Antrenörler dışarı
#1
Yıllardır antrenörlük yapıyorum,artık öğrencilerimin maçını izleyememek tak etti.Veliler içeriye alınmıyor,bunu anlıyorum,kendini tutamayan,turnuva düzenini bozan kişiler olmuştur; yüzlerce olmuştur.Fakat antrenörler niye alınmaz,yıllardır bu işin içindeyiz,yüzlerce maç yaptık onlarca öğrenci yetiştirdik,turnuva nedir,nasıl davranılır,nasıl davranılmaz bunu bilen insanlarız.

Satranç görsel bir oyun olmaktan çıktı.Kapalı kapılar arkasında oynanmasını istemiyorum artık.

Sanırım 2008-2009 Antalya'daki yaş gruplarıydı ilk turlar antrenörler yani antrenörlük belgesi olanlar turnuva salonuna girebiliyordu,sonra ne olduysa bir antrenör öğrencisine hamle mi söylemiş,konuşmuş mu bilmiyorum artık, girmek yasak dediler.Durumu anlıyorum ,olmaması gereken,çok kötü bir durum,fakat çözüm bu olmamalı,bir çürük yüzünden herkesin hakkı elinden alınamaz.

Peki çözüm üretmeliyiz,böyle kesinlikle olmaması gereken olayları nasıl önleyeceğiz.Öncelikle hep birlikte hareket etmeliyiz.Birbirimize güvenmeliyiz.İkinci olarak antrenör olabilmek için Türkiye Satranç Federasyonun kurslarına katılmak zorunlu,bu kurs süresinde müfredatta turnuva salonunda antrenör nasıl davranmalıdır diye bir bölüm olmalı,aklıma gelen ilk şey kendi öğrencinizle kesinlikle konuşmayın,göz temasında bulunmayın,mümkünse maçını uzaktan izleyin,sabit bir yerde uzun süre kalmayın,10-15 dk salonda gezindikten sonra mümkünse çıkın 5 dk ,sonra tekrar gelin gibi küçük şeyler.Bunun kötü niyetli insanlar olursa onları engellemiyceğini biliyorum,ama bu kadar temel şeyleri bilmeyen ilk defa turnuvaya gelen antrenörler de oluyor.Gelelim illaki hamle söyleyecek insanlara,sanırım herkesin koptuğu an bu,burada hakemlere iş düşüyor,bize iş düşüyor .Dedektif gibi herkesi gözlemleyelim demiyorum ,ama uyanık olsun salondaki herkes,sporcular bile,illaki böyle bir durum yakalanır ve ortaya çıkar.Ortaya çıktığında da yaptırım olabilir,antrenörlük belgesinin iptaline kadar gidebilir bu yaptırım buda bir daha turnuva salonlarına giremiyeceği anlamına gelir.Antalya'daki salona 2 tane kamera kursak kötümü olur?hem dışarıdaki veliler çocuklarını görür mutlu olur,hemde böyle nahoş durumlar yaşanmaz,kameralardaki görüntülerde ispat olur.

Saygılarımla,fikirlerinizi ve diğer önerilerinizi bekliyorum.
Cevapla
#2
Türkiye'de bir şeylerin önüne geçmek için kullanılan en sık yöntem yasak koymaktır.

Yasaklarsınız, konu kapanır..

Bu yöntemi uygulamak için çok zeki olmanız, üzerinde çok düşünmeniz falan da gerekmez. Birisi hamle mi söylemiş, o zaman antrenörler girmesin dersiniz, hiç kimse hamle söyleyemez..

Eleştiriyoruz, önerimizi de söyleyelim, ne yapılabilir?

1) Bütün oyunlar elektronik masalarda oynanır. (Pahalı bir çözüm, ancak bir gün gerçekleşecektir diye ümit ediyorum.)

2) Sadece 2. veya 3. kademe antrenörlerin belirli bir süre için ve belirli bir sırayla girmesine izin verirsiniz. İçeriye giren antrenörlerle ilgili dedikodu çıkmasını önlemek için salonun belirli yerlerine kamera koyarsanız çocukla antrenörün hiç yan yana gelmediğini de olası itirazlarda ispatlarsınız.

3) Aklıma başka bir şey gelmedi ama ikinci önerim fena değil.

Selamlar..
Ara
Cevapla
#3
Bir turnuva organizasyonunda hakemlerin salona oyuncu, antrenör ya da veli olsun izleyici almamasının kanımca gerçek ve görünür olmak üzere iki nedeni var. Görünür nedeni, izleyicilerin sorun çıkarma ihtimalini daha en baştan ortadan kaldırmak. Olur da öyle bir sorunun yaşanmasına ortam hazırlarsa satranç sevmeyen diğer hakemler tarafından sorumlu tutulmak, yapılmış hakem hatalarının bu konudaki öznesi olmak, üstü tarafından azarlanmak ve yeni bir görev alamamak korkusu. Gerçek nedeni ise böyle karar veren hakemlerin satrançsever olmayışları. Çünkü onlar bilmezler çok güzel bir partiyi izlemenin de oynamak kadar heyecan kattığını, keyif verdiğini…

İzlemenin serbest olduğu bir turnuvaya tanık oldum.Çocuk turnuvasıydı.Velilerin büyük bir kısmı kendileri için ayrılan bekleme salonundaydı.İzlemiyorlardı çünkü çoğu satranç bilmiyordu. Ama satranç bilmemesine rağmen, çocuğunun yaşadığı heyecana tanık olmak isteyen veliler de vardı. Onlar cesaret edip turnuva salonuna geldiklerinde uzaktan izlemeyi tercih ettiler. Çünkü nerede durmaları gerektiğini biliyorlardı. Çocuğun oyunu ile ilgili, antrenörünün yorumunu ilgiyle dinlediler, dinledikçe de merak ettiler, merak edince de satranç öğrenmeyi istediler. Öğrenince de çocuğuna gerekli en yakın rakip oldular. Arkadaşlarının oyununu izleyen çocuklar da maçı analiz etmeye çalıştılar, yorum yaptılar, izlerken rakibini tanımaya çalıştılar. Satranç konuşabildiler.Antrenör de öğrencisini, rakibini tanıdı, zayıflıklarını gördü. Edindiği izlenimleri hafızasına kaydetti, ne öğretmesi gerektiğini anladı. Kalan son maçta ise masayı üç kere sarmalayan büyük küçük izleyici grubu, geleceğin usta adaylarını nefesler tutulmuş şekilde heyecanla izledi. Kimse sorun çıkarmadı.Çünkü izleyenler ne yapılmaması gerektiğini biliyorlardı.İlk kez izleyenler ise nasıl davranılması gerektiğini tarttılar ve uyum sağladılar.Çünkü izlemenin yasak olmadığı bir turnuvadaydılar.

Sonuç olarak turnuvalar; nasıl bir satranç kültürünün gelişiminde gerekliyse, kuralları varsa uyum sağlamak gerekiyorsa ve hakemler bu konuda görevlendirilmiş kişilerse, izleme kültürünün de gelişmesi için kendine bunu görev edinmiş hakemler olmalıdır. Bu hakemler çok değerlidir ve en çok çocuklar tarafından sevilirler. Onlar aynı zamanda izlemeyi bilmeyen, sorun çıkaran kişilerin hem çok az, hem de bu toplulukta saygı duyulmayacak kişiler olduğunu ve aynı davranışı sürdürdükleri taktirde onların daha fazla tutunamayacaklarını bilirler.Ve onlar uğruna da bizleri feda edecek kararlar almazlar.
Ara
Cevapla
#4
İstanbul'da İbrahim'in dediği 2. uygulama yapılıyor ve salona sadece antrenörler alınıyor, yardımcı antrenörler değil. Hamle söylemeydi, şuydu buydu gibi satranç dışı şeyleri geçtik, turnuvalar zaten kalabalık olduğu için sporcular zor sığarken, yeri geldiği zaman bazı sporcular bekletilirken bir de o salona yardımcı antrenörler dahil tüm antrenörleri alırsanız bir anda salon kapasitesinin 2 katı insanı o salona doldurmuş olursunuz ve sporcular nefes alamaz.
Oyunları izlemek için board tabiiki bir çözümdür ama oyundan çok, sporcunun maç sırasındaki hareketlerini izlemek önemlidir.Oyunu maç sonrası notasyon kağıdından analiz edebilirsiniz.Sporcuyu izlemek için yöntem ise yeterli olmasa da kameralar olabilir.Hem bu velileri de memnun edecektir.
Yine bir turnuva sırasında konuşurken bir arkadaşımız öneride bulunmuştu.ELO'lu antrenörler salona girebilmelidir demişti.ELO'lu antrenör demek en azından 9 tane ELO'lu ile oynamış, gerçek satranççıdır dedi.Bence bu da güzel bir yaklaşım.
Ara
Cevapla
#5
Merhaba arkadaşlar,

Hepiniz ayrı ayrı çok güzel noktalara değinmişsiniz. Ben de bir-iki ek yapmak isterim:
Salonlara antrenörlerin alınmaması kararının arkasındaki tek nedenin hamle söylenmesi gibi durumlar olduğunu sanmıyorum. Alan yetersizliği daha makul bir gerekçe gibi geliyor bana, çünkü söylenecek olduktan sonra, oyuncular da birbirlerine hamle söyleyebilirler. Böyle bir mantıkla hareket edecek olduktan sonra turnuva salonuna oyuncular da dahil kimse alınmasın, olsun bitsin, değil mi ya!

Demo board ve kamera sistemi dikkate değer çözüm önerileri ama bahsedildiği gibi hem görece pahalı, hem de kanlı-canlı izlemekle aynı tadı vermediğine herhalde herkes katılacaktır. Bana göre ideali, isteyen herkesin turnuva salonuna girip, oyuncuları rahatsız etmeyecek bir şekil ve uzaklıkta, serbestçe izleyebilmesi. Satrançtan söz ediyoruz, papa seçiminden bahsetmiyoruz ki kapalı kapılar ardında olsun.
Üstelik bu durum antrenörler özelinde çok daha önemli çünkü antrenmanın bir parçası da oyun disiplini. Antrenör, öğrencisinin maç boyunca nasıl davrandığını, psikolojik durumunu, kritik konumlarda neler yaptığını ve saireyi de izlemek durumunda olan kişi. Öğrencinin örneğin, analiz ederken birdenbire analizi kesip eline gelen ilk hamleyi yapmak gibi bir alışkanlığı varsa, oyunları izleyememiş olan antrenörün bu sorunu belirleyip düzeltme yoluna gidebilmesi çok uzun sürebilir.
Elbette diğer arkadaşların da değindikleri gibi, antrenörün bunları yapabilmesi için biraz satranç biliyor da olması gerekir.
Çocuğunuza (örnekliyorum) kayak dersi aldıracak olsanız, daha önce hiç kayak yapmamış birine teslim edip "al, kayak yapmayı öğret!" der misiniz? Demezsiniz. Gel gör ki konu satranç olunca bu söyleniliyor.
Kabul, antrenörler GM olmak zorunda değil, hatta bence ELO aranması bile biraz acımasızca, ama adamda en azından 1400-1500 UKD de aransın; bu kadarcığı da insafsızlık değil. Yani antrenör olmak isteyen kişi, en azından geçmişinde bir-iki turnuvaya katılıp, hamle yapmak için tahtaya oturulduğunda nasıl hissedildiğini deneyimlemiş olsun, konumdan da biraz anlasın. Bunlar zaten olması gereken, olmaması tuhaf olan şeyler.
Ara
Cevapla
#6
Öneriler bence de güzel,umarım önümüzdeki zamanlarda bu konuya bir çözüm bulunur.Sayın Can İnce bir tek şuna değinmek istiyorum;benim gözlemlediğim kadarıyla,turnuva salonları antrenörleri taşıyacak kapasitede.Özellikle de Antalya'daki otelin salonlarında.İzmir'de yapılan turnuvalara da bakıyorum oralarda da yer sorunu yok.Bu uygulama bana kalırsa,başımız ağrımasın,rahat rahat turnuva yapalım ortamı da çıkardı.Yani buna bir çözüm bulunmazsa,böyle devam edeceğinden eminim.
Cevapla
#7
Ne yazık ki ,Spor olduğunu öne sürdüğümüz Satrancın görselliğini kaldırıyoruz.Seyretme hakkını insanların elinden alıyoruz.Yalnız bu uygulamanın haklı nedenleri de vardır.Sorun kanımca bir antrenörün oyuncusuna hamle söylemesi de değildir.Hamle söyleyecekmiş gibi bir tablo yaratmasıdır.Antrenörü olan bir oyuncunun maçını o antrenör seyrederken,antrenörü olmayan rakibi psikolojik baskı altında kalmaktadır.Bu da eşit olmayan bir durum yaratmaktadır.Beni 45 yıldır rahatsız eden ve bu kadar çok yazı yazmama neden olan da bu eşit olmayan durumlardır.Salonda benim gibi,antrenörü olmayanların eksik yönünü kompanse edecek bir görevli olsa o zaman bu sözünü ettiğim eşitsizlik belki bir parça azalır.Önemli olan sporcunun psikolojik baskı altında bırakılmamasıdır!Kanımca hamle söylenmesi çok seyrek olmaktadır.Ama bir oyuncunun diplomalı antrenörü maçı seyretmeye başlayınca,bu durum diğer sporcuyu rahatsız eden bir tabloya neden olmaktadır.
Salona kamera konulması çok yerinde bir uygulamadır.Ancak bu uygulamayı oybirliği ile kabul etmemiz zordur.Cesaret ister.Bu cesaret de bizim Satranç toplumunda yoktur!Kameranın yararı ne olur?Kötü niyetli kimseler için caydırıcı olur.Çünkü yapacakları yanlış hareketin yakalanma ihtimali olacaktır!Ben kamerayı esasen Avrupa ülkelerine de önermek istiyorum.Çünkü birtakım deneyimler yaşadım.Ama şunu da biliyorum ki Türk sporcusu baskı altında kaldığında kamera görüntüyü kesecektir!
Her salona kamera koymak maliyeti yükseltecekse o zaman kenarları camlarla çevrilmiş ve dışardan içerisi görünen salonlar bulmamız gereklidir.Çünkü seyircisiz spor olmaz.Salonun içi uzaktan da olsa seyredilmelidir.yarışmanın eşlit koşullar altında sürdürüldüğü mutlaka gösterilmelidir!Diplomalı antrenöre özel ayrıcalık tanımak yapılabilecek büyük yanlışlardan biridir.Federasyon sadece diplomalıların Federasyonu değildir.Diplomalı ya da diplomasız tüm satrançcıların Federasyonudur.Federasyon herkese eşit mesafede olduğunu hissettirmelidir!Benim düşüncelerim özü de budur.Yönetim bunu hissettirmedikçe sorunlar,anlaşmazlıklar,başarısızlıklar devam edecektir!
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#8
Ateş Bey söylediğiniz baskı;yani antrenörü olmayan sporcu üzerindeki baskı, bence kişiden kişiye değişir.Aynı zamanda bizler antrenör olarak,turnuva salonunda, öğrencimizle olan ilişkimize dikkat ediyorsak,öğrencimizin rakibine de aynı saygıyı gösterebiliriz.Onuda rahatsız etmiyecek şekilde maçı izleyebiliriz.Eğer
antrenörler iyi niyetli ve dikkatli olursa bence hiçbir sıkıntı olmayacaktır.Artı biz satrancın görselliğini kaybetmesini istemiyorsak,çocuklara da bunu öğretmeliyiz,bir satranççı maçı izlenirken etkilenmemeyi de öğrenmeli.
Diplomalı antrenörlere ayrıcalık tanımak çok büyük yanlış olur demişsiniz.Benim ilk yazımda önerdiğim antrenörlük belgesini almak için kursa giden adaylara ,turnuva salonunda nasıl davranılır ve nasıl davranılmaz gibi ufak ama çok önemli birkaç tavsiyenin en azından verilmesinin çok büyük şeyler değiştireceğinden eminim.Küçük yaş turnuvalarında tabiki bu eğitimi almış antrenörlere ayrıcalık tanınmalı.O zaman asıl sorunu çıkaracak antrenörleri içeri almış olucaz.Amacımız bunları engelleme yolunu bulmak,tatsızlıklar yaşanmadan maçları izlemek,insanları dışarıda bırakmak değildir.Ben bir antrenörün ,öğrencisinin pozisyonuna 2-3 dakika bakmasının yeterli olduğunu düşünüyorum,bence bu süre oyuncu üzerinde de psikolojik baskı yaratmaz.Buna dikkat edebiliriz hepimiz,artı dediğiniz gibi hakemlerde dikkat edebilir,uzun süre bir yerde sabit bekleyen bir antrenöre kibarca hatırlatma yapılabilinir.

Saygılarımla.
Cevapla
#9
Geçen hafta,Antalya Kemer'de düzenlenen Türkiye Çocuk Satranç Ligine öğrencilerimle katıldık.Başhakem Emin Yasa Altun idi.Gerçekten turnuvayı güzel yönetti.Özellikle de antrenörlerin turnuva salonuna alınma kararını desteklemesi,beni gerçekten mutlu etti.Fakat ,ne yazıkki bir turda velilerimizden biriyle,bir antrenörümüzün sorun yaşaması,gene antrenörler dışarı kararını gündeme getirdi.Acı sondan kurtulamadık yani gene.
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 3 Ziyaretçi