Disiplin Kurulu, buyurun sahaya !
#1
Yaşadıkça daha neler göreceğiz bakalım.
 
1.d4 d5
2.c4 e6
3.Ac3 Af6
4.Af3 Fe7
5.Fg5 00
6.e3 h6
7.Fxf6 Fxf6
8.cxd5 exd5
9.Vc2 c6
10.000 b5
11.Fd3
 
Bilin bakalım daha sonra ne olmuş ?
Beyazı oynayan eski bir IM hükmen mağlup sayılmış.
Yani hakem demiş ki, “Sen kopya çekerek kendine veya başkasına çıkar sağladın, ben de seni mağlup ilan ediyorum.”
 
Sonra ?
Sonrasını bekliyoruz.
Ya hükmen mağlubiyete imza atan hakemin hakemliği iptal edilir veya IM meşhur Disiplin Kurulunca cezalandırılır.
 
İşte hendek işte deve
Ya atlarsın ya düşersin.
İşte halep işte arşın
Ya aşarsın ya biçersin…

Veya kuma gömülen deve kuşu olursun.
Ara
Cevapla
#2

Bunu bilerek mi yapıyorsunuz? Olayı eksik anlatıp birilerini zan altında bırakıyorsunuz.

Eski(?)(eski ne demek bu arada? Turhan Yılmaz hala IM'dir ve aktif bir oyuncudur) IM Turhan Yılmaz'dır. Hakem IA Ismet Arvit'tir. Olay istanbul birinciliği 4. Turunda IM Turhan Yılmaz ve Emirhan Tarlabaşı arasında oynanan maçta gerçekleşmiştir ve karar siyahın isteği ile verilmiştir. İddia ise IM Turhan Yılmazın, maçı biten başka bir oyuncunun açtığı bir satranç programında(iddia organizasyona ait bir bilgisayarda) oyuncunun kendi maçına dair bir sorusu üzerine bakıp yorumda bulunması ile gerçekleşmiştir.
Ara
Cevapla
#3
Öncelikle bir açıklama yapmam gerekli.
“Hükmen” kelimesinin karşılığı TDK sözlüğünde “hakem kararıyla, verilen karara göre, karar gereği” gibi anlamlara karşılık gelmektedir.

IM unvanının ancak GM olunursa iptal edileceğini ve ömür boyu sahip olunacağını biliyorum.
Eski tabiri IM unvanının önceki yüzyılda alındığından dolayıdır.

Bir satranç oyunu devam ederken ve oyun henüz açılış safhasındayken hakemin bir oyuncunun mağlubiyetine karar vermesinin oldukça önemli bir olay olduğunu düşünüyorum. Ve özellikle mağlup oyuncunun uzun yıllara dayanan satranç geçmişi ve bir de unvanı varsa bu olay haber niteliği taşır. Herhangi bir spor dalındaki meşhur sporcuların oyunlarının, davranışlarının medyada yorumlanması doğalken satranç bundan azat edilemez. Öyle de olmuştur. Benim yorumumdan önce, ulusal yazılı basında ve sosyal internet medyasında defalarca bu konu dile getirilmiştir. Yani ben ilk değilim. Aslında ben okuduğum diğer medyadan alıntı yaptım. Dilerseniz bu medyanın adreslerini de verebilirim.

Hükmen mağlubiyete karar veren Uluslararası Hakem unvanına sahip değerli bir hakemimizdir. Olayın sahibi, muhatabı ben değilim, TSF’dir. Kimseyi de zan altında bırakmıyor, aksine olayın açıklığa kavuşmasını ve daha bir netlik kazanmasını istiyorum.

Şimdi buyurunuz, TSF’ye dilekçe yazarak zan altında bırakıldığını iddia ettiklerinizin masumiyetini sağlayınız. Bizi de bilgilendirirseniz memnun oluruz.
Ara
Cevapla
#4
Bir eksik/yanlış bilgi daha. Sonuç "Hükmen Mağlub sayılma" değildir. Maç sonucu 0-1 olarak tescil edilmiş. Yoksa sonuç "- +" yazılırdı.
Ara
Cevapla
#5
sn. haliltaş. Merakımdan soruyorum. Hakemin verdiği 0-1 sonucuna bir isim vermek gerekirse ne diyeceğiz? Direkt mağlubiyet, çift kuraldışından kayıp yada bunun gibi..? Eğer olay anlatılanlar gibi ise sonucun adını merak ettim.
Her başarının altında sistemli bir çalışma yatar...
Ara
Cevapla
#6
Tahsin Aktar hocamız Facebook'da yazmış: 

" Bir durumu daha açıklamak isterim: 'Hakem kararıyla kayıp'' söylemiyle hükmen kayıp' söylemleri değerlendirme sonuçları bakımından farklıdır. O nedenle TDK Türkçe Sözlük ilişimi vererek ikisi de aynı şey denilmesi hoş değil. Madem kafalar karışıyor oynamadan kayıp ile hakem kararıyla kayıp deyimlerini kullanalım. Öneriyorum. "
Ara
Cevapla
#7
Böyle bir olayı anlattığımız zaman olayın kahramanlarının isimlerini açıklayıp açıklamamak yazarın takdirine kalmıştır.Açıklamak zorunda değildir.Açıklamamak daha güzel bir seçenek sayılabilir.Ancak olayın kahramanları bir başkası tarafından açıklandığı zaman mutlaka olayın ne zaman yaşandığını(hiç değilse yıl!)bildirmek gerekir!Çünkü ne zaman yaşandığını açıklamadığımızda kafalar karışır.Çıok değişik yorumlar ortaya çıkar!
Öte yandan bir ilkenin altını çizmek gerekir.Hukukda bir suçun karşılığında bir defa ceza verilir.Eğer bir sporcu suçlu olduğu için "oyunu tamamlamadan yenilgi"ile cezalandırılmışsa onu tekrar Ceza Kuruluna sevk edip yeni bir ceza almasını istemek doğru mudur?İsterseniz bunu tartışalım!"Birden fazla ceza verilsin"diyenler varsa kim olduklarını öğrenelim!Elektronik aygıtları kendi oyunu devam ederken kullanan bir sporcunun "yenilgi"ile cezalandırılması gerektiği tüzüklerde yazılıdır.Ancak bu sporcuyu Ceza Kuruluna sevk ettiğimiz zaman Ceza Kurulu nasıl bir karar alacaktır?Futbol Dünyasındaki gibi 3 maç oynamama cezası verilebilir mi?Sistemi her fırsatta daha çok kişiye daha çok ceza verecek şekilde kurduğunuz takdirde korku içinde yaşayan üyelerin oluşturduğu bir Toplumu yönetmek zorunda kalırsınız....Bu durumda Yönetim de üyeler de mutlu ve huzurlu olamazlar.....
Bana kalırsa cezaları en aza indirmek için çaba gösterelim!Kanıtlanmış şuçu cezasız bırakmayalım!Ama bir suça birden fazla ceza vermeyi de düşünmeyelim!Önce altyapımızı inceleyelim!İçinde bulunduğumuz koşullar ile hazırlanmış yönerge ve tüzükler çok sayıda ceza vermek için uygun mudur?
Birkaç ay önce garip bir çelişki yakalamıştım.Doping yapan sporcu 2 sene yarışmalara girmekten men ediliyordu.Doping kontrolunda idrar örneği vermeyen bir satranççımız ise 4 sene hak mahrumiyeti ile cezalandırılmıştı.İdrar örneği vermeyen ile verdiği örnekde Doping kanıtlanan sporcuların ikisinin de 2 sene hak mahrumiyeti almaları gerekir!
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#8
Beni güldürmeyin ve tetiklemeyin.
Fatih’in askerlerinin Bizans surlarında delikler açarak surlardan içeri girmeye başladıkları anlarda Bizanslı din adamlarının meleklerin cinsiyetlerini tartıştıkları hikayesine benzer bir tartışmaya beni sürükleyemezsiniz. Beni başka yere çekmeye çalışmayın. Ben buradayım (tabii ki izin verildiği sürece).
 
Yüz yüze konuşmayı severim ve tercih ederim. Aracıların devreye girmesi oldukça hoş ve boş !
 
Otorite ilgilendiği konulara hakim olana denir. Otorite ilgilendiği konularda başkalarının yanlışlarını ve eksiklerini görüyorsa doğrusunu kendi bilgi ve tecrübesi doğrultusunda bildirir. Ya mevcut olanı doğru olarak kabullenir veya mevcudun yanlış olduğunu biliyorsa doğrusunu bildirir. Otorite önermez.
 
Otorite otoritesinin farkındaysa kaçak güreşmesine gerek yoktur.
Ama ilk söz söylemeye başlayan ile diyaloğu tercih edemeyecek kadar kendinden emin olmayan biri veya ilk söz söyleyeni muhatap almak istemeyen biri kaçak güreşmekte haklıdır.
Ara
Cevapla
#9
Vatandaş uzun süre kuyrukta bekledikten sonra nihayet sırası gelir. Evraklarını memura verir. Devlet memurunun evrakları inceledikten sonra vatandaşa ödeme emri kağıdını vermesi ve vatandaşın da bunu vezneye götürüp ödeme yaparak işlemin tamamlanması için makbuzu memura geri getirmesi gerekmektedir.
 
Fakat memur çayını içmekte ve telefonla özel görüşme yapmaktadır. Mesai saati de bitmek üzeredir.
Vatandaş sabırsızlanır ve “Memur bey, rica etsem benim evrakları hızlandırabilir misiniz ?” der.
Devlet memuru hiddetle bakar ve “Bana rica ederek emredemezsin, bana arz etmen lazım.”
Vatandaş anlamaz, “Rica ederim beyefendi, haddime mi, size emretmek.”
“Bak şu hadsize hala bana rica ediyor. Ne anlamaz adamsın sen, bana arz edeceksin, arz.”
Vatandaş yine anlamaz ama “Arz ederim memur bey.” der.
Devlet memuru, “Ha şöylee yola gel böyle” der. Devam eder.
 
Kabul ediyorum. Oyun başladıktan sonra hakemin verdiği karar hükmen yenilgi kararı değildir. Hakem kararıyla yenilgidir.
Ara
Cevapla
#10
Satrançta, performansı direkt olarak artırıcı bir maddenin varlığı henüz kanıtlanmadı ancak harcanan büyük fiziksel efor göz önünde tutularak ve satrancın bir spor olarak kabul edilmesini de kolaylaştırmak amacıyla doping kontrolü yapılabiliyor. Doping kullanımının yaygın olduğu belli başlı branşlarda da aslında doping belli bir seviyenin üstündeki sporcuların birbirlerine karşı üstünlük edebilmesi adına bu derece yaygın bir sorun oluşturuyor.

Satranç, diğer sporlardan ayrı olarak büyük bir dertle daha uğraşmak zorunda. Elektronik araçlar, o kadar küçük ve etkili bir hale geldi ki, yeni başlayan birinin bile en üst düzey sporcuları alt edebilmesini sağlayacak donanımlara sahipler. Oynan oyun üzerindeki etkisi de doğal olarak dopinge göre çok fazla.

Yaşanan olayın ayrıntılarını bilmiyorum. Bence söylenildiği gibi bilmemize de gerek yok. Bilgisayar ekranı başındaki kişi, eski bir şampiyon, milli takım oyuncusu, kulüp müdavimi ya da bir amatör olabilir. Açık olan bilgisayarda kedi videosu izleniyor da olabilir, o an tahtada olan pozisyon analiz ediliyor da olabilir. Kimse karşısındakinin nasıl biri olduğunu, geçmişini bilmek zorunda değil. Bir sporcu grip ilacı içtiği ve gerekli izinleri almadığı için dopingli çıkıp 2 ila 4 yıl spordan uzaklaştırılabiliyor ama bir başkası (bu örnekten bağımsız olarak) satranç performansı açısından milyon kat daha etkili olacak şekilde telefonuna bakarken yakalanıp sadece o oyunu kaybediyorsa burada bir eşitsizlik ve haksızlık var demektir.

Grip ilacı yüzünden dopingli çıkan kişi disipline sevk edilir. Savunması inandırıcı olursa yasal en alt sınırdan cezasını çeker. Elektronik eşyaları oyun sırasında kullanan kişi de aynı şekilde, kim olduğundan ve amacından bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Bu yapılmazsa, oyun sırasında, akıllı telefon, bilgisayar, saat gibi elektronik araçları kullanması durumunda tek yaptırımın sadece o oyunu kaybetmek olacağını düşünen pek çok kişi için cesaret verici, kötü bir örnek olur. Bir açık turnuvada iki yabancı oyuncunun oyunları devam ederken bilgisayar başında görülmeleri durumunda çıkabilecek gürültüyü tahmin edebiliyorum. Deneyimli bir oyuncunun bu hareketin yanlış olduğunu bilmesi ve uymaması durumunda başına geleceklere de hazırlıklı olması gerekir.

Bir kardeşin diğerine bilerek oyuna çıkmayarak puanı vermesi, alenen yapılan takım anlaşmaları gibi örneklerin bırakın cezalandırılmayı, uyarı bile almaması, o kişilere yapılan bir iyilik değil, kötülüktür. Üstüne üstlük başka kişilere 'ayağınızı denk alın' mesajı vermektir. Satrancı korumak için, doping, hile, şike gibi konuların yaptırımı olması şarttır. Sporcular ve hakemler de bu tehlikeli konularda bilinçli olmakla yükümlüler. Bu konuyu kafanıza göre her istediğinize ceza vermek ile karıştırmak çok yanlış.

Sonuçta, facebookta 'bacı' yazanın disipline yollandığı ama muhatabının 'ağzını burnunu kırmakla' tehdit edenin sırtının sıvazlandığı bir ortamda yaşıyor olsak da, yanlışlara yanlış demek, hala gerçek satranççılar ve satranç severler için bir yükümlülüktür. Ne pahasına olursa olsun..
Ara
Cevapla
#11
Hükmen yenilgi kararı Disiplin Kuruluna gönderilmeli mi ?
Kanaatimce gönderilmeli.

İki satranççı turnuvada bir masaya oturmuşlar ve kapışmışlar.
Oyunun en çetrefilli anlarında biri ayağa kalkarak diğer salondaki bilgisayara yönelmiş ve tuşlara basmış ve başka bir satranççıyla beraber bilgisayar ekranı üzerindeki görüntüleri yorumlamaya başlamışlar.
Masadaki diğer satranççı bunu görür görmez stresi tavan yapmış. Morali bozulmuş. Düşünemez olmuş. Ve hakeme yönelerek duruma müdahale etmesini istemiş. Hakem de gereğini yapmış.

Eğer yukarıdaki olay sadece ekrana bakan için oyun kaybı ile sonuçlanır ve Disiplin Kuruluna sevk edilmezse başka turnuvalarda da benzerleri yaşanır. Bir satranççı sadece 1 oyun kaybı pahasına arkadaşına, dostuna çıkar sağlama girişiminde bulunabilir.

Oyunu biten seyircidir. Hakemler bazen seyircileri kapı dışarı ederken bazen oyunu devam eden masalara aşırı derecede yaklaşmalarına müsaade etmektedirler. İşte bu yaklaşma anlarında dışarıdan elde edilen hamle içeriye rahatlıkla sızdırılabilir. İlk sızdırma teşebbüsünü veya masumca bilgisayara (her ne gerekçeyle olursa olsun) bakma eylemini sadece oyun kaybı vererek bırakırsanız daha sonra başka ciddi suistimallere çanak tutarsınız.
Ara
Cevapla
#12
Bu mantıkla 2 kuraldışı yapan oyuncunun da disiplin kuruluna gönderilmesi gerekir. Adama ilk kuraldışında ceza vermişsin rakibe 2 dakika eklenmiş ancak yine kuraldışı hamle yapmış. Belki de bilerek kuraldışı yaparak kendine çıkar sağlamaya çalışıyor. Gönderelim disiplin kuruluna assınlar kessinler.

Elma ile armutu karıştırmamak gerekir. Telefon örneği verelim. Yönerge sporcunun telefonu kapalı bir şekilde, çantasında tutmasına izin verir. Sporcu unutur telefon çalar maçı kaybeder olay orada biter. Ancak sporcunun telefondan faydalandığı tespit ediliyorsa disiplin kuruluna sevkedilir. Her telefon sebebiyle yaşanan maç kaybı disiplin kuruluna gitse disiplin kurulunun karar listesi uzayıp gidecekti.

Gelelim bahsi geçen maça.. Sporcu yapmaması gereken bir hareket ile doğru bir şekilde maç kaybı yaşıyor. Sporucunun geçmişteki kariyeri ve ünvanını hiçe sayarak bu yorumu yapıyorum, oyuncunun niyeti hile yapıp kendine çıkar sağlamak değil. Bir anlık merakına yenik düşerek bilgisayar ekranına bakarak başka bir sporcunun maçı ile ilgili yorumda bulunmuş. Kural kuraldır. Cezasını aldı.

Başlığı açan arkadaş ise bu işi çok biliyor ki Türkiyenin en tecrübeli hakeminin lisansını iptal ediveriyor. Big Grin Üstelik başhakem raporunu görmeden!! Ya hakem SÜRÜNSÜN ya oyuncu SÜRÜNSÜN ben de çekirdeğimi elime alıp izleyeyim istiyor.
Başhakem doğru ya da yanlış yapmış olabilir. Ceza alacaksa bir süre görev almaz dinlendirilir. Lisans iptali farklı bir boyuttur. Lütfen Fide el kitabındaki hakem disiplin yönetmeliğini okuyunuz. fide.com/FIDE/handbook/B06annex5a.pdf  Örnek; Başhakem kasıtlı olarak eşlendirmeyi kendi kafasına göre değiştirse bile, 4-18 ay arası bir ceza alıyor. Siz burda astınız kestiniz kolay değil o işler..
Ara
Cevapla
#13
Disiplin Kurulunun hakemi cezalandırması imkansızdır. Kendi ayağına kurşun sıkmaz. Zaten hakemin satranç kurallarına uygun olarak sporcuya ceza verdiği herkesin malumudur. Kurallar hususunda biraz olsun mürekkep yalamışlığı olan benim için de hakemin kararı şüphesiz doğrudur. İlk yorumumda yazdığım cümlenin anlamı şudur : "Hakeme ceza vermeyeceğine, veremeyeceğine göre Disiplin Kurulunu harekete geçir." Ağzımdaki bakla budur. Bu baklanın görüldüğünü tahmin ediyordum. Demek ki göremeyenler de varmış.

Disiplin Kurulu öyle küçük ve önemsiz olaylarda öyle anlamsızlıklara ve haksızlıklara imza attı ki, geçmişteki uygulamalarına bakıldığında bu olaya müdahil olması kaçınılmazdır. Yargılama sonucu sporcuya ceza verilir veya verilmez (kanaatimce ceza verilmelidir), ama Disiplin Kurulunun bu olayı masaya yatırması kendi var oluşunun gereğidir.
Ara
Cevapla
#14
Nedense yukarda "elektronik cihaz kullanan sporcuya verilen hakem kararı ile yenilgi cezası"birçok düşünürümüze göre yetersiz kaldı.Öncelikle hakemin Yönerge ve tüzüklere göre aldığı kararın doğru olduğunu vurgulamamız gerekir.Bu bölümde tartışılan daha çok "olayı anlatan rapor Ceza Kuruluna da gönderilsin mi?"sorusudur.Yönergelerde ve tüzüklerde Ceza Kuruluna da gönderilmesi gerektiğine dair bir madde var mıdır?Varsa ben de "Ceza Kuruluna gönderilmesi uygundur"derim!Eğer Ceza Kurulunun tekrar ceza vermesi gerekiyorsa yönerge ve tüzüklere yeni bir madde koymak gerekir.Bu maddenin özü şöyle olabilir"Kendi oyunu devam ederken elektronik cihazlardan yararlandığı tespit edilen sporcuya hakem tarafından hükmen ceza verilir ve bilahere olay Ceza Kuruluna bildirilir"Bu takdirde Ceza Kurulu artık nasıl bir ceza verir?.Bilinmez.Olayın Ceza Kuruluna gönderilmesi gerektiğini belirten madde mevcut mudur?
Ceza verilecek kişi ister Büyükusta olsun, ister Satranca yeni başlamış bir sporcu olsun, cezaları en aza indirmeye çalışalım!Bir suça birden fazla ceza vermeyelim!Örneğin 4 yıl hak mahrumiyeti uzun bir süredir. Uzun süreler Satranç sporcusunun kaybedilmesine yol açar.
Bu ülkede yabancı sporcular birkaç defa oyun öncesinde yaptıkları anlaşmalarla maça çıkmadan ödülleri alıp götürdüler.Onlara hiç ceza verdik mi?Lütfen nasıl bir ceza verdiğimizi söyleyiniz!
İlla kendi ustalarımızı cezalandırmaya kararlı iseniz yönerge ve tüzüklere gerekli maddeleri ekleyiniz!O zaman tüzüğün kestiği parmak acımaz!Benzeri olay daha önce yurtdışında da oldu.Türkiye'de de oldu.Evvelce Ceza Kuruluna gönderilmesi gerektiğini savunmadık.Şimdi neden bu kadar ısrarla "hükmen yenilgi yeterli değildir.Ceza Kurulu da ceza vermelidir"tezini savunuyoruz?Bu olay Ceza Kuruluna giderse ilgili Uluslararası Ustamızın da Tahkim Kuruluna gitme hakkı doğar.Bu takdirde Tahkim Kuruluna anlatacaklarımız olacaktır.
Sporun esas amacı sporcuyu sahaya çıkmaya teşvik etmek ve oynatmak olmalıdır.Suç işlenmişse mutlaka cezası da olacaktır.Ama cezaları ağırlaştırmanın zararları olur.Öte yandan Ceza Kurulunu "Haydi görev başına!"veya "Çık ortaya!"anlamına gelen ifadelerle provoke etmeye gerek yoktur.Ceza Kurulumuz önüne gelen dosyalar üzerinde düzenli çalışmaktadır.Bildiğiniz gibi eski Federasyon Başkanlarından Ali Nihat Yazıcı'ya bile 6 ay hak mahrumiyeti cezası verildi.Bu ceza hakkında burada yorum yapmayalım!Burada tartışılan konu sporcuya verilen cezanın yeterli olup olmadığı anlamını taşıyor.Ben sadece Ceza Kuruluna "Hodri meydan"demeye gerek olmadığını söylemek istiyorum.Ceza Kurulu dosya önüne gelirse olayı inceler.Benim tahminime göre,Tüzükde "oyun sırasında elektronik aygıt kullanma"suçu için öngörülmüş en ağır ceza hangisi ise o cezayı verir.Hiç merak etmeyiniz!
1997-2000 döneminde federasyonda görevli idim.Ceza Kuruluna dosya gönderdiğimizi hiç hatırlamıyorum.2000 yılından sonra sayısız dosya gönderilmiştir.Mutlaka nüfus artışının da dosyaların çoğalmasında etkisi olmuştur."Cezasız suç kalmasın"derseniz sizinle beraber olurum.Ama cezalar ağırlaştırılsın"derseniz aksini savunurum!
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#15
Kurullarımızın sayısı her geçen gün artmaktadır. Maşallah demek geliyor içimden.
Ama kurullara bakıyorum, bakıyorum… birşeyi göremiyorum.
Birşey eksik orada. Hem de önemli bir şey.

Toplum ne kadar zengin, ne kadar refah içinde, ne kadar mutlu gibi görünse de bu zenginlik, refah, mutluluk çok kısa sürebilir. Ne zamana kadar ? O toplum önemli bir sorunla karşılaşana kadar. Savaş olur, terör olur, dıştan kaynaklı ekonomik darboğaz olur. Olur, olur… Toplumu ayakta tutan önemli varlıklardan biri de o toplumdaki kurumlardır. Kurumların sorunları o toplumun sorunlarıdır. Sorunlarla karşılaşıldığında o toplumu, o kurumu ayakta tutacak olan, o sorunu kısa sürede bertaraf edecek olan etik değerlerdir.

Bizim satranç toplumu olarak etik değerlerimiz var mıdır, nelerdir ?
Cevabım şudur. Etik değerlerimiz yoktur. Dolayısıyla etik kurulumuz da yoktur. Onlarca kurul arasında etik kurulumuz yoktur. Ha, bu yönetimde etik kurul zaten olmaz, eşyanın tabiatına aykırıdır.

Satranç harikulade bir oyun, spor, hobi. Güzel ve iyi olarak ne ararsanız onda var.
7 sinde de o var 70 inde de o var.

70 yaşındakiyle 7 yaşındakini bir turnuvada aynı masada satranç oynarken seyretmediyseniz çok eksiğiniz var demektir. O masada saygı vardır, sevgi vardır, uyum vardır. O masada kıyasıya mücadele vardır ve olmalıdır. Fakat saygı, sevgi, uyum olmazsa o masa çirkinliğin daniskasıdır.

7 yaşındakinden çok 70 yaşındaki saygıyı, sevgiyi o masada daha çok göstermelidir. 70 yaşındaki örnektir, örnek olmalıdır, en azından davranışlarıyla. 70 yaşındaki titizlenmeli, azami derecede dikkat göstermelidir 7 yaşındakinin incinmemesi, huzurlu olması için. Bazen adeta nefesini tutmalıdır 7 yaşındakinin rahatsız olmaması için. Etik değerlere sahip olan 70 yaşındaki 7 yaşındakine nasıl davranacağını zaten bilir.

Ya 70 yaşındaki etik değerlere sahip değilse ! 7 yaşındaki ne düşünür, nasıl davranır o durumda ? Bir ton stresten sonra cesurca gider hakeme şikayet eder. Hakem de gereğini yapar ama yetmez. 7 yaşındakine saygılı olmayan 70 yaşındakine ve başkalarına başka dersler verilmeli veya hatırlatılmalıdır. Önceden öyle olmayan fakat ununu eleyip ipe astığından dolayı duyarsızlaşan 70 liğe gerekli hatırlatmalar yapılmalıdır.

Saygısızca davranan 70 liğe sadece oyununu kayıp ilan etmek yetmez. Devamı gelmelidir. Satranç etik değerlerine sahip olmak isteyen devamını getirir.
Ara
Cevapla
#16
Unvanlı bir oyuncu yapmaması gereken bir şey yaparak kendinden daha tecrübesiz bir sporcu karşısında beyaz taşlarla hükmen mağlup ilan edilmiş.Kuşkusuz ikisi açısından da unutulmayacak bir olay.Peki bu ceza yeterli mi?Bahsedilen kural dışı davranışta hile yapma amacı yokmuş(anlatılanlardan ve adı geçen kişiyi tanıdığımız kadariyla).Bu nedenle verilen kararın yerinde ve yeterli olduğunu düşünüyorum.
Ara
Cevapla
#17
Olayın nasıl geliştiğini bütün ayrıntıları ile öğrenmek gerekir.Ne kadar deneyimli olursa olsun insan tuzağa da düşebilir.Veya saf bir vatandaş gelip tuvalete gitmekte olan ustanın gözüne elektronik aygıtı tutarak ona hamle söyleyebilir.Kendi düzeyini bilmeyen ve oyun devam ederken IM düzeyinde bir oyuncuya "şunu neden şöyle oynamadın?"diyen seyircilerimiz çoktur.Dolayısıyla bir cezayı ağırlaştırmayı düşünürken, olayı hassas terazide tartmak gerekir.Bu anlatılan olay, etik değerler kavramı ile ilgili midir?Sanmıyorum.Etik ayrı bir konudur.Bu tartıştığımız olayda ceza alan sporcunun kopya çekmiş olduğunu öne sürmek de zordur.Bilgisayara bakarak ne konuştuklarını bilmiyoruz.Benzer bir konumu analiz mi ettiler?Her halikarda elektronik aygıt kullanmıştır.Elektronik aygıt kullandığı için ceza almıştır.Bu cezanın yeterli olduğunu düşünüyorum.Sosyal medyada ve Basında olayın yazılması da bir cezadır.Bunun üstüne başka cezalar verilmesi gerektiğini savunanlar varsa bu ek cezanın ne olacağını da söylemek gerekir.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#18
Anlayamıyorsunuz değil mi ?
Veya anlamamakta ısrar edişinizi ben anlayamıyorum.

Satranç sporunu yapanları seviyorum çünkü satrancı seviyorum, hem de çok. Bu sevgi duygusu çok önemlidir ama yalnız kalırsa eksiktir. Eksikliği tamamlayan en az sevgi kadar önemli olan saygı duygusudur. Sevginin yanı sıra en az o duygunun derecesi kadar satranç sporunu yapanlara saygılıyım. Satrancın etik kurallarına saygılı olmayana ise epeyce mesafeliyim.

Satranç sporunu yapan kişilerden beklediğim, diğer sporculara ve satranca saygılı olmalarıdır.

Konumuz kapsamındaki olayda hamle çalınması-çalınmamasının peşinde değilim. Burada üstünde durduğum konu yaşlı oyuncunun genç satranççıya saygısızlığıdır. Yaşlı oyuncu o zamana kadar belki on binlerce oyun oynamış olabilir ama rakibe olması gereken saygının nasıl olacağını öğrenememiş. Salondan dışarıya çıkarak ve bilgisayarla ilgilenerek rakibin huzursuzlanmasına, belki ağır bir strese girmesine ve düşünememesine sebep olmuştur. Yaşlı oyuncu centilmenlik kurallarını hiçe saymış ve açıkça rakibine saygısızlık etmiştir.

Centilmenlik kurallarının dışına çıkmak ve rakibe saygısızlık etmek nettir. Satrancın etik kurallarına aykırı olan bu olumsuz davranışın cezalandırılması bir oyun kaybıyla bırakılmamalıdır.

Eğer Disiplin Kurulu bu olayda devreye girerse, ilk önce ama her şeyden önce, satrançta rakibe saygılı olmanın ne olduğunu bilmesi veya bilmiyorsa öğrenmesi gerekir.
Ara
Cevapla
#19
Bu foruma ne zaman bir şey yazacak olsam tereddüt ediyorum çünkü sohbetler hep ağız dalaşı düzeyine geliyor.
Moderasyonun daha aktif olması gerektiğini ayrıca gerçek ve tam isim zorunluluğu olması gerektiğini düşünüyorum.
Bu konuda önceleri farklı düşünüyordum ama var olan realitede kanimca böylesi daha sağlıklı olur.
Ara
Cevapla
#20
Empati kurulamayan ortamda herkes kendi düdüğünü öttürür.
O meydanda baskın çıkan düdüğün dediği mi yürür ?
Hayır. Tek kişinin düdüğü kendine kendine höykürür.
Düdük sesini duyanlar ilk önce sessizliğe bürünür,
Dinler toplum önce, sonra kararını verir, belki doğruyu görür.
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi