Satranç ta hiç mi şike olmaz?
#1
Futbol, voleybol, gibi spor dallarında şikeye yada güçlü rakiple karşılaşmamak için bilerek mağlubiyet gibi bir çok şike görüyoruz.

Satranç şike konusunda tertemizmi?
Ara
Cevapla
#2
Değil mi?
Cevapla
#3
İşte bende onu merak ediyorumya Smile)

Şimdiye kadar hiç satrançta şike haberine rastlamadım.
Ara
Cevapla
#4
Demek ki yok!

Aslında geçmişte bir sürü şike iddiası olmuş ama ispatlanması nerdeyse imkansız. Dünya şampiyonluğu tarihini öğrenmeye çalışırken okuduğum hikayelerde geçen bir sürü şike iddiası var. Karpov ve Bobby Fisher zamanlarında özellikle olmuş. Ama hepsi iddia. Hatta Kasparov'un bilgisayarı yendiği maçta bile şike var iddiası ortaya atılmış. Bir yenmiş, bir yenilmiş, para için vs.vs. Deep Blue ile ilgili olan hariç çoğu saçma iddialar bence.

Büyükustalar bile çoook nadiren de olsa basit hamleleri kaçırabiliyorlar. Bu bilinen bir gerçek, o nedenle bir GM bile şike yapsa ispatlamanız mümkün değil, ancak para veya başka menfaat ilişkisini net ispatlamanız lazım. Öyle bir hikaye de yok sanırım. Ben de okumadım.

Aslında satrançta takım turnuvalarında şike yaptırmak neredeyse imkansız gibi birşey.

Bir kere sporcular takım için yarışsalar da kendi ELO'ları da sözkonusu. Şikeye muhtemelen yanaşmazlar.
İkincisi turnuvalar bir başlıyor, 10 - 12 gün içinde bitiveriyor.
Kimin kiminle eşleştiği belli olduktan çok kısa süre sonra maçlar başlayıveriyor.
Şike için ortam bulmak, iletişim kurmak, adamı/kadını ikna etmek sonra para ya da teklif edilen menfaatin yerine gelmesi lazım vs vs.
Bunun için yeterli zaman yok gibi.

Satranç belli bir elit grubun oynadığı, kadim bir etkinlik.
Mafyası yok, çapulcusu yok. Niye şike olsun?
Bir de, satrançta şike yaptırıp da ne elde edeceksiniz ki.

Futbol milyarlarca dolarlık bir endüstri olmuş.

Satranç kaç dolarlık bir endüstri?
Hatta satrançın bir endüstrisinin oluştuğu söylenebilir mi?

Satranç oyuncuları açısından şike, üzerinde durmaya değmeyecek bir konu. Ancak satrançın yöneticileri açısından dünya geçmişini/bugününü araştırınca çok eğlenceli hikayeler var. Entrikalar, ihanetler, üçkağıtlar, beşkağıtlar. Filmlere konu olacak hikayeler var hemde. Zaten birkaçı film olmuş bile.

Saygılar.
Cevapla
#5
Ara
Cevapla
#6
Bu verdiğiniz linkteki hikaye inanılmaz hoşuma gitti.
Tam film senaryosu gibi.

A.Crisan diye bir adam var, ülkesindeki turnuvalarda hiç adı yok,
ülkesindeki GM'lerle hiç oynamamış, ülkesini uluslararası turnuvalarda resmen hiç temsil etmemiş ama 2600'ü geçen bir ELO'su var.

Çook ilginç.

Hikayeyi anlatan arkadaş sonunda Crisan - Kirsan isim benzeşmesine bir de vurgu yapmış.

Sanırım bir ELO dümeni olduğunu anlatmaya çalışmış.
Benim de dediğim gibi, gerçek oyuncularla bu şike işi mümkün değil, ama ELO dümeni, veya başka dalavereler dediğin zaman yöneticiler açısından binbir türlü film senaryosu var malesef...

Teşekkürler bu paylaşım için...
Cevapla
#7

Cümlenizin bu kısmı için bir şey söylemekte yarar var;
Şahsen gördüğüm birşey;
Bireysel turnuvalarda bazı turlarda oyuncular çok güçlü bir rakiple karşılaşacakları zaman ELO kaybetmemek için o tura katılmamayı seçiyorlar.

Bunu şike sayarsanız evet, var sanırım.
Cevapla
#8
Harun Bey soruyu takım bazında mı, yoksa bireysel anlamda mı sormuş, orasını tam anlayamadım.

atti'nin paylaştığı bağlantıda çok ilginç bir yazı var, soluksuz okudum. Benim anladığım şu ki Crisan denen çakma GM, maçları parayla satın alıyor. Arkadaşın maddi durumu çok iyi herhalde, bu işe kolayından heves etmiş. FIDE'nin tayin ettiği kurul, oyuncunun böylesi bir oyun gücünde olmadığını tespit etmesine ve bu doğrultuda bir rapor hazırlamasına rağmen FIDE ne yapmış dersiniz? Sadece reytingini dondurmuş, silmemiş. Adam 2588 olarak ortalarda gezinmeye devam ediyor!

Genel anlamda Abdülkadir Bey'in söylediklerine katılıyorum, şike endüstrisiz olmaz. Şikenin tanımını iyi yapmak gerek, öncelikle. Bence şike, kısa veya orta vadede ekonomik bir çıkar elde etmek amacıyla bir takımın veya oyuncunun, normal gücünü bilerek sergilememesi, zayıf oynamasıdır. Bunun dışında hiçbir şeyi şike olarak görmüyorum, teşvik primi dahil.

Endüstri dışı bir takım "paslaşmalar" ise şike sayılır mı, sayılmaz mı, bunu tartışabiliriz.

Örneğin, Azeri bir arkadaşım "borç" kavramından bahsetmişti. Diyelim ki Mehmet IM normlarını tamamlamış, ama IM olabilmesi için 2400 barajını geçmesi gerek. O andaki reytingi ise atıyorum, 2397. GM Ahmet'le karşılaşıyorlar, Ahmet o tur Mehmet'e "borç" veriyor. Yalnız öğrendiğime göre borcun bir şartı varmış: Tahsilat mutlaka ve mutlaka bir sonraki eşleşmede olmalıymış, isterse maçı geri verecek olan Mehmet turnuvayı o maçtan dolayı kaybedecek olsun, mutlaka maçı vermeliymiş. Direk bir ekonomik çıkardan ziyade bireysel bir hedef var burada, bana şike gibi gelmiyor.

"Adamınla tokalaş, ötekine vur!" taktiği de var. Akılda kalsın diye ismi uydurdum. Aynı ülkeden oyuncular birbirlerini fazla yormadan beraberlik yaparlarken özellikle azınlık konumunda olan güçlü bir ustaya karşı her tur kanlarının son damlasına kadar mücadele ederler. Kaybetseler bile sonraki turlar için onu yormuş olurlar. Bu taktik, Fischer'in şikayet ettiği meşhur durumdur. Fischer'in şikayeti sonrası Dünya Şampiyonluğu Adaylık Maçları, eleme usulüne çevrilmişti. Güncel bir örnek vermek gerekirse, bu taktiğin son kurbanlarından biri GM Rozentalis oldu. 2009 İstanbul Festivalinin en yüksek reytingli oyuncusu olan Rozentalis, 8 IM ve 2 GM'den oluşan 10 kişilik bir Gürcü satranççı grubuna bu şekilde yenik düştü. Kritik turlarda Gürcü oyuncular birbirlerini fazla yormazken Rozentalis her seferinde en iyi oyununu oynamak zorunda kaldı ve bir noktadan sonra, doğal olarak yoruldu. Turnuvayı Gürcü IM Babujian kazanırken GM Rozentalis 1. sırada başladığı turnuvayı ancak 11. sırada tamamlayabildi. Bence bu durum da maddi kazançtan çok dayanışma dürtüsüyle gerçekleştiğinden dolayı tam olarak şike sınıfına sokulamaz.

"Son virajı kestirme alayım." durumu. Son turda sizden çok daha güçlü bir oyuncuyla karşılaşmamak için, sondan önceki turda kazanılabilecek bir maçı beraberlikle bitirmektir. Bu kritik bir karardır, çünkü olası birincilik ödülünden feragat edersiniz. Onun yerine, atıyorum, üçüncülük ödülüna ulaşma şansınızı daha fazla görmüşsünüzdür. Burada da tam anlamıyla bir şikeden bahsedemeyiz, çünkü sonuç beraberliktir ve maddi kazanç peşinde olmaktan ziyade feragat vardır.

"Birbirimizi kırmayalım, zayıfları kıralım." durumu. Takım maçlarında gözlemlenir. Özellikle Kulüpler Şampiyonası gibi İsviçre usulü eşlendirmenin yapıldığı turnuvalarda iki favori, erken turlarda bile karşılaşsalar, birbirlerina kıymazlar. Nasılsa bir sonraki tur 7-1'lik, 6-2'lik bir galibiyet kapıdadır, birbirlerini üzmelerinin anlamı yoktur. Şikeden ziyade yarı korkakça - yarı stratejik bir durumdur. Fazla itiraz edilmemelidir.

"Son turda kazaya kurban gitmeyelim."durumu. Son tur takımların her ikisine de beraberlik yetmektedir. Bu sadece satrançta değil, futbolda da çok sık görülen şike dışı bir durumdur. Takımların veya oyuncuların reytingleri ne olursa olsun, son maçta kazaya uğramak istemezler. Mümkünse dostane bitsindir o maç.
Ara
Cevapla
#9
Yukarıdaki mesajlarda belirtildiği üzere satrançta şike, çıkar sağlama vb olaylar olmakla birlikte bunların ıspatlanması mümkün değildir.
Bazı oyuncular birbirleri ile karşılaştıklarında oynamadan berabere yaparlar. Bu tür beraberlikler; birbirlerini hırpalamamak, sonraki turlara daha dinç çıkmak, kazanca oynamayı gözü kesmemek gibi nedenlerle olur. Buna çözüm olarak 3 puan siatemi önerilmiş ve SOFYA kuralı uygulamaya konulmuştur. Bu kural 1990lı yıllarda zamandan kazanmaya çalışmayı önleyen kuraldan sonra hakemlerin sorumluluğunu arttıran bir kuraldır. Çok eskilerde, Alman GM Hubner'in Üniversiteler arası şampiyonada anlaşmalı, oynamadan berabere yaptığı ve hakemin notasyonu kabul etmeyerek oyuncuları masaya geri gönderdiği, sonra bu iki oyuncunun teorik berabere pozisyon yaratılmış bir notasyon kağıdını hakeme götürdükleri, hakemin de her iki oyuncuyu mağlup ilan ettiği rivayet edilir.
Şike berabere ile değil, bilerek mağlup olmak şeklinde de olabilir. Ancak geçen hafta Cumhuriyet gazetesinde GM Suat Atalık'ın anlattığı, çok büyük ustaların gafları (veziri boşta unutmak, taş uyumak vb) bu durumlarla karıştırılmamalıdır. Satranç oynadığım yıllarda kale+fil önde iken mat olmuştum. Bunlar nasılsa kazandım rehavetidir.

Hasan Salih Acar
Uluslararası Satranç Hakemi
TSF Merkez Hakem Kurulu Eski Başkanı
Ara
Cevapla
#10
SATRANÇTA HİLENİN EVRİMİ...

Şu ara gündem seçim biliyorum, bölmüş olacağım kusuruma bakmayınız.
Ama bu yazıyı okuyunca cidden çok çok ilginç buldum.
Satrançta hile ile ilgili uzunca bir hikaye...

Hile yöntemlerini ve yaşanan bazı geçmiş olayları da anlatıyor...



12 Eylül 2012'de kaleme alınmış.
İngilizce malesef, ama dili ağır değil.

Saygılarımla...
Abdulkadir Bener
Cevapla
#11
Abdülkadir Bey'in paylaştığı yazıyı okudum. İngilizcesi yeterli olmayanlar için kısa bir çeviri-yorum yapmak isterim.

ABD Satranç Federasyonu (USCF) e-notasyon adında bir sisteme izin vermiş. Sisteme göre oyuncular notasyonun kalem-kağıtla değil, avuç içi bilgisayarlar yardımı ile tutulabilmesine olanak sağlanmış. Bir kere film burada kopuyor! Devamında ne geleceğini okuyanlar az-çok tahmin edeceklerdir. Smile

16 yaşındaki bir genç bu sistemin uygulanmaya başlamasından sonra katıldığı 12 turnuvanın 9'unda birinci olmuş. Son katıldığı turnuvanın final maçını da kazanır, parlak deha. Başhakem gencin kullandığı Dell marka bilgisayarı görmek ister. Genç telaşla cihazı kapatır, önce vermek istemez. Ancak bilgisayarı hakeme teslim eder. Hakem cihazı çalıştırır çalıştırmaz karşısına Fritz analizleri çıkar. Genç yetenek sadece son maçta hile yapmadığı konusunda yemin-billah etse de önceki maçlarda yardım aldığını kabul eder. Genç ömür boyu turnuvalardan men cezasıyla karşı karşıyadır.

ABD federasyonunu kutlamak istiyorum. Kimsenin şimdiye kadar akıl edemediği bu kadar zekice(!) bir sisteme geçmişler, diğer federsayonları teknolojide sollamışlar. Amerikalılar gerçekten enteresan adamlar...

Yazının en güzel kısmı, 18. yüzyıla gönderme yapması. Bir zamanlar herkesi yenen "Türk" adında bir satranç otomatının insan destekli olduğu ve hile yapıldığı ortaya çıkmıştı. Devir değişti, şimdi ise bilgisayar yardımlı insanların hileleriyle karşı karşıyayız.

FIDE tuvaletleri bile nasıl kontrol edebiliriz diye kafa patlatadursun, Amerikan federasyonu kıymeti kendinden menkul notasyon sistemiyle insanları hile yapmaya adeta teşvik ediyor.

Bu olayda pastanın büyük dilimini ise bir yazılım şirketi yiyor. Son derece masum ve engine içermeyen bir pgn kaydedici yazan şirket, mobil cihazlara engine yazılımları kurulabileceğini ıskalamış görünüyor. İyi niyetli adamlar, ne olacak! Big Grin
Ara
Cevapla
#12
Varmı yokmu bilemiyorum fakat birincilik şansını kaybetmemek için 3 hamle oynayıp anlaşmalı beraberlik yapan GM, IM lere şahit oldum. Bunun adı şikeyse sonucunu varın siz söyleyin.
Ara
Cevapla
#13
Abdülkadir beyin tahmin ettiğinden daha fazla üzerinde önceden anlaşma yapılmış oyunlar var.Bunları satranç bilgisi benim kadar olanlar rahatlıkla farkedebilir.2400 üzerinde olmaya gerek yoktur.Bazı oyunları değerlendirmek için sıradan FM olmak yeterlidir.Ancak Hasan Salih beyin dediği gibi bu gibi anlaşmaları kanıtlamak mümkün değildir.Şike ve benzeri konular hakkında "kifayeti müzakere" öneriyorum.Burada bunları konuşmanın Türk Satrancına yararı yoktur.Başka önemli konular üzerinde konuşalım!İsterseniz bir arkadaşımız 10 adet örnek konu göstersin ve biz de hangisinin öncelikle konuşulması gerektiğini yazalım!Başka deyişle mini-anket yapalım!Zaman çabuk geçiyor!Bir bakmışsınız hakem saatine bakıyor ve maç bitmek üzere...Bizi karanlık tünele sokacak konuları aydınlatmamız zordur.Ucunda ışık gördüğümüz tünel varsa ona girelim!
Ara
Cevapla
#14
Ateş bey "bu konuyu konuşmayalım, faydası yok" demiş ve Türk satrancının öncelikleri açısından haklı gibiama ben biraz farklı düşünüyorum.

Satrançta şike, hile, doping -adı neyse- üzerine gidilmesi gereken ciddi sorun. Bunun çok hafife alındığı düüncesindeyim, oysa en alt düzeyden dünya şampiyonluğu tavanına kadar karşımızda. Sağlıklı çözüm de üretilmiş değil.

Ama konuya girmeden önce kavramları oturtmak lazım; burada kritik olan bana göre şike değil (aşağıda yazmaya çalışacağım). Kritik olan satranç açısından kulağa biraz tuhaf gelse de: Doping !

Kavramsal gidersek, şike, 2 tarafın üzerinde önceden anlaşma sağladığı haksız bir "sonuç yaratma" eylemi. Yani oyunculardan başka herkesin bir mücadele izlediğini sandığı bir oyunun, aslında önceden tayin edilmesi.

Zaten futbol takip edenler bilir, uluslararası jargonda şike match-fixing diye geçiyor (maç tayin etme). Bu "önceden tayin" izleyenleri kandırıyor, sponsorları kandırıyor, organize edenleri kandırıyor ve rakiplere doğrudan zarar veriyor.

Burada biraz futbol üzerinden şike ve satranç ilişkisine gidelim çünkü ince ve güzel bir nokta var.

Tuhaf bir şekilde, dünya üzerinde sadece bu iki oyunda beraberlik kavramı sözkonusu. Diğer bireysel veya ekip oyunlarının hiçbiri berabere bitmiyor. Tenis maçı, güreş müsabakası veya 400 engelli finali berabere bitemiyor. Satranç ve futbolda ise beraberlik % 33 olasılık.

Diğer bir önemli benzerlik ise her iki sporda kendi sahasında oynama avantajı üzerine kurulu bir sistem var. Veya deplasman dezavantajı. Futbolda deplasman; satrançta siyah taşlarla oynama...

O yüzden mesela Fenerbahçe M.Gladbach ile deplasmanda oynarken aslında siyah taşlarla oynayan bir satranç oyuncusu konumunda. Hani bire bir aynı değil elbette ama böyle bir dinamik var her 2 oyunda da.

Beraberlik kavramının önemi şu: Diğer yarışmacı oyunlarda oyun kazanmakla veya kaybetmekle bitiyor. Sadece kazanıyorsunuz ve kaybediyorsunuz. Ara sonuç yok.

Satranç ve futbolda beraberlik bir ara sonuç. Keza her ikisinde de turnuva mantığı olduğundan çoğu zaman bir maçın berabere bitmesi taraflar için ölümcül mesele olmuyor. Bu sebeple de beraberlik kavramının varlığı, şike için yardımcı bir faktör. Canı şike çeken rahatlıkla anlaşmalı berabere yapabilir, bu legaldir ve (match-fixing) sağlanır.

Diğer taraftan satranç, gelenekleri ile var olan bir oyun. Yazılı olmayan kuralları çok baskın. Bunun en önemlilerinden biri de anlaşmalı beraberlik kavramı. Bu sadece satranca özgü bir kurum ve kökü yüzyıllara dayanıyor.

Tuhaf bir alegori olacak ama FB - Kayseri maçının 15.dakikasında hocalar anlaşmalı beraberliğe maçı bağlayıp hakeme bildirseler ve maç 16. dakikada bitirilse, herhalde pazarı pazartesiye bağlayan saatlerde kalecisinden tercümanına onlarca adam önce savcının sonra kapalı cezaevinin yolunu tutar Big Grin

Satrançta ise, dünya şampiyonluğu maçında atıyorum Glefand-Anand'la 20 dakikada berabere yapabilir.

Anlaşmalı beraberlik geleneği yüzyıllarca önce doğmuş, dünya şampiyonlarının uygulamalarına kadar girmiş, aksine kural yok, oluşturmak bir o kadar imkansız. Tabii 30 hamleden önce berabere yapılamaz denilebilir ama bu temenni olur. 3 hamle tekrarlı pozisyon oluşturmak veya 31 hamlelik maç üretmek canı çeken için zor değil.

Satrancın kök gelenekleri ve oyunun anlaşma ile bitebilmesini sağlayan kültürü nedeniyle, bence kavramsal olarak satrançta şike olmaz.

Buna tek istisna, bilerek maç kaybetmek belki ama, satranç hamle esasına göre oynanan ve herhangi bir hamlesinde her zaman hata yapılması kabul gören bir oyun olduğundan, bunun ispatı mümkün olmaz.

Şimdi gelelim asıl soruna.

Satrançta temel sorun dopingtir.

Doping, beceri ve güç gerektiren her sporda, oyuncunun gücünü veya becerisini arttıran her türlü dış faydadır.

Doğal olarak fizike dayalı sporlarda (kısa mesafe koşu diyelim) doping, bir kimyasal veya ilaçtır. Çünkü gücün arttırılması gereken yer kastır ve bu da ilaçla sağlanır.

Veya hormon veya teniste Djokovic üzerinden tartışılan basınç odası ( ) veya tuhaf idman teknikleri. Bunlar doping içine giriyor.

Satranç da bir beceri, bilgi ve muhakeme oyunu olduğundan bu 3 unsuru sağlayan bir dış etmen dopingtir. Beceri yani hesaplama; bilgi yani data, muhakeme yani planlama...

E bunları birarada sağlayan maddeye günümüzde Houdini, Fritz falan diyorlar Big Grin

Kavramları tanımlarken tam doğrusunu yazamamış olabilirim çünkü bunlar diğer sporlarda çok sert akademik tartışma konuları.

Satranç yukarıda söylediğim gibi gelenekleri kuvvetli bir oyun olduğundan yeni kural oluşturmak çok zor. Kural derken oyunun kuralı değil, oyunun işleyişi ile ilgili kurallar; turnuva düzeni, oyun sonrasında oyuncu hakları, hakem oyuncu iletişimi gibi alanlar henüz çok kapalı.

Ama teknoloji gelişiyor ve doping, cheating gibi konular her geçen gün daha büyük tehditler vaat ederek geliyorlar.

Satrançta, kendi beyin fonksiyonları ile yapmakta zorlandığı hesaplamaları yani beyin faaliyetini bir dış etmenle yaptırmak doping kullanmaktır.

Dopinge çare üzerine ise yeterli çalışma yok. İlk planda çok caydırıcı cezalar kurgulanabilir. Cep telefonu ile hamle aldığı ispatlanan oyuncunun çok uzun süre turnuvalardan yasaklanması gibi.

Önleyici tedbirler netleştirilebilir. Maça giren herkesin havaalanlarındaki dedektörlü kapılardan geçip üst araması ile steril turnuva alanlarına alınması; seyirci temasının kesilmesi gibi.

Oyunu biten oyuncunun derhal turnuva salonunu terk etme mecburiyeti gibi...

Evet bunlar satranç alışkanlıklarına çok ters ve biz geleneklerimiz içinde oyunları seyreden oyuncuları gören insanlarız. Veya turnuva salonlarına girerken aranmak, potansiyel suçlu muamelesi gibi gelebilir.

Ama doping konusu önümüzdeki günlerin çok ciddi konusudur zira artık cep telefonuna bile gerek kalmadan belki kısa bir zaman sonra vücuda konulabilecek basit çipler yardımı ile hamle alınması mümkün olacak. Vay ne bileyim peruklu oyunculara dikkat edin, belki 1805'lik bir oyuncuya karşı değil, ajan Smith'e karşı oynuyorsunuz :wink:

ara not: Benim doping olarak tarif ettiği "dış etmen yardımları" literatürde cheating -hile- olarak tanımlanıyor. Yukarıda anlattığım nedenlerle bu tarife karşıyım.

Hile, kandırma olduğu için, dış etmen yardımını yani dopingi karşılamıyor.

Satranç motoru, dopingtir. Mesela Macaristan'da kimsenin bilmediği bir hafta sonu turnuvasına parayı bastırıp yerime birini sokarsam ve buradan Elo toplarsam bu cheating olur. Tabii bana göre).

Son olarak, Crisan olayında FIDE büyük hata yapıp tarihi bir fırsatı kaçırdı. O dönem şikeden çok, belli ülke federasyonlarının örgütlü suç işlediği kısmen mafyatik ve kaotik bir dönemdi.

Bir çok ülkede hayalet turnuvalar yapılarak o turnuvalarda olmayan kişilere rating ve unvan dağıtıldı. Suat Atalık bu konuda haklı olarak çok net ve çok ciddi eleştirilerde bulunmuştu.

Romanya Federasyonun adı da sadece Crisan için değil o dönem bir çok oyuncu için bu olaylara karışmıştı. Neticede olayı küllendirmek isteyen FIDE bir komite kurdu ve içine kendisinin de bu olaylarda adı sıkça geçen Azmaiparashvili ve galiba Gürcü Zurab Sturua'yı getirdi.

Bir gerçek döner turnuva düzenlenerek Crisan davet edildi ve eleman 14-15 maçta mı ne 1/2 puan aldı. Ha o yarım puan da her maçını berabere bitiren Mikhalchishin'den geldi ve bu oyuncu turnuva sonunda oyunculardan çok ağır eleştiri aldı.

Ama neticede FIDE bu oyuncunun lisansını iptal edip Romanya'yı ve adıgeçen Romen oyuncuları gözlem altına alamadı. O dönemde sadece Romanya değil, birçok Doğu Avrupa ülkesi bu olaylarda yer almıştı. Onlara da yaptırım uygulayamadı. Delegeler, oy sayıları, küçük hediye alışverişleri hep söylendi durdu, olay kapandı gitti.

Sonuç olarak, bu fakirin görüşüne göre kavramsal olarak satrançta şike olmaz. Doping olur.

Satranç motorlarının kullanımı sadece unvanlı oyuncular için değil, amatörce bu oyunu oynayan milyonlarca oyuncu için tehdittir.

Zira alt kademe turnuvalarda kontrol yoktur, hakem sayısı azdır ve hakemlerin duruma hakimiyeti fazla değildir. Üstelik teknoloji geliştikçe makineler küçülmekte, kullanımı basitleşmekte, ucuzlamaktadır.

O yüzden bu konu ister adına satranç motoru deyin, ister hile, ister doping, en gizli ve en ciddi konudur. Bunu zamana yayarak ve dikkatle tartışmak lazım.
Ara
Cevapla
#15
Takdire şayan bir yazı olmuş.

Bence bu bahsettiğiniz cheating-doping olayını engellemek çok zor değil. Az biraz maliyetli ama zor değil. Kimsenin üstünü aramaya gerek kalmadan da halledilebilir nitekim. Teknolojik yöntemler gelişiyorsa, anti yöntemler de boş durmuyor onlar da gelişiyor. Bu maliyetlerin normal karşılanması için satrancın daha farklı daha geniş kesimlerden kabul görmesi yeterli olur inancındayım.

Teşekkürler. Ben devamını beklerim.
Cevapla
#16
Hile/hile şüphesi haberlerinin ardı arkası kesilmiyor maalesef.

Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi