TSF SEÇİMLERİ VE GENEL KURUL
#21
Ateş Abi,

Sizin canınız sıkılmış sanki.
Şöyle bol köpüklü güzel bir Türk kahvesi için derim.
Keyfiniz gelsin. Big Grin
Spor federasyonları ile ilgili seçim düzenlemelerinin hedefinde satranç federasyonu yok takip ettiğim kadarıyla, ama onu da etkiliyor doğal olarak.
Birileri bazı spor dallarında şansını deniyor. Bakalım nereye kadar...

[url=http://postimage.org/image/ew8ovsxeh/][/url]
Cevapla
#22
Abdulkadir bey,
Son mesajınızla ne demek istediğinizi gayet iyi anladığımı sanıyorum.
Yazdıklarımı hedef alarak yazdığınız son yazı buram buram ideoloji kokuyor ki bunu tartışmanın yeri ve zamanı burası değil.
Çünkü son yazınıza cevap ancak ideolojik bir yanıtla verilebilir.
Eğer ideolojik bir tartışmayı başlatmak istiyorsanız bunları bana özel mesajla açıkça bildirin, birlikte tartışabilme şansını yakalayabilelim.
Ama burayı propaganda alanına çevirmeye kalkarsanız peşinen söyleyeyim,gereken yanıtı da anında alırsınız.
Şimdilik şu kadarını söyleyeyim:
Aysun KAYACI'nın sözlerinde ne kin,ne nefret ne de bölücülük vardır.Bu sözleri siz kendiniz uyduruyorsunuz.
Onun söylediği şey,ülke sorunları hakkında herhangi bir fikri olmadan oy kullanabilen kimselerin, başkalarının hayatlarını da kullandıkları oylarla olumsuz yönde şu veya bu şekilde etkileyebilmeleridir.
Tıpkı konumuz olan satrancın sorunlarını bilmeden oy kullanarak ülkemiz satrancının geleceğinde söz sahibi olanların, gerçek satranççılar üzerinde olumsuz etkiler yaratması gibi.
Abdulkadir bey,
Lütfen söyler misiniz bunun neresinde kin,nefret ve bölücülük var?

Yalaka medya konusuna gelince:
Alıntıladığınız sözler elbetteki medyanın değil.
Ama bu sözleri aktaran medya "bozacı",söz sahipleri ise "şıracı"!
Kısacası "Bozacının şahidi şıracı" olurmuş ! Smile
Esenlikler dilerim...
Ara
Cevapla
#23
Karaman hakkında yanıt bekleyen arkadaşlara. Ben de merak ettim. Ancak, yanıt, olimpiyat süresince açılan bir telefon şirketi standıyla ilgili sanırım!
Ara
Cevapla
#24
Ateş Ülker abimizi yıllardır tanırım, TSF form sayfasında yazıdığı yazılar ile gerçekleri söylediği için Satranç camiasından bizler gibi dışlanan değerli abilerimizden biridir.

Tüm söylediklerine aynen katılıyorum. Burada bende nick kullanarak yazıyorum. ama geçici seçimler nedeniyle polimik yaratmak istemeğidimden. Sonuçta seçimlerde oy kullanacak delegelerden biriyiz.

Ülkemizde Kulüpler kimin ne yaptığını ne yapmak istediğini çok iyi bilmektedir. Her yıl bu konular konuşulmakta ve görüş birliğine varılır.
Fakat nedense ortada bir seçim var ve bu seçimden dolayı kulüpler baskı altına alınarak veya vaadler verilere oyları ele geçirilmeye çalışılıyor.

Bizim ümidimiz satranç centinmenlik oynudur ve seçimlerinde bu seçilde sonuçlanmasıdır.

Seçimden sonra bu konular unutulacak bile, kimsenin aklına bile gelmeyecek belki.

saygılar
Ara
Cevapla
#25

Yani diyorsunuz ki, çobanların, kendisini yönetecek kişileri seçme hakları yoktur; onların sorunlarını Aysun Kayacı daha iyi bilir.

Bakın, Aysun Kayacı'nın ifadelerinin bölücü, kin ve nefrete teşvik edici olduğunu "kendisini memlekete yön verme hakkına sahip tek zümre olduğunu sanan kişiler" dışındaki herkes kabul etti. Bu konuyu uzatmaya gerek duymuyorum.

Ve;

Satranç yöneticilerini kimlerin seçmesi gerektiği konusunda sizinle farklı düşünüyoruz.

Siz diyorsunuz ki; "Rok atmayı bile öğretemeyen kulüpler seçimde oy kullanamasın".

Ben diyorum ki; "Her kim bu işe gönül vermiş ve kulüp olmuşsa bu işin sorunlarını da yaşıyordur ve bu sorunlar hakkında söz söyleme hakkına sahiptir. Her kulüp oy kullanabilsin. Kulüp rok atmayı bile öğretemiyorsa suçlusu yönetimdir, doğru kaynağı kullanarak o antrenörlere bu işi önce doğru öğretmek, ardından da doğru öğrettirmek zorundadır."

İdeolojik tartışma başlatmaya çalışmıyorum. İdeolojilerin hepsine ve de siyasete buradaki hiç kimsenin olamayacağı kadar uzakta birisiyim. Ama zorla beni ideoloji konuşturursanız inanın bir başlarım susturamazsınız.

O nedenle nezaketimizi kaybetmeden satranç tartışmaya devam edelim bence.

Saygılarımla.
Cevapla
#26
"Demokrasi insanları tartmaz, sayar, oysa onları tartmak gerekir." (Ludwig Wittgenstein)

Demokrasinin doğuştan gelen en önemli sakatlığı budur...
Ancak bu sorunu aşabilecek bir diğer yol da ben henüz göremedim. Çözüm yine bir paradoks gibi olsa da, demokrasinin kendisi içerisinde... Çünkü bir zincirin gücü onun en zayıf halkasına eşittir ve bu yüzden de bir çobanın oyu ile Cemil Sabahi dostumuzun oyu eşittir. Bunu aslında kendisi de bilir de, sanırım onun kahrı başkadır... Ya da burada satranç oynayası gelmiştir.Smile

Burada itiraz, "eşit olmayanların oyu eşit olur mu?" sorusudur?
Olmaz!
Çünkü mutlak eşitlik yoktur ve olmayan bir şeye dayanarak varlık üzerinde karar veremeyeceğinizden dolayı, insanları da eşitleyemezsiniz. Bu yüzden eşit işe eşit ücret anlayışı da eşitsizlik doğurduğu için eleştirilir. Eşitlik gerçekte yalnızca bir soyutlamadır ve fiziki anlamda evrende hiç bir surette eşitlik yoktur.

Demokrasi herkese bir oy hakkı verirken, herkesin "nitelik ve nicelik" olarak eşit olduğunu kabul ettiğinden değil, insanları karar süreçlerine katabilmeye çalıştığındandır. Bu durum adeta demokrasinin insanlara rüşvetidir, ya da "cezbetme hamlesidir"... Demokraside insanın "tartılma" süreci seçimler değil, icraatları içeren sosyal pratikleridir!...

Dağdaki çobanı aldatan politikacıya karşı sen de çobanı uyandıramıyorsan, hatayı kendinde aramalısın. Politikacı "beyaz" ise sen de "siyahsın", o plan kuruyorsa sen de plan boz...

Bu konunun bize yansıması "rok atmasını bilmeyenlerin oylarıyla seçilenlerin bizleri nasıl yöneteceği?" sorusudur... Biraz daha derinleştiğinde "satranç dünyasının dışındaki insanların oyları ile seçilen bir yönetim bizi yönetebilir mi?" sorusudur...

Rahat olun, endişeniz sizleri yönetmeleri ise, sizleri yönetemezler. Yok eğer endişeniz sizleri yönetemeyecek oluşları ise, o halde en az onlar kadar da siz çaba sarf edip yönetime geleceksiniz. "Daha akıllı olan kazanır; işte hayat budur" demişse satrancı bulan adam ve bizler de satranççı isek, bir yol bulmalı ya da yeni bir yol açmalıyız. Rok atmasını bilmeyenlere rok atmayı öğreterek işe başlamak gerek. Çünkü onlar, bizim de içinde bulunduğumuz zincir içerisindedirler ve onların zayıflığı bizim de zayıflığımız demektir. Onlardan kopuk olarak varabileceğimiz bir yer yoktur ve bu ülkenin profesöre olduğu kadar çobana da ihtiyacı vardır. Birinin işlevi diğerinden daha az değildir toplumsal yaşamda...

Yoksa "Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim" diyen Emrullah Efendi'nin bu şakasını gerçek kılanlardan ne farkımız kalır?...

Bu seçimlerde oy kullanma hakkı olmaması gerekenler oy kullanıyor, oy kullanması gerekenler oy kullanmıyor. Asıl sorun budur? Oy kullananların aralarındaki "eşitsizlikler" değil!...
Cevapla
#27
merhabalar,

Abdulkadir Bener yazmış :

Alıntı:Satranç yöneticilerini kimlerin seçmesi gerektiği konusunda sizinle farklı düşünüyoruz.

Siz diyorsunuz ki; "Rok atmayı bile öğretemeyen kulüpler seçimde oy kullanamasın".

Ben diyorum ki; "Her kim bu işe gönül vermiş ve kulüp olmuşsa bu işin sorunlarını da yaşıyordur ve bu sorunlar hakkında söz söyleme hakkına sahiptir. Her kulüp oy kullanabilsin. Kulüp rok atmayı bile öğretemiyorsa suçlusu yönetimdir, doğru kaynağı kullanarak o antrenörlere bu işi önce doğru öğretmek, ardından da doğru öğrettirmek zorundadır."

1.rok atmayı bilmeyen biri satranca nasıl gönül verebilir? Nasıl empati kurabilir?
2.demokraside o gruba topluma ait olmayan bir bireyin oy kullanması mümkün müdür?

Saygılarımla,
Ara
Cevapla
#28
Benden sonra yazı yazan 3 arkadaşın yazıları ile ilgili görüşlerimi izniniz olursa açıklamak isterim:
"şahmat" arkadaşımızın savunmaya çalıştığı Ateş ÜLKER'in ( ki bence savunulmaya kesinlikle ihtiyacı yoktur.) bir çok görüşüne bende aynen katılıyorum.Onun Türk Satrancına katkılarını yok saymak, inkara kalkışmak kimsenin haddine değildir,en hafif deyimiyle nankörlüktür.
Ancak buradaki son yazısı dahil olmak üzere birçok görüşüne katılamadığımı belirtmek isterim.Zaten kendimce yanlışını bulduğum her konuda bu görüşleri değişik forumlarda eleştirdim.
Kendisine yönelttiğim en büyük eleştiri ise "kargaya karga,kediye de kedi" dememesidir.
Birilerinden çekindiğinden olacak, sorunların çözümünde sürekli ikircikli davranarak çözümlerde gerekli kararlılığı ve azmi gösterememesidir.

Halbuki sen bu ülke satrancının bir duayenisin Ateş ÜLKER!
Kaybedecek neyin var!
Kimlerden çekiniyor, kimden korkuyorsun!
Unutma ki kararlılık gösterdiğin gün arkandan gelebilecek pek çok kişiyi bulacaksın!
Lütfen artık "kargaya karga;kediye de kedi" de,senden beklenen son görevi yerine getir!
Unutma ki ikircikli davranarak, çekinerek ve korkarak hiç bir sorunu asla çözemezsin!
Bu konuda son söz rahmetli İsmet İNÖNÜ'ye ait:
"Bir ülkede namuslular,en az namussuzlar kadar cesur ve atik olmalıdır!"
Nokta!
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Abdulkadir Bey,
"Bozacılar ve şıracılar" takımının her zaman taktik olarak uyguladığı "konuları dağıtma ve çarpıtma" taktiğini siz de uyguluyorsunuz.
Ben size herhangi bir çözüm önerdim mi?
Hayır!
Ben size sadece var olan sorunlardan bahsettim,çözümlerden değil!
Burada bulunmamızın nedeni, varolan sorunları ortaya koyup gerçekçi çözümlere hep birlikte ulaşmaktır.
Yeri geldiğinde kendi çözümlerimi elbette ki sunacağım.
Ama siz ne yapıyorsunuz?
Bozacı ve şıracı takımının sözlerini "herkes" diye nitelendirip üstelik bu sözleri referans olarak bize sunuyorsunuz ki onların ne dediği şahsen beni hiç mi hiç ırgalamaz!
Ayrıca hiç söylemediğim şeyleri sanki bir çözüm sunmuşum gibi değerlendirip onları da istediğiniz biçimde çarpıtarak, bunlardan bir başka sonuca ulaşmaya çalışıyorsunuz.
Sizi şiddetle kınıyorum!
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Hüseyin Bey,
Her olaya mantık dolu felsefi bir yaklaşımla bakmanız ve felsefi bir boyut katmanız yok mu?
Bitiriyor beni,bayılıyorum valla! Smile
Büyük bir zevkle okuyorum yazılarınızı.
Bu yazınızdan da alınacak son derece önemli ve değerli mesajlar var.
Herkesin mutlaka azami dikkat göstererek okuması gereken bir yazı.
Sağolun,varolun!
Esenlikler dilerim...
Ara
Cevapla
#29
Sayın Cemil Sabahi "TSF Seçimleri ve Genel Kurul"başlıklı kutuda ikircikli davrandığımı öne sürdü.Bu görüşün doğru olup olmadığına Satranç toplumu karar verecektir.Bugüne kadar hangi konuları tartıştım?İlk anda aklıma gelenleri sıralayacağım:
1-Resmi Federasyon kurulduğundanberi en çok eleştirdiğim konulardan birisi Başkanların ve yardımcılarının öncelikli hedef kitle olarak" Havuz" üzerinde çalışmaları olmuştur.1991 denberi bu konuda bir değişiklik olmamıştır.Bundan sonra da olmayacaktır.Bugün her 2 Başkan adayının yazdıklarına baktığımız zaman A Milli takımdan sözettiklerini görüyoruz.Eğer 2 Başkan adayından birinin B,C ve D Milli takımları veya bunlara eşdeğer olan kavramlar üzerine bir vaad yaptığını görmüşseniz bana da gösteriniz!Böyle bir planları olmayacaktır.Bu 1991 denberi değişmeyen bir politikadır.Türkiye 2 büyük Satranç olimpiyatı düzenlemiş ama her ikisinde de C ve D takımlarını oynatmamıştır.Oysa diğer Olimpiyat düzenleyen ülkelerin çoğu 4 takımla katılmıştır.Ben Türkiye'nin de mütekabiliyet esasına göre 4 takımla katılması gerektiğini yıllarca yazdım.Bu konuda beni kim desteklemiştir?Ben mi ikircikli davranıyorum.Yoksa Satranç toplumu mu?Lokomotif durumundaki
A takımının aldığı sonuçlara kafa yoranlar onu arkadan gelip sıkıştıracak B,C ve D vagonlarının var olması gerektiğini bir türlü göremiyorlar veya görmek istemiyorlar.
2-Yıllarca "yerli dinamikler desteklenmelidir"diye yazdım.Bu kavram kaç kişinin ilgisini çekmiştir?Yerli dinamikler nasıl desteklenir?En basit örneğini göstereceğim:Tatil günleri istirahat edip iş günleri tur oynatırsanız yerli dinamikleri kazanmanız zordur!Bazı konumlarda amatör olduğumuzu hatırlatmak,bazı etkinliklerde ise bizden profesyonel gibi davranmamızı beklemek bize haksızlık etmektir.
3-Aramızda yerli oyuncularının maliyetinin yabancılardan daha yüksek olduğuna inanmış kulüp yöneticileri var.Oysa yabancılar için hatırı sayılır harcamalar yapılıyor.Sıra yerlilere gelince eller titremeye başlıyor.Yabancılara yaptığımız harcamalar karşılığında verim alamıyoruz.Çünkü yabancı ile yerliyi daha çok oynatacak sistemler geliştirmek istemiyoruz.
4-Başkan adayları ve onları destekleyenler "liglerdeki yabancı oyuncu sayısını"tartışıyor mu?
5-1991 denberi kaç adet kapalı ve yarı kapalı turnuva düzenledik?Hiç bu konuda yazılmış bir mesaj gördünüz mü?Görmeyeceksiniz.Çünkü değişen birşey olmayacak!
6-Adana'dan Muzaffer bey Kulüpler Birliği kurulması gerektiğini farketti.Sözde böyle bir oluşum vardır.Ama son 12 yıl içinde yaptığı toplantıların sayısı çok azdır.12 toplantı bile olmadığını sanıyorum.Bu az sayıda toplantıda ne konuşuldu?Bir defasında,Süper Lig takımlarına Ali Nihat Yazıcı'nın gençler için yeni masalar eklemesine karşı çıktılar!Bence bu uygulamaya karşı çıkılmamalıydı.Bunun dışında sıra takımlardaki yabancı sayısına geldiğinde net bir karar açıklamadılar.Yabancı sayısının azaltılmaması gerektiğini düşünenler de oldu.Bugün bu konuda kim ne düşünüyor?Kim ikircikli davranıyor?
7-45 yıl bir yarışmalar yönetmeliği yapılması için uğraştım.Yapıldı mı?Yapılmasını isteyen var mı?Marifet başarısızlıkları eleştirmek değildir.Önemli olan çözüm göstermektir.Yöntem geliştirmeden ve sistem üzerinde konuşmadan amaca ulaşmak mümkün değildir.
8-Oyuncu,çalıştırıcı ve hakem de dahil olmak üzere tüm yerli dinamiklerin kendilerini geliştirmelerine ve maddi durumlarını da iyileştirmelerine yardımcı olacak düzenlemeleri hayata geçirebildik mi?Yıllar önce en başarılı Türk oyuncusu için ayrılan para ödülünü de yabancıya verdik.Bu ilk uygulama idi.Yerliler için ayrılmış ödülün Milli kadrodaki yabancı oyuncuya gideceği hiç aklımıza gelmedi.(Yerli oyuncuya ödül ayırmak bizim buluşumuz değildir.Almanya ve Avusturya'da da bu uygulama vardır.Demek ki kendi oyuncularını düşünen başka ülkeler de vardır.)
9-Birkaç arkadaşımız biraraya gelip bir "Oyuncular birliği"kurmayı düşündüler mi?Birgün bunun gerekli olduğunu kabul edecekler.Ama o güne gelene kadar büyük zaman kaybedilecek!
10-Bazı arkadaşlarımız bu forumda kod ismi ile yazıyorlar.Ben buna da şükrediyorum.Hiç yazmamaktan iyidir.Ama seçimden sonra kaybolacaklarsa esas bu ikircikli davranmaktır.
11-Elimde belge olmadan kimseye ağır suçlamalarda bulunmam.Cemil bey beni çekingen ve ikircikli olmakla suçlarken,beni belki daha sert yazılar yazmaya zorlamak istiyor.Benim uslubum ve izlediğim çizgi hep aynı kalmıştır.Zikzak çizdiğimi düşünen burada örnek göstererek bu düşüncesini açıklayabilir.
Bu mesajda ilk anda aklıma gelen yukardaki maddelerle Gelecek için neden ümitsiz olduğumu anlatmaya çalıştım.İyi işler yapacağına inananlar varsa hevesleri kırılmasın.Benim hevesim kırıldı,gençlerinki kırılmasın...
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#30
Sayın A.Ülker,
Sanırım ne demek istediğimi tam olarak anlatamamışım.
Izninizle bir kez daha anlatmaya çalışayım:
Bu olmasını çok istediğiniz, arzuladığınız şeylerin tamamının hayata geçmesini en az sizin kadar ben de isterim.
Sporculuğu dışında Ateş ÜLKER'i Ateş ÜLKER yapan da bu vb. görüşleridir zaten. Bu görüşlerin altına kendi imzamı ben de rahatça atarım.
Lakin siz de görüyorsunuz ki benim,sizin veya bir başkasının isteğiyle veya sözüyle bu işler bir türlü yürümüyor.
Yürümez de.
Çünkü hiç birimiz yürütme organının içinde değiliz.
Kısacası bu konularda hiç birimizin yapacağı bir şey yok!
Hiç bir yetkimiz yok,bizler maallesef hiç bir şey yapamayız!
Yapabileceğimiz tek şey,şimdi de olduğu gibi sadece çeşitli forumlarda yazılar döşenip genel durumu birbirimize şikayet edip durmaktır sadece.
Hepsi o kadar!
Pekiii,ne zamana kadar sürecek bu durum?
Görevliler görevini layıkıyla yerine getiremiyor,yapmıyor veya yapamıyorlarsa elimizi-kolumuzu bağlayıp onları sonsuza dek böyle oturup bekliyecek miyiz yani?
Bence hayır!
Eğer bu ülke satrancının gelişmesini ve amaçladığımız güzel yerlere ulaşmasını istiyorsak ve bu işe gönül vermişsek mutlaka bir şeyler yapmalıyız!
Ne mi yapılır?
Hemen söyleyeyim:
En azından şimdilik, ortaya cıkan veya çıkacak olan adaylarla temas kurulur.Onlarla sıkı bir pazarlığa girişilir.İsteklerimizi kabul eden aday, üye olduğumuz tüm formlardan ilan edilir ve herkesten destek istenir.
En azından şimdilik böyle yapalım.Bu işin öncülüğü de bence size düşer.
Eğer zaman olsaydı daha değişik bir uygulamaya da gidilebilirdi.
Ama ne yazık ki hazırdaki adaylar kimse ile temas kurmadan adaylıklarını kendiliklerinden açıklayıverdiler.
Kimbilir? Belki de seçim takviminin çok dar olmasından kaynaklanan zorunlu bir durumdur bu.
Üçüncü bir aday çıkmaması halinde adaylardan Gülkız Hanım,eskinin bir devamı olduğu için bence ondan bize hayır gelmez düşüncesindeyim.Yaptıkları,bundan sonra yapacaklarının teminatıdır çünkü.
Bu nedenle Cengiz Keleş ile görüşülmesi taraftarıyım.O da isteklerimizi kabul etmiyorsa "Al birini vur ötekine" zaten.
Ne halleri varsa görsünler!

Esenlikler dilerim...
Tüm dostlara selamlar,saygılar...

Cemil SABAHİ
Ara
Cevapla
#31
Ömrünün 40 yılını satranca vermiş ve 2 de kulüp kurmuş,bir sürü de şampiyon sporcu yetiştirmiş biri olarak eğer bu genel kurulda 1 oy kullanamıyacaksam ve bu genel kurulu izleme olanağım elimden alınacaksa böylesi bir TSF yönetimine ancak ve ancak "yuuuuhhhh" derim!
Gitsinler mahallede çelik-çomak oynasınlar çok çok daha iyi....

Cemil SABAHİ
Adana Satranç Derneği kurucusu,
Adana Hamle Satranç Kulübü Derneği kurucusu ve halen başkanı,
1.ANY yönetiminde satrancın okullara girmesi ve ders olarak okutulmasını sağlayan en aktif Eğitim Kurulunun bir üyesi.[/quote]


Sayın Sabahi;
Yukardaki yazınızı okuduğumda yüzümde acı bir tebessüm oldu.Neden mi? Hemen söyleyelim;Sayın Sabahi sizin başkanlığını yaptığınız HAMLE SATRANÇ SK il yöre yarışmalarının sonunda Türkiye Kulupler Şampiyonası finallerine katılmaya hak kazandı.Fakat kulubünüz Konya daki finallere katılmadı ve doğal olarak kulubunuzü genel kurulda temsil şansınızı yitirdiniz.Eh,BURDAN SİZEDE BİR TAVSİYE VERELİM.'İĞNEYİ KENDİMİZE ÇUVALDIZI BAŞKASINA BATIRALIM'

Saygılarımla...
Ara
Cevapla
#32
Sayın gambit,
Öncelikle çok haklısınız demek istiyorum size.
Bizim kulüp olarak her ne pahasına olursa olsun Konya'da yapılan finallere bir şekilde mutlaka katılmamız gerekliydi.Çünkü sadece 160 kişilik delege listesi içinde verilecek tek bir oyun bile ne kadar önemli olduğunun bilincindeydik. Düzenlenen İl-yöre yarışmalarının şimdiki haliyle yararlarına pek inanmadığımız için geçmiş yıllarda katılmadığımız il-yöre yarışmalarına bu yıl katılma kararı aldık.Bu nedenle yaptığımız transferlerle güçlendirdiğimiz kadromuzla Konya'daki finallere katılmaya hak kazandık.
Ancak listeler verilirken oğlum Ali Can SABAHİ,bir hata yaparak küçük yaş guruplarında yarışan bir kız sporcumuzun yedeğini yazmayı ihmal etmiştir.Büyük bir şanssızlık sonucu asil kız sporcumuz da ateşli ve bulaşıcı bir hastalığa yakalanmıştır.Bunun üzerine Ali Can,TSF'de görevli ve kendisiyle samimi olduğu bir arkadaşına durumu anlatıp listeyi yenilemek istemiştir. Arkadaşından ise şaka ile karışık "Oğlum, sen soyadından kaybediyorsun bir kere. Soyadın "SABAHİ" olmasaydı da bir başka şey olsaydı hadi neyse! Belki o zaman bir şeyler yapılabilirdi!"yanıtını almıştır.
Bu nedenle bizler de durum değerlendirmesi yaparak Konya'ya maallesef gitmeme kararı aldık.Çünkü gittiğimiz takdirde Konya'da 1 eksik kadroyla en fazla tek maç oynayabilecek ve sonra da geri dönmek zorunda kalacaktık.Ayrıca kulübümüze turnuvayı terk ettiğimiz için "ceza"konusu da söz konusu olabilecekti.
Sayın gambit,
İşte durum bundan ibarettir.
Keşke kaleme aldığınız yazıyı suçlayıcı biçimde değil de gerçeği anlamak için yazdığınıza inanabilseydim.
O zaman iyi niyetinizden de asla şüphe etmezdim.
Esenlikler dilerim...
Ara
Cevapla
#33

Ateş Ülker bey haklı çıkmış görünüyor...
Big Grin
Cevapla
#34
Bazı arkadaşlar satranc bilmeyen insanlara bile antrenor belgesi verildiginden bahsetmişler bu antrenor kurslarından birine bende katıldım.
meger turkiyenin her yerinde durum aynıymış.
koca sınıfta turnuva tecrubesi olan 2 kursiyer vardı.
hocamız satranç saatini gösterdiginde bazı ögretmenler şaşkın gözlerle sordular
"hocam o ne ne işe yarıyor"
diye!!

içlerinden bir tanesiyle oynama fırsatım oldu.
daha 3.cu hamlede vezirini aldım.
çoban matıyla 2 defa yendim.
ve o kurstan geçemeyen olmadı herkes belgesini aldı.
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi