Tüm Turnuvalar Ücretli Olmalı
#1
Önce forum sakinlerine peşinen geçmiş olsun dileklerimi ileteyim, zira tatildeyim ve bu 10 gün birkaç yazı yazabilirim Cool

Gelelim somut önerime:

Türkiye'de yapılacak her turnuva ücretli olmalıdır. Hatta kategorisi yüksek turnuvalarda bu ücret katılımcı profiline göre daha yüksek belirlenmelidir. En kötü turnuvada bile karmaşık bir hizmet alıyoruz, bunun asgari bir bedeli olmalı.

Neden?

1) Neredeyse her gencin elinde akıllı telefonlar, satranç programları, eğitimcilere ödenen ciddi bedeller varken, bunun yansıması olan turnuvalara ücret vermemek adil değil.

2) Makul ücretler turnuva kalitesini arttırır. Hakem ücretleri, salon seçimi ve asıl önemlisi ödüller için somut kaynak sağlar.

3) Her sportif etkinlik entertainment bir bedel içerir. Ata meraklı çocuğunuz varsa, binicilik turnuvasında ücret ödersiniz. AVM'de bowling oynamaya gitmek için de...

4) Konuyu yeni yetişen küçükler, amatörler ve profesyoneller için bölelim:

- Yetenek adayları küçükler için zaten turnuva katılım ücreti sorun değildir zira velilerin eğitimcilere, derslere, okullara ve birçok başka yere verdikleri paralara kıyasla, bir turnuva için vereceği 40 TL önemli olmamak gerekir.

- Amatörler turnuva bulamamaktan yakınmaktadırlar. Turnuva katılım ücreti turnuva sıklığını arttıracaktır zira kaynak sağlanacaktır.

- Profesyoneller için de ücretli katılım sağlıklıdır. Bahsettiğim ücretler zaten ulaşılamaz rakamları tarif etmiyor ama katılım ücreti sonrasında bir ödülü somutlaştıracağından bundan en çok profesyonellerin memnun olacağını sanıyorum.

Burada haklı olarak maddi durumu yeterli olmayan ve özellikle Türkiye'nin bazı bölgelerinde hassas durumu olan kişiler akla gelebilir; Soma, Van veya Doğu Anadolu'da koşulları zor olan yerler gibi.

Bunun için TSF bir bütçe ayırır, katılım ücreti yine olur ama belli yerlerden katılanların ödemesi veya maddi durumu için özel (gizli) bildirim yapan kişilerin ücreti, TSF bütçesinden karşılanır. Bu TSF'ye koymaz çünkü şu anda turnuvaları neredeyse % 100 sübvanse ediyor, bu halde bunun oranı çok düşecektir.

Diğer faydaları:

a) Katılım ücreti, turnuvaya kayıt yaptırıp gelmeme olgusunu ortadan kaldırır. Ücretin yanması insanların ciddi katılım yapmasını sağlar.

b) Hakem ücretleri kısa vadede biraz iyileştirilebilir.

c) Ödül ve turnuva sıklığı artar. Daha kaliteli salona ulaşma şansı oluşur.

d) Turnuvayı sıkılıp terk etme halleri azalır. Turnuva için 50 TL verildiğinden değil, bir turnuvayı başından ciddiye alan bir oyuncunun ücret vermeyi göze alacağı için.

Bugün bir alışveriş merkezinde hamburger yiyip kola içmenin hediyesi en az 20 TL ve bunun süresi en fazla 30 dakika. Size 3 gün salon, adam, koşul, mücadele duygusu ve bir organizasyon vermenin de karşılığı olmalı. Bedava bir hizmet, yapısı gereği kalitesiz olmaya mahkumdur; yılda 6 turnuvaya katılacak bir amatör için yine yılda 10 hamburger parası tahsis etmek fedakarlık olmasa gerekir diye düşünüyorum.

Ve somut bir örnek. 200 kişilik bir turnuvaya katılım ortalama 40 TL olsa, buradan temin edilecek 8 bin TL, sadece ödül açısından bile bir etki sağlar mı sağlamaz mı?
blog:
Ara
Cevapla
#2
Sn. Mojo JOJO, zaten bir Open turnuvaya 50 TL ile katılım oluyor.. Siz 40 TL ye indirmişsiniz.. Bu miktarla ödüller anca verilir..(O bile şüpheli.. 40 x 180 dersek..çünkü 20 kişi de ünvanlı sporcu olsa..hani onlardan ücret alınmıyor ya..40x180= 7200 TL ile kime ne ödül dağıtılır..Ödüller anca verilir sözümü geri alıyorum..ödüllere yetmez..Smile ) Önerinizin amacına ulaşması için en az 100 TL olması gerekmez mi? Turnuvaların diğer giderleri de var.. ama şöyle yapsak mesela; 100 TL x 180 = 18.000 TL olur ki.. ödülleri anca kurtarır..
Ara
Cevapla
#3
Yusuf bey haklısınız; herhangi bir ilçe turnuvası için en az ücret 40 TL demiş olayım ve ilke olarak "ücretsiz hiçbir turnuva olmasın" fikrimi tekrar edeyim. Çok teşekkürler.
blog:
Ara
Cevapla
#4
Satranç konusunda gelişmiş sayılan ülkelerde durum nedir?
Onlarda her turnuva ücretli midir?

Deneyimleriyle durumu bilen veya internet üzerinden konu hakkında kaynak gösterebilen varsa bizi aydınlatabilir mi?
Cevapla
#5
Tüm turnuvaların (makul) ücretli olması talep ve hizmet açılarından mantıklı ve doğrudur.
Bunu istemek de aslında bir hak tır.
Ancak tüm turnuvalar dediğiniz zaman ki -yazıldığı gibi- ben öyle anlıyorum resmi ve özel tüm turnuvalar bu kapsama girmektedir.
O zaman da resmi dediğiniz turnuvalar, yani il temsilciliklerinin yıllık etkinlik programlarındaki ve il müdürlüklerince onay görmüş bütün turnuvalar söz konusu oluyor.
Bu durumda da il müdürlükleri; katılım ücreti olan, para toplanan ve giderleri belli bir sponsorca karşılanan turnuvalarda hakemlik ücretlerini ödemeye yanaşmıyorlar. Hatta kazanılan haklardan olan eğer varsa Türkiye Birinciliği'ne katılım hakkında yasal ödeneğinizi bile ödemeyebiliyorlar. Bizzat bu yıl ben yaşadım.
Bunların uygulamada ne kadar yanlış olduğunu söylemeyin boşuna, katılırım size.
Ama uygulama böyledir.
Bunu değiştirmek gerek.
"Nasıl" ı tartışsak?
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#6

ABD'de ücretli olduğunu biliyorum ama yazdıklarınız bende fikir uyandırdı, özellikle Avrupa ülkeleri bazında araştırıp aktarmaya çalışacağım. Sadece gittiğimde görmüştüm, San Fransisco'da hafta içi 3-4 etkinlik oluyor ve her biri küçük ücretlere dahil (lecture, blitz, thematic gibi). Örneğin bugün yıldırım turnuva var, 5 tur İsviçre ve katılım şöyle:

* Entry Fee: Members $7 with clock; $8 without clock. Non-Members $9 with clock; $10 without clock

Yani saat getirenler 7 dolar, saat getirmeyenler 8 dolar, üye olmayanlar için de 9 ve 10 dolar. Dernek turnuvası mantığı. Ödüller de ilginç, toplanan para 7 dolar bazında oyuncu sayısı ile çarpılıyor, birinci % 50'sini alıyor, ikinci % 30'unu, 3. de % 20'sini.

Orta düzey bir turnuva için de şunu buldum: Vladimir Pafnutieff Anı Turnuvası, 2 Ağustos Cumartesi 2014 - 5 Tur İsviçre (1 güne sığdırılmış turnuva, 45 dakika / oyun).

Katılım ücretleri: Üyeler 30 dolar, üye olmayan 35 dolar, 27 Temmuz sonrası başvurulardan ise 5 dolar gecikme farkı alınıyor (yani üye olmayan 27 Temmuz sonrası 40 dolar ödüyor). Ödüller: 40 katılıma ulaşması şartıyla toplam 720 dolar. Birinci 240 dolar, İkinci 120 dolar, en iyi 2200 altı 85 dolar, en iyi 1800 altı 70 dolar, en iyi 1600 altı 65 dolar. Tur saatleri: 10.00 - 12.00 - 14.00 - 15.30 ve 17.00

Cezalar da ilginç: Salonda cep telefonu bulunursa ilkinde saatten 10 dakika düşüm cezası, ikincisinde oyun hükmen (böylece bir şans veriyorlar).

Ayrıca yer sorunu nedeniyle turnuvaya bisikletle gelinmemesi de istenmiş Smile

Yılsonuna kadar turnuva takvimi ilan edilmiş; 2 günlük bir turnuva ilanı da şu linkte görülebilir:

Bunlar rastgele bulduğum örnekler, idealize etmiyorum zira dernek mantığında. Yani dernek gelir elde etsin diye düzenlenen basit bir günlük turnuvalar ve bizim İSD de benzerlerini yapıyor. Ama neredeyse her hafta 1 turnuva var. Dediğim gibi biraz daha ciddi Avrupa şehirlerine da bakıp yazmam lazım.


Aslına tam olarak bunu kastettim. Özel open turnuvalarda zaten Yusuf beyin de dediği gibi ücretlendirme var, ben resmi turnuvaları özellikle kastediyorum. Amacım ciddiyeti arttırmak, katılımı fikslemek, ödül yükünü azaltmak ve turnuva kalitesini bir nebze arttırmak.

Bahsettiğiniz hakem ücreti sorunu genel bir tüzük düzenlemesi ile yapılabilir; sanırım il temsilciliklerine bir bütçe veriliyor ve kullanılması belli esaslara tabi. Turnuva şekli ve katılıma ait dış katkı (sponsor, katılım ücreti) ne olursa olsun hakem ücretlerinin bu bütçeden karşılanacağı kural olarak konulabilir.

Bilmediğim için ayrıca soruyorum, hakem atamalarında katılımcı sayısı kriter midir? Mesela her 50 katılımcıya bir yardımcı hakem gibi bir kriter var mı, zira 30 kişilik turnuvalarda bile 7-8 hakem görmüşlüğüm oldu. Böyle bir kriter getirilirse hakem adedi düşer ve hakem ücreti artar fikrindeyim.
blog:
Ara
Cevapla
#7
Eğer bir kulüpseniz (.......Gençlik Kulübü ibaresi olmalı) o zaman bir çok sorunu aşmış da oluyorsunuz. Kendinizin belirlediği şartlarda ve hazırlanan tüzükle katılım ücretli turnuva da yapabiliyorsunuz. Bu durumda her türlü gelir ve gideri de yönergenize koyabilir ve düzenleyebilirsiniz. Sorun yok.
Şimdi yeni açılan satranç merkezlerinde de durum böyle. Kimisi kendi yağıyla kavrulmaya çalışıyor, kimisi de sponsorlar buluyor. Tabi 7 kişinin bir araya gelerek kurucu dernek oluşması aşaması öncelikli ve size büyük avantajlar da sağlamaktadır. Daha sonra kulüp olma aşaması geliyor. Dediğim gibi adınızda ve armanızda ".....Gençlik Kulübü" yazması ise size satranç alanında uygulanabilir avantajlar sağlar. Grup ya da özel dersler verebilir, bu konunun ana teması olan turnuvalar düzenleyebilirsiniz. Hatta turnuvalarınızı ukd ye dahil olması açısından il temsilcilik etkinlik programına aldırabilir ve yıl boyu otomatiğe de bağlayabilirsiniz. Etkinliklerinizde makbuzla bağış toplayabilir, aylık 100 TL. gibi bir ücret karşılığında muhasebecinize de kaydınızı tutturabilirsiniz. Gelir gider durumunuzu, dernekler masasıyla ilgili tüm işlemlerinizi de takip ettirebilirsiniz.
Ancak hakem ücretinin teşkilat tarafından ödenmesi için turnuvalarınızdan katılım ücreti toplanmaması gerekli, hakem ücretini ödemiyorlar o zaman. Buna rağmen ödeyen yerler var mı bilmiyorum ama ödenmez biliyorum. Pratikte çok yaşadık ve yaşıyoruz.

Katılımcı sayısına göre hakem sayısı zaten çok sınırlı bir durum. Turnuvanın hangi tarihte yapıldığı, başka turnuvalarla çakışıp çakışmadığı, ne zaman bildirildiği, etkinlik programında olup olmadığı, başvuruların nasıl yapıldığına bağlı olarak etkilenen bir durumdur.

Ancak çok düzenli ve kontrolü kolay ortamlarda da toplam 4-5 hakemle 60-70 kişilik turnuva pratikleri de var.

Hayali kayıtlar hakem atamalarını çok olumsuz etkilemektedir. bir örnekle, beklenen sayının altındaki katılımlara biz Kocaeli'nde önceden belirlenen hakem sayılarını azaltmak durumunda kalıyoruz.
Ama başvuruların kesin olarak yapıldığı turnuva kayıt sistemlerinde - ki ücretli olmasından yanayım- bu sorun büyük ölçüde çözümleniyor.
Ücretini ödemek şartıyla, belki hayali kayıtlara izin verilebilirShy



Sponsorlu ve öz kaynaklı turnuvaları örneklemek gerekirse Çanakkale-Troya tipik bir örnek.
Ancak yılda bir kez oluşu farklı. Fakat içindeki sistem ilginç ve emsal teşkil edebilir. Sponsorları ve turnuva kaydı açısından. Katılım ücreti bu yıl 60 TL. Artı, katkı sunan sponsorları da var.
İzmir de HER AYIN İLK HAFTA SONU TURNUVASI yapılırdı. Çok örnekti. Ama sonra ne oldu bilmiyorum?

Muğla'da sanırım AYIN EN İYİ 32 Sİ TURNUVASI var. Katılım ücretli mi bilmiyorum ama uzun bir süre otomatiğe bağlanmış ve ukd ye dahildi.

Selamlarımla.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#8
Sn Mojo Arkadaşım,

Menzile giren ve/veya hareket eden her şeye ateş eden Mojo'yu okumak daha eğlenceliydi,
Şu aralar tam bir resmi sözcü modundasınız. Bu halinizi tatil yapıyor olmanıza borçluyuz sanırım. Yoksa şarjör mü boşaldı ondan mı ateşi kestiniz... Wink

Ok. Pardon. Konuya döneyim.

Ben şu anda konunun gereksiz veya hatalı olduğunu düşünenler varsa onlardanım.

Ben şahsen tüm turnuvaların paralı olmasının katılımları azaltacağını düşünüyorum. Zaten turnuva az diye dertleniyoruz. Zaten katılımlar yetersiz diye şikayet ediyoruz. Bir de paralı yapıp iyice katılımı düşürme riski ortaya çıkarıyoruz sanki.

Bu nedenle bu başlık yerinde ve gerekli değil bence. Zira; özellikle resmi turnuvalar için katılımın düşeceği neredeyse kesindir. Birçok turnuvada zor bela turnuvaya gelmiş genç çocuklar gördüm. Hevesliler besbelli. Ama zengin olmadıkları da belliydi her hallerinden.
Bu gibi kişileri satrançtan uzaklaştıracağını düşünüyorum.
Bence öncelikle Türkiye'de satrancın yaygın bir spor olmasını sağlamalı, ardından turnuvaların ücretli olup olmaması tartışılmalıdır.
Satranç yaygınlaşırsa kaliteli turnuvalar da kendiliğinden ve mecburen ortaya çıkacaktır. Bu arz talep meselesi bence.
Ücretli turnuva olursa lisanslı oyuncu olup turnuvaya devam eden oyuncu grubunun büyük bir kısmını oluşturan genç oyuncuları turnuvalardan uzaklaştırabilir.

Özel turnuvalar zaten paralı çoğunlukla. Onların durumlarını ve amaçlarını bir kenara koyarak öncelikli problemin turnuvaların paralı olup olmaması değil turnuvaya gelmek isteyen kişilerin sayısı olduğunu düşünüyorum.

Türkiye'de 3 milyon kişi satranç biliyorsa (attım) bunlardan 2.5 milyon kişinin UKD diye bir şeyden haberi bile yok. Bir satranç turnuvasının neden düzenlendiğini bile bilmeyen yüzbinlerce insan var. Bu insanların %3'ü hatta %1'i bile bir şekilde zamanı gelince bu işe ciddi şekilde merak salacaksa bile turnuvaların "tamamını" paralı yaptığınızda bu şans ortadan kalkacaktır.

Turnuvaların paralı olmasının amacı kaliteyi artırmak, hakemleri ve iyi oyuncuları ödüllendirebilmek ise tamamen yanlış bir yöntem bence. Başka yöntemler önerilebilir. Burada haddim olmadığı için o önerileri başka başlığa (belki) taşımayı düşünürüm.

Ateş Bey'in sıklıkla (haklı olarak) bahsettiği o piramidin ortasını ciddi bir hızla tırpanlamaktan başka bir işe yarayacağını sanmıyorum.

Bunları ciddi bir analizin ve araştırmanın sonucu olarak değil sadece tahmin olarak ve ilk anda aklıma gelen düşüncelerimi dile getirmek adına yazdım. Tutarlı bir karşı tez görürsem fikrim elbette ki değişecektir.

Mesela Moskova'da tüm turnuvalar paralı mıdır? Mesela Londra'da her turnuva paralı mı düzenlenir. Resmi veya özel parasız bir turnuva yok mudur? Bu işin sırrı burada mı yatmaktadır? Bilemiyorum?!

Saygılarımla.
Cevapla
#9

Son "Doktor Sallaso" örneğim ile Nirvana'ya çıktım ama hiçbiriniz uyanmadınız. Artık daha anlaşılır dilde şansımı deniyorum Smile


Yok öyle değil. İlk akla gelen çeldiricidir. Bir iki açıdan bakalım:

1) Her lokal turnuvada başvuruların en az 1/4'ü köpük. Yani 300 kişi başvuruyor ve salona ilk tur öncesi 220 kişi falan geliyor.

Devamında turnuvalar istisnasız katılımın yine en az 1/4'ünü kaybederek ilerliyor ve sona eriyor. Yani 220 kişi le başlayan turnuvalar kabaca 150 kişi ile sona eriyor. Kısaca ilk ücretsiz başvuru ile sonuç arasında % 50 fark oluşuyor.

Bunun ilk sebebi turnuvanın bedava olması. Bize belki kağıt üstünde 300 başvuru iyi bir potansiyel gibi geliyor ama gerçek öyle değil; keza turnuvadan kaçanlar eşlendirme, sıralama ve ratingler için çok ciddi sorun yaratıyor.

2) Verdiğim örnekte durumu yetersiz olanlar için TSF kaynak sağlasın diyorum, böylece bu ödeneğe rağmen kişi yine turnuvaya sebepsiz gelmezse TSF ödeneği kesilir ve o açıdan da denetlenir.

3) Ucuz her zaman daha pahalıdır. Şimdi İstanbul'da zaten 6 ay turnuva yok. Olunca da 300 kişi ile Beylikdüzünde, Kartal'da, Sarıyer'de yapılıyor. Halbuki ücretli yerel turnuvalar bu yükü dağıtır. Yaz gelince turnuvasızlıktan Malkara'ya, Silivri'ye, Gebze'ye giden birçok kişi biliyorum.

Şimdi Beylikdüzünde 300 kişilik bedava tek bir turnuva yerine Şişli, Bakırköy, Üsküdar, Beşiktaş, Kartal gibi merkezlerde düzenli 50'şer kişilik turnuvalar yapılsa hangisi daha rantabl olur?

Bakırköy'de oturan birinin Beylikdüzü veya Silivri'ye 3 gün üstüste gidip, yeme içme ve yol masraflarını katarsanız; bu kişiye Bakırköy'de sunacağınız ve katılım ücreti 50 TL olan bir turnuvadan daha pahalı geleceğini görürsünüz. Mevcut sistem yükü koca şehre dağıtamadığı için yıl içinde 6-7 adet ve 300'er kişilik turnuvalarla işi götürüyor. Bunlar da Torium AVM, Bosna Sancak, Üsküdar, Kartal gibi dağılıyor.

Şimdi ben Bakırköy'de oturup, yine Bakırköy'de yürüyerek gideceğim bir ilçe turnuvasına 50 TL verirken mi zarar ederim; yoksa Aralık soğuğunda metrobüs tepesinde Üsküdar sırtlarında katıldığım veya Beylikdüzüne gitmek zorunda kaldığım il birinciliklerinde mi?


Bir de tersi var, özel okul birinciliklerinde elinde 2014 model i-phone ile tur arasında games of thrones oynayan ve babası tarafından audi quatro ile turnuvaya bırakılan çocuklar gibi. Yazımda söyledim, durumu yeterli olmayanlara TSF kaynak ayırır zaten. Ama bugün hiçbir sporda, bir etkinlikte, bir gösteride bedava hizmet yok; badminton veya masatenisi dahil. Niçin başka spor federasyonlarında "ücret almazsak bu spor biter kaygısı yok" da bizde var.


Tesadüf bugün Londra ve Kanada'yı inceledim; evet hepsinde her turnuva ücretli. Zira hiçbirinde İl temsilciliği sistemi yok; hepsinde dernek sistemi var ve dernekler her hafta en az 4 turnuva yapıyorlar, ayda en az 1 ciddi turnuva ve yılda da 6-7 anı turnuvası. 7-10 yaş arası için de turnuva var, yıldırım seven için de, kadınlar için de, ağır oyuncu için de. Hepsi 20 ile 70 dolar arası ücrete tabi.

Dernek (kulüp) sisteminde bu zaten böyle olmak zorunda. Kulüp üyesi olmak zaten o havayı solumaktır; Londra'da Short ile aynı masanın etrafında bir analize tanık olmaktır. Satranç batıda bu modelle tutunuyor.

Bedavacılıkla değil.
blog:
Ara
Cevapla
#10
Sn. abdülkadirbener,
Sizin söyleminizden de eğer bir satır gözden kaçırmadıysam turnuvalar ücretli olmamalı=ücretsiz olmalı sonucunu çıkarıyorum.
Doğru mu?
Eğer doğruysa devam etmekte olan bir çok sorun katlanarak keyfi bir biçimde çoğalacak.
Şöyle ki;
1- Turnuvalara kayıt ciddiyeti(-ciddiyetsizliği) turnuva organizasyonunu felç ediyor. Başvuru ile gerçek sayı arasındaki fark düzenleyicilerde maddi kayba, boşa zamana ve enerji kaybına yol açıyor. Masa ve sandalyeler boş yere kiralanıp/ taşınıyor. Eşlendirmeler ve kayıt kontroller tur gününe rastlıyor ve zaman kaybı bıktırıcı oluyor.

2- Kayıt bedelinin belli bir ciddiyeti temsil ettiğini biliyoruz. Bu kayıt bedelinin aslan payı düzenleyici de kalmalıdır.

3- Kayıt bedeli tamamen karşılamasa bile gözükmeyen bir çok gider için de kullanılabilir. Bu bazen ödül, bazen kira, bazen de personel ücreti olabiliyor.

4- Sizin öneriniz çok ideal ama ülke gerçekleriyle örtüşmüyor şu an da.
Ben kayıt bedeline karşı değilim. Ama kontrol edilebilir ve gereğinde şeffaf olabilmeli, açıklanabilmeli. İnsanlar ödedikleri bedel için ikna olmalıdırlar.

5- Bakınız, hizmet talep eden bir kitle var. Bunun resmi bedeli ne yazık ki bırakın doyuruculuğu, masrafları bile kurtarmamaktadır.

6- Dernek, kulüp ya da satranç merkezlerini düşünün. Kendi gelecekleri için bu tip turnuvalar gerekmiyor mu? Bu halı sahalarda futbol turnuvaları düzenlenmesi gibi bir şey. Özel turnuvaların yeri ve şartları ayrı olarak düzenlenebilmeli.

7- Resmi turnuvalarda makul ücretli olmalı. Bu durum bir çok farklı soruna çözüm olabilir. Önceki kasım ayında yazmıştım. Doğudan finallere gelemeyen bir çok çocuğumuz için. Bakınız şöyle bir model; il temsilcilikleri kendi bütçelerini ve gelirlerini bu tip gelir getiren turnuvalara açarak şeffaf fon oluşturabilir ve finallere gerçekten gidemeyen sporcular ve benzeri durumlar için maddi ve nakdi katkıda bulunarak gider kalemi oluşturabilirler. Bu fikri çok yazdım örnekledim ve hala arkasındayım.

8- Düşünceleriniz ve önerileriniz ideal devlet- toplum anlayışında düzenlenebilir ve uygulanabilir.
Son olarak;
Forumda her bir üyenin üslubu, olaylara yaklaşımı ve fikirleri farklıdır.
Menzile girene ateş açmak bazen gerekebilir de.
Ama önemli olan mutlaka uzlaşmasanız bile, medenice tartışma ortamınızı koruyabilmenizdir.
Ben gerekliliğine doğru olduğuna inandığım konularda insanları kararlı ve inançlı duruşumla bıktırana kadar takip ederim. Bu TSF de böyle olmaktadır. Uzanabileceğim kadar kolumu tanırım.
Üslubum değer vericidir.
Israrla çözüm bekleyen, el atılmayan belli bir soruna toplumun dikkatini çekmek için bazen saldırırız. Sertleşebilir ve kontrolden de çıkabiliriz.
Zaman en iyi ilaçtır bu durumlarda...

Ama ben, bahse konu arkadaşımızın; özünü kaybetmediğini, süre tanıdığını, zamanı gelince "bakın anlaşılır dilden konuştum gene fark etmedi" anlamında emanet süre tanıdığını varsayıyorum ve bunu da bir uyarı olarak algılıyorum.
Yani eğer kızmazsa, bundan bile "satranç nasıl ivme kazanır?" algısına ulaşıyorum.

Selamlarımla...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#11

O zaman hoş geldiniz Angel


Bunun ölçüsü nedir? Durumu müsait olmayanı kim nasıl belirleyecektir? Hatırlıyoruz ki bir "[color=#32CD32]yeşil kart[/color]" garip olayı yaşandı ülkemizde. Sonra bin tane soruya ve soruşturmaya neden oldu.

Ben bu küçük ayrıntı sebebiyle ilk sorularımı sordum esasen. Paralı turnuvaların olası katılımcıları caydıracağı kanaatindeyim hala.

Bir tezimi geri alıyorum ama. Satranç bakımından gelişmiş ülkelerle bizim durumumuzu turnuvaların paralı olması bakımından karşılaştırmak elbette ki kabul edilebilir bir karşılaştırma değil. Şimdi farkındayım ki böyle bir karşılaştırma yapmamalıyım/z. Nitekim yurt dışında bazı yerlerde hastane asansörlerinin paralı olduğunu bile biliyoruz; bu tür şeyler ülke koşullarına göre değişkendir. Mesela Köln'de şehir merkezine arabayla girmek bile paralıdır. Bize göre garip, ama koşullar bazen gerektirir. Bu açıdan bakıp turnuvaların paralı olmasını ülke koşullarına göre makul bulabilirim.

Bu durumda soru şudur: "Bizim ülkemizin koşulları her turnuvanın paralı olmasını kabul eder mi?" Ya da aslında soru şudur: "Turnuvaları devlet eliyle düzenlemeyenlere (dernek vs) daha farklı fırsatlar/izinler sunulsa ve bu kişiler bu işi az da olsa para için yapıyor olsa turnuva sayısı ve kalitesi değişir mi?"

Hürmetler...


Tam değil aslında. Özel turnuvaların zaten paralı olduğunun/olabildiğinin farkındayım. Sorguladığım şey şu:

Tüm turnuvalar, yani devletin düzenledikleri dahil hepsi paralı olunca turnuva sayısı ya da kalitesi artacak mı? Çare bu mudur?

Bu açıdan şüphelerimi dile getirdim. Bence il müdürlüklerinin düzenlediği turnuvaları paralı yapmak caydırıcı sonuç doğurabilir. Mojo'ya göre sayı azalır ama kalite artar. Onu makul karşıladım. Mantıklı. Sayı azalsa da kalite artar. Peki bizim istediğimiz şey bu mudur? Yani sayının azalmasına razıyız, satranç her köşeye yayılmasa da olur yeter ki kalite artsın; Bu mudur amacımız? Bunu sorguluyorum ve doğru bulmadığımı ifade ediyorum. Ben sayının artması durumunda kalitenin kendiliğinden ve mecburen ortaya çıkacağını söylemeye çalışıyorum.

Dolayısıyla da okulda satranç benzeri akıllı fikirlerle satrancı olabildiğince yaymanın doğru olduğunu düşünüyorum.

Hürmetlerimle...
Cevapla
#12
Sn abdulkadirbener,

"Tüm turnuvalar, yani devletin düzenledikleri dahil hepsi paralı olunca turnuva sayısı ya da kalitesi artacak mı? Çare bu mudur?"
demişsiniz.

Kalitenin artması sadece turnuva sayısının artmasıyla ilişkili değil.

Ama önemli etken olabilir; rekabeti beraberinde getirir, olası hatalar gözükür ve insanlar kıyaslama yaparak daha kaliteli turnuvaları arayabilirler. Böylece kalite çıtasını yükseltebilirsiniz.
Benim önerimde şu var.
Nasıl ki satranç özerk oldu (bence tam değil), benzerini il temsilciliklerinde de geliştirebilirsiniz.
Yani il temsilcilikleri planlama ve uygulama açısından özgür ama sadece denetlenme ve kontrol açısından yönetime bağlı olmalı.
Bunu kararlılıkla ve cesaretle tartışabilmeliyiz.
STANDARTLARI BELİRLEYİP YASAL DÜZENLEMELERE GİDİLMELİDİR.
Çözümü burada görüyorum.
(Tam bu noktada Dr. SALLASO mu olayım, Gamlı Baykuş mu bilmiyorum)Shy


Yapılacak bir yasal düzenleme ile gelir kalemlerinizi de artırabilirsiniz. Örneğin daha kaliteli hizmet sunabilmek için tüm turnuvaları canlı yayınlayabilirsiniz. Tabi alt yapınızda değişimler şart. Mesela illerde yeterince canlı yayın masaları olabilmeli. Tam olarak bütün iller olmasa bile zaman içinde kademe kademe geçilebilir.
Rüya değil, öğrencilerine 135.000 adet tablet verebilen il müdürlükleri ve belediyeler var. 300 adet canlı yayın masası onun yanında çerez bile değil.
Böylece canlı yayınlardan gelir elde edilebilir. Reklamı daha işin içine katmadım bile. Buradan belli ELO üstündeki ünvanlı oyuncularımıza çok küçük de olsa makul maç geliri sunabilirsiniz.

Bunlar hayal değil sn arkadaşım.
Çünkü size uygulama örneğini sunarım.
Buyrun TFF NUN yönetmeliğini açınız ve bakınız gelir kalemlerine.
Kulüplerden canlı yayın geliri sezon içinde % 15 dir, evet, kulüp başına.
SADECE BİR KALEM YAZDIM.

Ben TSF nin o turnuvası için 2-3 günlük canlı yayınlarına 1.TL ödesem bu çok mudur? İtirazı olan var mı?
Şeffaflık varsa ve toplanan para havuzunda giderler amaçlar uğruna harcansa, belgelense şüphe kalır mı?
Çünkü hizmet alıyorum sadece o turnuvayı izlemekle de değil, o oyuncular hakkında gelecekle ilgili bilgi sahibi de oluyorum.
Daha çok neden sayabilirim.
Bakınız bu konuda da TSF Hukuk Kurulundaki arkadaşımla da iletişim halindeyim. Hatta taslak yönergem bile mevcut.
Ama diğerleri(hazırladığım taslaklar) gibi hep aynı bürokrasiden yapılmış direkten dönüyor.
Biz bu köprüyü aşamıyoruz, sorun burada!

Bunun için YENİDEN YAPILANMA ve BİRLİKTELİK diyorum 20 aydır.

Bazı şeylerin değişmesi gerek sevgili arkadaşım. Tek omuz yetmiyor bazen. Aşamamanın yaralayıcı etkisine, bir de "neden yapılmıyor?" tepkileri de eklenince...
Bana öneri ya da eleştiri yapınız.
Sonuna kadar...

Ama;
Sizin çözümünüzü ve nasıl uygulanacağını da sonuna kadar dinlemek isterim.

SELAMLAR...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#13
Sn abdulkadirbener,
Bu arada belirtmeliyim ki tüm turnuvalar elbette ayrılabilir, bir kısmı katılım ücretsiz olabilir.
Tartışılmalıdır.
Örneğin alt yapı turnuvaları...
Satranca yeni başlamış, ilk turnuvalarını oynayan, kuralları yeni öğrenen, ukd siz sporcuların olgunlaşma dönemi turnuvaları bu kapsama alınabilir.
Belli bir aşamaya gelene kadar. Mesela belli bir performans puanına ulaşana kadar.
Ya da ukd puanı çıkana kadar vb.
Belli kriterlere uyan sporcular kayıt bedellerinden muaf da tutulabilir.
Mesela;
a- Yaşına göre üstün turnuva performansları gösteren küçük sporcular (teşvik amaçlı),
b- Maddi durumunu resmi olarak belgelemiş sporcular ( bu durumda binlerce öğrencim oldu. Kaymakamlık ya da muhtarlık tarafından belirlenir ve gizli tutulur),
c- Belli bir kardeş sayısına sahip belli yaştaki sporcular,
d- Okullarında ya da kulüplerinde üstün başarı gösteren sporcular,
e- Türkiye Final yarışmalarına uzak diyarlardan gelen ve belirlenen başarı kriterlerine sahip sporcular vb.
Tüm kayıtlarını il temsilcilikleri tutabilir.

Listeyi çoğaltabiliriz, ama elbette beraberinde maddi çözümlerini de sunmalıyız.
Bu konuda özerk, kendi kaynaklarını yaratabilen kendine yeter geliri olan ama kontrol ve denetimde merkeze bağlı il temsilcilikleri sistemi kurulmalıdır.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#14
"Düşünce güzel, vuruş kötü." diye tabir edilen durumla karşı karşıyayız.
Satranç turnuvalarındaki standartların artmasını kim istemez ki?

Ne var ki bunun yolu "tüm turnuvaları" ücretli hale getirmek midir?
Başlıkta en önemli tespitin Abdülkadir Bey'e ait olduğunu düşünüyorum:
"Evrensel en iyiyi değil, bize en iyi uyan modeli uygulamaya çalışmalıyız" diyor özetle.

Bizim turnuva ortamına kısaca göz atarsak:
1. Kayıtları şişiren %20-25'lik kesim. Hepimizin ortak şikayeti olan bu arkadaşlar için Mojo Jojo ve Aşkın Bey gerekli saptamaları yaptılar, tekrara düşmeyeyim, katılıyorum.
2. "Ücret - yer - koşul ne olsa oradayım", diyen %20-25'lik kesim.
3. "Turnuvaya katılmayı isterim ama bana uygun yerde, uygun zamanda olursa ve çok masraf olmayacaksa." diyen %40-50'lık kesim. Bu kesim de beğenmediği turnuva sırasında haber falan vermeden çekip giden, turnuvayı bırakabilen bazı oyuncular içeriyor.
4. Cebinde harçlığı olmadığı halde satrançta gelişmeye çalışan, ücretsit turnuvaya hevesli maddi imkansızlıklarla boğuşan %10'luk öğrenci kesimi.

Mojo Jojo'nun önerisine 2. grup satranç oyuncuları çok sıcak bakabilir. Tüm turnuvaların ücretli olması yetmez, tüm turlar için de ayrı para toplansın, diyebilecek oyuncular ve veliler tanıyorum.
1. grup zaten tasnif dışı, öyle bir grup yok çünkü. Wink
3. grupta tür turnuvaların ücretli oluşuna ve katılım bedellerinin yüksek oluşuna itiraz edecek olan, protesto ederek turnuvaya katılmayacak olan çok satranççı bulunur.
4. gruptakiler arada-derede kalıyor. Kaynak bulurlarsa iyi, ancak bulamadıklarında turnuva satrancına olan ilgileri tamamen azalabilir.

Dolayısıyla önerilen ücretli sistem, mevcut turnuva oyuncusu profilinin kaba hesapla %50'sini tatmin eder, diğerlerini etmez.
ABD'de, İngiltere'de, Kanada'da satranç kulüpleri, lokalleri var.
Dolayısıyla adamların kurduğu sistem ideal, itirazım yok.
Ne var ki Türkiye'de satranç henüz bu durumda değil.
Şimdilik tepeden inen, halk arasında tanınırlğı son derece düşük, sunduğu kazanım fırsatlarını bir kenara bırakıyorum, spor olup olmadığı bile tartışmalı bir etkinlik.

Bu forumda genelde satranççılar takıldığından dolayı olayı objektif olarak değerlendirebilecek kişi sayısı az.
Gerçekte satrançla tanıştırılan kitlenin sayısı artmasına rağmen (yatay gelişim) bu alanda ilerlemek isteyen, çaba harcayıp araştıran, merak eden ve oyun gücünü geliştiren (dikey gelişim) satranççı sayısı son derece az.

Az olması gayet doğal çünkü satranç, halkın yaygın olarak uğraştığı bir etkinlik değil.
Böylesi bir etkinliği azar azar reklamla, kamu spotuyla veya haftada iki ders okutarak geliştirmeniz mümkün değil.
Ya topyekün billboardları, TV'leri, radyoları satrançla dolduracaksınız veya lansman işine hiçbir şekilde girmeden, kaynak ziyan etmeden geliştiği kadar gelişmesini bekleyeceksiniz.
Ara
Cevapla
#15
Ateş beyin tabiri ile piramidin belli bölgesi üzerinden değerlendirme yapıyoruz. Burada temel endişe katılımın az olacağı, birçok yeni heveslinin satrançtan uzaklaşacağı yönünde. Ben de diyorum ki önemli olan kalite; uzaklaşan uzaklaşsın. Zaten uzaklaşıyor. Ben yeni başlayanların veya potansiyelin çok abartıldığı kanısındayım, heveslisi buna gelecektir, insanları satranca çağıran, teşvik eden sıfır ücretli turnuvalar değil. Öyle olsa insanlar çocuklarını ciddi ücretler ödedikleri yüzme derslerine vermezlerdi, ama veriyorlar. Neden? Çünkü yüzme çocuk sağlığı için en iyi spordur algısı var. Biz ise "çocuk aklı ve gelişimi için satranç en sağlıklı spordur" algısını geliştiremedik.

Genel satranç algısı yerlerde sürünüyor. Bunun önemli nedenli kalitesizlik. Kartal'da pazar yerinden artık bir çadırda turnuva yapıldığında, oraya çocuğunu getiren veli 1 yıl sonra zaten sizden kaçıyor. Bizim kaliteyi arttırmamız lazım, bu da kaynakla ilgili.

Şimdi iki konuyu tekrar edeyim.

1) Yeterli turnuva yok. Çünkü kaynak yok. Turnuva adedi optimum düzeye ulaşsa, enerjiyi dağıtacak. Bakırköy'de oturan bir kişi bu ilçede yılda 12 küçük turnuvaya (50 kişi) katılsa, Beylikdüzünde, Gebze'de, Silivri'de turnuva peşinde koşmayacak. İlçesinde 50 TL katılım ücreti vermesi mi ona zarardır; Silivri'de bedava katıldığı turnuva mı? Yol-yemek-zaman israfı olarak bakın.

2) Olaya ödül açısından da bakmalıyız. Ödülsüz bir turnuvanın rate ortalaması genellikle 1500-1600 arası oluyor. Şimdi 10 yaşındaki bir adayın, 2300'lük bir FM ile aynı turnuvada oynaması mı ona yararlıdır, 7 turda 6 tane 1500 oyuncu maç yapması mı? Bakın salon kalitesinden falan söz etmiyorum.

200 kişilik turnuva; katılımcıların en yükseği 2040; ortalama 1590. Bu turnuva mı orta-alt piramit bölgesine faydalıdır; birincinin 4.000 TL, ikincinin 3.000 TL alacağı ve bu ödüller sebebiyle GM veya IM unsurlu olacak ödüllü bir turnuva mı?

Ödülsüz turnuvalar katılım cazibesi yaratmadığından 1400'lük bir oyuncunun örneğin Mustafa Yılmaz ile aynı havayı soluma şansı hatta motive olup onunla oynamayı zorlama şansı hiç olmayacak.

Biz yeni nesli, yeni katılacakları, geleceğin Polgarlarını falan hep idealize ederken, bu işten ekmek yiyecek gerçek değerlerimizi feda ediyoruz. O yüzden Mustafa Yılmaz, Barış Esen ödüllü turnuva bulamıyor ve gereksiz yere eğitim vermek zorunda kalıyorlar; asıl profesyonel alanlarının dışına çıkıyorlar.

Ve son 2 not: Maddi durumu yeterli olmayanlara TSF katkı sağlasın, bu çok basit. Bugün Sarıyer'de kapalı spor salonunda 300 kişi ile yapılan turnuvayı TSF zaten yüzde yüz karşılıyor. Katılım ücreti olsa en fazla % 10 destekleyecek.

Sonuncu not da şu: Katılım ücreti olmaması yüzünden başvuru disiplinsizliği ve laubaliliği o safhada ki, İstanbul İl temsilcisi bile turnuvaya ön kayıt yapıp, sonrasında açılışa gelip (konuşma yapıp) turnuvaya katılmıyor. Katılım listesinde olduğu halde, oraya gelmesine rağmen ve hiçbir sağlık mazereti olmadan. Ne güzel örnek değil mi?
blog:
Ara
Cevapla
#16
"Kıyıyı gözden kaybetmeyi göze alamayan okyanusu keşfedemez."
Öneriye tamamen desteklediğimi bir kez daha yineliyorum.
Her geçiş döneminin sıkıntıları olacaktır.

Önemli olan daha güzele ve kaliteye ulaşmak ise bu sadece bu amaca inananlarla da yapılabilir.
Tamamen ücretsiz yapılabilecek olan turnuvaları, gerekçeleriyle ayırmıştım.

Makul şartlar her zaman oluşturulabilir. Bunu tavan da yapabilir, taban da.
Talebin güçlü bir şekilde ortaya çıkmasına bağlı, olumlu örneklerin yaygınlaşmasıyla ilgili bir durum.

Selam ve saygılar...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#17
Ulusal büyük çaplı turnuvaların hemen hemen hepsi zaten ücretli yapılıyor. Bu alınan ücretler bana göre de turnuva kalitesini arttırır. Ödüllerin kalitesini arttırır. Turnuvalar çapına göre ücretlendirilebilir. Örneğin; il geneli turnuvalarında makul bir miktar, ülke geneli turnuvalarda ise daha yüksek bir miktar talep edilebilir. Tabi aşırıya kaçmamak kaydıyla..

Bu yorumumun altına şunu eklemeden edemeyeceğim. Turnuvalarda ücret talep edilmesine karşı değilim. Ancak geçtiğimiz seneki küçükler yaş gruplarında 150 lira gibi rekor bir fiyat toplandı. Üstelik yaş gruplarında ödülde verilmiyor. Ve 1000 küsür oyuncunun katıldığı bir turnuvada herkesten 150 tl toplanırsa buda 150.000 tl yapar. Hadi hakem ücretleri için desek 150 bin tl ye 1 haftalık turnuva için bin tl karşılığında 150 bin tane hakem tutulur. Çok komik ve anlamsız bir rakamdı bu. Nedenini asla anlayamadım. Çok aşırı bir fiyat. Bahsi geçen ücret talebi bu şekilde olacaksa ona karşıyım. Ancak makul fiyatlara sözüm yok.
Her başarının altında sistemli bir çalışma yatar...
Ara
Cevapla
#18
Sn. Aktaş,
Bir düzeltme yapalım;
Bahsettiğiniz turnuvada herkesten 150. TL. toplanmadı.
Yanlış algılar oluşturmayalım.
İlgili turnuvanın yönergesini dikkatlice okuyunca göreceksiniz.

Bu para turnuvanın yapıldığı otelde konaklamayan, farklı konaklama seçeneğini tercih eden sporculardan otel yönetimince talep edilen miktardır.
Aynı rakamı Türkiye Şampiyonasında da talep ettiler.

Toplanmasa da olur, o ayrıdır.

Ancak otel yönetimi toplam 6-7 günlük hizmet bedeli olarak bu miktarı talep etmektedir. Otel tesisinden yararlanma; su,çay ve sıcak içecekler, çeşitli kek kurabiye türü ikramlar, wc kullanımı gibi giderlerinin hizmetleri karşılığı talep edilen bir miktardır ki, belirttiğiniz gibi TSF ile ilgisi yoktur.
Selamlar...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#19

Dağıtmayalım ama, yukarıdaki yazılanı ben anlamadım. Ben bir otelde konaklamadım diye, konaklamadığım otel benden para mı alıyor? Konunun da TSF ile ilgisi yok. İyiymiş.

Otelin sahibinin adı Dumrul mu?

Hakan bey, ücretlendirme konusunda haklısınız. Tavan ücret getirilmeli. Resmi turnuvalarda atıyorum tavan ücret 50 TL'yi geçemez denirse, sorun basitçe çözülür. Bunun altında da ücret uygulama konusunda turnuva yönetiminin yetkisi olur.

Bu arada bu başlığa yazanlardan ücret talep ediyorum, ne yapalım kardeşim başka başlık altında yazsaydınız. Ayrıca konunun TSF ile ilgisi yok. Tamamen duygusal Tongue
blog:
Ara
Cevapla
#20
Evet, gerçekten dağıtmayalım.
Siz elinizdeki sinema biletiyle farklı sinemaya gidebiliyor musunuz?
Yapılan uygulamadan bahsettim, siz olmamış farz ediyorsunuz diye kabul mü edelim fikrinizi?
Uygulama böyle!
Yönergede de var ve son bilmem kaç yıldır da uygulanmaktadır.
Doğru ya da yanlış tartışalım.
Otel kendi müşterisinden talep etmiyor bu rakamı.
Başka otellerde konaklayanların farklı bir otele girişi ve otel hizmetinden faydalanmaları karşılığında alınan günlüğü 22-26 TL tutan bir rakam...
"Otel zaten kazanıyor bu rakamı da neden ister ki?" diyebilirsiniz, onun takdiri ayrıdır.
Fakat beş yıldızlı bir otelden, yüzlerce kişinin; çay, su, kurabiye-kek-kuru pasta, salon düzenlemesi, wc gideri, tuvalet kağıdı-havlusu, temizlik, ekstra personel görevlendirmesi konularında bonkör davranmasını beklemek duygusallık olmuyor da, var olan uygulamayı aynen aktarmam mı duygusallık oluyor?
Ben de bunu anlamadım.
Geçen gün Amerika'da bilmem hangi parkta ihtiyacını gideren köpeğe yazılan bilmem kaç yüz dolarlık cezayı örnek vermiştiniz.
Orası Amerika, burası Türkiye.
Doğru ya da yanlış, kurallar böyle...

Buyurun, değiştirelim!
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi