Turnuva Yarım Bırakmak Cezalandırılmalı
#1
Ceza enflasyonuna karşıyım. Lakin, özellikle bütün turnuvayı oynayıp son tur(larda) maça çıkmamak, hiç dolandırmayalım, bilerek maçı kaybetmek (ve muhtemelen herkesin bildiği sırlardan birisi olan para ödülünü paylaşmak amacıyla bunu yapmak) alenen şikedir.

İnsanlar ölüm kalım meseleleri için de turnuva yarım bırakabilir hiçbir itirazım yok, insanın bin bir türlü hali var. Lakin, şike amacıyla bunun yapılmasının önlenmesi için bir süre önceden veya sonrasında mazeret bildirmeden maça çıkmayan satranççı hak mahrumiyeti cezası almalıdır. Böyle bir ceza geçmiş de uygulanıyordu, bütün acımasızlığıyla geri gelmeli. Yurt dışında turnuvaya izinsiz gidilmesinden çok daha önemli bir mesele bu.
Bakalım bir yaz boyunca açık turnuvalarda oynayamadıkları zaman buna cesaret edebilecekler mi bir daha?

Bir ulusun insanlarını töhmet altında bırakmış gibi olmak istemem, böyle tabirleri nefret suçu olarak addederim ama yaz açıklarının abonesi olan Gürcü satranççıların bir kısmı resmen bir şebeke gibi bunu yıllardır yapıyorlar. Türkler de yapmıştır şüphesiz, ulusundan bağımsız önlem alınması şart. Son oyuna çıkmamak nasıl bir sportmenliktir? Anlaşmalı beraberlik gri alan ama bunun rengi belli: Karadelik siyahı.
Ara
Cevapla
#2
Anladığım o ki burada yüksek ödül kazanmak için oyunculardan biri diğerine bilerek kaybediyor ve paraları paylaşıyorlar. Yalnız o kadar rutin bir iş haline gelmiş ki elo da kaybetmemek için oyuncu hükmen kaybetmeyi tercih ediyor. Yani işin iyice cılkı çıkmış ve bu şike haraketi artık doğal bir hale gelmiş, herkes kanıksamış böyle abartılı bir şekilde yapabiliyorlar.

Ben turnuva organizatörü olsam ibreti alem için bu iki oyuncuyu gelecek sene turnuvaya almam (FIDE kurallarında bunu destekleyen maddeler olabilir) Sonra da artık hükmen kaybederek şike yapmamaya başlarlar tabii. Sonraki sene gayri resmi bir uyarıda bulunur ve şikeye dahil en ufak bir şüphe fark edersem (kaybeden tarafın sonradan güle oynaya dolaşması vs gibi) onları da gelecek sene almayacağımı ilan ederim. Büyük olasılıkla yine şike yapabilirler alınmamayı göze alıp ama sonraki sene giremeyeceklerini görünce en azından biraz cezalandırılmış olurlar.

Tabii ki bunu kesin engelleyemezsiniz ama en azından bir tür cezası olduğunu göstermiş olursunuz. Üstteki adamlar zaten ahlaken bozulmuşlar. Öte yandan alttan gelen gençler var ve onlar mesela 15'inci olabilmek ve 100 TL fazla kazanabilmek için şike yapmaya başlamış olabilirler. Oyuncular bu son tur satış olayının satrancın doğal bir parçası olmadığını adi bir hareket olduğunu bilmeli. Bir suç varsa ve ceza verilmiyorsa ve hatta ceza verebilmek için herhangi bir teşebbüste dahi bulunulmuyorsa artık suç suç olmaktan çıkar.

Mesela anlaşmalı beraberlik yani maçtan önce sonucu belirlemek de suçtur ama artık doğal bir hak gibi kabul ediliyor. Korkum artık Çanakkale Turnuvasında da maç satmak doğal hale gelmiş. Mesela durum şu sanırım: A oyuncusunun 6.5 puanı B'nin 6 puanı var. Anlaşılıyor ki B rakibi A'ya maçı satacak ödülü maksimum hale getirip paylaşacaklar. Bunun cezasız kalmaması lazım.
Ara
Cevapla
#3
Sevgili arkadaşlar,
Öncelikle bir öğretmen-satranççı olarak bu konuda uzun zamandır yaptığım bir çalışmamı sizlerle paylaşmak isterim.
Konu sadece Özgür Bey’in söylediğinden de çok öte bir aşamadadır.

Şöyle ki;
1. Sadece terkler değil, kayıt yaptırıp da katılmama da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bu gibi durumlar turnuva organizasyonlarına çok gereksiz maliyet, zaman ve enerji harcatmaktadırlar.
2. Yapılan sportmenlik dışı durumlar tespit edilmeli ve kanıtlanarak somutlaştırılmalıdır.
3. Ancak bu aşamadan sonra ceza durumu devreye girmelidir.
4. Şike yaptığı sabit bulunan sporcuların süresiz olarak hak mahrumiyeti gündeme gelebilir. Çünkü, Şike bilinerek ve riskler küçük oranda da olsa göze alınarak yapılmaktadır.
5. AMA EN ÖNEMLİSİ DE KÜÇÜK YAŞ ve YENİ NESLİN bu durumları tanık olarak kanıksaması ve yanlış yolda yetişmesidir.
Bu durum mutlaka önlenmelidir!


Turnuvalara hayali katılım ve keyfi terklerle ilgili olarak yapılabilecek ve alınabilecek önlemlerin gündemde olması, taslak çalışmasının olgunlaşması, hukuki alt yapının oluşturulması amaçlarına yönelik bir taslak çalışmamı bilgi eleştiri ve önerilerinize sunuyorum.

Taslakta hiçbir madde olmazsa olmaz değildir! Elbette çok daha mantıklı önerilerle değiştirilebilir.
ÖNERİLERİNİZ ÖNEMLİDİR!
DEĞİŞİMİN İÇİNDE BİLEN, KARARLI DURUŞ SAHİBİ İNSANLAR OLMALIDIR…

Artı ve eksilerini daya iyi görebilmek için yayınlamayı ve fikir almayı uygun gördüm.



SATRANÇ TURNUVALARINA KAYIT ESASLARI (TASLAK)
_____________________________________________
A- KAYIT OLDUĞU TURNUVAYA KATILMAMA (KATILIM BEDELLİ)
a- Bir sezon boyunca bir defa, kurumca onaylanmış yıllık programda olan ve hesaplamalara dahil bir turnuvaya kayıt yapıp, mazeretsiz katılmayan sporcuların ödenen kayıt bedelleri iade edilmez.
b- İlgili turnuvanın teknik toplantısının bitmesinden itibaren bu oyuncuların durumu kesinlik kazanmış hükmündedir.
c- Bu durumdaki sporcular “ilgili turnuvanın” turnuva sayfasında ilan edilir, durumu TSF tarafından arşivlenir.
d- Bir sezon boyunca en az iki defa bir turnuvaya kayıt yapıp, mazeretsiz olarak katılmayan sporcuların, katılacakları ilk turnuvada; katılmadıkları her bir turnuvanın % 20 si TSF ’ ye Turnuva Teminat Bedeli (TTB) olarak ödenir.
e- “d” bendinde belirtilen söz konusu ödeme, bu durumdaki oyuncuların katıldıkları sıradaki turnuvanın kayıt aşamasında da yapılabilir. Ancak durum oyuncu ya da organizasyon tarafından belgelendirilmelidir.
f- Turnuva Teminat Bedeli (TTB) ödemesinin yapılmadığı durumlarda bu miktar o sporcunun yıllık sezon lisans vize bedeline yansıtılır. Sezon açılışından ilk 10 günlük süre içinde ödemesi yapılmamış lisansların vizesi o sezon için geçersiz sayılır.
g- Turnuvaya kayıt yaptığı halde aynı durumu üçüncü defa tekrarlayan sporcular sezon içi lisans vizesinin iptal istemiyle TSF Disiplin Kuruluna sevk edilir.
(Ek öneri madde; 2. Bir turnuvaya 2. kez kayıt olduğu halde katılmayan sporcunun katıldığı son turnuvanın raiting(UKD) ortalamasının %..2’ si kadar ukd düşürülmesi düşünülebilir)

B- KAYITLI OLDUĞU TURNUVAYI TERK ETME (KATILIM BEDELLİ)
a- Bir sezon boyunca bir defa, kurumca onaylanmış yıllık programda olan ve hesaplamalara dahil bir turnuvaya kayıt yapıp katılan sporcuların turnuvayı mazeretsiz ve izinsiz terk etmeleri durumunda ödenen kayıt bedelleri iade edilmez.
b- Bu durumdaki sporcular “ilgili turnuvanın” turnuva sayfasında ilan edilir, durumu TSF tarafından arşivlenir.
c- Bu durumdaki bir sporcunun katılacağı ilk turnuvada terk ettiği turnuvanın % 20 si TSF ’ ye Turnuva Teminat Bedeli (TTB) olarak ödenir.
d- “c” bendinde belirtilen söz konusu ödeme, bu durumdaki oyuncuların katıldıkları sıradaki turnuvanın kayıt aşamasında da yapılabilir. Ancak durum oyuncu ya da organizasyon tarafından belgelendirilmelidir.
e- Bir sezon boyunca en az iki defa bir turnuvaya kayıt yapıp, mazeretsiz ve izinsiz olarak turnuvayı terk eden olarak sporcuların, katılacakları ilk turnuvada; katılmadıkları her bir turnuvanın % 20 si TSF ’ ye Turnuva Teminat Bedeli (TTB) olarak ödenir.
f- Turnuva Teminat Bedeli (TTB) ödemesinin yapılmadığı durumlarda bu miktar o sporcunun yıllık sezon lisans vize bedeline yansıtılır. Sezon açılışından ilk 10 günlük süre içinde ödemesi yapılmamış lisansların vizesi o sezon için geçersiz sayılır.
g- Aynı durumu üçüncü defa tekrarlayan sporcular, ait oldukları sezon içi lisans vizesinin iptal istemiyle TSF Disiplin Kuruluna sevk edilir.
(Ek öneri madde; 2. Bir turnuvayı 2. kez terk eden sporcunun katıldığı son turnuvanın raiting (UKD) ortalamasının %..2’ si kadar ukd düşürülmesi düşünülebilir)
C- KAYIT OLDUĞU TURNUVAYA KATILMAMA (KATILIM BEDELSİZ)
a- Bir sezon boyunca bir defa, kurumca onaylanmış yıllık programda olan ve hesaplamalara dahil bir turnuvaya kayıt yapıp, mazeretsiz katılmayan sporcuların bu durumları “ilgili turnuvanın” turnuva sayfasında ilan edilir, durumu TSF tarafından arşivlenir
b- İlgili turnuvanın teknik toplantısının bitmesinden itibaren bu oyuncuların durumu kesinlik kazanmış hükmündedir.
c- Bir sezon boyunca en az iki defa bir turnuvaya kayıt yapıp, mazeretsiz olarak katılmayan sporcuların, katılacakları ilk turnuvada turnuvaya ikinci turundan giriş yapabilirler.
d- Turnuvaya kayıt yaptığı halde aynı durumu üçüncü defa tekrarlayan sporcular sezon içi lisans vizesinin iptal istemiyle TSF Disiplin Kuruluna sevk edilir.
(Ek öneri madde; 2. Bir turnuvaya 2. kez kayıt olduğu halde katılmayan sporcunun katıldığı son turnuvanın raiting(UKD) ortalamasının %..2’ si kadar ukd düşürülmesi düşünülebilir)

D- KAYITLI OLDUĞU TURNUVAYI TERK ETME (KATILIM BEDELSİZ)
a- Bir sezon boyunca bir defa, kurumca onaylanmış yıllık programda olan ve hesaplamalara dahil bir turnuvaya kayıt yapıp katılan sporcuların turnuvayı mazeretsiz ve izinsiz terk etmeleri halinde bu durum “ilgili turnuvanın” turnuva sayfasında ilan edilir, durumu TSF tarafından arşivlenir.
b- Bir sezon boyunca en az iki defa bir turnuvaya kayıt yapıp, mazeretsiz olarak katılmayan sporcuların, katılacakları ilk turnuvaya ikinci turundan giriş yapabilirler.
c- Aynı durumu üçüncü defa tekrarlayan sporcular, ait oldukları sezon içi lisans vizesinin iptal istemiyle TSF Disiplin Kuruluna sevk edilir.
(Ek öneri madde; 2. Bir turnuvayı 2. kez terk eden sporcunun katıldığı son turnuvanın raiting(UKD) ortalamasının %..2’ si kadar ukd düşürülmesi düşünülebilir)

Unutmayınız ki sadece taslak olan bu çalışmam kamuoyunun görüş, öneri ve bilgisine sunulmuştur.

Düşüncelerinizi paylaşmanızı öneririm.
Sevgi ve saygılarımla...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#4
Kayıt yaptırdığı halde gelip oynamayanlarla ilgili alınacak önlemlerle ilgili sıkıntılarım var. Zaten Türkiye'de organizatörler, katılımcıları pek koruyan koşullar önermiyorlar. Kayıt yaptırıp gelmemeye karşı alınacak sert cezai önlemler, organizatörleri rahatlatabilir, ama katılımcıları daha da sıkıntıya sokar.

Belki ufak bir tazminat (ama özellikle sembolik olmalı) olabilir. Unutmayalım ki bunu yapanların bir kısmı da ellerinde olmayan hayat planları (sonuçta amatörler)ve maliyet gibi nedenlerle katılamıyor. Amatörü amatör olduğu için cezalandırmak gibi bir istenmeyen sonuç doğabilir.

Esasları dikkatle belirlenmeli. İşte bu noktada, sözüm Taşan'a değil, karşı olduğum "cezacı" zihniyetin sınırlarını geçme tehlikesi var. Lisans bedeline yansıtılacak tazminat ve bu hadisenin 3-4 defa tekrarlanması halinde daha sert önlemlere geçilebilir, iki bence düşük bir sayı.

Organizasyon açısından ne kadar maliyet getirdiğini bilmiyorum, belki hakemlere biraz daha fazla iş yükü çıkarır. Açık söyleyeyim, yine sporcuların tercihlerinin göz ardı edilmesi söz konusu olur bu durumda.

Satrançta hile ve şike bence bu durumda çok daha ciddi bir durum. Kayıt yaptırdığı halde gelmeyenlerden çok daha kritik çünkü turnuva satrancının özüne, hatta maddi açıdan çok daha önemli olan eğitsel tarafına zarar vermektedir.
Ara
Cevapla
#5
Tamamen katılırım.
Sayılarda çok ısrarcı değilim. Değerlendirmeler sonrası en uygun temel görüş yansıyabilir.
Organizasyonu, özellikle hakemleri kısa bir süre artı yük anlamında yorar.
Doğru.
Fakat geçicidir, kısa bir sürede yoluna girer.
Ama bu işin geleceği açısından çok önemlidir.
Hakemler her defasında ikinci ve üçüncü turdan itibaren turnuva öncesi dizdikleri taşları, ayarladıkları saatleri, özenle düzenledikleri salon düzenini masa ve sandalyeleri yeniden ortadan kaldırmak zorunda kalırlardı.
Bunlar da zamanla ortadan kalkacaktır.
Fazladan kiralanan sandalye, masa, takım ve saat ücretleri de hariç.

Düzenleme yapılması şarttır!
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#6
Turnuvayı yarım bırakmak ya da tamamlamamak, ucunda maddi ödül olmayan sıradan turnuvalarda olağan hale gelmişti. Ben de bu konuyla ilgili birkaç kez birkaç satır yazmış idim. İşte "50 kere rakibim gelmedi", "yurt dışında olsaydı bu maçlardan 5 - 10 ELO kazanırdım", gibilerinden.

Şimdi düşündüm de ben de birkaç kere turnuvalarda son turlara katılmamışım. Biri Manavgat'ta, o zamanki takım arkadaşım, Doğan Küçük'e karşıydı. Tamamen sağlık nedenlerindendi. Uzun süredir görüşmediğimiz dostlarla hasret giderirken güneşin ağnında biraz fazla kalmış; baş dönmesine maruz kalmıştım.

Turnuvaları mazeretsiz, dilekçesiz, bilgi vermeden yarım bırakanlara verilecek ceza için benim önerdiğim yöntem şudur: Öncelikle 15 yıl gerisine dek turnuvaları tamamlamayanlar saptanmalı, istatistiksel veriler elde edilmelidir. Bu bize kimlerin hangi yüzdeyle turnuvaları bitirmediğini apaçık gösterecektir. Sonralıkla karar verici, bu veriler ışığında bir yönetmelik hazırlayabilir:

Madde 789. Bir turnuvayı mazeretsiz, dilekçesiz veya bilgi vermeden bitirmeden tamamlayan sporcuya uyarı cezası verilir.
Madde 790. Bir sezonda ikinci turnuvayı mazeretsiz, dilekçesiz veya bilgi vermeden bitirmeden tamamlayan sporcuya 1 ay hak mahrumiyeti cezası verilir.
ilah

Kısaca: Önce veri, sonra karar!
IECC 2246, MAPEJK 2300, DESC 2213
Best regards, iyi günler, mfSG, HT
Cevapla
#7
Önce veri, sonra karar!

Elbette...
Yerinde olur. Ancak ne kadar geriye gidilirse gidilsin, yine aynı benzer sebepler aşağı yukarı şu sebep sırasıyla karşımıza çıkacaktır.
1- Mazeretsiz terk,
2- İzin alamamak,
3- Sağlık,
4- Ulaşım zorluğu,
5- Maddi gider kaybı,
6- İsteksizlik, motivasyon kaybı, form düşüklüğü,
7- Sportmenlik dışı çıkar hesapları,
8- Turnuva iddiasından uzaklaşma,
9- Bazı rakiplerin yoluna taş koyma vs.

Bazı sebepler güzel durmuyor farkındayım. Ama ne yazık ki gerçek ve her birinden sayısız örnekler var.

İstatistiki araştırmada daha farklı sebepler de bulunabilir.

Ancak;
TURNUVANIN SAĞLIKLI İŞLEYİŞİNİ ENGELLEYİCİ, KEYFİ, TÜZÜĞÜ KABUL ETMESİNE RAĞMEN EYLEMİNDE AKSİNİ YAPAN BU TUTUMLAR MAKUL SEBEPLER DIŞINDA, KATEGORİLERİ BELİRLENEREK UYGULAMAYA KONMALIDIR.

Teknik düzenlemeler TEKNİK KURUL tarafından, kapsamlı danışmanlık alınarak yapılmalıdır.
Bu kapsamlı danışmanlığı ben öncelikli olarak içinde sporcusundan velisinden yöneticisine, hakeminden antrenörüne SATRANÇ CAMİASI olarak görüyorum.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#8
Bu konu çok önemli. O yüzden adını koyarak ve net tartışmak lazım.

Şimdi, bir oyuncu bu düzeyde bir şike yapıyorsa, bunu teşhir etmek gerekir. Şike yapan ve milyonlarca insanı aptal yerine koyan kişi bundan utanır hale gelene kadar onu teşhir etmekten utanmamak gerekiyor.

Özgür başka bir turnuvadan bahsetmiyor ise (Gürcülerin katıldığı her turnuva bu ahlaksızlık potansiyelini içeriyor çünkü) olay Keşan turnuvasında oldu. Son turda turnuvayı birinci bitirme ihtimali olan 5 adet 6.5 puanlı oyuncu vardı ve bunlardan ODEEV HANDSZAR - MORCHIASHVILI BACHANA maçı, siyahın maça çıkmaması üzerine HANDSZAR adına hükmen tescil edildi.

Burada şikeyi yapan BACHANA isimli Gürcü oyuncudur. Bu eyleme bilerek iştirak edip etmediği tartışmalı olan da bu oyunun ve dolayısıyla turnuvanın galibi ODEEV HANDSZAR isimli Türkmen oyuncudur. Bu sonuçla HANDSZAR, son turu oynamadan birinci olmuş ve para ödülünü kazanmıştır.

Yapılan iş açık. Ödülü paylaşmak amacıyla bir oyuncuya yatılmıştır. Yatan oyuncu ELO kaybetmemiştir. Sonucunda da ödül "yatan" ve "altına yatılan" arasında bölüşülmüştür. Bu ciddi bir ahlaksızlık olduğu gibi satrancın temel değerlerine de ağır bir saldırıdır.

Ben Aşkın beyin aksine hiç karışık yöntemler önermeyeceğim.

Önerim çok basit.

1) TSF her 2 oyuncudan yazılı savunma istemeli ve FIDE'yi yoğun şike şüphesi ile haberdar etmelidir. Gelen savunmaları da beğenmemeli ve HANDSZAR denilen oyuncuya Türkiye'de 5 yıl hiçbir turnuvaya katılmama cezası verilmelidir.

2) TSF hükmen kazanan oyuncudan da savunma istemelidir. Savunmada tek soru sorulmalıdır:

"Ödül kazanmak amacıyla anlaşma yaptınız mı?"

Oyuncu "Hayır" derse, konu FIDE nezdinde soruşturma kapsamına itilmelidir, zira turnuva ELO'ya dahildir ve şikenin bir unsuru da ELO hesapları ile ilgilidir.

Bu durumda soruşturma sonunda şike sonucuna varılırsa, "anlaşma yapmadım" diyen oyuncu yalan beyanda bulunmuş olacağından çifte yaptırım uygulanabilecektir.

3) TSF soruşturma bitene kadar ödülü geri almalıdır.

Burada hukuksal dayanak olarak şunu söyleyelim, uluslararası spor ceza hukuku kesin delil üzerine kurulu değildir. Kanaat üzerine kuruludur.

4) Yine adını koyarak söyleyeyim:

Gürcü oyuncular Türk satrancının içindeki toksik varlıklardır, gizli kanser hücreleridir. Zaten doğru dürüst turnuva, sponsor ve ödül bulunamayan ortama teşkilatlanmış olarak girip, son turlarda maç satarak, arada birbirlerine hamle transferi yaparak doğrudan bu işi kapkaççılığa çevirmişlerdir. Bu, turnuvalarda, arkadaş ortamlarında hep konuşulan ama asla açıktan ilan edilmemiş bir konudur, şimdi ben çok net olarak yazdım ve ilan ettim.

Tekrar yazayım: Gürcü oyuncular birbirlerine data, hamle aktarırlar; çete mantığında teşkilatlanmış olarak hareket ederler; maç alır verirler; son turlarda ödül için her türlü manipülasyonu zevkle yaparlar ve biz bu ülkede Kıvanç gibi, Mustafa, Emre, Umut, Mert gibi birçok yeteneğe kaliteli turnuva ve yüksek düzeyde maç imkanı sağlayamazken bunları besleriz.

Bu düzenin tersine dönmesi için önce deşifre edilmesi lazım. Ahlaksızlıkla mücadele için önce karşımızda ne olduğunu net ve açıklıkla tarif etmemiz gerekiyor. Çünkü bu gidişle zaten gücü gün geçtikçe azalan Çanakkale, Keşan, İstanbul Open gibi turnuvalar en geç 2 yıl sonra sponsor ve IM üzeri Türk oyuncu bulamayacaklar.

Ben 2400 üzeri bir IM olsam bu çetenin olduğu ortama neden gideyim; ben Tuzcuoğlu Nakliyat firması olsam, bu pisliğe neden parasal destek vereyim?

Son önerim de şu: Adı, unvanı ve şöhreti ne olursa olsun, Gürcü oyunculara vize uygulanmalıdır. Güreşte, halterde ve özellikle atletizmde bunu yapan organizasyonlar var. Doping şüphesine bulaşmış belli ülkelere kota uyguluyorlar.

Gürcü oyuncu, Keşan turnuvasına mı katılacak? 100 oyuncu bazında 1 oyuncu kotası koyun. Yani 200 kişilik turnuvaya 2 kişiden fazla gelmesinler. Bu kadar basit.
blog:
Ara
Cevapla
#9
Mojo Jojo'nun her sözüne katılıyorum.

Rezillik o hale gelmiş ki.

Gürcü Morchiashvili Troya son turda da aynen hükmen kaybetmiş/yatmış:



Artık Türkiye'yi öyle dingonun ahırı gibi görüyorlar ki rezilliği üst boyuta çıkarmışlar. Çanakkale'de hükmen kaybederek yatan adam hemen arkasından Keşan'a katılıyor ve orda da aynı şeyi yapıyor.

Belli ki adamın gözü hiçbir şeyden korkmuyor. Adım gibi biliyorum ki Morchiashvili gelecek sene yine oynayacak ve hiçbir şey olmayacak. Ne de olsa Türkiye burası kimse insiyatif kullanmaz.

Özellikle MJ'nin şu ifadesi önemli:

"Burada hukuksal dayanak olarak şunu söyleyelim, uluslararası spor ceza hukuku kesin delil üzerine kurulu değildir. Kanaat üzerine kuruludur."

Çalıştırın bakalım disiplin kurulunu ne olacak. Herşey için çalışıyor da bunun için niye çalışmasın? (Cevabı biliyorum. Bunlar yabancı oyuncu bir şey yapamayız Smile )
Ara
Cevapla
#10
Bu kadar açık seçik davranışlar ülkemizde uzun zamandır olabiliyorsa, etkili tedbir almanın zamanı çoktan geçmiştir demektir.
Yapılan sportmenlik dışı durum ortadadır.
Zamanında GÜRCÜNEKON diyordum, haksızlık ettiğimi sanıp fazlaca dillendirmiyordum.
Fakat bir şeyler de hissediyordum.
Bu gün ortaya çıkmıştır.
Ben konuyu öncelikle bir oyuncu, fahri bir çalışan olarak gündeme getireceğim. Takibini yapacağım.
Ancak ilgili turnuvaya katılan sporculardan ya da hakem yöneticilerden de yazılı başvuru, girişim gerekecektir.
Bunlar yazılı olarak aranır.

Kanıtlandığı andan itibaren;

İş nereye varırsa varsın GSGM, Bakanlık, Uluslararası Diplomasi...
Spor etiğini hiçe sayanlar layıkını bulmalıdırlar. Hem de geçmişe yönelik soruşturma da yapılmalıdır.
Gürcü oyunculara gelince...
Tümünü elbette suçlamak doğru değildir.
Ancak gereken de yapılmalı, adalet yerini bulmalıdır.
Konuyu birinci elden görüşmek gerekir.
Yapacağım!

Selam ve saygılar...

Art arda iki turnuvaya katılmak için ta Gürcistan dan gelen sporcuların sağlık sorunu olamaz!
Hem de son tura o puanla girebiliyorsa...
Nasıl açıklaması olabilir?
Özür kabul edilmemelidir, tekrarlanmış bir durum var ortada...

Bu sporcuların seneye aynı turnuvada oynayıp oynayamayacağını zaman gösterecektir.
Belki bir süre kendileri gelmeyecek ya da gelemeyecektir.

Ama sadece bu oyuncuların değil, bu tip çeteleşmenin de yolu kesilmelidir.

Kararlı olmak gerek!
FİDE NEZDİNDE TAKİP EDİLMELİDİR.

Sn. Mojo Jojo,
Tespitlerinizi ayrı bir başlık açarak yenilemenizi öneriyorum.
Çok ciddi bir durum yazı trafiğinde kaybolacak!

Ben sadece bu olaya ( özel)yönelik değil, kurumsal bir uygulamaya yönelik (genel) taslak hazırlığı yapıp ilgili kurullara göndermiştim.
Unutmuş olabilirsiniz!

Ayrıca bu gibi durumların emsal teşkil etmesi için bir standarttı olmalıdır. O zaman bir kişi ya da bir olay ile sınırlamamış olursunuz.

Saygı ve selamlarımla...

Sn. Mojo Jojo,
Tespitlerinizi ayrı bir başlık açarak yenilemenizi öneriyorum.
Çok ciddi bir durum yazı trafiğinde kaybolacak!

Ben sadece bu olaya ( özel)yönelik değil, kurumsal bir uygulamaya yönelik (genel) taslak hazırlığı yapıp ilgili kurullara göndermiştim.
Unutmuş olabilirsiniz!

Ayrıca bu gibi durumların emsal teşkil etmesi için bir standarttı olmalıdır. O zaman bir kişi ya da bir olay ile sınırlamamış olursunuz.

Saygı ve selamlarımla...


Bireysel girişimimin saat vv23:48 itibarıyla başladığını değerli kamuoyunun bilgisine sunarım.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#11
Biraz profilaksi (tehdit ortaya çıkmadan önlem alma) gereği ortaya çıktı. Bu konunun çok çirkin noktalara gitme ihtimali de var.

Çok önemli iki noktaya dikkat çekmeliyim. Dikkatsizce meseleyi bir ulusun oyuncularına yönlendirmiş olmaktan çok korkarım. Kesinlikle nefret suçu işlemek gibi bir niyetim yok. Yerli oyunculara haksızlık vs vs. demek bile işi bu noktaya götürebilir, bunu iddia edeceklerle kesinlikle aynı noktada değilim. Ucuz bir milliyetçilik gösterisi yapmak veya ona kurban etmek için açmadım bu başlığı.

Satranççıların da çektiği zorluklara, başlarına gelebilecek sıhhi sorunlara saygısızlık etmek istemem, anlıyorum ve saygı duyuyorum. Ancak, bu sportmenliğin rafa kaldırılmasını (bunu başkaları yapıyor olsa bile) gerektirmez. Aynı zorlukları çektiği halde bu yöntemlere başvurmayan profesyonel satranççılar ne olacak? onlara haksızlık olmuyor mu? Bunun empati yoksunluğu ve üstten bakmayla veya amatör kompleksiyle ilgisi yoktur. Adını doğru koyalım.
Ara
Cevapla
#12

Aşkın Bey,

Heyecanınızı anlıyorum ama hedefleri daha ufak koyarak başlasak. Mesela Troya ve Keşan bu oyuncuları turnuvaya sokmama kararı alsa öncelikle. Olay hemen soğumadan bu iki organizasyon bir bildiri yayınlamalı bence.

Sonra "Kimse bizim gücümüzü test etmeye kalkmasın" durumuna düşmeyelim Smile

Valla Gürcü Azmaiparashvili FIDE Vice President (çeviride hata yapmaktan korktum Smile ) ve ECU Başkanı ve aynı zamanda bu tür üçkağıtları çok iyi bilen ve yapan birisidir. O yüzden bence FIDE başvurusu fos çıkar.
Ara
Cevapla
#13

Özgür, ortada nefret suçu yok. Gürcü oyuncular diyerek bilerek yazdım. Ben 2000 yılından bu yana her open turnuvada bunu duyarım, konuşulur ve kağıda yansır. Ömür Gedik matematiği ile gidersem, 2014 - 2000 = evet 14 yıldır ben bunu biliyorum.

Gürcü oyuncuların sistematik şike yaptığını, birbirlerine maç verdiğini yazmak niye beni rahatsız etsin, onları rahatsız etsin, Gürcü Federasyonunu kassın. Bana ne? Zaten mağdur olan, aptal yerine konulan, sırtından para kazanılan ve bu arada değerleri (oyuncu, sponsor, gönüllü) sömürülen benim.

Humanizm iyidir ama adalete ters düşmemesi lazım. Bu çete satrancı öldürüyor, 2 sene içinde önce İstanbul Open bitecek, sonra sıra Truva ve Keşan'a gelecek.

Dünya ticaretinde, adı dolandırıcılığa karışmış kişi ve kurumların kara listeye alınması gibi basit ilkeler vardır. Senedi protesto olan, çeki karşılıksız çıkan adama kredi vermezler. Dünya ticaretinde ülke riski de vardır. Hatta ekonomiyi bırak, günlük hayatta bile bu tür sınırlamalar var.

Türkiye'ye vize uygulamayan kaç ülke var şu anda? Rusya ve Japonya haricinde gelişmiş ülkelerin hepsi vize uyguluyor? Sebebi kaçak göçü önlemek. Bu nefret suçu mu şimdi? Adam genelleme yapıyor, Türk vatandaşını ancak bir filtreden geçirip beğendiğimi alırım diyor.

Biz de eğer Türk satrancını geliştireceksek, yerine göre "korumacı" memur mantığında gitmeliyiz. Adı şikeye sürekli ve sistematik karışan bir oyuncu gurubu varsa, ülkesine de kota koyarsın oyuncusunu da vize uygularsın. Bu profilaksi falan değil, bildiğin meşru müdafaa.

Hasan bey,

Azmaiparashivili konusunda haklısınız. Aslında konuyu bu somut 2 turnuva örneği ile chessbase'e bildirsek daha sağlam bir tartışma oluşturur. Azmaiparashivili ismini görünce aklıma şu fıkra geliyor hep:

"Bir çiftlikte küçük baş hayvanların (tavuk, ördek falan) korunması için güvenlik şefi alınmasına karar verilmiş, ilan sonucu adaylar çağrılmış ve mülakatı tilki kazanmış. Ücreti konuşmak üzere son görüşmeye çağırmışlar.

Tilkidir: 'Benim gülmekten karnım yarıldı, konuşamayacağım. Ne verirseniz kabulümdür' demiş."

Hakikaten Azmaiparashivili'yi boşuna güldürmeyelim.
blog:
Ara
Cevapla
#14
Önümüzde İzmir, İstanbul, Gebze ve MTS turnuvaları bulunmaktadır.
Bence TSF yönetimi acilen bir karar almalı ve enazından bu turnuvalarda
önlem alarak bu ve bunlar gibi oyuncuları turnuvalara almamalıdır.
Uğuray ÖZALP
Ulusal Hakem - ANKARA
Ara
Cevapla
#15
Açıkçası ben isim vermeyi düşünmüyorum. Tek bir isim üzerinde yanılma ihtimali var. Meselenin zorluğu da kanıtlamanın güçlüğü hatta imkansızlığı. Herkes kaba hata yapabiliyor turnuvalarda sonuçta. Satranççı kuvvetlendikçe olasılık düşse de hiçbir zaman sıfırlanmıyor.

@MojoJojo: Ulus meselesini açtım çünkü böyle bir tehlike gördüm, adını doğru koyalım hümanizm değil basitçe nefret suçundan ve ırkçılıktan kaçınarak tartışalım. Bahsettiğiniz olgunun farkındayım, ama Türkiye'de bunu benim çekindiğim şekilde ele alma tehlikesi çok yüksek. Türkiye'de ırkçılık yoktur koca bir yalandır.

Sizi de kastetmedim açıkçası. Dediğim gibi tek bir oyuncu veya durumdan bahsetmek de manasız evet, aklımdaki özel bir vaka ama ispatlayamayacağım ama mesele zaten bu duruma karşı adil bir önlem almak. Ceza saçma fetişizmine de esir olmadan satrancı satranç yapan o acımasız adaletinin korunmasıdır.

Bana maçı bilerek kaybetmem daha önce teklif de edildi. Açıkça söylenmesi için anlamamış gibi yaptım ve ağzındaki baklayı çıkardı bir noktada. Bu amatörlük profesyonellik meselesi de değil profesyoneller bunu yapmadan da profesyonel olabiliyor.

Bir komik tez de "o seviyede olmayan konuşmasın". Yahu böyle saçma bir argüman olabilir mi bu konuda? Ben kendimden kuvvetli bir oyuncunun satranç hamlelerine değil gayri sportmen tutumuna tepki gösteriyorum. İkisini ayırt etmek basit bir mantık yürütmekle mümkün.

Bahsedilen konuyla ilgili durumun böyle olmadığı yönünde bir mesaj geldi. Hatta ceza verilmesini savunmamı acımasız bulanlar var. Satranç sadece masa başında kalmalı. Benim savundğum tez bu. Kısa beraberlikler bile masa başında belli olabilir. Daha adil ve doğru çözümlerin tartışılması da gereklidir. Burada forumlarda değil FIDE seviyesinde de. Bilgisayar kullanımıyla hile yapmaktan farksız bir durum bu.
Ara
Cevapla
#16
benzerlerini bizim Türk oyuncularda yapmıyor mu? Kendi aralarında hemen remi kırıp, alttan kendilerince zayıf gördükleri ile oynuyorlar. bence burada bir çözümde puanlama sisteminin galibiyete 3 beraberliğe 1 puan olmasıdır.
hatta en azından hükmen olsun olmasın o maçlarında ELO hesaplanmasına gönderilmesi bile ufak da olsa katkı sağlar düşüncesindeyim.
Ara
Cevapla
#17
3 puan sisteminin sakıncası futboldakinin aksine satrançtaki beraberliğin değerinin galibiyete göre daha yüksek olmasıdır. Elo hesaplarına gönderilmesi benim katılabileceğim bir çözüm. Örneğin iki defa tekrar ettiğinde iki oyunun da elo hesaplarına dahil edilmesi üç sefer olduğunda hak mahrumiyetinin gündeme gelmesi vs.

Turnuvaya önceden almamak da biraz fazla polisiye. Amaç TSF-stili ceza dağıtmak değil sadece adil bir turnuva oynanmasını temin etmek olmalıdır. Ceza fetişizmine dönüştürülmesine karşıyım. Hiçbir zaman hükmenlerin neden olduğunu yüzde yüz kanıtlama şansınız yok. O yüzden cezanın bir ölçülülüğü olmalı.
Ara
Cevapla
#18

Moschiashvili'nin niye cezalandırılmayacağının sebebi yukardaki sözlerden belli. Burada söz konusu olan her hükmen kaybedeni cezalandırmak değil ama Morchiashvili durumunda olduğu gibi maçı açıkça sattığı belli olanları cezalandırmak. Bunun için de insiyatif kullanmak gerekir ama nerdeee.

Bir kez şunu anlayamıyorum. Hükmen kayıplar niye elo ve UKD'ye dahil edilmez ki? Üstelik x2 dahil edilsin bakalım hükmen oluyor mu? Eloya yapamıyorsak en azından UKD'ye uygulayalım bunu. En azından biraz zarar görsünler hükmen yüzünden.
Ara
Cevapla
#19
İsim vermekte kaçınıyorum. O da yüzde yüz belli değil. İspatlanamaz ki? O yüzden yaptırım uygulanacaksa da serinkanlı ve bir kişiye yöneltilmiş linç kampanyasına dönüşmeden yapılmalı bu.
Ara
Cevapla
#20
Bazı üyelerimiz bu defa farkına vardıkları ciddi sorunları çok açık bir dille ortaya koymuştur.Ama ne yazık ki yapılabilecek hiçbir şey yoktur!Aynı film ve aynı senaryo 12 ay sonra yine aynı sahnede ve sahnelerde aynı şekilde devam edecektir.Çünkü bu sorunları çözebilecek durumda olanlar olaylara sadece kendi pencerelerinden bakmaya devam etmektedirler.Bu etkinliklerin yapılmasını sağlayan yerel yöneticiler kendi önceliklerine önem vermeye devam edecektir.Onların öncelikleri çok sayıda yabancının ve yerli sporcunun düzenlediği etkinliğe katılması ve bu canlılığın bulundukları şehirde ses getirmesidir.Onların öncelikleri böyle olunca sizin işaret ettiğiniz sorunların çözülmesi zorlaşmaktadır.Aynı ülkeden 2 şer sporcunun katılmasını sağlayacak şekilde planlama yapılmasını kabul ettirene kadar 3 yıl mücadele verdik.Çünkü daha önce 12 ödül hazırlanıyor ve bu ödülleri alacak olanlar önceden belirlenmiş oluyordu.Şimdi sağlanan konaklama desteğinin kısıtlanması anlamında bir madde kondu.Yine de yararı olmadı.
Şu halde yöneticilerimiz yerli ve yerel oyuncuları olabildiğince teşvik etmelidir.Geleneksel hale gelen açık turnuvalarda yerlilere verilen ödüller arttırılmalıdır.Yapılan turnuvaların sanki sadece yabancılar için yapılıyor izleniminden kurtarılması gereklidir.Yabancı ustalara başlama ücreti verilmesi veya konaklama desteği şeklinde yapılabilecek olan destekler giderek azaltılmalıdır.Avrupa'da birçok açık turnuvada büyükustalara konaklama desteği sağlanmamaktadır.(Konaklama desteği sağlayanlar varsa da bu konuda bilgisi olanların burada yazmalarını rica ederim.)
Burada "Ceza"kavramını konuşmaya gerek yoktur.Siz cezayı ancak boynu kıldan ince olan biz yerlilere verebilirsiniz.Konuşulmakta olan sorunların yakın vadede çözümü yoktur.İlgililer ortada bazı sorunlar olduğunu kabul etmekte midir?.Hatta Belediye Başkanlarının bu konular hakkında bilgi sahibi olduğu da kuşkuludur.
2000-2300 arasında bulunan yerli sporcular ki ben bunları Piramidin ortası olarak isimlendiriyorum, hiç sahneye çıkamamaktadır.
Çözüm ancak yerlileri teşvik etmek,onların katılmalarını ve başarılı olmalarını sağlamakla mümkün olacaktır.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi