Neden Ülkemizde Kaliteli Turnuva Yapılmıyor
#21
Birşey öğrenmek iistiyorum. Misal olarak 1900 - 2300 arasında 7 sporcu bir hafta sonu bir araya gelip döner turnuva yapsa, ve her tur oynamayan oyuncu hakem olsa:

a) Böyle bir turnuva TSF tarafından kabul edilir mi ve ELO'ya alınır mı?
b) TSF bunu yok mu sayar, yani turnuvayı görmezden gelir ama yaptırım da uygulamaz mı?
c) TSF resmi bir hakem atanmış olması kaydıyla bu turnuvayı kabul eder mi?
c) Yoksa TSF ne olursa olsun oyunculara yaptırım mı uygular?

Eğer (a) seçeneği evet olarak çalışır ise Ateş beyin "piramidin ortası" problemine çözüm oluşur demektir; İSD'de, Anadolu'da yerel kulüp veya lokallerde sıklıkla 8-10 kişilik döner turnuvalar yapılabilir.

Hatta aynı anda 4 gruplu turnuvalarla bir grand-prix sistemi içinde, 1 aya yayılan 30-40 kişilik turnuvalar gerçekleştirilebilir.

Yukarıya (c) seçeneğini yazma sebebim şudur; hakemler TSF kontrolü dışına atanırsa, hayalet turnuvalar sözkonusu olabilir, bu konuda TSF'nin denetim ve kontrol istemesi makuldür.

Yıllar önce derneklerde, 9-10 kişi bir araya gelip döner turnuvalar yapılırdı, hakemlerin nasıl atandığını hatırlamıyorum zira yaşımız ufak olduğu için o işlerin prosedürüne bulaşmıyorduk.

Ancak Adana, İzmir, Kocaeli, Bursa gibi şehirlerde yıl içinde çok sayıda bu tür turnuva olur ve oynamasak dahi hiç değilse IM düzeyinde birçok oyuncunun katıldığı maçları seyretme şansı bulurduk. Bunun genel popülarite açısından da iyi olduğunu görüşündeyim.

Tekrar sorayım, 8 oyuncu İSD'de hafta sonu 60/30'luk bir döner turnuva yapsa, TSF buna engel olup yaptırım uygular mı; uygulamaz mı?
blog:
Ara
Cevapla
#22
bir turnuvanın eloya dahil olmasından daha önemlisi dereceye girebilmektir yoksa elonuz çok yuksek ama ilk 3 e giremiyorsanız ne önemi var.
savaşı zenginler çıkartır fakirler ölür.
Ara
Cevapla
#23
lİstanbul Satranç Derneğinde düzenlenen Hızlı Satranç turnuvaları ve diğer turnuvalar Satranç Federasyonu İl temsilciliğinin bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştirilmektedir.Hakem atamaları ilgili prosedür ile yapılmaktadır.Bugüne kadar korsan turnuva yapılmamıştır!Kurallar ve uygulamalar için çeşitli eleştiriler yapmamız gereklidir.Ama mevcut kurallara uymamız da yükümlülüğümüzdür.Dolayısıyla kimseye kurallara uymadan Piramidin ortasını geliştirme tavsiyesinde bulunmuyoruz.Kuralları değiştirmek için mücadele edelim!Ama mevcut kurallara saygı duyalım!
Öte yandan Mojo Jojo'nun Fetih kupası hakkında yaptığı eleştiriler hiç aklımdan çıkmıyor.Ben geçmişde bu kadar ağır eleştiriler yapmış olsaydım defalarca Ceza Kuruluna verilirdim.Zaten Mojo Jojo da bunu bildiği için kimliğini saklı tutuyor.Ancak duyduklarıma göre Fetih kupası ile ilgili yakınmalar hala devam ediyor.Başkaları da Mojo Jojo kadar olmasa da bu yarışmadan yakınıyor.Şu halde bu deneyimler ışığında önümüzdeki yıllarda yarışma düzenlerken daha seçici olmamız gereklidir.Hemen sponsor bulmanın sevinci ile önümüze konan her öneriyi kabul etmek zorunda değiliz!
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#24
Eleştiriler son derece haklıdır.
Her ne kadar gidip görmesem de herkes aynı temel noktalardan yakınıyorsa durum ortadadır.
Çakma turnuvalar yapılmamalı.
Standart korunmalı, gayret olmalı.
Kontrol olmalı. Ama içinde bir kişinin değil; o yörenin camiasının, toplumunun, örgütünün.
Satranççıların...
Günümüzde satrancın kontrolden çıkmasına izin vermemek gereklidir.
Gösteri, reklam, şov amaçlı, içi boş "satranç standartlarından ve ciddiyetinden" uzak turnuvalar düzenleyicilerinin kontrolünde ve sorumluluğunda olmalıdır.
TSF standartlarını korumalı bu konuda yönetici ve personelini uyarmalıdır.

SATRANCIN KALİTESİNİ BU ŞEKİLDE YÜKSELTEMEYİZ!

Rekor kırmaya yönelik turnuvalarda bile standartların korunma özentisine dikkat çekmeliyiz.

Selamlar...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#25
Mojo Jojo nun önerisine katılıyorum.
İsim ve yer adı kullanmadan bahsetmek isterim.
Seksenli yılların başında tanık olmuştum. Çizelgeleri el ile yapılan turnuvalar bazı illerden gönderilip ukd hesaplamalarına dahil ediliyordu.
Tabi bu o yılların, şartlarında turnuva düzenleyicileri tarafından yapılmış, ama "çakma" olduğu, ne yazık ki sonradan ortaya çıkmıştı.
Hesaplama yapanları suçlamıyorum.
Bilemezlerdi!


Ama günümüzde hile daha mı az kullanılmaktadır? Ölçmek, kıyaslamak gereksiz. Buradan bir yere varmak istemiyorum.
Ateş Bey işin özünü açıklamış.

Benim yıllardır düşümdedir.

Evet, bahsedilen bir ortamda, aranan kalitede bir turnuvalar serisi nasıl yapılabilir?

Seksenli yıllarda biz de İzmir de kahvede, kafede düzenlerdik.
Samimiyet ve değerler vardı. Gönüllü hakemlik yapar, bazen hakem oyuncular bile olurduk.
Para kazanma beklentisi yoktu. Hatta belli harcamalar cepten bile giderdi.

Öneri son derece mantıklı!
TSF neden engel görülür anlayamadım.
Belli standartları oluşturduktan sonra sorun yok.

Benim düşüncem bu yöndeydi.
Ama insanlar yetkili ağızlardan cevap beklerler.
Doğrudur da..

Ben de yetkili arkadaşlarıma bu kez sordum. Cevap almadan yazmayı da uygun görmedim.

Sonuç;

1- İl temsilcilikleri kanalıyla düzenlenebilir.
2- Etkinlik programında yer alır ve onay görür.
3- Standartlar korunur, yönergesi hazırlanır, hakem ataması il hakem kurulunca yapılır.
4- Turnuva bitiminde standart uygunluk onayı raporlanır ve gönderilir.

Bunlar olmalı...

Artı olarak( benim önerim):

1- Sponsor bulunur, ödül ve hakem gideri karşılanır, (tabi burada bir takım il komisyonları ve ilişkiler kullanılmalıdır, yukarıdan hiçbir şey kendiliğinden gelmez herhalde)

2- Yaygınlaşması için örgütlerce benimsenerek yasallaşır, yönetmeliklerdeki yerini alır.
3- Emsal teşkil etmesi için öncü uygulamalar cesaretle başlamalıdır.
4- Hatta GSİM eğer sponsor varsa, hakem ücretini ödemeye yanaşmayacaktır. Bu anlamda katılım bedeli toplayabilirsiniz. Ancak bunu da bir spor kulübü bünyesinde yapabilirsiniz ve yönergede belirtmelisiniz.
Faaliyet programınızda olup onay görmelidir. O zaman sorun yok.

Aslında buna benzerleri yapılıyor galiba bir yerlerde.
Otomatiğe bağlanmış olarak.

Selamlarımla.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#26
Yazdıklarımı daha sarih hale getireyim, çünkü önerimin korsan turnuva kavramı ile ilgisi yok. Şimdi 4 usta oyuncu yanlarına 4 amatör oyuncu dahil ederek, bir Cumartesi günü turnuva yapabilirler mi ve bunun TSF'ye bildirim zorunluluğu var mı?

Turnuva UKD'ye alınmayacaksa -yani oyuncuların talebi yoksa- şüphesiz her isteyen her istediği ortamda döner turnuva yapabilir.

Eğer bu turnuvaların UKD'ye dahil edilmesi istenirse, o zaman TSF kontrolünden geçmesi şüphesiz haklıdır, zaten pratikte aksi olmaz. Bu durumda TSF hakem gönderecek ve sonuç resmileşecektir.

Kısacası unrated bir döner turnuvayı herkes her zaman düzenleyebilir, ama turnuva UKD'ye dahil edilmek istenirse, bu durumda TSF'ye müracaat etmek gerekir. Benim önerim burada şöyle şekilleniyor:

1 - Temel sorunlardan biri belli seviye oyuncuların turnuva eksikliğidir. Bu çerçevede döner turnuva geleneği de ölmek üzeredir.

2- Makul sayıda oyuncu bir araya gelerek döner turnuva düzenleyebilirler. Bunun için derneklerin, lokallerin veya yer sağlayacak kişilerin (bir iş yeri sahibinin toplantı salonu, bir otel salonu) mekanlarından faydalanılabilir.

3 - Bu tür turnuvalar yaygınlaşırsa TSF'nin üzerinden, belli düzeydeki oyunculara pratik yaptırma yükü kalkar.

4 - Bahsettiğim model özelleştirme gibi bir şey. Devlet, belli düzey oyunculara sık turnuva imkanı sağlayamadığından, oyuncular kendi imkanları ile devletin yapamadığı işi yapmaya amade olmaktadır.

5 - Turnuva talepleri bu tür forumlarda, sosyal mecralarda duyurulabilir. Örneğin "Hafta sonu İSD'de 60 + 30, 8 kişilik döner turnuva yapılacaktır, UKD aralığı 1800 / 2400'dür, TSF'den onay alınmıştır, hakem ücreti 150 TL, oda kirası 100 TL olup oyuncu başına 35 TL katılım ücreti vardır, ilk 7 başvuru için mail adresi xxx'dir" gibi.

6 - Bu sayede dernekler, lokaller, merkezler masa ve oda kiralayarak atıl yerlerinden para kazanabilirler.

7 - Döner turnuvanın eşlendirmesi, idaresi hakemler için çok kolay, hesaplaması da TSF için daha basittir (Bu model haliyle İsviçre sistemi için uygun değildir çünkü onun hacmi, eşleştirmesi, idaresi bambaşkadır).

8 - Döner turnuvalar daha yararlıdır. Rakip belli olduğundan ön hazırlık nedeniyle çalışma saati artar. Varyant hazırlamak, rakibin stiline göre taktik veya oyun sonu çalışmak gibi zorlayıcı faydaları vardır. Daha küçük bir alana ihtiyaç duyulduğundan (4 masa) kontrolü, temizliği, konforu ve lokal ihtiyaçları daha rahat karşılanabilir.

2300 düzeyindeki bir oyuncu 7 turluk bir turnuvada en fazla 2-3 denk oyuncu ile oynayabilecekken, döner sistemde eşdeğer oyuncularla karşılaşacağından her oyun daha ciddi olacaktır.

Son olarak, kazara TSF İstanbul'da günün birinde bir bina veya 150 metrekarelik bir yer alırsa, küçük oda kiralamaları ile bir yıla 52 döner turnuva şansı sağlayabilir.

ekleme. Aşkın beyin yazısını benim yazımdan sonra gördüm. Onun önerisi benimki ile uyuşmuyor. İl temsilciliği, yönerge, onay, kabul süreçleri aşırı bürokratik ve bu sistemi doğmadan öldürür.

Benim önerim oyuncuların bürokrasiyi hiç çalıştırmadan kendi organizasyonlarını yapması. TSF'den beklenilen ise sadece hakem vermesi. Yoksa İl temsilciliğinin kabulüne, müdahalesine ve organizasyonuna kalırsa amaca ulaşılamaz. Amaç zaten bir anlamda bürokrasiden kurtulmak...
blog:
Ara
Cevapla
#27
İl temsilciliği kaldırıldığı ve önerdiğiniz sistem uygulanmaya başladığında belki önerileriniz de uygulanabilir. Buna karşı değilim.
Ancak sizin bahsettiğiniz ve benim de desteklediğim bu tip turnuvaların resmiyet kazanması için hakem atamasının şu andaki kurallara göre resmen il hakem kurulunca atanması gerekir.
Bu kurul ise il temsilciliği bünyesindedir.
Öncesinden bütçe ayrılacak.
Eğer bu kurul ve uygulamaların dışında bir atama- görevlendirme-hakem gönderme bekleniyorsa, bu nasıl olur, onun da bir mevzuatı-yönergesi gereklidir.
Ya da sizin deyiminizle kurallaştırılması.

Turnuvaların öncesinden ya da sonrasından TSF ye bildirilmesi mantıklı değil midir?
Ona göre bir ön planlama yapılması, hakem göndermede hazırlık yapılması gerekmez mi?
Böylesinin ne sakıncası var?
Sadece öncesinden bildirip onay alacak ve sayfanızda duyuracaksınız.

Anlayabildiğim kadarıyla önerinizin desteklediğim kısmında bir sorun, bürokratik bir fazlalık göremedim.
Ben mi yanlış anladım acaba?
...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#28
Şu da kabul;

Tamamen kendi bütçesini, kendi kaynağını yaratan turnuvalar!

Bunu her zaman yazdım ve bu gün de arkasındayım bu fikrin.
İl bütçeleri kendi kaynaklarını yaratsın.
Satranç merkezleri de aynı.
Sadece denetime ve kontrole tabi olabilirler. Bu da gereklidir.
Açıkçası aslan payı illerde de kalmalıdır.
kendini döndürmek zorunda olan satranç merkezlerinde, özel kuruluşlarda...
Bu kadar açık!

Ama bu sistem hayata nasıl geçer?
Neleri hangi süreçleri aşmak gerekir?
TSF' nin dışında, "çan kulesindekiler" ne der?
Yasal düzenleme gerekecektir sanırım.
Bazı kurum ve mevzuatı yok sayamayız.


Onun için de, değişim, yeniden yapılanma dedim hep!
İçinde destekçi kesim, örgütlü güç...



...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#29
Sayın Mojo Jojo'nun tasarladıkları makul öneriler olmakla birlikte kendisi Türk Satrancının iç dinamiklerini henüz bütünüyle tanımamış görünmektedir.Bir noktada yanılmaktadır.Herhangi bir yarışma UKD hesabına alınsa da alınmasa da mutlaka Satranç Federasyonunun iznine tabidir.Bu söylediğim uygulama 2000 yılından beri devam etmektedir.İsterseniz çocuklarınız ile evde turnuva yapsanız yine İl temsilciliğinden izin almanız gerekecektir.Aksine davranmanız halinde Emniyet güçleri kapınıza gelip sizi uyarabilir.Bunun örneğini yıllar önce Pendik'de Sapanbağlarında yaşadık.O bölgede oturan arkadaşlarımıza sormanız mümkündür.Şu halde çektiğimiz acılar anlatmakla bitmez.Ben de Mojo Jojo gibi sadece UKD hesabına alınan turnuvalar için izin alınması gerekir diye düşünmüştüm.Ama bütün yarışmalar için izin alınması gerektiğini öğrenmiştim.Durum son 1 sene içinde değişmişse belki Aşkın bey beni yalanyabilir.Ama 2012 ye kadar söylediğim uygulamanın geçerli olduğunu biliyorum!Görüldüğü gibi çözüm bekleyen çok sayıda sorun var.Bunlar birkaç kişi arasında konuşulmakla bir yere varamıyoruz.Bu forumda yazmak da havanda su dövmek kadar etkili olmuyor.Çünkü makus talihimizi değiştiremiyoruz.5-10 kişi daha belki bize katılsa biraz sesimizi duyurma imkanımız olur.Burada 3-5 kişi yazıyor.Onların da bazıları kimliklerini saklı tutuyor.Önümüzdeki engelleri aşmak çok zor görünüyor.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#30
istanbul satranç derneği nin tarihi satranç federasyonunda çok daha eski oldugunuda unutmamak gerek.
savaşı zenginler çıkartır fakirler ölür.
Ara
Cevapla
#31
Bu arada bu izin meselesi neredeyse aramızda yıldırım turnuvası yapmamız için izin almaya dayandığından uygulamayı da son derece faşizan bulduğumu belirtmek isterim.

Yapılması gereken reyting hesaplarına gönderilecek turnuvalar için böyle bir iznin gereğidir. Ayırca bunun da dolaylı oldan hakemlere tabi kıldığına da inanıyorum. Pek çok turnuva izni düzenleyenin il temsilcisiyle ilişkilerinin iyi olup olmamasına bile kalıyor hatta organizatörler buna uyum gösteriyorlar.

Sürekli ne kadar fedakarlık yaptığından bahseden hakemler ve il temsilcileri her zamanki gibi en fazla fedakarlığı satranççının yaptığını unutuyorlar/görmezden geliyorlar. Tekrar edeyim, gerçek satranç emekçisi satranççıdır. Bunun aksine satrancın içinde iddia eden birisi iyi niyetli olamaz.
Ara
Cevapla
#32
Sayın AKMAN,
İzin ve emek konularında yazdıklarınız konusunda bir şeyler söylemek isterim. Aslında gereksiz de görüyordum ama son mesajınızın gerçekten size ait olup olmadığını sorgular oldum nedense..
İzin..
Herhangi bir ortamda ELO-UKD li oyuncularla düzenlenecek ve hesaplamalara katılabilmesi istenen bir turnuvanın önceden etkinlik programına alınması gerekmez mi sizce?
Bahse konu izin, turnuvada görevlendirilecek hakemler içindir. Her hakem elini kolunu sallayıp turnuvalara görevli gelemiyor. Hafta sonu da okullarında ya da kurumlarında resmi görevli olanlar vardır. Kurumlar arası koordinasyonla izin alınır. Bu turnuvanın yapılması için federasyondan istenen bir izin anlamında kullanmadım.
Bu anlamdaki izin o yılın etkinlik programında yer alır ve onay görür. Ülkemizin şimdiki gerçeği budur. GSİM uygulamalarına göre bütçe uygulamalarıyla ilgilidir.
Herhangi bir yıldırım turnuvasının izne tabi olup olmadığını sorgulamıyoruz.
Bahsettiğiniz faşizan uygulama deyimi çok ağır ve haksızca olmuş. Belki belli bir adrese yöneltmediniz ama ne gereği vardı?


Emek...

"Gerçek emekçi..." diye başlamak emeği gerçek emekçiden ayırma düşüncesidir.
Emek, çalışma yorgunluk, zahmet çekmekse eğer bu tanıma uyan herkesi; sporcularını da, il temsilcisini de, yöneticisini de, zaman ve gücünü ayıran herkesi içine alan bir kavramdır.
Ayrımda bulunmak gereği yoktur.

Herhangi bir emek sarf etmediği halde kendisini emekçi den saymak durumu elbette ayrıdır.

Camiamız içinde bu tip "senin emeğin çakma-benim emeğim gerçek ayrımları" bizi nereye götürür?
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#33
Emek konusunda rahatsız edici tavır, turnuva organizatörü ve yöneticilerinin, yapılan yanlışlıklar ve hatalı uygulamalara karşı hemen 'ama biz ne kadar emek harcıyoruz biliyor musunuz? ' diyerek savunmaya geçmelerinden doğmaktadır.

Olayı fiziksel emeğe dökecekseniz, bir temizlik işçisinin emeği ile bir satranççının masa başında ortaya koyduğu emeği kıyaslamak kadar yanlışlığa düşersiniz. Konumuz 'satranç' ve bu yüzden satrançla ilgili emeğin ön plana alınması gerekmekte.

Satranç konusunda esas olan satranççılar ve onların haklarıdır. Madenler konu olursa esas olan maden işçilerinin hakları olur. 301 kişi hayatını kaybettikten sonra madeni yönetenlerin kendi emeklerinden, bakanın 3 gün gömleğini değiştirmemesinden söz etmesi ne kadar dehşet vericiyse, satranççıların hakları söz konusu olduğunda olayı, iyi niyet, masa taşıma, kokart hazırlama ile değerlendirmek rahatsız edicdir. En nihayetinde yöneticiler, kurul üyeleri, hakemler vs, satranççılara daha iyi hizmet sunabilmek için vardır. Ne yazık ki ülkemizde durum bunun tam tersidir. Nasıl devlet maden işçisinden önce patronların çıkarlarını gözetiyorsa, yöneticiler de satranççılardan önce yan aktörlerin çıkarlarını gözetmekte ve korumaktadır.
Ara
Cevapla
#34
Bugün yaşadığımız sıkıntıların kaynağında Satrançseverlerin kendisi de vardır.Hep kişisel çıkar hesabı yapıldığından adil ve kabul edilebilir yönetmelikler yapılamamıştır."Aman Yönetimle aram iyi olsun,gerisi Tufan olsun"ilkesi sonunda bizi çözümsüzlüğün içine sürüklemiştir.Satrançsever,doğruya,adalete,tarafsızlığa sahip çıkmamıştır.Sadece kendi canı yandığı zaman kısa süreli ağlamıştır.Sadece kendi çıkarlarına zarar verildiği zaman tuvaletlerden yakınmış ve yönergedeki bazı maddelerin yanlış olduğunu açıklamıştır.Toplumun ortak çıkarlarını kucaklayacak yönergelerin hazırlanması yönünde çaba sarfedilmemiştir.Atılan her adımda yabancı satrançcılara öncelik verilmiş,yerlilerin teşvik edilmesi ihmal edilmiştir.UKD si düşük olan oyuncular sistematik bir şekilde değersizleştirilmiş,lisans ücreti ve katılım payı ödeyen gelir kaynağı haline getirilmiştir.Yönetim kısa zamanda başarılı olduğunu göstermek istediğinden hep Piramidin tepesine önem vermiş,Piramidin ortasını ve altını geliştirmek istememiştir.Bundan sonra sorunlara çözüm bulunur mu?Bu forumda yapılan tartışmalara bakarsak ümidimizi kaybederiz.Ama bu davayı kaybetsek de çarpışarak kaybedeceğiz.Yerli sporcuları ezmeye,küçümsemeye ve değersizleştirmeye çalışan anlayışlara teslim olmayacağız.Herkes yazdığını düşünerek yazacak.Öte yandan Ceza Kurulunun sadece Federasyon yönetimi başvurduğu zaman toplanan bir organ olmadığı bilinmelidir.Yerli satranççıların manevi kişiliğine hakaret eden yazılar için Ceza Kuruluna başvurulması mümkündür.
Koşullarını beğenmediğimiz yarışmalara katılmayacağız.Türkiye'deki yarışmaların koşullarını beğenmiyorsak yurtdışındakilere katılmanın yollarını arayacağız.Bunun dışında eninde sonunda sendikal bir çalışma başlatılmasının gerekli olduğu çoğunluk tarafından kabul edilecektir.Günün birinde bir Oyuncular Birliği kurulacaktır.Satranç antrenörleri böyle bir birlik kurmuştur.Demek ki buna gerek duyulmuştur.Oyuncular da eninde sonunda kendilerini temsil eden böyle bir dernek kurmak gerektiğini anlayacaktır.Bu Dernek satranç sporcularının çıkarlarını ve özlük haklarını koruyacaktır.O zaman satrançcıyı UKD sinin düşüklüğünü gerekçe olarak gösterip küçümsemek,değersizleştirmek şimdiki kadar kolay olmayacaktır.
Ara
Cevapla
#35
(Düzeltildi): yanlış sayfaya yazılmış mesaj...
blog:
Ara
Cevapla
#36
Özgür (ve daha üstte Ateş bey), UKD'ye dahil olmayan turnuvalardan bahsediyor. Faşizan kelimesi de UKD'ye dahil olması istenmeyen ve insanların arkadaş ortamında düzenledikleri turnuvaları kastediyor. Benim en tepede sorduğum soru da buna yönelikti.

Şimdi açık sorum ve cevabım şu:

- UKD ile hiç alakası olmamak üzere,
- Evimde,
- Beş arkadaşımla,
- Hafta sonunda 8 turlu (4 x 2)
- 60 + 30 saniye arttırmalı turnuva düzenlersem,
- TSF bana yaptırım uygular mı?

Cevap evet ise (ki Ateş bey öyle diyor), faşizan kelimesi bu olayı karşılamakta etimolojik olarak yetersiz kalır. Bu kavrama TDK yeni bir kelime üretene kadar aptalca, satranca düşman, çapsız, yeteneksiz gibi birkaç sıfat daha eklenmesi gerekebilir.

Yani evimde UKD'ye dahil olmayan bir arkadaş turnuvası düzenleyeceğim ve bizi basacaklar.

Olur. Sonra, ellerini yukarı kaldırmış bir Tulkay Gulkız veya Tahsin Aktar figürü şöyle mi bağıracak:

Satranç turnuvası mekruhtur, caiz değildir. yapanların evleri basılsın, ocağına ateş düşsün, birlikleri bozulsun Big Grin
blog:
Ara
Cevapla
#37
Emeği sadece fiziksel yorgunluk anlamında yazmadım, kimseyi de ayırmadım. Zamanında farklı kesimlerin farklı anlayışlarla emek kavramına sahip çıkmalarını eleştirdim. Kimseyi de ayırmadan emek sarf eden herkesi ve her kesimi emekçi olarak düşündüm ve bunu belirttim.
Yazım orada duruyor bir daha okunması gerekti galiba.

Kendi yazımdan sonra diğer yazıları 11.11 itibarıyla okuyunca tabi yeniden yazmak gerekli.

Ateş bey olmayan hiçbir şeyi yazmamış. Klavyeye oturduğu ilk günden beri hem yazarak, hem de gördüğüm her ortamda konuşarak aynı şeyleri söylüyor.
Ayrım yapmadan gördüğü aksamaları ve çözüm önerilerini dile getiriyor.
Zamanında yönetimde görev alması ve bu günkü söylemleri onun ülkemizin satranç geleceğini tıkamaz, bilakis güçlendirir.
O da düşündüğüm gibi örgütlenin diyor.
Neden rahatsız oluyorsunuz?

Turnuva konusuna gelince...
Bahsedilen model ülkemizde onlarca yıldır, kahvelerde, kafelerde, satranç merkezlerinde, arkadaş çevresinde yapılmaktadır.
En azından ben İzmir, Ankara, Sivas, Adana, Malatya ve Kocaeli de olmak üzere yüzlercesine katıldım.
Hiç birinde baskına uğramadım.
TSF den izin almadım.
ELO- UKD ye dahil değildi hiçbirisi.

Şaka mı bu?
Komplo teorisi mi?
Ateş Bey' in bu konudaki yazısını bana gönderebilir misiniz?
Ben görmemiş, bulamamış olabilirim.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#38

Ateş Bey tebrik ediyorum. Gerçi asbaşkanlık yaptığınız 1996-2000 yılları arası dönemde de bir çok kişinin ceza almasında emeğiniz olmuştu ancak yıllar yılı 'sessiz çoğunluk', 'yazılarım okunmuyor', 'piramitin ortası' vs diye serzenişte bulunduktan sonra, açıkça belli oluyor ki anlamadığınız veya anlamak istemediğiniz bir saptamayı 'cezalandırılsın' diyerek ihbar etme çalışmanız hayranlık uyandırıcı.

1200 ukd yerli dinamik, zayıf satranççı, satranççı veya başka bir şey değildir. Hele hele 1600 e kadar ukd'nin bilgisayar başında satın alınabildiği bir ülkede hiç değildir. Bu yaklaşımınızla satranççıların, gerçekten yerli dinamiklerin de önünü kesiyorsunuz.

Okullarda yapılan 'sportif faaliyetle' 'spor yapmak' arasındaki farkı anlamadan da hiç bir şey değişmeyecek. Satranç taşlarını, çoğunlukla da her oyunda bir kaç imkansız hamle eşliğinde hareket ettirmek spor değildir. Okulda flüt çalmanın müzisyenlik, resim yapmanın ressamlık, drama çalışmanın da oyunculuk anlamına gelmediği gibi. TSF yıllardır, aileleri, okulları daha fazla gelir elde etmek adına yanıltmakta ve yanlış yönlendirmektedir. Okullarda ve alt yaş gruplarında satrancı eğitimin bir parçası olarak görmek yerine 5-6 yaşında çocuklara 'sporcu' adı verilmiş, 5'i Türkiye adına yarışan 9 kişilik turnuvalardan Avrupa Şampiyonları üretilmeye çalışılmıştır. Çocukların ruh sağlığını, gerçeklik duygularını zedeleyen yanlışlıklar nedeniyle evet 100 tane 1200'lük oyuncu bir tane 2200 etmemektedir. Çünkü 100 tane 1200'lük oyuncudan 2200 lere ulaşan 1-2 kişi anca olmaktadır.

Satrancın sorunları üst düzey oyunculara düşmanlık beslemekle çözülmeyecek. Bu anlayışla hep yakındığınız piramidin ortasının satranç oynaması için, turnuvalara katılması için hiç bir neden yok ve olmayacak.
Ara
Cevapla
#39
Sincerely yours.

blog:
Ara
Cevapla
#40
Sayın Taşan,

Üslubum sertleştiği için şüpheye düştünüz herhalde. Tabii ki ben yazıyorum. Ateş Ülker, MojoJojo ve Erşan Gökerman yazdıklarımın neyi ima ettiğini gayet iyi anlamışlar. Yazılarımı başkalarının bana yazdırdığını ima ettiyseniz ben de buna cevap vermeyi vakit kaybı addederim.

Neredeyse takım açıp satranç oynamayı izne tabii kılan bir yaklaşım benim kullandığım "faşizan" sıfatıyla pekala nitelendirilebilir. Siyaset bilimci olarak bu kavramı nerede nasıl kullanmam gerektiğini biliyorum.

Emek konusundaki ayrıma gelince. "Herhangi bir emek sarf etmediği halde kendisini emekçi den saymak durumu elbette ayrıdır." yazmışsınız, onu yapan çok kişi var. Pek azı satranççı.

Hakemlerin emeği gerçek emek değildir de demiyorum. Emek vurgusu yapılacaksa öncelikli yapılması gereken satranççıların emeğidir. Hakemlerin içinde fedakarlıkla çok çalışanlar olduğunu çok iyi biliyorum. Lakin her eleştiriyi de bu emeklere atıfla cevaplamak satranççıların emeğini es geçmektir. Sürekli satranççı olmayanların emeğine vurgu yapılıp oyuncularınkinin es geçilmesini bir zihniyet dışavurumudur.

Ortada GSGM teşkilatından kaynaklı bir zihniyet sorunu var. yoksa ben MojoJojo gibi federasyon kapatılsın da demiyorum veya amacım yönetim eleştirisi yapmak değil. Benimki topyekün bir spor bürokrasisi eleştirisidir. Bu zihniyet ve teşkilat yenilenmeden de satrancı geçtim Türkiye'nin gerçek bir spor ülkesi olması imkansızdır.
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi