KapitALİzmin Gücü
#1
Karşımızda hükümet
Arkamızda ihanet
Aramızda zaafiyet
Masalmış haysiyet
Yenildik nihayet!

Siz çocuklarınıza bu işin "masal kısmını" anlatmaya devam edin!... Ancak masalın son kısmı şöyle bitiyor; "Bu masal da burda bitmezmiş!"...


Değerli satranç ailemiz,

Kendimi size karşı sorumlu duyumsuyorum. Ancak Mali Genel Kurul ile ilgili ayrıntılı değerlendirmemi, daha sonra yapacağım. Öfkemin geçmesini bekliyorum. Öfkem kendime bile zarar verebilecek boyutlarda ki, rakiplerim de dahil olmak üzere, bu aşamada hiç kimseye zarar vermek istemiyorum.

Sayın Yazıcı'yı kutluyorum...
Yenilgimizin başlangıcı olan divan seçiminde, 67 kişiye karşı el kaldıran, ama "el vurmayan" 52 kişiyi daha çok kutluyor, onlar önünde ayrıca eğiliyorum... Sayın Yazıcı ve 67 Kişi karşısında ise asla eğilmeyeceğim!

Sayın Yazıcı'yı ve 67 kişiyi asla rakip bile saymıyorum. Ancak karşımızda yalnızca onlar yoktu! Yanıldık! Bizler asıl olarak kapit[size=18]ALİ[/size]zmin gücüne yenildik. Bu durumun özenle görülmesi gerekiyor. Hem Türkiye'de hem de dünyada, rüşvetsiz, şantajsız, tehditsiz ve tamamen hukuka dayalı yollarla da yarışılabileceğini onlara göstereceğiz. [size=18]Birgün mutlaka[/size] onlara karşı alın terimiz, beyin emeğimiz ve onurumuzla kazanacağız!

Hepinize saygı ve sevgilerimi iletiyorum.
Hoşçakalın demiyorum, hoşca gelin, hoşca yürüyün, hoşca kalkın!
Cevapla
#2
Bahtiyar ve Deniz Esen'in yazdıkları üstüne anca bir şiir eklenebilir. Daha büyük bir inançla çalışmalı. Susanları ya konuşturmalı ya da yüreklerden uzaklaştırmalı. Üzülme Hüseyin Aktaş. ".. araştırdım ! en fazla 25 oy olabilirler" demişti "herhangi biri". Onlarca el, binlerce yürek bizim gibi düşünüyor. 27 Kasım 2010 Satranç tarihine böyle kaydedildi.

YÜREKLİ OLMAK LAZIM...

Yürekli olmak lazım
Ölürken bile…
Koca bir yürek ister
Aynaya bakarken yüzünün arkasındakini görmek…
Bir sevgi çılgını gibi,
Avuçlarında tutmak ister dikenli bir gelinciği…
Yürek ister, gelinciğin dökülen yapraklarını
Soldurmadan kurutabilmek…
Yürekli olmak lazım
Severken bile…
Ne kadar seversen,
O kadar büyür yüreğin,genişler…
Dağları sığdırırsın içine!
Denizleri, ovaları,yaylaları…
Acıları sığdırırsın korkmadan!
En karanlık,en bilinmez yarınları…
Göğüslersin hepsini sevgin için…!
Yürekli bir sevgi için
Deniz kadar sevmek lazım…
Yürekli olmak lazım
Doğarken bile…
Bilinmez bir hayata dört elle sarılmak lazım!
Acı da çekebilirsin kimi zaman keder de…
Şans tanınmayacak bir daha doğman için…
Seçemezsin ne ananı babanı,
Ne de aynada gördüğün kendini…!
Yürekli doğmak için
Önce ağlamak lazım…
Sürekli gülmek için
Yürekli olmak lazım…
Ara
Cevapla
#3
hüseyin bey neden üzülüyorsunuz anlamadım.

TSF anastatüsünde

Toplantı ve karar yeter sayısı
Madde 24 – Olağan ve olağanüstü toplantının yapılabilmesi için üye tam sayısının yarısından fazlasının katılımı gerekir. İlk toplantıda bu çoğunluk sağlanamadığı takdirde, ikinci toplantı ertesi gün katılan üyelerle çoğunluk aranmaksızın yapılır. Ancak bu toplantıya katılanların sayısı, seçimle belirlenen kurulların üye sayısının iki katından aşağı olamaz.
Başkan ile Yönetim, Denetim ve Disiplin kurulları üyelerinin seçimi için ilk turda Genel Kurul delege sayısının yarısından bir fazlası, bu çoğunluk sağlanamaz ise ikinci turda ilk turda en çok oy alan iki adayın katılımı ile seçim yapılır ve seçimde geçerli oyların yarıdan bir fazlasının alınması yeterlidir.
Yönetim Kuruluna taşınmaz mal alımı, satımı ve kiralanmasına yetki vermek ve Federasyonun borçlanmasına karar vermek için Genel Kurulda hazır bulunanların dörtte üçünün kabul oyu gerekmektedir. Diğer konularda salt çoğunluk ile karar alınır.



Demektedir



Yani yönetimin ibra olması için salt çoğunluk Yani hazuruna imza atan delege sayısının yarısının bir fazla olması gerekir. Toplantıya 140 delege katıldı ve yarının bir fazlası 71 oy eder. Dolayısıyla yönetim ibrada 67 oy almıştır.


Salt çoğunluğu sağlayamamamıştır.

Yani hukuken şu an yönetim ibra edilmemiştir.
Ara
Cevapla
#4
bahtiyar Nickli Kullanıcıdan Alıntı:seçimde geçerli oyların yarıdan bir fazlasının alınması yeterlidir.
Salt çoğunluk: 61

Yanlış bilgilerle milletin aklını bulandırmayalım.
Ara
Cevapla
#5
Bahtiyar bey,

En yüce makamlardan biri olan Divana karşı makam olarak sözüm olmasa da, o makama geçenlerin divaneliği karşısında bizler de deli-divane olmak durumunda kaldık zaman zaman.

Divana bu eleştirim en basitiyle:
1- Yönetim ve denetleme kurulunun oylamasının kapalı olması yönünde verilen önergeyi oylatmaması.
2- Yönetim Kurulu raporu hakkında söz alan 15 kişinin konuşması sırasında, Ali Nihat Yazıcı tarafından verilen yeterlilik önergesinin derhal kabul edilmesi. Çünkü;
a) Konuşma sürelerinin 6 dakika olması onların önerisiydi.
b) 15 kişinin konuşmasına divan karar vermişti.
c) Yeterlilik önergesi verilse bile kalan 11 kişinin konuşma hakkı saklıdır şeklindeki ana statüde geçen ilke doğrultusunda, konuşmak isteyenlerin konuşma hakkının verilmesi gerekirken, bu hakkımız açıkça gaspedildi. Hukuk katledildi. Sürenin yetmeyeceği kaygsında olan kendileri feragat edebilirdi konuşma haklarından. Ancak bizler ilkeler doğrultusunda hakkımız olan konuşma hakkımızı kullanmak istiyorduk.

Bu ayıplı durum, divanın taraflı olduğunun açıkça kanıtıdır.

Öfkemize zor hakim olduk. Divanın uygulamaları karşısında bize kalan tek yol, üstüne oturduğumuz sandalyeleri, omuzlarımız üstünde taşıdığımız değerler doğrultusunda, divanın kafasında patlatmak olacaktı. Elbette bunu da yapamayacağımız için, yapabileceğimiz bu kadar oldu. Bu konuyu adım adım daha sonra anlatacağım. Hala "öfke yönetimi" ile uğraşıyorum... Bu yüzden kimi bilgileri yazılı kaydetmediğimden yanılgım olabilir...

Ben divan oylaması ile ibra oylamasındaki rakamları karıştırmış olmalıyım. 67-52 sizin de dediğiniz gibi Yönetim Faaliyetinin oylanma sonucu olması gerek. Bu konuda kayıt tutan arkadaşlar bu forumu bilgilendirirse sevinirim...

Umarım divan kayıtları doğru tutmuştur!!...
Bu arada kaç kez "Sayın Divan" dedik ama onlar hep yanlış saydılar. Örneğin oylamanın birinde de ben dayanamayıp kalktım ve rakiplerimizin ellerini 58 saydım. Cengiz 58 saydı. Erşan 58 saydı. Ancak onlar 67, 71, 66 olarak değişik sonuçlar çıkardılar ve en son "götürü" bir rakam yazıldı oraya. Bu hangi oylama idi şu an anımsamıyorum.

Eğer divan kayıtları yanlış tutulmadıysa, ana tüzüğe göre yönetim ibra edilmemiş olabilir. Ama ben işin burasında değil de, "neden onlardan daha çok olamadık?" bu soruya yanıt arıyorum... Onlar da kazansalar bile, "neden bu kadar karşı çıkan insan var", bunun yanıtını aramalılar!...

Görüşmek üzere...
Cevapla
#6
tutku_dincer Nickli Kullanıcıdan Alıntı:
bahtiyar Nickli Kullanıcıdan Alıntı:seçimde geçerli oyların yarıdan bir fazlasının alınması yeterlidir.
Salt çoğunluk: 61

Yanlış bilgilerle milletin aklını bulandırmayalım.

Sayın Dinçer,
Delegasyon 140 kişi ise eğer, salt çoğunluk 61 mi olur, 71 mi?

Bu konudaki matematiği bilmiyorum. Açarsanız sevinirim.
Cevapla
#7
TSF ANA STATÜ'sünde (Madde 31: 5, 6, 7, 8, 9. bentler.)

"Geçersiz Oylar" şu şekilde tanımlanıyor:
(5) Bir zarfın içinden sandık kurulu mührü olmayan zarf ve değişik oy pusulası çıktığında oy geçersiz sayılır.

(6) Bir zarfın içinden usulüne uygun olarak kullanılmış oy pusulası ile birlikte, oy pusulasından başka, genel ahlaka, adaba ve centilmenliğe aykırı olan bir şey çıkması durumunda kullanılan bu oy geçersiz sayılır.

(7) Bir zarfın içinden "EVET" mührü ile tercih yapılmamış veya birden çok adaya tercih kullanılmış/kullanılmamış oy pusulaları çıkması durumunda bu oy geçersiz sayılır.

(8) Bir zarfın içinden "EVET" mührü ile tercih yapılmış olarak çıkan oy pusulasında "EVET" tercihinin, özel düzenlenmiş alandan başka bir yere yapılması durumunda da kullanılmış olan oy geçersiz sayılır.

(9) İçi boş zarflar geçersiz sayılır.
*****

Hemen dikkatinizi çekeceği gibi, "geçersiz oy" tanımlaması yalnızca kapalı oylama için yapılmıştır. Ana statüde açık oylama için geçersiz oy tanımlaması yoktur.

Yani mali genel kurulda toplam 140 delegenin tamamı salonda ise, ibrada oy kullanan; 67+52= 119 delegeden arta kalan 21 delegenin oyları neden geçersiz sayılmıştır?

Üstlerine mürekkep dökülmüş de nereye oy verdiği mi belli olmamış?
Yukardaki maddelerden hangisine mazhar olmuş kalan 21 kişi?
Bunlar ellerini tuvalette mi kaldırmış?
Ya da kaldırdılar da divan kalkanları sayamadı mı?
21 kişi ibra etmeyenler miydi? Edenler miydi?

"eden bulur", bulun o zaman!

Yoksa yukardaki 9. maddeye göre "içi boş zarflar mıydı" bu 21 kişi?!... Big Grin

Sadede gelelim:
Bana göre 21 kişiyi çekimser sayarsak, çekimser olanları da oylamaya katılmış sayarsak, ibrada 71 rakamını bulamayan yönetim ibra edilmemiş demektir.

Yok, eğer, çekimserler oylamaya katılmamış ve kalkan eller geçerli oy sayılırsa yönetim ibra edilmiş demektir.

Bizim bağlı olduğumuz ana statünün tanımlayamadığı bu 21 kişinin durumunu hukukçular tanımlamak zorundadır.

Bu arada ibra oylamasının ana statüde kapalı ya da açık yapılması yönünde bir hüküm olmadığı halde, ibra oylamasının kapalı yapılması yönünde verdiğimiz önergeyi, oylamaya bile koymayan divan, bu konuda ağır bir sorumluluk altına girmiştir.

Son olarak bazı kavramları tanımlayalım:
"salt çoğunluk": Geçerli oyların toplamının evet ya da hayır yönünde yarıdan 1 fazlası...
"oy çokluğu" : Geçerli oyların tolamının yarısından, evet ya da hayır yönünde 2 ve daha fazla sayıda olması...
"oy birliği" : oylamaya katılanların tamamının %100 aynı yönde oy kullanması...

Evet, kapalı oylama için ana statüde, "geçerli-geçersiz oy" tanımlaması var.
Ama açık oylamada kalkan eller geçerli oyu tanımlarken, kalkmayan eller neyi eller, neyi ellemez? Ne eller ne ellemez mi? Hiç bir şey ellemez mi? Yönetime el verir mi vermez mi?

Salonda olmasına karşın kalkmayan eller, oylamanın içinde midir değil midir?
Bu oylar, boş ya da çekimser oy olarak, oylamanın içindeyse, salt çoğunluğun 71 olması gerekir. Bu durumda yönetim ibra edilmemiştir.

Evet, kimdir bu geçerli-geçersiz 21 kişi? Yönetimi desteklemediği kesin!
Pekiyi o zaman, divan muhalefetin oylarını eksik mi saydı?
Ama olur mu, biz hep "sayın divan" demedik mi size?!... Kararlarınızı alkışlamadık mı?!...
Cevapla
#8
Oy
Boş oy
Geçersiz oy
Boykot...

Seçimlere katılanlar bu kavramlara yabancı değildir.
Her hangi bir seçimde irademizi, tercihlerimizi, kararımızın yönünü ifade eden araca "oy" diyoruz.
Bu tercihimizi belirtirken usulüne uygun olmayan oyları "geçersiz oy" kabul ediyoruz.
Bu iki durumun dışında "boş oy" kavramı var bir de... Boş oy geçersiz oy değildir. İradi olarak kullanılmış, ancak herhangi bir yönde seçim yapmayıp, seçimi yapılan konuda kararsız kalmış, bazen de yapılan seçimi protesto etmiş, ama oylamaya da katılmaktan geri durmamış bir iradeyi yansıtır. Boş oy; "ben buradayım varım ama hiç birinize onay vermiyorum" demektir.
Tüm bunların üstünde bir de boykot vardır ki; "hiç bir surette aranızda yokum, sizi toptan protesto ediyorum" demektir. Mali Genel kurulumuzda ise boykot olmamıştır. Herkes oylamaya katılmıştır. Satranç tabiriyle herkes tahtanın içindedir. OY'unun içindedir!...

Dün yazdığım konular bağlamında düşünürsek, açık oylama için ana statüde geçersiz oy kavramı tanımlanmıyor iken, ibra oylamasına yansımayan 21 oy hangi kategoriye konacak?
Bu 21 kişi salondadır.
El kaldırmamış olabilirler.
El kaldırdıkları halde sayılmamış olabilirler.
Yani muhalefet ya da yönetim lehine bir tercihte bulunmamış olabilirler.
Bu durumda bu insanların boş oy kullandığını mı kabul edeceğiz, yoksa bu insanların oylarını geçersiz mi sayacağız?
Ana statüde bu konuda bir açıklama olmadığına göre, bu insanları geçersiz saymak da, yönetimden yana saymak da, yönetime karşı saymak da, oylamaya katılmamış saymak da mümkün değildir. Oylamaya katılmışlar ancak oy kullanmamışlardır. Ya da oylamaya katılmış, oyları sayılmamıştır.
Bu durum, "21 kişi oy kullandı ama oylar yanlış sayıldı" gibi bir kuşkuyu içerse de, ben işin burasında değilim, böyle bir kuşku beyan etmiyorum. 31 Yıllık öğretmen Halil Hilmi Darı'ya bu konuda güveniyorum. Ancak sorun burada güven-güvensizlik sorunu da değildir...

Nesnel bir kabule göre:
Bu 21 kişi salondadır.
Bu 21 kişi oylamaya katılmıştır.
Bu 21 kişi yönetim aleyhine ya da lehine el kaldırmamıştır.

Peki burada soralım:
*21 Kişi salonda olduğuna göre
*21 Kişi oylamaya katıldığına göre
*140 delegenin salt çoğunluğu 71 olduğuna göre
*Yönetimin ibra için alması gereken 71 oyu almadığına göre
*Yönetim ibra edilmiş midir edilmemiş midir?

Öznel bir kabule göre:
*Bu 21 kişi salondadır.
*Bu 21 kişi oylamaya katılmıştır.
*Bu 21 kişi yönetim aleyhine oy kullanmıştır ama maksatlı olarak oyları sayılmamıştır.

Öznel bir kabule göre:
*Bu 21 kişi salondadır.
*Bu 21 kişi oylamaya katılmıştır.
*Bu 21 kişi yönetim lehine oy kullanmıştır ama maksatlı olarak oyları sayılmamıştır.

Son iki öznel yaklaşıma göre bu işin içinden çıkılmaz.
21 kişi salonda ve oylamaya katılmış kabul edilirse, yönetim ihtiyacı olan asgari 71 oyu alamamıştır.
Eğer 21 Kişinin irade beyan etmediğini ve irade beyan etmeyenlerin oylarını "geçersiz oy" söylersek, yönetim sayılan oylardan 119 oyun salt çoğunluğu olan 61 oyu geçerek, "oy çokluğu" ile ibra edilmiş sayılır.

Şöyle bir hüküm bulunsaydı işimiz çok kolaydı:
"Açık oylamada irade beyan etmeyen delegelerin oyu 'geçersiz oy' sayılır"...
Ancak ana statüde böyle bir hüküm yoktur. Bu nedenle ana statünün bu yönüyle derhal ele alınması gerekir.

Gizli oy belgeye dayanır. Gizli oyun belgesi "oy pusulasıdır". Ama açık oyun belgesi yoktur. Açık oy öznel (subjektif) yanlışların kurbanı olmaya açıktır.
Aslında oylama açık yapıldığında, oy kullananlar hangi yönde oy kullanmıştır bu kayıt altına alınmalı diye düşünüyorum. Ayrıca açık oylamalar, ad okunarak yapılsa ve kağıt üzerinde kayıt altına alınsa daha tutarlı bir sayım olurdu. Ya da asli konularda yani ibra gibi önemli konularda da "gizli oy-açık tasnif" ilkesi ana statüye konmalıdır. Ana statü bu yönüyle de derhal ele alınmalıdır. Yaşadığımız genel kurul süreci derhal bize ders olmalıdır.

Bir de bu tür genel kurullarda, profesyonel hukukçulardan bir heyet, oy hakkı olmaksızın, bir tür danışma kurulu olarak genel kurullarda, divanın yanında görev yapabilir. Ya da neden olmasın; bu tür genel kurulları tamamen profesyonel hukukçular yönetebilir...

Anadolu'da bir deyim vardır: "Hırsız girdikten sonra kapı dayaklanmaz"... (Kimse gülmesin; başka tür de söylenir Big Grin .) Amacım "çamura yatmak" değil. Ben tüzüklerin açıklarından yararlanarak kazanmayı ya da kaybetmeyi ahlaki bulmuyorum...
Ancak gelecek yıllardaki süreçleri göz önüne alarak, kapılarımızı bacalarımızı bir elden geçirmek gerekiyor... Bu konuda daha önce 3289 nolu yasayı incelerken bazı atıflarda bulundum.
3289 nolu yasadan "çerçeve statü" doğuyor. Çerçeve statüden de "ana statüler" doğuyor. TSF'yi ise yöneten TSf Ana Statüsüdür.
Hepimizin bizi yöneten yasaları-hukuku bilmesi gerekiyor. Herkes dersine iyi çalışsın...
Cevapla
#9
Hüseyin bey,

Biraz karşık bir konuya el atmışsınız. Öncelikle hukukçu değilim. Ama az çok okuduğum kadarı ile salt çoğunluk=yarıdan bir fazla anlamına gelmemektedir. Şöyleki

11 kişilik bir oylamada her iki tanıma göre de çoğunluk arar isek

Yarıdan 1 fazla aranması durumunda
11/2=5.5 bir fazlası 6.5 küsuratlı olamayacağına göre ve çoğunluk arandığından yukarıya yuvarlamak mantıklı olacağından 7 rakamına ulaşırız.
Oysa salt çoğunluk olsa bu oy sayısı 6 olmalıdır. 11'in yarısından büyük olan tamsayı bir rakamdır cünkü.

Şimdi geçersiz, oy kullanmayan, katılmayan gibi nedenlerle oylamaya dahil olamayan oyların zaten salt çoğunlukta sayılmaması gerekir diye düşünüyorum. Bu durumda 67+52=119 oy var elinizde
bunun da salt coğunluğu 61 ediyor ki bu durumda ibra edilmiş sayılır.

Bu durumda soru 119 üye karar sayısı için yeterli midir? olmalı ki yazdığınız 24. maddeye göre yeterli görünüyor.
Ara
Cevapla
#10
Bir ek. Uykusuzluk nedeniyle kaçırdığım bir nokta var. toplantıya katılan sayısı 140. Bu durumda çekimser, red, katılmayan önemli değil. Önemli olan kabul oyu sayısı. bu durumda 71 ve üzerinde kabul oyu gerekiyor.
Ara
Cevapla
#11
Bu konuyu değerlendirmek için hukukçu olmaya gerek yok. Hukuk sitelerinde uzman hukukçular tarafından çoğunluklar üzerine yapılan tanımlamalara bakmak yeterlidir diye düşünüyorum.


Mutlak(salt) çoğunluğu tanımlamadan önce başka türlü çoğunluk varmı, varsa hangileri veya hangisi sorusunu cevaplandırmak gerekir.

* Nisbi çoğunluk: birden fazla adayın veya partinin katıldığı bir seçimde en fazla oy alanın elde ettiği çoğunluk.

* Basit çoğunluk: Yarıdan fazla çoğunluk. Aslında yarıdan bir veya birden daha yüksek bir sayı olması önemli değil burada, önemli olan kullanılan oyların yarısından fazlasını almış olmak.

* Salt çoğunluk: olası oyların yarıdan fazlasını almak. Basit çoğunlukta olduğu gibi buradada yarıdan kaç fazla sorusu önemli değil. Önemli olan olası(mümkün) oyların yarıdan bir veya daha fazlası.

* Nitelikli çoğunluk: belirli durumlarda aranan özel çoğunluk.

Basit çoğunlukla salt çoğunluk arasındaki fark; basit çoğunlukta geçerli oyların yarıdan fazlasının söz konusu oluşu; salt çoğunlukta olası tüm oyların yarıdan fazlasının söz konusu oluşu. Her iki durumda'da aranan yarıdan fazla çoğunluk; yarıdan bir mi yoksa daha fazla bir sayı mı değil.

Örnek: Mecliste 500 Milletvekili var. Olası bir seçimde 251 oy ve/veya fazlası salt çoğunluktur.

500 Milletvekilinden 40 ının oy kullanmadığını, çekimser kaldığını veya kullanılan 40 oyun geçersiz olduğunu düşünelim. 231 ve/veya fazlası basit çoğunluktur.



Yani TSF genel kurulu basit çoğunlukla ibra edilmiş kabul ediliyor. Fakat Anastatüye gere Salt Çoğunluk aranmalıdır.
Ara
Cevapla
#12
Sözlenenler ve yazılanlar akla oldukça uygun geliyor. Ancak benim aklıma takılan şey bu durum bilinmesine rağmen neden hiçbirşey yapılmıyor?

Genel Kurula katılan arkadaşlara soruyorum:

1. Oylama sonucunda Divan Başkanlığı'na itiraz edildi mi?
2. GSGM'nin görevlendirdiği gözlemci bu konuda bilgilendirildi mi?
3. Herhangi bir delege duruma şerh koydu mu?
4. Konu mahkemeye sevk edilecek mi?

Bence şu anda delegelerin bizlere karşı halen sorumluluğu var ve bu sorumluluk da vicdanen zaten ibra edilmemiş olan bu federasyon yönetiminden bizi kurtarmaktır.

Federasyon yönetimi ibra edilmedi, sadece bunun farkında değil... Ya da daha kötü birşey var.
Cevapla
#13
Öncelikle şunu itiraf etmeliyim ki salt çoğunluk 61dir diye yazdığım mesaj "tam olarak" doğru değil.Bunun bir açık oylama olduğu bir an için kafamdan çıkmış.

Geçersiz oy şöyledir böyledir tartışmalarına girmeye gerek yoktur çünkü anastatüdeki geçersiz oy tanımı kapalı oylamalar için yapılmıştır.Bizi ilgilendiren bir konu değildir.

Eğer bu bir kapalı oylama olsaydı ve 67 evet 52 hayır oyu çıksaydı salt çoğunluk 61dir derdik.67 evet 52 hayır 21 boş çıksaydı salt çoğunluk 71 derdik.
Ancak açık oylama olduğu için asıl tartışılması gereken arda kalan 21 kişinin veya oylarının statüsüdür.Boş oy da bir oy olduğu için EĞER BU KİŞİLER SALONDAYSA" irade beyanları çekimser (boş oy) olarak kabul edilmelidir ve salt çoğunluk buna göre 71 olur.EĞER BU KİŞİLER OYLAMADAN ÖNCE GENEL KURULDAN AYRILMIŞSA 119 üzerinden hesaplama yapılıp salt çoğunluk 61 olarak bulunur.

Özetle üzerinde esas durulması gereken konu salonda OYLAMA SIRASINDA bulunan kişi sayısıdır.Yoklamala göre salonda 140 kişi vardır ve salt çoğunluk buna göre 71 olur.Tabii bir uyuşmazlık halinde o 21 kişinin tamamı veya bir kısmı oylama sırasında salonda değilse bunun belirlenip ona göre salt çoğunluğun tespit edilecektir.Oylama sırasında salonda olmayan kişinin iradesi çekimser kabul edilmemelidir.

Daha 1 aylık avukat olarak Smile böylesine yoruma açık bir konuda bu tür ihtilaflarda tecrübeli, uygulamaları bilen avukatlara danışılmasını tavsiye ediyorum.
Ara
Cevapla
#14
Salondaydım ve ne ibra ettim ne de ibra etmedim. Saygılar...
Ara
Cevapla
#15
Vikipedi'den 1 Mart Tezkeresi: "Yapılan oylamaya 533 milletvekili katıldı, 250 ret, 264 kabul, 19 çekimser oyu kullanıldı. Ancak, Anayasa'nın 96. maddesinde öngörülen salt çoğunluğa ulaşılamadı. Bu durumda, tezkere kabul edilmemiş sayıldı."

1 Mart tezkeresinde tezkerenin kabulü yönündeki oy reddinden daha fazla olmasına rağmen, salt çoğunluğa ulaşılmadığı için tezkere reddedilmiştir.
Aynı hükümler burada da geçerli olsa gerek. Eğer anayasanın 96. maddesi değişmediyse...

Salonda hazır bulunan 140 delege göz önüne alınınca, salt çoğunluk 71 kişinin oyudur.

Benzer bir şekilde Türk siyasi tarihinde de, TBBMM'de güven oylamasında salt çoğunluğa erişilemediği için, bir çok hükümet düşmüştür. Çoğunluk sağlamak değil, salt çoğunluğu sağlamak gerekiyor.

Çekimser, geçersiz ya da boş oylar salt çoğunluktan yana sayılmıyor. İradi olarak önerge yönünde verilmiş oylar salt çoğunluğu oluşturuyor.
Bu durumda GSGM gözlemcilerinin beyanı doğrultusunda olaya müdahil olması gerekiyor. Sanırım olurlar!...

Evet, delegelerin sorumluluğu büyük. Sanırım şimdi ne yaptıklarını yavaş yavaş anlıyorlardır. Ben çok kısa konuşmamda bu konuya değinmiş ve "bu delegasyon şu an ne yaptığını bilmiyor" demiştim... Peki yüce makam divanınında oturan arkadaşlar farkında mı ne yaptıklarının? Umarım...

Bu arada Sevgili Ataman bir dahaki sefere raporları okuyarak ve bir karar vermiş olarak gelirsin.Smile
Cevapla
#16
Çerçeve Statüde "Genel Kurul Toplantıları": (Madde 7-c )

"Genel kurul; üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar alır. İlk toplantıda çoğunluk sağlanamaması halinde, takip eden günde genel kurul çoğunluk aranmaksızın toplanır. Ancak bu toplantıya katılanların sayısı seçimle belirlenen kurulların üye sayısının iki katından aşağı olamaz."

Altını çizdiğim satıra dikkat:
"Genel kurul;...toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar alır"

Daha anlamayan var mı? Ben bile anladım!

Çerçeve statü hükümlerine bağlı olan TSF ana statüsü de bu hükümlere aykırı olamaz. Silsile yoluyla bu hükümler anayasaya değin dayanırlar ve anayasalardan doğru en küçük tüzük hükümleri bir öncekine bağlı olmak zorundadır. Bir önceki hükme aykırı bir hüküm tesis edilmesi gerekiyorsa, bu konuda kanun yenilenmiş ve eski hükmün kanundan çıkarılmış olması gerekir. Ancak kanundan çıkarılmadığı halde bir önceki hükme aykırı bir hüküm tesis edilmiş ve bu hüküm doğrultusunda bir karar alınmışsa, bu mahkemece iptal edilir.

Ancak TSF ana statüsünde Çerçeve Statünün 7. Maddesine uygun bir hüküm yoktur. Ana statüde yalnızca başkanlık seçimlerinde "en çok oyu alan liste seçilmiş sayılır" şeklinde bir hüküm konmuştur.

Ana Statü "Üçüncü Bölüm" içerisinde Madde 20'den itibaren herhangi bir yerde hüküm altına alınması gereken çerçeve statünün 7. Maddesi, Ana Statüye yansımamıştır. Bu durumda ana statüde yer almayan bir hükme konu olan bir olay, çerçeve statüye göre incelenmek ve hüküm altına alınmak zorundadır.

Mali Genel Kurul'un 67-52 biten ibra oylaması, çerçeve statü madde 7'ye göre ele alındığında ise, TSF'nin en geç 60 gün ierisinde, "olağan üstü genel kurula götürülmesi" gerekmektedir.

Bizden söylemesi...
Cevapla
#17
Sayın Hüseyin bey,

Burada bahsettiğimiz hukuksal problemdir. Sizce TSf hukuka kanuna uyacakmıdır?

Bu kararı divan başkanlığının alması gerekirdi. Bildiğim kadarıyla Divan Başkanı Sayın Yunus bahadır avukat ve zamanında TSF ye hukukdışı davranışlarından dolayı dava açmıştı. Ana statüye çalışarak geldiğini ve gerekirse huzuru bozan delegeyi dışarı çıkaracağını Ana Statünün kendisine verdiği yetkileri gayet net açıklamıştı.

Şimdi neler değişti ? Neden bu kararı alamadı veya almadı? Yaptığı yanlışlıktan dönecekmidir? Acaba kendisi yaptığı yanlışlık sonucu dava açacakmıdır.?

Eğer kararı doğruysa gerekçeleriyle bizleri aydınlatacakmıdır?

Sabırla Bekliyoruz.
Ara
Cevapla
#18
yoksa ibra edenler 67 değil 72 idi mi diyecektir?
Ara
Cevapla
#19
Briçte bir deyim vardır:
"konturu yedin miydi el değiştirmeyeceksin, değiştirdikçe daha çok batarsın"
Satranç için bunu söyleyecek olursak, durum tam bir "zugzuwang" durumudur.

Sanırım sayın Yunus Bahadır briç ya da satranç biliyordur!...
Cevapla
#20
Ülkenin bir yerinde bir de "salt çoğunluk" ile "saf çoğunluk" tartışması olduğunu duydum.

Ailenin birisi salt çoğunluk ile alması gereken bir kararı saf çoğunlukla alınca kadı efendi "olmaz öyle şey" demiş... Big Grin

"Alie reisinin" ne diyeceği henüz meçhul... :wink:
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 4 Ziyaretçi