Yerli dinamikler neden teşvik edilmiyor?
#1
Büyük bir çoğunluğu amatör olan sporcularımızı yarışmalara katılmaya teşvik etmek gerektiğini sık sık söylüyorum.Çünkü son zamanlarda Piramidin zirveye yakın olan bölümlerinde ciddi bir durgunluk vardır.Yarışmalara katılmasını beklediğim Elo 1900-2300 arasındakiler yarışmalara katılamıyorlar.Turnuva düzenleyen yöneticiler katılımı teşvik edecek uygulamalara önem vermiyor.Bunun yerine başka illerde yapılmış turnuvaların yönergelerini örnek alıp onların üzerinde bazı değişiklikler yaparak kendi yönergelerine son şeklini veriyor.Sonunda karşımıza bir gerçek çıkıyor:Birinci olması muhtemel olan oyunculara önem veriliyor.Yabancı ustalardan birinin Birinci olması sürpriz olmadığından yabancı ustaların katılımına daha çok önem veriliyor.Benim dikkatimi çeken ve turnuva düzenleyicilerin ısrarla sürdürdükleri uygulamalar nelerdir:
-Pazar günleri ve tatil günlerinden yararlanılmaması
-Yerli ustalara 2,yabancı ustalara 8 veya 10 adet konaklama paketi sunulması
-Paylaşılabilecek nakit ödüllerin paylaştırılmayarak "Bucholz eksi 1"sistemine göre üstte kalan oyuncuya verilmesi
-Bir oyuncunun birden fazla ödül alabilmesi
-Yarışmanın gruplara bölünmemesi,bunun yerine "hızlandırılmış İsviçre yöntemi kullanılması"
Ne yazık ki yöneticiler yönergeyi hazırlarken Satranç Federasyonu Teknik Kuruluna danışmıyorlar.Veya Teknik Kurul FİDE Oyun kurallarına aykırı bir uygulama olmadıkça yönergelere müdahele etmiyor.
Mevcut uygulamalar yerli dinamiklerin dikey gelişmesini baskı altına almaktadır.Daha çok sporcunun katılımını sağlamadan ustalığın gelişmesi ve usta sayısının artması mümkün olmayacaktır.
Bu uygulamalardan birini şu "hızlandırılmış İsviçre yöntemi=Berlin sistemi"ni burada tartışabiliriz.İlk 5 tur, turnuva 2 ayrı gruba ayrılarak,2 grup kendi arasında oynayacak şekilde ayrı ayrı eşlendirilmekte bilahere 6 ncı turda eşlendirme tek gruba dönüştürülmektedir.Bu sistemin amacı büyük kuvvet farkları olan oyuncuların birbirleri ile karşılaşma ihtimalini en aza indirmektir.Ancak bu sistemi daha önce İstanbul festivalinde denedik. Bir yarar sağlamadığını gördük.Çünkü 6 ncı ve 7 nci turda katliam olmaktadır.Tesadüflere bağlı sonuçlar ortaya çıkmaktadır.Eğer amacımız sadece bir yarışmanın en kuvvetlisini seçmek ise zaten bütün sistemler Birinciyi ortaya çıkaracaktır.Oysa amacımız gerçeğe en yakın olan sıralamayı ortaya çıkarmak olmalıdır.Berlin sistemi ancak 300-400 kişi gibi çok kalabalık ve tur sayısı 11 ile 13 arasında değişen turnuvalarda beklenen amacı yakalayabilir.Bizim pratikte düzenlediğimiz turnuvalar 7 ile 9 tur arasında değişmektedir.Üstelik son zamanlarda bu turnuvalara yabancılara karşı biraz olsun direnebilecek 1900-2300 Elo bölgesindeki oyuncuları çekemiyoruz.Burada yazdıklarımın doğruluk derecesini birçok deneyimli arkadaşım biliyor.Ancak okumakla yetiniyor.Oktay Ertan gibi bazı istisnalar dışında ilgi göstermiyor.Başkaları ilgi gösterse de bu uygulamaların değişmeden uzun süre devam edeceği bellidir.Benim uzun zaman içinde farketmeye başladığım sorunları zamanla başka sporcular da farkedecektir.Böylece benim gibi gibi yurtiçindeki turnuvalara katılmayıp yurtdışına gitmeye karar verenlerin sayısı artacaktır.Belki zaman içinde yurtdışındaki turnuvalara katılmak isteyenlere yardımcı olacak bir ücretsiz danışma hattı da kurulacaktır.Ben zaten daha önce bir açıklama yapmıştım.Bu konuda [email protected] adresine veya bu forumdaki özel kutuma gönderilecek soruları yanıtlamak isterim.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#2
Sn. Ateş Ülker,

Dile getirdiğiniz gerçeklere forumda ilgi gösterilmediğinden ,cevap yazılmadığından sözediyorsunuz.Evet doğru,forum hem bu konuda hem diğer konularda genellikle katılımsız,atıl vaziyetini devam ettirmektedir.Peki bunun sebebi nedir,satranççıların umursamaz olmaları mı? Ben doğru cevabın bu olduğunu düşünmüyorum.Burada belirtilen fikirlere,sorulan sorulara temsilcilikten(ben de sizin gibi İstanbul'da yaşadığım için İstanbul temsilciliğinden bahsediyorum) olsun,eğer varsa turnuva düzenleme komitelerinden olsun yanıt verilmemekte konular havada bıraktırılmaktadır.En basitinden "İstanbul Satranç Festivali"nin bu sene gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair açılan başlık bir aydan uzun süredir yerinde durmasına rağmen herhangi bir muhatap bulamamıştır.
Ben şahsi düzlemde kimseyi suçlamıyorum,il temsilciliğinde geçmişte özellikle İSD'de çok özverili çalışmalar yapmış,iyi niyetli insanlar olduğunu biliyoruz.Fakat il temsilciliği websitesi açıldığında maalesef yapılan günübirlik veya iki günlük hızlı zaman kontrollü turnuvaların veya okullar düzeyinde yapılan turnuvaların dışında pek birşey göze çarpmamaktadır.Peki neden böyle olmaktadır?Bunun cevabını ben de en az sizin kadar merak etmekteyim.
Ara
Cevapla
#3
Bazı sorulara ve sorunlara ilgi gösterilmiyor.Hatta benim yazılarımı okumaktan kaçınanlar dahi vardır.Bunu nasıl anlıyorum?Okunma sayısını izliyorum!İlgi gösterilmese de bu konuştuklarım yaşamın gerçekleridir.Gözlerimizi kapatarak,kulaklarımızı tıkayarak ve hiç konuşmadan ne kadar yol alırız?Genç ve Satranca devam etmek isteyen arkadaşlar mutlaka bu sorunlardan zarar görecektir.Birgün mutlaka çözüm aramak gerektiğini farkedeceklerdir.Öte yandan yaşı bana yakın olan bir arkadaşımız yaklaşık 1 aydır yurtdışında turnuvalara katılıyor.Demek ki yeni ufuklar aramak çok zor bir devamyolu değildir.Yeni ufuklar arayacağız.Yarışma düzenleyenler ısrarla yerli sporcuları teşvik etmemekte kararlı ise bunun bir sonucu olacaktır.Bunun sonuçlarını bu sene yapılmış etkinliklerde gördük.Türk oyuncularının oluşturduğu Piramidin zirveye yakın bölümlerinde ciddi bir durgunluk görüldü.
Bazı sorular herkesin anlayabileceği bir dille masaya yatırılmalıdır.Etkinlik düzenleyiciler Birinciye verebilecekleri en yüksek ödülü vermenin telaşı içine girmektedir.Böyle bir düşünce şekli diğer koşulların ikinci plana itilmesine neden olmaktadır.Oysa 1 nci derecede önemli olan Toplam ödülün miktarıdır.
Yunanistan'da maliyeti çok düşük olacak şekilde bazı turnuvalara katılmanın mümkün olduğuna dair haberler geliyor.Bu yarışmaların koşulları hakkında bilgi edinemedim.Ben daha çok Orta Avrupa'daki turnuvaların yönergelerini inceliyorum.Gitmeyi düşünenlere bilgi verebilirim.Türkiye'de bir turnuvaya katılmanın maliyeti ile Türkiye dışında bir turnuvaya katılmanın maliyetini kıyaslamaya başlamış olmamız düşündürücü bir durumdur.Önceden yapılmış iyi bir planlama ve erken kayıt olma koşulu ile yurtdışında yarışmaya katılmanın daha uygun olduğunu iddia ediyorum!
Bu sanal ortamda insanların uzun yazılar yazmalarını veya tartışmalarını beklemiyorum.Çoğunluğun görüşlerini kısa yoldan belirtmesi yeterlidir.Bir grup insanımız aklından geçenleri açıklamaya başlasa değişiklikler,yenilikler de başlayacaktır.
Örneğin pek çok arkadaşımız turnuvaların yönergelerinin geç tarihte açıklanmasından şikayet etmektedir.Ama bunu yazılı olarak Federasyona veya ilgili düzenleyiciye bildirmediklerinden şikayetleri havaya uçmaktadır.Geç açıklama yöntemi böyle sürüp giderse birgün mutlaka bu yöntemin de bazı sonuçları olacaktır.

Bu konular sonsuza kadar havada kalmaya devam etmeyecektir.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#4
Selamlar,

Yurtdışı turnuvaları araştırmak isteyenler FIDE'nin sitesinde Other Tournaments bölümünü düzenli olarak ziyaret ederlerse birçok keşif yapabilirler.

Örneğin yakın zamanda 2250 altı için Bulgaristan'da bir turnuva var: http://www.belchess.com/. Yan etkinlikleri çok zengin, uygun konaklama da sağlıyorlar. Ödüller kısmını özellikle incelemenizi tavsiye ederim, farklı rating seviyelerine yüklü ödüller verilmiş, Türkiye'de bu sistemden örnek alacağımız çok şey olduğunu düşünüyorum. Geçen yıllarda bir-iki Türk de katılmıştı sanırım.
Ara
Cevapla
#5
"Selamlar,

Yurtdışı turnuvaları araştırmak isteyenler FIDE'nin sitesinde Other Tournaments bölümünü düzenli olarak ziyaret ederlerse birçok keşif yapabilirler.

Örneğin yakın zamanda 2250 altı için Bulgaristan'da bir turnuva var: http://www.belchess.com/. Yan etkinlikleri çok zengin, uygun konaklama da sağlıyorlar. Ödüller kısmını özellikle incelemenizi tavsiye ederim, farklı rating seviyelerine yüklü ödüller verilmiş, Türkiye'de bu sistemden örnek alacağımız çok şey olduğunu düşünüyorum. Geçen yıllarda bir-iki Türk de katılmıştı sanırım."

Bu turnuva katılınabilir geliyor bana da.Geçen sene kulüpler şampiyonasında bröşür dağıtmışlardı.Bu sene değil ama önümüzdeki sene katılmayı düşünebilirim
Ara
Cevapla
#6
Çözümü küreselleşme buluyorSmile Yurt dışına seyahat etmek hala pek çok kişiye pahalı gelecektir ama öte yandan eskisine göre daha ucuz ve kolay. Uçak seferleri arttı. Özellikle gençler için ucuz konaklama yolları da mevcut. Gençlerin idare edebileceği hosteller veya ucuz oteller, ev değiş tokuş siteleri vs vs. Balkanlar'da pek çok uygun turnuva bulmak mümkün. Bütçesi daha yüksek olanlar için Orta ve Batı Avrupa'da birçok opsiyon var. Birkaç gün sonra Viyana'da güzel bir turnuva var mesela.

Türkiye'de turnuva mı yok? Var. Türkiye'deki Çanakkale, İzmir ve İstanbul Festivali benzeri yerleşmiş turnuvalara gidilebilir, ama konaklama masrafları gerçekten bu kadar yüksekse ve amacınız satranç turistliğiyse ya yeni yerleri ya da yurt dışına tercih edin derim.

Türkiye'de turnuva sayısı artmış görünüyor. Bence bu sayı arttıkça takvim konusundaki sıkıntılar azalır ama esas sıkıntı turnuvaların zamanında duyurulmaması (Ateş Ülker'in belirttiği gibi).
Ara
Cevapla
#7
Turnuvaların zamanında duyurulmaması pek çok arkadaşımızın yakındığı bir durumdur.Nedenini sormuş olsak mutlaka çeşitli mazeretler öne sürülecektir.Benim yurtdışında katıldığım turnuvaların yönergesi ortalama 8 ay önceden belli olmaktadır.En azından tarih bellidir.Tarihin kesin olması katılımı teşvik eden bir etkendir.
Öte yandan her yaştaki sporcumuzu katılmaya teşvik etmeliyiz.Teşvik nasıl olur?Kaynakların % 15 ini yerliler lehine harcarsak onların katılımını arttıramayız.Kaynakların yarısını yerliler lehine değerlendirmeliyiz.Birinci amacımız yerlilerin hem yatay hem de dikey yönde gelişmesidir.Son birkaç senedir uygulanmakta olan uluslararası açık turnuva sisteminde mutlaka değişiklikler yapılmalıdır.Bu durum uzun süre devam edemez.Edeceğini düşünenler büyük yanılgı içinde olduklarını farkedeceklerdir.
Yurtiçindeki konaklama masrafları ile yurtdışındakileri kıyaslayacağız.Yurtdışı daha çekici görünüyorsa yurtdışına gideceğiz.Biz yurtdışına gitmeye başlayınca içerdeki teşvik de kendiliğinden artmaya başlayacaktır.Bugün Bodrum'da mütevazi bir öğün yemeğin 50 -TL olduğu söyleniyor.Bir Spor kulübü yöneticisinin içtiği çorba için 70 lira hesap geldiği bildiriliyor.Buna göre eğer Bodrum'da turnuva varsa buna katılmayacağımız kesindir.Çünkü Orta Avrupa ülkelerinde 2 kişi 50 TL karşılığında mütevazi yemek yiyebilmektedir.Türk kültürüne uygun yemekler daha da ucuza mal olmaktadır!
Genç arkadaşlarımıza bir defa daha hatırlatıyorum.Önlerinde 2 seçenek bulunmaktadır.Ya mevcut sisteme katlanmaya devam edeceklerdir.Ya da yeni ufuklar aramaya başlayacaklardır.Mevcut sisteme uzun yıllar katlandık.Hissedilir bir yararını görmedik.Şu halde yeni ufuklar aramamız gereklidir.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#8
Ufuklara yelken açtım avare,
Cebimde para yok, kaldım biçare.
Derdimi söyledim o zalim yâre ;
Dinlemedi... Kanadı içimdeki yara...
Gel, ey ümidim gel ! Sensin tek çare !
Ara
Cevapla
#9
Yerli dinamikler neden teşvik edilmiyor?

Bu, son derece yerinde bir sorudur.
Fakat daha da ilginci, ortamı bilen insanlar için, cevabı içinde olan bir soru olma özelliğine de sahiptir.

Daha da açmalıyım.

Ben, soruyu iki pencereden görerek algılamaya çalışıyorum.

Birincisi, kurumsal pencere ki merkezi ve resmi yapı olarak TSF yi işaret eder. Kurumun maddi manevi olanaklarının tam bilgiye sahip olarak irdelenmesi en gerçekçi olanıdır.

Kendi düşüncemdir, şöyle ki;

Diyelim ki ortada belli harcama kalemleri için yeterli gelirleri olan bir bütçe var. Bu bütçeden turnuva düzenlenen tüm il ve bölgelere pay aktarılması düşünülüyorsa, bunu birçok sebepten dolayı gerçekçi bulamam.

Taşıma suyla değirmen döndürmeye dönüşür ki, çok çabuk ve yetersizliği hemen ortaya çıkan ve kilitlenen bir sistemi savunmuş oluruz o zaman. Çünkü kendisini sürekli ve istikrarlı bir şekilde besleyen ana unsurlara ihtiyaç duyacaktır ki bu yeterince yoktur.
Bir tek sponsor bu işi ne zamana kadar götürür ki?
Üstelik katlanarak artan turnuva talepleri karşısında?
Yeni sponsorlar da bulunsa istikrar devam etmez.
Çünkü bir öncekinin bırakma sebebini diğeri bıraktığı yerden devralacaktır. Bu da yeni sponsorun, maliyeti belki de turnuvalardan çıkarması demektir. Mantıklı gözükmüyor.

Kurumu başka federasyonlarla da kıyaslayamayız. Çünkü onların şartlarına sahip olmak gerekir o zaman. Çeşitli federasyonların sahip olduğu olanakları TSF ile kıyaslayan başka bir yazımı hatırlıyorum. Ama özetle, sahası olan, kendisine ait izleyici kitlesini kendi üretim sistemi içine çekebilen, etkinlikleriyle kendi maddi kaynaklarını üretebilen bir federasyon değiliz.

Ama belki de olmak gerekir.
...




İkincisi ise, kurumun ana yapısını oluşturan iller bazındaki bireysel ya da örgütsel oluşumlardır. Bunu ise aylardır yazıyorum. Bu konuda son bir gelişmeyi de paylaşmak isterim.

Söylediklerimi en iyi anlatan bir örnektir, ÇANAKKALE!

Peki ya neden Çanakkale?

21. Troya Satranç Turnuvası benim kızımla yaşıttır.

Bu turnuvanın yaratıcısı, güzel insan sn. Turgut TUNCA, tıpkı kendisinden bir parça gibi bu turnuvanın güzelleşebilmesi için her yıl bir yeniliğe ulaşmıştır. Buna ta başından beri tanığımdır.

Bu yıl da her halde en ideal zemini ve şartları bulmuş olmalı ki bunca enerjiyi sarf edebiliyor. Çünkü kendisi artık tasarladığı yerli dinamiklere ulaşmış, onları işin içine çekebilmiş. Ne yapacağını bilen kurduğu ekip, öz güvenini kazanmış.

Günlerdir bu sütunlarda yazılan yabancı ülke turnuvaları konusu bana artık inandırıcılığını kaybeden, uygulama aşamasında gerçekçi olmayan haberler gibi gelmeye başladı.
İnsanların kararına saygılı olarak söylüyorum ki, herkes elbette istediği ülkedeki turnuvaya gidebilir. Cebine göre istediği kararı verebilir. Çeşitli ve haklı gerekçeleri de olabilir.

Ama lütfen karşı çıkmama izin verin.

70 TL. lik çorbadan bahsediyorsunuz.
Yer ve isim veriniz o zaman.

İnsanlar o zaman başka şeyler düşünür ve yanlış algılara kapılırlar.

Turnuvaların zamanında duyurulmadığından söz ediliyor.
Buna katılırım.
Ama yıllardır otomatiğe bağlanmış turnuvalar (Akhisar Çağlak, Çanakkale Truva, Keşan Açık, İzmir Açık, İstanbul Festival?vb.) gibi turnuvalar zaten tarih olarak milimetrik yapılıyor. Evet, hepsine katılıp katılmamak ayrı bir konudur. Ama katılım şartları son yıllarda gözle görülür bir şekilde kolaylaşıyor. Örnek vermek gerekirse bizzat katıldığım, Çağlak ve Ayvalık turnuvalarını verebilirim.

Ama Çanakkale? yi de kapasite açısından ayrı tutarım.

Konaklama, ulaşım yeme içme açısından bu yıl da her sene olduğu gibi herkese ve her keseye hitap ediyor.

Konaklama son derece makul fiyatlarla, bol seçenekli?

Dört kap yemeği hemen turnuva salonunun karşısında anlaşmalı bir yemek şirketinden 5 TL. ye yiyebiliyorsunuz.

Belli saatlerde turnuva salonuna çeşitli merkezlerden ulaşım servislerle ve ücretsiz?

Öğle saatlerinde biten turdan sonra yakın sahillerde deniz keyfi de var.

Ya da organizasyonun düzenlediği ada veya Assos gezileri.

İsterseniz bu akşam ( 16.08.2013) festivale gelen Sezen AKSU konseri?

Ya da Orta Avrupa, Balkan ve Asya ülkelerinden gelen halk dansları ekiplerinin akşam gösterileri...

Belki de Kepez? de Volkan KONAK konseri?

Yaz?
Güneş, deniz, müzik, sanat, dostlar, doğa ve satranç?

Tercih elbette kendi kararlarıdır insanların.

Ama ben ülkemi her zaman tercih ederim.

Daha gidip de göremediğim onca dost ve güzellik varken?


?


Yerli dinamiklerin çok önemli bir kesimini inceledim. Son 10 yıldır gerek ukd ve gerekse elo listelerinde ilk 200 sporcuyu çok detaylı olmasa da, fikir verecek bir şekilde taradım. Birçoğunun lisans bilgi sisteminden de anlaşılacağı üzere lisanslarının vizesiz olduğunu, veya, turnuva aktifliğinin olmadığını tespit ettim.
Bu bahsettiğim kesim 40-45 yaş üstüne aittir. Bunu ayırarak belirtmeliyim.

Artık yaşıtım kuşaktan pek turnuva oyuncusu görememekteyim.
Çok geçerli sebepleri vardır. Ama internet ortamının çok etkili olduğunu söylemek falcılık olmaz. Maddi, manevi, ekonomik, psikolojik sebepler de ağır basabilir. Elektronik iletişimin cazibesi insanları binlerce km. öteden eşlendirmeye alabiliyor ve anında raitig de verebiliyor.
Bunu çok cazip bulan insanlarla dolu internet kafeleri.

Ya da bir lap top varsa Orta Avrupa? da sizin, Güney Amerika? da, Yeni Zelanda? da?

?

Sonuç olarak, o gittiğiniz ülkelerin etkinlik oluşumları, finans kaynakları, olanakları hakkında da bilgi vermelisiniz ki sağlıklı kıyaslama yapabilelim.

Örneğin onca ödülü ortaya koyan kim ya da kimlerdir?
Nasıl başarabiliyorlar?
Kaynaklara nasıl ulaşabiliyorlar?
Konaklama koşullarını nasıl böylesine cazip hale getirebiliyorlardır?

Lütfen bunları da yazınız, bilgilenebilmek, bilgiyi paylaşmak çok önemlidir benim için.
Etkinlik, şartlar olgunlaşınca çok kişi tarafından zaten paylaşılır.
?

Öneri olarak başından beri söylediğim, gerçek hayattan kesitler sunduğum fikirlerimin yanındayım.
Örgütsel paylaşım ve planlama en gerçek çözüm olacaktır.

Bunu şu anda başarabilenlerin içinde, Çanakkale?deyim.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#10
Son yazılarımdaki imla ve işaret hatalarının farkındayım. Bulunduğum yerde interneti sağlıklı kullanamıyorum. Sürekli gelip gidişler olmakta. Yazılarıma dikkat etmeme rağmen bu şekilde gönderebildiğim için özür dilerim.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#11
Açıklamalarınızda haklısınız Aşkın Abi. Belirttiğiniz üzere, artık tarih olarak neredeyse kesinleşmiş yaz turnuvalarımız var.

Ateş Abi'nin dikkat çekmek istediği konu farklı: İsimleri geçen yaz turnuvalarının yerli oyunculardan çok yabancıların işine geldiğini vurguluyor, özetle.

Aktif oynadığım son zamanlar olan 2009-2010 yaz turnuvalarında ben de böyle bir durumu gözlemledim.

Özetle olan şudur:
Haziran sonlarında ülkemize gelen Gürcistan vatandaşı oyuncu grubu varsa Bolu, Kocaeli turnuvalarında sezonu açıyorlar.
Ardından ligler geliyor ve aynı oyuncu topluluğu ağırlıklı olarak Kulüpler Şampiyonasında, az bir kısmı ise İş Bankası liginde mücadele ediyorlar.
Hemen ardından varsa Malkara, Keşan turnuvaları yine aynı kadronun şovuna sahne oluyor.
Akabinde Çanakkale ve varsa İzmir turnuvaları bu oyuncuların başka bir şovu oluyor.
Son olarak İstanbul satranç festivali ve Gürcistan'a dönüş.

Oyun güçleri 2300 - 2500 arasında değişen bu topluluk teker teker mücadele etseler çok zor derece yapabilecekleri bu turnuvalarda grup halinde yarışmanın avantajını sonuna kadar kullanıyorlar. Anlaşmalı beraberlikler, kimin kazanması gerekiyorsa onun kazandığı maçlar ve hiç kimsenin anlamadığı, ne Rusçaya, ne de Azericeye benzeyen dilleri nedeniyle birbirinden sigara bile isteseler kadalarda "hamle mi söyledi" sorusuna neden oluyorlar.

İşin ilginci bu topluluğun yaklaşık 5-6 yıldır hep aynı isimlerden oluşması. Ne gelen var, ne giden. (Demek ki onlar da yeni yıldız çıkaramıyorlar! Smile)
Başta Bagaturov, sonda Azaladze. Grubun tamamını saymaya gerek yok.

Yanlış anlaşılma olmasın, kimseye karşı olduğum yok. Ama birkaç turnuvadan sonra kendimi sadece bir para kaynağı olarak olarak görmeye başladım ve yaz turnuvalarından bu şekilde soğudum. En sevdiğim turnuva Datça'da yapılan Türkiye Hızlı Satranç Şampiyonası oldu. İlk masalarda soyadı "-adze" ile bitmeyen oyuncuların olduğu tek turnuva buydu.

Çözüm: Yerli oyunculara ödüllerin %50'si verilmeli. Hatta bu ödülün bir kısmı reyting gruplarına göre dağıtılmalı.

Not: Geçen yıl İstanbul Satranç Festivalini tek başına kazanan IM Doğan REYHAN'ı tekrar tekrar tebrik etmekte yarar var. Hepsini tek tek elden geçirerek olağanğüstü bir performans sergiledi.
Ara
Cevapla
#12
Bahsettiğiniz ??adze? lerin bir kısmı burada yine Oktay Hocam, oynuyorlar. Ama sayıları az. Ben onlara kızmasınlar ama ?Gürcünekon? diyorum. Bahsettiğin sebeplerden dolayı...

Evet, yerli oyuncuları teşvik elbette gereklidir.
Ama bu sadece ödülle mi olmalıdır?

Ben ödülün yanı sıra; barınma, ulaşım, yeme içme, sosyal etkinlikleri de kastederek kolaylıklar gösterilmesinin en öncelikli teşvik ve davet olduğunu açıklamak istedim. Bunu artık daha çok gözlemlemeye de başladığımı belirtmeliyim.

Ateş Bey yıllardır görüp tanık olduğu sorunları, çözüm önerilerini de sunarak yazıyor. Bunu yakından takip ediyorum.

Bir sporcu olarak değil, ama bir TSF fahri çalışanı olarak elbette önceliği, teşviği ve daveti, kendi ülke turnuvalarına veririm. Onların düzenlenmesi ve kalitelerinin arttırılması esastır. Bu konudaki çözüm önerilerim biliniyor artık diye düşünüyorum.

Ülke dışına davet ya da yönlendirme yapamam. Sporcuların kendi kararlarını da asla eleştirmem, mutlaka haklı gerekçeleri, ihtiyaçları olacaktır.
Saygı duyarım.

Kesinleşmedi henüz ama öncelikle üniversitelilere ve sevgili gençlerimize çok güzellikler sunacağız galiba.

Yakında?

Selam ve sevgilerimle?
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#13
Yurt dışı turnuvaları olsa olsa son alternatif olarak değinilebilir, çözüm sayılmazlar. Hiç kimsenin yurt dışı turnuvalarının yerel turnuvaların yerini tutabileceğine inandığını sanmıyorum. Vizesiyle, ulaşımıyla daha fazla külfet yaratırlar. Konaklamada ve yemekte bulabileceğiniz ucuzluk, olsa olsa eksiyi azaltır.

Gürcünekon kelimesi olayı güzel özetlemiş. Smile
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 2 Ziyaretçi