar nedeniyle de organizasyonun 1 milyon Avro kazanacağını, bir de buna kişi başına 100 Avro’luk olimpiyata katılım payı eklenince 2000’den fazla oyuncu ve delegeyle kazancın 1.250.000 Avro’ya ulaşacağını söylüyor.



Şimdi yazımın başına dönersek Türkiye gibi ülkelerde IM Danailov’un eleştirdikleri akıllılık bile sayılabilir hatta söz konusu olimpiyat organizasyonunun 2008 yılında alınmasıyla ilgili TSF’nin denetçi raporunda yer alan ”Bize oy verecek ülke delegelerinin yol, otel kalış ve yemek masraflarının karşılanması” ibaresi 3 maymunu oynayanlar tarafında lobiciliğe bile kaydırılabilir ama kazın ayağı öyle değil. Danailov’un mektubunu bitirdiği gibi: Yeter artık!




FIDE Bayanlar Grand-Prix’sinde hem TSF hem de FIDE tarafından kurallar bozularak oynatılan WGM Betül Cemre Yıldız halihazır dünya şampiyonu Hu Yifan’dan oyun aldı:


GM Hu Yifan (2623) –WGM Betül Cemre Yıldız (2333), Kazan 2012, İspanyol Savunması


1.e4 e5 2.Af3 Ac6 3.Fb5 a6 4.Fa4 Af6 5.0-0 Fc5 6.c3 b5 7.Fc2!? d5!? 8.ed5 Vd5 9.d4 ed4 10.Fg5 Yenilik Fg4 11.Ff6 Ff3 12.Ke1 Şf8?! (12…Şd7 13.Vf3 Vf3 14.gf3 gf6 15.Ff5 Şd8 16.Fe4 Şd7 hamle tekrarıyla berabere olurdu.) 13.Fb3 (Bakınız diyagram 1 )




Diyagram 2

Arka yatayda aynı kareye gelebilecek iki kaleden birinin seçimi satrançtaki en önemli konulardan biri olmuştur. 17…Kad8? (17…Khd8 oyundaki varyantta Şh8 imkânı tanırdı.) 18.Şh1 Vf4 19.Ke4 Vd2 20.Vg1 Şf8 21.Vg4 Vd6?! (21…Ff2 g hattındaki tehlikeyi anlık olarak engellese de beyazların atağı büyük.) 22.Vh5 Kd7 23.Kae1? (23.Kd1! Vd1 24.Fd1 Kd1 25.Şg2 Kg8 26.Şh3 sonrası hem Vc5 hem de Vh6 tehditleri aynı anda önlenemez.) Ff2 24.Kd1?? (24.Ke8 Şg7 25.Kh8 Vg6! (25…Şh8 26.Fc2 h6 27.Ke8 Şg7 28.Vg4 mata gider.) 26.Vg6 hg6 27.Kee8 =) …. Vg6! (Bu hamleyle beyazların atağı bitiyor ve taş eksik kalan beyaz bu noktada terk edebilir.) 25.Vg6 Kd1 26.Fd1 hg6 27.Fb3 Fc5 28.Şg2 Fd6 29.h3 Kh5 30.a4 Ke5 31.Kh4 Ke2 32.Şf1 Ke3 33.ab5 ab5 34.Fd5 Ae7 0-1



***1-Temmuz-2012 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Pazar ilavesinde, Sayın Suat Atalık'ın yazılarını yayımladığı "SATRANÇ" başlıklı köşeden alıntı.
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#22
***



[color=red][size=24]KAMP[/size][/color]



Oldukça popüler bir gazetenin pazar ekini açıpta resmimi görünce pek de şaşırmadım. Asıl beni şaşırtan satranç köşesinin başladığının “Büyük usta Suat Atalık’a şok ceza” oluşuydu. Ülkenin bir numaralı oyuncusunun ulusal takım ve destek programından tam 4 yıl önce çıkarılmasını reva gören satranç yazarı(!) yazı boyunca işlenmiş büyük suçu anlatıp durmaktaydı. Yazının devamında 2008 yılında aynı olaydan hükmün oluştuğundan bahsederken taahhütname imzalanmadığı için ceza verildiğini vurgulamaktaydı. Haliyle idare-i maslahat yandaşları da yaratmakta. Yalnız çok önemli olaylardan biri bugün ülkenin politik açıdan gündeminde de saptayabileceğimiz üzere yaratılan bu kişiler konuyla ilgisiz olunca benim iki hafta önce “Cehalet” başlıklı yazıma konu olan kitlenin arasında hak ettikleri yeri alıyorlar.


Taahhütname uygulamasına TSF 2009 yılında geçti, ilk örneği de Sankt Peterburg 2009 öncesi benden değil eşim İM (WGM) Ekaterina Atalık’tan istendi. Taahhütname hiçbir zaman yayımlanmadı. Yazı boyunca TSF’nin sadık çalışanı da olan dünyanın 49 bin 297. sıradaki bu müstesna yetenek ne hikmettense satranç oynamak için izin ve taahhütnamenin uluslar arası kurallarda yer almadığından bahis bile etmiyor. Böyle abes bir belgenin ortaya çıkış nedeninin de Türkiye ve Türklüğü aşağılamanın engellenmesi olduğunu vurguluyor.


2010 senesinde New York Times Blog’da çıkan olaylar, eşlendirmesinde algoritma bulunan norm turnuvaları, kritere mazhar olmayan seçimler herhalde göğsünü kabartmış olmalı. Geçen sene az da kalsam ligin en iyi oyuncusunun kim olduğunu soranlara GM Şimanov olduğunu söylemiştim. 2591 reytinge ulaşan Sankt Peterburg’lu genç büyükusta beni kişilik olarak da utandırmadı ve Rusya Gençler Şampiyonası’nı kazanır kazanmaz verdiği röportajda Aeroflot B turnuvasını kazananın başarısı hakkında ispat edemese de ciddi şüpheleri olduğunu açıkça belirtti. Lviv’den Angora’ya, olanların herkes farkında!


Satranç kampın önemi nedir? Aslında bir takım sporu olmayan, takım yarışmalarında neticenin müstakil masa puanlarının toplamı üzerinden hesaplandığı satrançta konuyla ilgili ilk keyfe keder kriter takım uyumu üzerine yaratılmaya çalışılmıştı. Şimdi de takımın kamp üzerindeki seçilmesi yeniliği kralların oyunu ve oyunların kralına getirilmeye çalışılmakta. Tüm dünyada performansları neticesinde seçilen ulusal takımlar kampa alınırken, ülkemizde kampa alınan adayların kamp performansları ulusal takımı belirleyecekmiş.


Nasıl olacağına gelince resmi oyunlar, turnuvalar, reyting ve unvan gibi kriterler göz ardı edilerek, herhalde kamp için toplananlar arasında puanlı satranç, disiplin, uyum gibi sübjektif değerlendirmelere açık konular neticesinde takım seçileceği ortaya kondu. Aslında bu beni bir kez daha hiç şaşırtmadı zira 2011 olağan üstü kongresinde de büyük rakamlara hitap edecek bir ulusal takım seçmesi için devasa binanın işletim hakkı genel kuruldan geçirilmişti. O günden bu yana ne seçme oldu ne de binanın akıbeti duyuldu!


Anand-Gelfand maçı başladı. Konuyla ilgili ilgisiz bir çok saçma görüş ve iddianın ardından Gelfant bireysel bir spor olan satrançta, bireysel kamp hazırlığını ortaya koyup yeni Türk büyük ustaları İpataov ve Mustafa Yılmaz’ın kompütürlerini bile kıskandıracak bir seviyeye ulaşan ev hazırlığıyla bugüne dek hiç oynamamış olduğu Grünfeld Açılışı’nda dengeyi bozdurmadı:



GM Anand(2791) – GM Gelfand(2721), Moskova(m/01) 2012, Grünfeld Açılışı
1. d4 Af6 2. c4 g6 3. Ac3 d5 4. Af3 Fg7 5. cd5 Ad5 6. e4 Ac3 7. bc3 c5 8. Fb5!? Ac6






Meran’a girmek istemeyen Alekhine’in Euwe’ye karşı 1935’de unvanı kaybetmesine neden olan bu uğursuz varyantın refütasyonu yok. 6. b3 Fb7 7. Fd2 Abd7 8. Fd3 0-0 9. 0-0 Fd6 10. Kc1 e5 11. cd5 cd5 12. e4! de4 13. Ae4 Ae4 14. Fe4 Af6! 15. de5 Ae4 16. ed6 Vd6 17. Fe3 Ff5 18. Vd6 Ad6 19. Ad4 Kfe8! 20. Af5 (20. Ff4 Ke4) Af5 21. Fc5 h5! 22. Kfd1 Kac8 23. Şf1 f6 24. Fb4 Şh7 25. Kc5 Beraberlik 0,5-0,5



[size=16]***20-Mayıs-2012 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Pazar ilavesinde, Sayın Suat Atalık'ın yazılarını yayımladığı "SATRANÇ" başlıklı köşeden alıntı.[/size]


----------------------------------------------
Not:

Tsf'nin resmi web sayfasında ve Forumda bu günün ilginç başlığı "Gülkız Tülay Başkanlığa Aday" (15-Temmuz-2012)

Bu başlığı görünce çok mu şaşırdınız?

Sanmıyorum...

Tsf'yi sadece web sayfasında görünen yüzü haricinde, yönetime yakın olanların kaynattıkları kazandan da bilgi edinerek biraz daha yakından takip edenler uzunca bir süredir Sayın Gülkız Tülay'ın Kasım 2012 de yapılacak Olağan Genel Kurul'da mevcut sorunlu yönetimin devamı olan bir listenin başkan adayı olacağını biliyorlardı.

Sayın Gülkız Tülay'ın mevcut sorunlu yönetim içinde, çalışkanlığı, satranca olan bireysel ve ailesi dolayısı ile olan ilgisi (başarılı iki genç sporcunun da velisi olması) diğer pek çok yönetici ile kıyaslanamayacak önemli üstünlüğü. Ve tabii ki Ali Nihat Yazıcı ile olan aileler arası dostluktan da kaynaklanan yakınlık.

Fakat 5-Nisan-2012'de Sayın Kuvay Sanlı'nın Türkiye Satranç Federasyonu'nun 27.11.2010 tarihinde yapılan olağan mali genel kurul toplantısında alınan kararların iptali için Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2010/533 Esas Sayılı dosya ile açmış olduğu dava sonuçlanınca "Mevcut Federasyon Yönetimi" yok hükmünde yönetim konumuna düştü. (Sayın Kuvay Sanlı'nın "Gelişmeler" başlıklı yazısı; )

Basitçe;

Bu konu ile ilgili olarak Sayın Tahsin Aktar'ın; aktar-dönder yaparak, kulağını tersten göstermek misali eveleyip geveleyip Tsf web de ki yazılarını yayımladığı köşesinde yazdığı "Uzun İnce Bir Yol ve İyi Dersler" başlıklı yazılarında anlatmaya çalıştığı şey, Tsf yönetiminin bir mucize için dua edip Yargıtay aşamasındaki süreçten "2x2=1, 2x2=0" gibi bir sonucun çıkmasını beklediğini gösteriyor.

Bence emekli matematik öğretmeni değerli dostumuz "İyi Dersler" başlıklı yazısında konuyu bir salağın (örneğin ben)bile anlaya bileceği netlikte uzmanlık alanı olan matematikten de örnekler vererek gayet güzel anlatıyor. ( Bu arada yazısının sonunda "Başlıkta 2x2=1 demiştim, şimdi de 2x2=0 diyorum. Doğru mu değil mi? Bir ödüllü yarışma açıyorum, bilenlere armağanım olacak." demişti. Ödülü kazananı şimdiye kadar açıklamadı. Eğer doğru cevap veren çıkmamış ise ödüle adaylığımı da açıklıyorum!...)


O özellikle de belirterek hesabı yapmamış:

"İlgili yazımda dikkat edilirse oyların sayısına hiç değinmemiştim. Salt çoğunluk nedir, hangi oy sayısı bunu sağlar buna değinmemiştim. Değinmedim çünkü eski bir matematik öğretmeni olarak bir hata yaparım düşüncesi ile bu toplama çarpma işine el sürmedim. "

Fakat cahil cesur olur mantığı ile ben bu hesabı hem yapıyorum hemde konuyu merak edenlere yaptırıyorum.

Genel Kurulda Mali Rapor'un ibrası için yapılacak oylama öncesinde Divan'ın açıkladığı hazirun listesinde ki katılım sayısı 140.

Tsf Ana statüsüne ve Mali Rapor'un ibrası ile ilgili yasal tüm örneklerde ki genel uygulamaya göre Mali Rapor'un ibrası için aranan genel şart çoğunluk onayı. ( Bu TBMM'de ki bazı uygulamalarda da görülebileceği gibi "özel nitelikli çoğunluk" olarak basit çoğunluktan farklı olarak daha çok onay oyu gerektiren şekilde de değiştirilebiliyor.)

140 delegenin Mali Rapor'un ibrası için oylamaya katıldığı açıklanan 27.11.2010 tarihli Tsf Mali Genel Kurulunda çoğunluk hesabı şöyle yapılır:

Çoğunluk hesabı formülü;

( Genel Kurula katıldığı saptanan üye sayısı / 2 ) + 1


(140/2)+1


27.11.2010 tarihli Tsf Mali Genel Kurulunda Divan tartışmalı sayım sonucu ve protestolar arasında açıkladığı İbra oyu sayısı ise "67"

--Demek ki Yönetim tarafından Genel Kurul'a sunulan 2008-2010 dönemine ait Mali Rapor ibra olmamış...




Şimdi bu forum başlığının adı olan Sayın Atalık'ın "Satranç Yok" başlıklı yazısının son iki paragrafını tekrar okuyalım:

"Peki, yukarıdaki tablonun nedeni nedir? TSF adeta satranççı değil idareci için kurulmuş antidemokratik bir yapıya sahip. Genel kurulda kulüp delegelerinin çoğu satrançtan bihaberken bir de işin içine il spor müdürlerinin oyları katılınca ortaya güdümlü bir seçim çıkmakta. Buradan seçilen yine konuyla ilgisi mahdut yönetim kurulu hizmet için değil kurumu elde tutmak için oluşturulduğundan verdikleri kararlar kendilerine dönük olmakta.

Şu andaki yürütme kuruluna seçilmiş olan 5 kişinin satrançla hiçbir alakası olmamasına rağmen iktidar partisine yakın çevrelerden alınmış olması niyeti açıklıyor. Son senelerde her genel kurul öncesi kulüplere, bu kişiler ve mensubu oldukları çevreler tarafından telefonlar açılıp baskı yapılıyor hatta delegeler değiştiriliyor.

Mali kongrede yazıcı federasyonu üyeleri ibra turlarına çıkıyor, hem de mali tablo yani bilanço olmadan. Zaten federasyon tarafından mali destek gören kulüplere vaat üzerinden yürüyen çarpık sistem ve federasyonun tasarruflarına en güzel örnek olimpiyat harcırahları: 15 günlük şampiyonada yöneticilere yaklaşık 1500, memurlara 600, ulusal takım oyuncularınaysa 250 Avro verilmekte.

Satranç oynamayı koşula bağlamaya çalışan, kuralları hiçe sayan, desteği sporcunun satranç gücünden kendilerine yakınlığına çeken sistemi kuranlar bir de utanmadan denetlendiklerini iddia etmekte. Denetimi yapan müfettişler konu ve hatta spordan uzak olup öğrenmeye niyetli olunca birkaç sene süren komik araştırmalar neticeye bile bağlanmıyor.


Konuyla ilgisi olmayan idareci, hayatında satranç oynamamış hakem, hatta satranç bilmeyen antrenörler hep aynı istikameti gösteriyor. Satranç Yok! "




Yok Hükmünde Yönetimin Yeni Bir Dönem İçin Başkan Adayı Olmak?!


Satranç camiası Sayın Kuvay Sanlı'nın Türkiye Satranç Federasyonu'nun 27.11.2010 tarihinde yapılan olağan mali genel kurul toplantısında alınan hatalı ibra kararının iptali için Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2010/533 Esas Sayılı dosya ile açmış olduğu davanın Yargıtay aşamasında ki devamından çıkacak kararı büyük bir saygı ve sabır ile bekliyor.

"Geç gelen adalet, adalet değildir." Fakat Türkiye'de yaşadığımızın da güncel haber akışlarında ki hukuk uygulamalarının durumunu gördükce fazlası ile farkındayız.

Mevcut uygulamaya göre eğer Yargıtay Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararını onaylar ise mevcut sorunlu yönetim "Tsf'nin yönetimi görevini" Tsf Denetleme Kuruluna devredecek ve Denetleme Kurulu'da Tsf Yönetimini devraldıktan sonra Federasyonu 60 gün içinde "seçimli" Genel Kurula götürecek.

Eğer böylesi bir sonuç ile "seçimli" Genel Kurula gidilir ise "Mevcut Sorunlu Yönetim"de ki yönetim kurulu üyeleri yapılacak seçimlerde Mali Rapor yasalara uygun olarak Adli süreçte tekrar incelenip aklanmadan Tsf yönetimine aday olarak seçimlere katılamayacaklar.

Durum budur.


Atilla Alpaslan

( [email protected] )
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#23
***


[color=red][size=24]Biat[/size][/color]


Biat benim için her zaman sevimsiz kelimelerden biri olmuştur. Üstelik kelimenin kullanımının son yıllarda artışı hiç de hayra alamet değil. Gerçekten de Türkiye biat toplumu haline gelmekte ve getirilmekte. Satranç hayatın küçük bir aynası olduğu gibi TSF’de Türkiye’deki yönetim anlayışını sergilemekte. Tam 12 yıldır TSF Başkanı olan Ali Nihat Yazıcı, defalarca seçilmesini kurumu ve satranç toplumunu bu süre zarfında kendisini bir kez daha seçtirebilecek biçimde şekillendirmesine borçlu.
Spor teşkilatı, diğer tüm federasyonlar için olduğu gibi aslında şikâyetlere kapalı ve denetim konusunda sporla hiç ilgisi olmayan kişileri kullandığından o cenahtan tehlike yok. Sponsorlar zaten konuyu öğrenme ve yönetime dâhil olma zahmetine girmiyor. Peki, Yazıcı’nın korktuğu nedir?

Kamuoyu ve basın.

TSF’nin forumunu 2008 yılında kapatan Yazıcı kendisi hakkında en ufak bir eleştiri yazısı çıktığında hemen tekzip mekanizmasına sarılıyor. Geçen haftalarda sütunumda çıkan iki tekzip metninin gösterdiği istikamet: Türkiye Botswana’ya satranç konusunda yardım etmeli ve altyapı antrenörü olarak 27 yaşında dünyanın ilk 1000 oyuncusu arasına bile giremeyen Alman bir bayanın durumu sorgulanmamalı!


Yazıcı olur olmaz yerlerde Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.” sözünü kullanıyor. Artık forumlarda alay konusu haline gelen bu tutumunda inat ediyor ve eleştiriye tamamen kapalı olmakta ısrarlı. Bu durumun sorumlusu sadece yazıcı değil, Yazıcı neticede gelip geçici bir isim, konuyla da ilgisi sildirdiği UKD’si ile sınırlı. Sporcu, veteran, veli, hakem, antrenör ve hatta yazar hep birlikte onun kurduğu sistemin içinde yer alabilmek için sıraya girerse ortaya da bu tablo çıkar.


Sporcuların oy veremediği, satranç bilmeden sembolik açılış hamlesi yapmaya kalkışan yönetim kurulu üyesinin bir kareyi bile aklında tutamayıp yanlış hamleyi icra ettiğinde utanacağına pişmiş kelle gibi sırıttığı bir dünya yaratırsanız işler çorap söküğü gibi gider. Konuyla ilgisi olmayan kişiler içeri doluşur ve satranca derecelendirme unvan ve reytinge değil biata tabi olur. Sistemi eleştirenler ahlaksız, olimpiyat 42.’liği, Avrupa’da 38 ülke arsında 34.’lük büyük başarı, yönetim kurulu ve diğer komisyon üyeleri satranççı ilan edilir, satrancın zirvesindekilere satrancı men için dünyanın hiçbir yerinde olmayan kural ve uygulamalar ortaya çıkarılır.


Bu kısır döngüyü kıranlar var mı? TSF VE Yazıcı’nın meşum uygulamalarıyla hiçbir destek alamayan Doğan Reyhan, İstanbul Open’ı kazandı ve uluslar arası usta unvanını aldı:

GM Gevorg Harutyunyan (2449) – IM Doğan Reyhan (2396), İstanbul 2012, Sicilya Najdorf
1. e4 c5 2. Af3 d6 3. d4 cd4 4. Ad4 Af6 5. Ac3 a6 6. Fe3 e5 7. Ab3 Fe6 8. Fe2
(Harutyunyan bu hamleyi g4 sürme fikrine bağlıyor. 8. f3 bu amaca daha uygun.) Abd7 9. g4?! h6 10. h4 Kc8 11. Ff3 Ab6 12. Ve2 Ac4 13. 0-0-0 Vc7 14. Kd3 Ae3 15. Ke3 Fe7 16. Şb1 Vd7 17. Ad5 Fd8 18. Kg1



Siyahlar kazanç konumda, ama Tartakover’in dediği gibi kazanç konumları puana çevirmek satrançtaki en zor meziyetlerden biri. IM Reyhan 34…Vg4’den daha basit bir varyant buluyor. 34…Ad3 35. cd3 Ve7 36. Af3 (36. Vf3 Ve3! de vezirleri keser ve kazanır.) Ve4 37. de4 Ff6 38. b3 h5 39. g5 Fd8 40. Şb1 f6 41. gf6 Ff6 42. Şc2 g5 (Ermeni oyuncu bu noktada terk etmeyi seçebilirdi.) 43. e5!? de5 44. Ad2 g4 45. Şd3 h4 46. Ae6 Şf7 47. Af2 g3 48. Ah3 Şe7 49. Şe4 Şd6 50. a4 Fd8! (Fil erin terfi karesi olan g1’i denetlemeye yöneliyor.) 51. b4 Fb6 52. a5 Fd4 0-1


İşin en acı tarafı bu turnuvanın ödül töreninde de birbirlerine plaket veren hakemler.

Hatalarda ısrar Türkiye’de satranç sever kitleyi neredeyse yok etti. Eskinin yokluklar devrinde herhangi bir satranç olayını izlemek için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayanların yerini konuları menfaati doğrultusunda değerlendiren müptediler aldı. 5 Kasım’daki seçimde bakalım satrancın adayı Cengiz Keleş idareimaslahatı yıkabilecek mi?


. GM Suat Atalık


------------------------------------------------------------------

*7-Ekim-2012 Cumhuriyet Gazetesi Pazar ekinde, GM Suat Atalık'ın Satranç başlıklı köşesin de yer alan yazısı.





------------------------------------------------------------------
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#24
Yazı güzelde keşke biraz Burgas turnuvasından da bahsetseydi 2/10 luk performansa şahsen şaşırdım.
Ara
Cevapla
#25
***


[size=24][color=red]İstisna[/color][/size]



Yargıtay, 30 Nisan 2013 tarihinde, Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi?nin 27 Kasım 2010 tarihli TSF Mali Genel Kurulu?nda devrin yönetiminin ibra edilmemiş olduğunu onayladı. Oylamada çok basit bir formüle dayalı rakama ulaşamayan zamanın TSF yönetiminin düşmüş olduğu tam 2,5 sene sonra, 2013 yılında anlaşılır hale geldi!

Mantık tabii ki tarihte o noktaya dönülmesi ve o tarihte yapılan seçimin de geçersiz olması gerektiğini emrediyor. İbra edilmeyen yönetimlerde yer almış olanların bir daha seçilememesi gibi genel teamüllerin engellenmesi amacıyla 2012 yılındaki seçimli kongrede 2010 yılı yönetiminin ibra edilmesi tekrar oya sunulmuştu! Niyetin belli olduğu ahvalde 30 Nisan 2013 tarihinden itibaren hiçbir otorite tarafından hiçbir şey yapılmamış oluşu açık bir şekilde halihazır yönetimin korunduğunu gösteriyor. Spora politika karıştırılıyor diye yeri göğü inletenler, aynı zamanda eşi dostu bir yana bırakın akrabalarını soktukları federasyonlarda kaideleri uygulatmıyorlar. Sonuç mu? TC hükümeti ve TSF gururla duyurur diye başlayan tüzüğünde istisnai bir şekilde sportif karşılaşmalarda ?alkol dahil? oda fiyatı verilen Antalya 2013 Dünya Takımlar Satranç Şampiyonası!

2013 yılının Avrupa Bayanlar Şampiyonası'nın son turundaki en istisnai sonuç WGM Kübra Öztürk'ün İM Mariya Muzicuk'u yenişiydi. Sadece Sadece kazananın Dünya Kupası'na katılabilmesinin yarattığı heyecan mı, yoksa oyuna 1 saat kala rakibinin antrenörü Türkiye Ulusal Bayan Takımı Çalıştırıcısı GM Mihalçişin'le yenilen öğlen yemeğinin rehaveti mi Muzıçuk'un performansını etkiledi, bilinmez. Lakin bu oyundan 1 ay sonra taraflar benzer şartlarda bu kez Sırbistan Ligi'nin son turunda bir kez daha masaya oturdular:

İM Mariya Muzicuk (2495) - WGM Kübra Öztürk (2254) Kraguyevats 2013

1. d4 d5 2. c4 dc4 3. e3 e5!? 4. Fc4 ed5 5. ed4 Fd6 6. Af3 Af6 7. 0-0 0-0 8. Ac3 Ac6 9. h3 Ff5
( Bu oyunda olduğu gibi Kabul Edilen Vezir Gambiti, Çigorin Açılışı ve Fransız Savunması'ndan gelebilecek bu konumun temkinli hamlesi 9... h6.) 10. Fg5 h6 11. Fh4 Fe7 12. Ke1 Ad7 13. Fg3 Yenilik Ab6 14. Fb3 Fd6 15. Ae5 Fe5 16. de5 Ad4 17. Ae4 Ab3 18. Vb3 Ve7 19. Vf3 Fe4 20. Ke4 c6 21. Fh4 Ve6 22. Kg4 Ad7 23. Ff6 g6 24. Kh4 Af6 25. ef6 Kfe8? ( 25... Ve5 tek hamleydi. 25. Kh6 Vg5) 26. Kh6 Ve4 27. Vg3 Kad8 ( Diyagram 1)





28. Vg5! Siyah terk eder çünkü 29. Kh8 Şh8 30. Vh6 Şg8 31. Vg7 mata çare yok. 1-0

Kaide ve istisnaların tam olarak anlaşılamadığı durumlardan biri de reytingleri tam yerine oturmamış genç oyuncuların performanslarıyla ilgilidir. İşte 16 yaşında Viyana Açık Turnuvası'nda birinciliği paylaşan İM Daştan'ın en iyi oyunu:

İM Batuhan Daştan (2417) - GM İvan Sokolov (2656), Viyana 2013

1. e4 e5 2. Af3 Ac6 3. Fc4 Fc5 4. c3 Af6 5. d3 a6 6. Fb3 Fa7 7. 0-0 h6!? 8. Abd2 d6 9. Ke1!
(9. h3? g5! Siyahın 7. hamlesinin altında yatan tipik Gioco Piano tuzağı.) Ah7 10. Af1 Vf6 11. Ae3 Ae7 12. d4! 0-0 13. h3 c6 14. de5 de5 15. Ah2 Vg6?! (Dha doğru olan 15... Vh4'ün problemi Beyaza 16. Af3 Vf6 17. Ah2 ile hamle tekrarı imkanı tanıması.) 16. Ahg4 Fb8 17. Ac4! Fg4 18. Vg4 Vg4 19. hg4 Fc7 20. Fe3! Af6? (Zor durumda olduğunu kabul etmesi gereken Siyah 20...Kad8 21. Kad1 Ac8 ile savunmaya geçmeliydi.) 21. Fc5 Kae8 (21...Kfe8 22. Fd6! yüzünden durum kayıp.) 22. Kad1 g5 23. f3 Şg7 24. Ae3 Kh8 25. Fe7 Ke7 26. Af5 Şf8 27. Ae7 Şe7 28. Şf2 h5 29. Kh1! Fb6 30. Şe2 h4 31. g3! Fd8 32. Kh3 Ae8 33. Ff7! Ad6 34. Fg6 Kh6 35. Ff5 Şe8 36. f4!? ef4 37. gf4 gf4 38. Khd3 Af7 (Diyagram 2)


[url=http://postimg.org/image/z54j43i53/][/url]

39. Kd7 f3! Siyahın son umudu. 39. Kd8! Ad8 40. g5 Kh8 41. Şf3 h3 42. Şf4 h2 43. Kh1 Şe7 44. Şg3 Af7 45. g6 Ae5 46. Kh2 Kh2 47. Şh2 Ad3 48. Şg3 Ab2 49. Şf4 Şf6 50. e5 Şg7 51. Şg5 Siyah terk eder, çünkü çift geçer durdurulamaz. 1-0

İstisnalar kaideyi bozmaz! Bilgisayarın insanın önüne geçişiyle artık istisnai olmaktan çıkan ve sayıları her geçen gün artan hilebazlar satrancı bitirdi. Uluslararası alanda bu konuda en iyi bilinen Borislav Ivanov ama Viyana Açık'ı baştan sona önde götürüp dolayısıyla en iyi eşitlik bozma kriterlerine sahip olduğundan birinci ilan edilen GM Stanislav Novikov onun seleflerinden. 2007 Aeroflot Açık'ta inanılmaz sonuçlarla lider giderken, 7. turdan itibaren oyunları naklen yayından muaf tutulunca Rus oyuncunun performansı düşmüş ve son 3 turda aldığı 0.5 puanla saf dışı kalmıştı. Son 6 yılda büyük turnuvalara katılmayıp ismini unutturduğunu zanneden Novikov'un ilk turda bocalayışı ama sonradan hatasız oyunu varlığı ispat edilemeyen düzeneğin tipik alametleri!



***15-Eylül-2013 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Pazar ilavesinde, Sayın GM Suat Atalık'ın yazılarını yayımladığı "SATRANÇ" başlıklı köşesinde yayımladığı yazısı.
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#26
Değerli Dostlarım,
Mümkün olduğu kadar buradan hiç bir konuda tartışmalara dahil olmamaya özen gösterdiğimi sadece ufak tefek konulara katıldığımı dikkat etmişsinizdir. Ancak Suat Atalık'ın yukarıda yaptığı röportajda görüleceği gibi hakkımda asılsız ve mesnetsiz konuşması üzerine açıklama yapmak mecburiyetinde kalmış durumdayım.
1990 yılında Kuşadası Belediye Başkanlığı adına düzenlediğim turnuvada benden istenen yabancı ülke oyuncularının katılımını sağlamak, düzenlemesini kusursuz yapmak ve basında yer almasını başarmaktan ibaretti.
SSCB'nin henüz tek ülke olarak kabul edildiği dönemde turnuvaya 19 ülkenin gelmesini ve yine o dönemde dünya sıralamasında ilk 50 içinde bulunan GM'lerin önemli kısmını getirerek oyuncu meselesini başardım. Turnuvanın ne denli başarılı organize edildiği yurt içi ve dışı yazılı basında geniş biçimde yer aldığı gibi TRT ve TRT INT tarafından bu turnuvanın her gün 18 gün boyunca toplam 180 dak. yayınını sağlatarak ve yine bu organizasyonun Romen TV'si tarafından Novi Sad Olimpiyatı esnasında FIDE delegelerine örnek turnuva olarak gösteriminin sunulmasını sağladım. Yani özetle benden bekleneni fazlası ile yerine getirdim.
Turnuva esnasında Kuşadası Belediye Başkanı Lütfi Suyolcu'nun kendi Belediye Meclisi ile ters düşmesi neticesinde bu organizasyon için verilen taahhütlerin hiç biri yerine getirilemedi bir kuruş para ödenemedi. O yıl Belediye Başkanı ibra edilmedi. Maliye Bakanı Adnan Kahveci'nin devreye girmesi ve bu şekilde olayların tekrarlanmaması ve TSF'nin yetkili federasyon olabilmesi için İlhan Aküzüm'e yazdığı tavsiye yazısı ile dernekler yasasına göre kurulu TSF 1954'ün GSGM bünyesinde yeniden tesis edilerek TSF 1991 'in kurulması sağlandı.
Organizasyon 100 000 USD'ye mal olmuş ve tek kuruş para ödenmemişti! Bunda benim ne suçum olabilirdi ?
Bu yaşanan olumsuz olay üzerine peki ben neler yaptım ! Bir de onu görelim: Gelen konukların ülkelerine rahatça dönebilmelerini ve dört yıldızlı İmbat Oteli'nde rehin kalmamaları için 50 000 USD tutan otel ve yol masraflarını cebimden ödeyerek karşıladım. 50 000 USD tutan ödülün önemli kısmını yine kalan mal varlığımı satarak ödedim. Kuşadası Belediye Başkanlığına ve Başkanına karşı dava açtım. Açılan davada Belediye Başkanının ve Başkan Yardımcısının konu ile alakalı imzalı belgelerinin bulunmasına rağmen konu ile ilgili Meclis kararı bulunmadığı gerekçesi ile davayı kazanamadım. Kısa bir süre sonra da Belediye Başkanı'nın öldürülmesi nedeni bu konuda artık yapacak bir şeyim hukuken kalmadığı ortadadır. Olaya verdiğim sözlü kefalet nedeni ile kalan yaklaşık 22 000 USD ödülün ödenmesi için çeşitli girişimlerde bulundum. Bunları sırasıyla hatırlayalım:
1. 1994 yılında İzmir Belediye Başkanı Burhan Özfatura'nın konunun çözümüne yönelik düzenleyeceği Uluslararası organizasyon TSF tarafından yıllık faaliyet programımızda böyle bir organizasyon bulunmamaktadır diye akıl almayacak bir gerekçe ile Kahraman Olgaç'ın imzalı yazısı ile red edilmesi konunun uzamasına neden olmuştur.
2. 1997 yılında Sitebank ile yapılan yazılı iade i itibar anlaşmasına yine TSF Başkanı Emrehan Halıcı'nın kişisel ihtirası ve görevini kötüye kullanması nedeni ile izin verilmemiş ve üstüne üstlük bu organizasyon anlaşmasını yaptığım bankaya TSF giderek organizasyonun kendileri ile yapılmasını talep ederek sponsorumu çalma teşebbüsünde bulunmuşlardır. Bu şekilde hm bakiye ödülün ödenesi hem de zararımın kısmen karşılanması bizzat TSF tarafından engellenmiştir.
3. TSF Başkanını Cumhuriyet Savcılığına şikayet etmem üzerine TSF Başkanı Emrehan Halıcı'nın hakkımda FIDE'ye ve bir çok ülkeye hakkımda yazdığı yalan mektuba gelen yanıtlar gerekçe gösterilerek hakkımda organizasyon yapamaz tedbir kararı getirilmiş ve yasaların kendilerine vermediği yetki ile beni cezalandırma yoluna gitmişler hakkımdaki bu yöndeki tedbir kararı ile ilgili dosyayı hiç bir zaman GSGM Ceza Kuruluna göndermeyerek görevlerini kötüye kullanmayı sürdürmüşlerdir.
4. 2000 yılı Olimpiyat B Takımı seçmelerinde Milli Takıma girmeyi başarmama rağmen beni KKTC'ye siyasi amaçlarla gittiğim gibi saçma gerekçe ile beni olimpiyat takımından çıkartarak yerime TSF As Başkanı'nın oğlu alınmıştır.
5. 2004 yılında Bulgaristan'ın Varna kentinde ISCU Avrupa Antrenörler Blitz Satranç Şampiyonu olmamın ardından İspanya'da Calvia'da düzenlenen satranç olimpiyatına Cumhuriyet Gazetesinin adına gitmem için yapılan başvuruya TSF'nin onay vermemesi üzerine Bulgaristan Federasyonu FIDE'yeve İspanyaya başvuruda bulunarak benim için gerekli akreditasyonun ve Vize'nin alınmasını sağlamışlar ve bu şekilde olimpiyata gidebilmem sağlanmıştır. FIDE'ye olimpiyatlar esnasında düzenlenen Genel Kurulunda hakkımda yapılan tüm haksızlıkları belgeleri ile dosyasını sundum. Bu gelişme sonrasında 2005 TSF Genel Kurulu esnasında Onursal Başkan Kahraman Olgaç tüm delegeler önünde şahsımdan özür dilemiş ve hakkımda yapılan tedbir kararı isteksizce de olsa kısmi şekilde kaldırılmıştır.
6. Bu gelişme üzerine Büyük Adada çeşitli sivil toplum kuruluşlarının desteği ile Uluslararası Satranç Festivali düzenlenmiş, TSF ile varılan mutabakat neticesinde organizasyona katılanların ücretlerinin Kuşadası turnuvası ödül borcuna mahsuben ödeme yapılması ve ücretlerin TSF hesabına yatırılması kararı alınmıştır. 5000 USD'ye yakın bedel toplanmış bu parayı almaya gelen GM Vasyukov'a TSF bu parayı ödemeyerek ikinci bir skandala neden olmuşlardır. Halen bu para TSF'de emanete alınmış biçimde durmaktadır. Tüm gayretlerime karşın bu bakiye borcun ödenmesi daima bizzat TSF'nin o dönemdeki yöneticileri tarafından engellenmiştir. Bu durumda ben ne yapabilirim !! Kaldı ki 1995 yılında aynı bu TSF fesih edilmemek için beni Yönetim Kuruluna almış ve Cumhuriyet Gazetesi ile düzenlediği Karma Takımlar Ligini çekirdek olarak alarak Türkiye Ligini başlatmış ve bana 1996 yılında " Gelmiş geçmiş en başarılı öğretmen ve organizatör" plaketini düzenlediğim Can Arduman- Turhan Yılmaz Türkiye Şampiyonası unvan maçı ödül töreninde herkesin gözü önünde vermişlerdir. Çelişkiler ortadadır.
2007 yılında TSF Başkanlığına aday olacağımı açıkladıktan sonra başıma gelenler ile ilgili açıklamalara halen yargı sürecim devam ettiği için şimdilik açıklamasını yapamamaktayım. Zamanı gelince bu konudaki açıklamaları yapacağım. Ancak Vatan Gazetesine karşı açtığım tüm ceza ve tazminat davalarını kazandığımın, Yargıtay da onanmasını beklediğimin de bilinmesinde bir sakınca bulunmamaktadır.
Sevgi ve saygılarımla
Halil Sertaç DALKIRAN
hsdalkiran
Cevapla
#27
***


[size=24][color=red]Ticaret[/color][/size]



Eskiden tabelalarını gördüğünüz, tüccar terziler. Çok kişide negatif hisler uyandıran bu tabirin tüccar tarafıydı. Aslında hem kumaş alıp satan hem de terzilik yapan meslek grubuna mensup kişiyi temsil eden bu deyimde de olduğu gibi, bir olguya ticaretin karışması insanlara dudak büktürür. Hele bu konu bilim, sanat ve spordan birisi olursa. Terzi ticaret yapamaz mı? Ya da tüccar bilim adamı veya sporcu olamaz mı? İşte ticaret kelimesinin bazı konularda hoşa gitmemesinin nedeni yabancı lisanlarda da aynı şekilde yerleşmiş olan değiş tokuş veya alış veriştir. Bu işi yapan kişinin de hayatını idame ettirebilmesi için değiş tokuştan karlı çıkması gereği örneğin spor fikrine pek uymamakta.

Dünya gençler satranç şampiyonası Kocaeli?de 13-26 Eylül 2013 tarihleri arasında yapıldı. Aslında TSF şampiyona organizasyonuna aday olurken ev sahibi olarak Hatay?ı belirtmişti. Fakat beldenin Suriye'ye yakınlığı ve bu bölgede yaşayanlar FİDE?yi, TSF?yi şampiyonaya ev sahipliği yapacak şehrin değiştirilmesi konusunda ikaz etmeye zorladı. Yazışmalardan anlaşıldığı üzere eğer FİDE böyle bir karar almasaydı şampiyona o günlerde sınırın öbür tarafından tehdit gören bir yerde yapılacaktı. İşte şampiyonanın Kocaeli?ye transferinin öyküsü burada. Neden Hatay ve neden Kocaeli? Gaziantep?le birlikte bu iller TSF?nin belediyelerle ortak olarak en çok organizasyon yaptığı yerler arasında bulunduğundan kısa sürede yapılabilen yer değişikliği şaşırtıcı değil. Asıl insanlara şaşırtıcı gelen şampiyonanın son turunda adeta fotomontaj yoluyla şampiyona resimlerinde Garry Kasporov?un Kocaeli?de ortaya çıkışıydı.

Geçen bahar aylarında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile TSF arasında tam 27.000 adet satranç takımı ve eğitim seti verilmek üzere bir protokol imzalandı. ?Doğru hamle buluşalım? adındaki proje kapsamında materyalin dağıtımı sadece bir hayır işi olarak gözükse de belediyenin satın aldığı takımların nerede imal edildiği, maliyeti ve neticede hangi birim fiyatı üzerinden satıldığı ticaret konusuna girmekte. Geçen baharda bu projeyle Kasparov?u daha o aylarda Kocaeli?ye getirmek üzere temasa geçenler, 13. Dünya şampiyonu 2014 FİDE seçimlerinde başkan adayı olduğunda TSF?den daha o zamanda destek mektubu isteyince şaşırmışlardı. Reddedilen şampiyon, bu kez güz dönemindeki birincilik esnasında, bir bilgisayar firmasıyla ortak çalışması üzerine yaşadığı New York?tan İstanbul'a gelince bu kez kendisinin Kocaeli?de bulunmak istediğini ilettiğinde Tsf?yi yine şaşırtmış olacak ki aldığı olumlu cevap çok uzun sürede geldi. Bu meyanda yeri gelmişken belirtmek isterim ki son tüccar olmayan dünya şampiyonu Amerikalı Robert James Fischer?di.

Şampiyonada kızlar kategorisinde Rus WGM Goryaçkina 13 turda 10,5 puan alarak birinci olurken, genel şampiyona Çinli GM Yu Yangyi ile GM İpatov arasında tam bir yarış halinde geçti. Ukraynalı olup önce İspanya ve sonrada Türkiye adına yarışan İpatov geçen senenin dünya Gençler şampiyonuydu ama bu sene 11 puan alan Çinlinin yarım puan gerisinde ikincilikle yetindi. Eskiden her ülkenin şampiyonun yer alabildiği birincilik FİDE?nin ticari bir kararıyla herkese açık hale gelince puanlar yükselirken kalitede düşmüş oldu:

Martinez Romero (2404) ? GM İpatov (2601), Kocaeli 2013, Owen Savunması

1. e4 b6!? 2. d4 Fb7 3. Ac3 e6 4. h4!?





Her zaman en basit kazanç en forse ve direkt yollardan geçer. 26?Fd3 27. cd3 Vd3 28. Ac3 Vd2 29. Şb1 Ve1 30. Şc2 Kd2 31. Şb3 Vc1 veya Va1 hemen kazanırdı. 26. Ff3!? 27. Ve7 Kg8 28. e6 Kg3 29. f5 Vf4 30. Şb1 Kg1 31. a3 Kd1 32. Şa2 Fd5 Beyaz terk eder 0-1

Kapanış konuşmasında birlikte oynadığımız 1980 Dortmund?da 10.5 puanla birinci olurken bu puanın artık dünya gençler şampiyonu unvanı için yetmediğine şaşıran Kasparov?a en iyi cevap turnuva partilerinde saklı.


***13 Ekim 2013 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Pazar ilavesinde, Sayın GM Suat Atalık'ın yazılarını yayımladığı "SATRANÇ" başlıklı köşesinde yayımladığı yazısı.
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#28
Ülkemizde çok kıymetli sporcular bulunmaktadır. Malesef bunlar göz ardı edilmekte Suat Atalık'ın neden milli takımda oynatılmadığı hep soru işareti olarak aklımda kalmıştır.

Şahmat arkadaşımızın açmış olduğu Türkiye'de Satranç başlığı altındaki yazısını'da okudum bazı başlıklara yani sorulara hak verdiğimi belirtmek istiyorum.

Bizler burada satranç sporunu geliştirmenin yollarını aramalıyız. Bunun içinde Federasyonumuzun kurullarının hızlı bir şekilde çalışması gerekmektedir. Bizler ise bu kurullara yardımcı olmalı onlara karşılaştığımız sorunları iletmeli ve çözüm önerileri sunmalıyız.

Diyeceksiniz ki bizi kim kala alır? Haklı olabilirsiniz belki sizi dinlemezler, belkide dinlerler bunu bilmemiz mümkün değil.

Türkiye Satranç Federasyonu Sorunların tespiti ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerine ilişkin bir kurul oluşturmalıdır. Bu kurula her ilden bir kişiyi dahil etmelidir.

Bu bir çözüm önerisi olabilir mi bilmem....

Yalnız ülkemizde gerçekten satranç sporunun geliştirilmesini istiyorsak öncelikle bizlerin illerimizde yapacağı çalışmalar önemlidir.

Sayın Gülkız Tülay Hanımın seçildiği seçimlerde şahsım da red oyu kullananlardanım.

Sayın Cengiz Keleş beyi desteklediğimi açık açık beyan etmiştim.

Şunu belirtmeliyim ki seçim zamanı ayrı bir zaman dilimi olarak değerlendirilmelidir.

Şimdi bana sen satranç'ı bırak deseniz bile bırakamam çünkü bırakmak istesem de o beni bırakmaz.

Çorum ilinde satranç sporunun geliştirilmesi için elimden geleni her zaman yapmaktayım yapmaya da devam edeceğim.

Biz satranç sporcuları, antrenörler, kulüp yöneticileri olarak bir sonraki seçime kadar oy vermesek de seçilen federasyona destek vermek zorundayız. Bu bizim asli bir görevimizdir.

Gerektiği yerde yanlışları eksiklikleri de ilgili kurullara yazılı olarak bildirmeliyiz. Sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunmalıyız.

Satranç Formunu incelediğimizde doğru dürüst var olan sorunlar üzerine çözüm önerileri yapan kişi sayısının az olduğu görmekteyiz.

SORULAN SORULARA YÖNELİKTE HER HANGİ BİR ÇÖZÜM ÖNERİSİNDE BULUNAN'DA OLMUYOR.

Her Spor Dalında Mutlaka sorunlar bulunmakta bunlara yönelik bir çözüm çalışması yapılması gerekmektedir. Belkide yapılmaktadır.

Kendi ilimden örnek vereyim. Her geçen gün satranç sporcularını kaybetmekteyiz. Bunun sebebini biliyoruz. Yarışma alanının şehir merkezine uzaklığı, Yapılan Turnuvalarda Madalyadan başka bir şey verilemeyişi, okulların teşvik edilemeyişi... vb. nedenler sıralayabilirim.

Peki çözüm önerisi ne olabilir.

Turnuvaların şehir merkezine yakın yerlere alınması
Cazip ödüllerin dağıtılması,
Okul Ziyaretlerinin yapılması ve okul müdürlerine plaket verilmesi gibi

bunları yapmak mümkün mü, bana soracak olursanız mümkün,

Öncelikle gençlik sporun veriş olduğu madalyaları değil Sayın Aşkın beyin dediği gibi federasyon tarafından gönderilen madalyaların dağıtılması yada il adına satranç figürlerin yer aldığı madalyalar yaptırılması (BUNUN İÇİN FEDERASYONUN DESTEĞİ GEREKMEKTEDİR YADA SPONSOR BULUNMALIDIR)

Bulunabiliyorsa yapılan turnuvalara sponsor ayarlanmalı çocuklar sevindirilmelidir.

Okul Müdürlerine satranç sporuna katkıda bulundukları için plaketler takdim edilmeli ve yerel basında haberlerin yayınlanması sağlanmalıdır.
(PLAKETLER İÇİN FEDERASYONUN DESTEĞİ GEREKMEKTEDİR YADA SPONSOR BULUNMALIDIR. )

Bizler bunları yaparsak gerçekten satranç sporuna hizmet etmiş oluruz.
Teşekkür.
ALTIN HAMLE GENÇLİK VE SPOR KULÜBÜ KORDON EĞİTİM MERKEZİ
Cevapla
#29
***


[color=red][size=24]Tesadüf[/size][/color]



Satrançta tesadüflere yer yoktur. Geçen günlerde yaşanan birkaç olay üzerine biraz geçte olsa yazmaya karar verdim. İlk iki hadise 2014 yılında yapılacak FIDE başkanlığı seçimiyle ilgili:

FIDE ile Agon arasında yapılan bir anlaşmanın taslağı basına sızdı. FIDE'nin tam 12 yıl boyunca dünya şampiyonasıyla ilgili tüm etapları düzenleme hakkını AGON'a vermesi dikkat çekmişti. Ne idüğü belirsiz, ne zaman kurulduğu da bilinmeyen şirketin eşcinsel başkanı Andrew Poulson'u dünyaya tanıtan, son 15 yıldır Moskova'da yaşaması ve burada çıkardığı çıkardığı meşhur "Afişa" dergisiydi. Birdenbire satranca merak saran Paulson, geçen yıl seçimle İngiliz Satranç Federasyonu Başkanlığını da kazanmıştı. Kontrat taslağı, AGON'un hisselerinin yüzde 51'ine FIDE başkanı İlyumjinov'un sahip olduğunu göstermekte, yüzde 49 hisseli küçük ortak Paulson'sa taslağa göre Balgabayev ve Makropulos'a senelik 100.000'lerce dolarlık danışmanlık parası ödemeye mecbur edilmiş. Taslak, şirketin FIDE üyeleri tarafından, yağlı organizasyonları kendi kurdukları örgütle kendilerine verdiklerini gösterse de, sözü geçen kişiler böyle bir kontratın gerçekleşmediğini iddia etmekte.

Geçen günlerde, basına sızan ikinci bir anlaşma eski dünya şampiyonu, yeni FIDE başkan adayı Gari Kasparov'la, FIDE Genel Sekreteri İgnatius Leong arasındaydı. 10+1 rakamında bir oy sayısını Çin hariç diğer Asya ülkelerinden tedarik etme sözü karşılığında, Kasparov'un kontrolündeki bir kurumdan, Leong'un Satranç Akademisi'ne 500.000 dolar yatırılmasını içeren kontrat Tromsö'de yapılacak olimpiyat organizatörü avukat Morten Sant tarafından kaleme alınmış ve tedbirsizce FIDE e-posta adresinden yazışan Leong-Sand ikilisinin mektuplarında ortaya çıkmış. Sand'ın açıklamasına göre FIDE sitesinde bu yazışmaları okuyabilecek tek makam, sitenin internet yöneticisi TSF! Yine tüm tarafların imzalayıp, sadece taslak aşamasında kaldığını iddia ettiği anlaşma inanılmaz bir tesadüf eseri. FIDE-AGON kontratıyla aynı zamanda basına sızmış oldu.

Kış aylarının önemli organizasyonlarından ikisi, 7-12 arası yaş grupları turnuvalarından oluşan Türkiye Küçükler Şampiyonası ve bunu izleyip, bu sene iki etaba çıkarılan Türkiye Kupası herhalde yine tesadüf eseri yıllardan beri Antalya'da hep aynı otelde yapılmakta. Bu seneki Türkiye Şampiyonası'na katılma hakkı veren turnuvanın 7 turu akselere edilmiş, 9 turlu İsviçre yöntemi üzerinden oynanma kararıysa bence hiç de tesadüf değil. İlk kez gördüğüm hızlandırılmış tur sayısının, grupların birleşmesinden sonra oynanandan fazla olma kararı alan kişilerin haliyle satrançla ilgisi sorgulanmalı. Bir de üstüne adeta iki ayrı turnuvada yarışanlara kategori ödülleri dağıtılırsa artık hiçbir şeye şaşırmamak lazım.

Türkiye Kupası'nı 10 hamlede birbirleriyle berabere yapan Angora turnuvaları menşeli büyükustaların önünde kazanan İM Burak Fırat'la, grupların birbirine kavuştuğu an olan 8. turda oynayan 1694 UKD'li Yulia Gökbulut'un, aslında kızlık soyadıyla WFM Julia Komarişkina olmasına da artık hayret etmiyorum. Kategori turnuvalarında ödül kazanmak uğruna kimliğini saklayıp, unvandan da feragat etmenin, denetimin olmadığı ortamda tesadüfi olmadığı benim görüşüm.

Tahtada tesadüf olur mu? İşte bir örnek:

WGM Darya Çaroçkina (2359) - İM (WGM) Ekaterina Atalık (2439), Moskova Open B 2014

1. c4 e5 2. Ac3 Af6 3. g3 d5 4. cd5 Ad5 5. Fg2 Ab6 6. e3!? (İngiliz açılışında bu hamlenin varlığına ilk olarak Nakamura dikkat çekti.) Ac6 7. Age2 Fd6 8. 0-0 0-0 9. f4 f6!




Fil+2 er Kaleden daha büyük bir güç olmasına rağmen, ağır taşın 8. sıraya sızması dengeyi Beyaz lehine değiştireceği için hamle tekrarıyla beraberlik mecburi hale gelmekte. Bu neticeyle 9 turda 5 galibiyet, 4 beraberlikle 7 puan ve 2446'lık performansla Katya, 7.5 puan alan WGM Girya'nın 0.5 puan farkla arkasında yer alıp, aynı geçen sene olduğu gibi 2-8 arası dereceleri paylaştı. Bu nüansın ödüle yansıyan haliyse 11.500 AVRO! 36...Fc6 37. Kd1 Fd5 38. Kc1 Fc6 39. Kd1 0.5-0.5 .


***16 Şubat 2014 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Pazar ilavesinde, Sayın Suat Atalık'ın yazılarını yayımladığı "SATRANÇ" başlıklı köşeden alıntı.
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#30
***




[color=red][size=24]Öbür Taraf[/size][/color]



Alekhine?in anlatmayı en sevdiği fıkrayı size nakledeyim:

Alekhine vefat edip de sırat köprüne geldiğinde sorgu meleği ne ile iştigal ettiğini sorar. Satranççıyım cevabını alınca, fıkra bu değil mi, şampiyon diğer tüm satranççılar gibi cehennem yönüne işaret edilir. Ama Alekhine?in son bir arazusu vardır; cennetin kapısından bir anlık da olsa bir göz atmak. İzin verilince Alekhine ne görsün, Bogoljubow her zamanki gibi neşeli haliyle cennette. Sebebini sorduğunda, aldığı cevap çok açıktır:

?O satranççı değil ki kendini satranççı zannediyor!?

Öbür taraf sadece Alekhine?in uydurduğu fıkralarda söz konusu olmuyor. 1985 yılında Korçnoy?a geçmişten kimle oynamak isterdiniz sorusunu yönelten zamanın İsviçre Parapsikoloji Derneği Başkanı Dr. Eisenbeib ilginç bir cevap aldı: Capablanca, Keres veya Maroczy.

Capablanca?yla oynamayı kim istemez? Keres cevabı da Korçnoy?u tanıyanlar için aşikar, zira Keres ölüm yılı olan 1975?e dek Rus asıllı İsviçreli dünya şampiyonu adayına ters gelmiştir. Dünya şampiyonu olamayan en güçlü oyuncu sorusunu Keres ve ben diye yanıtlayan Korçnoy bu tercihiyle adeta kendini defi etmiş olmaktaydı.

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu?nun satrançtaki son büyük ismi Geza Maroczy (1870-1951) uzun bir kariyere sahip olmuştur. 1894-1936 yılları arası hemen hemen tüm önemli turnuvalarda yer alan Maroczy 20. yüzyılın ilk döneminin her dem ilk 10 oyuncusundan biri sayılmıştır. Açılış ve bilhassa oyunsonu bölümlerindeki mahareti tartışılmaz Habsburglu, Hollanda?ya yerleştikten sonra Euwe?nin dünya şampiyonluğuna da antrenör olarak büyük katkıda bulunmuştu.

Şimdi oyunsonu üstadından yazımıza ışık tutacak nitelikte bir örnek:





(Korçnoy?un da belirttiği gibi oyunsonunu bir önceki örnekte olduğu belirttiğimiz gibi şanına yakışır şekilde savunan Maroczy 26. hg3! Kc8 27. a5! Kc5 28. Kb1 Ka5 29. Kb7 Şe6 30. f4 ile karşı oyun elde ederdi.) 26. fg3? b6 27. h4 a6 28. g4 b5 29. ab5 ab5 30. Şd3 Şg6 31. Kf1 Kh8 32. Kh1 Kh7! Zugzwang (32?Ka8 33. Kb1) 33. Şe2 (33. Kh2 Ka7 ) Ka7 34. Şd3 Ka2 35. Kf1 (35. Kb1 Kb2) b4 36. h5 Şg5 37. Kf5 Şg4 38. h6 b3! 39. h7 Ka8 40. cb3 Kh8 41. Kf6 Kh7 42. Kg6 Şf4 43. Kf6 Şg3 44. Kf1 (44. Kg6 Şf2 45. Kf6 Şe1 ) Kh2 45. Kd1 Şf3 46. Kf1 Kf2! 47. Kf2 Şf2 Beyaz terk eder çünkü 48. b4 Şe1 49. b5 Şd1 50. b6 c2 51. b7 c1V 52. b8V Vc3 mat 0-1

Bu parti oynanırken, oturumların bazılarına katılan Sırp GM Dragoljıp Velimiroviç vasıtasıyla oyundan ben de haberdardım. İşin ilginç tarafı karşılaşmanın bitiminden 20 gün sonra medyumun vefatı. Korçnoy ise oyunun ancak sonlarında iletişim esnasında bilhassa İtalyan usta Romi ile ilgili sorusu doğru yanıtlanınca karşı tarafın Maroczy olduğuna ikna olduğunu belirtmekte.

***16 Mart 2014 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Pazar ilavesinde, Sayın GM Suat Atalık'ın yazılarını yayımladığı "SATRANÇ" başlıklı köşeden alıntı.
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#31
GM Suat Atalık'ın 29 Haziran 2014 Tarihli yazısı
***


[size=xx-large][color=#FF4500]Şok![/color][/size]



Mülakatı yapan soruyor: “Hayatınızda hiç turnuvaya katılmadığınızı biliyoruz ama en beğendiğiniz oyununuz nedir?” Sadece bu sorunun absürtlüğü yeterli ama bir de üstüne diğer taraftan cevaben evde bilgisayarıyla oynadığını iddia ettiği tamamen kompüterize bir oyun geliyor: İlk şok dalgası! İkincisi de birincisini aratır nitelikte, sıkı durun: Satrancı Türkler icat etmiş! Aniden piyonların geri gitmediği kendine malum olan satranç heveslisi oyunun askeri bir icat olup, olsa olsa bizim tarafımızdan bulunacağını 2014 senesinde keşfetmiş!



Saçma sapan argümanlar, tutmayan zamanlar, aslında hiç vuku bulmamış hadiseler ve hatta bu işin parçası olmamış kişiler her dem popülaritesinden kaybetmeyecek olan egosantrik ve etnosantrik yaklaşımlarla tarihi yeniden yazma sevdasıyla çabalamalarının sahte ürünleri. İçinden ayet çıkan satranç programlarından, içinde satranççı olmayan satrançla ilgili kurum ve kurullara dek, artık hiçbir şey beni şoke edemez derken bu birbirinden müstakil makaleler beni hayrete düşürdü.



Satrancın menşei tam olarak bilinmemekle birlikte, birçok lisana Fil olarak girmiş figür Hindistan ihtimalini kuvvetlendirmekte. Satrancın bugün tanıdığımız şekle oturması ve gelişimi 19. yüzyılı bulurken, merkezi de hep Avrupa kentleri. Türkiye’de bilinen ilk turnuvalar 1940’lı yıllara dayanmakta daha evvelindeyse hiçbir aktivite yok! Kendini, çoluğunu, çocuğunu, şehrinden, ulusuna kadar aslında olduğundan değişik biçimlerde işin içine katmaya çalışanlara benim tavsiyem, kitap okuyup oyunu öğrenmeye çalışmaları. Satrançta fikir ileri sürebilecek hale gelmek için aynı anda bir sporcu olarak yarışmalı, bilim adamı kadar çalışmalı, sanatçı kadar da tahtada yaratılandan zevk almalısınız:




GM Paul Keres – GM Erich Eliskases, Nordwijk 1938, Fransız Savunması, Tarrasch Varyantı

1. e4 e6 2. d4 d5 3. Ad2 c5 4. ed5 Vd5 5. Agf3 cd4 6. Fc4 Vd8!?
( Bu varyantın ilk çıktığı devirden bu yana çekişme Vd8 ve Vd6 arasındayken aday hamleler arasına Vd7!? De girdi.) 7. 0-0 Ac6 8. Ab3 Af6 9. Ve2! (9. Abd4 Ad4 10. Ad4 Fc5! Vezirlerin gidebileceği yerler arasındaki farkı vurgular.) Fe7 10. Kd1 0-0 11. Abd4 Vc7! 12. Ac6! bc6! 13. Fg5 Fb7 14. Ve5!? (14. Ae5 c5! 15. Ad7 Kfd8 16. Af6 Ff6 17. Ff6 gf6 ile duble erlerden oluşan yapı madalyonun öbür yüzü.) Ve5 15. Ae5 Kfd8 16. Ad7 c5 17. Af6?! (Bu kırışmayı hızlandırmak yerine 17. f3! Bir tempo kazanabilir.) Ff6 18. Ff6 gf6 19. f3 f5 20. Şf2 Şg7 (20…f4 21. g3!) 21. Şe3 Şf6 22. Fe2 e5 23. g3 Fd5 24. b3 Fe6 25. f4 Kd4! 26. fe5 Şe5 27. Kd4 cd4 28. Şd2 Fd5 (Siyah erlerin hiçbiri diğerini tutmamasına rağmen, Siyah taşların aktivitesi Praeceptor Germania’nin tavsiye ettiği biçimde bu defoyu karşılar.) 29. Fc4! Kc8! (29…Fc4? 30. bc4 sonrası Şd3 ve Ke1’in yardımıyla d4 tehlike altına girer.) 30. Fd5 (30. Ke1 Fe4!) Şd5 31. Ke1 Şd6! 32. Ke2 Kc3 33. Ke8 Kf3 34. Şe2 Kc3 35. Şd1 Kf3 36. Kd8 Şe5 37. Kd7 Kf2 38. Ka7 Kh2 39. a4 Kg2 40. Kf7 Kg3 41. Kh7 f4 42. a5 f3 43. Şe1!? (43. Şd2 Kg2 44. Şd3 Kg1! 45. Kf7 Kd1 46. Şc4 Kc1 47. Kf3 Kc2 48. Şb4! (48. Şb5 Kc3) Şe4! 49. Kf8 d3 Siyah geçerin değeri, Beyazın bağlı geçerlerine denktir.) Şf4 44. Şd2! (44. Şf1 Kg2!=) Kg1 45. Kf7 Şe4!? (45…Şg3 46. Kg7 Şh2 47. Kg3 Şg3 48. a7 f2 49. a8V Vf4! daimi kişle berabere yapar.) 46. a6 Kg2! 47. Şc1 d3! 48. cd3 (48. a7 Kc2 49. Şb1? Kc8! eri yakalar ve kazanır.) 49. b4 Ka2 50. b5 f2 51. d4 Şd4 52. Kf2 Kf2









Devrin süper turnuvasında Alekhine’le unvan maçı yapmaya aday oyuncularından ikisinin arasındaki bu partide Siyah Kalenin, ilerlemiş bağlı çift geçere karşı mücadelesi çoğunluğu şoke etmişti. 53. a7 (53. b6 da benzer şekilde berabere olur.) Ka2 54. b6 Şc3 55. Şb1 Ka6 56. b7 Kb6 57. Şc1 Kh6 Beraberlik çünkü Şahlar diğer kanada birlikte hareket ettiğinde Şg1 Kg6, Şf1 Kh6 berabere yapar, aynı yöntem diğer kanatta Şb1 Kb6, Şc1 Kh6 ile yinelenir. 0,5-0,5

Lakin gördüğünüz bu yöntem yeni değildi. İlk olarak Çek etütçü Josef Moravets 1924 yapımı eserinde bu konuma vardı. Onu meşhur Fransız etütçü Henri Rinck’in 1937 yılında yayınlanan etüdünde bu kez tek kanatta çift dubleli 4 eri, Kale ile yine aynı konuma indirgeyerek durdurması izledi. Her iki kompozisyon birden belli ki aynı yıl Almanya’nın Anschluss’la ilhak edeceği Avusturya’nın bir numarası Eliskases’in gözünden kaçmamıştı!


--------------------------------------------------------
***
***29 Haziran 2014 tarihli Cumhuriyet Gazetesi Pazar ilavesinde, Sayın GM Suat Atalık'ın yazılarını yayımladığı "SATRANÇ" başlıklı köşeden alıntı.
Sürekli öğrenmek iyidir.Öğrendiklerini doğru kullanabilmek daha iyi.(Eski lahit yazıtlarından alıntı.)
Ara
Cevapla
#32
Bu yazı, tıpkı önceden bire bir konulan yazılar gibi telif hakları ihlali içeriyor. Her ne kadar sonunda alıntı denmişse de yazı diyagram dahil bire bir kopyalama. Cumhuriyet'in ayrıca yazarlarını ve yazılarını on-line vermediği, bunun için abonelik ücreti aldığı dikkate alındığında, telif konusunda özel olarak hassas olduğunu düşünüyorum.

Bence bu yazı kaldırılmalı.
blog:
Ara
Cevapla
#33

Önce bu yazıların "eser" olduğu konusunda anlaşmalıyız. Bence bunlar birer "eser"dir. Kanunun tarifine de açıkça eser olarak uymaktadır.
Ama ihlal yoktur. Neden telif hakları ihlali olmadığını düşündüğümü açıklamak isterim.
Telif yasasına göre bazı durumlarda "eser" kabul edilen şeylerin kaynak gösterilmek kaydıyla kullanımı için izin alınmasına gerek yoktur. Bu konuda içtihat var. Yüksek yargının aldığı bazı kararlar var. Ayrıntıya girecek olursak;

Bazı istisnalar var. Bu durumlarda eserin kullanılması izin gerektirmez. Bu durumları şu şekilde sıralamışlar.
◾Kamu yararı varsa güvenlik ve hukuki gerekçelerle kullanılabilir
◾Mahkeme kararları için veya mevzuat kararları için kullanılabilir
◾Nutuklarda mitinglerde vs. konuşmacı kullanabilir
◾Ücretli olmayan genel eğitim ve öğretim gerekçeleriyle kullanılabilir
(Bunlar sadece yayınlanmış eserlerde geçerlidir)
◾Hayır amaçlı düzenlenen müsamerelerde veya benzeri etkinliklerde kullanılabilir
◾Eğitim ve öğretim gerekçesiyle yapılan seçme ve toplama işlemlerinde kullanımı mümkündür
◾Bazı bölümlerinin belirgin biçimde kaynak gösterilmesi yoluyla kitap dergi internet vs. ortamlarda kullanılabilir
(Sadece eserin bazı bölümlerinin kullanılması durumunda söz konusudur)
◾24 saat sonrasında kullanma sınırlamasına uyacak şekilde günlük haberlerde kullanılabilir
◾Kazanç amacı taşımadan ve eser sahibinin menfaatlerine uygun biçimde şahsi kullanım ortamlarında izin alınmayabilir
◾Yasada belirtilen sınırlamalar dahilinde güzel sanat eserlerini halka açık yerlerde teşhir için kullanım izin gerektirmez (? bu tarife bakmak lazım bana garip geldi, gerçi sadece sanat eserleri diyor ama yine de garip...)
(Bir iki ufak madde daha var. Onlar önemsiz.)

Avukat arkadaşımdan, gazetelerde yayınlanmış haberlerin forumda açık kaynak göstererek kullanımı konusunda sıkıntı olmadığını öğrendim. Burası bir haber sitesi olsaydı cezayı yerdi. Ama öyle değil. Yapılan yayın kazanç amacı gütmüyor ve açıkça eğitim hedeflenmiş görünüyor. Suat Bey'in yazmaya devam etmesini, burada paylaşanların da paylaşıma devam etmelerini dilerim...

Acizane açıklama getirmek istedim.
Hatalı bilgi varsa düzeltilmesi için yazabilirsiniz.

Saygılarımla.
Cevapla
#34

Net ihlal var. Çünkü Suat Atalık'ın yazısı eserdir; telif hakları kapsamındadır ve bu kopyalama belirttiğiniz istisnaların hiçbirine girmiyor:

- Kamu yararı yok.
- Mahkeme kararları için veya mevzuat kararları için kullanım değil.
- Nutuk, miting istisnası ile ilgisiz.
- Genel eğitim ve öğretim gerekçesi ile ilgisiz.
- Müsamere ile ilgisiz.
- Bazı bölümlerinin belirgin biçimde kaynak gösterilmesi yoluyla kitap, dergi internet vs. ortamlarda kullanılabilir / Bazı bölümleri değil tamamı kullanılmış. Alıntı yok.
- 24 saat sonrasında kullanma sınırlamasına uyacak şekilde günlük haberlerde kullanılabilir / Haber değil.
- Kazanç amacı taşımadan ve eser sahibinin menfaatlerine uygun biçimde şahsi kullanım ortamlarında izin alınmayabilir / Eser sahibinin menfaati yok.
- Yasada belirtilen sınırlamalar dahilinde güzel sanat eserlerini halka açık yerlerde teşhir için kullanım izin gerektirmez / Konu dışı.

Şöyle toparlayayım:

1 - Köşe yazısı eserdir (fikir eseri). Köşe yazısı haber değildir.
2 - Hak sahibi Atalık ve/veya Cumhuriyet Gazetesidir.
3 -Köşe yazısından ancak orantılı ölçüde alıntı yapılabilir.
4 - Köşe yazısının tamamı izin alınmadan yayınlanamaz.

Kaldı ki Cumhuriyet, bu yazıları alenileştirmiyor; okumak için üyelik satın almak zorundasınız. Yani açık iradesi var; "ben köşe yazılarımın umuma açık olmasını istemem" diyor. Demese de fark etmez ayrıca.

Bir fikir vermesi açısından sabah gazetesine girin, bir yazar seçin, yazısının altında şu yazıyı görürsünüz:

"Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin [color=#0000CD]tamamı[/color] özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin [color=#0000CD]bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir[/color]. Ayrıntılar için lütfen tıklayın"


Yayınlanan yazı haber değil, fikir eseri.


Konunun eğitimle alakası yok. Burada merak konusu bir yazının tartışma ortamına kopyalanması var.


Tazminat davası dışında ceza davası da var yalnız. Tazminat tutarları çok yüksek, maddi piyasa değerinin 3 katı ve ayrıca manevi tarafı var.

Şunu da söyleyeyim, bunu yazdıktan sonra özelden çok tuhaf tepkiler aldım. Yazdıklarım itici gelebilir ama esasen şu iktibası yapanları ve forumu korumaya çalışıyorum. Yoksa "helal olsun ağbimize" edebiyatı yapmak en kolayı.

Ha bir de bu konuyu internetten araştırarak kulaktan dolma yöntemlerle tartışmak çok tehlikeli. Telif özel bir alan, ne zaman patlayacağı da belli olmaz.
blog:
Ara
Cevapla
#35

Siz şikayet etmezseniz forumdaki herhangi birinin bu yazıları telif ihlali var diye şikayet edeceğini sanmıyorum. Ama tezinizde haklı olabilirsiniz ona da hak vermedim değil.

Telif ihlali kamu davası gerektirir mi? Şikayet olmadan savcılık devreye girer mi? Bildiğim kadarıyla girmez. Bu meyanda birkaç soru işaretim var.

(1) Savcı ve hakimlerimiz Cumhuriyet lehine ne kadar hassas olacaklardır? Aaaa bak Cumhuriyet'in haklarını çiğnemişler hadi koruyalım da üç kuruş daha kazansınlar; mı diyeceklerdir?
(2) Cumhuriyet gazetesi böyle bir şey için forumdan telif isteyecek kadar aşağılarda mıdır?
(3) Yazının yazarı böyle bir şey için forumdan telif isteyecek kadar aşağılarda mıdır?
(4) Şikayet olmaz ise birileri sırf forum zarar görsün diye kamu davası açar mı? Açabilir mi? Ne menfaatleri olacaktır. Yazının yazarını koruyormuş gibi yapıp şikayette bulunularak ilgili gazeteyi okumayanların da GM'mizin yazılarından "faydalanmasını engellemek" dışında ne menfaat sağlanacaktır sonuçta? (Faydayı engellemek ilginç bir ifade oldu. Mesaj alındı sanırım.)
(5) Forum kamu alanı değil midir. Burada yazanlar kamu yararı için değilse kimin yararı içindir? Yoksa forumlar kamu zararı için midir?

Bunlar ayrı birer değerlendirme gerektirebilir. Ben bu aşamada susmayı ve asıl konunun yazarına ve sayın GM'mize hürmetsizlik etmeme adına ana konu başlığını daha fazla bulandırmamayı tercih edeceğim. Bu tali çıkıntıya dahil olduğum için kendilerinden özür diliyorum.

Herkese hürmetlerimle...
Cevapla
#36

Asla öyle birşey yapmam. Kastettiğim, telif konusunda zamanaşımı (hakdüşümü) sürelerinin çok uzun olmasıdır. Konu yıllar sonra bile gündeme gelebilir. O bakımdan patlama zamanı belirsiz.

Telif özel hak kapsamında olduğundan kamu davasına konu olmaz. Ancak şikayet edilirse sorun doğurur. Şikayet hakkı da sadece hak sahibinindir (gazete ve/veya yazar).
blog:
Ara
Cevapla
#37
1- Kazanç amacı güdüyorSmile
2- Ticari.
3- Telif hakkı nedeniyle dava açılabilir yazının tamamı paylaşılamaz aslında. Tabii yazan kişi ses çıkarmama veya izin verme hakkına da sahip ama gazetedeyse telifi yayınlandıktan sonra onu bilemem.
4- Birkaç bin kişinin okuduğu yazı için de dava açmakla uğraşacak bir gazete bilmiyorum.
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi