TSF Açık (Open) Satranç Turn. zorunlu yaptırsa olmaz mı?
#1
Satranç Federasyonumuz, belli başlı büyük illerimiz için veya satranç potansiyeli iyi durumda olan veya Büyük Şehir Belediyesine sahip illerimiz için yılda 1 adet Açık (open) satranç turnuvası düzenlemelerini onlara zorunlu hale getiremez mi?
Örneğin; Ankara, Antalya, Eskişehir, Bursa, Denizli, Siirt, İstanbul (zaten yapıyor.), İzmir (yapıyor)..liste devam ettirilebilir.. herkese satranç ve turnuva dolu güzel günler dilerim.
Ara
Cevapla
#2
Yusuf bey, öneriniz iyi niyetli ama TSF'nin hayat felsefesine çok aykırı.

TSF, Ali Nihat Yazıcı dönemi ile istikrarlı olarak satrancı, satranç kitlesinden çıkartıp, çocuklara ve velilere tahsis etti.

Open turnuva satranççı içindir. Temel gelir kapısı 4-12 yaş grubu olan ve sonra onları tüketip arkadan gelen 4-12 yaş grubuna servis veren bir zihniyet böyle bir turnuva yapılanmasına mecburen soğuk bakar.

TSF çocuklaştırılmış ve gerçek satranç kitlesinden koparılmıştır. Bu yüzden de temel kitlesi artık siz, ben, Ateş bey, 1500'lük bir oyuncu, GM olmayı zorlayan bir IM oyuncumuz değildir, bir satranç entellektüelinin aslında bu topraklarda yaşaması ve nefes alması da mümkün değildir.

Sadece son 2 yıldır tartıştığımız konular, Ekaterina'ya verilen ceza, tuvaletleri turnuva salonunun 2 mahalle ötesindeki çadır organizasyonları, kurban bayramına denk getirilen uluslararası İstanbul Festivali, ELO bildirimim ne olduğunu bilmeyen teknik kurul ve hakemler, Çorumda 16 çocuklu turnuvaya tayin edilen 20 hakem gibi sadece mizah yeteneğimize hitap eden şeyler.

Başkanı 935 seviyesinde öğrenci velisi olmaktan maada bir özelliği olmayan bir kurumdan böyle bir talepte bulunmaktansa, CERN'e başvurup "suyun üzerine yazı yazmak konusunda bilimsel bir ilerleme var mı" onu sormak daha somut olur bana kalırsa.
blog:
Ara
Cevapla
#3
Bir de esas sorun hangi makam için zorunlu hale getirileceği ve nasıl kaynak bulunacağı. TSF'nin yerel yönetimler için bir turnuvanın düzenlenmesini zorunlu hale getirme yetkisi yoktur, onları ancak böyle bir turnuva düzenlemeye ve bu turnuvalara destek sağlamaya ikna edebilir.

Daha fazlası olmalı mı? Evet, ona şüphe yok. Özel satranç merkezlerinin de bence bu yönde atacakları adımlar olabilir. İstanbul Satranç Derneği yapabiliyorsa pek çok özel merkez yapabilir.

Açık turnuva konusunda özellikle Diyarbakır'da bir tane olsun isterdim.
Ara
Cevapla
#4
Önerimi yazarken aklımda TSF nun bu konu ile alakalı olarak İl temsilciliklerini zorunlu tutması durumu vardı.. Yazma gereği duymamıştım.. İl Temsilciliklerine diyebilmeli ki; Yılda 1 tane Açık (Open) turnuva yapacaksınız.
Ara
Cevapla
#5
Bunu yapabilmek için İl Temsilciliklerine bir performans ölçütü koymak gerekiyor. Büyükşehirlerde bu ölçüt koyulabilir. Lakin o zaman belki 15-20 il temsilcisi her sene değişir. Bu kadar yoğun bir rotasyona yeterince aday var mı mesele o.
Ara
Cevapla
#6
Herhangi bir ilde İl temsilciliğinin yılda bir defa Açık turnuva yapması sorunları azaltmamaktadır.Bu düşünce zaten son yıllarda hiç değilse 8-10 ilde gerçekleşmektedir.Ama Piramidin ortası bu turnuvalara katılamıyor.Neden katılamıyor?En büyük neden onların amatör olmalarıdır.İkinci neden yerli dinamiklerin teşvik edilmemesidir.Bunu nasıl farkediyoruz?10 ödül verilecek olan bir açık turnuvaya 10 yabancı ustanın katıldığını görüyoruz.Bazan aynı anda 2 açık turnuvanın yapıldığına tanık oluyoruz.Haber ajansları bu yarışmaların birinden övgü ile söz ederken diğerinden sanki hiç oynanmamış gibi söz etmiyor.İşin ilginç yanı Satranç toplumunun ayrıntılı olarak bilgilendirildiği yarışmada ciddi aksaklıklar olurken, sessiz sedasız yapılan ikincisi amacına ulaşıyor.O ikinci yarışmaya daha çok yerli sporcu katılıyor.Gördüğünüz gibi anlatacak çok öykümüz var.Hiçbir iş uzaktan göründüğü kadar kolay değildir.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#7
Ateş bey,

Yazılarınızı elimden geldiğince vaktim oldukça ilgiyle okurum..Somut öneri yazıyoruz..Hemen bir karşı çıkış geliyor.. Sorunlarımızı burada yazıp yazıp, sürekli tartışarak (bazende kırıcı olarak) çözebiliyor muyuz? "İller Şampiyonası" düzenlensin önerim oldu.. Türkiye Şampiyonasında il dağılımına göre ödüller verilerek geçiştirildi.. Bunu önerdim..sorunları çözmez deniliyor.. 8-10 ilde zaten yapılıyor yazmışsınız.. sayalım; 1.Çanakkale..2.Keşan..3.İstanbul..4. İzmir (ki bazı sene yapmıyor..) 5. Çeşme..6. Malatya... hani nerde 8-10 turnuva? piramidin ortası katılamıyor yazmışsınız..Çeşme Open var haftaya (ben de katılacağım kısmetse Smile ) bir bakın isterseniz katılanlar listesine..piramidin neresinden yoğun katılım var? Bu forumda somut öneriler getirilip onlar üzerinden tartışılmıyor.. Önerinin olabilirliği tartışılmıyor..hep olmaz.. hep sorunlarımız var..onları çözemeden adım atamayız.. Sorunları tartışmaktan başka bir yazı okuyamıyoruz forumda.. Bu forumda bir bölüm olmalı "Öneriler" adıyla mesela..oraya sadece somut öneriler yazılmalı..olur mu olmaz mı..onlar yazılmalı..nasıl olabilecekleri yazılmalı..tartışılmalı..Bu forumda sürekli bir eleştirenler ve karşısında savunanlar var.. böyle bir yere varılmaz ki.. Hoşçakalın.
Ara
Cevapla
#8
Bu başlık özelinde kastedilen bensem, İl Temsilciliklerine maaş bağlanması ve performansa dayalı çalışmaları halinde böyle bir ölçüt koyulması bence çok mantıklı. Bir turnuva bile yeterli olabilir doğru bir yapılanma olursa.

GSGM düzeninde ne kadar mümkün onu da araştırmak lazım.
Ara
Cevapla
#9
Bu başlık özelinde kastedilen bensem, İl Temsilcilikleri acilen kapatılmalı Big Grin
blog:
Ara
Cevapla
#10
Sayın Mojo Jojo..tespitleriniz bazen acılı adana gibi Smile .. mizahınız bile acısını geçirmiyor.. bu forumda bayaa marjinal durumdasınız.. ancak yazdıklarınızda doğruluk oranı bayaa yüksek bana göre .. ancak size sormadan edemedim.. İl temsilciliklerinin varlığına takmış durumdasınız..Peki, TSF ile illerdeki satranç potansiyeli arasındaki bağ, köprü ya da iletişim nasıl ve ne şekilde kurulacak? TSF yi de kapatsak mesela? FİDE ile bağımız kalır mı? Dünya üzerinde iş ya da görev hiyerarşisi diye bir gerçek yok mudur? Dünyada da durum böyle değil midir? FİFA vardır mesela..ülke futbol federasyonları vardır....vs.. Ticarette de böyle değil midir? Markalar vardır..ülkelerde onların distribütörleri vardır.hatta aynı markanın şehirlerde bölge bayiileri vardır.... yani, siz il temsilciliğini kaldıralım derseniz..olay nasıl çözülecek? onu anlatsanız?
Ara
Cevapla
#11
Yusuf bey merhaba,

Yazılarınızı ve önerilerinizi samimiyetli buluyorum, önce bunu söyleyeyim.

Bazı konularda öyle bir koşullanmışlık oluyor ki insanlar zamanla (aslında olmuş ve olması gereken) halleri unutup, bidenbire olağandışı addediyor. Olması gerekeni söyleyen de marjinal oluyor.

Size 2 temel veri vereceğim. Bunları ön kabul olarak alın. Eğer bu veriler size yalan gelirse veya tatmin etmezse, bana söyleyin, daha detaylı olarak uzun uzun yazarım. Amacım şurada yazı yazan hiç değilse 3-4 kişiyi düşünmeye tahrik etmek.

1) İl temsilciliği dediğimiz şey zaten 1990'dan sonra ortaya çıkan bir yapıdır. Bu tarihten önce Türk satrancı yüzlerce başarılı turnuva yapmış, liseler arası, Türkiye Gençler Birinciliği ve Türkiye Şampiyonlukları gelenekleri olan bir ülkeydi.

Sıracettin Bilyap, Nevzat Süer, İlhan Onat, Suat Soylu, Turhan Yılmaz, Feridun Öney, Fatih Atakişi ve Suat Atalık gibi bir çırpıda sayabileceğim isimler dernek modelinden çıkmışlardır. Bu isimlerin döneminde İl Temsilciliği yoktu.

Ya da daha çarpıcı yazayım: Türk satrancı 80 yıllık bir geçmişe sahipse, bunun ilk 60 yılında bu yapı yoktu. E son 20 yılını da görüyoruz zaten.

Üstelik yukarıda saydığım isimlerin devrinde database, evde sınırsız çalışma imkanları sağlayan ileri teknolojiler de yoktu. Ben bugün evimde Norveç'te oynanan turnuvayı naklen izledim.

1970'lerde, 80'lerde Türk satrancı 2 ayda bir gelecek informatorlarla idare ederken, teknik olarak da üslüp olarak da, turnuva adedi olarak da ve asıl önemlisi turnuva kalitesi olarak da 5 numara daha üst düzeydeydi.

Ve ısrarla tekrar ediyorum, dernek sistemi yürürlükteydi. İl temsilciliği diye bir kavram yoktu.

2) Dünya üzerinde gelişmiş - gelişmemiş hiçbir ülkede il temsilciliği kavramı yoktur. Çok akıllı olduğumuz için bir tek bizde var. Ama dünya sıralamasında 42.likten yukarı çıkamıyoruz.

Bakın Moskova'ya da gittim, San Fransisco'ya da. Gitmenizi çok isterim. İlkinde Karpov - Kasparov maçının maun masası duruyor; diğerinde Frank Marshall'ın 1920'lerde o dernekte verdiği simültanenin fotoğrafı ve Capablanca'nın imzalı resmi.

Bir kaç kere şaka yollu yazdım, biri bana Oslo, Newyork, Delhi veya San Petersburg il temsilcisinin adını yazsın, bu foruma yazmayı bırakırım.

Hadi bir üçüncü unsur daha ekleyeyim. Sizin naif ve doğru öneriniz; bu ülkede ayda bir nitelikli turnuva yapılması önerisi. İşte bu öneri salt il temsilcilikleri yüzünden olamayacak bir şeydir.

Zaman makinası olsa ve 1984 yılına dönseydiniz, İzmir Satranç kulübü derneğinde bu önerinizi söylerdiniz, ciddiye alınırdı ve İlhan beyin girişimi ile bir işadamı, satranç sever bulunurdu veya dernek imkanları ile o turnuva yapılırdı.

Hep yapıldı çünkü.

Sevgiler.
blog:
Ara
Cevapla
#12
Sn. ÖMÜR,
Satranç camiasının içinde ne kadar süredir yer aldığınızı ve nelere tanıklık yaptığınızı bilmiyorum.

ÖNERİLERİNİZ, "OLMASI GEREKENLER" KONU BAŞLIĞINDAN ÇIKMAKTADIR.
Evet güzel öneridir.
Arkasında güçlü bir insan, kurum-şirket, yerel yönetim vb. olduğunda uygulanabilir değil mi?
Ama sorun, bu adımların atılmaması, ya da ilgili kişilerin bu adreslere ulaşıp ulaşmaması durumudur.
Aslında bir çok ilimizde de böyle potansiyeller gizlidir. Ama her il merkezden mi harekete geçirilmeli, yoksa her il kendi oluşumunu mu kurup etkinliklerini düzenlemelidir.
Dernekler zamanında oluşumlar çok güçlüydü. Çünkü birinci elden kişiler tarafından kurulmuş ve zamanla yok olana kadar da içtenlikle sahiplenilmişti.
Ben de derneklerden gelen bir insan olarak o zamanın kalitesine tanığım.
Ciddiyet, neredeyse aynı kültürden gelen insanların ortak bakış açısıydı.
Meşakkatli bir ayakta duruş, hayatta kalma savaşı verilirdi.
Bazen bir apartman dairesinden çıkartılırdınız onca eşya ve malzemenizle...
Ta ki yeni bir yer bulana kadar.
Ama satranç hep aynı saygın çizgisini korurdu.
Günümüzde saygınlığı tartışılmaz isimler o günlerden çıkmış ve efsane olarak kalmıştır.
Mojo Jojo nun söyledikleri doğrudur.
Ancak benim küçük bir ilavem olacaktır izin verirseniz.

1987 yılında oynanan TÜRKİYE SATRANÇ ŞAMPİYONASI, Taksim Atatürk Kitaplığı' nda oynandı.
İstanbul'dan en fazla katılımcı vardı. Ankara, İzmir, Adana, Balıkesir ve Bursa da ki dernek ve merkezlerden diğer katılımcılar.
1989' da Beyoğlu' nda...
1990' da İzmir' de Enis BİLYAP ve Cem PEKÜN ün ortak işlettikleri Analiz Satranç Merkezi'nde... ( sevgili Enis ve Cem, merkezin ismini yanlış hatırlamıyorum herhalde)

O zamanlar sadece bu illere ilaveten belki bir kaç il daha...
Sonra dernekler zamanla kendini besleyemedi, yok oldu!
Bu gün ayakta duran, çağa direnen bir veya birkaçı var.
O günlerde lisans numaram hiç unutmam 360 idi. İkiye katlanan bir kartondan yapılmıştı. Bir kaç yıl öncesine kadar saklayabildim. O da yok oldu.
Yoktan var eden insanlar da öyle yok oluyorlar teker teker.
Tıpkı yitirdiğimiz değerlerimiz gibi...
1984 yılının İzmir Güzelyalı Ömür Apt. da bir İlhan ONAT çıkıp müthiş katkılarıyla her düzeyde etkinlik yapabilirdi.
Doğrudur, aynı salonda bir sandalye öteden tanıktım çünkü...

Büyüyen ama aynı oranda asla gelişemeyen satranç ülkeye bugünkü şartların dışında böylesine yayılamazdı. Böylesine yayılmamalıydı da diyebilirsiniz.
Belki yaşasaydı dernekler kalitenin korunmasında öncü kalacaklardı.
Ama onun da ayrı bir sosyolojik ve siyasal hikayesi var.
Sizinle bunu da paylaşabilirim.
Geçmişten en çok ne özlediğim sorulduğunda, cevabın içinde bu gün gibi canlı hatırladığım yüzlerce satranççı şahsiyet vardır. Onların yaklaşımı sohbeti, gençlere olan teşvikleri, sabrı, doyumsuz benzetmeleri, özgün oyun oynama kültürleri...
SATRANÇ ÜLKEDEKİ DİĞER SPOR DALLARINDAN AYRI BİR MEVZUATA SAHİP DEĞİLDİR.
Tüm federasyonlar gibi belli kurallar çerçevesine sahiptir.
Bu kuralları kim koymuş deseniz elbette kural koyucular yani güçlüler.

Bugünkü tartışmaların ana kaynağında güçlüler ile haklıların, hak sahiplerinin düşüncelerini görürsünüz.
Ülkemizde diğer tüm ülkeler gibi layık olduğumuz ama pek azımızın karşı çıkmaya cesaret ettiği yönetim güçlerince, hükümetler-iktidarlar tarafından yönetilmektedir.

Çözüm, haklı- güçlü arasındaki kavram tartışmasından çok, "HAYATIN İÇİNDE KİMLERİN DAHA ÇOK BEDEL ÖDEYEREK YERALACAĞI" noktasına doğru ilerlemektedir.

Sonuçta sizin de haklı ve samimi olan bir çok isteğinizin gerçekleşebilmesi, insanlarımızın karar noktalarında hayatın ne kadar içinde olduğuna bağlı gibi durmaktadır.

Selam ve saygılarımla...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#13
Yusuf bey,
Öneriniz geri çevrilmedi.-Açık turnuvanın yapılması ile sorunların çözüme kavuşmadığı söylendi.Ben 8-10 dedim.Siz 6 ya kadar saydınız.Bingöl'ü,Kahramanmaraş'ı,Hatay'ı unuttunuz.Söke'den haberiniz bile olmadı.Çünkü haber ajansları yazmadılar.Oysa Söke belki de diğerlerinden daha çok ilgi toplamıştı.B grubuna rekor katılım olmuştu.Geçtiğimiz yıllarda Türkiye'de düzenlenen açık turnuvaların yapılandırmalarını ve koşullarını uzun süre analiz ettim.Koşulları beğenmediğim için katılmıyorum.Senelik iznim sınırlıdır.Bunu yurtdışında iki turnuvaya katılarak kullanıyorum.Benim 48 yılda geldiğim aşamaya benden genç olan bir arkadaşım birkaç ay düşündükten sonra geldi.Bu arkadaş İstanbul'da açık turnuva olmadığından Aralık 2014 de Polonya'ya gideceğini söyledi.Birgün başkaları da aynı kararı alabilirler!
Zaman zaman kırıcı yazışmalar oluyor.Bir üyemiz çıkıp benim hangi tartışmada kimi kırdığımı söyleyebilir.Ben hararetli tartışmalar yaparım.Ama kişileri kıracak silahlar kullanmam!İnsanları küçük düşürecek ifadeler kullanmam.Benim için herkes insandır.Herkes,bütün yerli dinamikler bu Toplumun bir parçasıdır.Bütünün yaşaması o parçaların birlikte olmasına bağlıdır.Elo puanı eşlendirme yapmak için gereklidir.Takım sıralamasının sağlıklı olmasına yardım eder.İnsanın değeri Elo puanı ile tartılmaz.
Ben henüz Çeşme'ye katılanların listesine ulaşamadım.Siz görmüşseniz 1800-2200 aralığından kaç yerli sporcunun katıldığını açıklayın...Geçen sene kaç kişinin katıldığını öğrenirseniz kıyaslama imkanı olur.Turnuvaya yazılanlarla bitirenler arasında fark olursa bu farkı da incelemenizi rica ederim.Bazan 41 kişinin başladığı yarışma 29 kişi ile tamamlanıyor.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#14
Yusuf Bey'in önerisi çok olumlu ve samimidir.

Ben olaya diğer forum üyelerimiz gibi yaklaşmıyorum, bence fikrin uygulanabilirliği yüksektir.
Büyükşehirler lokomotif durumundadır, önce büyükşehirler.
Büyükşehirlerin de önce "büyükleri" bu işleri kurumsallaştırmalı, belli bir düzene koymalıdır.
Yani İstanbul, Ankara ve İzmir turnuvalarıyla olay başlatılırsa Bursa, Adana, Diyarbakır, Samsun gibi iller devamını getirir, hatta daha güzellerini yapar diye düşünüyorum.
İstanbul ve İzmir'in halihazırda turnuvaları var. Son yılki organizasyonlardan insanlar pek memnun kalmasalar da iyi-kötü bir turnuva geleneği var. Ankara'yı dahil etmek gerek. Elbette Ankara'da güzel organizasyonlar vardır, açık-kapalı turnuvalar mevcuttur (diye tahmin ediyorum). Ne var ki adı Ankara Open olarak geçen, tek bir turnuva olayı yoktur.

Neden büyükşehirlerin büyüklerine takıldığımı sorabilirsiniz. Cevaplayayım: Gözlemlediğim üzere daha tenha yerlerdeki yanlış uygulamaların veya uygulama eksikliklerinin savunması, büyükşehirler örnek verilerek yapılıyor. "Ya hocam senin dediğini daha Ankara yapamadı." cümlesi tembelliğin ve vizyonsuzluğun hayal kırıcı bir ifadesi haline gelebiliyor.

Yusuf Bey'in çıkış noktası önemli, şu gerçeği es geçmeyelim: Biz, zorunda kalmadıkça ekstra birşeyler üreten bir toplum değiliz. Vazifemizi sadece gerektiği kadar yapan son dakika insanlarıyız. Ekstralara pek girmeyiz, ekstra ödenek yoksa. Ama emir geldi mi, genelde iyi işler başarırız. Satrançta da bu durum böyledir.

TSF Başkanı il temsilcilerine "lisanslı satranççı çok olsun" dediğinde lisans sahibi çok satranççı oldu, basitçe.
Şimdi derse ki "Her il yılda bir açık turnuva yapacak.", her ilde her yıl açık turnuva olur.
Kalitenin ne düzeyse olacağı ayrı bir tartışma konusudur.
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi