Satranç İle Büyüyorum
#41
[quote='Mojo Jojo' pid='20347' dateline='1438025284']
Projede şeffaflık sıkıntısı bir yandan var bir yandan yok, TSF göğsünü gere gere kendi resmi sitesinden bu işin reklamını yaptığı gibi çalıştay adı altında bir pazarlama lansmanı da gerçekleştirdiğinden işin bu yönüyle çok açık davrandığını söyleyebiliriz.

[color=#0000CD]Çok iyi bir tespit yapmışsınız. Gerçekten de son derece açık değil mi?
Öncelikle şuna karar verin. Benim araştırmacı bir Beden Eğitimi Öğretmeni olmam sizi rahatsız eder mi?
Bu soruyu sordum ki cevabınıza göre sizin gibi ateşli ve "iyi niyetli" bir hukukçuyu muhatap alıp almama konusunda karar vereceğim. Siz haklı çıkacaksınız muhtemelen ama ben de şansımı bir denemek isterim.
[/color]

[color=#0000CD]SIRAYLA GİDELİM OLUR MU?[/color]
...
[color=#0000CD]Önce şunu cevaplayalım lütfen;
TSF bu çalıştayın neresindedir?
Reklamını mı yapmış, yoksa haberini mi vermiştir?

Bunun tespiti ÖSF da dile getirdiğiniz hukuki öngörülerinizin açıkça ortaya çıkıp çıkmamasını sağlayacaktır.

Davet eden kimdir?
DAVETİYEYİ KİM HAZIRLAMIŞTIR?
ÜSTÜNDE HANGİ KURULUŞUN ADI YAZMAKTADIR?
TSF ADINA BİR DAVETİYE VAR MIDIR?
BENİM ELİMDEKİ DAVETİYEDE HANGİ KURULUŞUN ADI YAZMAKTADIR? BUNU BİLİYOR MUSUNUZ?

YANİ DÜĞÜN SAHİBİ OLARAK KİMİ GÖRÜRSÜNÜZ ?

A- TSF
B- Başbakanlık Tanıtma Fonu
C- Satranç İle Büyüyorum Kulübü
D- Spor Toto Teşkilatı,
E- Hiçbiri.

Vereceğiniz cevap hakkınızda size karşı bir delil olarak kullanılabilir.
Yeterli araştırmanız yoksa eğer cevap vermeyebilirsiniz de...
Siz bilirsiniz.

NOT: Davetiye bir kişiliktir.
Hemen elimin altında duruyor.
Üzerinde...yazıyor.
Tarih, seminerin adı ve altta program yazmakta...
Açılışı....düğün/çalıştay sahibi yapmış.
Sonra da misafirlere yer verilmiş.

İsterseniz burada yayınlayabilirim.

Ama davetiye sizce ne anlama gelir? Biraz bundan bahsediniz.
Ama bir şeyler öngörerek değil. Kanıtla konuşunuz.
Hukukçu gibi...
Ben kanıt sunabilirim. Böylece düğünün kime ait olduğu ortaya çıkabilir öyle değil mi?

Sonuçta siz Nilüfer ÇINAR ÇORLULU gibi bir insanın iyiliğini istiyorsunuz değil mi?
O zaman bunu kendisine de yazabilir, uyarırdınız.
Ama siz ÖSF u seçtiniz.

Burada cevaplarınızı alacaksınız.

[size=medium]Bazı insanlar vicdanlarına karşı her zaman hesap verebilirler by.....
Mojo Jojo.[/size]

Bunu yaklaşık 7-8 yazı sonra size yeniden hatırlatacağım.
Ama işte o zaman kahveniz gerçekten yakacak sizi.

Yakup Hocam oralarda mısınız?

[/color]

[/quote]
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#42
Tipik bir satranç düğünü.
Ailenin ileri gelenleri karar vermiş.
" Bu düğün yapılmalı itiraz yok" denilmiş bir kere söz ağızdan çıkmış. (Bize laf düşer mi?)

[color=#FF0000]Davetiyede hangisinin adının yazdığının zerre kadar bu konuyla ilgisi yok!![/color]

Satranç adının geçtiği yerde, benim, 'yorum yapma ve bilgi alma' hakkım yoksa ; satranççı kimliğimi bırakıp gideyim.

Aşkın Bey

"Mojo jojo nun tespitleri doğrumu dur?" araştırmasına girmek mantıklı değilmi dir?

Siz bu durumu garip bulmuyorsanız," satranççı" kimliğinizi bırakın ve gidin.
Ara
Cevapla
#43

Kağıt üzerinde haklı olunması, kağıt üzerinde kalmasını gerektirmiyor. Bu konuda yılgınlık ya da sinme gibi duygularım yok. Olsa zaten yazmazdım.

Yıllarca TSF uygulamaları için verilen dilekçeler ve yapılan itirazlar, ilgili kurumlarca tek tek hasır altı edildi.

Eski TSF denetleme kurulu başkanın üyesi olduğu vakıftan banka kredisiyle 1 milyon liranın üstünde bir ücretle alınan binanın yıllardır bomboş bir şekilde bırakılması bile, başlı başına bir dava konusu olmalıdır. Alın size bir çıkar çatışması.

Kullanılan krediler, kredi kartı harcamaları, otel ihaleleri... Eski defterleri tekrar açmayalım ama her biri ibretliktir. Federasyonların çok geniş bir oyun alanı ve üstlerine geçirebildikleri zırhları var. Genel kurul tarafından ibra edildiğiniz anda, oy çokluğuyla neredeyse tüm uygulamalarınızı geçerli hale getirebiliyorsunuz. Hatta ibra edilmeseniz de TSF örneğinde olduğu gibi sorumluluğunuz geçiştirilebiliyor

İşin Anonim Şirket yönünü ilgilendiren tarafının olması, Sayın Mojo Jojo'nun söylediği şekilde bir sonuç doğurabilir.

Anaokulları ile ilgili kesinlikle aynı görüşteyim. Önyargılı olmak istemesem de korkarım bir sonraki aşama da Rixos - Limrak otellerine daha küçük yeni müşteriler bulunması olacak...
Ara
Cevapla
#44
Sayın Aşkın Taşan

Dernek listesindeki diğer isimler hakkında bilginiz var mıdır?

Halil İbrahim SARI (Başkan)
Nilüfer ÇINAR ÇORLULU (As Başkan)
Pınar YEKELER (Genel Sekreter)
Nihan ŞAHİN GÜNEŞ (Üye)

Kadriye KALKAN (Üye)
Fatma DEMİRHAN (Üye)

Benim biraz tahminim var;

Koyu renkle işaretlediklerim den Yekeler soy isimli bir TSF YK üyesi var.
Yine de tesadüf olabilir.
Diğeri Başkan Gülkız Tulay'ın akrabası diye biliyorum. Yanılıyor olabilirim.

Aşkın Bey

Açıkça aklımdan geçenleri yazıyorum; sizin muhalif olan her fikre ve kişiye karşı tepki verme şartlanmışlığınız, pek hoşuma gitmiyor.

Bu başlık altında bile:

"Akrabalar,tanıdıklar cümbür cemaat dernek kurmuş sana ne?" demek istiyorsunuz, yanlış mı?

Selamlar.
Ara
Cevapla
#45

[color=#0000CD]Ben niçin gideyim?
Görevim devam etmektedir. Çalışmalarımız bugünlerde Çanakkale'de, önümüzdeki günlerde antrenörlere ders videoları çekimi için İzmir de devam edecek.
Nereden ve neden gitmem, istiyorsunuz.
Gemiyi terk mi edeyim?
Su alsa da kalacağım Yakup Hocam!
[/color]

[color=#0000CD]Bırakacağım zamanı bilirim. Maçımı rakiple mutabakat ile bırakırım.[/color]
[color=#0000CD]
Satranççı insan mücadele eder, bırakmaz. Ben sizi satranççı olarak tanıdım.

Ama şimdi dışarıda olmanızı da anlamaya başlıyorum.
Bir şeylerin yolunda gitmediğini düşünmeye başladınız.

Ortayabir konu attınız. Elbette bilgilenme ve yorum hakkınız var.
TSF de bu sütunlarda kimse size cevap vermeyecektir.

Bunu biliyorsunuz.
Bilgi edinme hakkınızı kullanmak isteyipte benim sizi bilgilendirmem neden sizi rahatsız etsin ki?
Ben hiç bir şey uydurmuyorum.

Bırakıp gitmemi istediğiniz sebebi öğrenebilir miyim?
Siz gittiniz, ben gittim...

Sonrası?
[/color]
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#46
Dostluk ve hakikat gibi iki iyi arasında hakikati yeğlemek gerekir. Aristo
Ara
Cevapla
#47
[color=#0000CD]Aslında hiç ilgisiz olmayan bir konuya girdiniz hocam.
Bir çok kişi bunu ilgisiz bulacaktır.

[color=#FF1493]Dostluk[/color] elbette kişilerledir.

Ama satranç benim hayatta en büyük dostumdur.
Nedeni bende özeldir.

Mücadele etmemi sağlıyor.
Fikren ve bedenen...
Bunu bilemezsiniz.

Hayatta kalmamı sağlıyor.
Onun için bu dostuma ihanet edemem.

Bu ise hayatımın son on yılının [color=#FF1493]en büyük gerçeğidir.[/color]

BEN TSF İÇİNDE HİÇBİR KİŞİYİ, İSMİ VE DOSTU SAVUNMUYORUM.

Ben planladığım ve satranç adına yapılmasına inandığım yerdeyim.

Ama şu an ki tartışmaları da sadece ve sadece ÖSF üyesi kimliğim ile yapıyorum.
Ben bir şey çalmıyorum.
Çalan yada çalacak kişi ya da kuruluşları savunmuyorum.

Görüşlerimi arz ediyorum. Her ne kadar değersizleştirilmeye çalışılsa da...
Atmıyorum. Olmamışı olmuş, olmuşu olmamış göstermiyorum.

[color=#FF1493]SUÇU SABİT GÖRÜLMEDİKÇE KİMSEYİ SUÇLAMIYOR VE İFTİRA ATMIYORUM.[/color]

FELAKET TELLALLIĞI YAPMIYOR BIRAKIP DA GİTMEYENLERİN ÇALIŞMA MOTİVASYONLARINI BOZMUYORUM.

KİMSEYE DE EMELLERİNE ALET OLMUYORUM.

TSF de fahri çalışan biri olarak da benden laf almanıza da bilerek izin veriyorum.

Tek tabancayım.

Benim bırakmamı mı istiyorunuz bu sütunlarda ?...

İSTERSENİZ BLOG AÇIP TÜRK SİNEMASININ KRİTİĞİNİ YAPAYIM, SATRANCA UYARLIYAYIM.
İSTERSENİZ DE GDO LANMIŞ KİŞİLİKLER SUNAYIM İNSANLARA...
İSTERSENİZ DE SİYASET TAKILAYIM.

Ama kendi sayfamın reklamını yapacak kadar da düşmedim daha.Hele bıraktığımı açıkladığım bir foruma tekrar dönerek.

Geri döndüm ama yine yazmak için, eskisi gibi...

Yakup Hocam, bırakmamı gerçekten bu kadar mı istiyorsunuz?

[/color]
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#48
Aşkın bey

Konunun sizinle kişisel olarak hiç alakası yok.

Bazı sorulara ve sorunlara insanlar bu forumda cevap bulmaya çalışıyorlar.

Bu konuyla ilgili olarak tespitler vardır ve açıklama bekleniyor, sizden bilginiz varsa yardımcı olmanız beklenir.

Yazıları tekrar inceleyin; Ana soru şudur: Neden TSF yapma gücü varken dernek kurulmasını sağlayıp bu dernek üzerinden faaliyet yürütmek istiyor. Devamında bir kaç bilinen isim var. Her şey ortada.

Sizin savunmaya çalıştığınız kişi ve kurumların burada hiç sesi çıkmadı. Siz bütün konuları atlamayan kişi olarak 10 gün bu konuya dokunmadınız.

Çok komik bir durum olduğunu görüyorum. YK listesini dahi kontrol edemiyoruz.
Açıklama bekleniyor hepsi budur, ama sizden değil, siz oluşumun içinde değilsiniz, bildikleriniz varsa paylaşırsanız memnun olurum.

Selamlar.
Ara
Cevapla
#49


[color=#0000CD]Zaten bunu yapmıyor muyum?
Bir şeyler uydurmuyorum Yakup Hocam.

Savunmaya çalıştığım kişileri de siz isim isim sıralamışsınız.
O insanlar suçlu mu şimdi, bunu mu söylüyorsunuz?
Suçları nedir?
Ne gibi faaliyetlerde bulunmuşlardır?
Hangi mahkemece suçları sabit görülmüştür?
Akçeli işlere mi girmişler, servet artışları mı oluşmuş?
Bile bile kendilerini ortaya mı atmışlardır?
...
Ben onları mı savunuyorum?
...

Yoksa kişilik haklarına saldırılan insanlar hakkında yorumda mı bulunuyorum?
HENÜZ ORTADA BİR SUÇ YOK Kİ...
...
Mojo Jojo da bir araştırma yapmış, bir üye olarak paylaşıyor.
Ben de bir araştırma yaptım, ben de paylaşıyorum.
Açık kimliğiyle dava açamayacaktır bile.

Ama açılmasını sağlayacak kullanacak kişiler aramaktadır.

Siz, şu an ki konumunuzu tekrar bir düşünün derim.

TSF den burada şu ana kadar açıklama yapan ya da yapacak bir ÖSF üyesi yok.
Olacağını da sanmıyorum.
Ha, belki de yanılıyorum. Aklıma bir iki isim de geldi.
Onların kararıdır, ben taraftar aramam!


İsterseniz bildiklerimi de açıklamayayım burası tek taraflı çalışan bir yayın organı olsun.

Bu mu?
[/color]
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#50

Siz ne kadar yazarsanız, ben o kadar tekrar ederek, konuyu özünden saptırmamak niyetindeyim.

[color=#1E90FF]Ticari olarak mal satmadım.
Aracı olmadım.
Tüm gelir ve giderlerim kanunidir ve ilgili kuruluşların yasal denetimindedir.

Yıllarca da hem kuruculuk hem de yöneticilik yaptım.
Benim anlım açık.
Hesaplarım da toplumun denetimine açık.
İsteyen velilerimize her zaman sunabiliriz.

AMA HİÇBİR ÜYEMİZ NE DIŞARIDAN NE DE İÇERİDEN BİZLERE GÜVEN DIŞI BİR SUÇLAMA DA YÖNELTMEDİ.

TİCARİ AMAÇLI BİR FAALİYETİMİZ DE OLMADI.
BİZE YASALARLA ÇİZİLEN GELİR KALEMLERİMİZİN DIŞINA ÇIKMADIK.

AMA HAYATTA DA KALMAMIZ GEREKLİ DEĞİL Mİ?
ONCA GİDERLER DE VARKEN...

Şimdi ben fahri olarak Federasyon çalışmalarına katkı sağlayan bir kişi olarak kendi kulübümün çalışmalarında bulunmamdan daha doğal bir şey olabilir mi?

Eğer ben TSF Yönetim Kurulunda maaşla çalışan biri olsaydım ve ticari amaçlarla söylediğiniz gibi başka kuruluşlara alan açıp, kendi akçeme akçe ekleseydim, -ki böyle bir şey oluşmamıştır- sizi yerden göğe kadar haklı bulurdum.

Gereğini de tereddütsüz yapardım.

Geldiğiniz noktayı bir daha gözden geçirmenizi dilerim.
Bir dost olarak...[/color]


Tamamen alakasız, konuyu saptırmaya yönelik yazılarınız kirlilik yaratıyor.

1.Siz konuda yoksunuz.
2. Suçlanan kimse yok.

Açıklama bekleniyor: Ana soru şudur: Neden TSF yapma gücü varken dernek kurulmasını sağlayıp bu dernek üzerinden faaliyet yürütmek istiyor.

Cevabını bilmiyorsanız, yorumda yapmayın, yeteri kadar konuyla ilgisiz yorum yaptınız.
Ara
Cevapla
#51
[color=#0000CD]
Yakup hocam,
Size kendi kulüp yöneticiliğimden örnek vermemin konuyla ilgisini mi bulamadınız?
"Bu şekilde de kulüp yöneticiliği yapılabilir" şeklinde bir örnekti. Görmek istememişsiniz.

Kişiliklere yapılan "çamur at izi kalsın" kirliliğini nereye koyacağız?
[/color]
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#52
Ana soru şudur: Neden TSF yapma gücü varken dernek kurulmasını sağlayıp bu dernek üzerinden faaliyet yürütmek istiyor.
Ara
Cevapla
#53

[color=#0000CD]Yakup Bey,

İsteğiniz üzerine bu sayfadan ayrılıyorum.
Böylece açtığınız konu ile tertemiz olarak devam edebilirsiniz.

Kendi sayfamda "kirletmeye" devam edeceğim izniniz ile...
En azından açıklamalarım daha anlaşılır ve bir bütün kalabilir.
İsteyen her üye de katılabilir.

Selam ve saygılarımla.
[/color]
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#54
Fahri kelimesine sığınmacılık ile TSF vekilliği yapmanın ve konuları yönlendirmeye çalışmanın dışında bir faaliyetiniz yok.

Satranç camiası için faydalı işler yapabilecek açık bir yol izleyemediğiniz şahsi görüşümdür.
Ara
Cevapla
#55
Sayın Mojo Jojo, hoş geldiniz sefalar getirdiniz. Sizi aramızda görmek çok güzel. Her ne kadar bu başlıkta savurduğunuz tehditler konusunda hemfikir olmasak da (nedenini aşağıda açıklamaya çalışacağım) sizin fikirlerinizi okumak büyük bir keyif.


Sayın hocam, bu soruyu sorarken bir fikrinizin de mevcut olduğuna bahse girerim...
TSF buradan sorulan hiçbir soruya cevap vermediği gibi buna da cevap vermez. Sn Aşkın beyin bu topa geç girmiş ve erken çıkmış olmasından da açıkça anlaşılacağı üzere açıklaması zor bir konu. Ama ben iyi niyetli düşünmek istiyorum bu hususta. Amacım TSF'yi savunmak değil, asla öyle bir şey için yazmıyorum, bana inanın lütfen.

Bence cevap gayet basit ve bir o kadar da açıklaması zor, karmaşık.
Sorunuzun cevabı ile şu soruların cevabı çok benzer bence:

"Neden TSF yapma gücü, hakkı ve hatta yetkisi varken Satranç AŞ üzerinden -hatta bizzat kendisi- yürütmedi de yeni bir dernek kurulması gündeme geldi?"

"Neden TSF Satranç AŞ diye bir şirket kurdu?"

[color=#1E90FF]6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapılan değişiklik ile, özerk spor federasyonları, “bağımsız spor federasyonları” olarak düzenlenmiş ve Kanun’da geçen ‘özerk’ ibareleri ‘bağımsız’ olarak değiştirilmiş. Ama 3289 sayılı kanunda merkezden yönetimin spor federasyonları üzerindeki idari vesayet denetimine ilişkin birçok hüküm yer almakta. Dolayısıyla spor federasyonlarının bağımsızlığının kanunda içi boş bir ifadeden öteye gitmediği de tespit edilebilir.

İdari bağımsızlıktan söz edebilmek için işlevsel anlamda da bağımsızlığın olması gerekir. Kuruluşların aldıkları kararlar üst makamların iznine ve onayına tabi olmamalıdır. Kuruluşların işlem ve eylemleri merkezî idarenin hiyerarşi veya idari denetimlerine tabi kılınmamış olmalıdır. Ayrıca herhangi bir organ veya kişi tarafından emir, talimat ve tavsiyede bulunul(a)maması da gereklidir. Spor federasyonlarının çalışma esas ve usulleri ile faaliyetlerini belirleyen ana statünün merkezî idare tarafından çıkarılan ‘çerçeve statüye aykırı olmaması da gerekir. Ayrıca, bağımsız spor federasyonların her türlü faaliyet ve işlemleri Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Gençlik ve Spor Bakanlığının denetimine tabi. Spor federasyonları çerçeve statüsü ve merkezî idarenin idari vesayet yetkisi, spor federasyonlarının işlevsel anlamda da bağımlı olduğunu göstermekte. Bir kurumun bağımsızlığında önemli özelliklerden birisi de mali özerkliğe ne derece sahip olduğudur. Malî özerklik, kuruluşların ayrı malvarlığına sahip olabilmeleri ve kanunların öngördüğü esaslar çerçevesinde kendi organlarının kararlarına dayanarak kaynak yaratabilme ve harcama yapabilmeleridir. Malî özerkliğin; bir kamu tüzel kişisinin kendi kaynaklarından serbestçe yararlanarak kendi harcamalarını idare etmesi durumu olduğu ifade edilebilir. Bir kuruluşun ‘bağımsız’ olarak nitelendirilebilmesi için malî özerkliğinin de bulunması gereklidir. Yani harcamalarında merkezî idarenin müdahalesi olmamalıdır.[/color]

Bu alıntılardan sonra şunu söyleyebilirim ki TSF gibi özerk (bağımsız) federasyonlar TFF gibi özel kanunlarla donatılmamışlarsa sporu yaygınlaştırmak için yapacakları (kısmen) gelir getirici ve büyük ölçüde yatırım gerektiren faaliyetler konusunda biraz eli kolu bağlı durumdalar. O nedenle de çoğu spor dalımız devlet ne kadar büyümesini istiyorsa o kadar büyüyebilir durumda.

Satranç AŞ'nin kuruluşundaki kaygı buydu bence. Satrancı yaygınlaştırmak istiyorsanız o işle ilgili yoğun faaliyet göstermeniz lazım. Ancak asıl amacınız satrancı geliştirmek yaygınlaştırmak, o alanla ilgili eksiklikler konusunda her türlü açığı (malzeme, eğitim, spor alanı vb.) kapatmak için çalışmak olsa da bu amaca ulaşmanız için yoğun ticari faaliyet yürütmeniz gerekir.

Bunun bazı sonuçları ve sorunları doğacaktır:

Mesela birileri sizin bu işi ticari gelir elde etmek için yaptığınıza ikna olup size saldıracaklardır. Oysa merkezi idarenin milyon tane soruşturmasına tabi olmadan rahat hareket edip sportif alanda eksikliklerle ilgili hızlı gelişim hedefliyordunuz!! Çok fena bir sonuçla karşılaştınız.

Anonim şirket gibi bir oluşumla yapmak istiyorsanız vergi mevzuatına ve Türk Ticaret Kanunu'ndaki bazı bağlayıcı hükümlere tabi olacaksınız. Bunun getirdiği sıkıntılar canınızı sıkabilir. O nedenle dernek olarak faaliyet göstermek en az maliyetli ve hedefe ulaşılamaması durumunda en kolay tasfiye edilebilecek yöntemdir.

Asıl sorunun cevabını verdiğimi düşünüyorum aslında; ama tekrar özetlemek istiyorum:

TSF neden kendisi yapmıyor da dernek kurulmasını teşvik ediyor? (Hatta cümbür cemaat arkadaş, akraba ne kadar tanıdık varsa onlarla filan dernek kuruyor? -Sizin tespitinizle-)

1.Her harcadığı sorgulandığı gibi her kazandığı da sorgulanıyor. Bu nedenle devlet memuru olmasalar bile bir liralık bir iş yüzünden devlet memuru gibi yargılanmak istemeyeceklerdir. Bu madde aslında sadece TSF'nin değil tüm spor federasyonlarının kanayan yarasıdır. Muhtelif spor federasyonlarını kurcalarsanız büyük yatırım gerektiren işlere girmediklerini görebilirsiniz. Sebebinin bu korku olduğunu düşünüyorum. (Yalvar yakar okulunun tuvaletlerini bir firmaya bedavaya yaptırdığı için soruşturma geçiren müdür sayısı az değildir) Şunu okumanızı öneririm (PDF olan linki açıp okuyun lütfen):


2.Yapacağınız yatırımın başarısız olması riski her zaman mevcuttur. Dernek kapatmak kurmak kadar hızlı olabilen bir şey. Şirketlerde durum farklı. Ayrıca canınızı sıkacak bir sürü vergi ve diğer mevzuattan kurtarmanız da olası. Bu da maliyetinizi düşürür. Üstelik yarın bir gün yapılan yatırım büyük akçeli gelirler getirirse birileri çıkıp parada hak iddiasında da bulunamazlar. Bir taşla iki kuş.

Tabii bu sadece bir bakış açısı.
Nilüfer hanımı çok iyi olmasa da tanırım.
Gülkız hanımı da yine birkaç kez ziyaret etmişliğim oldu.
Yapılan, daha doğrusu yapılması planlanmış olan işin ardında ikinci bir niyet olduğuna ihtimal vermiyorum.
Dernek kurularak yapılması tercihinin arkasındaki nedenin büyük olasılıkla 2.maddede belirttiğim şeyler olabileceğini düşünüyorum.
Sonuçta bir başka kurum(lar) da var işin içinde; neden bir anonim şirket üzerinden yürütsünler yatırımı? Bu çok şaibeli olurdu. Dernek yöneticileri onbinlerce lira maaş almayacaklarsa bu tercih tertemiz bir çözüm. Satranç AŞ zaten tartışılıyormuş, belli ki yıpranmış. Bir de bu projeyi oraya yüklemek dışarıdan işi bağış benzeri bir şekilde finanse edecek kurumların kafasını karıştırabilir. Finansörler bu işi para kazanmak için yapıyor olabilir mi? Bahsedilen kurumun sporu geliştirmek için anaokullarından para kazanacağına ihtimal verebiliyor musunuz?

Saygıdeğer Mojo Jojo, inanın düşündüklerimi yazdım. TSF ile devam eden bir ticari ilişkim yok. Bu yazıyı TSF'yi korumak adına yazmıyorum. Bilakis "TSF neden şunu şöyle yapmıyor" diye eleştirdiğim bir sürü şey var. Nasıl ki bizler TSF'yi çok da umursamıyoruz; aynı şekilde TSF de bizlerin burada konuşup durduğumuz satrançla ilgili tepkilerimizi umursamıyor. Ama sırf böyle diye her hareketin arkasında ikinci bir plan aramıyorum ben.

Bu arada; Nilüfer hanımı ya da Gülkız hanımı sadece en fazla birkaç kez görmüş ve en çok bir bardak çaylarını içmişimdir. Bu yazıyı onları korumak adına da yazmıyorum. Sadece fotoğrafa baktığımda gösterilen tepkiyi hak edecek bir manzara olmadığını düşünüyorum. Yanılıyor muyum? Yoksa hep birlikte anaokullarına satranç takımı ya da kitapları satarak köşeyi dönmeyi mi planlıyorlar?

Son not: Satrancın anaokulunda öğrenilmesi ya da öğretilmesi konusunda negatif görüş bildirenlerin yorumlarını şok içinde okudum. Satranç piramidi konusunda yazdığım yazıda da belirttiğim gibi satranç ne kadar erken öğrenilirse o kadar büyük bir havuzdan hasat yapma şansı doğar. Aksini düşünmek nasıl bir gelişimi savunmaktır bilemedim.

Hepinize hürmetlerimi sunarım.

Sn Aşkın bey konu hakkında açıklamalarını alakasız bir sayfada yazmış. Şimdi gördüm. Buraya yazsa herkes o yazıların buradaki iddialarla ilgili olduğunu kolayca görebilirdi. Ne gerek vardı yeni bir başlığa?
Cevapla
#56

[color=#0000CD]sn. abdulkadirbener
Bu mesajım sizedir.
Top ortada ve oynanıyor. Ben ise henüz oyun dışında değilim. Maç da tartışma da bitmedi, ikinci yarısı başlayacak.
Sadece bu sayfada yokum.
Tamamen yanlış tespitler var.

Tespitleriniz de gerçeklere en yakın saptamaları yapan sizsiniz.

Bunları kendi sayfamda yazı dizisiyle kanıtlarıyla açıklıyorum.
Selamlar.
[/color]


[color=#0000CD] Ayrıca bu yazacaklarım hakikaten o sayfanın açılış amacına göre sn. Yakup BAYRAM'IN da belirttiği gibi bir tür "kirlilik" yaratmaktadır.

Oysa, gerçeklerin yalın kalması gereklidir.

Gerçeğe ancak tek yoldan gidilir, ama ondan uzaklaşan binlerce yol vardır (La Bruyere)
[/color]
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#57
Sayın Bener net yazmaya çalıştığınız için tamamını okudum,teşekkür ederim.

Sadece Maddi konular yüzünden bu yola gidildiğine göre;

Ortada bir satış olmayacak, mal alımı olacak ve dağıtılacak.

Farz edelim; bu mal alımını TSF yapsın , dernek işin içinde olmasın.

organizasyon için maddi bir kayıp söz konusu mudur?

Yani malzemeleri dernek alırsa farklı , TSF alırsa farklı bir durum mu var?

Gerçekten enteresan.

Aslında şöyle bir yol izlense:

Maddi kaynağı sağlayan kurum, projenin gereksinimi olan malzeme ve dağıtım masraflarını 1. elden kendileri karşılasaydı daha ilginç ve basit bir yol olmaz mıydı?

Böylece düğün dernek, akraba hısım, cümbür cemaat, karmaşaya gerek kalmazdı?

Selamlar.

Bener:
Nasıl ki bizler TSF'yi çok da umursamıyoruz; aynı şekilde TSF de bizlerin burada konuşup durduğumuz satrançla ilgili tepkilerimizi umursamıyor. Ama sırf böyle diye her hareketin arkasında ikinci bir plan aramıyorum ben.


Evet derdim bu zaten; Satranç adına tepkiler umursanmıyor.

Diğer tepkiler gayet güzel umursanıyor, inanın bana.

Bakın bende burada satrancı önemsemeyenlerin karşısında fahri çalışmaya başladım.

Fahri övünülecek bir unvan sık sık söylemek, tekrarlamak lazım.

Selamlar.

Ara
Cevapla
#58
Abdulkadir bey yazınızı okudum, teşekkür ederim.

Doğru bilinen yanlışlar var. Önce onları arındırmamız lazım.

Bu akşam tane tane yazacağım; belki doğru bilgi sayesinde daha rafine edilmiş bir sahada konuşabiliriz. Şu anda bir yolculuktayım, akşam bir ara yazışmak üzere.
blog:
Ara
Cevapla
#59
Doğru bilinen yanlışlarla başlayalım:

1) SB Derneği'nin ana okulları projesi yürütmesine karşı çıkılıyor: Yanlış.

Doğrusu, TSF'nin ihale yapmamasına karşı çıkıldığıdır.

TSF ihale açmadan ve keyfen seçtiği bir kurumu akçeli bir işe tayin etmiştir. Eğer bu dernek hizmet ihalesine girer, uygun teklif verir, ihaleyi kazanır ve şartnamede yazan okullara iş yapsaydı karşı çıkılmazdı.

2) Bu bir projedir: Yanlış.

Proje teknik manada önce fizibilitesi yapılan, sonra ilgili camia ve nihai tüketici huzurunda tartışmaya açılan ve sonra icra edilen bir iş yekünüdür.

Yapılan bu iş proje değil, tek taraflı bir imtiyazdır. Proje olması için tabana anlatılması, tartışılması, teknik çalışmalarının yapılması ve sonra (burası Bilal için Cool ) ihale açılarak teklife bağlanması gerekirdi. Yahu bu ülkenin en alay edilen projesine bakın, kanal İstanbul projesidir, o bile zamanın başbakanı tarafından önce anlatıldı, sonra ihale sürecine gidildi.

Adı ister 3.köprü projesi olsun ister Marmaray isterse Zuhurutbaba Türbesinin kandillerini restore etmek; bir işe proje diyebilmek için önce kamuya anlatılması, sonra ihalesi gerekir. Siz ihale yapmadan, üstelik de organik bağınızın olduğu bir dernek kurarak, parasal bir işe TSF'yi aracı ederseniz ona proje denmez.Kavram olarak, teknik olarak ve hukuk mantığı olarak denmez.

Bu proje değildir. İlle tanım istiyorsanız, kapkaçtır. Nitekim bu tartışma olmasaydı bu konu kapıp kaçırılmıştı.

3) Satranç A.Ş. kapatılmıştır: Yanlış.

Faaldir. Algı yaratılmış gözüküyor.

4) Dernekler ticari şirketler değildir, gelir getirici iş yapmazlar: Yanlış.

Dernekler iktisadi işletmeleri ile ticaret yaparlar ve gelir elde edip dağıtırlar.

Yakın zamana kadar 3 büyükler neredeyse Türkiye bütçesi kadar adamı dernek statüsünde alıp sattı. Fenerbahçe Tanju Çolak'ı Galatasaray'dan aldığında dernekti mesela. Bugün birkaç büyük kulüp dışında trilyonlar döndüren, naklen yayın geliri olan, iddia paraları alan, forma ve kombine bilet satan Türk futbol kulüplerinin tamamı dernektir.

5) Bu proje hayır işidir, bu dernek hayır işi yapmaktadır: Yanlış.

Türk hukukuna göre dernekler hayır işi yapamaz. Yasaktır. Hayır işini vakıflar yapar. Çok kalabalık bir mütevelli heyeti kurulur, vakıf senedi içine ne konuda hayır yapılacaksa o yazılır ve kaynak tahsis edilir.

Yani 1,000 ana okuluna bağış veya hayır yapacaksanız ancak vakıfla yapabilirsiniz. Aksi yasaktır. Tersinden de gidersek, bir dernek bir ana okuluna bahçe yapacaksa bunu ancak para yapar. Yasal olarak böyledir.

Yani, bu proje hayır işi değildir, gelir getirici iştir.

6) Satranç AŞ ile iş yapılamaz çünkü kirli işlere karıştı: Yanlış bile değil, manasız.

Son bir kaç yazıda gördüğüm en tuhaf argüman bu. Yahu Satranç AŞ'nin zaten 1 ortağı var: TSF ! Eğer kirli işlere karıştı ise ya TSF Yönetim Kurulunun komple istifa etmesi veya önceki dönemde yer alan YK üyeleri hakkında soruşturma açması lazım.

E peki Gulkız hanın bu son seçime Hubble Uzay Üssünden mi gönderildi?

Tabii ki kendisi bir önceki yönetimlerde yer alıyor ve dolayısıyla şurada 1-2 yıllık geçmişi olan Satranç AŞ'nin yaptığı her faaliyetin içinde ve yasal olarak sorumlu. O halde Satranç AŞ kirlendi veya yıprandı demek başlı başına paradoks. E yıprandıysa veya kirlendiyse kovun o zaman Gulkız Tulay'ı Smile.

Yani duyan, Satranç AŞ benim şirketim, başkanı da cici annem zannedecek Huh
Özet:

- Satrançla büyüyorum derneği özel olarak ana okullarına mal satabilir.
- Veya ihaleye girmek ve kazanmak kaydıyla aynı işi yapabilir.

a) Benim eleştirim derneğin iş yapması değil. Hizmet ihalesi yapılmaması.

b) Ayrıca dernekte Nilüfer hanımın görev alması.

c) Ayrıca dernek lansmanının benim lisans paramla, TSF bütçesinden yapılması.
-------------------------

Abdülkadir beye cevaben:


Çok teşekkür ederim. Ama kalıcı değilim. Çünkü blogum tekrar açıldı. Sadece bu başlıkla ve kısa süre sonra açacağım "TSF Niçin Hizmet İhaleleri Açmıyor" başlığı ile sınırlı olmak üzere misafirinizim. TSF yıllardır aynı otellerden hizmet alırken çok kaka işler yapıyor. Bunu gündeme getireceğim.


Satranç AŞ'nin kuruluşu doğrudur veya saçmadır ayrı başlık. Ama zaten dünyadaki tüm hukuk sistemleri şu saydığınız sakınca veya saldırıları önlemek üzere tek bir sistem öngörmüşlerdir: İhale sistemi.

Şimdi yazdıklarınız bir ölçüde eksik; öyle ifade etmişsiniz ki iş sadece 2 tercihe mahkum gibi kalmış: Ya bu işi Satranç AŞ yapacak -ki kirlidir- veya dernek yapsın.

Ben dernek yapmasın demiyorum. 10,000 okuldan bahsedilen dev bir ekonomik işin servisi için niçin ihale açılmadı diyorum.

Çünkü bu kamusal zorunluluk bir, bunu yaparsanız belki çok profesyonel ve yüksek sermayeli başka kuruluşlar girecek ve rekabetten düzgün işler çıkacak, iki. Yani Satranç AŞ burada ek konu. Asıl konu ihale yapılmaması !


E işte onun için ihale açılmalı diyoruz. Kapalı teklifleri alırsınız, sonra devlet denetler. Çarpıklık varsa ihale iptal olur, teminattan zararı karşılarsınız. Siz TSF olarak içinde olmazsınız, üstünde olursunuz.


Ben akçeli işlerde ve kamusal konularda niyet okumaktan yana değilim. Bu işlerde Ayşe hanım iyidir, Fatma hanım kötüdür parametresi ise gidilmemeli. "Kim" sorusuna değil, "ne" sorusuna yönelmek lazım.

Dikkat edin bu forumun bir numaralı provakatörü bile bir tartışmayı sulandırmak istediğinde mevzuyu "ne" kavramından alır "kim" kavramına sokar.

"Kim yaptı" değil, "ne yapılıyor"? Soru bu olmalı.

"Kim" gelişmiş toplumlarda hiç bir zaman konu değildir. Ne'ye bakılır. Aksi olsaydı ABD'de Nixon skandalını da duymazdık Bill Clinton'un milyonlarca insan naklen özür dilemesine de tanık olmazdık.

Kim'e takılmayın. Ne'ye bakın.


Bakın bu da ilginçtir.

Ben yasal normlara uygun olmak kaydıyla kimsenin TSF ile ticari iş yapmasına takılmam. Makul bir insan, günümüzde yüzlerce sub-management haline dönüşen işlerin dışarıdan alındığını bilir. Bu doğrudur, hiç sıkıntı yok. Outsource'a karşı değilim.

Yazılımı sizden, meşrubatı Pepsi'den, konaklamayı Conrad'dan, benzini Total'den alabilirler. Bunların hepsi hem doğru hem pratik şeyler.

Benim karşı çıktığım konu İHALE YAPILMAMASI. Bilemiyorum çok net anlatabildim mi?
-----------------
Ve son söz: Nilüfer hanım.

Bu dernekten hemen kaçın. Size yalamalık yapan değil, yerden yere vuran sizi koruyor şu anda.

Geçen gün yazdığım hala geçerli, gidin Ankara'da satrançtan hiç anlamayan ve mutlaka bu camianın dışında bir avukata danışın. Eğer size bu olup bitenlerin hukuka uygun olduğunu söylerse değil satranç hakkında, artık Davaro'ların Memo hakkında bile yazı yazmayı bırakırım.

Daha ne diyeyim?
blog:
Ara
Cevapla
#60

Öyle bir şey yok. Karşı çıkan siz oldunuz bence.


Projenin proje olabilmesi için tabana anlatılması kuralını bence siz uydurdunuz. Projenin tam tanımı şurada var. Öğrenmek için okumakta yarar var : Bu iş bal gibi projedir. Sırf ihale yapılmadı diye (ki bunu siz iddia ediyorsunuz) projeyi kapkaç diye tanımlamak doğru olmamış.


Öyle bir şey de yok. Sadece soruldu, kapatılmadığı anlaşıldı.


Dernekler ticari şirketler değildir. Dernekler bir kere "şirket" değildir. Hiç kimse derneklerin gelir getirici işler yapamayacağını filan iddia etmedi ki. Sadece bazı yasal avantajlarından dolayı dernek ile yürütülmesinin tercih edilmiş olabileceğinden bahsedildi. Derneklerin iktisadi işletme kurarak kazanç dağıtabileceğinden bahsetmişsiniz. Bu doğrudur. Ama unutmayın; DERNEKLER GELİR DAĞITAMAZ, bunu yapmak için bir iktisadi işletme kurmaları (yani bir şirket kurmaları) ve bu işletmede yapacakları faaliyetlerden elde edecekleri geliri dağıtmaları gerekir. Satrançla Büyüyorum "PROJESİNDE" böyle bir iktisadi işletmeden bahsedildiğini ben henüz okumadım. Yani SB projesinde asıl amaç gelir elde etmek veya gelir paylaşmak olamaz. Gelir elde edilse bile dağıtılamaz; sadece ve sadece dernek amaçlarında harcanabilir. (Bir olasılık da kendilerine onbinlerce liralık maaş bağlayıp paraları indiragandi yapabilirler; ki size rağmen bu mümkün görünmüyor Smile )


Bunun bir hayır işi olduğu bence gayet açık. Derneklerin hayır işi yapamayacakları da yasalara göre gayet açık. Bunu doğru söylüyorsunuz. Ama ayrıntılara haiz değiliz. Ne biliyorsunuz belki de hayır işi gibi değil de bir alım satım işi gibi yürütülecektir. A firmasından 10 liraya satranç takımını alırsınız, satranç takımını B anaokulu ister, oraya gönderirsiniz, ama faturayı parayı ödeyecek olan C kamu kuruluşuna kesip iletip parasını (10 lirayı) oradan alırsınız. Aradan belki işin hizmet üretim maliyetini karşılamak için belki bir lira komisyon kazancı koyup 11 lira fatura edersiniz. Hayır işi mi evet, ama kağıt üstünde gayet açık bir ticaret. Ama C kamu kuruluşu o kadar satranç takımı faturasını nasıl izah eder orasını bilemiyorum. Miyazaki'ye göre bu süreç böyle değil de şöyle işlemeliydi: C Kamu kuruluşundan TSF'ye toplu bir bağış alırsınız (olabiliyorsa); ardından bu parayla A firmasından takımları alıp alıp dağıtırsınız. Basit. Ama böyle olmaması için bir gerekçe vardır eminim. Ben tahminlerimi daha önce yazmıştım... Ama zaten bu projenin teknik ayrıntılarını hiç birimiz bilmiyoruz. Bilmemiz gerekmiyordur belki de.


"Kirli iş" lafı eden olmadı? Bunu da nereden çıkardınız? Benim anladığım kadarıyla sadece Satranç AŞ amaçlarına ulaşamamış bir girişim görüntüsü verdiği için durumu tartışılıyor. Muhtemelen maliyetleri azaltmak için de Ankara'ya taşınmış durumda. Olay bu. Kirli iş filan yanlış anlaşılacak ifadeler.


Bir kere TSF işin alım satımında değil. Neden ihale yapsın ki?
İkincisi parayı verecek kurum belki de "İŞİ" zaten çoktan ihale etti ve SB "İŞİ" aldı. Nereden biliyorsunuz.
Üçüncüsü ortada yatırımlık bir "İŞ" söz konusu mu ki ihale yapılsın.
Bazı kurumların (mesela İş Bankası'nın) böyle harcamaları var. TSF'yle her yıl satrancı desteklemek için ihale mi yapıyorlar? İhaleye TBF'de giriyor mudur?


Derneğe üye olup; size oy verebilecek durumda olan eş dost akrabalarınızı derneğe üye yaptırıp ilk genel kurulda derneğin yönetimini ele geçirebilirsiniz. Nilüfer hanım bundan rahatsız olmayacaktır.


Elimizde böyle bir bilgi mi var? TSF mi lansman için gereken harcamayı yapmış? Kimin harcama yaptığına dair elinizde bilgi varsa paylaşmanızı yoksa da hatalı bir algı oluşmaması için bunu dillendirmemenizi tavsiye ediyorum. Birileri "Yalan söylüyor, iftira atıyor" diyebilir.


Usule uygun olmayan bir iş var anlaşılan. Belgelerinizi merakla bekliyoruz.


Haklısınız. Aynı şeyi düşünüyorum.


Siz bir hukukçusunuz. Bir hukukçu olarak TSF gibi bir kurumu idare edenlerin ihale yapmaları gereken bir konuda ihale yapmamayı tercih ettiklerine inanacak kadar sıcakta kaldığınızı düşünüyorum. Ya da bu projeyi ortaya atanlar o kadar sıcakta kalmışlar ki beyin haşlama olmuşlar ve ihale yapmaları gerektiğini unutmuşlar.

Bence olaya bakmanız gereken açıdan değil de farklı bir açıdan bakıyorsunuz.

Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi