Özgür Satranç Forum
İşte bu kafama takıldı! - Baskı Önizleme

+- Özgür Satranç Forum (http://forum.satranc.biz)
+-- Forum: Satranç Genel (http://forum.satranc.biz/forumdisplay.php?fid=3)
+--- Forum: İletmek İstedikleriniz (http://forum.satranc.biz/forumdisplay.php?fid=17)
+--- Konu Başlığı: İşte bu kafama takıldı! (/showthread.php?tid=1244)



İşte bu kafama takıldı! - ibrahimethemAy - 14-02-2009

Ben yaş gruplarına gitmedim.Satranç zengin sporu yapılıyor demem için gitmem de gerekmez biliyorsunuz..

Fakat mümkün mertebe çadırlı görüntülere her ne kadar üzülsem de yerinde görmeden yorum yapmayayım dedim.Şimdi de inanılmaz bir ikilem içindeyim!

Pek çok veli, hem de hiç olmadığı kadar ısrarla oradaki talihsizlikten söz ediyor.Ama Sayın Hasan Fehmi Arat (Hasan Amca) da olanların böyle olmadığını belirtmiş!

Yani çadırın ıslanmayan kısmında yönetimi destekleyen velilerin kalması da mümkün olmadığına göre burada bir hata yok mu?
Bize fotoğraflarla abartılı bir sahne mi yaşatıldı?Yoksa Sevgili Hasan Fehmi Amca başka bir çadırda mıydı?

Yani aynı çadırdan bu kadar farklı yorum çıkarsa benim de kafam allak bullak olur!O konu önceki başlıkta kapanmış gibi görünse de benim kapatmaya niyetim yok.Biri lütfen açıklasın.Tercihen de orayı görmüş olan veliler açıklarsa sevinirim!

Saygılarımla..


Hasan Fehmi Arat'ın mesajı - Ateş Ülker - 14-02-2009

Hasan Fehmi beyin "5 yıldızlı otelde misafir olmak"kutusu içinde yazmış oılduğu mesajı dikkatle okudum.Ayrıca ilerde yine dönüp bakmak gerekir diye kendi mail adresimdeki depoya kaydettim.
Hasan Fehmi bey "bütün insanları mutlu etmek mümkün değildir"diyor.Doğrudur.160 insan arasında 90 kişinin mutlu olduğu kabul edilebilir.
"Bazı zorlukların önceden yaşanacağını tahmin etmiştim",diyor.Doğrudur.Bazı zorluklar yaşanmıştır.
"Her düşündüğümüzü yazarsak bu işin sonu gelmez"diyor.Bu da doğrudur.Her düşündüğümüzü yazmıyoruz.Her duyduğumuzu da asla yazmıyoruz.Her duyduğumuzu yazsak işin sonu kötü olur.
"Saygıyı,sevgiyi elden bırakmayalım"diyor.Bu da doğrudur.Hakaret yöntemini kullananlara ödün verirsek,bu işin sonu gelmez.Bu işin sonu kötü olur.
Hasan Fehmi bey aslında yanlış birşey söylemiyor.Yalnız mesajın ilk cümlesinde "Yeni Yaş Grupları geldi.Biz eskisinden kurtulamadık"diyor.Bu ilk cümlesi anlaşılmıyor.Ve bu ilk cümlesi sonraki cümlelerin de anlamını değiştiriyor.Sanki Hasan Fehmi bey zorlukları anlatanların karşısına çıkıp "yanlışları savunuyor" izlenimi yaratmış oluyor.
Hasan Fehmi bey "Sahra çadırı olsaydı,yine memnun olmazdık"diyor.Bu da bir tahmindir.Ben de Gelecekde çadır arayacağımız günlerin geleceğini tahmin etmeye başladım.Beni en çok şaşırtan çadırın Kızılay çadırı olması,olmuştur!Üzerinde Kızılayın adı bulunmayan bir çadır olsaydı,konu ile ilgili fotograflar çok dikkati çekmeyecekti.Ben,küresel kriz devam eder ve birgün gerekir diye şemsiyemi hazırladım.Ama "kimse kendi özel şemsiyesi altında bekleyemez,sponsor tarafından dağıtılan şemsiyeler kullanılacaktır"koşulu da ortaya çıkabilir.
Sonuç olarak kafamızı fazla karıştırmayalım..2010 Yaş Grupları yaklaşıyor.Önümüze bakalım..Yıldırım oynayarak Satrancımızı geliştirelim...Velilere de açık havada uzun süre bekleyebilme antrenmanı yapmalarını tavsiye edelim...


- Hüseyin AKTAŞ - 15-02-2009

Hasan Fehmi Arat Nickli Kullanıcıdan Alıntı:Arkadaşlar;
Yeni yaş grupları geldi oldu,biz hala eskisinden kurtulamadık.Bende pahalı bulduğum için Limrada kalmayan bir veliyim,Kemer de bir otelde kaldık,bahsettiğiniz zorlukları yaşadık.Ama ben dışarda kalmayı tercih ettiğimde bu zorlukları yaşayacağımı tahmin ediyordum,birlikte olduğum diğer velilerle organize olarak mümkün olduğunca turnuvadan çıkan çocuklarımızı erken otelimize götürdük.Organizasyonlarda insanların hepsini mutlu etmek imkansızdır,çünkü hep daha fazlasını istemek insanoğlunun özünde var.Sahra çadırı olsaydı,şunu da bunu da isterdik muhakkak,bunu tahmin etmek zor değil.
Bir de sesli düşünmek güzel ama düşüncelerimizi başkalarının okuması için yazıya dökerken dikkatli olmak lazım.Başkalarını üzmek,geriye dönüşün zor olacağı adımları atmamak lazım.İyi düşünüp öyle yazmak lazım.Her düşündüğümüzü yazarsak bu işin sonu gelmez.Saygıyı ve sevgiyi elden bırakmayalım.
Eleştiri olacaksada bu kurallar çerçevesinde olmalı.
Saygılarımla...

Evet; ibrahim'in kafasına takılan, Ateş abi tarafından "tutuklanan" Hasan arkadaşın söz konusu iletisi yukarda. Smile

İbrahim'in kafasına takılan sorulardan, öncelikle fotoğrafların abartı olmadığını, aslında fotoğraflarda islaklığın ve soğuğun duyulmaması nedeniyle eksiklik olduğunu bile söylemek mümkündür. (pek yakında ısısı, ağırlığı sesi kokusu vs'si duyumsanabilen, konuşan fotoğraflar da çekilir herhalde Big Grin )

Yaşananlar yalan değildir. Unutulması gerekir mi? Evet unutulması gerekir. Ancak bu konuda kusurlu olanlar kusurlarını kabul etsinler, bir daha bunlara neden olmayacaklarını söylesinler, o zaman unutalım. Yeni yaş gruplarında da aynı sorunları yaşamayalım.

Yaşanan sorunların temel kaynağı Tsf'nin sporcular üzerinden para kazanma düşüncesi ve hırsıdır. Özerklik demek, sporun ticari bir sektör haline getirilmesi demek değildir. Kendi gelişimi yönünde bağımsız karar alabilme özgürlüğüne erişmek, temel nedendir özerklikte. Alacağınız kararlar satranç kapitalisti olma kararları olmamalıdır. Eğer ticari bir sektör haline getirmek istiyorsanız satrancı, o halde niye devletten destek alıyorsunuz? Niye İş Bankasından destek alıyorsunuz? Bu destekleri alıyorsanız, niye sporcudan para kazanmaya kalkıyorsunuz? Bu çelişki sporcunun lehine çözülmek zorundadır.

Dünyanın neresinde sporcu gelir kaynağı olarak görülmektedir?!...

Şampiyonlar çıkarmanın amacı, bu duygunun peşine insanları takarak onları sömürmek değildir. Olmazların olabilirliğini göstermek, erişilmezliğin erişilebilirliğini göstermektir şampiyonun görevi. Bu yolla çalışkanlığı, devamlılığı, direnmeyi, planlamayı, daha nice olumlu ögeyi yavrularımıza öğretebilmenin aracıdır spor ve şampiyonların işlevi de bunu doğrulamaktır. kitlesellşemenin amacı da bu güzel ögelerin kitleselleşmesini sağlamaktır. Yoksa kitlelerden para kazanmak için kitleselleştirilmez spor. Sponsorlar da birileri para kazansın diye sponsor olmazlar. Toplumun olumlu anlamda değişimi dönüşümü, çocuklarımızın güzel özellikler, nitelikler kazanması için destek olurlar. Çünkü sponsorun kendisi ve çocuğu, "tinerci çocuklar" ile aynı sokaklarda gezecektir. Bir başkasını ezen ya da ezilmesine göz yuman, kendisi de özgür değildir!... Sokakların temizliğine giden yolda yürümesi gereken çalışmalardan yalnızca biridir spor.

Tüm bunlara rağmen bir de yapılanları usülünce yapsanız neyse diyeceğiz. Ama Veli ne diyor? Şunu diyor: "Sahra çadırı, Türkiye Satranç Federasyonu'nun yaş grupları uygulama yönergesinde, yatırdığımız 180 TL nin karşılığı olarak taahhüt edilmiştir. Parayı aldıkları halde taahhütlerini yerine getirmemişlerdir." (Özlem Göktoğan(öğrenci velisi)

Kızılay çadırı ile sahra çadırı arasında çok fark vardır. Sahra çadırında ısınma, oturma, yatma, tüm yaşamsal edimlerinizi gerçek kılabilirsiniz. Ama kızılay çadırları altında bırakın velileri sporcular hasta olmuşlardır. Bu sorunları önceden tahmin etmiş olmak, yaşananları yaşatanları haklı çıkarmaz.

Hatta Hasan arkadaşa sormak gerekir; Madem önceden tahmin ettin, hem de yönetimi destekleyen bir klüp temsilcisi olarak yönetimi niye uyarmadın? Verdiğiniz destek karşılığı bu kadarcık uyarı hakkınız da mı yok?... Amacım burada kör döğüşü değil. Ancak bunları unutacaksak, önce bilince çıkarmak gerekir. Unutmanın yasası önce öğrenmek, bilmek, bellemektir. Bilmediğin birşeyi nasıl unutacaksın?

Tsf sporcuya yönelik "kapitalist" emellerinden vaz geçmelidir! Uygar ülkelerde olduğu gibi, spor hem devlet tarfından hem de ülkenin sermaye grupları tarafından finanse edilmek zorundadır.

Vermiyorlar mı? Verecekler! Zora beylerin borcu vardır!


- Hasan Fehmi Arat - 15-02-2009

Hüseyin bey;
Daha önceki yaş gruplarında Organizasyon içinde yer alan biri olarak 2009 yaş gruplarındaki konaklama bedelini pahalı bulduğum için,bu organizasyona dışardan katılmanın zorluklarını da tahmin ederek Kemere den gidip geldik,mevcut yönetimi destekleyen bir kulüp temsilcisi olarak organizasyon dışında kalmak da bir tepkidir,ama senin muhalefet olmana rağmen Limra da kalmayı tercih etmenide benim yadırgamammı gerekiyor.Bu da senin tercihindir,paran vardır Limra da kalırsın.
Forumda bahis konusu zorlukları diğer velilerle ben de yaşadım,ama tekrar ediyorum bu zorlukları tahmin ediyordum belki onun için yadırgamadım.
Saygılarımla...


- Hüseyin AKTAŞ - 15-02-2009

Hasan Fehmi Arat Nickli Kullanıcıdan Alıntı:Hüseyin bey;
Daha önceki yaş gruplarında Organizasyon içinde yer alan biri olarak 2009 yaş gruplarındaki konaklama bedelini pahalı bulduğum için,bu organizasyona dışardan katılmanın zorluklarını da tahmin ederek Kemere den gidip geldik, mevcut yönetimi destekleyen bir kulüp temsilcisi olarak organizasyon dışında kalmak da bir tepkidir,ama senin muhalefet olmana rağmen Limra da kalmayı tercih etmenide benim yadırgamammı gerekiyor.Bu da senin tercihindir,paran vardır Limra da kalırsın.
Forumda bahis konusu zorlukları diğer velilerle ben de yaşadım,ama tekrar ediyorum bu zorlukları tahmin ediyordum belki onun için yadırgamadım.
Saygılarımla...

Hasan Arkadaşım,
"Tarlada izi olmayanın harmanda, harmanda izi olmayanın sofrada yüzü olmaz"
Benim Limra'da kalışım, olayların orta yerinde durabilme çabasıdır. Tarlamı sürme harmanımı dövme çabasıdır. Bu aynı zamanda bir örgüt terbiyesidir; Tsf dışlamaya çalışsa da ben tsf'nin bir parçasıyım henüz ve onun kararları beni bağlar.

Benim limra'da kalmamı niye yadırgayacakmışsın ki? Muhalefet oluşum Limra'da kalmaya değil ki benim? Muhalefet oluşum herkesin kalamayışına. Bunun nedeni de benim tahminlerime göre 20 lirayı geçmeyen oda fiyatlarını TSF'nin 65 liraya satmasıdır. Bunu yapanlar başkalarına anlatacak birşey bulurlar belki, ama ben Antalyalıyım. Ailemden 1. derece akrabalarım yani Abim, kızkardeşim, 20 yıl A grubu seyahat acentacılığı yaptılar. Büyük sermaye grupları Antalyaya saldırmadan önce AKAY TUR'dan sonra kurulan ikinci işletmedir ve MAKİ-TUR bizim kurduğumuz bir işletme idi. Yani bir başka deyişle bizler tur operatörlüğünün ne demek olduğunu çok iyi biliyoruz.

Ayrıca hiç bir alanda doğru dürüst politikası olmayan ülkemizin turizm alanında da adeta tarımdaki "bolluk paradoksuna benzer" bir paradoks içerisinde olduğunu, İspanya'nın 3 günlük tatile 1 haftalık Türkiye tatilini promosyon olarak verdiğini de biliyoruz. Biz bu otelellerin kış sezonu oda fiyatlarının ne denli ucuz olduğunu kimsenin tahmin edemeyeceği derecede biliyoruz. Geçen yıl Limrada görevli olan bir operatör ise oda fiyatlarının 10 lira olduğunu söylemiştir.

Tsf benim örgütüm ise yani sporcunun örgütü ise, kaça alıp kaça sattığını açıklasın ve aradaki farkı neden bu denli yüksek koyduğunu izah etsin. Hatta bu parayı almaya hakkı var mı? Hangi kurala yasaya ve hukuka göre bu farkı alıyor? Para kazanma yetkisi ve hakkı var mı Tsf'nin Dernekler mevzuatına göre dernekler para kazanma amaçlı kurulamazlar. Derneklerin oluşturduğu bir birlik olan Federeasyon hangi mevzuata bağlıdır? Tamam dernekler de ticari çalışmada bulunabilirler ama mükellef olmak zorundadırlar; vergi dairesine kayıt olmak zorundadırlar. Vergi dairesine kayıt oldukları takdirde sattıkları odaların faturasını vermek zorundadırlar. 180 liraların hangi nedenle lisans hesaplarına yatırıldığını açıklamak zorundadırlar. Bak bir velimiz soruyor:

"Biliyorsunuz TSF KDV'den muaf bir kuruluştur. Turnuva düzenlemek tamam da, bir tur operatörü gibi çalışmak, otellerle gecelik konaklama anlaşması yapmak ve bunu pazarlamak kesinlikle ticari bir faaliyettir ve KDV'ye tabi olması gerekir. En basit tanımıyla bu faaliyet, TSF'nin iştigal konusu değildir ve olamaz. Acaba KDV ne oluyor, faturalarda yoksa devletten vergi kaçırılmış olmuyor mu?"

Yani sporcu, antrenör, hakem ve diğer çalışanların örgütü olan tsf yönetim yönettiği alana yabancılaşmaktadır. (alana uzaklaşmakta "satana" yaklaşmaktadır.) Bizlerden uzaklaşmaktadır. Görmüyor musunuz bunu?
Benim muhalefet ettiğim noktalar bunlardır. Yoksa Limrada kalmaya karşı değilim. İstiyorumki herkes kalsın ve tsf para kazanma amaçlı davranmadığı takdirde bu mümkündür. 39 ilimizden tek bir sporcu yoktur turnuvada. Tek tük katılanları da saymazsan Türkiyenin %80'ni katılmamıştır. Bu vicdanları sızlatmıyor mu? Satrancın nereye gittiğini göstermiyor mu?

"mevcut yönetimi destekleyen bir kulüp temsilcisi olarak organizasyon dışında kalmak da bir tepkidir" demişsin.
Tepkini duyurabildin mi Hasan Arkadaşım? Seni duydular mı? Tamam Hasan dediler mi? Demedilerse bu konunun tartışılması gerekmektedir.

Ben duymadım bir özür sesi.
Susturmaya çalışıyorlar hala herkesi. Sen de ne yazık ki yeter yenisi geldi diyorsun. "Eskisinden kurtulamadık" diyorsun.
Daha önce takılmıştım, söylediğin tek doğru bu:

"Eskisinden kurtulamadık"... Big Grin


Tartışmanın en önemli yerine geldik. - Ateş Ülker - 15-02-2009

Hüseyin bey ile Hasan Fehmi bey arasındaki dialog olgun bir çizgide devam ederken çok önemli bir konuya geldik.Lütfen tüm satranççılar ve veliler bu nokta üzerinde düşünsünler!
Velilerden biri KDV den sözetmiştir.Kendisi belki Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Çerceve statüsü ile Spor Federasyonlarının bu çerçeve statüye bağlı kalarak hazırladıkları ana statüleri hakkında bilgi sahibi olmayabilir.Özerk Spor Federasyonları her türlü vergiden muaftır!Herhalde bu yasa kabul edilirken Maliye Bakanlığına danışılmıştır!"Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır"diyen ve bazan beyanname vermemiş bazı mükelleflere kendisi vergi takdir eden Maliye Bakanlığı,Özerk Federasyonların vergiden muaf olmasını kabul etmiştir.
Bakınız umumi menfaatlere hizmet eden dernekler arasında sayılan Türkiye Kızılay Derneği dahi Damga vergisinden muaf değildir!Özerk Federasyonlar bütün vergilerden muafdır.
Doğrusu nasıl olmalıydı?Federasyonların sağladığı kazançlardan % 1 KDV tahakkuk etmeliydi.O zaman hiç değilse hafif bir denetim sağlanmış olurdu.Bu şekli ile Özerklik esasen tam bağımsızlığa yaklaşmış durumdadır.İnsanların birçok ihtiyaç maddesi için % 8 KDV alınırken,Özerk Federasyonlardan hiçbir vergi,resim ve harç alınmamaktadır.Bu yasanın yanlışıdır.Yasayı çıkaranların yanlışıdır.Ben bu konuyu Genel Kurul toplantılarında dile getirdim.2004 yılında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne verdiğimiz raporda belirttim.
%1 vergi ile kimse birşey kaybetmez.Denetim için bir dayanak olur.Bu şekil olunca böyle spekülasyonlar devam eder."Federasyon odayı 10 liraya alıyor,65 liraya satıyor"iddiası sürer gider.Ve odaların 10 liraya alınıp 130 liraya satılacağı günler yakındır.


Re: Tartışmanın en önemli yerine geldik. - Hüseyin AKTAŞ - 15-02-2009

Ateş Ülker Nickli Kullanıcıdan Alıntı:Velilerden biri KDV den sözetmiştir.Kendisi belki Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Çerceve statüsü ile Spor Federasyonlarının bu çerçeve statüye bağlı kalarak hazırladıkları ana statüleri hakkında bilgi sahibi olmayabilir.

Ateş Abi,

"Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Çerceve statüsü ile Spor Federasyonlarının bu çerçeve statüye bağlı kalarak hazırladıkları ana statüleri hakkında bilgi sahibi" birini nerden bulabiliriz?

Bu metinlerin nerede olduğunu bilen biri yok mu? Şöyle ortaya dökülse de bizi hangi hukukun yönettiğini bir görsek?

Ben federasyonun KDV'den muaf olmasının vergi denetiminden muaf olduğu anlamına geldiğini düşünmüyorum. Dernekler gelir getirici faaliyetlerde bulunabilirler, ancak vergi mükellefi olmak şarttır. Mükellef olunca da gelir-gider beyan etmek zorundadır. Aldığı ve sattığı "kalemlerden" dolayı fatura kesmek zorundadır. Fatura giriş çıkışı olmayınca denetim nasıl olacaktır? Federasyon maliyeye kayıtlı mıdır? Kayıtlı ise yıllık gelir gider beyanı vermekte midir? Dernekler her yılın 30 Nisanına değin il dernekler müdürlüğüne yıllık bilanço beyan etmek zorundadırlar. Dernek eğer gelir getirici bir faaliyet nedeniyle maliyeye kayıtlı ise, maliyeye de ayrıca beyan vermek zorundadır. Hatta derneklerin de KDV'den muaf tutulduğu ama buna rağmen beyanda bulunma zorunluluğu olduğu, hiç vergisiz bir faaliyetin olamayacağı, maliyecilerce söylenmiştir. Muhasebeci arkadaşlar bunu daha iyi bilebilirler. Yok mu aramızda satranççı bir muhasebeci? Aramızdan bir muhasebeci çıkmazsa ben bu konuda da araştırma yapacağım.

Şimdi öncelikle şu "çerceve statü, ana statü, yavru statü, baba statü" ne imiş bunları bir ortaya dökelim. Sonra da işin mali boyutunu ortaya dökelim. Ozaman belki bizleri nelerin kuşattığını anlayabiliriz ve belki de tsf haklı çıkar. Eğer öyle olursa uğraşımızın yönünü yeniden düzenleme olanağı buluruz. Şimdi her zaman söylediğim gibi, bu konuda bilgisi olanlar bir adım öne çıksın.

Ben şu ana değin, evrensel değerler açısından, sporun olması gerektiği noktadan bakarak eleştiriler ürettim. Ancak bu değerler açısından tsf özgülünde bu değerlere ters yönetmelikler varsa, eleştirilerimizin okları oraya yönelmeli. Sonuçta yasalar da, onları uygulayan yönetmelikler de insan yapısı olduğuna göre, değiştirebiliriz diye düşünüyorum.

Haydi bakalım, bilenler öne!...


- Hüseyin AKTAŞ - 17-02-2009

GSGM Bünyesindeki özerk federasyonlar için hazırlanan çerçeve statü ve bu statüye uygun olarak hazırlanan Türkiye Satranç Federasyonu Ana Statüsü şu linkteki yazımda yayına konmuştur: http://forum.satranc.biz/viewtopic.php?t=1478

Okunduğu zaman, tsf pratiğini anlamamız kolaylaşacaktır.

Örneğin benim hemen gözüme çarpan tsf ana statüde 33 ve 34. Maddedir:

MADDE 33 – (1) Federasyon'un gelirleri şunlardır;
a) Genel Müdürlük bütçesinden ayrılacak pay,
b) Genel Müdürlük bütçesinden altyapı ve eğitime ilişkin projelerin desteklenmesi için aktarılacak kaynak,
c) Katılım payı,
ç) Tescil ve vize ücretleri ile transferlerden alınacak pay,
d) Sponsorluk gelirleri,
e) Reklam, yayın ve basılı evrak gelirleri,
f) Ceza ve itiraz gelirleri,
g) Yardım ve bağışlar,
ğ) Kira ve işletme gelirleri,
h) Federasyon başkan adaylığı başvuru ücretleri,
ı) Diğer gelirler.
(2) Genel Müdürlük bütçesinden ayrılacak toplam tutar ile gerektiğinde alt yapı ve eğitime ilişkin projelerinin desteklenmesi amacıyla tahsis edilecek kaynak, Genel Müdürlüğün yıllık harcama programı dikkate alınarak, Federasyon hesabına aktarılır.
(3) Federasyonun tüm gelirleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır.
Federasyonun giderleri
MADDE 34 – (1) Federasyon, görevlerini yerine getirebilmek için bütçe esasları çerçevesinde gerekli bütün harcamalarını yapar. Federasyon; ihtiyacı olan ve amacına uygun her türlü menkul ve gayrimenkul malları bütçe esasları ve genel kurul kararları dahilinde almaya, satmaya, kiralamaya, kiraya vermeye, işletmeye, ortaklık kurmaya, gayri menkulleri üzerinde ipotek ve her türlü hak ve mükellefiyetler tesis etmeye ve bağış kabulüne, nakitlerini yönetim kurulunun kararları doğrultusunda değerlendirmeye yetkilidir.
(2) Bütçe ile ilgili harcamalar, Bütçe Talimatında belirtilir.


33. Maddede yer alan; "Federasyonun tüm gelirleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır." ibaresinin yanlış yorumlandığını ve bu yanlış yoruma dayalı yanlış uygulamalar içerisine girildiğini düşünüyorum.

Bu ibareyi anlamak için önce federasyonun gelirlerini tanımlamak gerekiyor. Evet bu gelirler tanımlanmış, ama bu gelirler arasında ticari faaliyetler tanımlanmamıştır. 33. Maddede yalnızca; "ğ) Kira ve işletme gelirleri," ve "ı) Diğer gelirler. " şeklinde kafa karıştıran iki gelir kalemi vardır.

"Kira ve işletme geliri" nedir?

Bu şu demektir: Federasyon kendine ait taşınmazları, alet ve ekipmanları kiraya verebilir, böylelikle gelir elde edebilir. Örneğin saat ve takımları herhangi bir özel turnuvaya kiraya vererek gelir elde edebilir, böylelikle elindeki ekipmanı işletmiş olur!... Yoksa buradan "işletme" sözüne dayanarak sözgelimi lokanta açamaz! Bu söze dayanarak "tur operatörlüğü" yapamaz!...

Tamam bunları da yapabilir, ama nezaman? VERGİ MÜKELLEFİ TAYİN ETTİĞİ ZAMAN! Peki Türkiye yaş gruplarında otel odalarını alan ve satan tsf bu alım-satımda vergi mükellefi midir? Bu noktada tsf'nin maliyeye kayıtlı olması gerekir. Kayıtlı ise sorun yok. Kayıtlı değilse, TSF bağlı olduğu "dernekler kanunu ve mevzuatına" aykırı hareket etmektedir.

"Diğer gelirler" ibaresi nedir?

Bu ibare çerçeve statüden olduğu gibi kopyalanarak yazıldığından ve tsf için açılımı yapılmadığından anlaşılması zordur. Ana statünün onayını yapanlar bunu gözden kaçırmıştır. Böylesi belirsiz bir gelir kalemi, çerçevede yer alsa da, çerçeve bir özerk federasyona uyarlanırken açılımının yapılmış olması gerekirdi. Açılımı yapılmadan da tsf ana statüsünün onaydan geçmemesi gerekirdi.

"Kira ve işletme geliri" sözünün yanlış yorumu
"Diğer gelirler" ibaresinin belirsizliği
Bu iki konu keyfiyet doğuracak maddelerdir. Tsf'nin yaş gruplarında "bir tur operatörü gibi" davranmasının başkaca dayanabileceği madde yoktur ve dayandığı bu iki maddede bu şekilde dayanaksız ve belirsizdir.

Ben tsf ille de vergiye tabi olsun demiyorum. Ama gelir getirici (ticari) faaliyette bulunamayacağını, bulunduğu takdirde vergi mükellefi olması gerektiğini söylüyorum.

34. Maddeye dayanarak da alım-satım yapamaz!
Alım yapar!
Satım yapar!
"Alım-satım" yapamaz!
"Alım-satım" ticareti ifade ederken, "alım" gereksinim doğrultusunda bir ürün alımını, "satım" ise eskiyen ve yenisinin alınmasına karar verilen bir ürünün elden çıkarma anlamında satışının yapılabileceğini ifade eder. Ana statüde bunların arasında "tire" değil, "virgül" vardır! Dolayısı ile, alım ve satım işlemlerini kar amaçlı yapamayacağını, kurum gereksinimleri doğrultusunda aldığı bir aracı ve gerecin yenisini aldığı zaman eskisini satabileceğini anlamak gerekir 34. maddeden. Bu madde tsf'ye ticaret yapma hakkı vermez!

Şimdi soralım:
-TSF vergi mükellefi midir?
- Vergi mükellefi değilse Yaş gruplarında alıp sattığı odaları hangi yönetmeliğe göre alıp satmaktadır?
- Aldığı ve sattığı fiyat nedir? Aradaki kar oranını hangi kritere göre belirlemektedir?
- Otel odalarını satarak topladığı para hangi gelir grubundadır? Bu paralar tsf hesabına nasıl girmekte ve çıkmaktadır? Girip çıkmakta mıdır? Yoksa özel hesaplarda mıdır?


Bunları bu güne değin incelemiş bir delege var mıdır? Genel kurullarda oy veren delegeler bunları düşünmüş müdür?

Bunları düşünüp de ne olacak?
Burası püf noktasıdır!
Tsf'nin para kazanmasına karşı değilim. TSF gelirlerinin vergilendirilmesini istediğim de yok! Ancak hukuksuz kazanılan para, kazananları hukuksuzluğa iter. Ana statüye uygun olmayan kazançlar, ana statüye uygun olmayan davranışları da beraberinde getirir.

Aldığına ve sattığına fatura kesmediğin zaman, aradaki farkın ne olduğunu yalnızca sözleşmeyi yapanlar; alanlar ve satanlar bilecektir. Hesap vereceğiniz insanların sizin sözünüze inanmaktan başka çareleri kalmayacaktır.

Bu sizce hukuka uygun mudur?

Almanların bir atasözü var: Güvenmek güzeldir, kontrol etmek daha iyidir!...