GÜLKIZ TULAY İLE SÖYLEŞİ
#1
[url=http://postimage.org/image/5j2rx7f5n/][/url]

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Türkiye’nin ilk Kadın Uluslararası Ustası olmanın verdiği gururu hala yaşıyorum, aradan 18 yıl geçti. İlk WGM’ miz olduğu için Betül Cemre Yıldız’la da bir ilk yaşamış ve kendisiyle de ben söyleşmiştim. Siz de Türkiye açısından bir ilksiniz… Türkiye’nin satranç dünyasında ilk kadın federasyon başkanısınız. Hoş bir duygu olmalı, neler söyleyeceksiniz?

Gülkız TULAY: Sizin de bildiğiniz gibi, ben 8 senedir bu federasyonda yönetim kurulu üyeliği görevinde bulunuyordum. Bu sürenin son iki senesinde ise asbaşkandım. Çeşitli görevlerde bulundum, sorumluluklar üstlendim ve birçok ilki de ben bu federasyonda yaşadım. Bu sefer kendi konumum itibariyle bir ilk yaşıyorum. Federasyon başkanı olmak çok güzel bir duygu; fakat daha önce de belirttiğim gibi bu alanda ilk olmak çok daha özel. Bu demek değil ki bunu bir tek ben başardım başkası yapamaz. Sizin de söylediğiniz gibi siz de bir ilki yaşamış, yaşatmışsınız. İlk WGM’ miz Betül aynı şekilde bize çok büyük mutluluklar yaşattı. Bir alanda ilk olmak güzeldir; ama asıl önemli olan insanlara örnek olmak ve benzer başarılar elde etmelerini sağlamaktır. Ülkemizde kadınlar daha ön planda yer almalılar. Yapabileceklerini çekinmeden göstermeli, kadın gözüyle bakmanın, kadın gözüyle çözüm üretmenin ayrıcalığını daha çok hissettirmelidirler.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Evet, bir konuda ilk olmak çok güzel ama bir o kadar da sorumluluk yüklüyor insana! Kendinizi ne tür bir sorumluluk altında hissediyorsunuz?

Gülkız TULAY: Federasyon gibi; para harcayıp, emek harcayıp başarı beklediğiniz kurumlarda, insanlar her şeyi en tepedeki insandan bilirler. Kazanılan başarılar da, yapılan hatalar da başkandan sorulur. Hâlbuki o işin arkasında birçok insanın emeği veya hatası vardır. Bu açıdan baktığınızda; evet görünen kişi durumuna gelerek belli bir sorumluluk altına girdiğim doğrudur. Ancak ben zaten 8 senedir bu işin görünmeyen sorumluluğunu fazlasıyla üstlenen biriydim. Kazanılan başarılar ortada, satrancın geldiği nokta ortada. Bizim de belli hedeflerimiz, satrancı geliştirme doğrultusunda belli projelerimiz var. Bu sorumluluğa çok da yabancı olmayan biri olarak şunu söyleyebilirim ki; bu sorumluluk beni korkutmuyor, aksine heyecanlandırıyor ve heveslendiriyor.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Seçimi bu kadar farkla kazanmayı bekliyor muydunuz?

Gülkız TULAY: Evet bekliyordum. Ben bu yola çıktığımda kendime güvenerek yola çıktım. Yaptıklarım yapacaklarımın teminatı olduğu için bu kararı verdim. Yeni çıkan yönetmeliğe göre başkan adaylarının imza toplaması gerekiyordu. Bu süreçte de zaten delegelerin büyük çoğunluğu bana destek imzası verdiler. Bazı art niyetli arkadaşlarımızın zannettiği gibi ben bu imzaları baskı yoluyla almadım. Aksine delegelerimiz sağ olsunlar kendi istekleriyle beni desteklediklerini beyan ettiler. Bundan dolayı seçimin de rahat geçeceğini tahmin ediyordum (son bir haftayı ve son geceyi saymazsak)

Ama Satranç camiamız sözünün arkasında durdu ve ben tam da imza sayısında olan büyük fark gibi oy sayısında da farkla kazandım.


Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Yönetim, Denetleme ve Disiplin Kurulu üyelerinizi
Yayınladınız. Diğer kurul üyelerinizi ne zaman yayınlamayı düşünüyorsunuz?

Gülkız TULAY: Daha önce projelerim arasında belirttiğim gibi yeni kurullar oluşturmaya karar verdim. Bunların çalışmalarını yapmaya başladık. Camiamızda çok değerli insanlar var. Bu insanların yetkinliklerine ve çalışma azimlerine göre en etkili düzenlemeyi çok yakın zamanda yapıp, bu kurulları duyuracağız.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Sorumluluklarınızı birlikte yerine getireceğiniz çalışma arkadaşlarınızı hangi ölçütlere göre belirlediniz veya belirleyeceksiniz?

Gülkız TULAY: Bildiğiniz gibi Türkiye’nin en büyük federasyonlarından birini yönetiyoruz. Bu kadar büyük bir organizasyonel yapıda birçok değişik alandan insana ihtiyaç duyuyorsunuz. Yeni yönetimimizde çeşitli sektörlerde görev yapan, her yaştan satranç sevdalısı insanlara yer verdik. Kiminin tecrübesinden, kiminin mesleki yetkinliğinden, kiminin de bilgisinden ve zekâsından yararlanmayı hedefliyoruz. Kurullarımızda yer alacak insanları belirlerken de benzer kriterleri göz önünde bulunduracağız. Olmazsa olmaz iki kriter var.

Birincisi o kişi satrancı sevecek ve satranç için hiç durmadan çalışacak. Bize çalışacak adam lazım. Bu federasyonu tek başıma idare etmemi kimse benden bekleyemez sanırım.

İkinci kriter ise, göreve getireceğimiz kişinin, o göreve uygun nitelikler ve tecrübeler taşıması. Sırf birilerinin gönlünü hoş etmek için belli pozisyonlara isim getirmek benim işimi zora sokmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Üstelik etik de olmaz.


Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Seçim konuşmanızda kim seçilirse seçilsin satranç kazanacak dediniz. Satranç sizinle neler kazanacak?

Gülkız TULAY: Satranç benimle her alanda ivme kazanacak. Daha çok unvanlı sporcu, daha çok lisanslı oyuncu, daha güzel turnuvalar ve organizasyonlar... Anlık başarılardan ziyade, temelleri sağlam, başarıya odaklı bir altyapı ve bu altyapıyı oluşturmak için gerekli ortamlar ön plana çıkacak. Türkiye’de satrancın kazanması demek, sadece sporcularımızın kazandığı başarılar demek değildir. Antrenörlerimiz de gelişsin ki daha çok çocuğumuz daha kaliteli
bir eğitim alsın. Hakemlerimiz de gelişsin ki turnuvalarımız daha sorunsuz halledilsin. Onlar da uluslararası platforma federasyonumuzu temsil etsinler. Organizatörlerimiz gelişsin ki daha başarılı organizasyonlara imza atabilelim. Kısacası biz her alanda altyapısı sağlam, her alanda başarıya endeksli bir federasyon oluşturmak istiyoruz.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Türkiye satrancının kazanması için ne gibi projeleriniz var?

Gülkız TULAY: Bu projelerimi daha önce de web sitemde duyurmuştum. Diğer soruda da belirttiğim gibi biz federasyonumuzun altyapısını güçlendireceğiz. Antrenörlerimizin eğitimi için yeni bir proje hazırlıyoruz. Onları daha etkin ve yetkin hale getirmek her açıdan ülkemiz ve sporcularımız için bir avantajdır. Buna paralel olarak, uzaktan eğitim sistemini hayata geçirmeyi planlıyoruz. Günümüzde zaman her şeyden değerli hale gelmiştir. En kısa sürede, her noktaya ulaşarak, en verimli eğitimi vermek için çalışmalarımız sürüyor.
Ayrıca il ve ilçe yönetimleri üzerinde de çalışmalarımız var. Onlar güçlensin ki, satranç tabana yayılabilsin. Bizim Ankara’dan ulaşamadığımız yerlere, kendi illerinde, ilçelerinde temsilcilerimiz ulaşabilsin. Mesela kendi digital satranç tahtamızı üretmeyi planlıyoruz. Arkadaşlarımız bir süredir bunun üzerinde çalışıyorlar. Burada sayfaları dolduracak kadar projelerimiz hedeflerimiz var. Bunlar sadece bir kaçı. İnsanlar şu yanılgıya düşmemelidirler. Satrancın kazanması demek, sporcuların elde ettiği başarılardan ibaret değildir. Her alanda projelerimiz olduğunu çok yakın zamanda herkes görmüş ve takdir etmiş olacak.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Sizin için en zor ve zaman alacak hedefiniz nedir?

Gülkız TULAY: En zor demeyelim; fakat en zaman alacak hedefimiz uzaktan eğitim sistemini ülkemizde oturtmak olacaktır. Aslında kişi ve şehir sayısını sınırlı tutarak, sırf yapmış olmak için böyle bir sistemi devreye sokmak çok kolay olur. Ama bir anlamı olmaz. Herkese bu sistemi benimsetmek, kullanmasını sağlamak ve kolaylaştırmak, en fazla sporcuya ulaşmak biraz zaman alacaktır. Sonunda başarıldığında ise, ülke satrancı için yeni bir çağ başlayacaktır.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Seçim konuşmanızda da dile getirdiniz ama seçimi izleyemeyen satranç severler için biz bir kez daha soralım. Sizinle ilgili yapılan eleştiriler satranççı olmamanız ve kadın olmanız yönünde. Bu konuda neler diyeceksiniz?

Gülkız TULAY: Satrancı satranççılar yönetmeli kavramına tamamen karşıyım. Seçim konuşmamda da belirttiğim gibi, her işi o işi en iyi bilen yönetmeli. Yönetmekle oynamak çok farklı şeyler. Ben bu işin tam mutfağından geliyorum. Belki kendi satranççı olduğu için bu federasyonu daha iyi yöneteceğini iddia eden kişilerden daha çok satranççılarla bir arada bulunmuş, daha çok satranç taşına dokunmuşumdur. Bunu söyleyen kişiler FIDE’ nin ilk 100 listesinde mi yer alıyorlar? Kaç tane kulüp yöneticisiyle konuşmuşlar, kaç sporcunun, velinin derdini dinlemişler? Bir kulübü yönetmenin zorluğunu biliyorlar mı? Ama satranççılarmış. Buyursunlar oynamaya devam etsinler o zaman, biz de yönetelim. Kadın olma konusuna gelirsek, bu kadar sığ düşünen insanlara cevap bile vermeye gerek yok. Kadın başkan olarak kendimle gurur duyuyorum. Çok yakın zamanda da herkes yapabileceklerimi görecek.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Yaptığınız yurt gezilerinde size en çok hangi sorun yansıtıldı? Bununla ilgili tedbirleriniz neler olacak? Dikkatinizi neler çekti?


Gülkız TULAY: Yaptığım gezilerde en çok dikkatimi çeken ve aslında farkında da olduğum iki şey vardı. Birincisi eğitim kulüplerinin kriterleri ve destek sıkıntısı içinde olmaları. Ben bu durumu zaten projelerim arasında belirtmiştim. Eğitim kulüplerine destek kriterlerini yeniden düzenleyip, faaliyete geçmek. İkinci dikkatimi çeken şey ise, bazı il yönetimlerinin satranca çok destek verirken, bazı il yönetimlerinin ise duyarsız kalması oldu. Bu sorunu da o yönetimlerle irtibata geçerek ve bu sporun faydaları üzerinde durarak, en yakın zamanda çözmeyi hedefliyoruz.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Mersin’de yaşıyorsunuz, Federasyon Ankara’da. Bu sizin için sorun olmayacak mı?

Gülkız TULAY: Bu soruyla seçim dönemi sırasında da karşılaştım. Bir kez de buradan sizin aracılığınızla açıklamış olayım. Benim Ankara’da bulunan işlerim dolayısıyla evim, bürom, akrabalarım; dolayısıyla bir hayatım var. Federasyon haricinde de benim sık sık Ankara’da bulunmam gerekiyor. Tabii ki ailem Mersin’de bulunduğu için yaşadığım yer de dolayısıyla Ankara değil. Ancak başkanlığına geldiğim kurum da federasyondaki odanızda oturarak yönetilmiyor. Seyahat etmeye alışık olduğum için bu durumun üstesinden rahatlıkla geleceğime kimsenin şüphesi olmasın.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Projelerinizi gerçekleştirmek için büyük bütçelere ihtiyacınız var. Bu bütçeyi nereden sağlayacaksınız?

Gülkız TULAY: Satrancın geldiği noktada, özerk federasyonumuzun ciddi gelirleri vardır. Bunların yanında satrancı geliştirmek adına bu paralar gereken yerlere harcanmaktadır. Bildiğiniz gibi Türkiye İş Bankası satranca ana sponsorluk yapıyor. Her yıl ciddi oranda federasyonumuza, dolayısıyla satranca destek oluyor. Satranç ülkemizde geliştikçe daha çok firma satranca sponsorluk yapmak istiyor ve istemeye de devam edecekler. Bizim bu bütçeyi sağlamak için yapacağımız şey ise ana sponsorumuzun yanında proje veya turnuva bazlı yan sponsorluklar ekleyeceğiz. Yerel turnuvaların kendi sponsorunu bulmalarına yardımcı olacağız. Kısacası genel olarak gelirlerimizi artırmaya çalışmanın yanında, proje bazlı sponsorluklar için arayış içinde olacağız.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Büyük şehirlerde her yaş grubuna hitap edebilecek satranç merkezleri ne yazık ki yok? Bu konuda projeleriniz var mı?

Gülkız TULAY: Sadece büyük şehirlerde değil, tüm şehirlerimizde satranç oynanabilecek, turnuva düzenlenebilecek ve eğitim seminerleri düzenlenebilecek küçük ya da büyük o şehrin kapasitesine göre bir satranç merkezi kesin bulunmalıdır. Bu konuyla ilgili o şehrin yerel yönetimleriyle bağlantı kurup, bu yerlerin temini konusunda destek istenecektir. Yerler temin edildikten sonra ise malzeme ve diğer yardımlar federasyonumuz tarafından sağlanacaktır.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Turnuvalarımızda hep aynı hakemlerin görev almasıyla ilgili eleştiriler var. Sizin hakemlerle ilgili projeleriniz nelerdir? MHK de yeni bir yapılanmaya gidecek misiniz?

Gülkız TULAY: MHK’ da yeni bir yapılanmaya gideceğiz. Her kurumun taze kanlara ihtiyacı vardır. MHK da bu camianın en önemli, en aktif kurullarından birisidir ve çok göz önündedir. Bu sorunu çözmek için hakemlerin eğitiminden işe başlayacağız. Hakemlerimizi belli bir seviyeye çıkarttıktan sonra, görev dağılımının da en hakkaniyetli şekilde yapılmasını sağlamak ve takibini yapmak bizim görevimizdir.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Federasyonumuzun web sayfasında hiç köşe yazısı yazmıyorsunuz. Başkan olarak bu konudaki tavrınız nasıl olacak?

Gülkız TULAY: Önceki dönemde başkanımız ve iki başkanvekilimizin yazılarını takip ediyorduk bu köşeden. Yeni dönemde tabiî ki yazılar yazacağım, görüşlerimi ifade edeceğim, insanların beni takip etmeleri için bir ortam yaratacağım. Çok yakın zamanda yazılarımı okumaya başlayacaksınız.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: İl temsilcilerinin atanması konusunda sorunlu pek çok il olduğu yönünde eleştiriler var. Örneğin Federasyon merkezinin bulunduğu Ankara'nın uzun süreden beri il temsilcisi yok. Bölge ve İl temsilcilerini atarken nelere dikkat edeceksiniz?

Gülkız TULAY: İl temsilcilerinin atanması ve görevlerini icra etme konularında bazı illerimizde sıkıntı olduğu doğrudur. İl temsilcileri belli fedakârlıklar göstererek satrancın gelişmesine katkıda bulunmalı, kendi illerinde federasyonun birer elçileri konumunda olmalıdırlar. Eğer bu fedakârlıklar, o kişilerin hayatlarından kısmalarına neden olursa, o kişiler görevlerini layıkıyla yürütemezler. İl temsilcilerine ve il bütçelerine ayrılacak bir fon oluşturulacaktır. Bu para, satrancın o ilde gelişmesi için kullanılacaktır. O ilde satranca katkı sağlayan kişilerin de görüşleri dikkate alınarak belirlenen il temsilcileri de satrancın gelişmesinden öte bir kaygıya kapılmayacaktır.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Özellikle yaş grupları turnuvaları hep 5 yıldızlı otellerde yapıldı. "Satranç zengin sporu haline geldi" diyenler var. Siz bu imajı yıkmak için bir şeyler yapmayı düşünüyor musunuz?

Gülkız TULAY: Turnuvaların 5 yıldızlı otellerde yapılması kötü bir şey değil. Bu durumdan şikâyet eden arkadaşlarımız, eskiden çarşafı olmayan yurtlarda, misafirhanelerde konaklamak durumunda olduğumuzu bilseler ya da hatırlasalar inanın bu durumdan şikâyet etmezlerdi. Bizim yapmaya çalışacağımız şey ise, satranççılara daha iyi olanaklar sunarken, nasıl daha çok sporcumuzu bu turnuvalara getireceğimiz noktası olacaktır. Durumu müsait olmayan; fakat gerçekten satranca yeteneği olan azimli sporcularımızın bu turnuvalara katılmalarını sağlamak için kaynak yaratmak öncelikli hedefimiz olacaktır.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Kadın bir başkan olarak kadın satrancının gelişmesine yönelik projeleriniz nelerdir?

Gülkız TULAY: Altyapıda kızlarımızın eğitimine çok özen gösteriyoruz. Dünya’nın en iyi antrenörleriyle çalışmalarını sağlıyoruz. Bununla beraber kadın satrancı ülkemizde her geçen gün gelişiyor. Unvanlı kız sporcularımızın sayısı artmaya devam ediyor. Geleceğin Polgar’ ları emin ellerde gereken ilgiyi görüyor. Bununla beraber iller bazında da kadın satrancında yapılacak işlerimiz var. Yerel düzeyde düzenlenecek turnuvalar ve eğitimlerle kadınlarımızın daha çok satrancın içinde yer almasını ve kendilerini bu alanda geliştirmesini hedefliyoruz.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Doğu illerinde satranç kahvehanelerde en çok oynanan oyun olmasına rağmen, ne yaş guruplarında nede lig takımlarında doğu illerini göremiyoruz. Doğu illerini daha aktif hale getirmek için projeleriniz var mı?

Gülkız TULAY: Eskiden satranç sadece belli iller bazında başarı kazanılan bir sporken, artık yayılma stratejilerimizle birlikte birçok ilimizde satranç merkezleri kuruluyor, sporcular yetişiyor. Bazı illerde şartlar gereği bu yayılma daha yavaş olabiliyor. Ama çalışmalarımız arasında Doğu illerimiz en ön sıralarda yer alıyor. Yerel yönetimlerin ilgisini ve desteğini sağlayarak illerde etkili turnuvalar düzenletmeye çalışmak ve bazı organizasyonlarımızı da bu illerde yaparak ilin ve gerekli kuruluşların dikkatini çekmek oldukça önemli olacaktır. Tabii ki bunun yanında satranç merkezleri açmak, açtırmak, devamlılığını takip etmek, alt yapı çalışmalarını desteklemek gibi unsurları da ihmal etmeden.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Milas’lı oyuncumuz 5.5 yaşında Toprak Mutlukan’ a söz verdim bu soruyu soracağıma. Toprak yaşından dolayı birçok turnuvaya katılamıyor, okula başlama yaşı da değişti. Sanırım yeni düzenlemeler gerekiyor. Yaş gruplarında kategorilere beş yaşı ekleyebiliriz sanırım?

Gülkız TULAY: Bildiğiniz gibi okula başlama yaşı değişti. Satranç anlamında doğru olan ise okula başlama yaşıyla lisans çıkartma yaşının eşitlenmesidir. Bu alanda girişimlerimize başladık. En yakın zamanda bu değişen duruma göre, kimseyi mağdur etmeyecek şekilde bir düzenlemeye gitmeyi hedefliyoruz.

Yaş grupları kategorilerine beş yaşı eklemek doğru değil ancak Sayın Başbakanımızın da dediği gibi okul öncesi turnuvaların sayısını ve çeşitliliğini artırabiliriz. İş Bankası Şenlikleri buna güzel bir örnek olacaktır.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Özgür Satranç Forumu takip ediyor musunuz? Takip ediyorsanız, Forum hakkında neler düşünüyorsunuz?

Gülkız TULAY: Özgür satranç forumu belli bir süredir takip etmiyordum. Ama takip etmek istiyorum açıkçası. İnsanların düşüncelerini belirtmesi demokrasinin olmazsa olmazıdır. Biz yöneticilerin de bu görüşleri dikkate alarak çözüm üretmesi gerekir. Buradaki önemli nokta, bu eleştiriler ve tartışılan fikirler ne kadar ölçülü ve hangi temellere dayandırılıyor noktası. Daha önceleri gördüğüm ve son zamanlarda işittiğim kadarıyla, forum ortamında kayda değer yazılar yazan, belli bir hedef doğrultusunda satranca katkı sunmaya çalışan insan sayısı her geçen gün azalıyor. Bu durum değiştiği sürece ben forumu takip etmeye ve oralarda tartışılan konular hakkında projeler üretmeye her zaman istekli olurum.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU: Söyleşi için teşekkür eder, size yeni göreviniz de başarılar dileriz. Son olarak camiamıza ne gibi mesajlar vermek istersiniz?

Gülkız TULAY: Camiamıza beni bu göreve layık gördükleri için çok teşekkür ederim. Onların güvenini boşa çıkarmamak için ekibimle birlikte çok çalışmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Satranç oynayan herkese daha iyi olanaklar sunacağız. Hedefimiz; daha başarılı satranççıların yanında daha mutlu satranççılar yetiştirmek olacaktır. Biz çalışacağız, çalışmak isteyene de kapımız her zaman açık olacak. Bu ülkede satrancı daha da yukarılara taşımak için herkes taşın altına elini koymalıdır. Başarı bunu gerektirir.

Size de uzun bir süredir vasıtasıyla sunduğunuz katkılardan dolayı teşekkür ediyorum ve her zaman bunun gibi yararlı projelerle çalışmalarınıza devam edeceğinize inanıyorum.
Ara
Cevapla
#2
Forumdaki güzel söyleşiyi okudum ve beğendim.Bir satrançcının konum değerlendirmesi gibi içten ve kendine özgü..Toplumun bilgilendirilmesi adına olumlu buldum.Umutlarım artıyor.Bu tip sorgulamaların devamını beklerim.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#3
Bu tip uzun metinlerden belli yerleri alıntılamayı pek sevmem.
Ancak dikkatimi çeken birkaç noktayı sizlerle paylaşmak arzusundayım.
Bunlar arasında olumlu düşüncelerim olduğu gibi, olumsuz düşüncelerim de var.

Gülkız TULAY: Kazanılan başarılar ortada, satrancın geldiği nokta ortada
Kazanılan başarılar gerçekten ortada. 38 Avrupa ülkesi arasında 34. olmak, evsahibi olarak gerçekleştirilmesine ve iki yabancının katkısına rağmen 42. sırada bitirilen olimpiyatlar, gerçekten unutulmaz başarılardı.

Gülkız TULAY:Bazı art niyetli arkadaşlarımızın zannettiği gibi ben bu imzaları baskı yoluyla almadım
Nilüfer Hanım'ın yönelttiği "Seçimi bu kadar büyük bir farkla kazanmayı bekliyor muydunuz?" sorusu oldukça çanak. Aradaki fark, imza sayısına göre olağandır. Gülkız Hanım'ın verdiği cevap ise kusurunu örtmeye çalışmaktır. Kulüplere baskı yapıldığının kanıtı aşağıdadır:

Hatta başlığı açan arkadaş daha fazla baskı altına alınmıştır ve ifadesini değiştirmek zorunda kalmıştır. Lütfen yukarıdaki bağlantıyı dikkatle okuyunuz.

Gülkız TULAY:Daha çok unvanlı sporcu, daha çok lisanslı oyuncu, daha güzel turnuvalar ve organizasyonlar...
Daha çok lisanslı oyuncu, geçmiş yönetimin değişmez hedefiydi. 12 yıldır daha çok lisanslı oyuncu oldu da ne gibi bir başarı elde edildi? Kocaman bir sıfır.
Ünvanlı oyuncu sayısı arttı da hangi uluslararası turnuvada başarı kazandılar? Sadece sayı arttı, kalite nerede?
Hala lisanslı sporcu, ünvanlı sporcu sayıları hedefleniyor. Mevcut olanların kalitesini artıralım, başarı ancak o zaman gelir. Kendimizi kandırmaktan bir an önce vazgeçmeliyiz. Artık balon sayılarla ilgilenmeyi bırakalım, kaliteye bakalım.

Gülkız TULAY:Mesela kendi digital satranç tahtamızı üretmeyi planlıyoruz.
Dilerim bu proje hayata geçer. Ayakta alkışlarım.

Gülkız TULAY: Satrancı satranççılar yönetmeli kavramına tamamen karşıyım. Seçim konuşmamda da belirttiğim gibi, her işi o işi en iyi bilen yönetmeli.
Ne tesadüftür ki "satrancı satranççılar yönetmeli" diyenlerin gerekçesi tam da buydu: İşi bilmek.

Gülkız TULAY: Hakemlerimizi belli bir seviyeye çıkarttıktan sonra, görev dağılımının da en hakkaniyetli şekilde yapılmasını sağlamak ve takibini yapmak bizim görevimizdir.
Tüm röportajın en beğendiğim cümlelerinden biri budur. Hakkaniyet kavramı çok önemlidir ve gerçekten uygulanır, göz önünde bulundurulursa hakemlerin kalite çıtası büyük ölçüde yükselecektir.

Gülkız TULAY:Yeni dönemde tabiî ki yazılar yazacağım, görüşlerimi ifade edeceğim, insanların beni takip etmeleri için bir ortam yaratacağım. Çok yakın zamanda yazılarımı okumaya başlayacaksınız.
Geçmiş yönetimden Kuvay Sanlı ve Tahsin Aktar, köşelerini çok güzel kullandılar. Yazılarını ilgiyle takip ettik, çoğu zaman bilgilendik. Ne var ki Ali Nihat Yazıcı ve Murat Kul'un yazıları kişisel sataşma içeren, birçoğu seviyesiz yazılardı. Gerilimin büyük bölümü, bu seviyesiz yazılardan kaynaklandı. Dilerim Gülkız Hanım yazı köşesini Kuvay Sanlı gibi, Tahsin Aktar gibi kulllanır, diğer iki arkadaş gibi değil.

Gülkız TULAY:İl temsilcilerine ve il bütçelerine ayrılacak bir fon oluşturulacaktır.
Bu cümle de çok güzel bir düşüncenin yansımasıdır. Gülkız Hanım başarı için profesyonelleşmenin şart olduğunu anlamış ve uygulamanın gerekliliğini idrak etmiş. Daha iyi hizmet bekliyorsanız daha iyi çalışma koşulları oluşturacaksınız. Olay budur. Dilerim hayata geçer ve il temsilciliği, fahri bir görevden çok profesyonel bir anlayış yörüngesine oturur.

Gülkız TULAY:Bu durumdan şikâyet eden arkadaşlarımız, eskiden çarşafı olmayan yurtlarda, misafirhanelerde konaklamak durumunda olduğumuzu bilseler ya da hatırlasalar inanın bu durumdan şikâyet etmezlerdi.
Kötü örneklerle "ölümü gösterip sıtmaya razı etmek" taktiği uygulanmış. Bence gerek yoktu. Daha iyisini hedefliyorsanız kötü örnekler vermeyeceksiniz.

Nilüfer ÇINAR ÇORLULU:Yaş gruplarında kategorilere beş yaşı ekleyebiliriz sanırım?
Nilüfer Hanımı bu noktada bir kez daha eleştireceğim. Dilerseniz 3 yaşı falan da ekleyelim, tam olsun. Kendimize ait olan "en genç olimpiyat takımı" rekorunu geliştimiş oluruz böylelikle. Yukarıda da yazmıştım, artık sayıları değil, kaliteyi geliştirmeye başlayalım.
Neyse ki Gülkız Hanım bu yanlışı görerek böyle birşeyin resmi turnuva anlamında mümkün olmayacağını ifade etmiş.

Gülkız TULAY:Daha önceleri gördüğüm ve son zamanlarda işittiğim kadarıyla, forum ortamında kayda değer yazılar yazan, belli bir hedef doğrultusunda satranca katkı sunmaya çalışan insan sayısı her geçen gün azalıyor.
Ali Nihat Yazıcı'nın "forum köşeleri" mantığının devamıyla karşı karşıya olduğumuzu sanıyorum. Gülkız Tulay demek ki son zamanlarda foruma girmiyor, girenlerden haberleri alıyor. Bu hiç hoş bir cümle olmamış. Ayrıca "Bu durum değişirse projelerini değerlendirmeye alabiliriz" gibi bir cümle, muhalefet etmezseniz sizi dinlerim anlamına geliyor. Demokrasi bu değildir. Yeni başkanımız dilerim önyargılarını bir kenara bırakır ve tarafın değil, aklın yoluyla hareket eder.
Ara
Cevapla
#4
Oktay seni tebrik ediyorum, çok net ve cesur tespitler yapmışsın.

Soruların tamamı çanak.

Her cevaba ayrı bir eleştiri yazılabilir de çok ciddi olanı, şu yeni moda edilmeye çalışan 5 yaşındaki çocuklara satranç oynatma fikirsizliği.

5-6 yaşındaki çocukların egosu, gücü, sinir sistemi ve kuralları algılayış biçiminden acaba bu soruları soranların ve cevaplayanların haberi var mı?

5-6 yaşındaki çocukların yüksek fiziksel efor ve yüksek beyinsel çaba gerektiren bu oyuna sokulması tam katliam olur.

9 yaşın altında jimnastik, yüzme ve bisiklet dışında bireysel sporlar, çocuklarının gelişimi için sakıncalıdır. Çocuklar 9 yaş altında daha çok yenilgi ve başarıyı bir arada yaşayıp hazmedebilecekleri takım sporlarına yöneltilmelidir.

İçinde skor ve sonuç olan bireysel sporlar 5-6 yaşındaki çocuğu ezer. 6 yaşında bir satranç maçını kaybeden bir minik çocuk sadece ağlar, zeki olmadığını düşünür ve kısa yoldan satrançtan soğur. Diğer psikolojik etkileri ayrıdır.

Amaçlanan "bizim dönemimizde 70 milyon satranç oynuyor" demekse, bunun kısa yolu var, kömür ve bulgur torbalarını alıp, her şehrin meydanında insanları toplayın, 70 milyon olmasa da 35 milyon gelir, siz de rahat edersiniz biz de.
Ara
Cevapla
#5

Bobby Fisher ya da Kasparov kaç yaşında başlamış acaba?

Turnuvalara 5 - 6 yaşlarında başlayan kaç GM var dünyada acaba?

Mojo'nun dediklerine göre davranılıyorsa tüm GM'ler 9 yaşından sonra turnuvalara giriyor olmalı!...

Yoksa Mojo'nun dediği gibi "katliam" olmuş olur... Çok fena.
Cevapla
#6
Türkiye Satranç Federasyonu Başkanı sn.Gülkız TÜLAY ile sn.Nilüfer ÇINAR arasında yapılan söyleşi,satranç toplumunu ve forum izleyenlerini aydınlatma açısından son derece doğal ve yerinde bir uygulama olduğu düşüncesini taşıyorum.Çünkü seçim bildirgesinde belirlenen ve kamuoyuna duyurulan hedef ve projeler bu söyleşide iddialı bir şekilde teyit edilerek deyim yerindeyse KAMUOYUNA KARŞI SÖZ VERİLİR KONUMU oluşmuştur.TSF'NİN YENİ YÖNETİMİ bu söz ile kendisini bağlar konuma zaten düşmüştür.Bu durum satranca katkı sunmak isteyen herkes için,en azından makul bir süre tanınarak olabilecekleri görebilme ve zamanı geldiğinde elbette olumlu-olumsuz haklı eleştirilerin belirtilmesi düşüncesini paylaşmak isterim.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#7
sayın cengiz keleş in buradaki yazısına cevap üzerine cevaplar gelirken sayın başkanımız gülkız tülay 'a bir şeyler gelmiyor. üstelik okuyanlarda az malesef . bu nedenle bir şeyler yazmayı kendime borç bildim .
ayrıca ''türk satrancını yönetmek için erkek gücü lazımdır'' tesbitimde,ne gülkız tülay ekibi ne de cengiz keleş ekibi tarafından hiç hoş karşılanmadı .
hatta bana ''seçim öncesi bu konuda yazma'' diye ricalarda oldu . bende aynı konuya girmek istemedim ve yazmadım . federasyon kongresini internetten baştan aşağı izledim . sayın gülkız hanım konuşmasında bu konuya değindiği an , bir alkış kıyamet koptu ki ; o alkışlardan vallahi en fazla ben etkilendim . bu konuda donanımsız olan delege ve camiamıza hayret ettim .
ama patlayacağım ve yazıyorum ve diyorum ki ''türk satrancını yönetmek için gerçekten erkek gücü gerekir . bir bayanın bu şartlarda TSF yi yönetebileceğini düşünemiyoruz .
bu benim şahsi fikrimde değil üstelik ; burada birkaç arkadaşla görüşüp konuştuğumuz ve vardığımız bir netice idi . o arkadaşlarda halâ aynı görüşü hemde artan endişelerle devam ettiriyor . bu arkadaşların hepside satranççı, okumuş ,kadınlara saldırı düşünmeyen sayın kişilerdir .
onlarda halen bana diyorlar: -boş ver cevap verme ,'' nasıl olsa yapamayacak ve herkes görecek'' . yanlız bir konuyu açıklamak isterim, biz hiç bir zaman bayanlar başkan, yönetici olamaz demedik; TÜRKİYE SATRANÇ FEDERASYONU nu bir bayan yönetemez dedik .
bu konuda yazacak çok şey var , ben burada kesiyorum . bakalım ne olacak. yazılar gelsin herkese cevap var bizde. düşüncemiz asla sığ, basıt değil üstelik çok önemli bir konudur .
saygılarımla. Muzaffer Şekerli . ADANA[/b]
Ara
Cevapla
#8
Hiç olur mu Big Grin ? Evet, eskiden öyleydi, ama ben de hata ettim, size karşıydım. Artık size katıldım.

Siz onlara bakmayın.

İlk seçimde adayımızı açıklıyorum.

Sayın Coşkun Göğen Türk satrancını kurtarmak üzere gelecektir. Titre ey Türkiye !

Erkek gücü Coşkun, her şartta yönetir.

30 küsur filmini seyrettim. Daha boşunu görmedim Big Grin

Siz dinlemeyin onları, makara yapmıyorlar sizinle.

Aynen yazmaya devam edin. Böyle yeni fikirlere ihtiyaç var. Ben arkanızdayım. Coşkun da önümüzde.



Yaşasın erkek başkan, yaşasın Coşkun ve onun sadık ve yılmaz destekçileri :lol:
Ara
Cevapla
#9
Sayın Muzaffer Şekerli ve onun gibi düşünenler, Gülkız Tulay'a çok önemli bir koz vermişlerdir. O da muhalefetin "kadınlara yönelik negatif ayrımcılık" yaptığı iddiasıdır. Alınan oyların belli bir kısmı, eminim ki bu bakış açısına karşı tepki oylarıdır.

Muzaffer Bey, gerekçenizi yine açıklayamamışsınız. Yazdığınız ortada ama sebebi olarak öne sürdüğünüz bir gerekçe kırıntısına bile rastlamadım. Sizinle ve buna benzer fikirleri paylaşan arkadaşlarla aynı görüşte değilim.

TSF Başkanı Gülkız Tulay birçok erkekten çok daha iyi bir idareci olabilir. Hatta birçok erkekten daha iyi "Ankara bağlantıları"na da sahip olabilir. Olası bir başarısızlık bunların eksikliğinden kaynaklanmayacaktır.

Olası bir başarısızlık, satrancın içinde olmamaktan, bu vizyonun eksikliğinden kaynaklanacaktır. Çünkü sadece kendisi değil, yönetim kurulundaki isimlerin hiçbiri satranç ortamında bulunmuş insanlar değiller. Sadece Tahsin Aktar'ın tecrübesi yeterli olmayabilir. MHK sorun değil ama diğer yürütme teşkilatlarında ciddi anlamda "satrançla alakasız insanlar bolluğu" göze çarpıyor. Dilerim hiçbir başarısızlık olmaz, ama olursa sebepleri çok uzaklarda aramaya gerek yok.
Ara
Cevapla
#10
önce şunu söyleyim burada mojo jojo nun yazdıklarına cevap vermek istemiyorum. hemen işi magazinleştirmiş. orhan ertan a da teşekkür ederim böyle bir kaç yazı gelse idi çok daha iyi olacaktı .ama biraz geciksede bu çok önemli konuya tam bir cevap verme zamanı geldi sanıyorum .

bizim yaklaşımızın sonuca etki ettiğini kabul etmekle beraber, seçim kaybedici bir etkisi olduğunu düşünmüyorum . baştan sonucu belli bir seçimdi . neyse artık geçti ve gülkız tülay bizim başkanımız .şimdi gelelim esas konumuza .

burada arkadaşlarla bu meseleleri konuşurken bir çok örnekler verildi. kimisi TANSU ÇİLLER i kimisi YURY TOMASHENKO yu ve başka şeyler . hepsi kendi içinde tutarlı tabii . ben ise ingiltere kraliçesi 1. ELİZABETH ve GÜLER SABANCI yı örnek verdim .

bilen bilir 1 elizabeth VIII. henry nin kızıdır . VIII. henry nin oğlu olmamış, karısını sırf erkek çocuk doğuramadığı için idam etmiş bir kral. netice olarak 1. elizabeth mecburen kanuninin son dönemlerinde ingiltere kraliçesi olmuş biridir. kraliçe olduktan sonra kadıncağıza yapmadıklarını bırakmadılar. iftiralar isyanlar daha neler , az daha idam edilecekti incile 5 kez basarak yemin edip kellesini zor kurtardı. sonunda kraliçe düşündü taşındı önce magna cartayı atılmış sandıktan çıkardı sonra asillere alın ülkeyi yönetin dedi . ama gelenek göreneklere ve teamüllere göre . sonunda ülkesi ne oldu biliyormusunuz KURUMSALLAŞTI. hükümdarlığı zamanında ingiltere bir dünya devleti oldu . onun getirdiği yönetim anlayışı yerli yerine oturdu ve yıllarca devam etti ve halâ devam ediyor . şu an ingilterede anayasa bile yoksa bu kraliçe 1. elizabeth sayesindedir ve onun kurumsallaştırdığı ingiltere bir dünya devidir .ingilizlerde tarihlerinde bizimde tanıdığımız aslan yürekli richard ile değil daha ziyade kraliçeleri 1. elizabeth ile öğünürler .

gelelim ikinci örneğim GÜLER SABANCI ya

biliyorsunuz 70 li yıllarda türkiyede ilk holdingler kuruluyordu . önce koç holding ardından sabancı holding. sabancılar holdinglerini kuruyorlar ve o ona kadar pek tanınmamış turgut özal ı hoding koordinatörü olarak başa getiriyorlar . geleceğin cumhurbaşkanı işe koyuluyor , sonra bir bakıyorlar ki ; allah allah , kendi şirketlerinde ne sakıp sabancı nın ne erol sabancı nın lafı sözü geçmiyor, bu ne? demeden apar topar turgut özal ı işten kovuyorlar .bir iki sene sonra anlıyorlar ki TURGUT ÖZAL haklıymış. holding demek KURUM demekmiş , orada ne sakıp sabancının lafı geçer ne de özdermir sabancı nın .

bugün bütün iş dünyamız kurumsallaştı. iş adamlarımızda bütün dünyada büyük başarılar elde ediyorlar . sanayide ticarette neredeyse dünya devleri arasına gireceğiz . bu başarıyı özel şirketlerimizin KURUMSALLAŞMASINA borçluyuz .bir ayrıntıyıda buradan verivereyim; özel şirket kurumları devlet kurumlarından daha ciddi ,daha katı ve daha prensipli çalışır.

ve gün geldi hepimizin gururu GÜLER SABANCI sabancı holdingin başına geçti ve holdingi aslanlar gibi yönetiyor .dünyanın en etkili 100 kadını arasına girdi.

peki, TSF kurumsal bir yapıda mı? ali nihat yazıcı nın kitabında kurumsallık yoktur ve olmamıştır .12 yıllık başkanlığı sırasında kendisine rakip olanlar hep satranç federasyonunu kurumsallaştıracağız diye program yaparlardı ama malesef bu seçimde CENGİZ KELEŞin programında dahi böyle bir vaat göremedik .satranç federasyonunun kurumsal çalışmadığına dair burada onlarca örnek veriliyor ama ben bir tanesine,bu seçimde gözler önünde olup çok kimsenin farketmediğini söyleyeceğim .

bir başkan düşünün 12 yıl başkanlık yapmış görev süresi bitmiş çekiliyor. çekilirken '' HAYDİ GÜLKIZ HANIM KİM TUTAR SENİ'' diyerek adayını açıklıyor ve her türlü onun arkasına destek oluyor ve gülkız hanım seçiliyor. pekiii!!!!!! ya bir şey olsa idi ; her şey tersine dönüversede aniden CENGİZ KELEŞ kazanıverse idi ne olacaktı . türk satrancında başkanlık yapmış o kişi ne yapacaktı .kimin yüzüne bakabilecekti .hatta şunu söyleyim bir daha acaba satranç federasyonu binasına dahi gönül rahatlığı ile girip çıkabilecek mi idi . genel kurullara hangi yüzle gelecek kaç kişi saygı gösterecekti . KURUMSALLAŞMIŞ BİR FEDERASYONDA BIRAKAN BİR BAŞKAN BEN ŞU ADAYI DESTEKLİYORUM DİYEMEZ. herkese eşit mesafede durur.

ali nihat yazıcı satranç federasyonunu kurumsallaştırmak bir yana, onun üzerinden bir KORKU İMPARATORLUĞU kurmuştur . federasyonun korku imparatorluğuna dönüştüğünü gösteren yine burada onlarca örnek veriliyor . ben bu seçimde gözler önünde olanı vereceğim ; o da CENGİZ KELEŞ in kendisidir . cengiz keleş 8 yıl önce türkiyenin bir numaralı hakemi idi FİDE hakemi idi .8 yıldır görev verilmiyor . niçin? bitirmek, tüketmek için .gerekçe , vay! sen niçin karşıma aday oldun .

beyler; böyle bir federasyonla iç içeyiz.ve gülkız tülay asansörle çekilmiş paraşütle tepemize indirilmiştir .aynen TANSU ÇİLLER gibi . onun ben 14 senedir satrancın içindeyim , yok 8 senedir yönetimdeyim,yok iki senedir başkan yardımcısıyım demesi bizce kabul görmüyor . yok ana imiş , yok bacı imiş , yok satranca kadın eli değecekmiş , bunlara karnımız tok .

TÜRKİYE SATRANÇ FEDERASYONUNU KURUMSALLAŞTIRABİLECEK Mİ. ben ona bakarım .birde ilk olimpiyatta türkiye ne yapacak ona bakarım . bir bayanın başkan seçilmesinin ilmi şartları vardır , hemde bütün gelişmiş dünyada . böyle TANSU ÇİLLER gibi asansörle çıkarılıp paraşütle tepeye indirilmez. önce genel kurulda ve yönetim kurulunda bir kadın kontenjanı olur .%30 ,%35 gibi. bizim camiamızda böyle bir şey var mı ? bu %30 , 35 oran zamanla daha da yükselebilir tabii ve onlar seçilir seçilmez herkesle beraber sürüne sürüne zirveye çıkarlar . liyakatlerine göre eşit şartlarda yükselirler . böyle asansörle çek, paraşütle tepemize indir , bu ancak bizim gibi kadına karşı hastalıklı camialarda olur .

son yönetim kuruluda sırıtıyor yani .25 tane yönetim , denetim , disiplin kurulu, içinde bir başkan birde kendi kulübünün asbaşkanı nihal DUMAN .burası adana orası mersin, nihal duman bizce malum kişi, onu sanırım sayın başkanımız kendisine yâren olsun diye almış .

peki benim merak ettiğim şey şu ; yukardaki röportajı gerçekleştiren nilüfer çınar acaba karşılıklı çay içerken '' beni niye yönetime almadın'' diye bir şey sordu mu .''sen bayan bir başkan adayısın ; el yordamı ile bile olsa iki üç bayan alman gerekmez mi idi'' . vallahi ben nilüfer çınar ın yönetime girmesini daha sonra başkanımız olmasını isterim .

her neyse , bütün dünyada bir bayanın başkan seçilmesi için öncelikle o kurumun kurumsallaşması esastır. sonra gerek özel, gerekse kamu kurumlarında (buna partiler dahildir) lâfzı ile değilse bile ruhu ile bir kadın kontenjanı bulunur.var mı bizde??? bunlar seçildikleri an eşittir ve liyakatlerine göre yükselirler. bizim federasyonumuz ise kurumsallaşmak bir yana , bir cadı kazanı ve korku imparatorluğudur . bu şekilde bir bayanın orayı yönetmesi beklenemez. zaten son yönetim kuruluda ne olduğunu sırıtıyor .bu şekilde seçim bir özlemi yansıtıyor sadece, ilmi bilimselliği değil .bu ise camia hastalığıdır.

şimdilik bu kadar yazacağım . acaba sayın oktay erkan a sayın hüseyin aktaş a fikrimizden bir kırıntı gönderebildim mi .

hepiniz sağlıcakla kalın .
Ara
Cevapla
#11
Her ne şekilde olursa olsun "bayan başkan başarılı olamaz"tezini savunmak doğru değildir.Kadınlar iş hayatında ve yöneticilikde başarılı olabilir.Gülkız hanım yeniliklere açık olursa başarılı olabilir.1991 den beri devam eden Politikalar terk edilmelidir.Değişmeyen yöntemler nelerdir?Yönetmelik ve uygulamaların sık sık değiştirilmesi vazgeçilmeyen bir yöntemdir.Yönetim Kurulunda mümkün olduğunca az sayıda satrançcı bulundurulması ne yazık ki vazgeçilmeyen bir yöntemdir.Bugün Nihal hanımın bulunması bizi biraz teselli edebilir.Yine çok önemli ve vazgeçilmeyen bir yöntem "Havuz"yöntemidir.Havuz yöntemi nedir?Bilmeyenler olabilir.Kısaca açıklamak yararlıdır.Federasyon yönetimlerinin havuz büyüklüğünde bir oyuncu kitlesini hedef almaları ve yatırımların büyük çoğunluğunu bu kitle üzerine yapmalarıdır.Bu yöntem 1991 den beri devam etmektedir.Havuzun yanına bir tersane yapılması gerektiğini ve bu tersanede genç-orta yaşlı gemilerin yağlı boya ve yosun temizliği gibi bakımdan geçirilmesi gerektiğini yaklaşık 15 yıldır söylüyorum.Kimse çıkıp tersanenin ne olduğunu sormuyor.Federasyon yönetiminin başarılı olması çok zor değildir.Yeni başkan herkese eşit mesafede olduğunu hissettirse bu psikolojik etki dahi başarılı olmasını başlatabilir.
Herkese eşit mesafede olduğunu nasıl hissettirecek?Çok kolaydır.2 örnek vereceğim.Bir Başkan tanıdığı bir kimse şampiyon olunca onun elini güreşteki gibi havaya kaldırırsa,sonraki yarışmalarda tanımadıklarının şampiyon olması halinde onlar da güreşteki gibi ellerinin havaya kaldırılmasını bekler.Onların elini kaldırmayı unutursanız sizin havuz politikasını sürdürdüğünüz anlaşılır.İkinci örneğim de esasen masum görünüşlü bir örnektir.Başarılı bir oyuncumuz hakkında bir derginin ön sayfalarında birkaç sayfa yazı ve fotograf yer alır.Bu beklenen bir gelişmedir.Ancak aynı derginin aynı sayısında arka sayfalarda da aynı oyuncumuz hakkında yazı ve fotograf yer alırsa Federasyon yönetiminin havuz politikasını 1991 den beri sürdürdüğü ortaya çıkar.Ve 14 yaşındaki bir çocuk dergiyi eline aldığı anda bu bingeç er durumunu farkeder.
Şimdi çok eski anıları konuşmaktan ziyade somut örnekler üzerinde nasıl olması gerektiğini konuşalım.Yeni Başkanın ve yardımcılarının cesaretini kırmayalım.Ne beklediğimizi söyleyelim!Sorunları anlatalım!Gülkız hanım hakkında peşin hüküm vermeyelim!
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#12
(KULÜPLER BİRLİĞİ)

şu ana kadar yukarıdaki yazıma sayın ateş ülker den başka bir cevap gelmediğine göre kabul görmüş olduğunu anlıyorum. işi uzatmayacağım . gülkız tülay başkanımızdır, bu federasyonda bizim federasyonumuzdur.

ateş bey diyor ki artık somut öneri getirin . buyrun size bir somut öneri sayın ateş bey . KULÜPLER BİRLİĞİ derhal kurulmalıdır . anladığım kadarı ile kulüpler birliği kulüplerin bir araya gelerek kurabileceği bir oluşum değil . türkiye satranç federasyonu nezdinde kurulması gerekiyor.resmi olabilmesi için federasyonumuz önderlik etmeli ve kurulmalıdır. ama yapı itibarı ile muhalif bir oluşumdur ve kontrol edilemez. sanırım bu nedenle kurulması savsaklandı . resmi bir kulüpler birliği KURUMSALLAŞMAMIZ için çok önemli bir adım olacaktır. SAYGILARIMLA[/b]
Ara
Cevapla
#13
Muzaffer bey,
Kulüpler Birliği sözünü telaffuz eden az sayıdaki kişiden biri oldunuz.Sizi candan kutlarım.Muhtemelen Forumdaki üyeliğiniz yeni olduğundan daha önce yıllarca konuştuğumuz konulara yeni vakıf olmanız normaldir.
Yakın zaman önce de yazmıştım.Kulüpler Birliği mutlaka bir resmi örgüt,dernek veya sendika gibi olmak zorunda değildir.Her konuda muhalefet yapması da gerekli değildir.Ben herşeyin çok azı ile yetinmeyi alışkanlık haline getirmiş olabilirim."Keşke Kulüpler Birliği senede bir defa Lig sırasında toplansa ve ortak düşüncelerini açıklasa" dediğim çok olmuştur.Ne yazık ki son 12 yıl içinde yaptığı toplantıların sayısı 12 bile değildir.Sadece bir defa Federasyonun bir uygulamasına itiraz etmiştir.Bu itirazında da bence haklı değildir.Ne için itiraz etmiştir?Ali Nihat Yazıcı'nın genç masalarının sayısını arttırmasına itiraz etmiştir.Bence itiraz edilmeyecek bir uygulamaya karşı çıkmıştır!
Buna karşılık Kulüpler Birliği liglerdeki yabancı oyuncu sayısı hakkında bir ortak tavsiye kararı çıkarmamıştır.Çünkü içimizde yabancı sayısının azaltılmasını istemeyen ve hatta yerli oyuncuların masraflarının daha çok olduğuna inanan yöneticiler vardır.
Soruyorum şimdi size?Kulüpler Birliği kurulur mu?Hiç bir Satranç Kurultayı düzenlenir mi?Bu yazdıklarımı o Kurultayda söylememe izin verilir mi?
Kulüpler Birliği her sene bir defa düşüncelerini kamuoyuna açıklasa da esasen yaptırım gücü olmayan bir organdır.Buna rağmen biz Kulüpler Birliğinin düşüncelerini açıklamasını istemeliyiz!Somut öneri getirmesini istemeliyiz!Belki birgün yararı olur.
Ara
Cevapla
#14
TSF nin yeni yönetimindeki hukukçulara çok önemli görevler düşüyor.Kulüpler Birliği yönetmeliği oluşturulmalıdır.YENİDEN YAPILANMA SÜRECİ İÇİNDE tabana kulak verilmelidir.Ayrıca illerde başka kurullar da kurularak, genel kurullar daha katılımcı,demokratik hale getirilebilir.Öneri ve açıklamalarımı TESBİTLER,ÖNERİLER ve YENİDEN YAPILANMA yazı dizisinde yazdım.Bu tip fikir yazılarının en az okunanlardan olduğunun farkındayım.
Kurultay önersi çok yerinde ve mantıklıdır.Tamamen destekliyorum.TSF bünyesindeki açılacak forumda düşünceler ve öneriler paylaşıldıktan sonraki süreçte KURULTAY gündeminin daha sağlıklı olacağı önerisini eklemek isterim.
Saygılarımla...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#15
ateş bey öncelikle beni izlediğiniz ve önemsediğiniz için teşekkür ederim .kulüpler birliği satrancımızın olmazsa olmazı ve çok önemli bir konu olduğu, sizinde bütün kulüplerinde malumudur .bir çok kulüp bunun girişimini yapmış kısmende muvaffak olmuştur.ancak sizinde bahsettiğiniz oluşumun hattızatında hiç bir etkinliği yoktur. zira sırf bundan önceki federasyona karşı blok oluşturabilmek için yapılmış bir gayrettir.kulüpler birliği adı altında bir çok oluşum yapmak mümkündür . adana kulüpler birliği, istanbul kulüpler birliği, ankara kulüpler birliği , hatta akdeniz , marmara, ege , kulüpler birliği gibi .

sizde takdir edersiniz ki böyle bir gayretin önünde bile bir çok engel vardır . (tüzük değiştirmek, kulüpler arası rekabet , anlaşamamak vs.)

benim bahsettiğim türkiye satranç federasyonunun önderliğinde ve otoritesinde bütün kulüplerin aynı çatı altında toplanmasıdır. bunu başarabilecek tek otorite türkiye satranç federasyonu ile GSM. dir.federasyon bünyesinde ama federasyondan bağımsız olmalıdır .federasyon , yönetimine ve genel kuruluna asla müdahale etmemeli sadece kuruluşuna önderlik etmelidir. kulüpler birliğinin türkiye satranç federasyonuna sonsuz yararları vardır ve onun işini belkide yarı yarıya kolaylaştıracak bir oluşumdur . elbette seçim öncelerindede toplanır ve hangi adayı destekleyeceği konusunda kararda alabilir, hatta federasyon yönetimine üyede verebilirler.

takdir edersiniz ki kulüpler dahi teker, teker federasyona muhalefet eder yapıdadır . bir kulüp kendi bünyesinden federasyon başkanı çıkarır , seçimin arkasından ona hemen muhalefet etmeye başlayabilir. bu gayet tabi ve olması gerekendir .

kulüpler birliğinin ilerde palazlanıp kendine muhalefet edeceği endişesi olmasa ali nihat yazıcı federasyonu tarafından şimdiye kadar 50 defa kurulurdu .şimdiki federasyonunda aynı endişeleri taşıdığına adım gibi eminim .

burada sayın aşkın taşan ı izliyorum . diyor ki : yeni federasyonun hukukçları kulüpler birliği için hemen ciddi çalışma yapmalıdır. bu iş federasyonun hukukçularının işi değildir . federasyonun hukukçuları federasyonun çıkarlarını korumak için oradadır, satrancın değil . malesef bu böyle sayın aşkın bey . bu nedenle bu iş federasyon hukukçuları ile olmaz . bağımsız hukukçular yapar o işi . sonra kulüpler onaylar . eğer kulüplerin ve kulüpler birliğinin iç işlerine karışacak bir yapı varsa zaten hiç bir kulüp bu işi istemez . olmasın daha iyi .
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi