Satranç Akademisi UKD Puanlarında Değişiklik
#41
1- Rusya,
2-Azerbaycan,
3-İngiltere,
4- Bulgaristan,
5- Danimarka,
6- Romanya,
7- Arnavutluk,
8-Finlandiya,
9-Gürcistan,
10-Moldova,
11- İspanya
ve
12-Türkiye olmak üzere 12 ülke var.


Sevgili Hocam ben burada da değilim.
İkili karşılıklı ülke maçı da olabilirdi.Dostluk maçı da...

Be, düzeyi ve ELO ortalaması ne olursa olsun, bir turnuvanın hele bir AVRUPA BULUŞMASININ -ÇAKMA AVRUPA ŞAMPİYONASI- şeklinde;
Küçümsenmesine, aşağılanmasına, tüm katılımcılarına büyük saygısızlık olarak algılarım.
Toplumsal duyarlılığa sahip her insan da böyle algılamalıdır.
Özellikle de ülkemizde yapılıyorsa da...

Amaç burada kötü reklam yapmak . ÇAMUR AT İZİ KALSIN , bunu çok gördük.

Bana katılımcılardan gelen mailleri burada yazamam.

MALUM ARKADAŞIMIZ midesi kaldırmıyor ya kusacak yer bulamamış, hem üzerimize pisliyor, hem de "düşün artık yakamdan" diyor.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.
VAR MI BÖYLE PİŞKİNLİK!!

Sevgili Yakup Hocam,
Senin kişilerle benim gibi " düzeysizce " asla uğraşmayacağını bildiğimden sana açıkça da yazamıyorum.

Çünkü o zaman bilgilenip "görmedim ve duymadım" diyemeyeceğin noktalara geleceksin.
Cevap vermek zorunda hissedeceksin kendini.
Bu senin bir çok konuda motivasyonunu düşürecek.
Bunu da istemem asla.

Ama ben alışkınım.
Bu karalamalar ile uğraşırım, bedelini de öderim.
Bir çesit motivasyon çalışması diyelim.Sad

SELAM VE SAYGILARIMLA...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#42
Ben sadece şunu öğrenmek istiyorum, örnek olarak: http://escc2015.tsf.org.tr/en/component/...ew&kid=327
12 Türkiye'den, 1 Azerbaycan'dan, 1 İngiltere'den toplam 14 yarışmacı var.
Bu kategorinin başına Avrupa ünvanı konulabilir mi?
Ara
Cevapla
#43
Sevgili Yakup Hocam,
İlginçtir ama olabiliyor.

(Yazım bilgilendirme amaçlı olduğu için uzun ve sen okurken sıkılırsın bilirim. Ama okumalısın.)

İlginç ama bu kategorinin kuruluş amacıyla da çelişmiyor.

Kendimi işçinde bulduğum ve bilgisi yok ama maşallah fikri ve eleştirisi çok malum kişi tarafından aşağılanma çabalarını çok açıkça yaşadığım bu tartışma konusunda toplumu aydınlatma gereği var.

Bunu beni aşağılayan kişiden beklerdim, ama hırsını kinini kusma çabalarıyla gözü kör olmuş.

Neyse önemsemiyorum.
...

Şöyle açıklamalıyım.
Bu konuda yarışma mı, turnuva mı, Avrupa Şampiyonası mı değil mi, tartışmalarını geçiyorum.

Çünkü bu kategori yarışması ilk düzenlendiğinde dikkat ederseniz sadece (7-9-11-13-15-17 gibi) tek sayılı yaş gruplarına hitap ettirilmiş.

Bildiğimiz YAŞ GRUPLARI ŞAMPİYONALARI ise 8-10-12-14-16-18 gibi çift sayılı yaş gruplarına hitap etmekte.

Bu iki grup yarışmasından YAŞ GRUPLARI ŞAMPİYONALARI daha eski ve oturmuş olması sebebiyle Avrupa ve Dünya Şampiyonaları adları altında düzenlenmektedir.

Avrupa okullar yarışmaları ise nispeten daha yeni olduğu için hem deneme-pilot uygulama, hem de zamanla yaygınlaşma süreci beklentisinin yanı sıra, katılımcı ülke sporcularına ulusal sporcu unvanları açılabilmesi gibi sosyal içerikli avantajların kapısını açabilmesi amaçlarına da yöneliktir.

Yani sosyal içerik de vardır içinde. Sporcunun geleceğini de planlama çalışması da diyebiliriz.

Bu çok güzel bir olanak sağlar orta öğretimden yüksek öğrenime geçen sporcularımıza…

Bu arada artık burada yazmayan bir üyenin çok eski bir dileğini de hatırlamadan geçemedim. Son derece yerinde ve haklı bir istekti.Uygulaması çok öncelerden başlamalıydı. Gerçi o belli bir ELO puanı üzerindeki üniversite öğrencilerine bu imkanın sağlanmasını istiyordu. Ama ülkedeki bürokrasiyi hesap dışında tutmaktadır.
Bürokrasi ELO dan anlamıyor. Ülkesini temsil eden vatandaşlarını biliyor sadece.
Neyse,
Benzer bir uygulamaya yakın bir başka kanal açılmıştır. Faydalanan çok sporcöğrenci bilirim.

Özellikle de burs kazanımı,teşvik ödülleri ve devlet olanakları açsından avantaj kazanabilecek sporcu-öğrencilerimiz mevcuttur. .Sanırım bu yönü bilinmeden haksızca bir takım yakıştırma sıfatlar da takıldı. Ulusal sporcu olabilme hayalleri kuran onlarca sporcumuz ve bu talep için alan açmaya çalışan bir TSF var.

BAŞINDA KİMİN OLDUĞU DA HİÇ ÖNEMLİ DEĞİL!

İster Gülkız TULAY, ister başka birisi…


Arkadaki mutfakta çalışan ama zaman zaman aşağılanan onlarca gizli kahraman…
Bunu uygarca daha nasıl ifade edebiliriz?
...
Peki, bu uygulamanın fikir babası kimdir?
Yönerge düzenleyicisi, uygulayıcısı ve onaylayan kurumlar hangileridir, diye sorarsanız bu satırların bir yazarı olarak size etik anlayışım bu noktaya kadar bilgi verebileceğimi söylüyor bana.

Selam ve saygılarımla…
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#44
Örnek verdiğim grupta, sadece Türkiye'den yarışmacılar olsa yinede birinci olana Avrupa (okullar) şampiyonu mu diyeceğiz?
Ara
Cevapla
#45
O zaman yarışma, turnuva uluslararası niteliği kazanmaz.
Kendi içinde bir turnuva olur ki bunun daha önceki aşamalarında iç yarışması yapılmıştır.

Temmuz ayında bu turnuva/yarışma görücüye çıkıyor. Talep eden ülke düzenliyor.
Dünya okullararası şampiyona gibi düşünelim, oradaki kategoriler gibi. Ama henüz o aşamaya gelmedi elbette.
Fakat ben biliyor ve inanıyorum ki sadece bir kaç yaş günü kaldı bu turnuvanın...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#46
Sadece 2 ülke yeterli demek oluyor bu durumda...
Ara
Cevapla
#47
Şimdilik evet üstat. Zaten katılıma açık olma sebebi de bu. Başvuru aşamasında kategoriler ve ülke sayıları ortaya çıkıyor.
Dediğiniz örnek geçmişte oldu mu bilmiyorum.
2012 den önce camiada neredeyse uzunca bir süre yoktum.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#48
İki ülkenin olabildiği Avrupa ünvanlı turnuva, Kulağıma hiç hoş gelmedi.

Kaynak gösterebilir misiniz?
Ara
Cevapla
#49
Tartışılmakta olan turnuvanın bir Avrupa turnuvası olarak isimlendirilmesinden rahatsız olmaya gerek yoktur.Biz bu turnuvanın yapılanma ve zorluk açısından Avrupa Yaş grupları ile aynı düzeyde olmadığını biliyoruz.Eğer Avrupa Okullar turnuvasını turnuvanın ismi ile birlikte icad eden keşfeden, bugünkü Türkiye Satranç Federasyonu yönetimi ise onu eleştirme yolu açıktır.Muhtemeldir ki Avrupa Satranç Birliğinin yöneticileri böyle bir yarışma düzenlenmesine önayak olmuşlardır.Bu projenin ortaya konması büyük ölçüde ticari amaçlara bağlı olabilir.Çünkü FİDE ve ECU'nun profesyonel satranç için kaynak bulmakta zorlandığını biliyoruz.Ekonomik kriz sadece komşumuzda değil bütün Dünyada etkisini göstermeye başlayacaktır.Yarışmaya "Avrupa"isminin verilmesi üzerinde çok durmayalım!Şu görüşü söylerseniz anlamlı olabilir."Avrupa Okullar şampiyonasına çok kalabalık bir kadro ile katılmayalım.Enerjimizi ve imkanlarımızı Avrupa Yaş gruplarında harcayalım"Bu tırnak içindeki cümle bir görüştür.Tartışmaya açıktır!Federasyon Yönetim Kurulunun tasarrufundadır.Sizin görüşleriniz Yönetim Kurulu kararlarına ışık tutabilir.Örneğin Yönetim Kurulu Emektarlar takım turnuvalarına tasarruf amacı ile takım göndermiyor.Yatırımın büyük ölçüde gençlere yapılması gerektiğini düşünüyor.Bütün bunlar birer görüştür.Biz beğenmeyebiliriz.Görüşlerimizi söyleriz.Yönetim Kurulunu etkilemeye çalışırız.Ama yarışmaların isimlendirmesi üzerinden hakarete yaklaşan alaylı ifadeler kullanmayalım!Bu yarışmanın isminden rahatsız olanların Avrupa Satranç Birliği(ECU)nezdinde başvuru yapmaları en doğru yoldur.Bu başvuru da Türkiye Satranç Federasyonu aracılığı ile yapılabilir.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#50
Ben şu an için örnek verilen kategorinin geçerliliğini sorguluyorum.
Fide ve Ecu web sayfalarından bilgilere ulaşamadım.
Sonuç olarak ciddi bir konudur, öncelikle bunun açıklığa kavuşması gerekmektedir.

Bunun isim rahatsızlığı ile ilgisi yoktur, başka bir turnuva içinde aynı sorgulamayı yapmalıyız.

Turnuva ile ilgili rahatsız edici konu; abartılması ve bu sayede TSF nin kendini çok başarılı göstermeye çalışmasından kaynaklanmaktadır.

Doğrudur tasarruf ve ekonomi ile ilgili çok ilginç konular vardır, bunlara yeri geldiğinde değinmek satranç camiamız için önemlidir.
Ara
Cevapla
#51
Günümüzde satranca başlama ve satranç gücü açısından olgunluğa erişme yaşları çok düştü. Bir çok ülke bırakın okullar turnuvalarını Avrupa ve Dünya yaş grupları turnuvalarını bile yıldız oyuncuları için pas geçerek onları çok daha verim alabilecekleri turnuvalarla hazırlıyorlar. Biz ise en umut vadeden oyuncularımızın önüne en büyük hedef olarak bu turnuvaları koyuyoruz. Bunun elbette somut nedenleri var.

Pek az ülkede satranç federasyonlarının bizde olduğu gibi direkt devletle ilişkisi var ve bu ilişki sayısal büyüklük ve kağıt üzerindeki başarıya endekslenmiş durumda. 2012 Yaz Olimpiyatları öncesi devletin spor federasyonlarına, oyunlara daha fazla sporcu ile katılmakla ilgili baskısı o kadar büyük bir hale geldi ki gördüğümüz gibi oyuncularımız ve antrenörleri doping'e başvurdu. Yarışma barajını aşıp oyunlar sırasında dökülen sporcuların pek çoğunun eleme dreceleri de aynı ölçüde şüpheye yol açtı. Benzer bir baskı da elbette TSF üzerinde yer alıyor. Çünkü Federasyon Başkanlarından Cumhurbaşkanına kadar giden bir yelpazede yöneticiler kağıt üzerindeki madalya ve sporcu sayılarına göre başarı değerlendirmesi yapıyor.

Bu durumda TSF yöneticilerinden de daha idealist davranmalarını beklemek hayalcilik olabilir mi? Belki evet ama sonuçta izlenen diğer yolun tüm federasyonlar açısından hiç de iç açıcı olmadığı, rekor sayıda sporcu ile katılan olimpiyatların, hem başarı hem de spor ahlakı açısı dan bir fiyaskoya dönüştüğü gerçeği atlanmamalı.

Satranç son 25 yılda anne ve babalar için sportif anlamının dışında başka bir araca dönüşmüş durumda. Elbette federasyonlar da bu dönüşümü kendi elleriyle hızlandırarak bu ilgiden en fazla şekilde yararlanmanın yollarını arıyorlar. ELO listelerindeki oyun sayılarıyla lisanslı oyuncu sayıları arasında uçurum değil ışık yılı uzaklıkta dengesizlikler var. Sadece İzmit ilinde neredeyse 100 bin lisanslı oyuncuya sahip kulüp var. Bedava dağıtılan takımların sahibi olacak çocukların kimlik bilgileri alınarak otomatik olarak lisans sahibi yapılıyor. Bazıları satranç taşlarının hareketini bilmeyen çocuklar ve benzer şekilde antrenörler kağıt üzerinde lisanslı sporcu kabul ediliyor. Elbette bu devasa büyüklüğü motive etmek ve en iyi şekilde maddi olarak gelir elde etmek için Avrupa Okullar şampiyonaları gibi turnuvalar yaratıldı. Son 5 yılın verilerine bakın Türkiye her sene en yakın rakibinden kat kat fazla sayıda oyuncuyla bu turnuvalara katılıyor. Ödül yelpazesi genişletilerek ilk 10 giren oyunculara bile kupa vererek velilerin mutlu olması sağlanıyor. Bu sayısal kalabalığın neticesi 2000 yılından beri aynı yönetim geleneğinin devam etti ülkemizde 2000 ELO puanı üzerinde sadece 5 kadın oyuncu olmasıdır. Bir başka konuda konuşulduğu gibi son 10 yılda bu topraklarda yetişmiş tek bir sporcunun kadın milli takımına giremediği gerçeğinin yanında onlarca kızımızın avrupa ve dünya derecesinin büyük harflerle servis edilmesi ne ölçüde gerçeklik taşıyor?

Onbinlerce antrenörden bahsediyoruz ancak, milli takım antrenör havuzumuzda bile 2000 altı antrenörlerimiz var. Çabalarını takdir ediyorum ama belli bir seviyenin altındaki antrenörlerin çocuklara yarardan çok zarar verebileceğini unutmamak gerekir.

Avrupa okullar şampiyonası çok yeni ve söyleninenin aksine her sene büyüyen daha fazla ilgi gören bir turnuva değil. Eski başkan Ali Nihat Yazıcı bu turnuvaların ön plana çıkmasındaki temel aktörlerden biri. Bu yıl o bile tek kategoride 2 ülkenin katılımına isyan etmiş. Yazıcı ve Tülay yönetimleri arasında başkanların insan ilişkiler dışında çok belirgin bir farklılık görebiliyor muyuz? Cevap hayır ise o zaman sorulması gereken soru, bu turnuvaların hangi amaçla bu denli ön plana çıkarıldığı olmalı. Elbette bu turnuvaya Avrupa Satrancını yönetenler, hakemler, antrenörler vs gelecek. Peki ama bu insanların turnuvadan beklentileri ne? Geçen yıl 5 ülkeden 11 sporcuyla yapılan bir kategori yarışmasının 2 ülkeden 22 sporcuya dönüşmesi sürdürülebilir ve planlı bir eylem mi? Bu turnuvalar ülke federasyonlarınca hiç ciddiye alınmıyor. Katılan sporcular kendi istek ve olanaklarıyla geliyor. Yabancı oyuncuların bir kısmının elosu bile yok. Sadece turist. Bu turnuvada ileriye yönelik büyük bir vizyon yok. Tam tersine Türkiye, Rusya, Azarbaycan ve kriz öncesi biraz Yunanistan üzerinden gelir elde etme kaygısı olduğu rahatlıkla görülebilir.

Şimdi yazacaklarım büyük ihtimalle tepki toplayacak. Bazı kişiler ne büyük bir hain olduğumu söyleyebilir. Buyursunlar. Eğer bu turnuvalarda derece elde eden çocuklara üniversite ve lise giriş sınavlarında kimi ek olanaklar sağlanıyorsa çok ama çok büyük bir adaletsizliğe de yol açılıyor demektir. Çevremde, çalıştığım okullarda okuyan çocukların ve ailelerin bu sınavlarda 1 puan daha fazla alabilmek için gece-gündüz demeden nasıl çalışıp çaba harcadıkları düşünülünce (eğer sağlanıyorsa ) bu tip eklemelerin satranca yarardan çok zarar getireceği çok yakında anlaşılacaktır. 2 yıl üstüste ciddi bir yaş kategorisinde avrupa şampiyonu olan Kübra Öztürk ile, bu turnuvaların birincisinin aynı şekilde değerlendirilmesi, gerçekçi olmadığı kadar da haksızdır.

Sonuç olarak bu turnuvanın ismi Pek çok şey olabilir. Turnuvaya katılırken okulunuzdan izin alıyor musunuz? Okullar isminin bir dayanağı var mı? Bir eleme süreci var mı? ECU Yaz Festivali gibi bir isim olmasıyla, adına Avrupa Okullar Şampiyonası denmesi arasında kategorik bir ayrımdan söz edebilir miyiz?

Tekrar edelim ECU ya bu turnuvayı Avrupa Şampiyonası olarak nitelendirmeyi bırakmalı, ya da olabildiğince çok ülkenin katıldığı, ülke elemeleri olan, rating ve ülke kontenjanlarına sahip olan ve aynı zamanda ismine yakışır bir şekilde okullar üzerinden bir organizasyona dönüştürmelidir.
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 3 Ziyaretçi