Seçim 2012
#1
Değerli dostlarım

Satranç Federasyonu seçim sonucu hepimiz için hayırlı olsun.

Seçimlerde gerilimler, karşılıklı ithamlar hep olur ama bu seçim beklenenin ötesinde medeni bir yarış oldu. Rakibim Gülkız Hanım ipi göğüsledi, 2012-2016 dönemi için emaneti almış oldu. Kendisini tebrik ediyor, başarı ve kolaylıklar diliyorum.

Seçim yarışı geride kaldı. Bir günlük Genel Kurulun önümüzdeki dört yılı bağlamasına izin verilmemelidir.

Seçim anından itibaren yeni TSF Yönetiminin başarısı hepimizin başarısıdır. Başarısız olurlarsa? Olmalarını istemeyiz, aklımıza bile getirmeyelim.

Hem ben, hem de beni desteklemiş olanlar satranççı olarak yeni dönemde üzerimize düşen, elimizden gelen ne ise yapmaya çalışalım.

Seçim çalışmamda oy versin, vermesin çok değerli insanlar tanıdım, yeni dostlar edindim. Hepsine saygılarımı iletiyor, hepinize teşekkür ediyorum.
Ara
Cevapla
#2
Gülkız Hanım ve ekibi oldukça centilmence yarıştılar.

Ancak şunu da unutmamak gerekir ki; gerçek centilmenlik, kaybedince belli olur. 4-0 öndeyken size çalınan bir penaltıya "hayır, penaltı değildi" demek başkadır, 1-0 gerideyken centilmenlik yapmak başkadır..

Sevgili Cengiz Abi,

Seninle gurur duyuyorum.
Çok gerilerde başladığın bir maratonda, üstelik bunun farkında olmana rağmen, seçim sürecinin ilk gününden bu yana sergilediğin beyefendiliği, saygın duruşu hiçbir zaman unutmayacağım.

Kazandıkları seçimden sonra, köşelerinden "yaşasın demokrasi" sloganları atanlar, bilenler bilir, ECU seçimlerini kaybettikten sonra ortalığı birbirine katmışlardı..

Seçimden sonra bir takım zevatın yazılarını okurken, Türkiye'de tasavvufun önemli isimlerinden Ömer Tuğrul İnançer'in bir sözü aklıma geldi. Şöyle diyor Hoca:

"Aslolan edeptir, viski içmenin bile bir edebi vardır. Lahmacunla viski içilmez!"

Kazanmanın da kaybetmenin de bir edebi vardır..
Kaybedeceksen böyle kaybedeceksin..

Yeni yönetime başarılar diliyorum..

Gülkız Hanım, yolunuz açık olsun efendim..
İyi şeyler yapacağınıza inanıyorum..
Salt şu duruşunuzla, hiçbir şey yapmasanız bile bize önceki başkanı aratmayacağınız zaten kesin..
Hayırlı olsun..

Saygılarımla..
Ara
Cevapla
#3
Sayın Gülkız Tülay Başkanımız,

Bu forum ortamında size muhalefet yapanlardan biri olarak Başkan seçilişinizi bir kez de buradan kutlamak isterim. Bütün Federasyonlara örnek olması gereken bir Genel Kurul gerçekleştirilmiştir. Size daha önce söylediğim gibi sizin başarınız hepimizin başarısı olacaktır.

Önceki dönemlerde ortaya çıkarılan ve kişisel ihtiraslardan kaynaklandığını düşündüğüm kutuplaşmanın bu dönemde sona ereceği ve gerçek bir aile olduğumuzun gösterileceği bir dönem olmasını diliyorum.

Hasan Salih ACAR
Uluslararası Satranç Hakemi
TSF Merkez Hakem Kurulu Eski Başkanı
Ara
Cevapla
#4
Merhabalar,

Sonuç ile ilgili bir kaç başlık açıldı ki ben Cengiz Keleş'in böyle bir başlık açmasını beklemiştim. Yanılmadım. Kendisine teşekkür ederim.

Birbiriyle yarışan adaylar birbirlerinin yarışından hoşnut görünüyorlar. Bu nedenle bu aşamada fazla söze gerek yok aslında ama kısaca bir şeyler söylemeliyim:

Kadınlar lehinde "Pozitif ayrımcılık" nedeniyle, genel kurul öncesinde, Gülkız Hanım aleyhinde "daha fazla konuşmayacağımı" söylemiştim. Ancak seçim sonrasında bu gerekçem ortadan kalkmıştır. Çünkü artık kendisi benim için ne kadındır ne de erkektir. Artık yönetici konumdaki bir İNSAN olarak kendisinin her şeye hazır olması gerektiğini belirterek, çalışmalarında başarılar diliyorum.

Erkek egemen bir toplumda, toplumu yöneten mevkilerde yer alan kadınlar da, "toplumsal cinsiyet" olarak erkekleşirler. Bu anlamda Gülkız hanım zaten erkek bir insan olduğunu Mali Genel Kurul'dan bir gün önceki günü, Mali Genel Kurula bağlayan gece göstermişti!

Şu an kendisine tavsiyem, kadın ve erkek kimliğini bir kenara bırakarak, yönetici bir İNSAN olarak, Türkiye Satrancının gereksinimleri doğrultusunda çalışmalara derhal ve aralıksız başlaması ve devam etmesidir.

Herkese iyi günler...
Cevapla
#5
Cengiz Beyin ve Gülkız Hanımın genel kuruldaki konuşmalarını Satranç TV’den seyrettim. Cengiz Bey projelerini detaylı olarak dile getirerek delegeleri bilgilendirdi. Çok orijinal önerileri ve projeleri vardı. Gülkız Hanım hiçbir projesinden bahsetmedi. Yeni projesi varsa bilmek isterdim. Herhalde eski projeleri devam ettirecek diye düşünüyorum. Delegelere yeni projelerinden (varmı ?, bilmiyorum) çok özet olarak bile bahsetmemesi oldukça ilginçti. Delegeler, herhalde, önceki projelerden memnunlar ki, kendilerine anlatılan yeni projelere rağbet etmediler. Gülkız Hanım da, delegelerin önceki projelerden memnun olduklarını ve kendisine bu doğrultuda yeterli oy geleceğini bildiği için hiçbir yeni projeden bahsetmedi.

Yeni başkanımıza başarılar diliyorum. Diğer üyelerin Gülkız Hanımı sorunlarla baş başa bırakmadan, takım yönetiminin gereği olarak, her üyenin kendilerine verilecek görevlerini yeterince yerine getireceklerini ümit ediyorum.
Cengiz Beyin, kendisine görev verilmese de, satranç ve satranççılarla haşır neşir olmaya devam edeceğini, çevresine çok olumlu yönde yardımcı olacağını düşünüyorum.

Bu arada, Hüseyin Beyin son paragrafını ültimatom gibi algıladığımı belirtmeden geçemeyeceğim.
Ara
Cevapla
#6
Kazandığı seçimden dolayı Gülkız Tulay'ı tebrik ediyorum. Yeni görevi hayırlı-uğurlu olsun.

Görücü usulü evlilikleri bilirsiniz. Anneler görür, beğenir. Çocuklar evlenir. Şansları yaver giderse geçinir giderler, gitmezse sineye çekerler. Ülkemizde satrancın durumu şimdilik budur. Satrançla alakası olmayan, söz sahibi olmayı hak etmeyen kişiler satrancı kimlerin yöneteceğini belirlemektedirler. Bu işlem sırasında satranççıların görüşlerine başvuran yoktur. Tıpkı evlendirilecek gençlerin görüşlerini kimsenin dinlemediği gibi...

Bu tuhaf durumun tek sorumlusu, birlik olmayı beceremeyen satranççılar topluluğudur. Tahta başında dünyaları gören, bir milyon hesap yapabilen, aslan kesilen, ukalalıklarından geçilmeyen bazı satranççılar, gerçek hayattan tamamen kopuk durumdadırlar. Gerçek hayattaki bu pasiflikleri, iletişimsizlikleri ve küçük hesapları sayesinde birileri kendilerini tabiri caizse koyun gibi gütmektedirler. Kendilerini dev aynalarında gören bazı satranççılar, sistemin küçücük bir parçası bile olmayı başaramamaktadırlar. Farkında olmadan işledikleri bu suçun telafi edilebilir, affedilebilir bir yanı yoktur.

Kurulu düzende elde edilen göstermelik galibiyeti zafer sanan birileri var. Bunlara göre önemli olan kalplerde yer etmek değil, şapkadan tavşan çıkarır gibi sandıktan yönetim kurulu çıkarmaktır. Nitekim istediklerini başarmışlar, aynı numarayı çekmeyi bir kez daha başarmışlardır. Hayırlı olsun.

Eski başkan Ali Nihat Yazıcı, sözümona "seçim kaybetmeyen tek başkan" ünvanını ele geçirdiği için keyifleniyordur. Önümüzdeki günlerde bu tamlamayı kendisinin ağzından defalarca duyacağınızdan kuşkunuz olmasın. Zira son beyanatlarına bakıldığında gerek Murat Kul, gerekse Gülkız Tulay "seçim kaybetmiş olmak-olmamak" meselesine fazlasıyla takılmışlar. Sayısal skor onlar için çok önemli.

Centilmenlik naraları atanlar, bu naraları sadece galibiyetlerin ardından atabilirler. Önemli olan kaybettikten sonra bile centilmen olabilmektir. Kaybedilen ECU seçimlerinin ardından Ali Nihat Yazıcı'nın hiç de centilmence davranmadığı, daha dün gibi aklımızda. Bir ihtimal, Cengiz Keleş bu seçimi kazanmış olsaydı, kaybeden tarafta centilmenliğin esamesi bile okunmazdı. Bu gerçeği hepimiz bal gibi biliyoruz.

Bir eleştirim de Cengiz Bey'e olacak. Röportajlardan birinde kendisine "Dört yılda bir seçim zamanında aktif oluyorsunuz. Propagandaya neden bu kadar ara veriyorsunuz?" anlamında bir soru yöneltilmişti. Kendisinin verdiği cevap "İl il temsilcilikleri mi gezeceğim? Buna yeterince vaktim yok." şeklinde olmuştu. Eğer üç buçuk yıl tekrar ortadan kaybolacaksanız, lütfen önümüzdeki seçimlere adaylığınızı koymayın. Aralıklarla yapacağınız ziyaretler, gerekirse turistik gezilerde gidilen illerde kısa sohbetler, önümüzdeki seçim dönemi için güncellenmeyecek bir internet sitesi kurmaktan çok daha yararlı olacaktır.

Proje mi dediniz Feti Bey? Kazananlar bu sorunuzu duymazlar, duyamazlar. Galibiyetlerini kutlamakla meşguller.
Ara
Cevapla
#7
Oktay Ertan'ın yukardaki mesajını ben de imzalıyorum.Bu mesajda belirtilen görüşlere aynen katılıyorum.
Ben seçim öncesi Gülkız hanımın 130-30 kazanacağını tahmin ediyordum.Bu tahminimi seçim öncesi yazılı olarak açıklamadım.Benim tahmin yapmam doğru olmazdı.Şimdi bazı düşüncelerimi açıklayabilirim.Tahminimde biraz yanıldım.Cengiz Keleş 2004 yılına kıyasla 5 delege daha kazandı.Ama bu kayda değer bir kazanç sayılmaz.
Gülkız hanımın iyi şeyler yapmak için çaba göstereceğine inanıyorum.Bazı kimseler Gülkız hanımın başkalarının veya Yazıcı'nın etkisi altında kalabileceğini öne sürdüler.Benim böyle bir endişem yok.Biz ne kadar başkalarının etkisi altında kalıyorsak o da o kadar etki altında kalabilir.Benim endişem başkadır.Ben Gülkız hanımın hem yardımcılarının hem de Satranç toplumu içinde görüş bildirebilecek durumda olanların Gülkız hanıma yeterli yardımı yapmamalarından,yaratıcı fikir ve öneri sunmamalarından endişe ediyorum.Yani her zaman olduğu gibi herkes kendi sandalyesini korumaya öncelik verecektir.
Hangi konular ele alınmalı ve yenilik yapılmalıdır:
1.Kısa zamanda değişmeyecek adil bir yarışmalar yönetmeliği yapılması
2.Teknik kadronun yeniden yapılandırılması
3.Liglerin yeniden düzenlenmesi
4.Yabancı oyunculardan daha fazla verim almak için yapılabilecek yenilikler(liglerdeki yabancı oyuncu sayısı ve turnuvalar)
5.Havuz sistemi yerine Tersane sisteminin kurulması
6.Uluslararası açık turnuvalardan hiç değilse bir kısmının yerine yarı açık veya kapalı turnuva düzenlenmesi için turnuva yöneticilerinin teşvik edilmesi
7.Elo sahibi oyuncu sayısının artması için amatörlere kolaylıklar sağlanması
8.İnternet aracılığı ile etkinlik düzenlenmesi
Herşeyi Başkandan bekliyoruz.Başarı veya başarısızlığın da sorumluluğunu Başkana yıkıyoruz.Ancak biraz da yeni yönetim kurulunun neler yapabileceğini konuşalım!Yönetim Kurulu da bir şekilde Satranç lehine olumlu işler yaptığını göstermelidir.Yeni Yönetim kurulunda
ikisi Ceza Kurulunda olmak üzere en az 5 Hukukçu var.Hukukçuların tercih edilmesinin belli bir nedeni olabilir mi?Hüseyin bey seçimden sonra Genel Af çıkacağını öne sürmüştü.Hüseyin beyin tahmini doğru mudur?Yoksa Federasyon aleyhine açılabilecek yeni davalara karşı hazırlık mı yapılmıştır?
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#8
Seçimlerde siyasetin etkisini kimsenin görememesi ve olup bitenlerin fazla romantik değerlendirmesi beni çok şaşırttı.

Sonuçtan hareket ederek yorum yapamazsınız. Sonuç önceden belliydi çünkü. Sonuca değil, başlangıç noktasına gitmek gerekli.

1 - Cengiz beyin başkan olamayacağı biliniyordu. Kendisine aday olması tavsiye edildi. Nihat bey siyaseten gözden çıkarılmıştı (kovulmuştu) ve amaç seçimlerin görünüşte demokratik + barışsever ortamda yapılmasıydı.

2 - O sebeple adayın muhalif görünümlü, son anda pati yapması mümkün olmayan (sözüne güvenilir), bam teline basılacak konulara girmeyeceği garanti edilmiş, hatta mucize olup da kazansa bile "çalışılabilir" biri olması gerekiyordu. Siyaseten...

3 - Yüksek katlarda planan, ibrasızlık nedeniyle darmadağın olmuş Yazıcı'nın değiştirilmesiydi. Siyaseten kovuldu bir anlamda. Buna olimpiyat başarısızlığı, küçük bir camia olmasına rağmen herkesi karşısına alması ve milli takıma soktuğu yabancılar üzerinden girdiği olimpiyat kumarını kaybetmesi de neden oldu.

4 - Ama gidişin yumuşak olması gerekiyordu. Giderken fazla patırtı çıkartmaması için Nihat beye bir de havuç verilmesi lazımdı; verildi, mali ibra konusu araya sokuşturuldu ve böylece bundan sonrası için rahatlatıldı.

5 - Satranç Türkiye'de fakir bir spordur ama oyuncular için. Arka planda veliler, otel organizasyonları, katering ve organizasyon şirketleri için eh işte düzeyinde ekonomi içeren bir spordur. Doğal olarak siyaset de içinde rant olan hiçbir şeyi ıskalamaz.

6 - Nitekim satranç konusunda hiçbir konuşmasına rastlamadığımız Başbakan bile seçimlerin hemen arkasından konuya girdi:
----------------
'Orta, lise, bütün okullarımızda, bugün Bakanlar Kurulu'nda da arkadaşlarıma bunu özellikle söyledim, süratle çok amaçlı spor salonlarımızı artıralım ve okullar arasında, okul öncesi de dahil, mesela okul öncesinde satranç şampiyonaları başlatabiliriz. Benim torunum mesela okul öncesi satranç oynuyor, ben anlamam ama o biliyor. Şimdiden bu işe alışmış. İlkokulda bunlar daha da gelişebiliyor ve onları ilkokulda yüzmede, aynı şekilde ilkokullar arasında bunu başlatmak mümkün. Ortaokulda geliştirmek mümkün, aynı şekilde lisede, aynı şekilde üniversitede. Mesela bir zamanlar basketbolda İstanbul Teknik Üniversitesi denildiği zaman herkes dururdu. 'İstanbul Teknik Üniversitesi bu işin bir numarası' derlerdi. Halbuki üniversite. Böyle şimdiki gibi büyük paralar dönmüyor. Bunlar öğrenci. Öğrenci olarak bu müsabakalar yapılırdı. Kurumlar arasında aynı şekilde yapılırdı. Mesela benim mensubu olduğum İETT voleybolda hep şampiyonlukları alıp götürmüştür. 6 kez şampiyonluğu var Türkiye'de. Daha sonra bu kurumlar arası şeyler, hepsi bunların ayrıldı, koptu.'
----------------
Başbakan satrancı okul öncesine taşımaktan niçin bahsetti, bu kadar yoğun gündemi, sağlık sorunu, politik önceliği varken satrancın okul öncesine inmesi fikri ona nasıl geldi? Çünkü tenis federasyonundan haltere kadar bütün başkanları belirleyen bir yapının başındaydı, satranç şimdilik fakirdi ama iyi bir siyasetçinin gözünden kaçırılacak bir durumda da değildi.

7 - Siyaset katlarında bu seçimi dizayn edenler, içeri adam sokmaktansa, şimdilik kaydıyla uyumlu, en az bir İETT çalışanı kadar satrançtan anlayan ve görüntüyü estetize edecek bir adayın makul olacağına karar verdiler. Şimdiki başkan bu profile uygundu. Satranç bilmeyen, büyüklerinin dediklerini yapacak, anne-veli görünümlü satranççı (doğan görünümlü şahin).

Tahsin bey gibi AKP ile uyumlu kalacak diğer adaylar yine sistemde tutuldu, tutulmaması gerekenler tıpkı önceki başkan gibi kovuldu (Murat Kul) ve yukarısı dizayn edildi. Şimdiki kadro aslında seçilmiş bir kadro değil, bürokrat kadrodur, böyle biline. Siyaseten o kadroyu dizayn edenlerden izin almadan hiçbir kritik karar alamazlar.

8 - Cengiz bey herkesi kandırdı. "Muhalefet miş" gibi yaparak gerçek bir muhalefetin ortaya çıkmasını engelledi. Daha önceki yenilgileri üzerinden psikolojik iklim yaratılması da kolaydı. Böylece Nihat Yazıcıdan yakınacak adaylara iki sağlam mesaj verilebildi:

a) Nihat Yazıcı zaten artık yok, içiniz rahat olsun.
b) Cengiz Keleş kaybedendir, oyunuzu boşa harcamayın.

Burada b maddesindeki psikolojik etki o kadar kuvvetliydi ki bir noktada artık Kuvay bey müdahale etme gereği duyup (bana göre pek de inanmadan) delegelerin aslında Cengiz beyin yanında olduğunu yazmak zorunda kaldı.

9 - Cengiz bey başta ona destek olan Atalık olmak üzere herkesi kandırdı çünkü hakikaten çok zayıf ve low profile idi.

Ne mali olarak ibra edilmeme üzerine gitti, ne kayyım talep etti, ne de usulsüzlük iddiaları konusunda tek bir kelime etmedi.

Başarısızlıkların üzerine gitmedi.

7-8 yaşındaki çocukların milli takımlarda arenaya atılmasına yorum yapmadı.

Ne derneklerle, ne delege yapısı ile, ne eğitimci kalitesi ile ne de milli takımla ilgili ciddi hiçbir eleştiri ve çözüm ortaya koymadı. Bir web sitesi kurup oldukça tembel bir şekilde insanları oraya davet etti. Oyunu kuralına göre oynamadı, delegenin ayağına gitmedi, basına çıkmadı, bam teline vurmamaya alabildiğine özen gösterdi.

Hatta kendi aleyhine TSF sitesinde yazan alaycı yazılara bile tekzip veya karşı yorum getiremedi.

Delegelerin ayağına gitmemek bir yana, delege kuralarındaki o meşhur 16.000'de 1 meydana gelebilecek tesadüfü meşrulaştırdı, her anlamda uslu, makul ve düzgün bir profil çizerek senaryoya uygun davrandı.

10 - Seçim gününün centilmen geçmesi kadar doğal birşey olamazdı. Şurada herkes bir miktar satranççı, hatta TSF başkanının bile satranç kurallarını bilme olasılığı var; hiç kimse, sonucu belli olan bir maçı oynarken ve bittiğinde aşırı tepki vermez.

Aşırı tepki, ortada gerçek mücadele varsa verilebilen bir tepkidir.

Siyaseten zaten herşey planlanmış ve fikslenmiş olduğu için o gün salonda bulunmak ve kağıtta yazılana uygun davranmak dışında yapılacak birşey yoktu.

11 - Son olarak bugün için satranç siyasetin ve onların atadığı geçici yönetimin elindedir.

Herkesin ortak yanılgısı, bu işin başında Nihat beyin Gülkız hanımı aday göstererek çekileceğine inanması oldu.

Aslında orada olan biten Nihat beyin görevden alınması ve yerine geçici birinin atanmasıydı. Bu süre zarfında da güleryüzlü, ortamı meşrulaştıracak, fair ama "kaybeden" birinin muhalefet rolü yapması gerekiyordu.

Tekrar söyleyeyim. Nihat bey isteyerek çekilmedi. Onun doğasına aykırı bu. Görevden alındı.

12 ve son - Satranç ileri gelenleri acilen bu seçimi unutup bir araya gelmeli. Ayrıca şu "Gülkız hanım Cengiz bey elele tutuşsun, hayat bayram olsun" tarzı romantik komedi fikirleri lütfen atın. Onlar zaten elele.

Bundan sonrasına bakın. Eğer bu düzenin 1000 UKD seviyesi düzeyinde yönetilmesi istenmiyorsa, başta camianın büyükleri, sonrasında profesyonel sporcular ve dernekler örgütlenmek, biraraya gelmek ve arama toplantıları yapmak zorundalar. Buna yoğunlaşalım...
Ara
Cevapla
#9
Mojo Jojo'nun tespitlerinin doğru olduğunu düşünüyorum. İki aday yönetim kurulu listesi de AKP bağlantılarına dair önemli ipuçları barındırıyordu. Mevcut yönetim kurulu üyelerinden tanımadık gelmeyenleri beş dakika Google'lamak yeterli olacaktır. Merak etmeyin, seçilmeyen yönetim kurulu de benzer mahiyette, sadece hükümetle ve devletin spor teşkilatıyla bağlantılı farklı unsurlar vardı o listede.

AKP etkisini iki tarafta da görmek mümkündü. Yazıcı açısından sorun, Mojo Jojo'nun belirttiği gibi Bakanlık makamı tarafından istenmemesiydi. Olimpiyat bütçesinin bizzat Spor Bakanı tarafından kısıldığı hepimizin bildiği bir sır. Bunu whychess.org'da Evgeny Atarov'a da söylemiş kendisi: . Şurası bir gerçek, spor federasyonları siyasetin dışında değil. Uzun zamandır da olamıyorlar.
Ara
Cevapla
#10

Bunları okuyunca aklıma meclis genel seçimleri sonrasında kaybeden partilerin destekçileri tarafından köşe yazılarında yazılan komplo teorileri geldi nedense.

Bugün bile seçim kaybeden muhalefet destekçileri illa da bir suçlu bulmak zorunda hissederler kendilerini.

Hemen de genel başkanlarına dil uzatırlar. Ajan, işbirlikçi, hain vs.vs. olmakla suçlarlar. Hemen muhalefet liderlerinin istifası isterler. Muhalefet'e oy verenler "silkinmek" "toparlanmak", "bir araya gelmek", "yeniden yapılanmak" ya da "yeniden örgütlenmek" gibi sloganlarla galeyana getirilip hemen yeni bir lider bulmanın zorunluluğu naraları atılır.

Zafer kazanılamadı ya, nara atanlar hemen muhalefet liderliğine göz dikerler. Lider değişsin! Evet evet lider değişsin!!!

Ben satranç dünyasını kenarından takip etmeye çalışan; çölde kum tanesi durumunda bir satrançsever olarak yazınızı üzülerek okudum. Sn Ali Nihat Bey'i de tanıyorum, Sn Cengiz Bey'i de tanıyorum, Sn Gülkız Hanım'la da tanışma fırsatım oldu. Bu kişileri ya tanımıyorsunuz, ya da acayip bir iktidar hırsıyla dolusunuz.

Bakınız sn. Mojo, sizi kızdırmak için yazmıyorum bunları.

Çoğu zaman yazdıklarınızda tutarlı, anlaşılır cümleler bulmak mümkün; ama bu yazdığınız malesef hem Ali Nihat Bey'e hem de Cengiz Bey'e hem de Gülkız Hanım'a düpedüz iftiradır. Elinizde en küçük bir delil kırıntısı yokken Hollywood için film senaryosu yazar gibi döktürmüşsünüz maaşallah.

Size göre bu kişiler bir araya gelmişler, ince ince atılacak adımları belirlemişler ve bunu uygulamışlar; öyle mi?

Pes diyorum size! Ve delilinizi soruyorum?

Bu arada yeni muhalefet liderliğine aday mısınız? Kulüpleri, hakemleri, antrenörleri ya da sporcuları "örgütleyecek"seniz en azından adınızı açıklamanız gerekecek.

Yanlış anlaşılırsam şimdiden özür dilerim.
Cevapla
#11

Şaşıracağınız kadar sıradan biriyim.

Bu siteyi ne yöneticilik beklentim için ne de muhalefet olmak amacıyla kullanmıyorum. Son bir olasılık var onu da bir düşünebilirsiniz; belki satrancı sevip içine düştüğü şu acınası duruma üzülmüş biri olabilirim.

Bu arada, bu siteyi ürünümü pazarlamak amacıyla da kullanmıyorum; o sebeple ne A beyi ne B hanımı ne de C muhalifini tanımam, etmem.

Kum tanesinden daha kötü durumdayım açıkçası.
Ara
Cevapla
#12
Aldülkadir bey,


Mojonun tespitlerinin doğru olma olasalığı oldukça yüksek diye düşünüyorum çünkü Cengiz bey'in seçim propagandası her iki tarafı da kırmamak üzerine kurulmuştu.

Bir yandan muhalefet gruba umut dağıtıyor diğer yandan da ANY ekibine de ayıp etmeyelim uslübu taşıyordu yazdıkları.

Siz konumunuz olarak tabiki böyle olası senaryolardan uzak durma mecburiyetindesiniz ancak satrançta dönen siyasi oyunlardan rahatsız olan sade satrançseverlerin yazılarından da rahatsız olmamanız gerekir.

ANY nin görevden alındığının en büyük kanıtı TSF sonrası ne yapacağına dahi karar verememesi ve kendi isteğiyle bıraktığını sürekli tekrarlamasıdır.

Gülkız hanımda siyasi olarak kolay kontrol edilebilir. Cengiz bey yerine Suat Atalığın aday olupta kazandığını düşünsenize bir, siyasiler için ne baş ağartıcı olurdu.

Oktay beyin de söylediği gibi 64 karede dünyaları görenler, dört yıl sonraki seçim için gerçek bir muhalif çıkartmaları gerektiğini de görürler umarım.
Ara
Cevapla
#13

İsimlerde ya da yer adlarında hata yaparsam şimdiden özür dilerim...

Raja Hindistan'ın en iyi ressamıymış. Hatta bazılarına göre dünyanın en iyi ressamıymış. Raja'nın bir öğrencisi varmış. Adını bilmiyorum. Her neyse, Raja öğrencisine on yıl ders vermiş. Bir gün öğrencisi Raja'ya

"Usta ben ne zaman usta olup kendi yoluma gideceğim?" diye sormuş.

Raja öğrencisine "Git bugüne kadar yaptığın en iyi resmi yap; sonra o resmi götürüp şehir meydanına bırak, yanına da bir kutu kırmızı boya bırakıp -Beğenmediğiniz yeri işaretleyin, yazan bir de not yaz." demiş.

Öğrencisi ustasının dediğini yapmış. O güne kadar yaptığı en güzel resim için günlerce haftalarca uğraşıp didinmiş. Sonunda resmi bitirip şehir meydanına bırakmış. Bir kutu da kırmızı boya. Bir de not yazmış: "Beğenmediğiniz yeri işaretleyin."

Sevinçle oradan uzaklaşmış öğrenci.

Ertesi gün büyük bir hevesle resmin yanına dönmüş. İnsanların işaret bırakıp bırakmadıklarını merak ederek yaklaşmış resmine. Ama bir de bakmış ki resim kırmızı işaretlerden mahvolmuş. Her gelen her geçen bir yerleri işaretlemeye kalkışmış.

Öğrenci müthiş bir hayalkırıklığı ile Raja'nın yanına getirmiş resmini; ve şöyle demiş: "Usta, ben hala hiçbir şeyi beceremiyorum. Bak resmimi hiç kimse beğenmemiş."

Ustası öğrencisini teselli etmiş.

"Git, aynı resmi yeniden yap. Bu sefer resmin yanına tüm renklerin olduğu bir boya kutusu ve fırçalar koy, notta da bu sefer -Beğenmediğiniz yeri düzeltin! yaz demiş."

Öğrencisi denileni yapmış. Aylarca uğraşıp aynı resmi yeniden yapmış. Şehir meydanına koyduğu resmin altına tüm resim malzemelerini ve boyalarını da koymuş. Notta da ustasının söylediği gibi "Beğenmediğiniz yeri düzeltin" yazmış.

Ertesi gün boya kutusuna kimsenin dokunmadığını görünce sevinmiş ve ustasına müjdeyi vermiş. "Usta bu sefer beğendiler!" diyerek.

Ustası "Evladım, yapmak zordur, eleştirmek kolaydır, bunu unutma" demiş.

Sn. Mojo,

Ali Nihat Bey'i eleştiriyorsunuz, satranç için yaptığınız bir şey gösterin ki sizi taktir edelim.

Cengiz Bey'i eleştiriyorsunuz, işbirlikçilik yaptı vs. demeye getiriyorsunuz. Siz satranç için yaptığınız bir şeyi anlatın ki eleştirilerinize saygı duyalım.

Gülkız Tülay Hanım'ı eleştiriyorsunuz, o yaptıklarını anlattı, anlatmaya da devam ediyor. Siz ne yaptınız satranç için?

Beni reklam yapmakla eleştirmişsiniz. Ben satrançla üç yıl önce tanıştım, satranç oynayan çocuklar ya da yeni öğrenen yetişkinler için ne katkı sağlarım diye dertlenip oturdum ve bir program yazdım. Bunu duyan duydu zaten, reklam yapmak gibi bir derdim amacım yok. Web sayfama girerseniz görürsünüz ki programı sattığım da yok. Şimdi size yine soruyorum siz ne yaptınız? Anlatın da alkışlayalım.

Onu bunu her fırsatta delilsiz mesnetsiz eleştirmekten başka ne işe yaradınız?

Siz kimsiniz?

Burada adı adresi belli insanlar somut adımlar atıyorken siz ne yapıyorsunuz?

Anonim olmak haktır, bunu bilişimci kimliğimle en başta ben savunurum, ama bu hakkı başkalarına yersiz mesnetsiz delilsiz düstursuz ve de anlamsız eleştiriler yapmak için kullanmak nedir bilemiyorum?

Hak mıdır?

Hadi Ali Nihat Bey'den ya da Gülkız Hanım'dan özür dilemezsiniz, geçmişte yazdığınız eleştirilerden biliyorum da;.. Cengiz Bey'den bari özür dileyin.

Ayıptır.


Sn. Orheen bu gerekçeniz mantıksız.

Cengiz Bey'le şahsen tanışırsanız etrafına salyalar saçarak, bağırıp çağırarak, ya da insanlara hakaret ederek muhalefet ya da yöneticilik yapmayacak bir insan olduğunu beş dakikada anlarsınız.

"Sağa sola çatmadı, demek ki işbirlikçiydi, zaten herşey ayarlanmıştı!" gibi bir anlayışı anlamak mümkün değil. Bu anlayışı eleştirdiğim için anlayış göstermeyen taraf benmişim gibi vurgu yapmanızı anlamam hiç mümkün değil.

Bu başlıkta daha fazla yazmayacağım. Seviyeyi de korumak lazım. Lütfen sizler de bu anlamsız iddiayı daha fazla dillendirmeyiniz. Delili olan ortaya koysun, deliliniz yoksa "çamur attım izi kalsın" mantığıyla her aklına geleni yazmak bir şekilde insanları rahatsız eder.

Herkese saygılarımla.
Cevapla
#14
Abdulkadir bey,

21 Mayıs 2012 tarihli ilk mesajınız ürün pazarlama değil mi, forum burada, mesajlar orada duruyor. Bu bir.

İkincisi, sizin için çok sayın olan Ali Nihat bey veya bir başkası çok insan için öyle fazla sayın ve saygıdeğer değil. Olmak zorunda da değil. İleride ürün satışından biriktirdiğiniz paralarla bir Kırık Kalpler Enstitüsü açarsanız, girişe resimlerini asarsınız. Bende bir değerleri yok.

Ürününüzü pazarlamak için yazdığınız yazıların karşılığında randevu koparıp TSF'den ilan ettirdiniz. Buna ticari açıdan eleştiri getiremem. Hakkınızdır. Herkes ürününü meşru yoldan pazarlayabilir.

Ama, menfaat ilişkisi içine girdiğiniz, kontratlı olduğunuz, ürününüzü devletin resmi kurumunun resmi sitesinden (TFF özerk diye başlamasın kimse, neyin ne olduğunu bilen biliyor) reklam ettikten sonra, TSF Seçimleri üzerine yazı yazmanız, yorum yapmanız abestir.

Tarafsınız çünkü. ABD'ye gidip geldiğinize göre conflict of inrterest diye birşeyler duymuşsunuzdur. Bu konumda olup da "ben objektifim" demeye kalkarsanız ticaretiniz yönünden değil, etik olup olmadığı yönünden sorgulanırsınız.

Kimseden özür dileyecek halim yok, hele sizin tavsiyeniz üzerine maalesef. Aynı düzlemde değiliz çünkü. Ürün satmıyorum, bu foruma bu amaçla girmiyorum, o yüzden tam bağımsızım, hakaret ve küfür içermeden, canım ne isterse, onu yazarım.
Ara
Cevapla
#15
Yazmayacaktım, ama dayanamadım.

Sn.Mojo,

Kim olduğunu öğrendim. Big Grin Big Grin Big Grin
Zor oldu ama oldu. Bağlantılarım sağlam ne yaparsın . 8)
Merak etme sen anonim kalmak istediğin sürece bu bende kalır.
Sen kim olduğunu söylemediğin sürece, bunun bilinmemesi hakkındır.

Kardeş bu arada; bana niye saldırıyorsun ki?
Ben sana ne yaptım?
Delilsiz kurgu yapmamalısın, olmaz dedim sadece.

Not: Sen inanmazsın şimdi ama yemin ediyorum amacım reklam değil. Yaygın olarak böyle düşünüldüğünü bileydim hiç yazmazdım.

Big Grin Big Grin Big Grin Big Grin Big Grin Big Grin 8) 8)
Cevapla
#16
Spor federasyonlarının kaderinin tamamen siyasetin elinde olduğunu pek çok kimse bilmektedir.Ben"gerçekten bağımsız olmamız gerekir"şeklinde düşünmüyorum.Zaten geçmişde resmi federasyon kurulurken neler olacağını az çok tahmin ediyorduk.Sonra öyle bir noktaya geldik ki en az değişikliğe bile razı olmaya başladık.Ben şahsen bazı yeniliklerin yapılması koşulu ile Ali Nihat beyin 2 dönem daha kalmasını en iyi çözüm olarak görmeye başladım.Bu size şaşırtıcı gelmesin!Otoriter ve deneyimli bir kimsenin bir süre daha devam etmesinde bazı yararlar vardır.Buna karşılık son Mali Genel Kurulun ibra edilmediğini öne süren arkadaşlarımız var.Ancak mahkeme 20 sene sürecekse çok uzun bir sürenin sonunda çıkartılan bu kadar gürültünün kime ne yararı olabilir?
Mojo Jojo'nun yukarda yazdığı olayları çoğumuz biliyoruz.Ben şahsen kanıtlayamayacağım iddiaları yazıya dökmüyorum.Kod ismi ile yazmadığım için çok cesur davranmıyorum.Jojo'nun iddiaları arasında en çok üzerinde durulacak olan Cengiz Keleş hakkında yazmış olduklarıdır.Herhalde Cengiz Keleş ve 39 arkadaşı bu iddialara birkaç satırlık yanıt vermek isteyecektir.
Bu iddialar sizce doğru mudur?2004 den sonra hiç muhalefet olmamış mıdır?"2012 seçiminde muhalefet var" gibi mi gösterilmiştir?
Eğer Jojo'nun bu iddiaları doğru ise bu forumda benim veya Oktay Ertan gibi gerçek kimliği ile yazı yazanların bundan sonra yazmasına gerek yoktur.Hüseyin Aktaş'ın şiir yazmasına,Selçuk Aydın'ın serbest güreşteki gibi bana çift dalmasına da gerek yoktur.Bu takdirde Cemil beyin 3 puan sistemini getirmeye çalışması da gereksizdir.
Uzaylılar da her seçim öncesinde bu forumda kalabalıklaşmasınlar..Nasılsa Jojo 2016 seçiminin sonuçlarını da bilecek..
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#17
Mojo yoksa 2010 yılında tastikname ile atılmış eski bir yönetici mi? Hani şu kendi isimini marka zanneden biri var ya.çok merak ettim şimdi.
Ara
Cevapla
#18
Sevgili arkadaşlar

Seçimi kaybettik psikolojisi ile yazı yazanlarla demek ki aynı taraftaymışız. Aynı tarafta olanlar olarak maalesef aynı yerde, bir arada olamadık. Aynı taşın altına elimizi koymadık. İktidar – muhalefet ayrımı yapacaksak eğer, muhalefet düzensiz, amaçsız ve gayretsiz hareket ediyor. Bu dağınıklık içinde ancak tesadüfi sonuçlar alınabilirdi. Gerçek hayatta ise, değerli şeyler tesadüflere bırakılmazlar.

Beni etkisizlikle, hatta işbirlikçilikle suçlayanlar.. Ne geçiyor ki elime? Alttan para mı alıyorum? Bildiğiniz bir şey mi var? Miş gibi ne yapmışım? Başarısızlıkların üzerine gitmedim mi? 12 yıllık başkan uğurladım. 219 bin lisans çıkartmışmış, bu balonu patlattım, gerçek sayının 30-40 bin olduğunu ispat ettim. Antrenör sayısının boş bir balon olduğunu gözlere soktum. Satrancın tamamen parasız olduğu yıllarda da bu kadar başarılı olunduğunu ortaya koydum. 2011 Avrupa sonuncusu olunduğunu söyledim. Bu federasyonun son 8 yılda 50 milyon USD bütçe kullanıp, bunu boşa harcadığını ortaya koydum. Saçları dökülmüş, son gençliğini harcayıp bitirmiş, 12 yıllık başkanın aslında bir şey başarmadığını ortaya koydum.

Yazılara cevap vermemişim.. Nasıldı o söz, “bir söze bakarım, bir de söyleyene... Cevap vermeye değer mi diye..”

Ne yapılması gerektiğini dört ayrı başlıkta, planlarla, hedeflerle ortaya koydum. Daha ne yapacaktım? Siz kendinize yarım saat verin, evinizde boş odaya karşı konuşun. Ne eksik kaldıysa tamamlayın. Daha önce dedim, yine diyorum yarım bilgi ile ya eleştirmen olabilirsiniz, ya da böyle yönetici olabilirsiniz. Muhalefet olmak için, muhalefet sözcüsü, muhalefet adayı olmak için tam bilmek gerekir, bir de kürsüden bunu ifade edebilmek. Daha iyi yapabilen varsa buyursun, benim anlayışımda daha iyi yapabilene saygı vardır. Hemen destek veririm.

Beni yetersiz, “low profile” bulabilirsiniz, ben mükemmel değilim, süpermen de değilim, çok üstün özelliklerim yok. Ama beni küçümseyecek olanın da “profilini” bilmem lazım. Hiç bilinmeyen bir profil tarafından da küçümsenmek istemem. En azından bana özel mesaj atıp, profilinizi bildirdikten sonra beni küçümsemeye kalkın.

Satrancı satranççılar yönetmeli tezi ortaya atıldı. Konumuz bu değil dostlar. Esas mesele, satrancın yönetimini satranççıların seçmesidir. Hanginiz bir kulüpte olup da oyuna sahip çıktı? Satranç adına bir fikri, vizyonu olmayanlar satranca 5-10.000 TL harcayınca kendilerinde söz hakkı görüyorlar. TSF bütçesinin binde birini harcayanlar, yüzde üç oya sahip olup kıymete biniyorlar. Kendilerine Yönetim Kurulu üyeliği teklif ediliyor. Ben de ettim, rakibim de etti. Fayda mı gelecek? Hayır, oy gelsin de.. O zaman buyurun piste. Hep beraber olalım, sadece forum boyutunda kalmasın fikirlerimiz.

Bu seçim sistemi içinde siyaset her zaman etkin olacaktır. İyi yönetmeyenler sorun yaşadıkça siyasi destek alacaklar ki, ayakta kalabilsinler. 12 yıllık dönemin tek başarı kriteri “seçim kazanmak” olmuştur. Bu anlayıştan kurtulacağımızı umuyorum.

Ne yapmalı? Bu seçim sistemi içinde elden gelen bu. Tek kolla bu kadar güreşiliyor. Tek kolla da olsa yenecek olan bir pehlivan gelirse kendisini destekleyeceğim. Bu yönetim iyi yola yönelir ve iyi niyetinden emin olunursa da onları destekleyeceğim. Önemli olan iyi şeyler yapılmasıdır.

Sağlıcakla kalın
Ara
Cevapla
#19
Sayın Keleş

Ben sizin samimiyetinize ve emeğinize güvenenlerdenim . Sizi asıl şimdi destekliyorum.

Size nacizane tek tavsiyem MUHALEFETE bugünden itibaren başlanmasıdır. Ben bu istek ve heyecanı forum üyelerinin yazılarında da görüyorum.

Anne eliyle ( Murat Kul metaforu ) bir şeyin değişmiyeceğini hepimiz biliyoruz. Bir kere en önemlisi bu SAYIN ANNE 'nin ELİ ZATEN YÖNETİMİN İÇİNDEYDİ . . Ve yönetim sıkışınca anneye sarıldı .

YAZINIZDA belirttiğiniz gibi satrancın S sine bile katkısı olmayan bu yönetim tekrar nasıl seçilebildi ?

Bu durum iyi analiz edilebilir. . Özellikle belirtiğiniz kulüp kurma süreci ve kullanılan yöntemler etkisiz kılınabilir. Ben önümüzdeki 4 yıllık muhalefet döneminde size tam destek veriyorum.

Sevgi ve Saygılarımla
Ara
Cevapla
#20

Cengiz bey bu dediklerinizden çok daha fazlasının Mojo Jojo yazıp çok daha detaylı anlattı. Bunları ortaya koymak birşey değilki. Tek kolla güreşeceğinizi biliyordunuz da neden ringe çıktınız ki? Hiç ringe çıkmayıp ta seçim sürecindeki sorunları ön plana çıkartsaydınız çok daha hayırlı olurdu.

Hiç olmazsa demokrasi kazandı, hakkıyla kazandı gibi gerçekle alakası olmayan yorumlar yapılmazdı. TSF Başkanının atama sonucu orada oturduğu konusunda herkez hemfikir olurdu boşuna seçim muhabbeti olmazdı.

Demokrasiye inanan, kendi kendini yönetmek isteyen satranççılar da kendi dernek veya organizasyonunu kurup yollarına devam edebilir.

Bence bu seçim sistemini gündeme taşıyacak televizyon programlarına, haberlere veya siyasetin başka türlü ilgisini çekecek eylemlerle taşın altına elinizi koymanız daha doğru olurdu.

Çok biliyorsan sen yapsaydın diyebilirsiniz ancak benim ne vaktim nede maddi durumum buna uygun değil. Sizin yerinizde olsaydım da yapacaklarım aynen bunlardı.
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi