NE YAPMALI?
#1
Arkadaşlar,
"SATRANÇ ve SPOR AHLAKI" ile "GALİBİYETE 3 PUAN ..." başlıklı yazılarımda ülkemiz satrancının ilerleyememesi sorununa bir neşter vurduğumu sanıyorum.Dağınıklığı önlemek amacıyla her iki topikteki düşüncelerimin ayrı bir topikte ve bir bütün olarak tartışılmasının daha doğru ve yararlı olacağı kanaatine vardım. Önerilerim:
1-Türk satrancıyla Dünya satrancı aynı düzeyde değildir.Bu nedenle FİDE'nin makro politikaları yerine FİDE'den bağımsız ve geçici olarak kendimize özgü ve bize uygun düşen politikaları uygulamaya koymamız gerekir.
2-Anlaşmalı beraberlik,şike,hile ve doping; ülke satrancımızı engelleyen ve üzerine gidilmesi gereken en ciddi sorundur.
3-Türk Satrancının önündeki bu ciddi sorun, palyatif tedbirlerle giderilemez.Köklü bir değişim gereklidir.
Bunun için de yurt içi turnuvalarda geçici olarak galibiyete 3,beraberliğe 1,mağlubiyete 0 puan uygulanması ön koşuldur.
4-Hemen hemen her turnuvamızda "Adamınla tokalaş,ötekine vur!" ile "Birbirimizi kırmayalım,zayıfları kıralım." taktikleri sonucu yapılan "anlaşmalı beraberlikler", alttan gelen yeni sporcularımızın yetişmesini sürekli engellemektedir. Ayrıca,"güçlü" diye bildiğimiz yerli oyuncularımız, (kendi aralarındaki maçlarda) yaptıkları anlaşmalı beraberlikler sonucu zorunlu olmadıkça birbirleriyle oynamaktan kaçınmaktadır.Bu da yeterli pratik ve mücadele eksikliğine,kondüsyonsuzluğa neden olmakta,güçlü oyuncularımızı yabancılar karşısında zayıf düşürüp başarısızlığa mahkum etmektedir.Bu sorunları gidermenin tek yolu,"Galibiyete 3 puan"sistemini uygulamaya koyarak her turnuvanın çekişmeli geçmesini sağlamaktan , sporcularımıza daha fazla maç yaptırmaktan,ve böylece kondüsyonlarını da arttırmaktan geçer!
5-Ülkemizde yapılan "Grand Prix", "Süper Lig" ve her türlü turnuvamıza katılan yabancı oyuncular,yukarıda sözü edilen taktikleri aynen uygulayarak turnuva ödüllerini (Belki de işbirliği içinde)kapmaktadırlar.Dolayısıyla yabancılardan beklenen fayda sağlanamamaktadır.Öyleyse bu türden turnuvaların düzenlenmesine derhal son verilmelidir.Eğer yabancı oyuncuların deneyiminden yararlanılmak isteniyorsa "kapalı turnuvalar" düzenlenmeli ve davet edilen yabancı oyuncularla yerli oyuncularımız arasındaki güç farkı, aşılamayacak kadar büyük olmamalıdır.
Yukarıda sıraladığım nedenlerden dolayı Oktay ERTAN arkadaşımıza maallesef katılamıyorum. 3 puan sistemi London Classic ve Bilbao Masters turnuvalarında bu sistem başarıyla işliyorsa (takım ve bireysel fark etmez) yurdumuzda yapılan tüm turnuvalarda da pekala işleyebilir!
Saygılar sunarım...
Cemil SABAHİ
Ara
Cevapla
#2
2000 yılında ben "sadece kalabalık ve 15-20 kişinin seçileceği turnuvalarda galibiyet sayısına ikinci derecede öncelik vererek eşitliği bozalım"dediğimde buna şiddetle karşı çıkanlar şimdi Cemil beyin 3 puan sistemine nasıl "evet"diyecekler?Doğrusu merak ediyorum.Benim planım galibiyeti sınırlı bir alanda hafifçe ödüllendirmekti.3 puan sistemi ise galibiyeti 3 misli ödüllendiriyor.Yine de üzerinde düşünmeye değer bir öneridir.O tarihde bana karşı çıkanlar sadece Ateş Ülker'e karşı çıkmış olmak görevini yerine getirmişseler,bugün Cemil beyin önerisi daha rahat taraftar bulacaktır.
"Açık turnuvalar azalsın,yarı kapalı ve kapalı turnuvalara imkan verilsin" tezinde Cemil bey ile aynı düşünceyi paylaşıyorum.
Doping ise Satranç için kayda değer bir sorun olmamıştır.Dünya gezegeninde üzerinde doping testi yapılan az sayıdaki turnuva satrançcısından birinin belki de ilk test yapılanın Ateş Ülker olduğunu biliyor muydunuz?Bilmiyorsanız tarihçilere söyleyiniz! Yazmayı unutmasınlar...
Şike zaman zaman olmaktadır.Ancak üzerinde durulacak büyük sorunlardan biri değildir.Hiç olmaması için yöneticilerin alabileceği önlemler vardır.Örneğin sadece 3 kişiye ödül verirseniz gizli anlaşmalara uygun bir zemin hazırlamanız mümkündür.3 ödülün yanında birkaç teselli ödülü de varsa mücadele kızışabilir.Genel ilke çok sayıda kimsenin katılmasını teşvik etmek ve katılanların hevesini arttırmaktır.
Bütün sporcuların ahlaklı olması ortak dileğimizdir.Satrancın yükselmesi için de tahtanın içinde kıran kırana mücadele olmalıdır.
Bu dilekler aramızda bazı farklılıklar olsa da hepimizin hayal ettiği kabul edilebilir düşüncelerdir.Cemil beyin esas üzerinde düşünmesi gereken başka bir konu vardır.1991 de kurulan resmi Federasyon bugün bağımsız sıfatını aldı.Eski adı ile resmi şimdiki adı ile bağımsız Federasyon hangi konularda başarılı oldu?Hangi konuda olamadı?Eksikleri ne idi? Bu eksikleri önümüzdeki 4 yıllık dönemde giderebilecek mi?Ne yazık ki ben sorunların çözümü hakkında iyimser değilim.Çünkü Satranç toplumunun kendi kendini denetleme işlevi son derece zayıftır.Bu forumda seçim yaklaşırken bir hareketlilik görülmüştür.Bu durum da ağır yağmur altında dolmuş bir bardak suya benzemektedir.İyice düşünmeden seçilen bazı başlıklar ilginin dağılmasını sağlamaktadır.Böylece önemli konuların okunma ihtimali azalmaktadır.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#3
Cemil bey,

Önce yazılarınızı keyifle okuduğumu belirteyim. Çok barışık ve neşeli bir üslubunuz var. Sizi okurken moral buluyorum. Bunu belirteyim ama bu başlık için yazdıklarınızı afaki veya yüzeysel bulduğumu da söyleyeyim.

Türk satrancının sorunları sadece galibiyete 3 puan vermekle çözülecek kadar basit değil. Ve tabii sorunu netleştimemizde de fayda var:

1 - 2600 civarı oyuncumuz yok.
2 - Olimpiyatlarda başarısız bir ülkeyiz.

Herşey bu iki sorunun etrafında dönüyor.

2600 civarı oyuncumuz yok, yani dünya ölçeğinde temsil sorunumuz var ve bu boşluğu sadece Suat Atalık dolduruyor.

Aslında Ateş beyin hep saydığı sorunlar, piramidin üst tarafını güçlendirme, ligde oynayan yabancıları sınırlandırma, belli kuvvette döner turnuvaların arttırılması gibi konular, sadece şu 2 problemin çözülmesi için gerekli olan alt sorunları ifade ediyor.

Bunun dışında profesyonel satranç oyuncularının maddi durumlarının iyileştirilmesi, kaliteli turnuva koşullarının sağlanması, telif hakları, bilgisayardan hamle çalarak doping yapma, kalitesiz hakemlik, kötü sponsorlar gibi tüm dünyayı ilgilendiren sorunlardan da bağımsız değiliz.

Ama TFF'nin başına kim gelirse gelsin başarısı veya başarısızllığı şu 2 sorunu çözmesi etrafında dönecek. Zaten iktidarı döneminde de Ali Nihat bey var gücüyle 2600 üzeri oyuncu yetiştirmek için çırpındı, bunda hem Atalık'a karşı duyduğu büyük hayranlık 8) hem de kriterlerin net ve somut olması gibi bir realite vardı.

Benim dönemimde 2600 seviyesini geçen 3 büyükusta çıkarttık / Olimpiyatlarda 11. olduk...

diyemeden gidiyor olması da kendi kişisel trajedisi tabii.

Bahsettiğiniz puanlama sistemine dönersek, salt puanlama parametresini değiştirmek temel soruna katkı sağlamaz.

İki nedenle: İlki, amatör düzeyde de üst düzeyde de beraberlik kötü birşey değildir. 1500'lük bir oyuncu, 1800 bir oyuncuyla berabere kalmak için uğraş verirken bir satranç eforu harcar. Ona 1/2 puan verilmesi hakkaniyete uygundur.

Öbür tarafta, meşhur Fischer-Tal maçından, Capablanca-Alekhine maçlarına kadar berabereye giden sanatsal düzeyde ve kıran kırana onlarca örnek verilebilir.

Sadece futbol ve satranç için oluşmuş bu imtiyazı terk etmek, satrancın genetiği ile oynamak olur.

Üst düzeyde sponsorların beraberliğe karşı olmasını da karıştırmayalım, sponsorların derdi beraberliklerin önlenmesi değil, kısa ve anlaşmalı beraberliklerin olmamasıdır.

Yani orada bile kavga konusu kavram başlı başına beraberlik değil. Naklen yayınlanan ve sponsorların uzun sürmesini istediği üst düzey maçların kısa sürede bitmesi (kim berabere, kim kazanmıştan çok, maçlaırn kısa sürede bitmesi).

Ama bu da Linares'i, Dortmund'u düzenleyenleri ilk planda ilgilendiriyor. Bizde kategori o düzeyde olmadığından, yukarıda erken berabere biten maçların sponsorları üzecek bir tarafı yok, çünkü ortada para ve sponsor yok Big Grin

Oktay'ın çok doğru sınıflandırdığı gibi ve sizin de haklı olduğunuz konu, takım maçlarındaki anlaşmalı berabereler ile bunun uzantısı olarak başka takımların mağdur olması. Veya maç satın alınarak önceden berabere anlaşmaları yapılması.

Bunun üzerine mutlaka gidilmeli ama genel resim içinde bu sorun, resmin tamamını ilgilendirmiyor.

Ha bana sorarsanız ödüller cazip hale gelmeli. İlk 3'e değil kategori ödülleri ile birlikte 20 kişiye ödül verilmeli. Birinciye de çeyrek cumhuriyet altını, cezve takımı ve narenciye sıkacağı değil elbette; 20.000 TL gibi.


İşbirliğinden çok, güçlü oldukları için ödülleri kaptıkları kanısındayım.

----------

Tüm bunlar dışında Türkiye'de kapalı turnuvaların sayısının artması önemli. Bir önemli nokta da derneklerin eski gücüne kavuşması. İl Müdürlüklerinin ülkeyi bürokrasi üzerinden işgal ettiği tuhaf bir politbüro dönemindeyiz.

Geçmişte her biri ayrı bir okul olan dernekler satranç sahasından silindi. Bu ciddi bir sorun ve belki daha sonra etraflıca tartışılmayı hak ediyor.
Ara
Cevapla
#4
İşlerimin çokluğu,şu anda bir turnuva düzenliyor olmamız ve hazırladığım yazının son anda elektrik kesintisi sonucu silinmesi nedeniyle yanıtım gecikti.Özür dilerim.
Arkadaşlar,
Sayın A.ÜLKER'in görüşlerini çeşitli forumlarda yazdığı yazılardan dolayı zaten yakından biliyordum.Hiç değiştirmemiş olduğu bu görüşler bir "eşitlik bozma sistemi" dışına çıkamadığından Türk satrancının yukarıda sıraladığım sorunlarını çözmekten oldukça uzaktır.Bu nedenle ona maallesef katılamıyacağım.Benim ondan asıl öğrenmek istediğim şey,"anlaşmalı beraberlikler" konusundaki görüşlerinin değişip değişmediğidir.Açıklarsa sevinirim.
Sayın ÜLKER,bağımsız federasyonun başarılı ve başarısız olduğu yönleri araştırmamı istiyor.Başarısız olduğu yönlerle ilgili görüşlerimi önceki yazılarımda açıkladığımı sanıyorum.Başarılı sayılabilecek yönleri;(O da başarı sayılırsa)federasyonu bağımsız hale getirmesi, federasyona gelir kaynakları sağlaması,TSF'ye ait bir bina satın almasıdır.Bunların dışında başarı hanesine yazılacak bir şeyi ben göremedim.Gören varsa lütfen buraya yazsın da hep birlikte öğrenelim.Bana göre uyguladığı her şey yanlış! Uygulamalarının hepsi, satranç camiasının gereksinimlerini karşılamaktan oldukça uzak.
Mojo Jojo arkadaşım,
Mesajının başındaki güzel sözler için çok çok teşekkürler...Ben de senin yazdıklarını zevkle okuduğumu bilmeni isterim.Ancak son mesajımı sana beğendiremediğime üzüldüm.
Ne yapalım? Canın sağ olsun.
Sen de bilirsin ki bir şeyi herkese beğendirebilmek olanaksız.Smile Smile Smile

Öncelikle şunu söylemeliyim ki mesajda kullandığın "afaki" sözcüğüne takıldım kaldım.Çünkü çok farklı anlamlarda kullanılabilecek bir sözcük bu.Üşenmeden sözlükleri karıştırdım ve kurduğun cümleye uygun düşebilecek karşılıkları alt alta dizdim:
1-abartılı,mübalağalı,
2-geyik muhabbetli sözler,
3-gereksiz boş şeyler,
4-temelsiz,gerçekten uzak sözler....

Şöyle bakıyorum da mesajımda:
1- "Hemen hemen her turnuvamızda "Adamınla tokalaş,ötekine vur!" ile "Birbirimizi kırmayalım,zayıfları kıralım." taktikleri sonucu yapılan "anlaşmalı beraberlikler", alttan gelen yeni sporcularımızın yetişmesini sürekli engellemektedir. " demişim.
Bunun neresi geyik,neresi abartılı,neresi temelsiz? Yalan mı bu? Smile
2-"Ayrıca,"güçlü" diye bildiğimiz yerli oyuncularımız, (kendi aralarındaki maçlarda) yaptıkları anlaşmalı beraberlikler sonucu zorunlu olmadıkça birbirleriyle oynamaktan kaçınmaktadır.Bu da yeterli pratik ve mücadele eksikliğine,kondüsyonsuzluğa neden olmakta,güçlü oyuncularımızı yabancılar karşısında zayıf düşürüp başarısızlığa mahkum etmektedir."
Peki bu sözlerin neresi geyik,neresi abartılı,neresi temelsiz? Bu da mı yalan?Smile Smile
3-"Bu sorunları gidermenin tek yolu,"Galibiyete 3 puan"sistemini uygulamaya koyarak her turnuvanın çekişmeli geçmesini sağlamaktan , sporcularımıza daha fazla maç yaptırmaktan,ve böylece kondüsyonlarını da arttırmaktan geçer!" demişim ve böylece Türk satrancının hastalığını teşhis etmiş ve çözümünü de ortaya koymuşum. Ama hiç bir zaman "salt puanlama parametresini değiştirerek temel sorunu çözeriz." diye bir iddiada bulunmadım. Sadece "önkoşuldur" dedim.Smile Smile Smile
Son olarak şunu da belirteyim.Beraberlik ile anlaşmalı beraberlik farklı farklı şeylerdir.Birinde oyununu oynarsın 3 doğal sonuçtan beraberlik çıkar. Diğerinde oyunu hiç oynamadan beraberlik yaparsın.Bu durumda her an şike yapmakla suçlanabilirsin.Aksini isbat etmekte de zorlanırsın!
Lütfen biraz daha düşün de insafa gel!Smile Smile Smile
Diğer tüm konularda hemfikiriz zaten.
Esenlikler dilerim...
Cemil SABAHİ
Ara
Cevapla
#5
Cemil bey merhaba,

Afaki sözcüğünü "net değil, belirsiz" anlamında kullandım. O da şundan, satrancın Türkiye'deki temel sorunları içinde kısa beraberlik konusunun çok belirleyici olmadığını düşündüğüm için.

Kendi adıma bir sorun-çözüm sıralaması yapsam, ilk 50'de yer alır mı bilmiyorum, bunda haklı da olmayabilirim ama benim sorundan anladığım daha çok:

- 10 milyonu ilgilendiren bir camianın yöneticisini aslında 30-40 delegenin seçmesi,

- Satrancı yönetenlerin satranççı olmaması, makro veya orta düzey satranç sorunlarına vakıf olacak kapasitelerinin olmaması,

- Kötü bürokratların satrancı ele geçirip, iyi oyuncuları ve satranç ileri gelenlerini sistemin dışına itmesi,

- Bir önceki yazımda 2 başlık üzerinden yazdığım genel ülke başarısızlığı,

- Ölü hale getirilmiş derneklerimiz (eski okullarımız), kötü ve kontrolsüz turnuva koşulları,

- Oyuncuların maddi ve moral koşulları gibi şeyler.

Tabii ilk 50 sıralamamda Murat Kul'un ve Ali Nihat Yazıcı'nın kompozisyon ve imla bilgisi de var açıkçası, sanırım 48 veya 49. sıra olmalı Big Grin. Hayır, bu sorunun çözümsüz olduğunu düşünmüyorum, iyi bir planlamayla önümüzdeki 50 yıl için ciddi başarı şansı var Big Grin

Kısacası bana göre, "bizim sporcularımızın gelişmesinin önündeki engeller" tespitiniz doğru ama çözümün beraberlik ve puanlama sistemini değiştirmek olduğu çok doğru ve belirleyici değil. Afaki şeysi oradan geliyor.

Oyuncularımızın yabancılar karşısında başarılı olması daha çok turnuva, daha çok kapalı turnuva ve dernek ve özel kuruluşlarının güçlendirilmesi üzerinden olmalı.

Bu arada yazdığınızı beğenmemek asla aklıma gelmedi, tekrar tashih edeyim. Bu vesileyle, bir bici bici yiyemeden gideceğiz şu dünyadan, o yazıyı yazdığınızdan beri meze tabakları gözümün önünden gitmiyor :wink: Big Grin
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi