40 yıl mı, 4 gün mü? Minik bir masal....
#1
Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde,

1- Tanışalım.


Kalbur saman içinde,

2- Bir turnuva 2001-2015 arası..(Ömür boyu sadece bir turnuva, üstelik Gürcistan'da)



Deve tellal iken, pire berber iken...

3-Sonuç; Rus Satranç Federasyonunun Ünlü Oyuncusu ve Satranç Antrenörü Omid Seyed Jarrahi (2400 ELO) İzmir'de....



Bu hikayenin ana fikri;

Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmak demektir.
Theodore Roosevelt
ENİS BİLYAP
Ara
Cevapla
#2
izmirsatranç bir açıklama yapar herhalde...
Yoksa paketle-etiketle Türkiye dekiler yer vakasına bir yenisi eklenmiş olacak...
Ara
Cevapla
#3
Kaç lira tutmuştur acaba?
Ara
Cevapla
#4
Fazlası ile şaşırtıcı..
Her başarının altında sistemli bir çalışma yatar...
Ara
Cevapla
#5
İzmirSatranc'ın sayfasında "Rusya Federasyonunun Ünlü Oyuncusu" diyor.

Bir turnuvada 2400 ELO çıkaran biri ünlü değilse nedir?
Ünsüz müdür?
Cevapla
#6
Değerli Dostlarımız,
Dün bu konu başlığını okuyunca kısa bir açıklama yapma ihtiyacı hissettik.
Omid Seyed Jarrahi ile Küçükler Satranç Şampiyonasından önce telefon ile görüştük. Kendisini tanıttı ve iş istediğini söyledi. Şampiyonadan hemen sonra da yüz yüze bir görüşme yaptık. Konuşma tarzı ve satranç bilgisini iyi gördük. Biraz düşüneceğimizi cevap vereceğimizi söyledik.
Yaptığımız araştırmalarda kişinin FİDE de 2400 elo ile kayıtlı olduğunu ancak 1 turnuva kaydı olduğunu gördük. Bunu kendisine sorduğumuzda Türkiye'ye geldikten sonra isim değişikliği nedeniyle eski kayıtlarının görülmediğini söyledi. Konu ile ilgili İran ve FİDE nezdinde problemi çözmek için uğraşıyormuş.
Ayrıca, geldiği Aksaray ve Konya'dan bazı dostlarımızla telefonlaştık. Genel olarak olumlu referans verdiler. Yaptığımız araştırmada yabancı statüsünde olduğu ve çalışma izninin olmadığını da öğrendik. Bu konuyu çözmek için de çalışmalara başladığını söyledi. Biz de TSF'ye kişinin antrenörlük denklik belgelerini alması için bir yazı ile başvurduk.
İzmir Satranç Merkezi (Karıncalar), her zaman kanunlara uygun olarak hizmet veren bir merkezidir. Yaptığımız çalışmalar sağolsunlar, İzmir'li satranççılar tarafından da taktir edildiği için üçüncü şubemizi de Gaziemir' de açtık. Biz kanunsuz, yararsız ve uygunsuz hiç bir faaliyet içinde bulunmayız. Bulunmaya ihtiyaç da duymayız.
Söz konusu arkadaşın ders anlatma şeklini bir tanışma seansıyla gözlemledik. Kişiyi beğendik ve prensipte anlaştık. Çalışma izni işlemlerini tamamladığı zaman çalışmalara başlayacağız.
Tüm satranç severlere saygı ve selamlarımızı sunuyoruz.
Ara
Cevapla
#7
Sayın Karınca,
Satranç toplumunda 50 nci yılı doldurmak üzereyim.Buna rağmen bu kutu içinde tartışılan konuyu anlayamadım.Anlayan varsa ve bize açıklarsa teşekkür ederiz.Anladığım kadarı ile adıgeçen kişinin çalışma ruhsatı tartışma konusu olmuştur..Açıklamanızda da çalışma izini işlemlerinin tamamlanmak üzere olduğu belirtilmektedir.Aksaray ve Konya'dan referans alındığına göre adıgeçen kişi orada ruhsatla çalışmış olmalıdır.
İzmir'deki dinamikler böyle bir konuyu sadece ucu kendilerine dokunduğu zaman tartışırlarsa kabul edilebilir bir çözüme varmak mümkün değildir.Öncelikle Satranç Toplumunda yabancılara sağladığımız kolaylıkların çoğaldığı ve bu kolaylıkların yerlilere herhangi bir yarar sağlamadığı hatırlanmalıdır.Yabancıların kazanması için bol ödüllü yarışmalar düzenliyorsak onların antrenör veya öğretmenlik yapması da şaşırtıcı değildir.Temel felsefemiz "yabancılara kolaylık,yerlilere zorluk"şeklindedir.Antrenör belgesi olmayan bir yerlinin kendi çocuğuna bile öğretmenlik yapması federasyonun talimatı ile yasaklanmıştır.Bu yasak karşısında sessiz kalan arkadaşlarımız bu bölümde adıgeçen yabancının Elo puanını sorgulama ihtiyacını hissetmiştir.Bu konuyu bu kadar büyütmeye de gerek yoktur.2 satranç sporcusu bir lokalde biraraya gelseler ve biri ötekini çalıştırsa mutlaka çalışma izni mi almaları gerekir?Böyle devam edersek attığımız her adım ve günlük yaşamdaki her hareketimiz için Ankara'dan yazılı izin almamız gerekir.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#8
Sayın Ülker,

Bu konu başlığında ve içeriğinde bir tartışma konusu yoktur sadece basit bir tespit vardır. Konunun çalışma ruhsatı, yabancılara kolaylık, ödüllü turnuvalarla da ilgisi yoktur. TSF'nin bu kişiye lisans verip vermemesi de bizi ilgilendirmez. Bu konu İzmir'de değil Türkiye'nin neresinde olursa olsun önemlidir.

Konu, iki temel noktaya dayanmaktadır, birincisi; 2001-2015 yılları arasında sadece bir turnuvada oynayıp bu bir turnuvada 2400 ELO puanı çıkartma durumu ,
ikincisi ise bu kişinin Rusya Federasyonuna bağlı ünlü bir antrenör olarak lanse edilmesidir. Bu kişi hem ünlü değildir, hem de FIDE'de antrenör olarak görünmemektedir.

Ucu kendilerine dokunduğu zaman demişsiniz, müsaade ederseniz böyle hassas bir konuda duyarlı olalım ve insanların bilgilenmesi için doğruları paylaşalım.
ENİS BİLYAP
Ara
Cevapla
#9
Ateş bey ' in yazısının ilk yarısı son yarısı ile çelişiyor.
Söylemiştim paketle-etiketle bizimkiler yer nasılsa, Umut bey'in açıklamaları kendisinin iyi niyeti olduğu anlamına geliyor.
Ben bu yabancı hayranlığını anlamış değilim.
Bu arada ismim Yakup BAYRAM saygılar...
Ara
Cevapla
#10
Yolda gezerken parkta satranç oynayan birine rastlayıp, iyi oynadığını fark edip, size öğretmesi karşılığında para teklif ederseniz Ankara'ya bildirmeniz gerekmez. Para kazanma kastı olmayan biridir o çünkü.

Ama yolda gezerken parkta "satranç öğretilir" yazan bir masadaki adamdan size satranç öğretmesini isterseniz ve o kişiye para verirseniz Ankara'ya (Aslında Maliye Bakanlığı Gelirler İdaresi'ne) bilgi vermeniz ya da o kişinin bilgi vermesi gerekir. Çünkü o adamın para kazanma kastı vardır. Ayrıntıya gerek yok.

Türk vatandaşı olarak o kazanılan parada benim de vergi hakkım vardır.
Bu arada yabancıların ders verip para kazanması -vergilendirilmesi durumunda- kimseyi rahatsız etmez.
Vergilendirilmeye çalışıldığı açıklandığına göre sorun yok.

Tek sorun ünlü-ünsüz karmaşası ve bir turnuvada 2400 ELO sorunsalıdır.
İsim değişikliği açıklaması beni tatmin etmedi.
Zira ELO puanı kayıt numarasına göre yapılır.
Açıklamayı yapan kişi (Ünlü) asıl ismini söylerse tüm turnuvalarını da görürüz değil mi?

:p

"benim de vergi hakkım vardır" derken "vatandaş olarak hepimizin" anlamında anlayınız lütfen Smile
Cevapla
#11
Benim yazımda çelişki yoktur.Hafif mizah vardır.Yakup Bayram'ın burada bulunmasına sevindim.Kendisine ihtiyacımız var.Miyazaki'ye ihtiyacımız yoktur.Madem ki bazı arkadaşlarımız bazı konularda duyarlı olduklarını söylemektedir.O zaman bazı soruları ve yanıtlarını konuşalım!İçinde bulunduğumuz sistem bilerek veya bilmeyerek yabancılara olabildiğince kolaylık yerlilere ise zorluk çıkarıyor mu?Soruyu isterseniz kendi içinizden yanıtlayınız!Ben kendi çocuğuma antrenörlük yapamıyorum.Yabancı uyruklu antrenör Orta Anadolu'da ve Ege bölgesinde antrenörlük yapıyor.Ben yabancı ülkeye gitsem işportada kol saati satabilir miyim?Türkiye'de çeşitli kol saatleri işportada satılmaktadır.Yadırganacak bir durum yoktur.Serbest pazar ekonomisi dedikleri bu olsa gerektir.Yabancılar için sağlanan kolaylıklara örnek gösterebilirim.42 kişinin katıldığı ustalar grubunda 1 nci tur öncesinde akreditasyon yapılmamış ve ilk turda 10 adet hükmen sonuç ortaya çıkmış,sonunda 42 sporcu ile başlayan turnuva 29 kişi ile tamamlanmıştı.Sadece yerlilerden oluşan bir grup olsaydı mutlaka yoklama yapılırdı.Enis Bilyap diyor ki "Mesele Ülker'in işaret ettiği konularda değildir.Mesele olmayan Elo puanının var gibi görünmesidir"O zaman bu bizim meselemiz değildir.Türkiye Federasyonunun ve FİDE'nin meselesidir.Bir belirsizlik varsa bizi değil bu 2 kurumu bilgilendirmek gerekir.Tabii bir arkadaşımız Toplumu aydınlatmak amacıyla olmayan Elo puanının nasıl var gibi göründüğünü açıklamaya çalışmalıdır.Çünkü Elo puanını hesaplayan tüm kurumlar(Ülke federasyonları ve FİDE)töhmet altında kalmaktadır.Konu bizi aşan bir konudur.Düşünüyorum.Bunun nasıl olabileceğini anlayamıyorum.Vergi konusu ise ayrı bir konudur.Ayrı bir başlık altında sayfalarca yazmamız mümkündür.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#12
Sayın Ülker,
Bir paragrafta birçok farklı konuyu dile getirmişsiniz ancak benim açtığım konu oldukça basit görünüyor ve ısrarla söylüyorum. Ömür boyu bir turnuva ve FIDE listesinde 2400 ELO. Konunun ana fikri budur. 50 yıldır bu topluluğun içinde olan birisi olarak, yerli ya da yabancı bir sporcunun, yukarıdaki tabloya benzer hatta yaklaşık benzer bir durumunu gördünüz mü?

Bu tip durumlarda, ülke federasyonları ve FIDE töhmet altında kalmazlar. Nedenini şu şekilde açıklayabilirim, ükemizde yapılan yaz Open turnuvaların son turlarında yaşanan meşhur Morçiaşvili olaylarında turnuva sonuçları hem UKD hem de ELO hesaplarında kullanıldı ve gerek TSF gerekse FIDE töhmet altında kalmadı. Yapılanın en açık ve en anlaşılır dille şike olduğunu biliyoruz ve sporcuların yaptıkları şike kurumları bağlamaz, doğrudan ilgili kişileri bağlar bu kişiler sadece oyuncular değildir, hakemler ve organizatörlerde bu durumda dolaylı olarak sorumlu olmaktadırlar. Kurumlar ise bu kişiler hakkında araştırma ve işlem yaparlar ve sonuca bağlarlar. Burada bence en önemli nokta, kurumların, kendilerine bir dilekçe ile başvuru beklemeden doğrudan, durumdan vazife çıkartarak neden konunun üstüne gitmediğidir.

Ben yazılarımda, “Mesele Ülker'in işaret ettiği konularda değildir.” Şeklinde bir yorum yapmadım. Sizin yazınızda bahsi geçen farklı konuların her birisi tartışmaya ve Forum üyelerinin değerli görüşleri ile yorumlanmaya açık ve geleceğe ışık tutacak konulardır.

Aşağıdaki soruları başka bir başlık altında tartışmak yerinde olacaktır düşüncesindeyim.

1- İçinde bulunduğumuz sistem bilerek veya bilmeyerek yabancılara olabildiğince kolaylık yerlilere ise zorluk çıkarıyor mu?
2- Bir satranç ustası kendi çocuğuna antrenörlük yapamaz mı?
3- Yabancı uyruklu kaç antrenör Orta Anadolu'da ve Ege bölgesinde hangi şartlarda antrenörlük yapıyor?
ENİS BİLYAP
Ara
Cevapla
#13
Evet!Sorular net ve herkesin kolayca anlayabileceği bir şekilde ortaya çıktı.(Eski deyimle tebeyyün etti)Biz 50 yıldır işin içinde olanlar yanıtlarını az çok biliyoruz.Yapılması gereken bazı soruşturmalar geçmişde yapılmamıştır.Gelecekde de yapılmayacaktır.Çünkü Satranç toplumunu oluşturan bireylerin "bireysel eksenleri yakınında dönen bireysel politikaları" bizi şimdi içinde bulunduğumuz duruma getirmiştir.Konuşmalarını ve görüş bildirmelerini beklediğim pek çok kişi özellikle tanınmış ve deneyimli arkadaşlarımız ya hiç konuşmadılar ya da çok seyrek konuştular.Bundan sonra konuşsalar da üzerinde yürüyebileceğimiz köprüler yıkılmıştır.Artık değil bir olay hakkında soruşturma yaptırmak oyun kurallarının yanlış yorumlanmasını bile engelleyemiyoruz.En yüksek puanı alan takım İkinci oluyor.İkinci ilan edilen takıma göre masa puanı 1 puan eksik olan takım Birinci oluyor.Üstelik bu 2 takım 2-2 berabere kalmış ve maç puanları eşit olduğu halde İkinci olması gereken Birinci oluyor.Şu halde en basit kurallar bile doğru uygulanmıyor.Yanlışlar asla düzeltilmiyor.Son 12 yıl içinde yanlış ile doğru birbirine karışmıştır.Bu yanlışlıklar kişisel tahminime göre 12 yıl daha devam edecektir.Öte yandan yanlışlar çoğaldıkça biz daha çok yazıyoruz.Ama daha çok yazdıkça inandırıcılığımızı da kaybediyoruz!1991 de başlayan Resmi Federasyon sürecinde böyle bir konum elde edeceğimizi az çok tahmin ediyorduk.Ama eninde sonunda Devlete bağlanmak zorundaydık.Bunun aksini düşünmek mümkün değildi.Bilahere 2000 yılından sonra yaşadıkları sıkıntılara kızan bazı üyelerimiz,özel federasyon kurmayı düşündüler.Bu düşünce ancak mizah olabilirdi.Değil Federasyon kurmak kendi kapımızın önünde antrenörlük yapmak koşullara bağlıdır.Ceketimize sponsor kuruluşun reklamını yapıştırmak bile Federasyonun iznine tabidir.Kendimiz nasıl özel Federasyon kuracağız?Arkadaşlar sorunlarını unutmak için hayal kurmuşlardır.Ayrıca şunu da hatırlamalıyız.Siz herhangi bir yabancıyı şikayet ederseniz onun hakkında işlem yapılmayacaktır.Ama şikayet ettiğiniz kişi yerli ise Ceza Kurulu toplanacaktır.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi