"Mum Işığında Satranç"- Zeki Demircan
#1
Aşağıdaki yazı Satranç ve Life dergisinin bu ay ki sayısından alınmıştır.

Zeki Demircan-Mum Işığında Satranç


"Azdur Satranç Kulübünü 2006 yılının Kasım ayında Ordu Merkez'de kurduk. Amacımız ilimizde henüz olgunlaşmamış olan satranç bilincini yerleştirmek, nitelikli kulüp-veli-sporcu diyaloğunu kurmak ve satranç sporunu geliştirmekti. Çok kısıtlı imkanlarla kurmuş olduğumuz kulübümüz gayretli çalışmalarımız sayesinde düşündüğümüzden de hızlı bir gelişim katetti. O yıllarda böyle bir kulüp anlayışından bahsetmek hayaldi. Merkez ve ilçelerimizde bulunan satranç sporcularını hem tanımak hem de kaynaştırmak adına 2007 yılının Mart ayında (şimdi gelenekselleştirdiğimiz) Levent Kuyumculuk ve Azdur Satranç Kulübü ödüllü turnuvamızın birincisini 630 kişinin katılımıyla gerçekleştidik. Hiç unutmam '7'den 77'ye' sloganıyla yola çıktığımız ilk turnuvamıza katılan 630 kişi satranç adına daha önceden ilimizde böyle büyük bir organizasyon ile karşılaşmamışlardı. Hem bol ödüllü hem de muhteşem bir kaynaşmaydı. 2006 yılında ilimizde lisanslı satranç sporcu sayısı 200-250 civarındayken bugün bu sayı 3000'e ulaşmıştır.

4 yıl gibi kısa bir zamanda bu kadar hızlı büyümenin en önemli nedeni profesyonel bir tutum sergilememizden geçmektedir. Birçok ihtiyacımızın olmasına rağmen bunları görmezlikten gelerek işimize odaklandık ve başarıya giden yolu hiç bırakmadık. Bugün baktığımızda kulübümüz 4 yıllık bir dönemde satranç camiasına 500'e yakın sporcu kazandırmıştır. Eğitimlerine hız kesmeden devam eden kulübümüzün çalışmaları federasyon tarafından mercek altına alınmış, birçok kez değişik illere örnek olması açısından övgü ile kulübümüzden bahsedilmiştir. 2008 yılında federasyonumuz, bu çalışmalarımıza destek olmak amacıyla bir laptop ve bir projeksiyon cihazı ile kulübümüzü ödüllendirdi. Federasyonumuzun bu desteği kulübümüzde eğitim gören minik satranç sporcularını çok mutlu etmişti. 2009-2010 yıllarında çalışmalarımız hem nitelik hem de nicelik açısından bütün hızıyla devam etmiştir. Bunlar transferler, milli takım havuzu, 1000 kişilik katılımlı turnuvalar, ulusal turnuvalar, eğitimler vs. Artık ilimiz Azdur satranç kulübünün başarılı çalışmalarıyla anılır olmuştur.

TARİH: 27 Kasım 2010... Türkiye Satranç Federasyonu Mali Genel Kurulu kulübümüzde bir deprem etkisi yaratmıştır. Neden mi? Düşüncelerimizi özgürce söylediğimiz için. Neden mi? Federasyonumuzun yönetimini ibra etmediğimiz için. Neden mi? Birileri gibi yalakalık yapmadığımız için. İnanın bu 'neden'leri saymakla bitiremem.

Sevgili federasyon yönetimini ibra etmediğim için kulübümüzün ölüm fermanını imzaladılar. Önce çalışmalarımızı Türkiye'de destekleyen kişileri yanımızdan uzaklaştırma çabaları, daha sonra ise ödül olarak kulübümüze göndermiş oldukları laptop ve projeksiyon cihazının elimizden alınması. Kendilerini Türkiye'de en güçlü 3 büyük federasyon arasında gördüklerini söyleyen değerli federasyon yetkililerimize soruyorum. "Kulübümüze ödül olarak verdiğiniz bir laptop ve projeksiyon cihazına mı kaldınız?" Şimdi de siz satranç severlere soruyorum, "Federasyonumuzun sergilemiş olduğu bu tutum satranç etiğine sığar mı?" Kulübümüze eğitim adına yaptığınız bu desteği kendi cebinizden mi karşıladınız? Madem geri alacaktınız 3 yıldır almadınız da neden şimdi alıyorsunuz? Sevgili satrançsever dostlarım, derginin bir önceki sayısında yazdığım gibi hesap soranın, sesini duyurmak isteyenin başının ezilmek istendiği bir anlayışla karşı karşıya kaldığımızın en çarpıcı örneklerinden birini sizlerle paylaşmak istedim. Bunun gibi engellemeler, transfer çalışmalarımızda ve eğitim çalışmalarımızda da sık sık karşımıza çıkmaktadır.

Federasyonumuzun internet sayfasında lisanslı sporcu sayısı ülke genelinde ilk 10'da olan bir kulübün başkanıyım. Bu seviyelere bir laptop ve projeksiyon cihazıyla gelmedik.Satranç sporu bizim kalbimizde, beynimizde ve bütün vücudumuzdadır. Bazıları gibi ezber bilgilerle dilimizde değildir. Kulübümüzün minik satranç sporcularını mum ışığında satranç oynamaya mahkum edenlerin Ordu satrancına ne katkı sağlayacağını merak ediyorum. Belki benim yaşadığım örnekleri yarın siz de yaşayacaksınız. Bugün piyon gibi bizi kullanmak isteyenlere, yarın vezir olabileceğimizin de hesabını iyi yapmalarını öneririm...
Kötülerin hakim olmaması için tek şart iyilerin gayret göstermesidir.
Ara
Cevapla
#2
Doğru şeyler yapanların yanında doğru insanlar her zaman vardır. Bırakıp gitmezler ve zamanla artarlar

Yanlış şeyler yapanların yanında da birileri bulunur. Ya köprüyü geçene kadar, ya parası (gücü) bitene kadar, ya da koltuktan düşene kadar.

Yanındayız Zeki Bey, gayretiniz ve sabrınız eksilmesin.
Ara
Cevapla
#3
Yıl 2007: Ordu ilimizde düzenlenen bir satranç turnuvasına katılan, 630 kişi.
Yıl 2011: Türkiye Şampiyonası’na katılan, 257 kişi.

Türkiye’de satranca gönül vermiş, ellerindeki küçük olanaklarla büyük yüreklerine yakışır işler yapmaya çalışan, başka amaçlar taşıyan TSF yönetiminin aklının ve mantığının alamayacağı nedenler ve büyük fedakâlıklarla önemli işler yapan kişi, kulüp ve dernekler... Öte yanda, bir yandan bunların bazılarını ezerken diğer yandan bu kişilerin çalışmalarını ve başarılarını sahiplenip “şu kadar lisanslı sporcu çıkardık” diye çevreye caka satan bir Federasyon...

Türkiye’de satranç takımı üreten hepsi hepsi birkaç firma teker teker kapanıyor, görevi ticaret değil, yalnızca toplumsal hizmet olan Türkiye Satranç Federasyonu, “Satranç A(ile) Ş(irketi)” adı altında satranç takımı üretimine giriyor. Toplumsal hizmet karnesinde ise, çoğu ilde yıllardır bir tek turnuva olsun, yapılmayı bekleyen satranç turnuvaları, 257 kişilik Türkiye Şampiyonası, soğuk otellerde çocuk turnuvaları, çadırlar, rezillikler, rezillikler... Yolsuzluklar, usülsüzlükler...

“Kendisi için oy kullanmamış bir satranç kulübüne, başarılarından dolayı verilmiş teşekkür armağanlarının üç yıl sonra geri alınması...” Birincisi, o armağanları vermek, veren için onurdur; alan için değil. İkincisi, verdikleri armağanın kendileri için bir onur olduğunu, sözünü ettiğimiz kişiler anlayamaz. Çünkü verilen bir armağanı geri almak gibi bir davranış, onurlu insanların davranışı değildir. Üçüncüsü, verilen küçücük armağanların “üç yıl” sonra geri alınmaya tenezzül edilmesi... Demek ki hesaplar kapatılmıyor. Üç yıl önceki küçücük hesaplarla uğraşan, küçücük insanlar... Kimi insanları anlatmaya kütüphane kütüphane kitap yetmez, kimilerini ise anlatmaya, bu paragrafın başında bulunan tırnak içindeki bir tanecik cümle yeter.

Ali Nihat Yazıcı, TSF sitesindeki kendi köşesinde, “forum köşelerinde” yazı yazanlardan sözetmişti. TSF Forum’u kapattı. Kendi köşesine de yorum yapılamıyor, yanıt verilemiyor. Mali Genel Kurul’da kendisini eleştirecek kişilere söz bırakmamak için türlü oyunlar oynandı. Şimdi demek ki bu forumda da yazılmasını istemiyor. Sık sık, özenle ve özellikle takip ettiği bir foruma, “forum köşeleri” diye saygısızca ifadelerde bulunan bir federasyon başkanı... Sanki forum ortamının sağlıklı olmasına önem veriyormuş gibi, kendisini eleştirenlerin forum ortamını bozduğunu alttan alttan kulaklara fısıldadığına hiçbir kuşku olmayan bir federasyon başkanı... Sözleri ve içtenliği ne kadar ciddiye alınmalı?

Bir yandan kendisini eleştirenlere takındığı davranışlar, kendisi için oy kullanmayanların başını ezmeye çalışmalar... Diğer yandan, Mali Genel Kurul’da söylediği “muhalefet benim için değerlidir, hepiniz benim için değerlisiniz” sözleri kulaklarımda çınlıyor. Oğul, “adam olamazsın” diyen babasının karşısına “bak, doktor oldum” diye çıkınca, babası, “ben sana doktor olamazsın demedim ki” demiş.
Ara
Cevapla
#4
İnanın yazıyı okuduktan sonraki duygularımı kelimelerle anlatamam,

Satranç oynayan çocuklarımız üzerinden para kazanan, prim yapan bir federasyon ve başkanı, kendisini eleştiren veya icraatlarından memnun olmayıp eibra etmeyen bir kulübü kendi yöntemleri ile cezalandırıyor.

Aslında cezalandırdığı o masum pırıl pırıl çocuklarımız. Bu nasıl çelişkidir ?
Her yazısında kendi çocuklarından, çocuk sevgisinden bahseden başkan nasıl olurda kendini satranca adamış o masum çocukları cezalandırır.

Son mali genel kurulda yaptıkları, genel kurul sonrası yaptıkları ve yapacakları.

Buradan Ali Nihat YAZICI'yı destekleyenlere sesleniyorm. Orduda cezalandırılan tüm cocukların vebali sizedir.
Ara
Cevapla
#5
Zeki Demircan, yaşadığı gerçekleri ortaya koymaktadır.

Bu gerçekler ve seviye, Ali Nihat Yazıcı'nın köşe yazılarında zaten görülebiliyor. Hiçbir sonuç doğurmayacak, sıradan belgeleri yayınlayarak bir hare oluşturmaya çalışıyor ki; konular kendinden uzaklaşsın. Olmuyor ama! Ordu'dan bir emekçi çıkıyor; şamarı vuruyor.

Türkiye Şampiyonası'nın içi boşaltılıyor... Çerez misali verilen ödül göklere çıkartılıyor... Yurt dışından gelen paraların kaynakları açıklanamıyor... Zat'ın kainata dair kaygıları varken; neylesin senin Ordu'nu sevgili Zeki Demircan.

Sayın Zeki Demircan'a bildiğine emin olduğum bir özlü satranç sözünü hatırlatacağım: "Piyonlar, satrancın ruhudur."

Saygı ve Sevgilerimle

Kuvay Sanlı
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi