Sayın Başkan'dan rica..
#1
Sayın Başkan,

Bizleri, forumdaki üslubumuzdan ötürü sevmiyor olabilirsiniz,
Tarzımızı, yazdığımız şeyleri, derdimizi anlatma biçimimizi beğenmiyor olabilirsiniz,
Şimdiye kadar yazdığımız yazılarla, sizi isteyerek veya istemeden ziyadesiyle kırmış olabiliriz,
Bazen sağlam temellere dayanmayan eleştiriler de yapmış olabiliriz,
Hatta belki hiç suçunuz yokken sizi fazlasıyla yıprattığımız konular da olabilir....

Bu listeyi çoğaltabiliriz..

Ancak bütün bunları camiamızın daha iyiye gitmesi için, inandığı değerler uğruna yapmış birisi olarak; sizden bir ricada bulunmak istiyorum..

Bu seferki durum, 2008 seçimlerine benzemiyor..
Ortada bir yarıştan ziyade, bir takım suçlamalar var..

İnanmayabilirsiniz, ancak size yapılan suçlamalar beni çok rahatsız ediyor. Eminim ki "Ali Nihat Yazıcı gitsin de ne olursa olsun" diyenler hariç, size muhalif olan pek çok kimse de bu iddialardan hoşnut değillerdir..

Lütfen bu suçlamaları elinizde hangi belgeler varsa onları kamuoyunun takdirine sunarak yanıtlayınız..
Delegeler sizi ibra etmiş olabilir, ben buna tabii ki saygı duyuyorum..

Siz ibra edilmeseydiniz, şimdi delegeler hakkında konuşanlar "satrancın dışından delege-satrancın içinden delege" ayrımına gitmeyeceklerdi. "Ali Nihat Yazıcı ibra edilmedi" diyeceklerdi..

Divan kurulunu eleştirenler, istedikleri divan başkanını seçtirebilselerdi; muhtemelen sizi destekleyenlerden aynı şikayetleri duyacaktık..

Bizler, tüm bunların farkındayız..

Ancak delegeler önünde aklanmış olmanız, kamuoyunu yeterince aydınlatabildiğiniz anlamına gelmiyor..

Kaldı ki Mali Genel Kurul'da delegelerin yaklaşık %40'ının ibra etmek istemediği bir başkan olarak kalmak istemezsiniz diye tahmin ediyorum..

Lütfen tehditkar üslubunuzu bir kenara bırakın..
Camiamızda bu üslubu hak edenler olduğunu düşünüyorsanız, bu üslubu onlarla özel görüşmelerinize saklayın.. Bana kalırsa tümden kaldırıp atın..

Kendinize ve camiamıza haksızlık etmeyin..
Lütfen sorulara yanıt verin, bizi daha fazla oyalamayın..



Saygılarımla..
Ara
Cevapla
#2
Sevgili İbrahim
Senin yazılarını hep okurum ve yazı tarzını, yaklaşımlarını da severim. Yukarıdaki mesajına genelde katılmakla birlikte, yanlış algılamalara yol açabilecek hususlar var.

Şöyle ki:

1- Satrancın Dışından Delegeler

Ben bu kişilere karşı değilim. Herkes turnuva satranççılığı kökeninden gelmek zorunda değildir. Farklı geçmişlere sahip olarak satranç camiasına katkı yapabiliriz.

Bu delegelerle olan sorunumuz iki tanedir. Birincisi sayıları çok fazladır, genellikle camianın eğiliminin tersine davranmakta ve sonucu belirlemektedirler. Çoğu bürokrattır. Bir bürokrat sorumlu olduğu alanlarda bir de oy kullanıyor olmamalıdır, çünkü kendi üstlerinin etkisine açıktır. "Oy Kullanma" serbest irade gerektirir.

İkincisi ise, sesleri de çok çıkmaktadır. Kimi profesör, kimi yönetici, kimi işadamı, ben hepsinin hayat tecrübelerini saatlerce dinlemeye hazırım. Satranca katkısı olabilecek şeyler de söyleyebilirler, o zaman keyifle dinlerim.

AMA bu kişilerden bazıları kürsüye çıkar da, dünya satrancı, Türk satrancının geçmişi, satrancın geleceği, eğrisi, doğrusu gibi konularda bilgiçlik yaparsa...? Artık 40 yaşımı geçtim, bu yaştan sonra kaldıramam.
Genel Kurula gelen herkes satrancın içindedir, öyle olmalıdır. Ama bazıları formalite olarak talimatla gelmişse, bazıları kendi satranç dışı ilişkileri ve çıkarlarını önemsiyorsa..? Bunlar bizden değildirler, gelmemeliler, konuşmamalılar.

Zaten AYM özerk spor federasyonların Genel Kurullarının terkibine yönelik maddeyi bu kişilerin bir kısmı yüzünden iptal etti. Bu tartışma azalacaktır.

2- Diyorsun ki:
Divan kurulunu eleştirenler, istedikleri divan başkanını seçtirebilselerdi; muhtemelen sizi destekleyenlerden aynı şikayetleri duyacaktık..

Yapma İbrahim, çok ayıp ediyorsun. Bu benim gördüğüm 6. TSF Genel Kurulu. Bunun kadar kötü, taraflı ve kurallara aykırı hareket eden bir Divan Başkanı görmedim.

Nedir şikayetlerimiz?

- Divan konuların konuşulması yanlısı değil.
Biz sabaha kadar konuşmaya razıyız. Biz satranççıyız. Bir an önce oy kullanıp kaçmaya çalışmıyoruz.

- Divan leh ve aleyhte olanlara eşit değil
Biz satranççıyız. Biz doğruları savunuyoruz. Yönetim lehinde olup da, çıkıp anılarını, çarpık, makyajlanmış ve gizlenmiş rakamları konuşanları bırakırdık, saçmalamaya daha çok devam ederlerdi. Saklayacak neyimiz var?

Herhalde Divan bazı delegelerle ilgili sataşmalara cevap hakkı verseydi, kimse şikayet etmezdi değil mi? Divan kişiler arasındaki özel yazışmaların, rüşvet hesaplarının dökülmesine seyirci kalmayıp, gerekli uyarıları yapsa, bununla ilgili tutanakları tutsa haksızlık olmazdı değil mi?

Bir mücadele veriliyor İbrahim.
Hani Nasrettin Hoca demiş ya, "yahu ver şunu da, biraz da biz ölelim!"
Bu o değil İbrahim.
Kimsenin elindeki kaşığa göz diken yok.
Haksızlığa itiraz var. Başarısızlığı başarı diye yutturmaya itiraz var.

Çok filmde görmüşsündür. Uzaylılar insan kılığında dünyayı ele geçirmeye çalışırlar. Bizimkisi de onun gibi. Satranççı kılığında muhterisler Türk Satrancını ele geçirmiş. Federasyonu onlardan kurtarmaya çalışıyoruz. İmkanlar, kaynaklar muhterisler ve işbirlikçileri için kullanılıyor. Satranç sporunu icra edeceklere de uşaklık, kölelik düşüyor.
Bu değişene kadar bu mücadele bitmeyecek.

Sağlıcakla kal
Ara
Cevapla
#3
Sayın Başkan, bizlerin çağrısına kulak vermiş ve nihayet köşesinden, hakkındaki iddiaları yanıtlamaya başlamıştır..

Sayın Başkan'ın ilk yazısına ulaşmak için:


GM Atalık'ın muhakkak köşesinden bir cevabı olacaktır
, hatta Erşan Abi'nin forum için detaylı bir yazı hazırladığına adım gibi eminim..


Ancak önemli olan, Genel Kurul Öncesi bir hayli yükselen tansiyonun düşmesidir.. Türkiye Satranç Federasyonu, tarihinin en gergin Mali Genel Kurulu'nu yaşamıştır.. Bunun bizler de dahil olmak üzere pek çok sorumlusu vardır; ancak bana kalırsa Başkan'ın 27 Kasım öncesindeki ve özellikle Mali Genel Kurul'daki üslubu, tansiyonun yüksek olmasının en önemli nedenidir.


Tatsızlıkları hatırlatmak istemem, ancak bol "mızraklı" yazılar ortamı germekten başka kimseye yarar sağlamamıştır..


Sonuçta son yazısına baktığımızda; Sayın Başkan, GM Atalık'a haksızlık yapmayı da göze alarak fazlaca yüklense de, üslubunda bir değişim söz konusudur ve bu durum camiamız için ümit vericidir.. Sayın Başkan, uzun zaman sonra sakin bir üslupla yazısını kaleme almış ve sanırım hepimizin başkanı olduğunu hatırlamıştır.


Ayrıca üslup konusunda Sayın Başkan'ı eleştirmek ne kadar haddime onu
da bilmiyorum, forum geçmişim bir hayli kavgalarla(!) doludur..


Ama yine de başkan olan odur, sırtında yumurta küfesi taşıyan kendisidir, bizler ise sıradan insanlarız.. Bizlere bin beter üslupla yanıt verip ortamı daha da germek bir işe yaramaz.. Biz de geri adım atmayız, başkan da geri adım atmaz.. Sonuçta son yazılarında sıkça vurguladığı gibi cümleten "mahkemelik" oluruz..



Şimdi Sayın Başkan'ın sözünü ettiği diğer yanıtları da, bilhassa GM Atalık'ın cevabını da iple çekiyorum..



Üslup düzgün olsun, bizler de üzerimize düşeni yaparız, ortam da gerilmez..


Böylece insanlar da forumlarda yazmaktan çekinmeyecek, kavga ortamı azaldığı takdirde dışardan bizi takip eden sessiz çoğunluk da foruma daha aktif katılacaktır..


Not: Mesela kendisini hasbelkader muhalif olarak tanımlayan biri olarak, Norveç örneğini kaçırmışım galiba, duyduğum iyi oldu.. Yine de kafamıza takılan ve bazılarını Kuvay Abi'nin, Erşan Abi'nin dile getirdiği pek çok soru var, yanıtları merakla bekliyoruz..


Saygılarımla..
Ara
Cevapla
#4
Üslubunda değişim olduğunu yazdığınız için okumaya başladım ama yarısına gelince bıraktım. Okunacak gibi değil.


Ara
Cevapla
#5
İbrahim Ethem Ay'ın yazısını görünce bir umutla ve hemen bağlantıyı açıp yazıyı okumaya başladım ve itiraf etmeliyim ki hayal kırıklığına uğradım.

Mali konularda bir açıklama, somut eleştirilere cevap beklerken çok farklı konulara değinildiğini, şimdiye kadar yazılmış en uzun yazıyla bunların işlendiğini gördüm.

Ethem Bey herhalde yazının ilk üç paragrafını okuyup olumlu yorumda bulunmuş, zira yazının rengi o noktadan itibaren değişmeye başlıyor.

Geçmiş olaylar, artık detaylarını ezberlediğimiz anektodlar, sonuçsuz çekişmeler. Ama en kötüsü bireysel saldırı; kişilerin bir değil, birkaç farklı şekilde hedef gösterilmesi ve camiaya nefret tohumları ekilmesi.

Forum üyeleri olarak biz bu olayları biliyoruz, gerilimin farkındayız. Bize garip gelmiyor.
Ne var ki bir an için olaylara dış gözle bakalım: Bir sporcu velisisiniz ve federasyonun resmi sitesine girdiniz. Siteden köşe yazılarını okumaya niyetlendiniz. En üsttekini açtınız ve o yazıyla karşılaştınız. Ne hissedersiniz?

Mevcut yönetim de, muhalif gruplar da aynı yanlışı yapıyor: Konu dışı eleştiri. Burada yazılan birçok eleştiri yazısında da, yönetimin yazdığı birçok savunma yazısında da aynı hatalar hep tekrarlanmış, tekrarlanmaya devam ediyor. Dar bakış açısıyla öznel bir şekilde tartışmaya devam ettiğimiz sürece kısır döngüden başka hiçbirşey elde edemeyeceğiz.
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi