40. Satranç Olimpiyatları 2012, İstanbul
#81
Hayatta her şeyin bir izahı vardır.Bende yorum yapmak için Satranç Federasyon'unun Olimpiyatla ilgili açıklamasını beklediğimi yazmıştım.Ama hiç bir yorum çıkmadığı gibi,satrançla bildiğim kadarıyla alakası olmayan Sayın Yılmaz Özdil bile yazısında olimpiyada değinmiş.

Sayın Ateş Ülker Bey;olimpiyat sırasında yorum yapan arkadaşları duyarlı davranmaları ve oyuncuların motivasyonlarının bozulmaması için olimpiyat bitimininden sonra yorumların yapılmasını tavsiye etmiştiniz.Şimdi de 2023 takımı biliniyordu önceden bunun yanlış olduğunu hangimiz söyledik diyorsunuz ve olimpiyat bitmesine rağmen gene yorum yapılmasını birazda olsa engellemiş oluyorsunuz.Ben bunun yanlış bir tercih olduğunu satrançcı arkadaşlarımla sohbetlerimde olsun,internetteki yazışmalarım da olsun sürekli değindim.O yüzden konuşma hakkım var sanırım.Bu yaş ortalamasında kurulmuş takımımızın ne türkiyeye nede oyuncularımıza bir yararı olmamıştır.Sizinde dediğiniz gibi 16 yaş altı olimpiyatlarında bu takım yer alsaydı her açıdan artılar kazanacaktı Türkiye satrancı.Bu takım yerine oynayacak diğer oyuncularıda kazanmış olacaktık ki daha fazladan 2 takım bile çıkarabilirdik.Satranca küstürülen,dışlanan bir çok oyuncunun varlığını herkes biliyor.Onlar orda oynamayı hak ediyordu.Yıllarını satranca vermiş yetenekli 2400'ün üzerinde oyuncularımız var.Onları bir adım ileri taşıyabilirdi olimpiyat ben böyle düşünüyorum.
Cevapla
#82
Merhaba Mojo Jojo,

Çok güzel ifade etmişsiniz seçilecek olan TSF'nin dolayısıyla daha esnek ve fikirlere açık hareket etmesini diliyorum.

Hazır olan sporcuyu almak(devşirmek ) yerine "know how" u satın almak yapılacak en yararlı icraat olur. Bunları yazarken aklımdan şu herkesin bildiği sözler geçti :"bana balık verme balık tutmayı öğret".

Saygılarımla,
Ara
Cevapla
#83
Yılmaz Özdil'in bugünkü yazısı Satranca değinme değil,ciddi bir eleştiridir.Bu yazının içeriğinden,Satranç Dünyasından kendisine bazı bilgiler verilmiş olduğunu anlıyorum.Büyük gazetelerdeki köşe yazarlarının Satranç ile ilgili yazı yazmaları seyrek görülmektedir.
Öte yandan ben"biz görüşümüzü önceden söylemeliydik"derken sadece burada yazan birkaç kişiyi değil,teknik heyeti,Milli takımlarımızın yabancı antrenörlerini ve yerli yardımcılarını,yönetim kurulu üyelerini,Kulüpler Birliği kavramı içinde kulüpleri temsil eden delegeleri de kasdediyorum.Bu saydığım kişiler "Özerk toplumlar ergeç kendi kendini denetlemesini öğrenecektir"anlayışının haklı olmadığını göstermiştir.Eğer ortada bir yanlış varsa hepimizin bunda payı olduğunu düşünüyorum.Fırat Salepçi gibi bir iki arkadaşımızın önceden görüş bildirdiğinden istisna olması ,sessiz çoğunluğun yanlışını ortadan kaldırmaz.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#84
Umarım bu güzel yazıları TSF den de yetkili ve vicdanlı birileri okuyordur. Zararın neresinden dönülürse kardır.

ANY yönetiminin başarısız olduğu konusunda herkez hemfikir.
Ara
Cevapla
#85
Sayın Orheen;

Buradaki çoğunluk birçok konuda hemfikir fakat Türkiye çoğunluğu hemfikir olmalı.Satranç yönetimi Gens Una Sumus sloganıyla yola çıkıyorsa herkesim satrançcıyı kucaklamalıdır.Ben böyle bir yönetim görmek isterim.Aileler bin bir zorluklarla,fedakarlıklarla,paralar harcayarak çocuklarına destek veriyorlar.Sonra satranç birkaç kişi etrafında dönen bir oyun halini alıyor.Yada yetişkin satranççılara bakarsak artık oynayacak turnuva bulmakta zorlanıyor,bulursa yüksek katılım ücretlerinden ötürü sorun yaşıyor.Turnuva düzenleyen organizatörler toplanan paranın %25'ini federasyona vermek zorunda bunun dışında il temsilciliği malzemelerinden takım veya saat kullanırsa ayrıca kira parası vermesi gerekiyor.Satranç Federasyonunun misyonu satranca hizmet olmalıdır.Artık bu işte çok para lafı geçmektedir.

Son olarak ta burada yazılanları merak etmeyin herkes okuyor.
Cevapla
#86
Merhabalar,

Çok güzel bir tartışma yapılıyor, okumaktan büyük keyif aldım. Satır aralarında somut, ciddi ve çok güzel öneriler var.

Ben de ucundan, kıyısından konuya dahil olmak istiyorum.

Ateş Ağabey önceden eleştiri yapılmadığını söylüyor ama bu başlık altında yazılanları sanırım gözden kaçırmış:


Tartışmayı sadece "yeni yetenek keşfi" ile sınırlandırmamız doğru olmaz. Bu konuda oldum olası yanlışlarımız, eksiklerimiz var. Bir adım ileriye gitmek istiyorum: Mevcut yetenekleri nasıl değerlendiriyoruz? Onlara ne gibi artılar sunuyoruz? Biraz da bunları düşünmemiz gerek.

Turnuva performansımız eskisi gibidir. Hani, eskiden sürekli ilk 20'de yer alıyormuşuz da bu sefer 42. olmuşuz gibi bir düşünce içerisinde olmamamız gerek. Yerimiz burası, nereden bakarsak bakalım değişmeyen gerçek budur.

Eskiye göre fark nedir? Aylar öncesinden çok ciddi hazırlık kampları yapıldı, kondisyoner tutuldu. Pahalı transferler yapıldı ki, bu konu satrançseverlerin haklı tepkisiyle karşılaştı. Tüm bunlara rağmen eski dereceleri tekrarlıyorsak ortada ciddi bir sorun var demektir. Ayrıca milli takımdan üst düzeyde beklenti yaratıldı. Başta yönetim olmak üzere bizzat oyuncuların ağzından "ilk 20" hedeflendiği söylendi. Konulan bu çıtaya göre aldığımız sonuç başarısızdır.

2023 takımı ile ilgili olarak çok sağlam bir kaynaktan aldığım bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum: Aralarında bu çocukların bizzat çalıştırıcılığını yapan AYCEG antrenörlerinin de bulunduğu bir grup uzman, başkanın kapısını çalmışlar. "Başkanım, bu iş böyle olmaz. Hem çocuklar, hem de ülkemizin ismi çok yıpranır. Bu kararınızı yeniden gözden geçirin." demişler. Aldıkları yanıt olumsuz olmuş. Bir işi bilmemek ayıp değildir. Ama işin uzmanlarına kulak tıkamak, açıklaması olmayan yanlış bir tutumdur. Bu kadar ısrarcı davranmak, sonuçta kimseye yarar sağlamamıştır.

2023 takımımız final sıralamasında hala gözükmüyor:

Eğer teknik bir arızaysa acilen giderilmeli.
Eğer kasten yapılan bir gizleme işlemiyse kamuyonun bilgi alma hakkına saygısızlık edilmektedir.

Son yıllarda gözlemlediğim bir gerçek var: Takım turnuvalarında başarının yolu, masalardan birinde karizmatik ve güçlü bir kaptanın yer almasıdır. Masa dışındaki kaptanları, idarecileri kastetmiyorum. Oynayanlardan biri olmalı, mutlaka. ELO kuvveti önemli değil, söz geçirebilmesi ve kıdemi esastır. A takımımızda böyle bir kaptan yoktu. Yerli oyuncularımızdan yaşça en büyük olan ve ELO'su en yüksek olan Barış Esen arkadaşımız, mizacı itibarıyla kendisiyle ve çevresiyle barışık bir insandır. Sakindir, insanları kırmaz. Bahsettiğim ideal kaptan, gerektiğinde ayar verebilecek, Suat Atalık karakterinde birisi olmalıydı.

Bu tezimi örneklendirmek istiyorum:
1. Filipinler bu olimpiyatın bence flaş takımıydı. Gençlerin arasında deneyimli Torre, kaptanlık işini mükemmel bir şekilde yürüttü.
2. Birinci gelen Ermenistan takımında Aronian, belki sert bir mizaca sahip değil ama ELO kuvveti olarak diğer masalara hakim olabilecek kalibrede bir liderdi.
3. Rusya takımında Kramnik, neredeyse kendi maçlarından çok arkadaşlarının maçlarını seyretti. Onlar üzerinde pozitif bir psikolojik baskı uyguladı ve bunun olumlu sonuçları her turnuvada görülüyor.
4. Ukrayna takımında Ivanchuk hem kıdem, hem deneyim, hem de oyun gücü olarak tartışmasız bir liderdi. Takımının madalya kazanmasında bu deneyiminin payı büyüktü.
5. Kulüpler şampiyonalarında ve Süper Lig'de başarıya ulaşan takımların hemen hepsini inceleyin, benzer birçok örneği kendiniz göreceksiniz.

5 takımla katılma hakkımız varsa ve 3 takımla katıldıysak bu kabul edilemez bir durumdur. 42.'likten daha iyi derece yapabilecek iki takımı bu satırları okuyan herkes sıralayabilir.
Ara
Cevapla
#87
Bir konuda bilgi vermek istiyorum:
Çinlilerin Avustralya'ya sporcu göndermesinin bir benzeri bizde yapıldı.
GM Mustafa Yılmaz, IM Burak Fırat ve Demre Kerigan, ağırlıklı satranç eğitimi almak üzere bir yıl süreyle Moskova'ya gönderildi. (Belki başka isimler de vardır, bu kadarını biliyorum.)
Bu iyi bir hamleydi, ne var ki devamı eksik oldu: Adı geçen oyunculardan sadece ilk ikisi olimpiyat takımlarında yer aldı. Aynı yatırımın yapıldığı yetenekli sporcu Demre Kerigan ise bilinmeyen bir nedenden dolayı oynatılmadı. Yatırımı değerlendirmemek nasıl bir anlayıştır acaba?
Demre Kerigan gibi görmezden gelinen genç ve başarılı sporcular arasında FM Engin Topak, Irmak Sipahioğlu, CM Ege Köksal, Nasır Ekin Zeytinoğlu, Cem Gündoğan, Esat Bağlan gibi isimler bulunuyor.
Bu konuda birilerinin açıklama yapması gerekiyor.
Ara
Cevapla
#88
Sayın Ertan;

2023 takımımızın görünmediğini yazmışsınız.

Verdiğiniz linkte sayfa sonunda "Tüm listeyi göster" butonuna bastığınızda ise 151. sırada olduklarını görebiliriz.

Bilgilerinize...
Ara
Cevapla
#89
Oktay bey,

İlaveleriniz çok yerinde olmuş. Eğer üç yerine beş takımla katılmış olsak ve bu takımda Haznedaroğlu gibi 2400 lük GM IM vb. ler oynasaydı işte o zaman tam anlamıyla kel görünürdü.

Burada Haznedaroğlunu sadece örnek olarak verdim kendisini tanımam vede hiçbir önyargım yok sadece oyunlarını izlediğimden bilirim.

İnsan yönetmek çok bambaşka birşeydir. Suat Atalık'la da mutlaka bir orta yol bulunabilirdi. İnsan silmek kolay kazanmak olan zordur. Atalıkları yok saymak TSF ye sadece zarar verir. Bu onlara ayrıcalık tanınsın anlamına gelmesin sadece her insanın mizacı farklıdır.

Eski ustalar için de bir takım kurulup onlar da onore edilebilirdi. 2023 ü hedefliyoruz ancak 2003 ü de unutmadık gibi.
Ara
Cevapla
#90
Özür dilerim, benim hatam. "tüm listeyi göster" butonu gözümden kaçmış.

En genç takım rekoruna ilaveten en tecrübeli takım rekoru da kırılabilirdi. Bence çok hoş bir jest olurdu.
FM Ateş Ülker, İsmail Doğantuğ, Mustafa Yüksel, Cem Pekün ve Salih Muratoğlu ağabeylerimizden oluşabilecek bir takım, ahde vefa anlamında güzel bir kuruluş olabilirdi.
O kadar yıldır emek verdikleri bir camiada, bundan güzel bir onore şekli mümkün mü?

Ama maalesef bu tür incelikler düşünülemiyor.
Ara
Cevapla
#91
En çok ELO lkazanan üçüncü sıradaki oyuncu bir Türk. Ekin Barış Özenir tam 78.3 ELO kazanmış.
İlk on içindeki diğer Türk Muhammed Batuhan Daştan, o da tam 50.8 ELO kazanmış.

Süper... Kendi adıma söylüyorum ki, sevinecek birşeyler bulmak o kadar da zor değilmiş Big Grin



Not: Sayın başkan, okuduğunuzu umarak yazıyorum. Bu insanların büyük bir kısmı sizden duyacakları açıklamaları bekliyorlar. Şimdi siz olimpiyatlarla ilgili burada bu kadar çok gürültü koparılırken kendi köşenizde bu olayı es geçip seçimleri ya da başka bir konuyu değerlendirirseniz ya da görevi bıraktığınız güne kadar sessiz kalırsanız bu durumda bu gürültüyü dikkate almadığınızı ve bu insanları (da) yok saydığınızı ilan etmiş olursunuz; bence.

Hürmetler...
Abdulkadir Bener
Cevapla
#92

Evet, madem ki böyle bir hak varmış, bunu değerlendirmek, hem de bu şekilde değerlendirmek iyi olabilirmiş...

Hani süper kupa finalinde jübile oynatmak gibi... nasıl olsa birşey kaybetme riski yok... Beğendim.

Gerçi jübile yapanlar bir daha top oynamıyor, abiler kızmasın sonra.
Abdulkadir Bener
Cevapla
#93
Abdülkadir bey,

Belirttiğiniz gibi olumlu gelişmeler de var tabiki bunu kimse inkar edemez. Biz geneli değerlendirdiğimiz için genel olumsuzlukları konuşuyoruz.

Dost acı söylermiş hesabı, burada ANY ismini de TSF yönetimi anlamında kullanıyorum. ANY beyin tek başına tabiki yapabilecekleri sınırlı.

Japon TPM inde neden-neden analizi vardır. Sorunların kök nedenini bulmak için kullanılan bir araçtır. Bu konuda da neden neden dersek işin ucu şuraya dayanıyor:

Türk halkı satrancı sevmiyor. Yeterince tanımıyor.

Evet işin kökeni budur. Yoksa el kadar vietnamdan ne eksiğimiz var? Olimpiyatların haber niteliği taşımamasının altında da bu yatar. Satranç olimpiyatı haberini vereceğine bir magazin haberi veriyor daha çok reyting elde ediyor.

6-7 yaşındaki bir çocuk ailenin yönlendirmesine muhtaçtır. Aile bilinçli ise çocuğun neye yeteneği var ise ona yönlendirir.

Sigarayı bıraktırmak, sağlıklı yaşamak gibi kavramları hükümet bizzat destekleyerek sonuç alınmaya başlanmıştır. Satrancın genç nesillere tanıtılması, desteklenmesi başarılı kişilerin ödüllendirilmesi, teşvik edilmesi vb. hükümet desteği olmadan çok zordur.

Buarada en büyük yük TSF de çünkü hükümete satrancı gerçekten sevdirmesi ve doğacak üç çocuğunda satrançla büyüyerek analiz ve mantık yeteneklerinin gelişmesinin nekadar önemli olduğunun anlatılması gerek.

Özetlersem, satranç toplumda haber değeri taşıyan bir değer haline gelmedikçe TSF ne yapsın. ANY gider BNY gelir sonuç aynı kalır.
Ara
Cevapla
#94
2023 yılında satranç olimpiyatları yapılacakmı?Benim bildiğim satranç olimpiyatları iki senede bir yapılır ve çift rakamlı yıllara denk gelir.Öyle ise 2023 söylemi nereden çıkıyor.Kanal istanbul projesinden alıntımıdır?2023 takımımız 2023 yılında hangi yarışmaya hazırlanmakta.Ayrıca 11 sene sonra aynı sporcuların yarışacağı garantisi verilmişmidir.Merakımdan sorma gereği duydum.saygılar.
Ara
Cevapla
#95
Cumhuriyetimizin kuruluş yılı 1923 ya,
Mevcut hükümetimiz kuruluşumuzun 100.yılında yepyeni bir Türkiye hayal ediyor ve hedefliyor :roll: ,
onun için 2023 yılı hedefi diye birşey bir kavram var.
Satranç takımlarımızdan bazılarının "Türkiye 2023" adında olması o hedeflere atıfta bulunmak için sanırım. Yoksa o yılda yapılacak herhangi bir turnuva ya da yarışma vs ile alakalı değil.
Abdulkadir Bener
Cevapla
#96
Sevgili Oktay,benim de içinde bulunduğum emektarların da Olimpiyat kapsamında bir takım halinde oynatılabileceğini yazmış.Bizi hatırlaması bir inceliktir.Ancak benim 12 yıldır "C ve D takımları oynatılmalıdır"derken bu görüş içinde emektarların olması gerektiği düşüncesi yoktur!Bizim kendimizi göstermemiz gereken yarışmalar, Dünya ve Avrupa Emektarlar Birincilikleridir!Sayıları henüz çok fazla olmayan 60 yaşüstü oyuncularımız son yıllarda bu turnuvalara katıldılar.Beni de bu yarışmalardan ikisine gönderdiler.(Benim katıldığım 2 Avrupa Takım Birinciliğinde Salih Muratoğlu'nun bireysel başarıları bizi sevindirdi.)Ben C ve D takımları derken piramidin orta kesimlerini,Elo 2000-2300 aralığını kasdediyorum.Bu arada yukarda bazı gençlerin de adı geçti.Onları da tanıyorum.Esasen onlar da benim "piramidin orta kesimleri"kavramı içinde bulunmaktadır.Herkesin anlayabileceği bir dille konuşuyorum.Piramidin üst kısmındaki çalışmalar aynı şekilde devam edebilir.Ancak az da olsa orta kısmındaki çiçekleri de sulamak gereklidir.Olimpiyat bunun için iyi bir fırsattı.Bunu kullanamadık.Dünyanın sonu değildir."Daha iyisini nasıl yapabiliriz?"sorusunun üzerinde duracağız.Şunu unutmamalıyız.Birimiz bir adım ileri atarsa onun arkasındaki iki adım ileri atar.Çoğunluk yerinde duruyorsa,en öndekilerin ilerlemesi uzak ihtimaldir!
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#97
Olimpiyatla ilgili Kanal D haberi:
Ara
Cevapla
#98
Herkese Merhaba,

Forumda yazmayı prensip gereği bir gazetede yazı yazdığım için doğru bulmuyorum. Bu konudaki ayrıcalığımı kötüye kullanır görünmekten çekinmem bunda en önemli etken. Ne var ki Yılmaz Özdil'in malum yazısını onaylayan mesajlar görünce bir istisna yapma gereği gördüm.

Yazarın esas amacı belli ki Afyon'daki elim patlama sonrası Afyon Valisi'nin Genelkurmay Başkanı'na satranç takımı hediye edilmesi üzerinden hükümeti eleştirmek. Yalnız bu vesileyle satranca değindiği yerlerde sınıfta kalmış.

-Her şeyden önce hediye edilen şeyin adını 'satranç' zannediyor. Satranç takımı veya satranç tahtası olabilir.

-"Güya Türkiye'nin tanıtımı için Türkiye'de Satranç Olimpiyatı düzenleyip...Alt tarafı üç kuruşluk elektronik satranç tahtalarının, ricayla minnetle, Yunanistan'dan getirilmesi normaldir." Burada eleştirdiği şey belli değil bir kere. Tanıtım yetersizliğiyse haklı ama o da sorumlu. Takım 'ithali' ise haksız. Malum FIDE'nin bazı malzeme standartlarına tüm federasyonların uyması gerekiyor Olimpiyat gibi organizasyonlarda (saatler de buna bir örnek). Futbolda Dünya Kupası'nın ev sahibi, kendi özel topunu üretsin maçlar onunla oynansın demekten farksız.

-"Hindistan satranç takımının, hem erkeklerde hem kadınlarda bizim takımlara fark atmış olması, dama'cı muamelesi yapması normaldir." Herhalde forumdaki herkes Hindistan'ın satrançtaki yerini biliyordur.Yazarın amacı satrançta neden Hindistan kadar başarılı olamadığımızı sorgulamaksa bunun başka yolları var.

-"2023'ün adını taşıyan satranç milli takımı, Allah sizi inandırsın Myanmar'ın bile gerisinde kalmayı başarırken...." Bu alay dolu ifade gerçekten vicdansızca. 8 yaşındaki çocuklarla alay etmek yerine bu takımı kuranları, çocukları sponsorlara hoş görünmek için öne sürenleri eleştirmesi daha isabetli olurdu kanaatimce. Zaten hayatında satranç veya pedagojiye bir şekilde temas etmiş kimse (bir çıkarı yoksa) bu tercihleri onaylamaz. Y.Ozdil, bu takımın çocuklardan kurulu olduğunu bilse daha insaflı olurdu belki. Bilmeliydi.

Yazıyı onaylayanlar yazının sakatlıklarının farkındalar mı? Hükümeti, Olimpiyat organizasyonunu, sportif başarısızlığı veya TSF'yi eleştirmenin güzel yolu bu mudur? Örnek vereyim, Erşan Gökerman'ın yazdığı yazı çok daha isabetli noktalara parmak basıyor.

Saygılar, selamlar,
Özgür Akman
Ara
Cevapla
#99
Yılmaz Özdil'in yazısında maddi hatalar olduğu ve yazının hedefinin belirsizliği konusu çok doğru. Bir imkan bulduğumda ben de bu konuda bir iki cümle karalamak istiyorum sonra.

Ama 2023 takımı konusunda ciddi bir hata yapıldığını, buna kamuoyunun başlangıçta uynamdığını sadece konuyu "bu çocuklar başarısız olurlar" ekseninde, eksik olarak el alındığını düşünüyorum.

Bu çocukların ailelerinin ciddi manada hatalı olduğunu düşünüyorum. Sistemin yalancı süperman yaratmak üzerine kurulu tuzağına özellikle büyükşehirlerdeki veliler fena düşmüş durumdalar.

Hafta içi ders ve yabancı dil özel hocaları, cuma akşamı yüzme, cumartesi sabahı kuyruklu piyano, akşamı satranç hocası ile sicilya savunması ve ertesi gün de drama enstitüsü gibi tuhaf programlarla çocukların hayatı üzerine oynanıyor son yıllardır.

1) Sekiz, dokuz yaşındaki çocukların egosu yüksektir. Satrancın ne olduğunu kavrama konusunda da haklı olarak algı ve benimseme sorunları vardır. Sekiz yaşındaki bir çocuk için satranç bir zeka oyunudur ve o ego ile bir maçta yenildiğinde, zeki olmadığını düşünmeye başlar.

2) Bu yaştaki çocuklar için 40 dakikanın üzerindeki her spor kontrollü yapılmak mecburiyetindedir. Kaldı ki satrançtaki beyinsel efor, mekanik sporlarla (mesela masa tenisi ile) kıyaslanmayacak kadar güç gerektirir.

3) Satranç bireysel spordur. 9 yaşın altındaki çocuklar için ilk planda öngörülen, birlikte sevinip üzülecekleri ve yenilme olgusunu birliktelik ile kavrayabilecekleri takım sporlarıdır. Veya challange içermeyen bireysel sporlardır; jimnastik, yüzme gibi.

Hangi bireysel sporu yaparsa yapsın, küçük bir çocuğu 8 yaşında turnuva ortamına atmak en yüksek derecede riskli bir karardır.

Hele ki spotların üzerinde olduğu, her hamlesi ayrı stres gerektiren, her maç sonucunun aile, okul ve hatta bu olimpiyatlar özelinde Türkiye çapında tartışıldığı bir ortam, çocuklar için zararlıdır.

4) Bir anne babanın 8-9 yaşındaki bir çocuğu bu eforun içine atması bilinçsizlik ve yarı aydın egosu ile açıklanır. Bu çocukların bazıları daha alt düzeydeki turnuvalarda maç kaybedince ağlama krizlerine girebiliyorlar.

Ali Nihat Yazıcı'nın salt kişisel sansasyonunu yapmak uğruna (ve belki de diğer takımlarına tam güvenmediğinden hiç değilse burada yatırım yapıyor görüneyim korkusuna) arenaya saldığı çocuklarımızın bundan sonra ciddi bir moral destekle bir süre dinlendirilmesi gerekebilir.

Çocuk sağlığı ve ruh dünyası hiçbirşeyden önemli değil ve çocuklarını süperman gibi yetiştirdiğini sanıp da onların iç dünyası ile oynayan (en hafifinden tehlikeye atan) anne ve babalar açısından durum, olimpiyat sonuçlarından daha acıklı aslında.
Ara
Cevapla
Çocukların ve ailelerinin ne düşündükleri konusunda bir yorum yapamam, umarım iyidirler ve de memnundurlar; ancak önceki yazılanlardan çıkarımda bulunarak şunu sanırım söyleyebilirim:

Federasyon sitesindeki son haberde kazanılan NORM 'lardan bir nevi sevinçle ve övgüyle bahsediliyor. Demek ki bu önemli ve güzel birşey(!)

(1) Çocuk grubundan bir takım kurmak yerine norm kazanma şansı olan ELO aralığından yaşına bakılmadan birçok oyuncu seçilebilirdi. Böylece onlara da şans verilmiş olurdu,

(2) İlle de çocuklardan kurulu bir takım oynatılacaksa onlar oynatılır, ama bu arada daha fazla sayıda takımla çıkma hakkı boş yere yok edilmez ve dediğim gibi yine norm kazanma şansı olan oyunculardan ayrıca bir takımla katılınabilirdi. Böylece daha çok ünvan için fırsat doğardı.

(Umarım yanlış bir bilgiye dayalı saçma bir fikir olmamıştır.)
Abdulkadir Bener
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi