Tarzlar, yöntemler ve büyük oyuncular hakkında yazılar
#10
Efendim ilginiz için çok sağolun. Benim daha önce bir kitap deneyimim olmuştu. Pek başarılı olmamıştı ama mühim değil. İlginiz alakanız takdir edişiniz benim için kafidir.

Çocukken idolum Tal oldu çünkü; ilk anda gördüğüm şey oyununda materyali kaliteye karşı kolayca harcayabilmesiydi. (Burada kastedilen pozisyonel kalitedir). Dengeden kazanca gidene kadar taş üstünlüğünü koruyan yeni başlamış biri için bu gerçekten inanılmazdır. Hayranlık uyandırıcıdır.

Merakla diğer oyunlarını da incelediğimde gördüm ki sadece bir kaç oyunu değil, oynamış olduğu hemen her oyununda bir feda vardı. Bu resmen bir huy, karakter ve hatta bir söylem demekti. Tükenmeyen bir duyguyu dışavurum gibi isyana benzeyen bir hal gibi veyahut bir tutku gibi belki de bir aşk gibi bir haldi zira her oyununu böyle yapmasının açıklaması ancak bu sayılanlardan biriydi.

Genelde ortalama 15 hamlede, bazen ise 20-30 hamlede meyvesini topladığı fedaları gerçekten eşsiz ve benzersizdi. Bariz ki topladığı tek meyve +1 puan ya da +1 madalya, kupa, rating, ünvan vesaire değildi. Topladığı kalbimizdeki bir çok şeydi.

O zamanlar asla "en büyük kim?" diye peşine düşmedim. Bu konu beni o kadar cezbetmedi. "En sıra dışı olup da en çok yükselebilen, en çok parlayabilen işte bu!" konusuydu beni cezbeden.

Hamlelerinin iyi bir analizle biraz hatalı olduğu ortaya çıkıyordu ama bu da maalesef cazibesini arttırıyordu. Ne kadar insanca! Ne kadar takdire şayan!

Evet bir çok oyuncu feda yapıyordu ve hala yapıyor. Bu iş sonuçta satrancın bir parçası, evet bir çok oyuncu güçlü oynuyordu hatta çok daha güçlü oynuyordu ama bir çoğu benden değildi.

İnsanlar istisnalar hariç hiçbiri dünyaya bir Morphy gibi dahi, efsane yarı-tanrı olarak gelmiyordu ya da Capablanca gibi annesinin karnından satrancı öğrenerek, süper olarak da doğmuyordu. "Bunlar benden değil" diye düşünmüştüm bu yüzden. Tal'ın olayı ise; imkansız gibi görünen ama imkansız olmayan derecede cesaret isteyen hareketleri matematikten ve kesinlikten korkmayarak icra etmesi ve bununla beraber masadaki rakibinin ruhsal durumunu, saatini ve satranca yaklaşımını zihninde yargılayabilip ona göre hükmünü verebilmesiydi.

Kesinliğe karşı ama bir o kadar da keskindi. Tansiyonlu süreçlerde yetkindi. Kaos ortamında etkindi. İşte bu haliyle benzersiz ve tekti. Tek başınaydı.

Büyüklük işte satrançta tek başına bu yüzden lider olamadı. Bu son cümleyi ise halen savunuyorum. Yoksa iş büyüklüğe kalacak olursa bugün en gelişmiş bir Fritz Morphy'i de, Cappa'yı da Botvinnik'i de ve satrancı bırakmasaydı Kasparov'u da yenerdi. Ve en büyük olurdu. Benim gönlüm ise en yukarıya Fritz'i koymayı kabullenmedi halen de kabullenemem. Tal'ı da yenerdi, hem de defalarca ama eminim ki Tal o programı bir yendiğinde tarihe Anderssen'in pabucunu dama atacak bir ölmez parti yazılırdı. Çünkü Tal'ın bir çok olayından birisi de; disipline, azme ve çalışkanlığa karşı tutkuyu, aşkı, isyanı ve romantizmi savunmasıydı. Ne kadar iyi, güçlü ve yenilmez olunursa olunsun, sağlam hesaplanmış bütün bu tahkimatlar Tal'ın hamle denilen tutkulu kasırgalarına karşı hep endişe duymuşlardır. Halen de duyulur.

O evet bir kasırgadır. Katrina'dır, Rita'dır. O eser, kasıp kavurur sen ise Hemingway'in yaşlı adamı gibi ya da Botvinnik gibi 20 hamle sonra sağ çıkarsın ya da birçokları gibi çıkamazsın. O bir kasırgadır ama hatalarını da görebildiğimiz için o aynı zamanda bir insan, bizden biridir.

O bir aşık, o bir isyankardır, o bir haykırıcı o bir kaşiftir. Satrancın balta girmemiş cihetinde keşifler yapmış, oyunları o doğayla iç içe yaşamıştır.

Satranç sadece bir oyun ise o sadece bir insandır ama eğer 64 kare bir tuvalse o gerçek bir ressamdır.

"Peki neden Tal değil?" Devam edecek
Ara
Cevapla


Bu Konudaki Yorumlar
RE: Tarzlar, yöntemler ve büyük oyuncular hakkında yazılar - Yazar: love supreme - 09-03-2015, 13:04



Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi