2014 Avrupa Okullar Şampiyonası ve diğer hikayeler...
#1
2014 Avrupa Okullar Satranç Şampiyonası 13 -27 Haziran tarihlerinde Kavala'da (Yunanistan) yapılacak.

Chess Results sitesinde yayınlanan verilere göre Türkiye bu yarışmaya 65 oyuncu ile katılıyor. Toplam oyuncu sayısı 412.

Avrupa Satranç Birliği'ne üye 54 ülke var. Avrupa Şampiyonluğu unvanı verilen bu turnuvaya nedense 20 ülke katılmış. En yüksek katılımı olan ülkeler sırasıyla;

Rusya 139
Yunanistan 78
Türkiye 65
Azerbaycan 36

Bu dört ülkenin toplam katılımcı sayısı 318!

17 yaş altı açık kategoride 4'ü ülkemiz adına toplam 11,

17 yaş altı kızlar kategorisinde 4'ü ülkemiz adına toplam 12 oyuncu yarışacak.

17 yaş altı açık kategoride 4 oyuncumuzun rating ortalaması 1900, rakiplerinin ise 1745.

Bu yarışmaya giden 65 kişiye elbette 10 kadar antrenör ve bir o kadar idareci eşlik edecek. Daha öncede belirttim, 4 ülke dışında Avrupa'nın diğer ülkelerinin ilgi göstermediği bu turnuvanın TSF bütçesine maliyeti 200 bin liranın üstünde gözüküyor.

Ben, bu turnuvaya katılmaya karşı değilim ancak ülkemiz şartları göz önüne alındığında bu sayıların çok abartılı olduğu kanaatindeyim. Belli ki, biraz yanıltmayla Avrupa Şampiyonası statüsü kabul ettirilmiş bu turnuva, TSF için önemli bir reklam fırsatı. 11 kişinin yarıştığı kategorilerden alınacak ödüller, bakanlığa, genel müdürlüğe, İş Bankası yetkililerine sunulacak. Bu durum bile anlaşılabilir ama neden her kategoride en az 4 oyuncu olduğunun, Avrupa'nın, ev sahibi dahil geri kalanının toplam 7 oyuncusunun olduğu bir kategoriye neden 4 oyuncu gönderildiğinin net bir cevabını bulamıyorum?

Biz burada minimum masraflarla, kapalı turnuvalar düzenlemenin yollarını konuşurken onlarca idareci, veli ve antrenör eşliğinde Yunanistan'a çıkartma yapılmasını, yıllarca Dünya Yaş Grupları şampiyonalarına bile her kategoride 1-2 sporcudan fazla yollayamayan bir ülkenin 2. sınıf bir turnuvaya gösterdiği bu ilgiyi çözebilen var mı?

En son hangi dünya çapında oyuncu Avrupa Okullar Şampiyonası oynamış? Biz gelişmeye en açık dönemlerinde, çocuklarımızı kendi güçlerinin altında, 2-3 oyunda bir de kendi ülkelerinden biriyle oynayacakları para tuzağı turnuvalara taşımaya, burada alınan sahte sonuçlarla da kendimizi kandırmaya devam ediyoruz.

Her yaş kategorisinin şampiyonlarını ve iddialı olunabilecek bazı kategorilerde ikincileri bu turnuva götürseniz, en fazla 15-20 kişi ile onlara destek olacak 4-5 antrenör ile çok ihtiyaç duyulan başarıları kazanmak mümkün değil mi?

Havuzlarda yer alan oyuncularınızı 4 er 4 er ayırarak, 1800-2200 arası yerel oyuncularla bir araya getirip 10 kişilik turnuvalar düzenleseniz, her bir turnuvaya 1500-2000 TL ödül koysanız, hem genç oyuncularınız çok daha tecrübeli oyuncular karşısında önemli deneyimler elde edecek hem satranç oynamaya fırsat bulamayan 'piramidin ortası' turnuva oynama ve para kazanma fırsatı bulacak. Satranç adında çok daha verimli , doğru bir iş yapıp bir sürü paranız da federasyonun kasasında kalacak. Belki artan miktarın bir kısmını da Türkiye Birinciliği, Turkiye Kupası gibi turnuvalara ödül olarak koyabilecek, ülke içindeki rekabet artacak, üst düzey oyuncularında gelir elde etme şansı olacak. Yunanistan'ın Galaxy oteline, turizm şirketlerine, boş yere vereceğiniz paranın bir kısmı bir çok ilde satranççıların, hakemlerin cebine girecek.

Federasyonu eleştiriyormuşuz, el uzatmıyormuşuz, birilerini küçük görüyormuşuz vs hep aynı hikayeler. Şu an yönetim kurulunda satrançla ilgili neyi niye yaptığını bilen bir kişi var mı merak ediyorum?

Yok, boş verin ! Biz 100 kişiyle Yunanistan'a gidelim. Hatta gelecek sene hedefimiz Rusya'yı ve büyük ihtimalle ülkesinde ilk 10 a giremeyen oyuncularını geçmek olsun. Bu turnuvadan alınacak her bir madalya için 40 gün 40 gece şenlik yapalım. Facebook'ta gittiğimiz ülkeleri işaretlemeye devam edip, özveriyle, emekle harcırah formlarımızı dolduralım.

Bilgisayar dâhisi patronlar bir yıl içinde satranç nedir ne değildir, çözüp bizim gibi densizlere ayar versin, büyük duayenler de dilekçeleriyle kesilecek cezaların çetelesini tutsun. Benim gibi, kendini beğenmiş, fikir üretmeyen, emek düşmanlarının hakkından böyle gelinir.
Ara
Cevapla
#2
Ne anlatmak istiyorsun anlayamadım.

Yunanistan, Türkiye'nin komşusu. Herhalde otobüs kaldırıyorlar topluca rahat gidiliyor. Ondan yüksek katılım olmuş. Herkese açık turnuva. Veliler talep ediyor, parasını verip katılıyorlar.

Turnuvaya katılmak ne zaman suç oldu? Senelerdir yapılan resmi ve saygın bir turnuva. Diğer ülkelerin coğrafi koşullardan dolayı daha fazla oyuncuyla katılmaması Türkiye'nin suçu mu?

Eee, ne güzel çocuklar uluslar arası tecrübe elde ediyor. Turnuvaya katılmasalar şikayet edersin, katılsalar başka türlü şikayet edersin.

Sizi rahatsız eden ne? Çocukların madalya alması mı?

Yunanistan'a sınırı olmayan Rusya 139 oyuncuyla katılıyor da Türkiye'nin 65 oyuncuyla katılması niye battı anlamadım?

Ha, TSF'nin bütçesi buraya gidiyor diyorsan söyle bakalım TSF cebinden ne kadar para harcıyor. Eminim ki paranın çoğunluğu çocukları destekleyen velilerden çıkıyor gönüllü olarak.

O zaman senin derdin ne? Herşeyi eleştireceğim diye de saçmalamayın.
Ara
Cevapla
#3
Her ne kadar yukardaki mesajında bana sataşmış olsa da Gökerman'ın bu mesajında kısmen haklı olduğunu düşünüyorum.Önemli bir konuyu ele almıştır.(Öncelikle şunu hatırlatayım.Kendisi ile birkaç gün önceki tartışmamım nedeni "100 adet 1200 Elolu oyuncu 1 adet 2200 Elolu etmez"şeklindeki ifadesi idi.)Bu konuyu parantez içinde bırakarak şimdiki konuya dönersem ben de Avrupa Okullar yarışmasına neden katıldığımızı 2 yıldır kendi kendime sorguluyorum.Acaba bu yarışmaya katılmak yerine Avrupa Yaş Grupları Birinciliğine daha büyük bir kadro ile katılmış olsak daha fazla verim elde edebilir miyiz?Bu yarışmaya katılımı eleştirirken unutmamamız gereken bir durum da var.Katılanların bir kısmının kendi masraflarını karşıladığını sanıyorum!!Yine de kendi masraflarını karşılamış da olsalar o sporcuların eğer fazla yarışmaya katılma imkanları yoksa bu yaptığımız sorgulama yerindedir.Bu tartışmaları yapalım!Ama insanları kırmayalım!
Ben her zaman yerli sporcunun, yabancı ile yaptığı maç sayısının az olmasından yakındım.Bu açıdan baktığımızda Kavala'daki yarışmaya katılmak yararlıdır.Coğrafi yakınlık nedeniyle katılma kolaylığı ve maliyetin yüksek olmaması önemli bir kriterdir!(Örneğin İsviçre'de bir yarışmaya katılmak Avrupa'nın diğer ülkelerindeki bir yarışmaya katılmaktan daha pahalı olmaktadır.)
Kavala'daki yarışmaya katılmanın artılarını ve eksilerini Federasyona bildirebiliriz.Amacımızın üzüm yemek olduğunu göstermek zor değildir!
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#4
Sayın Platon,
Bakıyorum da bu başlık altında da otorite bekçisi agresif bir tavır takınmışsınız.
"Bu agresiflik nereden geliyor?" diye düşünmeden edemiyor insan.
Erşan Bey'i saçmalamakla itham etmişsiniz ama şu forumda bugüne kadar yazdığınız tüm mesajlara şöyle bir baktığımda bilgi içeren tek bir şey göremedim.
Agresiflik ve kişisel takışma kimseye birşey kazandırmaz. Fikirlere odaklanalım.

Burada ifade edilmeye çalışılan, göstermelik başarılarla göz boyanmasıdır.

Çocuklar madalya almasın mı? Alsın.
İstanbul'da Galata yokuşunda çok iyi kupa madalya yapan yerler var. On numara iş yaparlar.
Veliler hiç Yunanistan'a kadar zahmet etmesinler, bir telefonla yığınla kupa madalya temin edebilirler. Maliyeti çok daha az olur.
Hem üzerlerine istedikleri yazıyı yazdırabilirler: Avrupa Birincisi, Dünya Şampiyonu, Kainat Efsanesi, Tek Rakibim Carlsen gibi.
Hem de turnuvaya gidip maazallah madalyasız dönme riski falan da var, engellenmiş olur.

Şakayı bir kenara koyalım. Peki neden rahatsız oluyoruz?
Çünkü bu tür dandik turnuvalarda elde edilen kıymeti kendinden menkul madalyalar, TSF tarafından süper, hiper, olağanüstü başarılarmış gibi yansıtılmaya çalışılıyor ve VELİLER KANDIRILIYOR!
Veli iyi niyetle çocuğunu turnuvaya gönderiyor, buna ciddi yatırım yapıyor ama karşılığında elde ettiği başarı balon.
Bakıyorsunuz çocuk (ya da genç) ciddi turnuvalarda kayda değer hiçbir başarı gösteremiyor. E hani bu çocuk Avrupa Şampiyonuydu? Ya da bilmem ne kategorisi üçüncüsüydü?
Bu türden göz boyama, kandırmaca, şişirme, bir noktada vicdanı olan herkesi rahatsız ediyor, burada dile getirilmesinin nedeni bu.
Ayrıca TSF yönetimi icraatlerini sıralarken bu tür dandik turnuvalarda alınan madalyalara çok fazla değiniyor. Çocukların başarısını kendine yontmaya çalışıyor.
Sadece velileri değil, internet sitesine giren herkesi kandırıyor bir anlamda.
Gören de satrançta geleceğin süper gücüyüz falan sanacak.

TSF'nin bu katılımları kendi bütçesinden karşılamadığını düşünüyorum (yanılıyor da olabilirim, bilen söylesin).
Yaz döneminde oluşu da katılımı artırmış olabilir, Antalya yerine Kavala hesabı.
Rusların çokluğu tam da bu sebeptendir. Velilerin "Kavala'da deniz tatilimizi yaparız." diye düşünmesi söz konusu olabilir.
Çocuklar için de bir nevi tecrübe, zayıf mayıf da olsa yabancı oyuncular, yeni arkadaşlıklar falan güzel şeyler.
Yani bir anlamda tatil turnuvası. Dilerim bu tatil turnuvasından elde edilecek olası başarılar "Olimpiyat Şampiyonluğu" gibi lanse edilmeye çalışılmaz.
Ara
Cevapla
#5
Oktay Bey, yine küçümseyici haksız genellemeler içeren yazıya imza atmışsınız. Sanırım şu Kavala’daki turnuvayı kastediyorsunuz ve “dandik” diye tanımlamışsınız. Turnuvayı küçümsüyorsunuz, alınan dereceleri küçümsüyorsunuz, çocukların, velilerin keyfini kaçırıyor heveslerini kırıyorsunuz. Hangi turnuvalar dandik hangileri değil. Bir liste yayınlayın da veliler ona göre davransınlar. Boşuna harcama yapmasınlar.
Kavala’daki komşu ülkede ulaşımı kolay, masrafı makul bir turnuva. Buna niye bu kadar takıldınız anlamadım. Her kategorinin her seviyenin kendine göre zorluğu vardır. 8-16 yaş grubu oyuncularından olimpiyat madalyası mı bekliyorsunuz? Bunlar elbette kendi kategorilerinde yarışacaklar. Başarıları da ona göre olacak. Bunlar büyüdükçe neden başarıları devam etmiyor ya da artmıyor bu ayrı bir tartışma konusu. Ama kısaca ülkemizdeki eğitim ve geçim rakebetinin altını çizeyim.
TSF nerede süper, hiper, olağanüstü başarılarmış gibi yansıtıyor bunları. Bu turnuvanın sitede bir haberi çıktı. Gayet normaldi. Ben bir abartıya rastlamadım. Veliler niye kandırılsın. Duyuru yapılıyor ki, ben okudum siz de okuduysanız gayet resmi dile yazılmış bir duyuru. Bunu okuyan kimi veliler de çocuklarını götürüyor ya da götürmüyor. Turnuva duyurusunda katılın, kaçırmayın çok güzel, çok önemli turnuva gibisinden bir ifadeye ben rastlamadım. Olmamışı olmuş, söylenmemişi söylenmiş gibi yansıtıyosunuz.
TSF yönetimi bu “dandik” turnuvalardaki başarıları nasıl kendisine yontuyor? TSF sitesinde buna ilişkin bir ifadeye ben rastlamadım. Somut örnekler verirseniz biz de anlayalım.
Ara
Cevapla
#6
Bu sene için abartıldı diyemeyiz ama bu turnuvalar, Dünya/Avrupa Okullararası Şampiyonaları önemsenegeliyor. Sportif açıdan ne kadar üst düzey olduğuna bakmak için de genel olarak yaş gruplarında uluslararası düzeyde olan temsilcilerimizin en kuvvetli rakiplerinin orada olup olmadığını takip etmek yeterli. Bana sorarsanız bu kadar büyük bir kafileyle gidilmiş olması dahi önemsendiğini anlatıyor.

Madem çocuklarımız eğitim sebebiyle belli bir seviyeden sonra zorlanıyorlar, gelişimlerine en uygun olacak turnuvalar seçilmeli. Dünya/Avrupa Okullar Şampiyonası yeterince rekabetçi olmuyor artık uluslararası iddiası olan başarılı gençler/çocuklarımız için.

Bu turnuvada alınan dereceleri motive edici bir başlangıç olabilir. Daha fazlası değil. Belki bu kadar büyük bir kafile yerine daha tecrübesiz ama iddialı olabilecek çocuklarımız buraya katılabilir, sonrasında çıtayı yükseltenler için de başka turnuvalar tercih edilebilir. Mustafa Yılmaz, Batuhan Daştan, Cemil Can Ali Marandi ve Vahap Şanal bu turnuvalarda bence gereğinden fazla oynadılar.

Hindistan gibi kalabalık bir genç oyuncu grubuna sahip bir ülke bile daha alt düzey veya daha tanınmamış oyuncularını Dünya Okullar'a gönderiyordu en son. Okullar Şampiyonası sonuçlarının önemsenmesinde ucuz ve masrafsız olması kadar FIDE'yle yönelik tercihler olduğunu düşünüyorum.
Ara
Cevapla
#7

Bence de Carlsen artık turnuvalarda oynamamalı. O kadar çok birinci oldu ki ... Artık bilgisayarlarla falan oynamalı.

Madalyalar gelince insanlar sevinse "Abartmayın!"

Fazla sevinmese ama turnuvayı önemsese "Turnuvayı önemsemeyin!"

Turnuvayı kazansa ve bir daha kazanmak için gitse "Gitme bir daha!"

Herhalde gelecek sene önemsemeyip turnuvada madalya az alınsa

"Arkadan gelenler başarısız!"
veya
"Turnuvayı önemsemediler!" gibi yorumlar gelir.

İlginç bir milletiz vesselam Smile
Ara
Cevapla
#8
Değerli arkadaşlar,
Yazılarınızı okurken tamamen sonuçlar üzerine yorumlar yapılmasını bir yere kadar anlayabiliyorum.
Ama sınırın neden kendisini aşamadığını anlamakta zorlanıyorum.
Bakınız Avrupa Okullar Şampiyonası diyoruz öyle değil mi?
Farklı bakmak istiyorum.
Öncelikle kafilenin tümünü ve emek verenleri kutlarım.
Sadece sonuçlardan dolayı da değil!
Katılımlarından dolayı...

Farklı ülkelerden gelen okul öğrencilerinin katıldığı bir turnuva neden dandik olsun?
Işık Can(9 Yaş Genel), Deniz Özen(13 Genel) ve Volkan Sevgi(15 Genel) kategorilerinde şampiyon olarak ülkemize altın madalya kazandırdılar.
Gülcan Sena Kayış(7 Yaş Kızlar), Duru Okuyaz(13 Kızlar), Kağan Aydınçelebi(11 Genel), Şiar Yaran(17 Genel) ikinci olurlarken,
Defne Sade(11 Kızlar) ve Okan Bulgurlu(17 Genel) üçüncülük derecelerini elde ettiler.
İçlerinden hepsini tanımıyorum.
Ama;
… Çalışma şartlarına,
kendilerinin ailelerinin ve çalıştırıcılarının emeklerine,
ayırdıkları zamanlarına,
ödedikleri tüm bedellere,
özellikle küçük yaştaki sporcuların hayalindeki bu tip ilk de olsa “kahraman turnuvalara” yaklaşımımız onlar açısından daha duyarlı olmalıdır.
Şov olacak şekilde bir teşekkür de beklemiyorlar.
Ama o küçücük yaştaki sporcularımızın satranç emeklerini görmezlikten gelemeyiz.

Bu sonucun onlara kazanımlarını bir düşünelim.

Çocuklara vermek istemediğimiz bir kavramlardandır; ezik oyuncu, kolay rakip- kolay turnuva, maç bitmeden "kazandım" söylemleri.

Her rakip ve takımı önemsemeyi eğitim hedef ve kazanımlarımızda önceliğimize alırken daha dikkatli olmalıyız diye düşünüyorum.



Saygı selam ve sevgilerimle…
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#9

Bu bilginin doğruluğu varmıdır? Turnuvaya katılan oyuncular kendi masraflarını karşılamışmıdır yoksa giderler tsf tarafındanmı karşılanmıştır?
Eğer birincisi doğru ise tartışılacak pek bir konu yok, isteyen masrafını kendi karşılıyor ise istediği turnuvaya katılabilir.(Koşulları sağladığı sürece)

TSF'nin üzerine düşende sporcuların turnuvaya katılımındaki organizasyonu sağlamaktır.

TSF 200 bin tl harcadı deniyor ise belki bunun üzerinden tartışma yürütülebilir. Bu durumda bile tartışma , bu miktar öğrencilerin gelişiminde daha yararlı nasıl kullanılır noktasında,alternatif fikirler sunarak ilerletilmeli. İlk mesajda bu fikirlerden bazıları sunulmuş ve konunun devamıda bu şekilde ilerleyebilir.


Ara
Cevapla
#10
Bu başlıkta görüş bildiren üyelerin genel düşüncesi, turnuvaya giden oyuncuların çoğunun kendi masraflarını karşıladığı yönünde. Oysa birkaç ay önce turnuvaya TSF olanaklarıyla gitme hakkı olan oyuncuların listesi TSF sayfasında yayınlandı. Benim buradan gördüğüm ve gidenlerden de öğrendiğim kadarıyla her kategorinin ilk 4 sporcusu (yaş grupları sonuçlarına göre) TSF tarafından turnuvaya götürüldü. Bu sporculara eşlik eden oldukça da büyük bir antrenör-yönetici-görevli ve misafir kadrosu olduğunu da unutmayalım. Bu kişilerin yol-kalış ve harcırah masrafları da dikkate alındığında ortaya büyük bir miktar çıkması kaçınılmaz.

Hangi işi yaparsanız yapın, yaptığınız işi, harcadığınız zaman, para ve işgücüne göre elde ettiğiniz fayda üzerinden değerlendirmek zorundasınız. 'Ne yani turnuva oynamasınlar mı?' elbette komik bir yaklaşım. İlk mesajımda da bu turnuvaya katılma fikrine değil, şekline karşı olduğumu belirtmiştim. Magnus Carlsen Oslo İl birinciliğine mi katılıyor? Özellikle gelişme aşamasında, her oyuncu seviyesine uygun ve kendisi için yararlı olabilecek turnuvalara katılmalıdır. Aşağıda 17 yaş altı genel turnuvasının sonuçları var;

Rk. Name Rtg FED 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Pts. TB1 TB2 TB3 TB4
1 Ovchinnikov Vsevolod 2135 RUS * 1 1 1 1 1 1 1 + - 8.0 0.0 8 33.00 4.0
2 Yaran Siar 2058 TUR 0 * 1 ½ 1 ½ ½ 1 + - 5.5 0.0 4 20.75 2.5
3 Bulgurlu Okan 1876 TUR 0 0 * ½ 1 ½ 1 1 + - 5.0 0.5 4 16.25 1.5
4 Cingoz Ozan 1940 TUR 0 ½ ½ * ½ ½ 1 1 + - 5.0 0.5 3 17.75 1.5
5 Uysal Utkan Alp 1722 TUR 0 0 0 ½ * 1 1 1 + - 4.5 0.0 4 14.50 0.5
6 Calderon Paul 1753 ENG 0 ½ ½ ½ 0 * ½ ½ + - 3.5 0.0 1 13.50 1.5
7 Pyrerko Andrey 1801 RUS 0 ½ 0 0 0 ½ * 1 + - 3.0 0.0 2 10.00 0.5
8 Aristov Pavel 1686 RUS 0 0 0 0 0 ½ 0 * + - 1.5 0.0 1 4.75 0.0
9 Hrisafis Konstantinos 1345 GRE - - - - - - - - * - 0.0 0.0 0 0.00 0.0


9. sırada görünen Yunan oyuncu turnuvada oyun oynamamış. Yani her isteyenin katılabileceği bu Açık Avrupa Şampiyonasına (!) tüm Avrupa ülkelerinden 4'ü Türkiye adına yarışan 8 kişi katılmış. Rakiplerimizin rating ortalaması 1840. Açıkça görünen bir gerçek, bu turnuvanın kalitesi ile ilgili ciddi şüphelerin olması gerektiğidir.

Arkadaşlarımla çay bahçesinde yaptığım oyunları dahi ciddiye alarak ve satranca saygıyla oynamaya çalışan biri olarak, bizim evin salonunda bu 4 oyuncumuza daha yararlı olabilecek bir turnuva düzenleyebilirim.

Dünyanın oyun kurallarının elbette farkındayız. Bu turnuvalarda elde edilen dereceler TSF'nin elini güçlendiriyor olabilir. Devlete ve sponsorlara karşı alınacak derecelerin sunulmasıyla gelecekte daha fazla yatırım yapma imkanı elde edilebilir. Ancak her durumda bu başarıların elde edilmesi için 50-60 kişilik kalabalık gruplara ihtiyaç var mı sorgulanmalıdır?

Ateş Ülker'in değindiği gibi çok daha önemli bir turnuva olan Avrupa Yaş grupları turnuvasına ağırlık verilebilir. İlk mesajımda belirttiğim gibi, bu sporcularımız kendi ülkemizde kolaylıkla yapabileceğimiz kapalı turnuvalarda, çok daha güçlü ve onlara tecrübe kazandıracak deneyimli rakipler ile karşılaşabilir.

Küçük oyunculara yapacağınız en büyük kötülük, kendi seviyeleriyle ilgili onları yanıltmaktır. Her kim ile oynuyorlarsa, hangi turnuvada yarışıyorlarsa, saygıyla ve ciddiyetle mücadele etmeleri gerektiği gerçeği ile bu tartışmanın bir ilgisi yok. 'Aman bunları tartışmayalım, miniklerimizin çabasına gölge düşmesin' anlayışı şövalyelik değil ama ucuz kahramanlık maalesef. Burada tartışmaya açılan sorun turnuvanın 'ezikliği' vs değil, mevcut olanaklarımız göz önünde tutulduğunda bu turnuvaya hangi oyuncularımızla ve kaç kişi ile katılmamız gerektiğidir?

Magnus Carlsen 2003 yılında 13 yaşında 14 yaş altı Avrupa ve Dünya yaş grupları turnuvalarında oynadı. Birinci olamadı. Sonraki senelerin her birinde belki de kolayca şampiyonluk alabileceği halde bu turnuvalarla katılmadı ama örneğin Avrupa Kulüpler şampiyonasında güçlü rakiplere karşı önemli mücadeleler verdi. Katılacağınız turnuvaların niteliği amaçlarınıza paralel olmalıdır. Deneyim kazanmak, gelişmek, birincilik almak, dereceye girmek, para kazanmak gibi sebepler bir turnuvaya katılma nedeni olabilir. Hem TSF hem aileler bu çocukları için hangisini öncelikli olarak hedeflediklerini net bir biçimde düşünmek ve ona göre hareket etmek zorunda.

Çocuklarımıza ve velilerimize, kolay madalya peşinden koşmaları yerine daha iyi oynamak için neler yapılması gerektiği konusunda yardımcı olmak bizler için görev olmalı ama bunu yaparken 7 yaşında çocukları olimpiyatlarda oynatmak gibi ucuz şovlar yerine bilinçli tercihlerle doğru adımlar atılmalı. 7 yaşında A milli ve bu tip turnuvalarda Avrupa, Dünya Şampiyonu olan çocukların ileride gerçek güçlerini fark ettiklerinde yaşayabileceği travmalar, sokak ağızıyla 'Senin derdin ne, çocukların madalya almaları mı?' diye soran yiğitler için pek problem olmayabilir ama ben umursuyorum. Bunun dışında eğer ülkemizin oyuncuları için doğru imkanlar sunuluyorsa alınacak başarılardan ancak gurur duyabiliriz ama elbette isteyen 'Çocuklarımızı çekemiyorlar, kıskanıyorlar' muhabbetine devam edebilir.
Ara
Cevapla
#11

7 - 8 yaşında oynayan çocuklardan ikisi Utku Üzümcü ve Can Işık değil miydi? Pek travma yaşıyormuşa benzemiyorlar ama bence sen TSF ve desteklediği sporcular başarı elde etttikçe travma yaşıyorsun.

Utku Üzümcü Dünya Yaş Grupları İkincisi Oldu (Yani sözde dandik turnuva değil)

Işık Can Dünya Yaş Grupları İkincisi Oldu (Yine sözde dandik turnuva değil)

Cımbızla çeker gibi 17 yaş altını yazmışsın. Neymiş katılım azmış. Sen her sene haber ver de ona göre katılsınlar veya katılmasınlar. 9 yaş altında da 61 kişi katılmış. Eee ne olacak şimdi.. Mesela al; Türkiye Yıldızlar 16 yaş kızlar kategorisine sadece 12 kişi katılmış. Ne yapalım katılanlara kızalım mı?

Avrupa ve Dünya Şampiyonası'na da fazlasıyla önem veriliyor. Kavala'ya otobüsle gidilebildiği için çok uygun bir turnuva. Üzgünüm ama sen gidilmesini istemiyorsun diye insanların gitmekten vazgeçeceğini zannetme. Veliler ve çocuklar bu turnuvanın ne anlama geldiğini muhakkak biliyordur. Avrupa Okullar Arası Şampiyona ile Avrupa Yaş Grupları'nın kalitesinin farkını da herkes bilir. Herkes de ona göre değerlendirmesini yapar.

Güzel bir soru sorulmuş. TSF'nin 200 bin TL harcadığı, anladığım kadarıyla senin kafandan abartarak uydurduğun ve böylece tepki yaratmaya yönelik bir rakamdı yanılıyor muyum?

Kendi ülkesinin başarılarına bu kadar düşman olanı da az gördüm.

Tutun ki kendi ilinizde yaş gruplarına açık bir turnuva var. Öğrenciniz de favori ve sonunda güzel ödüller de alacak, onore olacak motivasyonu artacak. Siz öğretmen olarak o çocuğa sen bu turnuvaya girme mi diyorsunuz? Hadi arada bir üst kategoriye yönlendirdiniz ama sürekli olarak madalya alabileceği turnuvalardan men mi edersiniz öğrencinizi?
Ara
Cevapla
#12
Genel geçer görgü,nezaket ve yazım kurallarına uyamadığınızı görebiliyoruz ama bari okuduğunuzu anlamaya çalışın. Avrupa ve Dünya yaş grupları turnuvalarına 'dandik' '2. sınıf' vs gibi bir yakıştırma yapmadım. Hatta Avrupa Okullar turnuvası yerine Ateş Bey'in de önerdiği gibi Avrupa ve Dünya Yaş grupları turnuvalarına ağırlık verilmelidir diyerek ekledim.

Avrupa ve Dünya yaş gruplarında alınan dereceler gerçek unvanlardır. Zamanında Kübra Öztürk'ün 2 defa Avrupa birincisi olması, Betül Cemre Yıldız'ın Dünya Gençler turnuvasında son anda 1.liği kaçırarak 2. olması önemli başarılardır. Avrupa ve Dünya okullar turnuvaları son 10 yılda uydurulmuş turizm merkezli turnuvalar. Ayrıntılarına tekrar girmeğe lüzum yok zaten ne yazsam sizin için bir şey değişmeyecek. Turnuvanın bir oyuncuya maliyeti 700-800 Euro dolaylarında. TSF'nin misafir ettiği oyuncu sayısı, antrenör, yönetici ve bu kişilerin harcırahları alındığında aşağı yukarı ortaya çıkan rakamı söyledim. 160 bin lira harcanmışsa ve bu sizin için bir zafer olacaksa keyfiniz bilir.

Tekrar ediyorum her turnuvanın artı ve eksileri vardır. Turnuvanın prestiji, harcanan zaman, para vs göz önüne alındığında bu tip çakma turnuvalar yerine başka seçeneklerin değerlendirilmesi gerektiğini ve eldeki imkanlar dahilinde yerine hangi alternatiflerin olabileceğini önerilerimle birlikte dile getirmeye çalıştım. Velilerin ne düşündüğü değil, TSF'nin kaynaklarını hangi verimlilikte kullandığı beni ilgilendiriyor.

Evet ben öğretmen olarak, az sayıda katılımın olacağı ve kuvvet olarak kendi öğrencilerimin seviyesinin altındaki turnuvalara, yedek kadrolarımı, turnuvalarda oynama fırsatı bulamayan öğrencilerimi götürüyorum. Öğrencilerim de çok güzel bu durumu anlayabiliyorlar. Bir çok kıymetli antrenör arkadaşım da aynı şekilde davranıyor.

Siz çok memnunsanız senli benli garip konuşmalar yerine turnuvaların artılarını ve bu yaş çocuklar için niye faydalı olduğunu yazar, ülkesini seven biri olarak bizi aydınlatırsınız. Ben kendi anlayışıma göre, cebimizden lisans parası, otel konaklama gideri vs olarak çıkan paraların daha doğru bir biçimde kullanılması konusunda ve daha da önemlisi, zaten dersler, sınavlarla boğuşan çocuklarımızın turnuvalara ayırabilecekleri değerli zamanlarını en doğru turnuva ve çalışmalarla geçirebilmeleri için fikir üretmeye çalışıyorum. Kimseyi ve özellikle sizi ikna etme ihtiyacı hissetmeden.
Ara
Cevapla
#13
Dandik turnuva diye yazan başkasıydı. Ama sizin de kasdettiğiniz bu değil mi? Bu genel bakış açısını eleştirdim. Sizin alınmanıza gerek yok ama laf olsun da yazayım diyorsanız imla hatalarına da değinebilirsiniz. (Veya senli benli konuşmaya. Bak sizli bizliye geçtim)

160 bin TL demişsiniz. TSF'nin karşıladığı rakam mı yoksa tüm kafilenin mi? İsterseniz biraz daha düşün o rakamı. Ben size bir rakam vereyim: Toplam TSF'nin kasasından çıkan para sadece 70 bin TL civarındadır ki o kadar çok oyuncuya bu tecrübeyi yaşatmak için makul bir ücrettir. İşte böyle şaşırır kalırsınız.

Sormuşsunuz söyleyeyim: Turnuvanın en basit artısı uluslar arası tecrübe kazanmaktır.
Ara
Cevapla
#14
Başta eskiden takım arkadaşlığı yaptığım ve üzerinde az da olsa emeğimin olduğu Ozan Cingöz kardeşim olmak üzere dereceye giren tüm sporcularımızı kutlarım.

Sayın Sabri Koçak,
Bazı kısımları abarttığım konusunda haklısınız. Çok kestirme bir dil kullandığımı görüyorum, yeniden okuduğumda.
Bu kurduğum cümlelerden veya kelime tercihlerimden dolayı alınanlar, gücenenler olduysa kendilerinden özür dilerim.
Ne var ki fikir bazında söylediklerimin arkasındayım.

Anlamadıysanız özetle tekrar edeyim:
Söz konusu turnuva gerek ELO ortalaması, gerekse katılım sayısı olarak son derece zayıf bir turnuvadır.
TSF bu tür organizasyonlarda düzenleyici veya katılımcı konumunda yer alarak tamamen sporcu emeği başarılarla reklamını yapmakta, insanların algısını yanlış yönlendirmektedir.
Bu stratejinin iki mağduru vardır: Emek sarfeden, yarışan sporcular ve dişinden, tırnağından artırarak çocuklarının hayallerini gerçekleştirmek isteyen velileri.
Sporcular daha fazla gelişmelerini sağlayacak etkinliklerde yer almak yerine nispeten kalitesiz turnuvalarda oynatılıyor; veliler ise çocuklarının başarı grafiği konusunda tereddüt yaşıyor.
TSF'nin bu tercihi eleştirilere maruz kalabilir.


Başarıyı küçümsemek bunun neresinde var? Konuyu neden saptırıyorsunuz?
Bir şekilde konuyu saptırarak beni satranç kamuoyuna hedef göstermeye çalıştınız.
Bu kasti tutumunuzu ilerleyen yazışmalarımızda aklımda bulunduracağım.

TSF Başkanı Sayın Tulay'ın son yazısının linkini aşağıda veriyorum. Bilin bakalım yazının ilk ve en çok yer verilen konusu ne?:


Şimdi tsf.org.tr arşivini didikleyip size buna benzer birçok örnek sunabilirim ama harcayacağım emeğe değmez.
Ara
Cevapla
#15

26 Temmuz'da turnuva bitmiş, madalyalar alınmış ama Başkan ancak 2 Temmuz'da başarıyla ilgili bir köşe yazısı yazmış. Onu da yazdı diye Oktay Bey bozulmuş.

Nerde eski Başkan Yazıcı Smile Yıkardı ortalığı. Artık facebook paylaşımları mı kalırdı, 2 tur öncesinden davullu zurnalı haberler mi Allah bilir.

Sınırda karşılama resimleri bile konmadı. Turnuvanın bir başladığının bir de bittiğinin haberi var o kadar. Protesto ediyorum bu ruhsuzluğu! Asıl ben Gülkız Tulay'ı başarıyı küçümsemekle eleştiriyorum. İnsan bir hafta sonra mı köşeye taşır bu başarıyı.
Ara
Cevapla
#16
Doğru söze ne denir?
Big Grin Big Grin Big Grin
Ara
Cevapla
#17
Ben de bu konuda son bir değerlendirme yapacağım.Özellikle 2012 ve 2013 de kendi kendime Avrupa Okullar Yarışmasına katılmanın verimli olup olmayacağını sordum.Kesin olarak "katılmamız yanlıştır"kanaatına varmadım.Gökerman'ın "Kaç kişi ile katılmalı?"sorusu üzerinde düşünülmelidir.Bu konuda sonunda başarı görünmüş olduğundan ortak bir noktada buluşmak kolaydır.Otobüs mesafesinde bir yere gidilmiş olması ve maliyetin yüksek olmaması açısından katılmış olmamız doğru bir karardır.Rusya'nın 143 sporcu ile katıldığı bir turnuvaya 65 sporcu ile katılmak yerli sporcunun yabancı ile daha çok sayıda oynamasını sağlıyorsa uygundur!!Yazıcı Başkan olsaydı bu başarı için daha görkemli başlıklar atar mıydı?Atabilirdi.(Platon'un mesajından algıladığım bir sorudur!)Başarı geldiğinde yakışıklı başlık atmak da Federasyon yönetimlerinin hakkı olmalıdır.Ben de Geçmişde ben de bazı başlıkların abartılmış olduğunu düşündüm.Ama tersini hissettiğim de olmuştur.Örneğin Solak çok önemli bir turnuvada 2 nciliği paylaşmışsa ben "Eşpuanla İkinciliği paylaştığını"yazmak isterim.Oysa görevli arkadaşımız eşitlik bozma hesabı sonunda ortaya çıkan dereceyi yazmaktadır.Amaç pireyi deve yapmak değildir.Toplumun farkında olmasını sağlamak ve sporcuyu teşvik etmektir.Bu son örnekde de ben şöyle bir başlık bekliyordum:Takım halinde Birinci olduk"Federasyonun sitesini hazırlayan arkadaşımız başka bir başlık atmıştır.Bu noktayı dergi editörü olduğundan Sabri beyin dikkate alacağını düşünüyorum.Bir derginin içeriğinde aynı kişi ile hem derginin ön sayfalarında hem de arka sayfalarında 2 adet söyleşi yaparsınız bu Toplum nezdinde yadırganır.Ama "Takım halinde Birinci olduk.3 altın madalya ve şu kadar gümüş madalya aldık"derseniz bu farkındalık yaratır.Başarıyı abartmak değildir.
Öte yandan 17 ve 18 gibi büyük yaş gruplarında katılımın azaldığını hepimiz biliyoruz.Küçük yaş gruplarındaki kalabalığın Satrançdan uzaklaşmamasını sağlamak için onları Satranca devam etmeye teşvik etmek gereklidir.Teşvik konusunu ise bu bölümde değil başka bir bölümde tartışmak yerinde olacaktır.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#18
Sn. Platon,

Beni aklınızca trolleyeceğinize açın bakın Hindistan, Vietnam, Rusya, ABD'den bizimkilerin rakibi olan kimler katılmış bu turnuvalara. Küçümsemiyorum. Denkleriyle daha da iyi mücadele etmeleri için daha zor sınavlardan geçmeliler diyorum. Siz istiyorsanız FIDE pazarlama turnuvalarını da dünyanın en önemli gençler turnuvaları gibi kabul edin, ben etmiyorum, akıl var mantık var.

Muhteşem bir mantık silsilesiyle konuyu Carlsen'e getirmişsiniz. Benzer bir dominasyonu Dünya Yaş Grupları'nda görelim ondan sonra bu benzetmeyi yapın. Hiç aklınıza gelmedi mi bir şampiyonada Türkiye 10-15 madalya alırken diğerinde belki 1-2 madalya alıyor? Küçümsemekle abartmak arasında epey bir mesafe var.

Bu arada TSF'nin rakamlarını madem çok iyi biliyorsunuz o arada bu turnuvaların bütçelerini bir çıkarın yıllar içinde, o bütün turnuva bütçesi içinde yüzde kaça tekabül ettiğini de paylaşıverin de cehaletin kara gölgesinden kurtulalım.
Ara
Cevapla
#19
Özgür Bey,

Medya, sermaye, reklam ilişkilerini şüphesiz çok iyi bilirsiniz. Ersin Özince ne diyordu? "Satrançta aldığımız madalyalar bizim daha çok memnun ediyor." Peki bu madalyaların çoğunluğu nerede alınıyor. Tabii ki bu turnuvada.

Ersin Özince bu madalyaların en üst düzeyde değil ama Okullararası Şampiyon'da alındığını bilmeyecek bir yönetici midir?

Ama o da biliyordur ki Türkiye satrançta yolun başında ve buralarda alınan madalyalar sponsorluk açısından itici güç olacaktır. Hem ayrıca burada yetişen oyuncular Dünya ve Avrupa turnuvalarında da madalya alıyor. Vahap, Cemil Can, Batuhan bu turnuvalarda defalarca oynadı ve travmaya girmeyerek üst başarılar da elde ettiler.

Burada madalyalar alınmasa Ersin Özince madalyalardan bahsedemeyecek ve belki 3-4 sene sonra bırakalım sponsorluğu diyecek. O zaman da sözde satrancı çok sevenler de amacına ulaşmış olacak.

Üstelik gören de sanacak ki Cemil Can, Vahap, Batuhan ve diğer yetenekler sürekli favori oldukları turnuvalarda oynuyorlar. 10 turnuvadan birinin Okullar arası turnuva olmasının ne mahsuru var? Yok Hindistan yok Vietnam katılmamış turnuvaya. Zaten Okullar arası turnuva en üst düzey prestijli turnuva diyen yok ki! Otobüsle gidilecek bir mesafe ve bu turnuva ile prestij kazanıyoruz, moral kazanıyoruz, madalya kazanıyoruz. Bunun kime ne zararı var? Yok çocuklar travmaya girermiş.. Hadi canım Smile Kimin travmaya girdiği belli...
Ara
Cevapla
#20
Sn. Platon,

Uzun olacak. İlk kısımda travma konusunu yanıtladım. İkinci kısımda İş Bankası var.

Travma göndermeleri banaysa eğer, bu çocukların hepsini tanıyorum her şeyden önce. Gözümün önünde büyüdüler. Beraber seyahat ettim. Bazı kamplarında onlara hatta Mustafa Yılmaz'lı kuşağa tercümanlık yaptım. Yıldırım oynadık vs. Antrenörleriyle konuştuk. Ailelerini tanıyorum. Kişisel sempatim de varken bana bir travma geçirtmez onların başarısı. Yalnızca sevinirim elde ettikleri başarılara. Benim üçünü layık gördüğüm yer kapalı turnuvalara davet alacakları seviyelerdir. Bunu bir açıklığa kavuşturalım.

Bu çocuklar zaten çok özel yetenekler. Ben en çok oynadığım olduğu için Cemil Can için bunu rahatça söyleyebilirim. Yıllardır üçü de çok sıkı çalıştılar/muhtemelen şu anda da çalışıyorlar biz burada lak lak ederken. Bulundukları yerden daha iyisini hak ediyorlar ve ulaşacaklar.

Madalyonun öteki tarafı da var. Bu turnuvalardan çıkıp da silinip gidenleri sayıp çocukların adını anmak istemiyorum. Bazı çocukların önceki yıllardaki abartının altında ezildiğini gördüm. Travma başarı kazanıldığı için gelmez, başarı sürekli olmadığı veya genel trendde sıkıntı başgösterince gelir ve gelir. Herkese gelir, bunların içinden de çıkabilen gençler profesyonelliğe yaklaşıyor. Şunu da kabul ediyorum en doğru sistemde bile elinizde 100 N tane yetenek varsa ancak 2-3 tanesi hedeflenen zirve noktaya ulaşır ama şu anda sistem gereğinden fazla kayıp veriyor. Hem içsel hem de dışsal sebeplerle.

Federasyonun son 15 yılda sorun yaşadığı satranççı listesini çıkarın. Bu da çok şey anlatır. Bunu en üst düzey yöneticilerden birisine sordum, "İnan Özgür, hepsinde onlar kabahatli gerçekten," gayrı ihtiyari kahkaha attığımı hatırlıyorum.

Her zaman bu turnuvalar için şu cümleyi kullandım: "İyi bir başlangıç olabilir, daha fazlası değil" Bunu kişisel deneyimimden de söyleyebilirim. Satranç bildiğim, gördüğüm ve o yolu geçmiş olanların anlattığı kadarıyla sürekli olarak çalışmayı ve kendini yenilemeyi gerektiren bir uğraş.

Belki bu turnuvaları biraz daha kendisini göstermek isteyen gençlere/çocuklara fırsat olarak görmek lazım. Bu sene bu yönde bir eğilim gördüğümü not edeyim. Lakin bu turnuvalara bu kadar kalabalık bir kafileyle gidilmesi de bence işin sportif yanının ne kadar önemsendiğine ilişkin çok şey söylüyor.

-----

Gelelim İş Bankası'na. Ersin Özince'nin o kadar detaylı hakim olmadığına konuya adım gibi eminim. Zaten İş Bankası'nın işin sportif detaylarını bilmesi gerekmez. Bilgilendirilmeleri ve ikna edilmeleri gerekir. İş Bankası'nın derdi tabii ki madalya sayısı vs. ama gözlemlediğim kadarıyla sponsorluğun daha büyük ve değerli tarafı, özellikle onlar için işin eğitim tarafıdır.
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi