YENİ BAŞKAN, GÜLKIZ TÜLAY...
#1
Cengiz Bey ve ekibinin çevresine "Bu iş bitti,%100 biz kazanırız" şeklindeki sözlerine doğrusunu isterseniz hiç bir zaman inanmamıştım."Cengiz kazanır!" diyen yakın arkadaşlarıma da önceki seçimde olduğu gibi "Seçim sonuçlarını görmeden asla inanmam!" diyordum.Dayanak noktam ise zaten az sayıdaki delege sayısının içerisinde eski yönetimin tüm elemanlarının delege listesinde yer alması ve çoğunluğu oluşturmasıydı. Nitekim alınan sonuç benim ne kadar haklı olduğumu bir kez daha gösterdi.Çünkü:
Ana Statü'yü ve oy verecek delege listesini kendisi kendi eliyle hazırlamış bir yönetimin seçim kaybetmesi diye bir şey söz konusu olamazdı!
Bu durumda yeni başkan Gülkız Tülay'ı tebrik ediyor, başarılı olmasını canı gönülden istiyor ve satrancın kazanmasını temenni ediyorum.
Ancak başarılı olmasının ön koşulunun da ANY'den tamamen bağımsız hareket etmesine bağlı olduğunu belirtmek istiyorum.
Peki bunu başarabilecek mi?
Yaşayan görür! Smile
Küçücük bir umut ışığı belirene kadar,benden bu kadar!
Hepinize iyi günler ve esenlikler dilerim...
Hoşça kalınız...
Cemil SABAHİ
Ara
Cevapla
#2
Gülkız hanım'dan tek bir dileğim var;

Satranç için fikri, düşüncesi, önerisi, çalışması, tavsiyesi vs.vs. herhangi bir katkısı olan herkesi mutlaka dinlemesi gerektiğini düşünüyorum. Kimseyi peşinen yok saymamalı. Bu fikirlere, düşüncelere, önerilere, çalışmalara, tavsiyelere ya da diğer her türlü kaynağa; federasyona zaman ya da para kaybettirmeme koşuluyla mutlaka şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Gerisi başarıdır zaten...

Efsaneye göre Demokles Kral Dionysous’un yakın dostu olduğu için, daima kralla sohbet ederdi.

Konuşmalarında çoğu defa krala krallığın bahşettiği mutluluktan bahseder dururdu.

Bu durumdan usanan kral, birgün Demokles’e dönerek; ’Bu mutluluğu senin de tatmanı arzu ediyorum!’ demişti.

Büyük bir ziyafet hazırlatarak tacını ve tahtını bu krallık düşkünü Demokles’e bırakmıştı.

Demokles de sevinçle krallık elbiselerini ve tacını giyinip tahta oturmuştu.

Ziyafetin ortalarına doğru tam başının üstünde bir şeyin sallanmakta olduğunu gören Demokles, dikkatle bakınca bunun tek bir at kılına bağlı keskin bir kılıç olduğunu görmüştü.

Demokles bunun ne manaya geldiğini düşünüp, Kral Dionysous’un böyle yapmakla, kendisine krallığın pek de öyle iç açıcı bir mevki olmayıp, aksine insanın canını daima tehlikelere sokabilecek bir iş olduğunu idrak ettirmek istediğini anlamıştı.....


Sn.Gülkız Tülay hanım'ı tekrar tebrik ediyorum, ardından etrafındakilere "o başkan, kontrol onun elinde!" diye düşündürten başarılı bir yönetim diliyorum, ardından da "Demokles'in Kılıcı" altında kolaylıklar diliyorum. Hele de o kılıcın bağlı olduğu at kılı hakkında iyi düşünceler beslemeyenler hep mevcutken.

Sağlıcakla kalınız.
Cevapla
#3
Benim can dostum,Sevgili Cemil Hocem.Bugün seçimi izlediysen sn.Ali Nihat YAZICI ve sn.Cengiz KELEŞ bundan sonra da aynı enerji ve istekle yeri ve zamanı geldiğinde ve ihtiyaç duyulduğunda hizmete hazır olduklarını belirttiler.Bu ortak duygu kararlı düşünce geçmişteki ekip birlikteliğinin küllenmiş kırıntıları olabilir mi sence.Umutlanabilir miyiz acaba.SATRANCIN BİRLEŞTİRİCİLİĞİ AYRILMA-CI -LI ĞA GALİP GELEBİLİRMİ... Ne dersin.
Ara
Cevapla
#4
Aşkın bey dediğiniz gibi herkez inşallah birleşir de satranç için gerçekten ne yapabilirim diye düşünmeye başlar.

Gülkız hanımın endişeleri yersiz edip etmeyeceğinin önemli sinyallerinden birisi de Atalıklar sorunu olacaktır diye düşünüyorum. Bakalım o konuda adım atacak mı.

Eski başkan ANY bey Demokrasi kazandı dedi ancak sanırım demokrasinin ne olduğundan bihaber.

Kendi seçtiği veya bir şekilde vesile olduğu delegelere halefi gösterdiği adayı seçtirtmek demokrasi değildir. Gülkız hanım belkide Cengiz beyden daha iyi hizmet edebilir bunu zaman gösterir ancak bu seçimi demokratik olarak yorumlamak trajikomiktir.

Herneyse yaraları kaşımaya gerek yok. Artık tekrar tekrar bu konulara değinmeye de gerek yok demokratik olmasa da seçilmiş olan Sayın Başkanımıza herkez elinden gelen desteği vererek yardımcı olmalı ve başarılı olması sağlanmalıdır.
Ara
Cevapla
#5

Gülkız Hanım önceki röportajında bu konudaki düşüncesini zaten belirtti..

Özgür Akman : - GM Suat Atalık’ın Türk satrancındaki yeri malumunuz. IM(WGM) Ekaterina Atalık’ın da kadınlardaki elit konumu belli. Kendilerini milli takımda oynatmayı düşünüyor musunuz?

Gülkız Tülay: - Eş olsalar da ikisinin durumunu ayrı ayrı ele almak gerekiyor. Yapımda diyaloğa açık olmak olsa da Suat Atalık’ın maalesef bizle uyuşamayacağını düşünüyorum. Sadece Yazıcı yönetimiyle değil önceki federasyon yönetimleri ile de iyi diyaloglar kuramadı. Sporculuğu konusunda kişisel bir hissim var, antrenörlük tarafı ağır basmaya başladı. Zor bir konu, çünkü zor bir insan.


Umalım ki fikirlerin önemsendiği, satrança gönül verenlerin desteklendiği, bizden ve öteki kavramının son bulduğu bir dönem yaşarız.

Bu konuda yapılacak en önemli çalışma bence, daha önce Menderes Çoban hocamızında değindiği , Gülkız Hanımın , Cengiz Beyi yönetimi içerisinde önemli bir konumda tutup fikirlerinden yararlanmasıdır sanırım o zaman tüm satranç camiası kazanmış olacaktır.


Ara
Cevapla
#6
Mustafa bey,

Bilgilendirmeniz için teşekkür ederim. Gülkız hanımın röportajını okuyamamıştım. Sn Atalık zor bir insan ama böyle bir kişinin de yetişmesi zor. O koltuktaki kişinin hedefi zoru başarmak olmalı.

Antrenörlük tarafının ağır bastığı konusunda haklı.
Ara
Cevapla
#7
Vay!
Hooo celerimin hocesi, sevgili Aşkın Hocem,
Seçimi izledim tabii ki... İzlemez olur muyum hiç?Smile
Aşkın Hocem,
Senin o inanılmaz derecede güzel, samimi duygularına ve senin her zamanki olağanüstü iyi niyetine kimler katılmak istemez ki? Smile
Ancak sen de bilirsin ki, sadece iyi niyet ve istek yetmiyor maallesef.
Çünkü ortada "Ben yaptım oldu!"mcu ceberrut bir yönetim tarzı ve anlayışı var!
Koltuğuna kene gibi yapışmış birileri, diğerlerine "Sen kendini yönetemezsin!Bu koltuğu sana asla vermeyeceğim.Zorla da olsa ilelebet seni ben yöneteceğim! "diyorsa ve bu koltuğunu başkalarına kaptırmama uğruna meşru-gayrimeşru her türlü yola başvuruyorsa ortada çok önemli uzlaşılması imkansız bir sorun var demektir!
Böyle bir anlayış olabilir mi?
Sevgili Hocem,
Birbirimizi kandırmayalım lütfen.Böyle bir anlayış devam ettiği sürece senin o güzel,samimi,iyi niyetli ve temiz duygularının gerçekleşme olasılığı maallesef hiç yok! Bundan sonraki her seçimde de arzuladığımız birliktelikten oldukça uzak AYRILMACILIK RÜZGARI maallesef daha da şiddetlenerek mutlaka esecektir. Bu nedenle ceberrut bir yönetimin temsilcisi olan Ali Nihat Yazıcı ile Cengiz Özdemir Keleş'in seçim sonrası “klasik ve usulden” konuşmalarını şahsen ben pek ciddiye almıyorum.
Tüm bu sorunlarımıza rağmen “geçmişteki ekip birlikteliği”nin gerçekleşme olasılığı elbette ki her zaman için vardır.Aksi düşünülemez!
Ancak bunu başarabilmek için önce arzulu ve istekli olmak gerekir.
Bana göre Ceberrut Başkan'ın şu an değişmiş olması da böyle bir olasılığı mümkün kılıyor.
Yeni Başkanımız Gülkız Tülay,olayları doğru yorumlar ve doğru çözüme yönelirse “geçmişteki ekip birlikteliğinin”yeniden kurulabilmesi an meselesidir. Bunun sağlanması halinde kendisi de satranç camiası içinde yücelir!
Aksi halde eski ceberrut bir yönetimin bir temsilcisi olarak kalmaya ve öyle de anılmaya devam eder!
Gülkız Hanım,bu 2 seçenekten birini tercih etmek zorunda kalacaktır.
Satranç camiası içinde "herkesin başkanı" olmak ve birlikteliği sağlamak istiyorsa:
1- ANA STATÜ'yü derhal gözden geçirmeli ve anti demokratik maddeleri derhal ortadan kaldırmalıdır.
2- Genel Kurul’da oy kullanacak delege sayısını çoğaltmalı,aktif satranç kulüplerine,hakemlere,il temsilcilerine, 1800 ve üstü UKD'li sporcularımıza oy verme hakkı tanımalıdır.
3- Önceki yönetimin eleştiri konusu olmuş uygulamalarına derhal son vermeli,satranç camiasının isteklerini ön planda tutmalıdır.
4- Son seçimde kendisine rakip olarak gördüğü kişilere el uzatmalı ve onları tekrar kazanma yollarını aramalıdır.
Sevgi ve saygılarımla...
Cemil SABAHİ
Ara
Cevapla
#8

Sayın Gülkız Hanımı tanımıyorum.
Kendisini tebrik ediyor ve başkanlığının Türkiye Satrancı için hayırlı olmasını diliyorum.

Ancak peşinen "Suat Atalık’ın maalesef bizle uyuşamayacağını düşünüyorum" gibi önyargılara girmesinin doğru olmadığını düşünüyorum.
Doğru cevap "Suat Atalık'ın türk satrancına daha fazla hizmet etmesi için elimizden geleni yapacağız" olmalıydı.

Saygılar,
Halil Özmen
Ara
Cevapla
#9
Öncelikle, Gülkız Hanım’ın başkanlığını ben de kutlarım. Dilerim ki bir şeyleri değiştirebilir.

Türkiye olarak, tüm yatırımsızlıklara ve olanaksızlıklara karşın sporun her dalında çok ciddi yetenekler çıkarıyoruz. Ama ne yazık ki Türkiye’mizin kendisi gibi hiçbir spor dalında da huzur diye bir şey bulunmamaktadır. Spordaki başarısızlığımızın asıl nedeni budur. Ve bu durum, önceki başkan döneminde satranç için de aynen geçerliydi.

Satrancın başındaki bir kimsenin ikinci görevi, gerekli olanakları yaratmak ve doğru yatırımlar yapmaktır. Ancak, ilk görevi, satrançta bu huzur ortamını sağlamak olmalıdır.

Satranç camiamızda kendisine ilişkin kuşkuların olması doğaldır. Bu, iki önemli nedenden kaynaklanmaktadır:

Birincisi, kendisi bir kadındır. Aslında kafalardaki kuşku, tam olarak yeni başkanımızın kadın olmasından dolayı değildir. Kadın bir federasyon başkanına alışık olmamak da değildir. Sözkonusu kuşku, aslında bu işlerin “kirli” yollarla yürütüldüğünün bilinmesinden kaynaklanmaktadır. Hem kirli işler sahası bir kadına yakıştırılmamaktadır, hem de bu tür kirli işlerin altından, ince ruhlu olarak algılanan kadınların kalkamayacağı düşünülmektedir.

Gülkız Hanım konusundaki kuşkuların ikinci nedeni, başkanlık koltuğuna kendi oturmaktan çok, o koltuğa başkalarınca taşınmış olmasıdır. Bu durumun, kendisini başkan olarak ortaya koyabilmesi ve kendi kararlarını uygulayabilmesi konusunda büyük bir sorun yaratacağı, düşünen herkesçe bilinmektedir. Ancak, şu da var ki, eski federasyonca kendisi değil de kim aday olarak gösterilseydi, aşağı yukarı aynı kuşku o kişi için de söz konusu olacaktı.

Gülkız Hanım’ın bu kuşkuları doğal karşılaması, kendi kararlarını verdikçe, bir başkan olarak kimliğini ortaya koydukça ve olumlu işler yaptıkça bu kuşkuların dağılacağını bilmesi gerekir.

Kuşku içindeki kişilerin de önce şunu anlaması gerekir: Ali Nihat Yazıcı elbette bundan sonra da işlere karışacaktır. Kendi getirmiştir, karşılığını da isteyecektir. Ancak, şurası yine de çok önemli ki artık kendisi başkanlık koltuğunda oturmamaktadır. Ali Nihat Yazıcı dönemi kapanmıştır, Gülkız Tulay dönemi başlamıştır. Ve Gülkız Tulay’ın tüm başkanlık dönemi boyunca Ali Nihat Yazıcı’nın bir bakıma kuklası olacağını varsaymak, Gülkız Hanım’a bir saygısızlıktır, O’nu yok saymaktır ve bir bakıma, kişiliğine hakarettir. Hani kendisine tembel denilen bir çocuğun, “al sana tembel” dercesine tembelliği kimlik olarak üzerine giymesi gibi, Gülkız Hanım’a veya herhangi birisine olumsuz yaklaşan kişiler de, sözettikleri türden olumsuz bir kimlikle karşılaşmayı, bir bakıma hak eden bir duruma düşer.

Bu nedenlerle ben, her ne kadar Gülkız Hanım’ın işinin kolay olmadığını bilsem de, Ali Nihat Yazıcı’nın başka, Gülkız Tulay’ın başka kişiler olduğunu göz önünde bulundurarak ve kendisini kimlikli bir birey olarak kabul etmenin gerekli ve önemli bir duruş olduğunu bilerek, kendisine olumlu yaklaşılması, şans ve zaman tanınması gerektiğini düşünüyorum.

Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye öğütlerini çok beğenirim. Son olarak, yeni başkanımız Gülkız Hanım’ın dikkatini bunlardan bir parçaya çekmek isterim:


Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana… Suçlamak bize; katlanmak sana… Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana… Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana...
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi