2 saat önce
Turnuvanın düzenlenmesinde katkısı olan organizatörlere teşekkür ederim. Özellikle Ürgüp Belediye Başkanı sayın Ali Ertuğrul beye turnuvaya verdiği maddi ve manevi destek için teşekkür ederim.
Böylesine çok katılımlı ve uluslararası turnuvaların devam etmesini canıgönülden isterim. Böyle turnuvalar yerli oyuncuların hem kendi aralarında ve hem yabancılarla haşır neşir olmaları, tecrübe kazanmaları için büyük fırsatlardır. Turnuvada benim penceremden görülen, bana göre olan, belki subjektif olarak gördüğüm bazı aksaklıkları dile getirmek istiyorum.
Damdan düşer gibi maddeler halinde başlayayım.
1- Teknik toplantı yönergede yazılanların tekrarı şeklinde oldu. Telefonlardan bahsedilmedi.Sormak istedim 'Telefonları bırakacak bir emanet var mı?' Vazgeçtim. Kural apaçık ortadaydı. Soruya gerek yoktu. Park yeri bulma sorunu olduğundan arabamı oldukça uzak bir yere park etmiştim. Teknik toplantı biter bitmez hızlı adımlarla arabama giderek telefonumu bırakıp oyun alanına hızlıca geri döndüm. Dönmesine döndüm ama gördüklerim karşısında şaşkınlıktan adeta küçük dilimi yutacaktım. Satranççılar yoğun bir şekilde masaların üstüne zarflar içinde bir şeyler bırakmaktaydılar. Sordum. Telefon dediler. Zarfların üstüne adlarını yazarak oyun mekanının içindeki, bir duvar kenarındaki masalara telefonlarını bırakmaktaydılar. Telefonların bırakıldığı alan tuvaletlere gidiş güzergahının içinde olup satranççılar tuvalete giderken telefonların yanından geçmekteydiler. Ben niçin koştura koştura arabama gittim ki?! Bana söylenmeyen bu durum ne zaman satranççılara söylendi? Turlar başlamadan önce bir hakem oyun alanında herhangi bir elektronik cihaz bulundurulamayacağını seslendirdi. Türkçe olarak "oyun sahası (veya oyun alanı)", İngilizce olarak "playing area" dedi. Ama telefonlar yoğun olarak oyun mekanında vardı. Fiili, defakto durum teknik toplantıda hiç dile getirilmedi. Bu durum yazılan ve söylenenlerle yapılanlar arasındaki büyük bir çelişkiydi. Bu noktada "playing area" ve "playing venue" kavramları hakemler ve oyuncular tarafından çok iyi anlaşılarak içselleştirilmelidir.
2- Sigara içme alanı oyun alanından dışarıya kısmen açıktı. Oyun alanının kapısından çıkar çıkmaz sigara içme alanına ayak basılmaktaydı. Bahçeye yaklaşık 1 metre yükseklikte seyyar demir parmaklıklar konularak bir alan oluşturulmuş. Bu alanın üstüne tente çekilerek güneşten korunmak için bir çeşit şemsiye meydana getirilmiş. Alanın tabanı yaklaşık 4x5 metre ölçüye sahipti. Tenteli şemsiyenin 3 köşesi bir yerlere bağlanmışken bir köşesi tamamen açık olup büyük bir boşluk oluşmuştu. Rüzgarda tentenin bu kısmı havalanıp iyice açılmaktaydı. Tente ile duvar arasından kişiler içerideki oyun alanına ve dışarıdaki demir parmaklıklara rahatlıkla girip çıkabilirler, ulaşabilirlerdi. Demir parmaklıkların diğer tarafı ise halka tamamen açık vaziyetteydi. Yani; oluşturulan tenteli-şemsiyeli alan oyun mekânı vazifesi görmemekteydi. Yani; oyuncular ile halk oyunlar devam ederken her türlü teması kurabilirlerdi. Başhakeme durumu bildirdim. "Hemen" dedi, "Hemen kapatalım." Talimat verdiği bir hakem gitti, açık olan köşeyi kapatmak için, tenteyi, tentenin ipiyle veya başka bir iple demir parmaklıklara bağladı. Ama "playing venue"de dışarıya, atmosfere açık büyük bir boşluk hala vardı. Yani; dışarıdaki bir insanla sigara içme alanındaki (playing venue"deki bir satranççı rahatlıkla konuşabilir ve kağıt, vb. alışverişi yapabilirlerdi. Hiç kimsenin buna tevessül edeceğini tahmin etmiyorum ama atmosfere açık olan bu boşluk oyun bozanlık yapma alışkanlığı olan birisi için uygun bir fırsat yaratmaktaydı. Oyunlar sırasında PGN'ler dışarıya bildirilmekteyse, dışarıdan birisi de içeriye farklı yöntemlerle bilgi sızdırabilirdi.
3- [size=medium][font=Calibri, "sans-serif"]A grubuna 32 adet canlı yayın masası ve ahşap takımlar tahsis edilmiş. B grubunun ilk 8 masası ise A grubunun alanı içine dahil edilerek kendilerine 8 adet canlı yayın masası ve ahşap takımlar tahsis edilmiş. B grubu niçin kendi grubunun baş tarafında değildi? B grubunda gelişmeye açık ve hızlıca gelişen genç ve güçlü oyuncular vardı. Onlara niçin sadece 8 tane canlı yayın masası ayrıldı? Elektrik bağlantısı ve takım yetersizliği var idiyse; en azından A grubu 24 adet, B grubu 16 adet olabilirdi.
4- B [size=medium][font=Calibri, "sans-serif"]grubunda her sırada yan yana 11 adet satranç takımı vardı. 2 takım arasında sadece 1,5 notasyon eninde (yaklaşık 20-25 cm) boşluk vardı. Sandalyeyi hareket ettirmek, sağa sola hareket ederek sandalyeden kalkıp başka bir yere gitmek oldukça zor idi. Bazı masalarda bu aralık daha da daralmaktaydı. İlk turda yanımdaki satranççıyı ikaz etmek zorunda kaldım. Hamleleri yazan eli benim satranç takımıma 3-4 cm ye kadar yaklaşmıştı. Notasyon kağıdı benim hareket alanımı epeyce daraltmıştı. Satranççı kağıdını aldı, sol tarafına koydu. C ve D nin takım aralıkları ise B den daha fazlaydı. Ölçtüm: D de en az 2 notasyon kağıdı genişliğinde (yaklaşık 30-40 cm) genişliğinde boşluk vardı. Bu ayrıcalık ve düzensizlik bilerek mi yapıldı? Sanmıyorum. B dekilere biraz daha fazla saygı beklerdim.
5- İlk tur e[size=medium][font=Calibri, "sans-serif"]şlendirmeler oyunlar başlayana kadar oyun mekanı dışındaki panolarda yayımlanmadı. A ve B panolarında büyükçe 4 tane karekod vardı. A, B, C, D gruplarına ayrı ayrı ilan panoları ayrılmış ama kare kodların 4 ü de A ve B panolarındaydı. Telefonumu arabama bıraktığım için karekodları okuyamadım. Birisine sormak zorunda kaldım ve ondan öğrendim eşlendirmemi. Karekodun ne anlama geldiği teknik toplantıda açıklanmadı. Eşlendirmelerin karekoddan öğrenileceği açıklanmadı. Telefonum olmadan karekodu nasıl okuyabilirdim? Buradaki varsayımım: Herkesin telefonunu bahçeye ve “playing venue”ye getireceği kabul edilmiş. Ama ben bu uygulamayı kabul edemedim. Sonraki günler turlar başlamadan önce eşlendirmeler kağıda matbu olarak asıldı.
6-İkinci gün sabahtan eşlendirmeler panolara asılmış ama 2 çocuklu bir karı-koca eşlendirme panolarının tam önünü portatif sandalyeleriyle işgal ederek panolara yaklaşılamaz hale getirmişler. En az 1 metre uzaktan okuyamadım. Bakabilirmiyim diyerek izin istedim. Kadının ters ters bana bakması ve mimikleri çok ilginçti. Beni niçin rahatsız ediyorsun der gibi olan davranışı çok ilginçti. Sandalyesini çekmedi. Ben yine de karı-kocaya ait 2 sandalye arasından yan yan geçerek, adeta onlara sürtünerek eşlendirmelere ulaştım. Aradan çıkarken rahatsızlık verdiğim için özür dileyen ben oldum. Kadında aynı ters bakışlar! Turnuva oyuncusu olmasaydım, bu aileyi ve özellikle o kadını epeyce ikaz ederek paylardım. Asıl paylamanın yüklüce bir payını da organizatör alırdı.
7- Hakemlerin dışarıda yemek yemelerini anlatayım. Oyunum oldukça erken bittiydi. Oyun mekânından ayrılıp arabama giderken bir restoran önünde hakemleri gördüm. 4-5 hakemin restoran masasında ne yaptıklarına dikkat edemedim çünkü hızla arabama ulaşıp konakladığım yere aceleyle gitmem gerekmekteydi. Sonraki gün tur başlamadan önce, önceki gün restoran masasında oturan bir hakemi oyun alanında gördüm ve tanıdım. Yanına yaklaşarak "Merak ettim. Dün niçin restorandaydınız?" diye dordum. Hakem "Sırayla dışarıya çıkıp yemek yemeye gidiyoruz." diye cevap verdi. Turlar saat 10:00 ve 17:00 de başlamaktaydı. Saat 17:00 den önce veya tur bittikten sonra yemek yiyemezler miydi? Çok mu acıkmışlardı? Bu ygulama stranç turnuvası kurallarına uygun mudur? Yaşadığım bir enstantaneyi anlatayım. Oyun sırasında zihinsel olarak epeyce yorulmuştum. Fil ile piyonu karıştırdım. Filim f7 deki şahımın yanına saklandığından onu piyon sandım! G7 deki filimi g6 ya oynadım ve saatime bastım. 2-3 saniye sonra ne yaptığımı fark edebildim. Hemen rakibimin saatine basarak benim saatimi çalıştırdım. Kuraldışı hamlemi geri alarak başka bir hamle yaptım. Hakemin yanına giderek durumu anlattım. ve nasıl cezalandırılacaksam cezalandırın dedim. Hakem masama geldi. Rakibim alnını masaya dayamış vaziyette, hakem geldiğinde bile adeta uyuyor gibiydi. Ne olup bittiğinden hiç haberi yoktu. Hakem saatimi ayarlayıp zamanımı azaltarak cezamı verdi. Yemeğe giden hakemler benim bu yanlış hamlelerimi ve davranışımı nasıl göreceklerdi?
8- Oyun alanı [size=medium][font=Calibri, "sans-serif"]duvarlarına asılan ve oyuncuların ülkelerini temsil eden bayraklar vardı. Ama sanırım 6 ülkenin bayrakları diğerlerine göre çok küçüktü. Diğer bayraklar 4 birim büyüklüğünde ise küçük bayraklar 1 birimden daha küçüktü? Bu 6 ülkenin büyük bayraklarını bulamadılar mı acaba? Bezden, naylondan bulamadılarsa; bilgisayar ortamında kağıttan oluşturamadılar mı? Ben olsaydım. 4 tane A3 kağıdına parça parça bastıktan sonra yazıcıdan çıkartarak dışarıda birleştirirdim. Benim yapabileceğim bir işi organizatörler niçin yapamadılar?
9- Çok uzattım. Sonlandırayım. Bir tur arası molasında hakemlerin birisine, kısa bir sohbetten sonra, sordum: "Hiçbir piyon sürülmeksizin, hiçbir taş alınmaksızın 50. hamle tamamlanmak üzeredir. 51. hamlede beyaz mat yapacak. Ama siyah oyuncu hakemi çağırarak beraberlik ister. Bu durumda ne yaparsınız?" Hakemin cevabı: "Kural ne gerektiriyorsa onu yaparım."
Ben hakem olsam mat yapacak oyuncunun notasyonuna mat hamlesini yazmasını isterim ve o hamleyi oynatırım ve matı onaylarım. Hakem kurulu bana ceza verirse; memnuniyetle cezayı kabullenirim. Siz ne yaparsınız?[/font][/size][/font][/size][/font][/size][/font][/size]
Böylesine çok katılımlı ve uluslararası turnuvaların devam etmesini canıgönülden isterim. Böyle turnuvalar yerli oyuncuların hem kendi aralarında ve hem yabancılarla haşır neşir olmaları, tecrübe kazanmaları için büyük fırsatlardır. Turnuvada benim penceremden görülen, bana göre olan, belki subjektif olarak gördüğüm bazı aksaklıkları dile getirmek istiyorum.
Damdan düşer gibi maddeler halinde başlayayım.
1- Teknik toplantı yönergede yazılanların tekrarı şeklinde oldu. Telefonlardan bahsedilmedi.Sormak istedim 'Telefonları bırakacak bir emanet var mı?' Vazgeçtim. Kural apaçık ortadaydı. Soruya gerek yoktu. Park yeri bulma sorunu olduğundan arabamı oldukça uzak bir yere park etmiştim. Teknik toplantı biter bitmez hızlı adımlarla arabama giderek telefonumu bırakıp oyun alanına hızlıca geri döndüm. Dönmesine döndüm ama gördüklerim karşısında şaşkınlıktan adeta küçük dilimi yutacaktım. Satranççılar yoğun bir şekilde masaların üstüne zarflar içinde bir şeyler bırakmaktaydılar. Sordum. Telefon dediler. Zarfların üstüne adlarını yazarak oyun mekanının içindeki, bir duvar kenarındaki masalara telefonlarını bırakmaktaydılar. Telefonların bırakıldığı alan tuvaletlere gidiş güzergahının içinde olup satranççılar tuvalete giderken telefonların yanından geçmekteydiler. Ben niçin koştura koştura arabama gittim ki?! Bana söylenmeyen bu durum ne zaman satranççılara söylendi? Turlar başlamadan önce bir hakem oyun alanında herhangi bir elektronik cihaz bulundurulamayacağını seslendirdi. Türkçe olarak "oyun sahası (veya oyun alanı)", İngilizce olarak "playing area" dedi. Ama telefonlar yoğun olarak oyun mekanında vardı. Fiili, defakto durum teknik toplantıda hiç dile getirilmedi. Bu durum yazılan ve söylenenlerle yapılanlar arasındaki büyük bir çelişkiydi. Bu noktada "playing area" ve "playing venue" kavramları hakemler ve oyuncular tarafından çok iyi anlaşılarak içselleştirilmelidir.
2- Sigara içme alanı oyun alanından dışarıya kısmen açıktı. Oyun alanının kapısından çıkar çıkmaz sigara içme alanına ayak basılmaktaydı. Bahçeye yaklaşık 1 metre yükseklikte seyyar demir parmaklıklar konularak bir alan oluşturulmuş. Bu alanın üstüne tente çekilerek güneşten korunmak için bir çeşit şemsiye meydana getirilmiş. Alanın tabanı yaklaşık 4x5 metre ölçüye sahipti. Tenteli şemsiyenin 3 köşesi bir yerlere bağlanmışken bir köşesi tamamen açık olup büyük bir boşluk oluşmuştu. Rüzgarda tentenin bu kısmı havalanıp iyice açılmaktaydı. Tente ile duvar arasından kişiler içerideki oyun alanına ve dışarıdaki demir parmaklıklara rahatlıkla girip çıkabilirler, ulaşabilirlerdi. Demir parmaklıkların diğer tarafı ise halka tamamen açık vaziyetteydi. Yani; oluşturulan tenteli-şemsiyeli alan oyun mekânı vazifesi görmemekteydi. Yani; oyuncular ile halk oyunlar devam ederken her türlü teması kurabilirlerdi. Başhakeme durumu bildirdim. "Hemen" dedi, "Hemen kapatalım." Talimat verdiği bir hakem gitti, açık olan köşeyi kapatmak için, tenteyi, tentenin ipiyle veya başka bir iple demir parmaklıklara bağladı. Ama "playing venue"de dışarıya, atmosfere açık büyük bir boşluk hala vardı. Yani; dışarıdaki bir insanla sigara içme alanındaki (playing venue"deki bir satranççı rahatlıkla konuşabilir ve kağıt, vb. alışverişi yapabilirlerdi. Hiç kimsenin buna tevessül edeceğini tahmin etmiyorum ama atmosfere açık olan bu boşluk oyun bozanlık yapma alışkanlığı olan birisi için uygun bir fırsat yaratmaktaydı. Oyunlar sırasında PGN'ler dışarıya bildirilmekteyse, dışarıdan birisi de içeriye farklı yöntemlerle bilgi sızdırabilirdi.
3- [size=medium][font=Calibri, "sans-serif"]A grubuna 32 adet canlı yayın masası ve ahşap takımlar tahsis edilmiş. B grubunun ilk 8 masası ise A grubunun alanı içine dahil edilerek kendilerine 8 adet canlı yayın masası ve ahşap takımlar tahsis edilmiş. B grubu niçin kendi grubunun baş tarafında değildi? B grubunda gelişmeye açık ve hızlıca gelişen genç ve güçlü oyuncular vardı. Onlara niçin sadece 8 tane canlı yayın masası ayrıldı? Elektrik bağlantısı ve takım yetersizliği var idiyse; en azından A grubu 24 adet, B grubu 16 adet olabilirdi.
4- B [size=medium][font=Calibri, "sans-serif"]grubunda her sırada yan yana 11 adet satranç takımı vardı. 2 takım arasında sadece 1,5 notasyon eninde (yaklaşık 20-25 cm) boşluk vardı. Sandalyeyi hareket ettirmek, sağa sola hareket ederek sandalyeden kalkıp başka bir yere gitmek oldukça zor idi. Bazı masalarda bu aralık daha da daralmaktaydı. İlk turda yanımdaki satranççıyı ikaz etmek zorunda kaldım. Hamleleri yazan eli benim satranç takımıma 3-4 cm ye kadar yaklaşmıştı. Notasyon kağıdı benim hareket alanımı epeyce daraltmıştı. Satranççı kağıdını aldı, sol tarafına koydu. C ve D nin takım aralıkları ise B den daha fazlaydı. Ölçtüm: D de en az 2 notasyon kağıdı genişliğinde (yaklaşık 30-40 cm) genişliğinde boşluk vardı. Bu ayrıcalık ve düzensizlik bilerek mi yapıldı? Sanmıyorum. B dekilere biraz daha fazla saygı beklerdim.
5- İlk tur e[size=medium][font=Calibri, "sans-serif"]şlendirmeler oyunlar başlayana kadar oyun mekanı dışındaki panolarda yayımlanmadı. A ve B panolarında büyükçe 4 tane karekod vardı. A, B, C, D gruplarına ayrı ayrı ilan panoları ayrılmış ama kare kodların 4 ü de A ve B panolarındaydı. Telefonumu arabama bıraktığım için karekodları okuyamadım. Birisine sormak zorunda kaldım ve ondan öğrendim eşlendirmemi. Karekodun ne anlama geldiği teknik toplantıda açıklanmadı. Eşlendirmelerin karekoddan öğrenileceği açıklanmadı. Telefonum olmadan karekodu nasıl okuyabilirdim? Buradaki varsayımım: Herkesin telefonunu bahçeye ve “playing venue”ye getireceği kabul edilmiş. Ama ben bu uygulamayı kabul edemedim. Sonraki günler turlar başlamadan önce eşlendirmeler kağıda matbu olarak asıldı.
6-İkinci gün sabahtan eşlendirmeler panolara asılmış ama 2 çocuklu bir karı-koca eşlendirme panolarının tam önünü portatif sandalyeleriyle işgal ederek panolara yaklaşılamaz hale getirmişler. En az 1 metre uzaktan okuyamadım. Bakabilirmiyim diyerek izin istedim. Kadının ters ters bana bakması ve mimikleri çok ilginçti. Beni niçin rahatsız ediyorsun der gibi olan davranışı çok ilginçti. Sandalyesini çekmedi. Ben yine de karı-kocaya ait 2 sandalye arasından yan yan geçerek, adeta onlara sürtünerek eşlendirmelere ulaştım. Aradan çıkarken rahatsızlık verdiğim için özür dileyen ben oldum. Kadında aynı ters bakışlar! Turnuva oyuncusu olmasaydım, bu aileyi ve özellikle o kadını epeyce ikaz ederek paylardım. Asıl paylamanın yüklüce bir payını da organizatör alırdı.
7- Hakemlerin dışarıda yemek yemelerini anlatayım. Oyunum oldukça erken bittiydi. Oyun mekânından ayrılıp arabama giderken bir restoran önünde hakemleri gördüm. 4-5 hakemin restoran masasında ne yaptıklarına dikkat edemedim çünkü hızla arabama ulaşıp konakladığım yere aceleyle gitmem gerekmekteydi. Sonraki gün tur başlamadan önce, önceki gün restoran masasında oturan bir hakemi oyun alanında gördüm ve tanıdım. Yanına yaklaşarak "Merak ettim. Dün niçin restorandaydınız?" diye dordum. Hakem "Sırayla dışarıya çıkıp yemek yemeye gidiyoruz." diye cevap verdi. Turlar saat 10:00 ve 17:00 de başlamaktaydı. Saat 17:00 den önce veya tur bittikten sonra yemek yiyemezler miydi? Çok mu acıkmışlardı? Bu ygulama stranç turnuvası kurallarına uygun mudur? Yaşadığım bir enstantaneyi anlatayım. Oyun sırasında zihinsel olarak epeyce yorulmuştum. Fil ile piyonu karıştırdım. Filim f7 deki şahımın yanına saklandığından onu piyon sandım! G7 deki filimi g6 ya oynadım ve saatime bastım. 2-3 saniye sonra ne yaptığımı fark edebildim. Hemen rakibimin saatine basarak benim saatimi çalıştırdım. Kuraldışı hamlemi geri alarak başka bir hamle yaptım. Hakemin yanına giderek durumu anlattım. ve nasıl cezalandırılacaksam cezalandırın dedim. Hakem masama geldi. Rakibim alnını masaya dayamış vaziyette, hakem geldiğinde bile adeta uyuyor gibiydi. Ne olup bittiğinden hiç haberi yoktu. Hakem saatimi ayarlayıp zamanımı azaltarak cezamı verdi. Yemeğe giden hakemler benim bu yanlış hamlelerimi ve davranışımı nasıl göreceklerdi?
8- Oyun alanı [size=medium][font=Calibri, "sans-serif"]duvarlarına asılan ve oyuncuların ülkelerini temsil eden bayraklar vardı. Ama sanırım 6 ülkenin bayrakları diğerlerine göre çok küçüktü. Diğer bayraklar 4 birim büyüklüğünde ise küçük bayraklar 1 birimden daha küçüktü? Bu 6 ülkenin büyük bayraklarını bulamadılar mı acaba? Bezden, naylondan bulamadılarsa; bilgisayar ortamında kağıttan oluşturamadılar mı? Ben olsaydım. 4 tane A3 kağıdına parça parça bastıktan sonra yazıcıdan çıkartarak dışarıda birleştirirdim. Benim yapabileceğim bir işi organizatörler niçin yapamadılar?
9- Çok uzattım. Sonlandırayım. Bir tur arası molasında hakemlerin birisine, kısa bir sohbetten sonra, sordum: "Hiçbir piyon sürülmeksizin, hiçbir taş alınmaksızın 50. hamle tamamlanmak üzeredir. 51. hamlede beyaz mat yapacak. Ama siyah oyuncu hakemi çağırarak beraberlik ister. Bu durumda ne yaparsınız?" Hakemin cevabı: "Kural ne gerektiriyorsa onu yaparım."
Ben hakem olsam mat yapacak oyuncunun notasyonuna mat hamlesini yazmasını isterim ve o hamleyi oynatırım ve matı onaylarım. Hakem kurulu bana ceza verirse; memnuniyetle cezayı kabullenirim. Siz ne yaparsınız?[/font][/size][/font][/size][/font][/size][/font][/size]
