DUYURU
#1
Değerli üyelerimiz.

Özgür Satranç Forum yönetimi olarak sizlere sayfamızdaki son değişiklikleri duyurmak istiyoruz.

1- Gereksiz ve sayı arttırmaya yönelik mesaj yazmak yoluyla forumda mesaj kirliliği oluşmasının önüne geçmek amacıyla, üyelerin mesaj sayısı ve unvan alması (PİYON-AT-FİL-KALE-VEZİR-ŞAH) uygulaması kaldırılmıştır.,
2- Üyelerin mesajlarını yayınladıktan sonra silme veya değiştirme yapmasına yönelik seçenek kaldırılmıştır. Basit yazım hataları özel mesaj (ö.m.) ile sayfanın moderatörüne ulaşılarak düzeltilebilecektir. Acil silinmesi gereken mesajlar dışında mesajlar yayınlandığı gibi kalacaktır. Böylece mesaj kilitleme uygulamasına da gerek kalmamıştır.

Saygılarımızla
Ara
Cevapla
#2

Değerli 'Özgür Satranç Forum' neden böyle açıklama yaptığınızı sormadan önce neden bu nik adını kullandığınızı ve mümkünse gerçek adınızın kim olduğunuzu öğrenmek isteyebilir miyiz? Kendimi özgür bir satran forumunda hisettiğimden bu açıklamayı sanki size vs vs nedenlerle tanıdığımız özgürlükleri kısıtlıyoruz diye algıladığımdan nikimi 'öz özgür satranç forumu' diye değiştirme mümkün müdür?

1. ci madde sanırım H.T ( rastgele iki harftir, belli bir hedef gözetilmemiştir.)ye ilişkin bir karar olması gerekiyor. Kazanılmış rütbeleri sökülmesi askeriye de uygulanan bir uygulama olduğuna göre terfilerin de savaş oyunu olan satranç oyunu konu alan forumunda getirilmiş zorunlu bir satranç kuralı mıdır? Yazılan yorumların rütbe ( terfi) getirilmesi şeklinde yorumlanıyor idiyse daha farklı bir bakış açısıyla bakarak böyle yaptığı düşünülen üyelere tıpkı satranç oyununda ki zaman cezasından esinlenerek rütbe(terfi) düşünülmesi yapılamaz mıydı?

2. bu madde ne yazdığını bilmeden dolu dizgin yazan, rüyalar aleminde kendinin görüp donkişotluk yapıp yeldeğirmenlerini düşman sayıp saldıran tarihi roman karekterli üyelerin sonradan, yazdıklarından cımbızlanarak aleyhte kullanıcağını görüp ya da pişman olup kıvırma hakkını kullanmak için yapacağı düzeltmelerin engellenmesi de özgür ile başlayan savaş oyunu satranç konulu bu foruma hiç yakışmamıştır.
TSF den yazdıklarımda agresiflik varsa bu sıralar çalıştığım !agresif satranç ' isimli kitabın bende bıraktığı ruh halinin dışavurumlarıdır. benim gibi kendi halinde yaşayan şimdilerde evcimen çoçukken ana kuzusu birinden beklenmeyen yorumlar da olabilir, saylanmaması lazım gelir gerektiğine inananlardanım.
Hülasa, bizi farklı kılan yorumları farkettiğimizde azıcık düzeltme payları için neden engelleme getirilmiştir. Bir talep bir baskı mı gelmiştir? Buralara kadar sesi yetiş midir dragon'un. (Not dragon beyaz taşlarlan oynamayı çok sevdiğim bir açılıştır. Rakip Siyahtır o da dragondur beyaz taşlarlan oynamayı ve de yenmeyi çok sevmekteyim.

imalı imalı konuşorsunuz diyeceksiniz ama sizler imalı imalı uygulamaya geçmediniz mi?
ö.m yazıp düzeltebilirmisiniz diyeceğimize siz bize ö.m yazıp bu forumdan uzaklaşır mısınız diyemez miydiniz?
Bu kısmı hüsasıda şudur, eğer ki ima edilen kişiler arasındaysam tüm mesajlarımın silinmesi ve üyeliğime derhal son verilmesi, yok eğer değil isem açıkça bunun vurgulanarak söylenmesi hususunda siz sayın yönetici ve moderatörleri uyarırken, forumdaşlığımın olanca ateşiyle kucaklar, sevgi ve saygılarımı sunarım.
Alınganlığım ve sitemimin hoş görülmesi hususunda ki yaptığım uzun uzun açıklamaların dikkate ve kayda değer bulunmasını da özelliklen bildirir, daha özgür ortamlar yaratılması hususunda gerekli itinanın gösterilmesini ayrıca temenni ederim.

sağlıcakla kalınız.
Ara
Cevapla
#3
Sayın Şen,
Öncelikle bu açıklamada kullanılan nickte herhangi bir yöneticimizin olmamasının sebebi alınan ortak bir karar olmasıdır. Herhangi birimiz de bu açıklamayı yapabilirdi burada bir sorun yok.
Herhangi bir üyemiz kesinlikle hedef alınmamıştır. Amaç yazıldığı gibi forumdaki önemli konuların takip edilmesini kolaylaştırmaktır.
Mesaj silinmesinin engellenmesi ise tamamen yasal bir zorunluluktur. Diyelim ki bir üyemiz size hakaret etti. Siz de yasal haklarınızı aramak istediniz. O arada hakaret sahibi kişi girip mesajı silebilir ya da değiştirebilir. Burada amaç herkesin hakkını korumaktır, özgürlükleri engellemek değildir. Ayrıca yasal zorunluluğumuz gereği bu yazıları mahkeme istediği anda vermekle yükümlüyüz ve bir yıl saklama zorunluluğumuz var.
Hedefin herhangi bir üyemiz olmadığını belirtmemize rağmen sizi hedefleyen bir açıklama olmadığını da tekrar vurgulamak isterim. Sizin forumumuzda yazmanızdan herhangi bir rahatsızlığımız asla olmamıştır.
Diğer üyelerimizden de ricamız konuyu bu bağlamda değerlendirmeleridir. Uygulamamız tüm üyelerimizin forumumuzu daha iyi takip edebilmeleri amacını gütmektedir. Saygılar.
...
Ara
Cevapla
#4

sayın Eken, değerli açıklamalarınız için teşekkürlerimi sunmak istiyorum:
teşekkür ederim.

sağlıcakla kal,
Ara
Cevapla
#5
"Böylece mesaj kilitleme uygulamasına da gerek kalmamıştır."

Yasalar anayasaya dayanarak ve anayasa çerçevesi içerisinde toplumsal hayatı düzenlemek için çıkarılan kararlardır. Toplumsal hayatı düzenleyen her türlü kural, son tahlilde anayasal hukukla örtüşmek zorundadır.

Herhangi bir suçtan hüküm giyerek "kilit altına alınan bir hükümlü" kendisine verilen ceza yasasını kaldıran bir yasa çıktığı zaman, "sen hüküm giydiğinde bu yasa yoktu" denmez ve yeni yasaya göre salınıvermek zorundadır. Yani yeni yasanın geçmişe dönük işlemesi anayasal olarak güvence altındadır. Ortadan kaldırılan yasanın mağdur ettiği kişi ve kurumların mağduriyeti giderilmek zorundadır.

"Böylece mesaj kilitleme uygulamasına da gerek kalmamıştır." diyorsanız; kilitlediğiniz yazımın üzerindeki kilidi bu doğrultuda kaldırmak zorundasınız. Ya da kararınızı gözden geçirmek zorundasınız.

Yasalar çifte standartlı olamaz. Yazım üzerinde hala kilit vardır.

Bu arada yazılan bir yazıya 1 saatlik bir düzenleme hakkı verilmelidir. Yazı yazmanın zorluğunu bilmeyenlerin bunu anlaması zordur ama, şöyle anlatmaya çalışayım: Bir yazıyı yazıp yayına koyma aşamasında gözden geçirmenize rağmen, yapılan yanlışların, yapılma modundan o an çıkılamadığı için, gözden geçirmeye rağmen, yanlışlar gözden kaçmaya devam eder. Çoğu zaman ertesi gün farkına varılır. Hatta bazı kurgusal yanlışlar taki bir eleştiriye değin "uyunabilir" de.

Yanlışını düzeltmek Einstein'a göre "insanlık ölçütlerinden" sayılmaktadır. Bu durumda doğru olan Forum yönetimi "sakınca gördüğü" yazıyı hapsetmek yerine bir başka mekanda kayıt altına almalıdır. Kişiye hatasını düzeltme hakkı verilmelidir. Kişinin yazısını geri çekme hakkı bile olmalıdır. Yanlış yaptı diye insanın ensesine binip inmemek çok demokratik bulduğum bir davranış değil. Adamın "doğrulmasına" izin vermek gerek!...

Ama hiç olmazsa, yazım (imla) yanlışları için bir kaç saatlik bir düzeltme hakkı olmalıdır.

Tüm güvensizliklere karşı, insana güveni önermek zorundayız. Güvenmeliyiz de insana. Kendine güvenmeyenlerin yoludur, insanlara güvenmemek. Yarın bir gün bir kurtuluş savaşı doğarsa, en çok gereksinim duyulacak olan şey, kendine ve insanlara güvenmektir.

Sövüp de kaçanlar ne olacak?
Sorun bu mu?
Kaçmış zaten.
Kaç zamana değin güvenilirliklerini koruyabilir bu tip insanlar?
Bu tip insanlara karşı tek yaptırım, onların utandırılmasıdır. Eleştiri ile, kınama ile, ayıplama ile, muhatap almama ve tecrit ile...
Hala "eşeğimi hallederim özeleştirimi de veririm" diyorsa, "uzaklaştırma cezaları" / daha da devamında "süresiz uzaklaştırma" cezaları uygulanabilir.

Evet; "insanlık hatalarını kabul ve düzeltmekle ölçülür"... (Einstein)
Forumun bu kararı gözden geçirilmeli... Düzeltilmeli...

Saygılarımla.

Not Aşağıda daha önce Antalya Forum dergisinde yayınlanmış bir yazımı, yazı yazmanın zorluğu açısından aktarıyorum.
Cevapla
#6
Nasrettin Hoca eşeğin sırtına çırayı sarmış,üstüne de bir ateş, sonra eşeğe demiş; “Aklın varsa göle git!”
Geçenlerde Hoca ile eşeğini 100.Yıl caddesinde gördüm! Hoca yine çırayı sarmış,ateşi atmış,bu yük Kepez’e gidecek, ama aklın varsa sen denize gidersin, diyor,eşekle aralarında ateşli bir tartışma geçiyordu. Konuşmalarına kulak verdim:
Hoca: Senin görevin yükü taşımak!
Eşek: Ama ateşten bir yük bu beni yakacak!
Hoca: Yüklendiysen taşıyacaksın!
Eşek: Canım yanıyor ama yanıp kül olacağım!
Hoca: Aklın varsa Konyaaltı’na gidersin, ama görevin bu yükü Kepez’e götürmek!
Eşek: Aslında benim böyle bir görevim yok. Ben bu dünyaya yük taşımaya gelmedim.
Hoca: Niye geldin?
Eşek: Geldim, türlü türlü otlar yiyeceğim, çayırlarda bayırlarda gezeceğim, kara gözlü sıpalarım olacak, sıpalarımın sıpası olacak, ben yaşamaya geldim! Sizin yükünüzden bana ne? Siz kendi taşımanız gereken yükü bana taşıtıyorsunuz, bir de bu yükü taşıdığım için bana eşek diyorsunuz. Bu sizin bana taktığınız size ait olan bir sözcük. Aslında eşek olan sizsiniz. Evrensel dayanışma adına insanlık olsun diye size yardım ediyoruz, sizse bizi eşek diye aşağılıyorsunuz.
Hoca: Hayır aşağılamıyoruz ama bu yükü taşıman gerekiyor.
Eşek: Ama bu ateş yakıyor beni!
Hoca: Senin görevin bu!
Eşek: Reddediyorum!
Hoca: Hayır Prometeus’tan beri, sen ateşi halka dağıtmak, ateşinle halkı aydınlatmak zorundasın.
Eşek: Yaa öyle mi ?!
Hoca: Öyle !
Eşek: Ben neymişim be!
Hoca: Evet!
Eşek: Başka çıra var mı?
Hoca: Taşıyacak olan, yanacak olan sen olduktan sonra daha çok çıra var bu memlekette!
Eşek: Ne yapalım Hoca, var mı bir başka yolu?
Hoca: Yok, tek yol bu!
Eşek: Tek yol?
Hoca: Tek yol!
Eşek: Hoca eskiden ne güzel tek yollar vardı. Şimdi yollar da gidişli-dönüşlü, çift şeritli, çok şeritli hale gelmiş.Yollar tek iken, daha mutluydu yolculuklar. Yolun değeri bilinirdi. Daracık yollarda insanlar birbirlerine selam verir, yol verirdi. İki-dört söyleşirdi. Şimdi kimse kimseye yol vermiyor. Söyleşilerin yerini küfürleşmeler almış. Sonra bu trafikte eşeklerin yeri de kalmamış. Yollar yol olarak çoğaldıkça, yolsuzluklar daha da artmış. İnsanların yürüyeceği yol kalmamış. Nasıl oluyor bu?
Hoca: Yok, azaltacaksın yolları, TEK YOL yapacaksın! Herkesi yola sokacaksın! Yolsuzluk yapanlar böylece yola gelirler. Herkes rahatça yürür memlekette, insanlar da, eşekler de!...

Onları dinledikten sonra sordum kendime; eşek eşek olduğu için mi yük taşır, yük taşıdığı için mi eşektir?Yük taşıdığı için eşekse, yük taşıyanlar eşek midir? Yoksa yük taşımayanlar mı eşektir? Yük taşımayarak “eşeklik” yapanların yükünü taşıyan insanlar ne oluyor?!...

Bedensel ve zihinsel yorgunluk başladı mıydı, işe güce varmaz olur eliniz. Her şey anlamsızlaşır. Hiçbir şeyin değeri yok gibidir.Bir boşluğa düşersiniz. Boşluğun dibini bulmadan da, yeni bir işe tutunup tırmanmanız, yeni bir göreve başlamanız yada mevcut işinizi sürdürmeniz olası değildir.

ANT-GÖR’lü yıllarda, yaz gelince derneği bekleyecek kimse kalmazdı. Ya herkes yaylasına gitmiştir yada Konyaaltı plajlarına serilip kalmışlardır. Yazla birlikte sosyal – siyasal aktivasyonlar da “denize düşerdi.” Antalya’nın böyle bir yanı vardır.Pazarcı bile yaz gelince “ucuza verecem, denize gidecem” diye bağırır. Ucuz verince çabuk satacak zaman arttırıp denize girecek.Sıcak, insanı bezdiriyor. Yorgunluk, tembellik, bıkkınlık çalıyor kapıları. Bu sıcaklarda tatilden başka yapacak bir şey yok gibidir.Tatil yapamayanlar ise kışa da yorgun girerler. Çare tatildir. “Tatil yapmayan çalışmıyor demektir.” Sözünü duyunca çok düşünmüştüm. Bizler o zaman da tatil yapamadık, şimdi de yapamıyoruz. Yorgunluk, tembellik yasak. “Kanımızın son damlasına, tüfeğimizin son mermisine kadar” çalışmak zorundayız. Zorunda olunca da, zor oluyor! Kahramanların yorulması yasaktır diye avutuyoruz kendimizi… Sıcak insanın beyin kimyasını bozuyor. Aylık bir dergiye yazı yazmak günlük bir gazeteye yazmaktan daha zor. Ayda bir kez çıktığınız okuyucunun karşısına, günlük gazetenin sıradanlığıyla çıkamazsınız. Yılda on iki “atış” hakkınız var. Gez, göz, arpacık titizlikle kontrol edilerek, on ikiden vurmak zorundasınız. Bu sıcaklarda böylesine bir atışı yapmak da bir hayli zor. Ama Antalya Forum bize öyle bir sorumluluk yükledi ki, Hoca’nın eşeğine döndük.

Antalya Forum, Antalya’nın siyaset kürsüsü olma yolunda her ay, bir ay daha büyüyor! Onun büyümesiyle birlikte yazar kadrosunun omuzlarındaki yük de artıyor. Bu yük ateşle yaklaşılmayacak bir yüktür.Ama ateşle birlikte taşınma zorunluluğu vardır. “Tehlikeli madde” taşıyan araç sürücülerinin titizliği ile taşınmalıdır. Ağır vasıta ehliyeti olmayanlar bu yükü taşıyamaz. Birileri her an bu yüke ateşle yaklaşabilir. Alevler içinde kalsak da bu yük taşınacak!

Prometeus ateşi tanrılardan çalarak halka dağıtmıştı. Tanrılar tanrısı Zeus onu cezalandırdı. Prometeus Kafkas dağlarına zincirlendi. 30 BİN YIL boyunca Zeus’un kartalı Prometeus’un göğsünü deşerek ciğerini yedi. Prometeus geceleri kendini yeniledi, gündüzleri ise kartal O’nu yemeye devam etti. Prometeus yaptığı kahramanlığın bedelini böyle ödedi. Ama bu sayede tanrıların tekelinde olan ateş insanların malı oldu.

Yaktığınız her kibritte, çaktığınız her çakmakta, ateşte pişirdiğiniz bir yemeğin her lokmasında, soğuk kış gecelerinde ısınarak uyuduğunuz uykunun her nefesinde Prometeus’un kahramanlığına borçlusunuz.

Forum yazarlarının her biri, bir Prometeus olmalıdır. Yaz- kış, yağmur-çamur, gece- gündüz demeden, durmadan, dinlenmeden, yorulmadan, usanmadan, bu kürsüde her yazar, bir meşale olarak yanmaya devam edecektir.
Mevlana’dan bir dörtlükle noktalayalım: “ Dostunu seven kişi/pervane gibi özler ateşi/ sevip de yanmaktan kaçanların/masal anlatmaktır bütün işi”
Hüseyin AKTAŞ 16/07/2006
Cevapla
#7
Alıntı:Ama hiç olmazsa, yazım (imla) yanlışları için bir kaç saatlik bir düzeltme hakkı olmalıdır.

Katılıyorum, katılıyorum da ben iyisi mi örnek vereyim. Bu süre
TalkChess Forumunda birkaç saat, CSF Forumunda on dakikadır.
Bir paragraf yazıyorum. Bir bakmışım beş yanlışım var! Yazım
yanlışlarını düzeltmek yalnızca bir hak değil, aynı zamanda büyük
bir sorumluluktur da. Dil yanlışlarını izleme savcılığı, hakkınızda
bir dava açarsa sizi mahkumiyetten hiç kimse kurtaramaz.

yü,
IECC 2246, MAPEJK 2300, DESC 2213
Best regards, iyi günler, mfSG, HT
Cevapla
#8

Değerli 'Özgür Satranç Forum' neden böyle açıklama yaptığınızı sormadan önce neden bu nik adını kullandığınızı ve mümkünse gerçek adınızın kim olduğunuzu öğrenmek isteyebilir miyiz? Kendimi özgür bir satran forumunda hisettiğimden bu açıklamayı sanki size vs vs nedenlerle tanıdığımız özgürlükleri kısıtlıyoruz diye algıladığımdan nikimi 'öz özgür satranç forumu' diye değiştirme mümkün müdür?

1. ci madde sanırım H.T ( rastgele iki harftir, belli bir hedef gözetilmemiştir.)ye ilişkin bir karar olması gerekiyor. Kazanılmış rütbeleri sökülmesi askeriye de uygulanan bir uygulama olduğuna göre terfilerin de savaş oyunu olan satranç oyunu konu alan forumunda getirilmiş zorunlu bir satranç kuralı mıdır? Yazılan yorumların rütbe ( terfi) getirilmesi şeklinde yorumlanıyor idiyse daha farklı bir bakış açısıyla bakarak böyle yaptığı düşünülen üyelere tıpkı satranç oyununda ki zaman cezasından esinlenerek rütbe(terfi) düşünülmesi yapılamaz mıydı?

2. bu madde ne yazdığını bilmeden dolu dizgin yazan, rüyalar aleminde kendinin görüp donkişotluk yapıp yeldeğirmenlerini düşman sayıp saldıran tarihi roman karekterli üyelerin sonradan, yazdıklarından cımbızlanarak aleyhte kullanıcağını görüp ya da pişman olup kıvırma hakkını kullanmak için yapacağı düzeltmelerin engellenmesi de özgür ile başlayan savaş oyunu satranç konulu bu foruma hiç yakışmamıştır.
TSF den yazdıklarımda agresiflik varsa bu sıralar çalıştığım !agresif satranç ' isimli kitabın bende bıraktığı ruh halinin dışavurumlarıdır. benim gibi kendi halinde yaşayan şimdilerde evcimen çoçukken ana kuzusu birinden beklenmeyen yorumlar da olabilir, saylanmaması lazım gelir gerektiğine inananlardanım.
Hülasa, bizi farklı kılan yorumları farkettiğimizde azıcık düzeltme payları için neden engelleme getirilmiştir. Bir talep bir baskı mı gelmiştir? Buralara kadar sesi yetiş midir dragon'un. (Not dragon beyaz taşlarlan oynamayı çok sevdiğim bir açılıştır. Rakip Siyahtır o da dragondur beyaz taşlarlan oynamayı ve de yenmeyi çok sevmekteyim.

imalı imalı konuşorsunuz diyeceksiniz ama sizler imalı imalı uygulamaya geçmediniz mi?
ö.m yazıp düzeltebilirmisiniz diyeceğimize siz bize ö.m yazıp bu forumdan uzaklaşır mısınız diyemez miydiniz?
Bu kısmı hüsasıda şudur, eğer ki ima edilen kişiler arasındaysam tüm mesajlarımın silinmesi ve üyeliğime derhal son verilmesi, yok eğer değil isem açıkça bunun vurgulanarak söylenmesi hususunda siz sayın yönetici ve moderatörleri uyarırken, forumdaşlığımın olanca ateşiyle kucaklar, sevgi ve saygılarımı sunarım.
Alınganlığım ve sitemimin hoş görülmesi hususunda ki yaptığım uzun uzun açıklamaların dikkate ve kayda değer bulunmasını da özelliklen bildirir, daha özgür ortamlar yaratılması hususunda gerekli itinanın gösterilmesini ayrıca temenni ederim.

sağlıcakla kalınız.[/quote]

Tuncay bey,

Duyarlılığınız göz yaşartıcı boyutların ötesinde.

yü,
IECC 2246, MAPEJK 2300, DESC 2213
Best regards, iyi günler, mfSG, HT
Cevapla
#9
Gördüğüm kadarıyla yeni uygulamanın pratikteki tek sorunu yazar'a yazdığı yazıyı düzeltmek için belirli bir süre tanınmaması.

Bu sorun bir tercih değil bir zorunluluktan kaynaklanıyor: Kullandığımız forum yazılımı böyle bir özelliğe sahip değil.

Teknik şartlar elverdiğince ihtiyaçlar doğrultusunda yeni bir yazılıma geçilecek. Bunu mümkün olduğunca hızlı yapmaya çalışacağız.

Not: Söz satrançtan açılmışken vaktiyle bir büyüğüm şöyle demişti:
"Eğer satranç kurallarını tek bir kurala indirgememiz gerekirse bu kural;"Dokunulan taş oynanır." kuralı olmalıdır. Aynı gerçek hayatta verdiğimiz sözün yerine getirilmesi gerektiği gibi. En önemli kural budur." demişti. Satrançta yapılan hamlenin geri alınmasından bahis bile edilmez, çok ilginçtir.

Not2:"İnsanlık hatalarını kabul ve düzeltmekle ölçülür" (Einstein)
Hatayı kabul etmek ve düzeltmek demek, yaptığımız hataları silip unutmaya çalışmak mı? yoksa vaktiyle ben şöyle demiştim, doğrusu budur mu demektir?
Belki Einstein olmayan birileri de bu konuya açıklama getirebilir.
(Doğrusu budur deme hakkınız hala sizde!)
● [size=x-small]T a ş l a r ı · y e r i n d e n · o y n a t m a · z a m a n ı ![/size]
Cevapla
#10

Değerli 'Özgür Satranç Forum' neden böyle açıklama yaptığınızı sormadan önce neden bu nik adını kullandığınızı ve mümkünse gerçek adınızın kim olduğunuzu öğrenmek isteyebilir miyiz? Kendimi özgür bir satran forumunda hisettiğimden bu açıklamayı sanki size vs vs nedenlerle tanıdığımız özgürlükleri kısıtlıyoruz diye algıladığımdan nikimi 'öz özgür satranç forumu' diye değiştirme mümkün müdür?

1. ci madde sanırım H.T ( rastgele iki harftir, belli bir hedef gözetilmemiştir.)ye ilişkin bir karar olması gerekiyor. Kazanılmış rütbeleri sökülmesi askeriye de uygulanan bir uygulama olduğuna göre terfilerin de savaş oyunu olan satranç oyunu konu alan forumunda getirilmiş zorunlu bir satranç kuralı mıdır? Yazılan yorumların rütbe ( terfi) getirilmesi şeklinde yorumlanıyor idiyse daha farklı bir bakış açısıyla bakarak böyle yaptığı düşünülen üyelere tıpkı satranç oyununda ki zaman cezasından esinlenerek rütbe(terfi) düşünülmesi yapılamaz mıydı?

2. bu madde ne yazdığını bilmeden dolu dizgin yazan, rüyalar aleminde kendinin görüp donkişotluk yapıp yeldeğirmenlerini düşman sayıp saldıran tarihi roman karekterli üyelerin sonradan, yazdıklarından cımbızlanarak aleyhte kullanıcağını görüp ya da pişman olup kıvırma hakkını kullanmak için yapacağı düzeltmelerin engellenmesi de özgür ile başlayan savaş oyunu satranç konulu bu foruma hiç yakışmamıştır.
TSF den yazdıklarımda agresiflik varsa bu sıralar çalıştığım !agresif satranç ' isimli kitabın bende bıraktığı ruh halinin dışavurumlarıdır. benim gibi kendi halinde yaşayan şimdilerde evcimen çoçukken ana kuzusu birinden beklenmeyen yorumlar da olabilir, saylanmaması lazım gelir gerektiğine inananlardanım.
Hülasa, bizi farklı kılan yorumları farkettiğimizde azıcık düzeltme payları için neden engelleme getirilmiştir. Bir talep bir baskı mı gelmiştir? Buralara kadar sesi yetiş midir dragon'un. (Not dragon beyaz taşlarlan oynamayı çok sevdiğim bir açılıştır. Rakip Siyahtır o da dragondur beyaz taşlarlan oynamayı ve de yenmeyi çok sevmekteyim.

imalı imalı konuşorsunuz diyeceksiniz ama sizler imalı imalı uygulamaya geçmediniz mi?
ö.m yazıp düzeltebilirmisiniz diyeceğimize siz bize ö.m yazıp bu forumdan uzaklaşır mısınız diyemez miydiniz?
Bu kısmı hüsasıda şudur, eğer ki ima edilen kişiler arasındaysam tüm mesajlarımın silinmesi ve üyeliğime derhal son verilmesi, yok eğer değil isem açıkça bunun vurgulanarak söylenmesi hususunda siz sayın yönetici ve moderatörleri uyarırken, forumdaşlığımın olanca ateşiyle kucaklar, sevgi ve saygılarımı sunarım.
Alınganlığım ve sitemimin hoş görülmesi hususunda ki yaptığım uzun uzun açıklamaların dikkate ve kayda değer bulunmasını da özelliklen bildirir, daha özgür ortamlar yaratılması hususunda gerekli itinanın gösterilmesini ayrıca temenni ederim.

sağlıcakla kalınız.[/quote]

Tuncay bey,

Duyarlılığınız göz yaşartıcı boyutların ötesinde.

yü,[/quote]

Bahsettiğiniz boyutu bir başka boyuttan şöyle açıklamak mümkündür, misal:



Şimdi sizlerde bu gözyaşının nedenlerini niçinleri aramaktan ziyade bu fotoğraftaki çoçuk kimdir nerede yaşamıştır, şimdi de ağlıyormudur, gülüyor mudur diyenler saflarında kalakalırsınız.
Bu çocuk maç yapıp maçı kazanmıştır da saylanmıyor deyu ağlatmışlardır.
Verin bir zahmet galibiyetini...
Ara
Cevapla
#11


Ara
Cevapla
#12
Not2:"İnsanlık hatalarını kabul ve düzeltmekle ölçülür" (Einstein)
Hatayı kabul etmek ve düzeltmek demek, yaptığımız hataları silip unutmaya çalışmak mı? yoksa vaktiyle ben şöyle demiştim, doğrusu budur mu demektir?
Belki Einstein olmayan birileri de bu konuya açıklama getirebilir.
(Doğrusu budur deme hakkınız hala sizde!)[/quote]



kapıları çalan benim
kapıları birer birer
gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler

hiro$ima'da oleli
oluyor bir on yil kadar
yedi ya$inda bir kizim
buyumez olu cocuklar

sachlarim tutushtu once
ellerim yandi kavruldu
bir avuch kul oluverdim
kulum havaya savruldu

benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok .
şeker bile yiyemezki
kâat gibi yanan çocuk.

çalıyorum kapınızı
teyze,amca bir imza ver
çocuklar öldürülmesin
şekerde yiebilsinler
(Nazım Hikmet)

Doğru yoktur Abdullah Arkadaşım; Eğri vardır; Az sonra oda yok olacaktır!...
Cevapla
#13
"Doğru yoktur Abdullah Arkadaşım; Eğri vardır; Az sonra o da yok olacaktır!..." şeklinde düzeltiyorum.

Bak bu şekilde daha uzun sürüyor!...
Cevapla
#14

Benim de değerli moderatör ve yöneticilere acizane bir önerim olacak.
Eğerki yukarıda ki 2 madde yazıldı ise benim önereceğim acizane öneri 3 madde olarak iliştiriverilmelidir.
Diyeceğim odur ki foruma üye olanlar kendine bilmediğimiz anlamadığımız sıfatlar koyarak gelsinler. Ben ve benim gibiler nüfüsta ayzılan ve herkesçede öyle bilindiği yönüyle girdik. Bizi hem moderatör yöneticilerimiz biliyor hemde forumdaşlar.
Sadece moderatör ve yöneticilerin bildiği sıfatların düzeltilip nüfus ve tuik kayıtlarına dönülmesini acizene öneririm..

saygılarımla...
Ara
Cevapla
#15
imla hatası düzeltmesi...

Benim de değerli moderatör ve yöneticilere acizane bir önerim olacak.
Eğerki yukarıda ki 2 madde yazıldı ise benim önereceğim acizane öneri 3. madde olarak iliştiriverilmelidir.
Diyeceğim odur ki foruma üye olanlar kendine bilmediğimiz anlamadığımız sıfatlar koyarak gelmesinler. Ben ve benim gibiler nüfüsta yazılan ve herkesçede öyle bilindiği haliylen girdik. Bizi hem moderatör yöneticilerimiz biliyor hemde forumdaşlar.
Sadece moderatör ve yöneticilerin bildiği sıfatların düzeltilip nüfus ve tuik kayıtlarına dönülmesini acizene öneririm..

saygılarımla...
Ara
Cevapla
#16
Evet;

Kimliksiz girenlere, belirli bir süre verin ve profillerini düzeltsinler. Kim kime ne diyormuş, meydana çıksın. Sahte isimlerin ardında ortamı gerenlerle uğraşmak zorunda kalmayalım.

Sözüne özüne güvenenler gelsin buraya.

Kimliğini açıklamaktan korkanlar evde otursun örgülerini örsün...
Cevapla
#17

Hüseyin Abi

Benim hikayelerimde bayanlara hakaret var diye beni ateşe verenler bu yazıyı okursa vay haline..

Seni uyarıyorum,
Silemezsin de şimdi,
Yandın sen de
Yandın...
Ara
Cevapla
#18

Benim bu konu başlığına yazdıklarımı bütünleyen bir açıklamayı inadına toparlamayarak vermeliyim, ki anlaşılması daha bir kolay oluversin... Çünküm satranççılar 1-2 hamlelik matlerı değil etüdleri daha bir başka severler...

Efendim, bu duyurunun üzerimizde bıraktığı epressyonun tual dilinde ki adıylan ekspressoyu yani 'ÇIĞLIK'ı (*) incelemek yani psikolojimizin ne kadar travmatize edildiğinin dramatizasyon açısından görmeniz için uydularımızın yönünü Torbalıya çevirelim derim.

ben bu konuda ihtisas yapmış bir meslek erbabını Torbalı da buldum, coğrafyamıza faydaları dokunacağını hissettiğimden ikamet etmeye davet buyurucam.(**)



(*) :

Bu resmin hikayesi de ilginçtir... Hikayelere itibar edersek bakış açımız son derece değişebilir babından ekledim. Altından zorlama yorumlar çıkarılmaması hususunda rica eylerim. yaparsanız da fena olmaz, zihniniz açılır.. Zihni açılanlar mı daha iyi satranç oynar. Yoksa satrancı iyi oynayanların mı zihni açıktır.. Meselesi.. Onuda ayrıcana ele alıcaz..sabreyleyin..



(**)

Yuarıdaki linke tıklamışsanız eğer, bu linkteki insanın sadecene cinsiyet kısmıylan değil, erbab-ı mesleği ve de çığırdıklarından son derece haz aldığımı aslolanında bu olduğunu önemle vurgulayaraktan yanlış anlaşılmalara mahal vermemek babından iliştireveyirim, dedim.

ve de,

sevgi ve saygılan
Sağlıcaklan kalalım...

deyivereyirim sizlere...
Ara
Cevapla
#19
gelen yoğun istekler üzerine ÇIĞLIK'ı yüzaysel anlatmak lazım geldiğine inandım. Ben yüzeyel girdim, çünküm yüzme bilmirem; eyi dalgıçlar derinlemesine dalabilirler, lütfen dalmaya niyetliyseniz dalış takımlarının sağlamlığını kontrol ediverin deyiveriyem:


ÇIĞLIK
...................
Çığlık veya orijinal ismiyle Skrik, 1893 tarihli bir tablodur. Norveçli ressam Edvard Munch tarafından yapılmıştır. Birçok eleştirmene göre Munch'un en önemli çalışmasıdır. Resim orjinali 84 cm x 66 cm boyutlarındadır. Resimde ön planda ızdırap çeker gibi görünen bir figür, arka planda ise Ekeberg tepesinden Oslofjord'un görünümü yer alır; Oslofjord göğü kan kırmızısı rengindedir.

Munch daha sonraları resimden bir litograf da yapmıştır. Resim özellikle modern kültür ve sanatta büyük bir etkiye sahiptir.

Norveç'in başkenti Oslo'da ressamla aynı adı taşıyan Munch Müzesi'nde sergilenmekteyken bir soygun sonucu Ağustos 2004 tarihinde birkaç tabloyla birlikte çalınmıştır. Çalındıktan iki yıl sonra 31 Ağustos 2006 tarihinde ise bulunmuştur.

Ressamın günlüğü ele alınırsa bu resim Nice'den etkilenerek yapılmıştır. Ressam günlüğünde anlattığına göre iki arkadaşıyla yürümektedir, bu sırada ise güneş batmaktadır ve kan kırmızısı rengindedir. Ressam kendini yorgun hissetmiş ve trabzanlara yaslanmıştir. İki arkadaşı ise yürümeye devam etmiştir. Ressam bu sırada doğanın çığlığını hissettiğini günlüğünde dile getirir. Ressam bu resmi yaparken hastadır ve bu yorgunluğunun oradan geldiği düşünülür. Amerikan sanat tarihçisi Robert Rosenblum'a göre bu resimdeki insan figürünün yüzü Paris'teki Musée de l'Homme'da bulunan Peru'dan gelmiş olan mumyanın yüzünden etkilenerek yapılmıştır.
Ara
Cevapla
#20
:roll:

Big Grin

çok fenasın diyenlerin çoğaldığını hissedivereyem.
Ekmek kuran çarpsın ki öleyim.
Ama bu durum tamamen kromozomal bir durum.
Hemi de otozomal dominant...

uğraşmayın benimle, ben de yoluma bakayım usul usul..
Yolum uzun diken koyacağınıza yorulduğumda sebil niyetine şifalı sulardan içiriverleyin...
Diken döşerseniz bende basarsam ayağımda hemi de kanarsa avazım çıktığı kadar bağırırım... diken koymayın ki susayım. Bana su lazım, susuz kaldım.. sulamazsanız, susuzluğumu dikenlerden çıkan kendi kanımla içiverek, hemide depremde enkaz altında kalıverenlerin zorunlu susuzluk giderme biçimiylen kana kana içiriveriyem. Kan içersem vampir oluverdim miydi, mümtelası oliveriyem ve de hepinizin kanınızı içiveriyem...
vallah billah yapabiliriyem...
siz bana en eyisi bana su verin, susuzluğumu gidereyleyin... Dedim ya yolda uzun..
cep delik cepken delik, çığırıyoz duyan yok, alet edevat gönderen yok... (*)

Gidin gözlerinizi ovuşturduktan sonra kulaklarınızı eyicene yıkatıverin.
Kırkağaç Bakır ASM de dilate gözlerde neler olduğu sizlere eyicene seyrettirilir, tıkanmış kulaklardaki buşonlar da itinayla temizlenir, ki sessiz çığlıklar dinlettirilir, sonra da patlayan kulak zarları tamire göndereylenir... ama hepisi randevuylan..

gökten üç elma düştü...
hepimiz aç kaldık..




(*) gariban gariban okullarımıza hayrolancağına inandığımı aktif- özgür ve okul dan çığırmıştım... yazık ki, gözler dilatasyondan görmeyler, kulaklar buşondan duymayler...

1.http://www.aktifsatranc.com/showthread.php/akhisar-da-satranc-seferberligi-yardimsever-camiamiza-duyurulur-1475.html

2.http://forum.satranc.biz/viewtopic.php?t=1165

3.http://forum.satrancokulu.com/index.php?topic=781.0

çok cimrisiniz ey cemat-ı müslimin...yoksa siz de cenneti çok kolay hakettine inananlardanmısnız mı?

efendim, duyamadım, benim de kulağım da buşon var...yıkatmırem lo, yıkatmirem...
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi