Saygın olmak hakkında birkaç söz
#1
Bütün spor dallarında sporcular ustalık derecesine göre piramide benzeyen bir yapı oluşturur.Çok başarılı olanlar bu piramidin tepesinde yer alır.Orta derecede başarılı olanlar ortadadır,az başarılı olanlar ise tabanda yer alır.Bu piramidin sadece zirvesine önem verirsek ve orta ve alt kısımlarını küçümsersek,piramid birgün yıkılır.Piramid yıkıldığı zaman da yüksektekiler aşağıya düşer.Zirveyi zirve yapan,yukardakilerin üstünde oturduğu tabandır.
Dünya çapında düşünürsek Uluslararası Federasyon,Ülke çapında söylersek Satranç Federasyonu veya yönetici konumunda olanlar ile yönetici olmak isteyenler,piramidin tabanını küçümseyen açıklamalar yapamaz.Yöneticiler de, çok başarılı sporcular da ancak bu taban var olduğu müddetçe varlığını gösterebilir.Tabanı inkar etmek isteyenler bindikleri dalı keserler.Kimse hangi nedenle olursa olsun,binlerce sporcunun hevesini kıracak ifadeler kullanamaz.Kullanırsa bunun yanıtını alır.Toplum onu cezalandırır.Cezayı Toplum kendisi de vermez.Bir Ateş Ülker bulur ve onu aracı olarak kullanır.Toplumun verdiği ceza Federasyon Ceza Kurulunun vereceği cezadan daha ağırdır.Çünkü ilki kolay unutulur.İkincisi uzun zaman hafızalarda kalır.
Bütün spor dallarında Magnus Carlsen gibi yetenekler vardır.Ama bunların sayısı azdır.Başarı büyüdükçe bu başarıya imza atabilenlerin sayısı da azalır.Büyükusta sayısı,Uluslararası sayısından,Uluslararası usta sayısı da FİDE ustası sayısından azdır.Bir toplumda saygın olmak için Carlsen kadar başarılı olmak zorunlu değildir.Çünkü saygın olmak başarı ile ilişkilendirilemeyecek bir kavramdır.Kimse bizi Elo puanımız çok yüksek olmadığı için eleştiremez.Büyük başarılar elde etmek de saygın olmak için yeterli değildir.Birbirleriyle iyi ilişkiler kurabilen,Topluma hizmet eden,güzel davranışları ile iyi örnek olanlar"saygın"olmaya hak kazanırlar.
Spordaki başarıları ise saygın olanlar saygın olmayanlar diye ikiye ayırmak mümkün değildir.Başkalarının saygısı tek başına sportif başarı ile kazanılmaz.Çok başarılı olmak saygın olmayı sadece kolaylaştırır.
Gündüz öğrencilere ders veren,akşamları İstanbul Satranç Derneğine oyun oynamaya gelen 98 yaşındaki üyemiz hepimizin saygısını kazanmış bir kimsedir.Keza bütün gün Sigorta Dünyasında çalışan akşam geç vakit Derneğe gelebilen 33 yaşındaki sigortacı arkadaşımız da saygı duyulacak bir kişidir.Benden 30 yaş küçük olduğu halde ben ona "Ahmet bey"diye
seslenirim.Çünkü o da en yaşlı üyemiz gibi herkesin saygısını kazanmış bir kimsedir.Yine 93-94 yaşlarındaki diğer üyelerimiz,benden 5 yaş- 10 yaş küçük olan üyelerimiz hepsi çok sevdiğimiz saygı duyduğumuz kimselerdir.Bunları "Ulusal Kuvvet dereceleri şu kadar olanlar
saygın grubuna girer" diye sınıflandırmak mümkün değildir.
İnsanların oyunculuğunu küçümserseniz onları yavaş yavaş kaybetmeye başlarsınız.Taban zayıfladıkça piramid de sallanmaya başlar.
Hiç kimse sporcuların moralini bozacak açıklamalar yapamaz.Satranç Dünyası ve onu yöneten kurumlar,ancak bu sporcular bu mücadelenin içinde kaldığı sürece varlığını sürdürebilir.Siz bana her fırsatta "saygın başarılarım olmadığını" söylerseniz ve bu heves kırıcı tutum karşısında Satranç Toplumu ile onu yöneten kurumlar sessiz kalırsa ben Satrancı bırakırım.Zamanla bu boykot Toplumun büyük kesimine yayılabilir.Bu takdirde Federasyonun çalışmasına gerek kalmaz.Muhalefet yapacak ortam da kaybolur.Sponsor aramaya da gerek kalmaz.Satranç hakemleri de başka bir dalda hakemlik yapmak durumunda kalırlar.
Bir yazı yayınlanmadan önce yazarı tarafından dikkatlice incelenmeli ve ayrıca yayın organının sorumlu müdürü tarafından da denetlenmelidir.
Ateş Ülker
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#2
Bu yazı, bütün satranç kulüplerine asılmalıdır.

Ateş Ülker Hocamızın bu yazısı üzerine hem söyleyecek sayfalar dolusu şey var, hem de üzerine söylenecek hiçbir şey yok..

Bu yazı, bütün satranç kulüplerine asılmalıdır.
Bütün briç kulüplerine veya futbol kulüplerine de asılmalıdır.
İlkokulların kantinlerine, sınıflara ve hatta iş yerlerine asılmalıdır.

Bu yazıyı, hayattaki her şeyi "kazanmak" veya sözde "başarı" zanneden herkes okumalıdır. Veliler, çocuklar, hayatta herhangi bir şeye yeni başlayanlar veya şampiyonlar.. Yani herkes..

Güce tapanlar, kendi güçlerine de tapınılmasını isterler..

Bu ülkede (veya bu gezegende de diyebiliriz) eğer birileri hak ettiğinden fazlaca rahat içinde yaşarken, başkaları Dünya'nın öbür ucunda fuhuşa zorlanıyorsa, açsa mesela, açıktaysa..
Bunun en büyük nedeni, "güce tapan ve güce tapınılmasını isteyen" omurgasız canlılardır..

Çocuklarına, hayatları boyunca hiç kimseye, sırf kendisinden zengin, kendisinden zeki veya örneğin daha yüksek ELO sahibi olduğu için saygı duymak zorunda olmadığını öğretebilen anne babalar, bence çocuklarına hayatta en çok lazım olacak şeylerden birini vermeyi başarmış insanlardır..

Ne mutlu onlara ve onların çocuklarına..
Ara
Cevapla
#3
Evet, hocam..
Hepimize her daim iyi örnek olan değerli hocam..
Bu başlığa döndük geldik yine, tam altı sene, sekiz ay sonra..
Dönüp dönüp okuduğum bu başlığa yeniden döndük..
Bu kez siz yoksunuz aramızda, bu kez başı boş kaldık!
Acı haberi bekliyorduk ama duyana kadar inanamadık..
Mekanınız cennet, ruhunuz şad olsun değerli hocam..

Aynı takımda oynadık, aynı ekipte federasyon seçimlerine katıldık..
Siz hep yiğit, siz hep mert, siz son nefesinize kadar hep dürüst kalarak; bir sporcunun, bir hekimin, esasen bir insanın nasıl olması gerektiğini gösterdiniz bizlere..
Yazdığınız binlerce yazıyla birlikte, yaşayışınızla gösterdiniz bunu..

Sordukları zaman yüksek sesle söylüyoruz:
ATEŞ ÜLKER'İ İYİ BİLİRDİK!

Allah hepimizi cennette kavuştursun!
gel gel berû ki savm u salâtın kazası var
sensiz geçen zamân-ı hayâtın kazası yok
Ara
Cevapla
#4
Hastalığını haber almamızla vefatı arasındaki süre maalesef kısa sürdü. Allah rahmet eylesin. Geride kalanlara sabır versin.
Ara
Cevapla
#5
Yazısını izninizle paylaşmak isterim sn. BENER...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi