Üzücü Konular :(
#21
Bu yönetimin Ekaterina Atalık'ı almaması beklenen bir olay ama ben size sordum alır mıydınız takıma diye.

Ben yönetici olsam Ekaterina Atalık'a yazılı olarak bu konuyu sorar ve demecin kendisine ait olup olmadığının teyidini isterdim. Evet benim demecim derse savunma isterdim. Mümkünse Ekaterina Atalık'ı takıma kazandırmak adına kendisinden maksadını aşan ifadeler kullandığına dair yazı ve özür isterdim.

Eğer özür gelmezse ceza kuruluna sevk edilir ve muhtemelen orada alacağı ceza yüzünden takıma giremez ama ilerdeki temsil hakları korunmuş olurdu.

Asmak kesmek, kuralsız, yönetmeliksiz hareket etmek o kadar içimize işlemiş ki Ekaterina Atalık'ı savunan biri bile birkaç hamasi söz ile onu takımdan atmaya hazır. Yönetimlerin de bu şekilde hareket etmesine de şaşmamalı.
Ara
Cevapla
#22
Platon Nickli Kullanıcıdan Alıntı:Bu yönetimin Ekaterina Atalık'ı almaması beklenen bir olay ama ben size sordum alır mıydınız takıma diye.

Ben yönetici olsam Ekaterina Atalık'a yazılı olarak bu konuyu sorar ve demecin kendisine ait olup olmadığının teyidini isterdim. Evet benim demecim derse savunma isterdim. Mümkünse Ekaterina Atalık'ı takıma kazandırmak adına kendisinden maksadını aşan ifadeler kullandığına dair yazı ve özür isterdim.

Eğer özür gelmezse ceza kuruluna sevk edilir ve muhtemelen orada alacağı ceza yüzünden takıma giremez ama ilerdeki temsil hakları korunmuş olurdu.

Asmak kesmek, kuralsız, yönetmeliksiz hareket etmek o kadar içimize işlemiş ki Ekaterina Atalık'ı savunan biri bile birkaç hamasi söz ile onu takımdan atmaya hazır. Yönetimlerin de bu şekilde hareket etmesine de şaşmamalı.

Beyefendi ben sorunuza kendimi TSF yönetiminin yerine koyarak cevap verdim. Eğer şahsi fikrimi soruyorsanız onu da daha önce takıma kimleri alacağımı söyleyerek belirttim, ve bu fikrimi oyuncuların herhangi bir demeci değiştirmez. Rating listesine bir kaç dakika bakıldığı takdirde kimlerin takıma alınması gerektiği açıkça görülecektir.
Ara
Cevapla
#23
Ayıptır...Kız herseyden önce vatanını Türkiye seçmiş..Ailesini Türk ailesi seçmiş....Sadece satrancı kalmış,onu elinden nasıl alırsınız...??
...............
Bu camiada "sadece kıskanıldığı için hiç bi hatası bulunamayan çok asil insanlara" ,çok adi ahlaksız kelimelerin kullanıldığı olaylara şahit oldum....İnanamıştım..
...............
Buda onun başka bir tarzı...
Ara
Cevapla
#24
Ekaterina Atalık'ın aldığı bir ceza yok.

Aksine kısa bir süre önce kendisini Olimpiyat Milli Takım Kampına çağırmışlar.

Milli Takıma girmeye aday Ekaterina Atalık, kocası Suat Atalık ile düşünmüş "Takımındaki diğer oyuncular, yöneticiler bana iftira atarak hırsız diye suçlayabilirler. Buna da kimse itiraz etmez oyuncular yalancı şahitlik yaparlar" demiş. Resmen size, bize iftiracı, yalancı, ahlaksız diyor. Tüm dünyada da yayınlanıyor.

Aşağıda ingilizcesi. En altta da röportajın linki.

[…] We discussed that with Suat. I was actually positively geared up for the event, but Suat just said that he is worried about my safety. He said: “If you will go there and live with all those players and officials in one hotel – they will just find a reason.” He added: “You still won’t be able to play at the Olympiad – they will just find a reason.”
[…] And at some point, you know, we were afraid that they could make up some story. For example, stating that I’ve offended someone or stole something. So, at that moment all the players and officials would be there, in other words, a lot of witnesses, who would confirm their accusations, whilst I would be all alone.

http://chess-news.ru/en/node/8383

casus_piyon hadi bakalım buna bir yorum yap.
Ara
Cevapla
#25
Bende bu yorumun geleceğini yapmıştım zaten... Hiç bir hata bulunumazsa bile çok düzgün insanlara "bilmem ne" denilebiliyor...Kız belkide bunu farketti...hissetti ya da bu tip bir karalamanın tacizleriyle karsılaştı...
o herseyden önce profosyonel bir satranççı...İnsanlara sıradan bir sekilde camur atacağını sanmıyorum.....
...........
Ara
Cevapla
#26
Bu başlıkta "yorum" yazacağını ve "fikrini" bizimle paylaşacağını umduğum birkaç saygın üyenin susmasının derin bir sebebi var sanırım.

"Hele bir olimpiyatlar bitsin, o zaman konuşuruz..." gibisinden bir düşünceleri olabilir mi acaba?

Bu arada konuyla ilgili diye yazayım dedim; olimpik kadın takımımızın üyesi Nezihe Ezgi Menzi, Avrupa Yaş Grupları Şampiyonasını 14 yaş kızlar kategorisinde 12. sırada tamamladı.

Saygılar...
Cevapla
#27
Mesele "MİLLİ" olunca tüm ufak tefek konular yarışma sonuna kadar "TEFERRUAT" olmalı bence...
Cevapla
#28
Asıl "MANTIK" lı düşünme şekli de budur zaten.

Öyle değil mi?

Çok sevdiğim bir söz vardı tam hatırlayamadım şimdi ama sanırım "Büyük insanlar fikirler hakkında konuşur, küçük insanlar insanlar hakkında.." gibi birşeydi. Güzel söz...

Fikir "MİLLİ TAKIMIN BAŞARISI" ise eğer ve de bu başarı için Sn Suat veya Sn Ekaterina'nın başarılı spor geçmişleri bize gerekliyse (ki böyle olmadığını kimse iddia etmiyor) bu kişilerin endişeleri ya da rahatsızlıkları giderilir ve fikir hayata geçirilmiş olur, yok bu sıkıntılar giderilemiyorsa "RESMİ BİR AÇIKLAMA" ile konu kamuoyuna açıklanır ve herkes susmasını da bilir, konuşmasını da bilir. Bu mesele de böylece kapanır gider. Kimse kimseyi üzmemiş olur.

Aksi halde federasyon "kişileri tartışıyor" ya da "kişilerle uğraşıyor" konumunda kalır malesef.
Bence federasyonun bu durumu çok hayal kırıklığı bir durumdur.
Üzücüdür.
Olmamalıdır.

Mesele Milli bir meseleyken benim gibi "basit" satranç takipçisi vatandaşlar "cevapsız" bırakılmamalıdır.
Cevapla
#29
Sadece bu olay bile, Atalık çiftiyle mevcut yönetim arasındaki bağların tamamen koptuğunun son derece açık bir göstergesidir.

Bayanlarda Ekaterina Hanım, erkeklerde de Suat Bey sportif olarak birinci masa gücündedir. Bu bariz gerçek üzerinde sanırım herkes hemfikirdir.

Ne var ki federasyon yönetimi tarafından yapılan hatalar karşılıksız bırakılmamıştır. Federasyonun bariz haksızlıkları, Sayın Atalık'ın konu dışı ve sert tepkisiyle karşılanmış, oyunculara haksız ve son derece kırıcı ithamlarda bulunmuştur. Oyunculara yönelttiği yıkıcı eleştiriler, kendisini mağdur konumundan çıkarmıştır. Her kriz zamanında "Oynamam." diyerek tehditkar bir tutum takınması, Atalık için iyi şeylerle sonuçlanmamıştır.

Son yaşanan olaya dönersek, yine karşılıklı hataların yapıldığını görürüz.
1) Suat Atalık'ın yurt dışındaki turnuvalarda bile oynaması yasaklanırken Ekaterina Atalık'ın milli takıma davet edilmesi ilginçtir.
2) Ekaterina Hanım'ın milli takım kampına davete cevap olarak "Oynayacak mıyım?" diye sorması bir başka ilginçliktir.
3) Bu soruya federasyonun "İster oynatırım, ister oynatmam!" diye cevap vermesi ilginçlikler serisinin devamıdır.
4) Suat Atalık'ın paranoyakça bir şekilde Ekaterina Hanım'ı engellemesi ve "Orada seni hırsızlıkla suçlarlar." gibi bir sebep göstermesi, ilginçliğin zirvesidir.

Taraflardan birini tamamen haklı ya da haksız göremiyorum. Yanlış üstüne yanlış yapılmış.

Tüm bu olanlara rağmen gelecekten ümitliyim. Sayın Gülkız Tulay'ın başkanlığında yeni bir dönemin başlayacağına ve tatsızlıkların giderileceğine yürekten inanıyorum.
Ara
Cevapla
#30
Oktay Bey bulunduğu noktadan tüm mutlak doğruları ve yanlışları altalta koyup yazmış, kesin yargılara ulaşmış, insanları 'paranoyak' olup olmadığına varıncaya kadar etiketleyip bir köşeye koymuş..

Gerçek hayat bu kadar basit değil. Doğru ya da yanlış yaptığınızda bunun bedelini de ödüyorsunuz. Kimse en iyi oyuncularını sadece 'dur ben yanlış yapayım ' diye takımından çıkartmadığı gibi, kimse ülkesini zevk için bırakıp başka bir ülkeye gitmiyor durduk yere.

Sayın Ertan, Atalık ailesi ile yönetim arasında yaşananların ne kadarını birinci elden biliyor ya da 2005-2012 arası süreci ne ölçüde takip etti bilmiyorum ama elimden geldiğince 20 senedir yakından izlediğim bu konuda yukarıda yazılanların bir kısmına açıklık getirmek isterim.

Mevcut yönetimle Atalık ailesi arasındaki bağlar zaten yaklaşık 5 yıl önce kopmuştur.

Bir kişinin fikir ve söylemleriyle, uğradığını kabul ettiğiniz haksızlıkların arasında iddia ettiğiniz gibi bir bağlantı olması hukuken kabul edilemez. Mahkemeye giden bir sorununuz olduğunda hakim size dönüp, 'Ama evladım sen de falanca için şunu söylemişsin haklıyken haksız duruma düşmüşsün ' diyemez. Evet Suat Atalık çok ciddi bir takım iddialarda bulunuyor. Bunu yaparken bazı partilerin, oynanış şeklini, turnuva şartlarını, eşlendirmeleri vs örnek gösteriyor ve kendi satranç deneyimlerine dayanarak bunların 'normal' olmadığını söylüyor. Benim yakışıksız kabul edeceğim en önemli konu, bir TSF görevlisinin, yerli - yabancı milli takım antrenörünün veya yönetim kurulu üyesinin çıkıp bu iddialara cevap veremiyor, oyuncusunu korumuyor oluşudur.

Ben Suat'ın son 20 senede davet edildiği bir milli takım turnuvasını kabul etmediğini, 'bakın oynamam' dediğini hatırlamıyorum. Belki Sayın Ertan hangi kriz zamanında Atalık'ın oynamam dediğini bize hatırlatır. Kastedilen köklerinin bir kısmının dayandığı Bosnaya geçişi ise, Türkiye'de satranç için çok bir şeyin yapılmadığı veya yapılamadığı ve sürekli cezalarla Suat'ın milli takımdan uzak tutulduğu yıllara dayanmaktadır ve Türkiye'ye dönüş sürecinde, hem eski başkan rahmetli Olgaç hem Yazıcı tarafından o dönem yapılan hatalar kabul edilmiştir.Hiç kuşku yok ki Suat Bosna adına oynamaya devam ediyor olsaydı, ne yaşanırsa yaşansın bugün olduğu gibi satranç oynamaması için uğraşılmayacaktı. Bu durumda Bosna'ya geçis kararının mı yoksa dönüş kararının mı yanlış olduğu en azından kendi adına belirsizdir.

2008 seçimi öncesinde hem Suat hem Ekaterina Atalık önce disiplin kuruluna sevk edilmiş ardından 10 ar yıllık sözleşmeleri TSF yönetimince fesh edilmiştir. Her iki sporcu da konuyla ilgili dava açmıştır. Geçtiğimiz aylarda kesinleşen Suat Atalık davası sonucunda TSF Atalık'a 90 Bin (!) TL nin üzerinde bir miktarda tazminat ödemiştir. Bir kaç kuruşu da emin olun sizin ödediğiniz lisans bedelinden karşılanmıştır.

Katya'nın davası ise henüz devam etmektedir. Bu süre boyunca hiç milli takımda oynamadığı halde, davalı olduğu kurum tarafından olimpiyat öncesi 'kampa' davet edilmiştir. Söylediğiniz gibi oynama garantisi istememiş, davetin kamp daveti mi olimpiyat takımı için mi olduğunu sormuştur? Cevap olarak kamptaki performansına göre milli takım kararının sonradan verileceği yanıtını almıştır. Geçtiğimiz sene içerisinde Ekaterina Atalık Türkiye İş Bankası Liginde masasında yenilgisiz birinci olmuş, normal GM normu almış ve ratingini 2480 lerin üzerine çıkartmıştır. Ipatov ve Solak gelmeden önce ELO listesinde 5. sırada yer almaktaydı. Şu an olimpiyatta yer alan A Kadın takımımızın ortalamasının 350 puan fazlasına sahiptir. Tibet rahipleriyle birlikte satrançtan uzak bir yaşam sürmemekte bu forumun bir başka yerinde tartışıldığı gibi 'acaba birden oyun seviyesi 300-400 puan azalmış mıdır (nasıl olacaksa? ) şüphesi taşımamaktadır.

Eğer yönetimin yaptığı hareket bir zeytin dalı uzatmak ise, Ekaterina Atalık Olimpiyat takımına herhangi bir koşul olmadan davet edilir çok gerekliyse öncesinde kampa da katılması istenirdi. Bu durumda ben bu davetin geri çevrileceğini sanmıyorum ancak 'kampa gelin performansınızı görelim' tarzı bir yaklaşım, konu halter, gülle atma vs olmadığından kabul edilmelidir ki oldukça düşündürücüdür. Eşinin yeryüzünde satranç oynayamaması için elinden gelen herşeyi yapan bir anlayışa karşı kuşkuyla bakıyor olması çok da yadırganmamalıdır.

Bugün Türkiye sokaklarını,bundan 8 yıl önce doping yaptığı için iki yıl
ceza almış genç bir kadının, boynunda olimpiyat madalyası ile boy boy resimleri süslüyor.

2006 Avrupa Şampiyonu, hiç ceza almamış, milli takım kariyeri boyunca kimseyle en ufak sorun yaşamamış Ekaterina Atalık ise ülkesinde yapılan olimpiyatlarda dahi oynamıyor. Bu işte esas sorumluluk kendisinin mi yoksa her başı sıkıştığında Atatürk'ün zamanında isabetle söylediği 'Ben sporcunun, zeki, çevik ve ahlaklısını severim' sözüne sığınanların mı iyi karar vermek gerekir? Çünkü böyle olduğu sürece yetiştirdiğiniz değerler başka ülkelerde yaşamaya çalışırken, yöneticiler de bol bol boş konser ve spor salonlarının kurdelelerini keser...
Ara
Cevapla
#31
Erşan Bey,
Hayatta mutlak doğru var mıdır, yok mudur bilemem. Kişisel görüş, kanaat vardır ve insanlar olaylar hakkında görüşlerini sunabilirler.
Görüşünü belirten "bence doğrudur" dediği bir olayda mutlak doğruyu göstermiş olmaz, olamaz zaten. Naçizane fikrini belirtmiş olur, vurgular.
Bu görüşleri sunarken hareket noktaları elbette gördükleri ve duyduklarıyla sınırlıdır. Görmediklerini anlatıp beni aydınlatanlara hayatım boyunca teşekkür etmişimdir. Size de etmek isterdim, ama yazdıklarınız arasında maalesef yeni bir bilgiye rastlayamadım. Daha önce bu başlıkta veya başka konularda anlatılan şeyleri tekrarlamışsınız.

Sayın Gökerman,
Mahkemece sabit bulunan bir suçu kim savunabilir? Elbette mahkeme "sen de şunu şunu yapmışsın" demez. Ben sayın Atalık'ın satranç kamuoyu nezdindeki imajından bahsediyorum. Kendisine yapılan haksızlıklara en sert tepkileri gösterenlerden biriydim. Ne var ki tam bu noktada Suat Atalık'ın "bence" çok da gerekli olmayan sataşmaları geldi. Diğer oyuncuların başarısını küçümsedi, olaylarla hiçbir ilgileri yokken onları hedef gördü. Bunlar mahkemede gündeme gelecek değil, vicdanlarda unutulmayacak konulardır. Bu yapılan saldırılar sizce doğru muydu? Oyun güçleri kendisinden düşük gençlere ağabeylik yapmak varken onları rakip olarak görmek, meydan okumak nedir? Desteklenmesi gereken hareketler midir bunlar?

Bence en büyük sorunumuz, olaylara tek taraflı yaklaşmamız. Bir türlü iki yönlü düşünmeyi başaramıyoruz. Fanatikliği bırakalım, olaylar üzerinden yorum yapalım. Kişiler üzerinden yapılan yorumların bize birşey kazandırmadığı ortada.
Ara
Cevapla
#32
Bir insanın elinden tutmazsanız kuş gibi uçar gider ki Sayın Suat bey olmayacak bir ülkeye gitmemiş bu yunanistan veya israil de olabilirdi.Ayrıca bildigim kadarıyla Sayın Suat bey maddiyata pek önem vermeyen kendi çabalarıyla büyük usta olmuş birisidir.Bunu da kamuoyunun bilmesinde fayda olduğu düşünce ve görüşündeyim.Yani hayatı satranç olan birisini siz Türkiye de oynatmazsanız oda kendi çıkarlarını korumak için ne gerekiyorsa onu yapmış oldugu düşüncesindeyim.Sadece o degil onun yerinde olan herkes o günkü şartlarda aynı şeyi yapacagı konusundadır düşünce ve görüşlerim.Bu sadece satranç ile sınırlı degildir ayrıca futbol konusunda da aynı şeyler yaşanmaktadır.Türk miil takımında oynamayıp Alman milli takımında oynayan bir çok futbolcu vardır bunu herkes bilmektedir.
Ara
Cevapla
#33
.
" Sometimes paranoia's just having all the facts." William S. Burroughs

( BAZEN PARANOYA TAMI TAMINA BÜTÜN GERÇEKLERİN ELDE OLMASIDIR. )


http://www.chessintranslation.com/2010/1...imov-saga/


Elman Rustamov bir politikacıdır ve halen Azerbaycan Merkez Bankası'nın başındadır.

Doğru olsa bile, bunlar söylenebilir (ve cevaplandırılabilir) sözler midir?


AIDog rumuzlu not bana aittir.
Ara
Cevapla
#34
Güzel sözmüş...

Ortada bir paranoya var mı yok mu bilmiyorum ama

Türkiyenin Federasyon başkanı ve tayfasının hırsızlık ithamında bulunabileceği vahametini düşünen ve eşini ve kendini korumaya çalışan bir baba, koca ve GM VAR.

Bu durum gerçekten zurnanın zırt dediği ve Federasyonumuzun başındaki kişiden ve tayfasından çekinilen , ürkülen bir durum.

Sayın Ploton beyciğim sporcunun ahlaklısını arıyorda, yöneticinin ahlaklısını aramıyor.

Vallahi benim bildiğim ve kendisinin ( platon beyciğim ) Ekaterina Atalığın söylejisinden aldığı hırsızlık ithamı bölümü dışında , o söyleşide Ekaterinanın Ali Nihat Yazıcı ile Atalığın aralarına soğukluğun , malum kredi kartı bonusları ve Ali Nihatın fererasyon arabasını kendi özel işlerinde kullanmaca ahlaksızlığı ile başlamış olduğunu belirtmece demeci de var...Son durumda ise ciddi bir para tazminatı ödemece de var...Yasaları kandırmaca , ve hukuksuzluk yapmaca...

Bence Plotonda bu Başkandan korkmalı ...hepimiz korkmalıyız...eğer bir menfaatimiz yoksa...

Bu başkan KORKUSUZCAı destekliyen ve onla işbirliği içinde olan delegelere hürmetlerimi sunarım , çiçeği burnunda başkan adayı namzetimizle birlikte, onuda unutmadan...
Ara
Cevapla
#35
Adamehmet beyciğim (!)

Valla bir anlamda "Türk yöneticiler ve Türk sporcuları hırsızlık iftirası atacak kadar ahlaksızdırlar " demeye getiren Suat Atalık ve Ekaterina Atalık çiftine de mazeret buldun ya pes doğrusu! Ben bu kafadan korkarım. Delikanlı olup yanlışı savunmayacaksın.

Yazıcı bonus puanı mı almış, arabayı şahsına mı kullanmış bilmem. Hukuk var, ceza alırsa adalet yerini bulur. mışla, muşla, dedikodularla işim olmaz.

Can Ertan güzel yazmış. Hukuk konusu ayrı, vicdan konusu ayrı. Suat Atalık köşesinde, internet sitelerinde Emre Can'ın, Betül Cemre'nin başarılarının şike ürünü olduğunu ima ediyor,söylüyor. Atalık Türkiye ve Türk oyuncular aleyhinde en çok beyanat veren kişidir. Üstelik hiçbir iddiası da kanıtlanmamış. Kendisi iftira atmaya çok alışık olduğundan herhalde başkalarının da kendilerini hırsızlık iddialarıyla suçlayabileceğini düşünüyor.

Konu Ekaterina Atalık'tı. O noktadan devam etti. Ali Nihat Yazıcı da vicdanlarda mahkumdur. "Biz bir aileyiz" söylemini en çok ihlal eden yöneticidir. Önde gelen federasyonları FIDE'den attırmak, kendilerine muhalif ülkelerin hakemlerine haksız yere görev vermemek, sporculara ambargo koymak gibi icraatları var.

Yalnız bence en büyük hatası TSF'nin Atalık'a kaybettiği davadır. Suat Atalık'a kaybedilen 90.000 TL, TSF'nin 1 senede lisanstan elde ettiği kardır aşağı yukarı. Atalık'a giden para her sporcunun cebinden çıkıyor. Türkiye için belki de kılını kıpırdatmayacak bir oyuncuya havadan 90.000 TL ödemek zorunda kalmak büyük bir beceriksizliktir. Bundan dolayı Başkan veya yönetim maddi olarak sorumlu tutulabilmeli.
Ara
Cevapla
#36
Ne bekliyodunuz?
Bu aşadaki cümleyi kuran yöneticiden ne beklenir?
Demokrasi yok mu?
Sanki seçim yok da krallık devrindeyiz?


16.08.2012 "Anne Şefkati" Başlıklı Yazıdan Copy-Paste:
"
...2012 yılında 12 yıldan sonra artık Federasyon Başkanlığını devrediyorum.
Ekip olarak birlikte karar verdiğimiz ve bayrağı bizden alıp
çok daha yukarılara götürecek çok kıymetli bir dostumuza,
bir arkadaşımıza, hepimizin tanıdığı Türkiye'nin en büyük
satranç kulübü başkanı Gülkız Tulay'a devrediyoruz...
"

Neyi devrediyosunuz arkadaşım?
Özel şirketiniz mi burası?
Eviniz mi? Neresi burası? Siz kendinizi kim sanıyosunuz?
İnsanlara hiç mi saygınız yok sizin?

Bari şöyle deyin: "...devretmeyi umut ediyoruz."
E yuh yani. Karar vermişler öyle olacakmış...
Oy verenler tavuk ya.
Ayıp ayıp.
Neyse ki gidiyor.

Bu başlığa yakışır diye buraya koydum bunları Confusedhock:
Ara
Cevapla
#37
Suat Atalık'a ödenen 90 bin TL tazminatta benim de lisans param varmış.Benden yana helal hoş olsun. Tabi bu işin esprisi... hakkıymış ki almış bu parayı...
Bu başlıkla alakasız bir konuya da değinmek istiyorum.
Hangi tarafta olursa olsun fikri ,düşüncesi ne olursa olsun kim olursa olsun bu forumda kimliğini gizlemek cesaretsizliktir. Ben PLATON adlı kullanıcının kim olduğunu çok merak ediyorum. kendisini tanıtırsa beni ve eminim ki birçok arkadaşı büyük meraktan kurtarmış olacak.
Ara
Cevapla
#38
Kasım_Demircin rumuzunu kullanan arkadaş. Ne oldu işine gelmeyen şeyler mi yazdım? atti, casus_piyon, adamehmet77, mojojojo ve bir sürü isim seni rahatsız etmedi de Platon mu rahatsız etti. Pardon, onlar senin işine gelen şeyler söylüyordu herhalde. Sen de diyecek birşeyin olmayınca ismime taktın.

Gelelim ürettiğin düşünce kırıntısına. 90.000 hakkıymış ki almışsın diyorsun. Söyleyebileceğin bu mu sadece. Tabii ki hakkı ki almış. Ben bu aşamaya neden geldi diye sorguluyorum ve eleştiriyorum. 1 sene boyunca ödeyeceğimiz lisans paraları uçtu gitti. Harcanan avukat paraları ise bilinmiyor bile. Sen olana olmuş diyorsun. Maalesef senle herhangi fikri tartışma aşamasına gelmemiz zor.
Ara
Cevapla
#39
Kasım DEMİRÇİN benim rumuzum değil adım ve soyadım. platon adlı kullanıcının kim olduğunu bilsem isminin sonuna bey-hanım ya da öncesine sayın koyardım.

Ben daha önce de rumuz kullanmaya karşı olduğumu yazmıştım.
Hatta TSF yönetimini sürekli eleştiren ve daha sonra Sayın Başkan tarafından kim olduğu tespit edilip ifşa edilen BAHTİYAR rumuzlu kişiyi de eleştirip kimliğini merak ettiğimi yazmıştım. kendim gibi düşünenleri merak etmememin sebebi ise Sayın başkan hepimizin yerine zaten merak ediyor ve mümkünse ortaya çıkarıyor.

Ayrıca platon adlı kullanıcı kim olduğunu yazsa, bu kadar rahatça saygısızlık yapamayacağına eminim...
Ara
Cevapla
#40
Anladım ismimin başına bey, hanım koyamadığınız için fikir üretemiyorsunuz.

Kendiniz gibi düşünenleri merak etmiyormuşsunuz. Eh dedim ya işinize gelmeyen laflar söylenince ortalığı yok cesaretsiz, yok saygısız diye bulandırmaya çalışıyorsunuz.

BAHTİYAR isimli kişinin ifşa edildiği falan da yok. Sadece nereden internete girdiği (çok kişinin bulunduğu bir yapı) tespit edilmiş. Ne deseniz ya gereksiz, ya yanlış.

Herhangi bir argüman getiremeyeceğiniz kanaatine vardığım için size cevap vermezsem kusura bakmayın.
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi