HIRSIZ VAR !!
#21
Mojo Jojo,
Kusura bakmayın ama emek hırsızlığı, hırsızlıkların en ağırıdır.
Bir emek hırsızına toptan karşı çıkamıyorsak bilardocular gelsin, taşlarımızı ıstakayla devirsin! Daha ne diyeyim?

1 yıl men, böylesi ağır bir suç için ödül sayılabilecek bir cezadır.
Seçenek olarak bile düşünülemeyecek hafifliktedir.

5 yıl (ya da 10 yıl) hak mahrumiyeti + reyting sıfırlanması bu suçun hak ettiği cezadır. Nedense reyting sıfırlanması konusu es geçiliyor ama, en caydırıcı yaptırım, inanın ki bu olacaktır.

Hiçkimse şunu unutmasın ki ilk kez işlenen veya işlendiği ilk kez tespit edilen suçlara verilecek cezalar, emsal (örnek) teşkil ederler. Bu emsaller ne kadar ağır olursa, suça yönelik caydırıcılık o denli güçlü olur. Hafif cezalar hiçbir anlam ifade etmezler, aksine, yanlışı pekiştirirler.

Bu adama sadece bir yıl hak mahrumiyeti verilecekse, yarın öbür gün bu hareketi yapmayı göze alacak yüzlerce satranççı yaratmış olursunuz, benden uyarması.
Ara
Cevapla
#22
Bu şahıs maçtan sonra, şoke olduğumu anlayıp sırıtarak durumu şöyle izah etmiştir; ''Ben çok çalıştım'' bu cümle bende ikinci bir şok yarattı. Çünkü ben o sıralar IM Doğan Reyhan la beraber çalışıyorum Romanya da ki Dünya Amatörler Şampiyonasına hazırlanıyorum 4 aydır. Önceki yılları da saymazsak ben hiç satranç çalışmıyor muşum hissi yaşadım inanın

Oktay bey öneriniz çok yerindedir ve olması gereken de bence bu olmalıdır. En az 5 yıl ve rating silinmesi hak edilen bir cezadır bu durumlarda.

Bu tiplerin satranca bulaşması bile yeterince ürkünç geliyor bana. Çoğumuz öğrenci yetiştiriyoruz, çocuklara nasıl izah edeceğiz bu durumu ? Çocuklar çalışın ama soytarının biri sizi böyle kandırabilir dikkat edin dikkat etmezseniz bütün emekleriniz de boşa gider mi diyeceğiz. Bu mantıkla satranç oyuncusu yetiştiremeyiz bu ülkede. Sporcular işi gücü bırakıp dedektiflik mi yapmak zorundadır ? Ne anlamı kaldı centilmenlik öğretmenin, ahlaklı sporcu olmaktan bahsetmenin, rakibe saygı duymanın, ne anlamı kalır ki satranç oynamanın, oynatmanın.

23 yıllık oyuncu olarak İddia ediyorum Türkiye de oynanan bir çok turnuvada bu tür hırsızlıklar yapılabilir durumdadır. Camianın içinde de bu konuda derin endişeleri bulunan insanlar mevcuttur. Herkes birbirinden şüphelenir hale gelecekse vay halimize,
Ara
Cevapla
#23
Sayın Jojo,

Olayın ayrıntılarına vakıf olmadan yorum yazmışsınız gibi bi izlenime kapıldım.Herhalde düşük ratingli oyuncuların zaman zaman yüksek ratinglileri yenebileceğini uzun yıllardır turnuvalara katılan bizler de biliyoruz.Ancak burada rating farkı söylediğiniz gibi 200-300 değil 500-600'a kadar çıkmaktadır.Ayrıca diğer pek çok kanıtla birlikte düşünüldüğünde hilebazlığın sadece bir oyunla sınırlı olmadığını düşünmek son derece mümkündür.

Sadece bir yıl hak mahrumiyeti son derece yetersiz kalmaktadır ve hile yaparken suçüstü yakalanmış birisinin zaten bunun utancıyla bir süre turnuvalara katılmaması kendiliğinden bile beklenebilir.Dolayısıyla ortada bence bir ceza henüz görülmemektedir.
Ara
Cevapla
#24
Bu olayın tek çözümü, sadece müsabakaların yapıldığı salona değil tuvaletlerin olduğu bölge de dahil olmak üzere oyuncuların geniş bir alanda cep telefonsuz bulunmasını sağlamaktır.
** ayrıca başka bir husus var, bu tip olaylarda hakemlerin de kusurlu olduğunu düşünüyorum.. Görevini yapmama veya yapamama olayı var.
Ara
Cevapla
#25
Mehmet Ali Kuseyri Nickli Kullanıcıdan Alıntı:Sayın Jojo,

Olayın ayrıntılarına vakıf olmadan yorum yazmışsınız gibi bi izlenime kapıldım.Herhalde düşük ratingli oyuncuların zaman zaman yüksek ratinglileri yenebileceğini uzun yıllardır turnuvalara katılan bizler de biliyoruz.Ancak burada rating farkı söylediğiniz gibi 200-300 değil 500-600'a kadar çıkmaktadır.Ayrıca diğer pek çok kanıtla birlikte düşünüldüğünde hilebazlığın sadece bir oyunla sınırlı olmadığını düşünmek son derece mümkündür.

Sadece bir yıl hak mahrumiyeti son derece yetersiz kalmaktadır ve hile yaparken suçüstü yakalanmış birisinin zaten bunun utancıyla bir süre turnuvalara katılmaması kendiliğinden bile beklenebilir.Dolayısıyla ortada bence bir ceza henüz görülmemektedir.
Mehmet Ali bey, doğru ifade edemediğimi ben de gördüm. Biraz çetrefilli anlatmışım. Daha sarih anlatmam gerekirse:

1) Bu kişinin emek hırsızı olduğunda hem fikirim. Zaten durumu suçüstü olmuş. Bunda tartışma yok.

2) Sizin ve Evrensel beyin oyunlarında da emek hırsızlığı yaptığı % 99 oranında ortada. Bunda da hem fikirim.

3) 1 yıllık cezanın caydırıcı olmadığını belirttim sanıyorum, bence oyuncunun kuvvet derecesinin sıfırlanması ve FIDE'ye bildirilerek ELO'sunun silinmesinin istenmesi caydırıcılık sağlar (bu konuda FIDE'nin bir çalışması yoksa ortak işbirliğine gidilmeli).

4) Özellikle ABD'de lisanslı sporcuların bursla desteklenmesi bu tür suç eylemlerini (hiç değilse öğrenci kitle açısından) dolaylı olarak önlüyor. Bu olaydan bağımsız olarak, mesela bir üniversite öğrencisi, satranç sebebi ile burs alsa böyle bir hırsızlığa cesaret edemez, çünkü bursu elden gider. O yüzden çok yönlü çalışmalarla bu tür hırsızlıklara sosyo-ekonomik önlemler alınmalı.

5) Yusuf bey çok güzel tespit etmiş, hakemler bu konuya önem vermiyor.

Benim tereddüt ettiğim ve tam açıklayamadığım nokta ise şu:

Oyuncuya ceza sizin turnuvada oynadığı bir oyundan verilmemiş. Başka bir turnuvada tekil bir oyundan verilmiş.

Şimdi Evrensel bey kendi oyunu ile durumu ilişkilendirip "Hırsız Var" başlığı atınca, ceza hukuku açısından bu kişiye tuhaf bir hak doğar.

Bu kişi rahatlıkla "benim ne Evrensel beyle oynadığım ne de Mehmet Ali beyle oynadığım oyun hakkında bir ceza, yaptırım veya karar yok. Suçüstü de yok. Tescillenmiş 2 oyun var. Bu sebeple, Evrensel beyin oyunu üzerinden benim adıma açılan "hırsız var" başlığı benim kişilik haklarımı rencide ediyor" diyebilir. Haklı mı, insani olarak tabii ki değil.

Sizin ve Evrensel beyin oyunlarında cheating var mı, % 99. Ama bu kişiyi haksız durumda iken birden sizden talepkar duruma getirebilirsiniz.

Nitekim başka mecralarda da bu kişi için hırsız var yazıları kullanılmaya başladı ve hepsi Evrensel beyin partisi ile bu suçu ilintilendiriyorlar. Yani amacım, bir saçmalıktan sizi korumak.

Anlatamadığım için kusura bakmayın, şimdi bu yazıyı tekrar okuyacağım, muhtemelen yine anlatamamış olabilirim Big Grin
Ara
Cevapla
#26
1- Sayın Mojo ilk yazımdan itibaren hepsini tekrar gözden geçirdim sayenizde, teşekkür ederim. Bu başlık sadece benim oyunumla ilintilendirilemez, ilk yazımdan itibaren bir çok oyuncunun hakkının gasp edildiğini ısrarla söylüyorum sadece durumu ben ortaya koyduğum için benim üzerimden yürümesi doğru değil. Hakkı yenmiş olduğuna inandığım diğer oyuncular ve gelecekte hakkı gasp edilebilecek tüm oyuncular üzerinden konuşmalıyız. Bu bağlamda yaşanan olayların hepimize birer ders olması en azından bundan sonrası için gerekli önlemlerin yöneticiler tarafından alınmasını sağlamak boynumuzun borcu olmalıdır.

2- Buraya açıklıkla tekrar yazıyorum, Bu şahıs benim oyunum dahil en az 10 tane oyunda hile-hırsızlık yapmıştır. Başka mecralarda değil tüm mecralarda konuşulsun bu konu mümkünse.

3- ''HM'' TÜRKER KINATAŞ denen şahıs lütfen bana dava aç. Ben de mahkeme de benim oyunum dahil bir çok maçta hile yaptığını ispatlayayım böylece unvanın yurt dışında da geçerlilik kazansın. Hatta Fide den senin için özel Unvan düzenlenmesi için imza kampanyası başlatacağım. Daha dur yolun başındasın yakında basın da yer alacaksın. Bu savaşı sen istedin, istediğini fazlasıyla alacaksın.

4- Şimdi düşündüm de sayın Mojo bir konuda haklısınız. Mağdur olan bizler olduğumuza göre belki de biz dava açmalıyız. Bu HM ile oynayan sayın satranç emekçileri, oyuncular açık çağrı yapıyorum sizlere lütfen notasyonlarınızı bana ulaştırma konusunda iletişim kuralım bu adamın tüm oyunlarını analiz edelim ve hukuki süreciyle ben ilgileneyim, sizlerden tek ricam notasyon kağıtlarınız. Bakalım HM unvanını tescil ettirebilecek miyim.
Ara
Cevapla
#27
Ancak şurada bir yanılgı var; Hile, oyunun analizleri ile ispatlanmaz.. Hile, yapan kişinin cep telefonundan ya da başka bir cihazdan ya da dışarıdan başka bir kişiden hamle aldığının ispatı ile olur (suç üstü, fotoğraf veya kamera kayıtları, hakemin tanık olup müdahelesi vs..) Bir oyuncu, rating'i ne kadar düşük olursa olsun karşısındakini (ne kadar güçlü olsa bile) yense bile bu durum, o maçın analiz edilip (hadi diyelim, tesadüfen de, bilgisayar programları ile aynı olan hamleler olsa bile) hile yapıldığı sonucuna götürmemeli.. Bu arayış ve mantık bana hatalı geliyor..
Yani, UKD puanım 1787 , bir ELO m bile yok Smile ben şimdi Türkiye Şampiyonasına gitsem..ciddi ciddi ilk 3 e girsem..maçlarım analiz edilip hile yaptığım sonucuna mı gidilmeli? demem şu ki; Bu olayı kast etmiyorum ama bu tip olaylarda maç analizleri ile sonuca ulaşmak hatalı olabilir.. Ya o zan altında bırakılan kişi, emeği ile aldıysa o sonucu.. Bu detayın farkında olmalıyız..
Ara
Cevapla
#28
Hukukta bir suçtan diğerine ulaşmak mümkündür. ortada bir hırsızlık var ve suçunu kabul ettiğini bildiğimiz ve ceza almış bir hırsız var. Geride parmak izi bıraktığı ama suçlanmadığı hırsızlıklar var. Hukuken bilirkişi görüşüyle diğer maçlarda da hırsızlık yaptığı ispatlanabilir. Bir kişinin satranç bilgisini ölçmek mümkündür dolayısıyla ölçülebilir somut veriler kanıt olarak sunulabilir. Mesele zayıf bir oyuncunun kendinden kuvvetli bir oyuncuyu arada bir yenmesi değil, sürekli olarak bunu yapması ve sonunda da yakalanmış olduğu gerçeğidir.

Bu hukuk mücadelesinin biraz çetrefilli olacağını düşündüğünüze göre ilgili önerimi değiştireyim o zaman; oyuncuların notasyon kağıtlarını alayım, hırsız var diye bağırmaya devam edeyim Hırsız Master da ben hırsız değilim diye dava açınca kendimi savunayım bari Smile
Ara
Cevapla
#29
Biraz da gülelim diye Sevgili dostum ''Erhan SAYIN'' ın konu ile ilgili görüşlerini kendisinden izin alarak buraya yazıyorum.

HM Türker Kınataş Fide başkanı olsaydı

* Fide 'de yapılmış baskında ayakkabı kutularında çalınmış elolar ve rüşvet olarak verilmiş ünvanlar bulundu.
* Pc ile beraber oynadık biz bu varyantı
* Dragon oynadık ama dragonlaşmadık
* Anand'dı da al git
* Benim GM' me remi teklif ettiler
* Biz Caro kann ı da biliriz, hem de atak biliriz !
* Kimse kusura bakmasın izole piyonumuzu 2-3 hafif taşa yedirmeyiz
* Satrançta ki rus ve ermeni lobisinin oyununa gelmeyiz
* Devletin hakemine taş fırlattılar, turnuva salonunda bira içtiler
* Duble piyon yaptırdık halkımıza sunduk
* Evet İSD yi yıktırıp yerine satranç mimarili cami yaptıracağım
* One Minut ( bullet ) satrancı öldürür
* Arttırmalı zaman temposu haramdır, faiz lobisinin işidir.
Smile Smile Smile
Ara
Cevapla
#30
Sevgili Evrensel merhaba,

Konuyu ilgiyle takip ediyorum. Merak ettiğim şudur;
Turnuvada kendi maçın esnasında masadan kaç kez kalktı bu arkadaş? Şüphelendin mi?
Ya da aklına hakemleri uyarmak geldi mi?
O turnuvada başka şüphelenen sporcular da oldu mu?
O sporcuların da yazılı sözlü itirazları mevcut mudur?
Söylediklerin çok ciddi.
Haksızlığa uğradığını düşünüyorum.
Notasyon kağıtlarından bir kanıta ulaşabileceğini sanmıyorum.
Ancak belirti verebilir.
Ama olayın kanıtlanması başka bir durumdur.

Durum bu arkadaşımız için çok vahim, talihsizlik. Gerçekten büyük pişmanlık da duymuş olabilir sonraları.
Onunla daha sonradan iletişime geçebildin mi?
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#31
AYRICA, O SÖZ KONUSU MAÇI YAYINLAYABİLİR MİSİN?
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#32
Aşkın abi öncelikle merhaba, Öğrendiğimize göre ceketinin içindeki bir bölmeye saklamış olduğu telefonu kullanıyor bu adam. Ben eve gidip maçı analiz edince şüphelendim, maç sırasında bu vatandaş masadan kalkmadı bile dolayısıyla kimsenin bu kadar korkusuzca maç devam ederken masanın altından telefon açabileceğini düşünemezdim. Tezim şu yönde ;Bu vatandaş biraz kilolu ve sürekli geniş bir ceket giyiyor. satranç masası, göbeği ve ceketi ile bacaklarının arasındaki alan da kapalı bir bölge haline geliyor.

Çatalca turnuvasında Aydın Ağaoğlu 2. turda şüpheleniyor ve durumu hakemlere iletiyor. sanıyorum 3. turda enseleniyor. Menderes Sargın olayın ayrıntılarını http://satrancakademisi.blogspot.com/201...-olay.html adresinde isim vermeden yazmış. Notasyonu yakın zamanda sana gönderirim.

Derdim benim oyunumda hile yapıldığının kanıtlanması değil o işi çoktan geçtim ben.Mağdur olduğunu düşünen herkesin oyunlarını toplayıp bir bakalım ne çıkacak ortaya Derdim bu ve bunun gibi hırsızlara göz açtırmamak.

Pişmanlık duymak; bu tanımı açalım mı abi biraz, suç işleyince mi pişman olur insan yoksa yakalanınca mı ? Yakalandığında pişman oluyorsa aslında yakalandığı için pişman oluyordur suç işlediği için değil. Bu şahısın kaç kişinin canını yaktığını tsf ukd sorgulamadan görebiliriz ve pişman olmadığını da anlayabiliriz sanırım. Pişmanlık istemiyorum, adalet istiyorum en basit haliyle, en azından gelecek için !! Federasyonun gerekli organlarının toplanarak bu konuda gerçekçi ve caydırıcı cezalar uygulaması gerekiyor.

İfşa ediyorum,HIRSIZ VAR. Yarın bir gün turnuvada görürsem yüksek sesle Hırsız var diye bağıracağım turnuvanın ortasında. Yaptıklarımı ve yapacaklarımı beğenmeyebilir insanlar ama ben hiç politik olamadım, kıvırmadım. Salt gerçeği herkesin yüzüne söylüyorum, söylemeye de devam edeceğim. Saygılarımla.
Ara
Cevapla
#33
Pişmanlığı af anlamında kullanmadım. Benim söylemek istediğim şey,bu olayın aslında yaşandığı tarihten çok önceleri, özellikle yaz turnuvalarında gelişen, yabancı sporcuların turnuva alanında aralarındaki serbestçe iletişimlerine de dikkat çekmekti.
Ben ülkemizin öncülüğünü yapacağı bir düzenleme arzu ederim. FİDE den bağımlı ya da bağımsız. Satranç toplumunun, yarışmacı sporcuların hakkını hukukunu koruyacak düzenlemeler yapabilmeliyiz. Hem de hiç vakit geçirmeden.
Toplumumuz her alanda her şeye rağmen kazanmaya endeksli yetiştiriliyor. Bizler çocukluğumuzda büyüklerimizin hayat mücadelelerine tanıklık yaparak hayata atıldık. Oysa şimdi çocuklarımız teknolojik çağın süratli gelişmesine tanık olarak yaşıyorlar. Bir tıklamayla her şey, her sorunun cevabı önlerinde...
Ve bu gibi durumlar onları çok çekiyor, cezbediyor. Okul yaşantılarından bilirim.

Onlar adına bir şeyler yapabilmeliyiz. Kendi irademizi ortaya koymalıyız!

Bu sütundaki fotoğraf çok önemli.
KENDİNE GÜVENİ TAM BİR ŞAMPİYON ADAYI, KENDİSİNİN ARANMA ve KONTROLÜNE İZİN VERİYOR.
Muhteşem bir örnek!
Fotoğrafı buraya koyan arkadaşıma teşekkür ederim.

Bu fotoğraf çağımızdaki sporun, centilmenliğin, sporcuya saygının ülkeler arası barış ve dostluk anlayışının toplumsal gelişme adına en özlü fotoğrafıdır.
Bence her turnuva salonuna bir şekilde görüntüsü yansıtılmalıdır.

Evrensel kardeşim,
Bu haklı davanda yanındayım.
Emek hırsızlığının cezası şu anda ne kadar tatminkar gözükmese de caydırıcılığı senin de işaret ettiğin gibi çok daha önemlidir.
Yeni düzenleme gereklidir.
ÖSF dan çok akılcı, boşluk doldurucu öneriler çıkacaktır.
Sevgilerimle...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#34
Abicim oyunu özelden gönderdim genel olarak uzman görüşünü alabilir miyim acaba
Ara
Cevapla
#35
Söylediklerinde haklısın!
Satranç sporculuğu benden çok daha yeterli, yenilikleri takip eden bir kaç arkadaşımla iletişime geçtim.
Bilgisayarla da nacizane inceledim.
Büyük bölümü söylediklerinle örtüşüyor. Diğer bahsettiğin oyunlarda da benzer durum söz konusu olabilir. Çok kuvvetle muhtemel olmasına rağmen, kanıtlamanın yöntemi bu değil!
Yani senin diğer oyunlara ulaşmanda ancak verileri güçlendirecektir.
Fakat bu forumun en öncelikli amacı sporcular antrenörler, hakemler ve veliler arasında iletişimi güçlendirmekse eğer, bizleri aydınlattığın , uyardığın için tekrar teşekkür ederim.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#36
Aşkın abi oyunu incelediğin ve görüş belirttiğin için çok teşekkür ederim.
Şimdi asıl soruya gelelim gelecek adına Federasyonun bu konuda acilen ve gerçekten bir şeyler yapmasını sağlamak için neler yapmalıyız ?
Ara
Cevapla
#37
M.Aşkın TAŞAN Nickli Kullanıcıdan Alıntı:Çok kuvvetle muhtemel olmasına rağmen, kanıtlamanın yöntemi bu değil!
Merhaba Aşkın Bey, TSF Kurullarından birisi olarak, herkesteki ortak kanaate göre TSF'yi temsilen bu forumda yazıyorsunuz. Bu konuda TSF'ye ve hatta biliyorsanız FIDE'ye göre "kanıtlamanın yöntemi"ni merak ediyorum. Hangi durumlarda sporcular ceza alıyor, hangi durumlarda yeterli kanıt olmadığı düşünülüyor. Bu konuda somut bir çizgi var mıdır?
Ara
Cevapla
#38
Sn. DİNÇER,
Bu olayda durum tespiti zaten yapılmış ve suç üstü kanıtlara ulaşılmıştır.
Tek başına,başka hiçbir delil göstermeksizin sadece notasyon kağıtlarından yapılacak incelemenin yeterli olamayacağını düşünüyorum. Böyle bir inceleme sonrası verilecek karar sağlıklı olmaz, tartışmalara ve kaosa sebep olur. Oysa kanıtlama olayı, kimsenin aksini ortaya koyamayacağı, karşı çıkamayacağı hukuki bir durumdur.
Örneğin turnuvada ayakkabısının içinde satranç programı bulunduran bir sporcunun yakalandıktan sonra, hatta satrancı bıraktığını açıklamasına rağmen akabinde başka bir turnuvada da sırtında ceketinin içinde çeşitli kablolarla, değişik düzeneklerle yakalanması, suç üstü yapılması gibi.
Bunu anlatmak istedim.
AMA BENCE TARTIŞMAMIZ, KARARLAŞTIRILMASI GEREKEN DURUM ALINABİLECEK ÖNLEMLER, TSF OLARAK YAPABİLECEĞİMİZ DÜZENLEMELERDİR. Bu konuda üye ülke federasyonu olarak yetkimiz olup olmadığı da tartışılabilir.

Bildiğim kadarıyla FİDE bu konuda şu ana kadar sadece hakemlere aynı cinsten olmak şartıyla üst arama yetkisi veren düzenlemeye gitmiştir.
Ancak bunun doğru olup olmaması ya da yeterli olup olmaması tartışılmalıdır.
Yeni düzenleme gereklidir, sebeplerini önceki yazımda aktarmıştım.

Değerli arkadaşım,
YAZILARIMDA KENDİ GÖRÜŞLERİMİ AKTARMAYA ÇALIŞIYORUM.

SAYGILARIMLA...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#39
Yapılacak düzenlemeler için;
a- Hile yapanı bulup, cezasının tespitine yönelik düzenlemeler,
b- Salonda bu tip cihazların girişini engellemeye yönelik teknolojik çalışmalar,
c- ...,
konularında öneri boyutunda da tartışılabilir.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#40
M.Aşkın TAŞAN Nickli Kullanıcıdan Alıntı:Örneğin turnuvada ayakkabısının içinde satranç programı bulunduran bir sporcunun yakalandıktan sonra, hatta satrancı bıraktığını açıklamasına rağmen akabinde başka bir turnuvada da sırtında ceketinin içinde çeşitli kablolarla, değişik düzeneklerle yakalanması, suç üstü yapılması gibi.

Aşkın Bey yukarıdaki tarifinizden bir robot ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılıyor. Ayakkabıda satranç programı, sırtta kablolar vs... Ama siz herhalde bir robottan değil Bulgar oyuncu Ivanov'dan bahsediyorsunuz. Bunları nereden duyduğunuzu bilmiyorum ama adı geçen oyuncunun ne ayakkabısından bir düzenek ne de sırtından kablo çıkmıştır. Sırttaki kablonun nereye gittiğini, kablonun ne işe yaradığını ve her şeyimizin kablosuz olduğu 2013 yılında sırta takılan kablo ile ne tür bir veri ya da güç transferi yapılabileceğini de benim hayal dünyam izah edemiyor.

Ivanov hakkında çok güçlü şüpheler var. Bir satranç geçmişi olmamasına rağmen bir çok yüksek ratingli oyuncuyu yenmesi, zaman zaman performansının akıl almaz şekilde düşmesi, son zamanlarda girdiği turnuvalarda üst üste ratinginin çok üstünde başarı göstermesi dikkat çekiyor. Ancak bugüne kadar bu şüpheler ispat edilemedi. Bir kaç ay önce girdiği turnuvada rakibinin ısrarı üzerine yapılan üst aramasında ayakkabılarını çıkartmayı kabul etmediği için ayakkabı düzeneği fikri ortaya çıktı. Son olayda yapılan aramada ise kablo falan bulunmamış sadece, bant izleri olduğu iddia edilmiştir.

Hem Ivanov ve diğer benzer vakalar hem de ülkemizde yaşanan deneyim, FIDE ve TSF'nin bu konuda ne kadar hazırlıksız olduğunu gösteriyor. Disiplin kurulunun konuyla ilgili yazısında ceza 'Hileli ve danışıklı satranç turnuvası yaptırmak' maddesinden verilmiş. Demek ki TSF'nin disiplin yönetmeliğinde konuyla bire bir örtüşen bir ceza maddesi de yok. Bugüne kadar gündeme gelen olaylar sonrasında sporcu ve hakemlere yönelik herhangi bir bilgilendirme ve eğitim çalışması yapıldığını da duymadık.

2013 nasıldı bilmiyorum ama 2012 Temmuz ayında yapılan, Polgar,Mamedyarov,Adams,Bologan,Kasimdzhanov,Tiviakov vb gibi dünyaca ünlü oyuncuların yer aldığı 1. Lig karşılaşmalarında oyuncular sigara içmek için, turnuva salonundan neredeyse 200 metre ileride olan otel girişine çıkıyorlar, oyun devam ederken orada istedikleri herkesle konuşabiliyorlardı.

Sağlıksız turnuva ortamı, bilgisizlik, hakemlerin konuyla ilgili deneyimsizliği vs eklendiğinde, bu kadar önlem alınmayan bir durumda elbette sürekli söylentiler artmakta. Bakın ülkemizde son yıllarda doping olaylarının artmasının önemli nedenlerinden biri, Türkiye'nin yıllardır Dünya Anti Doping Ajansının denetim sistemine girmekten kaçmasıdır. İnsanların hata yapmasını engelleyecek önlemler alınmadan ilk yakaladığımız kişiye 5 yıl- 10 yıl ceza vermek neyi değiştirecek? Buradan soruyorum Türkiye Satranç Federasyonu içinde hangi görevli, yönetici veya sorumlu, satrançta bilgisayar kullanımı, hile, şike vb konularda yeterli donanıma sahip?

Aynı kişiyle üst üste 2 oyun oynatılan ve tüm dünyada terk edilmiş Schveningen turnuvaları kendi eliyle düzenleyen, liglerde bile son turlarda açık açık yapılan anlaşmalı beraberliklere göz yuman bir sistemimiz var.

Kişiler üzerinden ceza avına çıkmak bize bir şey kazandırmaz. Önce TSF bu konuda güncel durumu takip etmeli, tartışılan yöntemler üzerinde uzman kişilerin görüşü doğrultusunda hile ve şike konusunda önlemler kısa zamanda alınmalıdır. Ardından sporcular ve hakemler, turnuva organizatörleri bilinçlendirilmeli, gerekli ceza maddeleri ilgili yönetmeliklere konulmalıdır. Bunlar yapılmadan yapılacak cadı avları, önceden örneklerini gördüğümüz şekilde bir noktadan sonra kişilik haklarına da saldırı niteliği taşıyacaktır.
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi