Var Mısınız : Çadırını Kap da Gel
#1
Arkadaşlar , TSF ' nin uygulamalarını Türkiye Şampiyonası'nda protesto etmeye , taleplerimizi dile getirmeye var mısınız ? Sporcuları müşteri gibi gören anlayışa karşı sesinizi yükseltmek istiyorsanız , taleplerinizi camianın duymasını istiyorsanız çadırınızı kapın da Kemer'e gelin.

Bu eylemin amacı sadece sesimizi duyurmak , camiamızı silkindirmektir .

Bu eylemlerin ses getirebilmesi için münferit olmaması gerekmektedir.O yüzden bu anlayışa karşı olan ne kadar insan varsa tepkisini çeşitli yollarla ortaya koymalıdır.

Yaş Grupları şampiyonasında çadırlarda kalmaya mecbur olan sporcuların ve velilerin yaşadıkları burada vaktiyle anlatılmıştı.Onların durumunu gerçekten tatbik etmek , camianın sıkıntılarını gerçekten dillendirmek istiyorsak artık yeni yöntemlerle tepki vermemiz gerektiği kanaatindeyim.

Yeni yönetimin gerçekten sıkıntılarımızı duyması için bu sefer farklı bir yol izleyelim.

Önemli olan denemektir.

Var mısınız?
Arada bir sürç-i lisan etti isek affola . / Tutmasını biliriz de kemiği yok bunun. /Olacak olacak olacak o kadar.
Ara
Cevapla
#2
Çadırımı alıp geldiğim de bahsettiğiniz sorunlar çözüme kavuşacak mı ? Bahsedilen konu gerçekten çözüme kavuşturulması gereken ama GERÇEKÇİ ÇÖZÜM isteyen bir konudur.Genç beyinlerin çözüm önerilerini beklerdim.Ne yapılmasını anlatmayınız . BU ÇOK KOLAY OLUR ! Herkes zaten bunu söylüyor. Ülke şartları içinde gerçekçi çözüme nasıl ulaşırız,belirtiniz.Doğrusu bu olur ? BU KONUDA ADETA BİR PROJE YARIŞMASI YAPILABİLİR ? Her bir sorunu nasıl çözeriz,maddi_manevi belirtilmelidir…Örneğin bu final yarışmasını aynı sayısal katılımla nerede ve nasıl çözersiniz?Bütün devam yollarıyla,varyant ağaçlarıyla anlatınız.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#3
aşkın hocam , eylemin amacı zaten önerilerimizi ve tepkilerimizi belirtmek,bu konuda kamuoyu oluşturmaktır.(Tespit edilen bazı sorunlara dair çözümler tarafımca belirtilmiştir , ancak en büyük sorun camianın her kesiminin bu konulara iştirak etmemesidir , lütfen bu eylemi de bu sorunun çözümünde bir hamle olarak değerlendiriniz)

Ancak yıllardan beri yazı yoluyla yapılan muhalefet soyut zeminde kalmakta , bu yüzden federasyon yine bildiğini okumakta , camia da tepki adına yazmaktan ve konuşmaktan fazlasını göstermeyerek taleplerinin arkasında durmamaktadır.

Ayrıca gençler bu gibi konularla ilgilenmemekte , satrancın sadece 'maç' safhasında kalmaktadırlar.Eylemin diğer amacı da camiada bir hareketlenme (özellikle gençlerde) yaratabilmektir.

Ayrıca bu gibi eylemler camiada kenetlenme yaratmak , bir amaç uğruna birleşilebileceğini göstermek için çok uygun olaylardır.

O yüzden gelin farklı deneylerde bulunalım ! Yine olmazsa kaybedeceğimiz bir şey yok , en azından kimseye postun o kadar ucuz olmadığını gösteririz.
Arada bir sürç-i lisan etti isek affola . / Tutmasını biliriz de kemiği yok bunun. /Olacak olacak olacak o kadar.
Ara
Cevapla
#4
Bir çözüm önerisi…
Aslında ben bu cevabımı hep –TEPKİ BELİRTEN YAZILARA- bir tepki olarak yazmıştım.
Forumda böylesine yazılar öylesine bol ki..Ama yaşı belli bir yaşın üstünde olanlar yaşadıkları için çok iyi bilirler.Toplumumuz artık tepki -tepki vermekten bıktı.TEPKİ VERİLMESİNE-TEPKİ DUYAR HALE GELDİ.Bunu bizler için söylemiyorum.Ama hayatımızın içinde bu böyle.Ne zaman bir STÖ BASIN AÇIKLAMASI yapsa,ne zaman bir haklılık payı çok geçerli eylem olsa,karşıda daha büyük ve hazır, daha kararlı duruş sergileyen devletin yasal örgütleri çıkar karşımıza.Yine vaktiyle bu konuda kararlı duruşuyla yıllar yılı eylemler içinde yer alan ve bir şekilde maddi-manevi bedel ödeyen bir çok insan,kuruluş ve STÖ ler artık yorgun düştü ve suskunluğa sürükleniyor.Fikren güçleri devam etse de ,eylem aşamasında temelde büyük engeller aşmak zorunda kalıyorlar.İnsanlar sahip oldukları son şeylerini de kaybetme kaygısıyla ÖRGÜTLÜ TOPLUM kavramına çok uzaktan bakıyorlar.
Zaman en iyi ilaçtır.İnsan yaşayarak öğreniyor.Yaşı genç olanlar hayatları boyunca ezilen insanların kurtarıcısı olarak görüyorlar kendilerini.Genç beyinleri,gittikçe anlam kazanan kişilik gelişimleri,tanık olduğu olaylarla artan hayat deneyimleri,tertemiz,kirlenmemiş duygularıyla ürettiği düşünsel çözümleriyle dünyayı değiştirme hedeflerine yönelirler…Hep bizim de gençlik dönemlerimizde içinden geçtiğimiz zaman tüneliydi.Ama hayata atılınca bazı geçekler,başka çözümlere yöneltir insanları.Bunu ancak yaşayınca, manevi bedeller ödeyince anlıyorsunuz.Elbette pes edemezsiniz.
BAŞARI konulu ve Ermenistan örnekli bir yazıydı.Galiba sevgili Erşan GÖKERMAN yazmıştı.Ermenistan’ın olimpiyat başarısı,ait olduğu toplumda nasıl kucaklandığı çok güzel anlatılmıştı.İmrenerek takip etmiştim.İçlerinde ERMENİSTAN ‘ın da bulunduğu zamanın doğu bloku ve Sovyet eğitim rejiminin mirasi kalıntıları bugün bile toplumları heyecanlandırıp onlara örnek teşkil edebiliyor.Üstelik sadece satrançta değil.Spordan,sanata her alanda önüne geçilemezdi.Ama temelinde baskıcı ve otriter ,kararlı, nitelikli yönetim ve yöneticilik sistemi yok muydu?

Gelmek istediğim konu her ilin kendi kaynaklarını yaratabileceği çözümler üzerine.Böylece ÇEVREDEN MERKEZE tanımlamanıza uyan birçok sürpriz çözümler çıkacaktır. O zamanda yapılacak tek şey uygulanmaya başlanması olacaktır.

Evet ! İller kendi kaynaklarını yaratabilir.

Satrancı oynayan yanlızca sporculardır,amatörlerdir..Ama BİR SPORCUNUN ARKASINDA dev bir ordu durur.Ailesi,yakın çevresi,arkadaşları,kulübü,eğitim kurumları,mahallesi,esnafı vb…Bunlar ne işe mi yarar ? BİRLEŞMEYE ! Çünkü bu saydıklarım aslında hepsi gelecek için çalışırlar.Kendilerinin,ailelerinin ve çocuklarının geleceği için.Yatırımlarını da onlar için yapmazlar mı? Sadece satranç için değil,çocuklarının çok sevdiği başka sporları,etkinlikleri seçmezler mi? Birçok kulüp bunun için kurulmaz mı ? Mahallesinin,semtinin spor kulübünde oynama hayali kurmazlar mı ?Bu kulüpler yasal olarak kurulup,yine yasal olarak gelir kaynakları oluşturmazlar mı?TURNUVALAR,KERMESLER,GEZİLER,GECELER,ÇEKİLİŞLER,BAĞIŞLAR,AİDATLAR…Yeter ki kazanımları doğru noktalara yatırım yapalım.Senenin belli turnuva yada etkinlik gelirlerinin bir bölümünü TÜRKİYE SATRANÇ YARIŞMASINA KATILACAK DERECE YAPMIŞ,GELECEK VAAT EDEN SPORCULARIMIZIN ZORUNLU GİDERLERİNE AYIRALIM. O zaman göreceksiniz ki velilerimizde,belki sponsor kuruluşlar yada bağış yapacak kimseler bile ortaya hiç yoktan çıkıveriyorlar.Ben yıllardan beri özellikle doğudan getirdiğim öğrencilerimden ve onların içinde yaşadığım yakın çevrelerinden bilirim.Gerçek dayanışma, gerçek niyet arar,bulunca da önünde ne dağlar aşar.ÇÖZÜM HALKIN İÇİNDEDİR..Yıllardır buna tanıklık yaptım,doğuda öğretmenlik yıllarımda. Ama elbette en güzeli devletin buna çeki düzen vermesidir.Spor politikalarını oluşturmasıdır. Çok eskiden vardı, yetersizde olsa HARCIRAH adı altında katkı sunardı devlet.Sadece okul yarışmalarında değil,amatör sporlarda da bütçe ayırırdı.Ama şimdi yok.Sponsor olmasa etkinlikler nasıl yapılır,kaos bir konudur.Devlet elini büyük oranda çekmiştir.Futbolun bereketli maddi dönüşü satrançta yoktur.Geçerli sistem kendi kaynaklarını bulmaya yönledirip,adeta zorluyor sizi.ASIL TARTIŞILMASI GEREKEN KONU BUDUR.!
Ama toplumca zaten buraya sürükleniyorsanız yapacak çok az şeyiniz kalmış demektir.
YAZINIZDA BELİRTTİĞİNİZ MUHALEFETİN SOYUT ZEMİNDE KALMASI DEYİMİ ÇOK GERÇEKÇİDİR.
Ülkemizin siyasetinin bu gününü göstermektedir
.Soyut zeminde kalan sözel muhalefet, örgütlenerek güçlenmiş somut eylemsel iktidar…
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#5
Benim çözüm önerim,federasyon anlaştığı otelden , odaları ne kadar fiyata aldıysa,oyuncu ve velilere o fiyata versin.

Çünkü birçok öğrencim maddi olarak Türkiye Yaş grupları şampiyonasını karşılayamadığı için gelemedi,gelemiyor Antalya'ya...
Cevapla
#6
Bence en güzel tepki turnuvaya hiç katılmayarak olacaktır. Bir de neden Antalya? Neden her yıl başka bir ilde düzenlenmiyor?
Ara
Cevapla
#7
Değerli arkadaşlar

Daha taze bir seçim süreci yaşadık. Aday olarak ben projeler sunmuştum, gittiğim yerlerde de detaylarını anlattım. Duyanların duymayanlara söylemesi olanak dışı olduğu için size bunlar gelmemiş.

Yaş Grupları için anlattıklarım şunlardı:

- Bu yarışma 1992 yılında başlatıldı. İlk Başhakem Ali Nihat Yazıcı idi, 1993 Başhakemi de bendim. Her iki yarışma da Haziran'da yapılmıştı.

- Yazın yapılan yarışmadan çıkanlar hemen Avrupa ve Dünya Şampiyonasına gidiyorlardı. O zamanlar antrenör, internet, informatör gibi imkanlar olmadığı için, bu çocuklar hazırlıksız gidiyorlar, federasyon yönetiminin bunları tanımasına zaman kalmıyordu.

- Sonraki yıllarda erken tarihte yapılmasına karar verildi ki, çocuk hazırlanmaya zaman bulsun.

- İlk Otel Yarışması 2000 Antalya Sol Belvil'dir. Başhakem bendim, 670 kişi katıldı, 30-35 DM civarında fiyatlarla kalındı.

- Bugünkü formatın bir teknik, bir de mali iki sıkıntısı vardır.

- Mali sıkıntı, özerklik sonrası federasyonun bu turnuvadan yüksek kar beklentisidir. Otelden alınan fiyatın iki katından fazla ödüyoruz. Dışarıda kalanlar da neredeyse tuttukları otel kadar para ödüyorlar, kapıdan giren yabancıdan bile peşin para isteniyor. Ya çay-kahve içer, yemek yerse? Artık yetenekleri 75 milyonun değil, otel parası ödeyebilenlerin çocukları arasında arıyoruz.

- Teknik sıkıntı ise şudur: artık dereceye giren herkes antrenörle çalışıyor. Seçme turnuvası Avrupa ve Dünya Şampiyonalarına yakın tarihte yapılmalı ki, oyuncunun form durumu güncel olsun. Erken seçmenin kimseye faydası yok, zaten umut vaad eden oyuncunun federasyon tarafından fazladan götürülmesi gerekir.

- Eskiden yurt, misafirhane sayısı ve kalitesi düşüktü, artık çok büyük, yeni yurtlara ve sosyal imkanlara sahip üniversiteler var.

- Bazı kışlar çok sert geçiyor, kötü iklim koşulları ulaşımı engelliyor. Bu yarışma kışın yapılmamalı.

ÇÖZÜM:

Merkezi bölgelerdeki üniversitelerin imkanlarından yararlanabiliriz. İsteyen tabii ki otelde kalabilir. Yarışma eğitim-öğretim dönemi biter bitmez yapılır. Tur ve gün sayısı arttırılır. Bir oyuncunun veya velinin maliyeti günlük 20-25 TL civarına çekilir (yatak ve üç öğün yemek). Ortaya konulacak bir boş günde de belediye, bakanlık destekli bir şenlik yapılır. Konser, eğlence, panayır, yarışma, seminer, tiyatro vs vs. Bu kadar seçkin çocuğun toplandığı bir ortam bulmak kolay mı?

Bu durumda katılım şimdiki gibi 1.000 civarında kalmaz, en az 3.000 olacağını tahmin ediyorum. Veliler, kurs ve seminerlere katılan hakem ve antrenörleri de sayarsak en az 5.000 kişi toplanabilir. Federasyon şu anda kişi başı yaklaşık 250 TL kar ediyor, 1.000 kişiden elde edilebilecek kar da yaklaşık 250.000 TL olur.

Benim önerdiğim formatta ise, federasyon kişi başı 70-80 TL kar edebilir, bu kadar adamdan 300-400.000 TL kazanabilir, kimsenin de katılımı engellenmemiş olur. Diğer kazanımlara değinerek, yazıyı şişirmek istemiyorum, siz zaten biliyorsunuz.

Selamlarımla
Ara
Cevapla
#8
arkadaşlar , galiba meramımı anlatamadım.Bu başlığı yazarken sadece Türkiye Şampiyonalarının düzenleniş biçimine tepki amacıyla yola çıkmamıştım.Türkiye Şampiyonasın'da çadır kurma fikri aslen camianın pasifliğine ve federasyonun bizim pasifliğimizden faydalanarak sürdürdüğü uygulamalarına tepki idi.

Burada tartışılmak istenen sorun , satranççıların organize olamamaları , tepkilerini somutlaştıramamaları idi , tartışma sadece Türkiye Şampiyonası ve sair turnuvaların düzenlenmesindeki hususlara kaydı , oysa bu sorunlar yumağının sadece küçük bir kısmını oluşturmaktadır.

Başlıkta bahsi geçen eylem satranççıları bilinçlendirmeye yönelik olup turnuvaların düzenlenmesine dair sorunlar ayrı bir başlıkta incelenmesi gereken konulardır.

Tekrar soruyorum , var mısınız?
Arada bir sürç-i lisan etti isek affola . / Tutmasını biliriz de kemiği yok bunun. /Olacak olacak olacak o kadar.
Ara
Cevapla
#9
Erkin Bey
Yaş Grupları düzenleniş şekli ve fiyatları federasyonun satranççıya bakışını ve politikasını yansıtır. Önemi buradan gelir. Bizim çıkıp çözüm budur dememiz gerekiyor.
Çadır kurmaya gelince.. Kulüp kursak veya bulunduğumuz kulübün oyuna sahip çıkarsak daha iyi olur. Sahip çıkmak yetmez, şahsi çıkar beklentilerini de aşmak gerekir.
Satrancı satranççılar yönetsin, tamam. Kime satranççı denir? Katkı koyan, satrançtan (otelinden, yemekten değil, oynanmasından) keyif alan herkes benim gözümde satranççıdır. Buna göre Genel Kurul üyelerinin yarısı satranççı değildir. Önemli olan satranççıların seçimi yapıyor olmasıdır. Satranççı olarak oy veriyor olalım, yönetimde kim olursa olsun projeler yapalım, doğruyu, iyiyi gösterelim. Yönetim bizim sesimizi dinliyorsa destek verelim. Dinlemiyorsa uyarılarımızı yapalım.
Selamlarımla
Ara
Cevapla
#10
Cengiz hocam , biz(bu konularda yazan herkes) camiada görüşlerini dile getiren kesim olarak azınlıktayız , görüşlerimizi her ne kadar yazsak da camiayı bu sorunlar üzerine birleştiremediğimiz,fikirlerimizi onlara götürüp kendilerinin de fikir(çözüm ve eleştiri) üretmesini sağlayamadığımız için tartışmalar hep küçük bir çevrede gerçekleşiyor.

Bu vaziyet de satranç çevrelerini tam manasıyla bir kararsızlığa , apolitize olmaya itmektedir.

Bu eylemdeki amaç , Eleştirileri , tepkileri somutlaştırarak , bir harekata dökerek , sporcuların ilgisini bu tartışmalara çekmek , camiayı birleştirmektir.

Siz(düşünen , yorum yapan herkese ithafen) görüşlerinizi ne kadar çok insana ulaştırırsanız o kadar çok fikirdaş elde edersiniz.

Muhalefetin temel sıkıntısı , zannımca , tam da bu yöndedir.Muhalefette genişleyememe sıkıntısı bu tür kitlesel eylemlerde bulunmayışından kaynaklanmaktadır.Yazılı , sözlü eleştirinin yapılmasından , çözümlerin ortaya konulmasından ileri gitmemekte , camiadaki potansiyeli harekete geçirememektedir.

Bu yüzden de hitap edilen kitle forum çevreleri gibi küçük topluluklarla sınırlı kalmaktadır.

İşte çözümlerimizi,hedeflerimizi(mesela birçok kişinin değinmediği oyuncu birlikleri , klüpler birliği gibi konuları) kitlelere aktarabileceğimiz en güzel ortamlar bu şekildeki kitlesel hareketlerdir.

Artık kitlesel mahiyetteki eylemleri , satranç camiasının bir araya geldiği organizasyonlarda gerçekleştirmenin tam zamanıdır.
Arada bir sürç-i lisan etti isek affola . / Tutmasını biliriz de kemiği yok bunun. /Olacak olacak olacak o kadar.
Ara
Cevapla
#11
Alıntı: Sporcuları müşteri gibi gören anlayışa karşı sesinizi yükseltmek istiyorsanız , taleplerinizi camianın duymasını istiyorsanız çadırınızı kapın da Kemer'e gelin.
Bizde bu konuya değindik ama????? nereyi tam anlayamadık? açıklar mısınız?Müşteriden benim anladığım bu??siz bizi niye çağırıyorsunuz?
Cevapla
#12

ben sizi(bu sorunlar hakkında düşünen , yorum yapan herkesi) , üzerinde yazılan , çizilen sorunları ve onların çözümlerini dilimiz döndüğünce ; camiaya duyurmak amacı güden bir eyleme çağırıyorum.

Başlığı atarken yazdıklarımda , eleştirilerimi sınıflandırmadığım için bir anlam bulanıklığı var , bunu gidermek için şunları söyleyeceğim :

camia nezdinde genel anlamda sorunlara yeter derecede ilgi gösterilmiyor , en azından insanlar tepkilerini ortaya koymuyorlar.Bu ilgiyi arttırmak için kanaatimce kitlesel eylemler yapmak gerekir.Çadır fikri ise bir örnektir , daha değişik duyuru araçları da kullanılabilir.
Arada bir sürç-i lisan etti isek affola . / Tutmasını biliriz de kemiği yok bunun. /Olacak olacak olacak o kadar.
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi