<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Özgür Satranç Forum - İletmek İstedikleriniz]]></title>
		<link>http://forum.satranc.biz/</link>
		<description><![CDATA[Özgür Satranç Forum - http://forum.satranc.biz]]></description>
		<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:12:08 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiye Satranç Federasyonuna Bir Büyük Teşekkür: 2026 Türkiye Yaş Grupları]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=5000</link>
			<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 18:02:10 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=51">ibrahimethemAy</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=5000</guid>
			<description><![CDATA[2026 Türkiye Yaş Grupları Şampiyonası tamamlandı. <br />
Kusursuza yakın ve bir de büyük devrime tanık olduk organizasyon açısından.<br />
İlk gün düzen oturana kadar yaşanan bir takım aksaklıklar hızla çözüldü, hava muhalefeti nedeniyle bazı turlar yarım saat rötarlı başladı ama sebebi sporcuları mağdur etmemek idi.<br />
2002 yılında Naturland'de düzenlenen turnuvada sporcu olarak yarışmıştım, 5-6 kez bu turnuvada sporcu olarak bulundum. 16 yaş kategorisinde de milli takım havuzuna seçilmiştim ama ilk kez veli olarak turnuvaya dahil oldum. En zoru veli olmakmış <img src="http://forum.satranc.biz/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /><br />
Federasyonu sırf eleştirmiş olmak için eleştiren, haksız yere yüklenen insanları görünce bu ülkenin geleceği adına endişelendim. Biz ne zaman böyle insanlar olduk? <br />
2002 yılında Naturland'deki turnuva 7 saat geç başlamıştı ama bu turnuvadaki kadar tepki olmamıştı. İlk gün altı üstü yarım saat rötar, hava muhalefeti nedeniyle, salonda her şey hazırken ve sporcuları korumak için uygulanmışken bu öfke niye?<br />
Geçmiş yıllarda merhum Ateş Ülker Hocamızın bana yaş grupları turnuvası ile ilgili yazdığı bir mesaj vardı Özgür Satranç Forum'un özel mesaj sistemi üzerinden. Şöyle diyordu Ateş Hocamız 2008 yılındaki yaş grupları turnuvasında otelin dışındaki yardım çadırında bekleyen velilerden bahsederken: "Çadırsız ve tek ayak üstünde bekleyecekler" <br />
Bu turnuvada ise otelin tüm bölümleri tüm dış katılımcılara üstelik hiçbir ücret istenmeden açıldı. Bu bir devrimdir. <br />
Ateş ÜLKER Hocamız sağ olsaydı da bugünleri görseydi.<br />
Ben bu devrimi gerçekleştiren Başkan Fethi Apaydın ve yönetimini saygıyla selamlıyorum. <br />
Elbette devrimler sancılı olur.<br />
Seneye eminim daha kusursuz bir organizasyon sağlanacaktır.<br />
Biz bir dış katılımcı olarak çok mutlu ayrıldık turnuvadan.<br />
O kadar haksız eleştirinin olduğu bir ortamda, vicdanen bu mesajı yazmak istedim. <br />
Selam ile..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[2026 Türkiye Yaş Grupları Şampiyonası tamamlandı. <br />
Kusursuza yakın ve bir de büyük devrime tanık olduk organizasyon açısından.<br />
İlk gün düzen oturana kadar yaşanan bir takım aksaklıklar hızla çözüldü, hava muhalefeti nedeniyle bazı turlar yarım saat rötarlı başladı ama sebebi sporcuları mağdur etmemek idi.<br />
2002 yılında Naturland'de düzenlenen turnuvada sporcu olarak yarışmıştım, 5-6 kez bu turnuvada sporcu olarak bulundum. 16 yaş kategorisinde de milli takım havuzuna seçilmiştim ama ilk kez veli olarak turnuvaya dahil oldum. En zoru veli olmakmış <img src="http://forum.satranc.biz/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /><br />
Federasyonu sırf eleştirmiş olmak için eleştiren, haksız yere yüklenen insanları görünce bu ülkenin geleceği adına endişelendim. Biz ne zaman böyle insanlar olduk? <br />
2002 yılında Naturland'deki turnuva 7 saat geç başlamıştı ama bu turnuvadaki kadar tepki olmamıştı. İlk gün altı üstü yarım saat rötar, hava muhalefeti nedeniyle, salonda her şey hazırken ve sporcuları korumak için uygulanmışken bu öfke niye?<br />
Geçmiş yıllarda merhum Ateş Ülker Hocamızın bana yaş grupları turnuvası ile ilgili yazdığı bir mesaj vardı Özgür Satranç Forum'un özel mesaj sistemi üzerinden. Şöyle diyordu Ateş Hocamız 2008 yılındaki yaş grupları turnuvasında otelin dışındaki yardım çadırında bekleyen velilerden bahsederken: "Çadırsız ve tek ayak üstünde bekleyecekler" <br />
Bu turnuvada ise otelin tüm bölümleri tüm dış katılımcılara üstelik hiçbir ücret istenmeden açıldı. Bu bir devrimdir. <br />
Ateş ÜLKER Hocamız sağ olsaydı da bugünleri görseydi.<br />
Ben bu devrimi gerçekleştiren Başkan Fethi Apaydın ve yönetimini saygıyla selamlıyorum. <br />
Elbette devrimler sancılı olur.<br />
Seneye eminim daha kusursuz bir organizasyon sağlanacaktır.<br />
Biz bir dış katılımcı olarak çok mutlu ayrıldık turnuvadan.<br />
O kadar haksız eleştirinin olduğu bir ortamda, vicdanen bu mesajı yazmak istedim. <br />
Selam ile..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sevgili TSF Yönetimi]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4998</link>
			<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 07:18:44 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=1380">M.Aşkın TAŞAN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4998</guid>
			<description><![CDATA[Sevgili TSF Yönetimi,<br />
Tabandan gelen onca yakınma, uyarı ve önerilere kulak vermediniz. Size göre TSF geçici bir kurum değil, sadece sizin makamınız… <br />
Öyle mi düşünüyorsunuz?<br />
Bir şeyler yapmaya karar verdiniz. Güzel şeyler yaptığınızı düşünüyorsunuz ve bunları anlatmaya çalışıyorsunuz değil mi? <br />
Peki, tabanda sadece bu yıl kimlerin satrancın dışında kaldığınızdan haberiniz var mı?<br />
Hiç araştırdınız mı? Aylarca geminin su aldığını anlatmaya çalıştık hiç kulak verdiniz mi?<br />
Bir zamanlar bir milyon lisanslı sporcumuzun olduğunun iddia edildiği bir süreçte aslında sadece kaç aktif sporcumuzun olduğunu biliyor musunuz?<br />
Yayınladığınızı istatistiklerde son 3 yıla ya da geçen dönemlere göre yeni çıkarılan lisanslı sporcu sayılarının grafiğini yayınlayabildiniz mi?<br />
Ya da sadece bu yıl vize yapabilen sporcu sayısının geçen yıllara göre dağılımını içeren bir grafik bilgisi verebildiniz mi?<br />
Dışarıda kalan, lisans çıkaramayan ya da vize yapamayan sporcu sayılarının istatistiğini de verebilir misiniz? Bu konularda bir araştırmanız oldu mu? Bundan daha önemli olan hangi konuyu öncelikli olarak görebilirsiniz ki?<br />
Geminin altına bakıyor musunuz hiç?<br />
Bir zamanlar çok uzun süreler lisanslı olan ama şimdi 4 ay bile geçmeden hala lisansını vize yaptıramadığı için ilinde turnuvalara katılamayan sporcularımız hakkında neler düşünüyorsunuz?<br />
Mesela bu sporcularımızın bulduğu çözümlerden haberdar mısınız?<br />
Ya satranç camiasına yeni lisans çıkaramadığı için turnuvalara katılamayan içi satranç sevgisiyle dolu son derece yetenekli mini yavrularımız için düşünceleriniz nelerdir? Onların nerelere yöneldiklerinden haberdar mısınız?<br />
Katılım için TSF tarafından organize edilen ve sizin düzenlediğiniz turnuvalar yerine, artık onlar için çok daha keyif veren Lichess, Chess.com turnuvalarına kalıcı olarak yönelmeleri sizin için bir anlam taşıyor mu?<br />
Bu çocukların satranç eğitimcilerinin onları satranç ile tanıştırıp sevdirip ama lisans çıkaramaması yüzünden velilerinin nezdindeki konumlarının farkında mısınız?<br />
Hani satrançta konum değerlendirmesi yaparız. Bu konudaki konum değerlendirmeniz nedir?<br />
Bana inanılmaz geliyor ama artık bu çocukların da katılabildikleri turnuvalar var. Hem de çok daha rahat ve keyifli. Oturdukları yerden cips yer ve kola içerken oynadıkları on-line turnuvalar onlara artık sizin tek seçenek olmadığınızı öğretti. Artık onlara ve ondan sonra gelecek nesillere hizmet vermekten kurtuldunuz. Tabi bu sayede lisans gelirlerinden de…<br />
TSF nin tek seçenek olmadığını öğrettiniz bu çocuklara. Buna başarı diyebilir miyiz?<br />
Bu çocuklar gelecek nesillerin öncüleri oldular şimdiden. Çok yakın bir gelecekte çığ gibi büyüyecek bu kitle satranç adına size bir şey ifade ediyor mu?<br />
Sizce kaybedilmiş bir kitle değil midir?<br />
İster inanın ister inanmayın, ÜLKEMİZDEKİ GERÇEK ARTIK BU.<br />
Piyonlar olmadan Şah ve Vezirin hiçbir anlamı yoktur. Kendinize kurduğunuz Kale de kontrolünüzdeki Atlar ve Filler de yakın zamanda sizi terk edebilir.<br />
UMARIM HAYATIMIZI ADADIĞIMIZ SATRANÇ İÇİNDE TSF ZAMANLA ÇÖKÜŞ YAŞAMAZ. ÖYLE Kİ ZAMANINDA ALMADIĞINIZ ÖNLEMLER SİZİ BU EN ÖNCELİKLİ İŞİNİZDEN ETMEZ.<br />
Sandığınızdan çok daha ilerisini görebiliyoruz. Çünkü sahadayız. Çünkü çocuklarımızla birlikteyiz. Çünkü onlara hala satrancı sevdirebiliyoruz.<br />
Saygı ve selamlarımla]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sevgili TSF Yönetimi,<br />
Tabandan gelen onca yakınma, uyarı ve önerilere kulak vermediniz. Size göre TSF geçici bir kurum değil, sadece sizin makamınız… <br />
Öyle mi düşünüyorsunuz?<br />
Bir şeyler yapmaya karar verdiniz. Güzel şeyler yaptığınızı düşünüyorsunuz ve bunları anlatmaya çalışıyorsunuz değil mi? <br />
Peki, tabanda sadece bu yıl kimlerin satrancın dışında kaldığınızdan haberiniz var mı?<br />
Hiç araştırdınız mı? Aylarca geminin su aldığını anlatmaya çalıştık hiç kulak verdiniz mi?<br />
Bir zamanlar bir milyon lisanslı sporcumuzun olduğunun iddia edildiği bir süreçte aslında sadece kaç aktif sporcumuzun olduğunu biliyor musunuz?<br />
Yayınladığınızı istatistiklerde son 3 yıla ya da geçen dönemlere göre yeni çıkarılan lisanslı sporcu sayılarının grafiğini yayınlayabildiniz mi?<br />
Ya da sadece bu yıl vize yapabilen sporcu sayısının geçen yıllara göre dağılımını içeren bir grafik bilgisi verebildiniz mi?<br />
Dışarıda kalan, lisans çıkaramayan ya da vize yapamayan sporcu sayılarının istatistiğini de verebilir misiniz? Bu konularda bir araştırmanız oldu mu? Bundan daha önemli olan hangi konuyu öncelikli olarak görebilirsiniz ki?<br />
Geminin altına bakıyor musunuz hiç?<br />
Bir zamanlar çok uzun süreler lisanslı olan ama şimdi 4 ay bile geçmeden hala lisansını vize yaptıramadığı için ilinde turnuvalara katılamayan sporcularımız hakkında neler düşünüyorsunuz?<br />
Mesela bu sporcularımızın bulduğu çözümlerden haberdar mısınız?<br />
Ya satranç camiasına yeni lisans çıkaramadığı için turnuvalara katılamayan içi satranç sevgisiyle dolu son derece yetenekli mini yavrularımız için düşünceleriniz nelerdir? Onların nerelere yöneldiklerinden haberdar mısınız?<br />
Katılım için TSF tarafından organize edilen ve sizin düzenlediğiniz turnuvalar yerine, artık onlar için çok daha keyif veren Lichess, Chess.com turnuvalarına kalıcı olarak yönelmeleri sizin için bir anlam taşıyor mu?<br />
Bu çocukların satranç eğitimcilerinin onları satranç ile tanıştırıp sevdirip ama lisans çıkaramaması yüzünden velilerinin nezdindeki konumlarının farkında mısınız?<br />
Hani satrançta konum değerlendirmesi yaparız. Bu konudaki konum değerlendirmeniz nedir?<br />
Bana inanılmaz geliyor ama artık bu çocukların da katılabildikleri turnuvalar var. Hem de çok daha rahat ve keyifli. Oturdukları yerden cips yer ve kola içerken oynadıkları on-line turnuvalar onlara artık sizin tek seçenek olmadığınızı öğretti. Artık onlara ve ondan sonra gelecek nesillere hizmet vermekten kurtuldunuz. Tabi bu sayede lisans gelirlerinden de…<br />
TSF nin tek seçenek olmadığını öğrettiniz bu çocuklara. Buna başarı diyebilir miyiz?<br />
Bu çocuklar gelecek nesillerin öncüleri oldular şimdiden. Çok yakın bir gelecekte çığ gibi büyüyecek bu kitle satranç adına size bir şey ifade ediyor mu?<br />
Sizce kaybedilmiş bir kitle değil midir?<br />
İster inanın ister inanmayın, ÜLKEMİZDEKİ GERÇEK ARTIK BU.<br />
Piyonlar olmadan Şah ve Vezirin hiçbir anlamı yoktur. Kendinize kurduğunuz Kale de kontrolünüzdeki Atlar ve Filler de yakın zamanda sizi terk edebilir.<br />
UMARIM HAYATIMIZI ADADIĞIMIZ SATRANÇ İÇİNDE TSF ZAMANLA ÇÖKÜŞ YAŞAMAZ. ÖYLE Kİ ZAMANINDA ALMADIĞINIZ ÖNLEMLER SİZİ BU EN ÖNCELİKLİ İŞİNİZDEN ETMEZ.<br />
Sandığınızdan çok daha ilerisini görebiliyoruz. Çünkü sahadayız. Çünkü çocuklarımızla birlikteyiz. Çünkü onlara hala satrancı sevdirebiliyoruz.<br />
Saygı ve selamlarımla]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[SPONSORDAN DAHA DA ÖNEMLİSİ...]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4997</link>
			<pubDate>Sun, 07 Dec 2025 12:59:31 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=1380">M.Aşkın TAŞAN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4997</guid>
			<description><![CDATA[TSF eğer son anda yeni bir gelişme olmaz ise sadece SPONSORUNU kaybetmedi. Yeri dolar mı bilemem ama sponsordan çok daha önemli bir kaybı daha var. Kurumun en öncelikli görevini yapamaz duruma gelmesi bu durumda kaçınılmazdır.<br />
 <br />
LİSANS durumunu çok önceden uyardık. Ben ilk defa satranç sürecimde bu kadar ani ve çok sayıda yeni katılımcı 2019 lu sporcu adaylarının, aileleri tarafından vazgeçilerek lisans çıkarılmadığını gördüm. <br />
Bu konuda lisans çıkarımını kolaylaştırmak için uygulayıcı kurum olarak diğer devlet kurumlarını harekete geçirin dedik. <br />
Her ilde eşit ve adil sağlık kontrolü imkanların olmadığını biliyorduk. Bunu da uyardık.<br />
Gerekirse geniş katılımlı Çalıştay ya da şura toplayıp devlet kurumlarının gözü önünde tabana sorun dedik.<br />
İllerdeki iç işleyişe karışmayın dedik. Bu seçilerek gelen il temsilcilerinin şevkini kırar ve arkasında çok nitelikli kamusal destek olan illerde GÜVEN ÖRSELENMESİ yaşatır dedik.<br />
Geçmişte görev yapanları, yenilerini yerine ve onların önüne koymaya çalışmayın dedik. Bazı yerel destekler ve başka yerel sponsorlar da kaçar dedik. Bunun birçok yerde olduğunu sponsorların ilgisizlik ya da kaba yaklaşımlar sonucu geri adım attıklarını biliyorum.<br />
Ulusal Takımların işleyişinde adil olun dedik. Kimseyi ötekileştirmeyin ve mutlaka denge kurun dedik.<br />
Tüm bunlar aslında o günlerden bir işaret idi.<br />
Daha o kadar çok şey yazdık ve uyardık ki…<br />
Duymadılar belki de okumadılar.<br />
AMA TABANIN SESİNE DE HİÇ KULAK VERMEDİLER.<br />
Umarım çözüm bulabilirler ve bunu gerçekten de çok isterim.<br />
Çünkü satranççı çözüm arar.<br />
Eğer satrancı gerçekten satranççılar yönetiyorsa çözüm vardır demektir.<br />
Ama eğer yönetme yetisi yoksa ve hatalarda ısrar edilirse o zaman hep birlikte kaybettik demektir.<br />
Ve sonuç olarak…<br />
CÜPPELİ HAKLI ÇIKAR: “Satranç oynayan kişi insanların en yalancısıdır"]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TSF eğer son anda yeni bir gelişme olmaz ise sadece SPONSORUNU kaybetmedi. Yeri dolar mı bilemem ama sponsordan çok daha önemli bir kaybı daha var. Kurumun en öncelikli görevini yapamaz duruma gelmesi bu durumda kaçınılmazdır.<br />
 <br />
LİSANS durumunu çok önceden uyardık. Ben ilk defa satranç sürecimde bu kadar ani ve çok sayıda yeni katılımcı 2019 lu sporcu adaylarının, aileleri tarafından vazgeçilerek lisans çıkarılmadığını gördüm. <br />
Bu konuda lisans çıkarımını kolaylaştırmak için uygulayıcı kurum olarak diğer devlet kurumlarını harekete geçirin dedik. <br />
Her ilde eşit ve adil sağlık kontrolü imkanların olmadığını biliyorduk. Bunu da uyardık.<br />
Gerekirse geniş katılımlı Çalıştay ya da şura toplayıp devlet kurumlarının gözü önünde tabana sorun dedik.<br />
İllerdeki iç işleyişe karışmayın dedik. Bu seçilerek gelen il temsilcilerinin şevkini kırar ve arkasında çok nitelikli kamusal destek olan illerde GÜVEN ÖRSELENMESİ yaşatır dedik.<br />
Geçmişte görev yapanları, yenilerini yerine ve onların önüne koymaya çalışmayın dedik. Bazı yerel destekler ve başka yerel sponsorlar da kaçar dedik. Bunun birçok yerde olduğunu sponsorların ilgisizlik ya da kaba yaklaşımlar sonucu geri adım attıklarını biliyorum.<br />
Ulusal Takımların işleyişinde adil olun dedik. Kimseyi ötekileştirmeyin ve mutlaka denge kurun dedik.<br />
Tüm bunlar aslında o günlerden bir işaret idi.<br />
Daha o kadar çok şey yazdık ve uyardık ki…<br />
Duymadılar belki de okumadılar.<br />
AMA TABANIN SESİNE DE HİÇ KULAK VERMEDİLER.<br />
Umarım çözüm bulabilirler ve bunu gerçekten de çok isterim.<br />
Çünkü satranççı çözüm arar.<br />
Eğer satrancı gerçekten satranççılar yönetiyorsa çözüm vardır demektir.<br />
Ama eğer yönetme yetisi yoksa ve hatalarda ısrar edilirse o zaman hep birlikte kaybettik demektir.<br />
Ve sonuç olarak…<br />
CÜPPELİ HAKLI ÇIKAR: “Satranç oynayan kişi insanların en yalancısıdır"]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkçe Konuşan Ülkeler Satranç Şampiyonası]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4996</link>
			<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 16:28:24 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=1193">Feti</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4996</guid>
			<description><![CDATA[<a href="https://tsc2025.tsf.org.tr" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://tsc2025.tsf.org.tr</a><br />
adresindeki ilgili Türk federasyonlara davet yazısının sadece İngilizce olmasını garipsedim. İngilizce olsun olmasına da, şampiyonanın adı "Türkçe Konuşan Ülkeler" olunca; davet yazısının Türkçe de olması faydalı olurdu. Son cümleyi yazdıktan sonra niçin "de" yazdığıma şaşırdım. Şaşırtıyorlar beni de işte!<br />
Öte yanda, şampiyona sahiplerinin (yani organizatörlerin) unutma ihtimali düşünüldüğünde; Türkçe davet Türkçeyi unutma ihtimali olanlara hatırlatıcı bir dil olabilirdi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<a href="https://tsc2025.tsf.org.tr" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://tsc2025.tsf.org.tr</a><br />
adresindeki ilgili Türk federasyonlara davet yazısının sadece İngilizce olmasını garipsedim. İngilizce olsun olmasına da, şampiyonanın adı "Türkçe Konuşan Ülkeler" olunca; davet yazısının Türkçe de olması faydalı olurdu. Son cümleyi yazdıktan sonra niçin "de" yazdığıma şaşırdım. Şaşırtıyorlar beni de işte!<br />
Öte yanda, şampiyona sahiplerinin (yani organizatörlerin) unutma ihtimali düşünüldüğünde; Türkçe davet Türkçeyi unutma ihtimali olanlara hatırlatıcı bir dil olabilirdi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kütahya Satranç İl Temsilciliğine Bin Teşekkür]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4992</link>
			<pubDate>Mon, 27 Oct 2025 06:47:24 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=51">ibrahimethemAy</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4992</guid>
			<description><![CDATA[Bulunduğumuz şehirdeki satranç turnuvalarında alt yaş kategorilerine çok fazla katılım olmamasından ötürü, Kütahya'ya gittik hafta sonu turnuva için. Bu küçük Anadolu şehrinde 8 yaş altı kategoride 31 sporcunun yarıştığı, diğer kategorilerle birlikte 150'ye yakın sporcunun olduğu bir turnuva düzenlendi. Hemen her şey eksiksiz, kusursuzdu. Yetkililere çok teşekkür ediyorum. Kütahya'da satranç adına bir gelecek var!<br />
Saygılarımla..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bulunduğumuz şehirdeki satranç turnuvalarında alt yaş kategorilerine çok fazla katılım olmamasından ötürü, Kütahya'ya gittik hafta sonu turnuva için. Bu küçük Anadolu şehrinde 8 yaş altı kategoride 31 sporcunun yarıştığı, diğer kategorilerle birlikte 150'ye yakın sporcunun olduğu bir turnuva düzenlendi. Hemen her şey eksiksiz, kusursuzdu. Yetkililere çok teşekkür ediyorum. Kütahya'da satranç adına bir gelecek var!<br />
Saygılarımla..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arsız, narsist, yalancı]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4991</link>
			<pubDate>Sun, 24 Aug 2025 15:50:20 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=1193">Feti</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4991</guid>
			<description><![CDATA[[size=large]Toplumun çoğunluğunun bilmediği bir konu kapsamında bir kişiye toplum önünde arsız, narsist, yalancı demek bu sıfatları söyleyen kişinin arsız, narsist, yalancı olmadığının ispatı değildir. Soralım o zaman: Siz, Akif Tayfun Haznedaroğlu olarak arsız, narsist ve yalancı mısınız, değil misiniz? Öncelikle kendinizi tanımlayınız. Bu 3 sıfatı kullanırken kendinizin bu 3 sıfattan azade olduğunuzu bilelim. Bilelim ki; söylediklerinizin bir değeri olsun.[/size]<br />
[size=large]Fethi Gönen[/size]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[size=large]Toplumun çoğunluğunun bilmediği bir konu kapsamında bir kişiye toplum önünde arsız, narsist, yalancı demek bu sıfatları söyleyen kişinin arsız, narsist, yalancı olmadığının ispatı değildir. Soralım o zaman: Siz, Akif Tayfun Haznedaroğlu olarak arsız, narsist ve yalancı mısınız, değil misiniz? Öncelikle kendinizi tanımlayınız. Bu 3 sıfatı kullanırken kendinizin bu 3 sıfattan azade olduğunuzu bilelim. Bilelim ki; söylediklerinizin bir değeri olsun.[/size]<br />
[size=large]Fethi Gönen[/size]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[SATRANCI KİM YÖNETMELİ?]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4990</link>
			<pubDate>Wed, 06 Aug 2025 20:03:34 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=1380">M.Aşkın TAŞAN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4990</guid>
			<description><![CDATA[SATRANCI KİM YÖNETMELİ? <br />
Bu başlığı özellikle yazdım.<br />
Aslında yanlış bir sorudur. Yıllarca bu yanlış soru üzerinden doğru cevabı aradık durduk.<br />
Satrancı nasıl bir anlayış yönetmeli sorusu çok daha doğru olabilir.<br />
Doğru soruya doğru cevabı bulmak çok daha mantıklıdır.<br />
Önceki yönetimlerde kim yönetmişti, adları neydi? <br />
Önemli midir sizce?<br />
<br />
Satrancı satranççılar yönetmeli diyenler oldu. İçlerinde benim de bulunduğum bir kesim ise “Satranççı olması gerekmez, iletişimci olsun, sorunlara çözümcü yaklaşsın, liyakatli ve adil olsun, sorumluluk sahibi, hesap verebilir özellikleri de olmalı. <br />
Ama demokratik olsun, yeterlidir” demiştik.<br />
<br />
Bu sporun içinden gelen satranççı olması tartışmasız en öncelikli artı bir avantajdır elbette.<br />
Ama biraz da satranççı kelimesinden ne anladığımıza bağlıdır.<br />
<br />
Ama sadece satranççı olması yetmiyor işte. Bunun cevabını bugünkü uygulamalardan görebiliyoruz.<br />
Kurumsal yönetim diyoruz değil mi?  Nedir sizce kurumsal yaklaşım ve kurumsal yönetim?<br />
Hangi ilkelere dayanır? Bu ilkelere uygun bir yönetim şekli görebiliyor muyuz?<br />
Kurumsal yönetimi benimsediğini söyleyen yöneticilerin uygulamalarına bir bakalım.<br />
Bu uygulamalar kurumsallığın temel ilkeleri üzerine mi kurulmuş?<br />
<br />
Öyleyse DEMOKRATİK ve ADİL olunması gerekmez mi? Bu konuda yönetimin, illerde adil ve demokratik seçimlerin kapısını açması gerekmez mi? İl Temsilcilerinin kendi il kurullarını seçmesi DEMOKRATİK bir yaklaşım değil midir? Buna izin vermemek ANTİDEMOKRATİK BİR YAKLAŞIM DEĞİL MİDİR?<br />
<br />
Farklı illerde farklı uygulamaların yapılması ne kadar ADİLDİR?<br />
Bir ilde kendi iç seçimine karışmamak, diğer illerde ise tamamen yukarıdan dikte edilerek il kurullarının oluşturulması yönetimin ADİLLİK ilkesine uyduğunu gösterir mi? <br />
Hele bu il kendi kurullarını seçmiş ve Spor İl Müdürlüğü kanalıyla bunu merkeze bildirmişse…<br />
Bunu geçersiz saymak, o kurulları merkezden kendi istediği gibi oluşturmak, Spor İl Müdürlüğü ve satranç il yönetimini dinamiklerini ezmek ve yok saymak değil midir? <br />
Yepyeni ve çalışma şevkiyle dolu insanların bu çalışma isteğini yok etmek değil midir?<br />
Bunun neresinde adil ve demokratik yaklaşım vardır?<br />
Ya hele kurumsallık...<br />
<br />
İnsanların size olan güvenini neden yok sayarsınız? Onları neden küstürürsünüz? O insanların bulduğu destekleyici kurumları neden yok sayarsınız? O sponsorluk yapan destekleyici kurumlar toplumsal birlikteliği oluşturmada en önemli ögelerden biriyken bunu neden engellersiniz? Bu kurumlar bir daha satrancın içine dönebilir mi?<br />
Ben bu hatalı uygulamalardan geri dönüleceğini ne yazık ki hiç sanmıyorum.<br />
O zaman bu anti demokratik uygulama ne yazık ki kalıcı olarak bu anlayışı temsil etmede etkili olacaktır.<br />
Kendi yanlışlarını görebilmek, ortak aklın farkında olabilmek çok önemlidir. Erdem gerektirir.<br />
Hele insan aklına hitap eden böylesi bir oyun ve böylesi bir spor dalında…<br />
Yazık olmuş.<br />
Şevk kırıcı olmuş.<br />
Her şeyden önemlisi güven kırıcı olmuş.<br />
<br />
Belki de dilim söylemeye varmıyor ama ANTİDEMOKRATİK VE ADALETSİZ OLMUŞ.<br />
<br />
Oysa ilahi adalet asla zaman aşımına uğramaz, gün gelir tecelli eder.<br />
Selam ve saygılarımla.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[SATRANCI KİM YÖNETMELİ? <br />
Bu başlığı özellikle yazdım.<br />
Aslında yanlış bir sorudur. Yıllarca bu yanlış soru üzerinden doğru cevabı aradık durduk.<br />
Satrancı nasıl bir anlayış yönetmeli sorusu çok daha doğru olabilir.<br />
Doğru soruya doğru cevabı bulmak çok daha mantıklıdır.<br />
Önceki yönetimlerde kim yönetmişti, adları neydi? <br />
Önemli midir sizce?<br />
<br />
Satrancı satranççılar yönetmeli diyenler oldu. İçlerinde benim de bulunduğum bir kesim ise “Satranççı olması gerekmez, iletişimci olsun, sorunlara çözümcü yaklaşsın, liyakatli ve adil olsun, sorumluluk sahibi, hesap verebilir özellikleri de olmalı. <br />
Ama demokratik olsun, yeterlidir” demiştik.<br />
<br />
Bu sporun içinden gelen satranççı olması tartışmasız en öncelikli artı bir avantajdır elbette.<br />
Ama biraz da satranççı kelimesinden ne anladığımıza bağlıdır.<br />
<br />
Ama sadece satranççı olması yetmiyor işte. Bunun cevabını bugünkü uygulamalardan görebiliyoruz.<br />
Kurumsal yönetim diyoruz değil mi?  Nedir sizce kurumsal yaklaşım ve kurumsal yönetim?<br />
Hangi ilkelere dayanır? Bu ilkelere uygun bir yönetim şekli görebiliyor muyuz?<br />
Kurumsal yönetimi benimsediğini söyleyen yöneticilerin uygulamalarına bir bakalım.<br />
Bu uygulamalar kurumsallığın temel ilkeleri üzerine mi kurulmuş?<br />
<br />
Öyleyse DEMOKRATİK ve ADİL olunması gerekmez mi? Bu konuda yönetimin, illerde adil ve demokratik seçimlerin kapısını açması gerekmez mi? İl Temsilcilerinin kendi il kurullarını seçmesi DEMOKRATİK bir yaklaşım değil midir? Buna izin vermemek ANTİDEMOKRATİK BİR YAKLAŞIM DEĞİL MİDİR?<br />
<br />
Farklı illerde farklı uygulamaların yapılması ne kadar ADİLDİR?<br />
Bir ilde kendi iç seçimine karışmamak, diğer illerde ise tamamen yukarıdan dikte edilerek il kurullarının oluşturulması yönetimin ADİLLİK ilkesine uyduğunu gösterir mi? <br />
Hele bu il kendi kurullarını seçmiş ve Spor İl Müdürlüğü kanalıyla bunu merkeze bildirmişse…<br />
Bunu geçersiz saymak, o kurulları merkezden kendi istediği gibi oluşturmak, Spor İl Müdürlüğü ve satranç il yönetimini dinamiklerini ezmek ve yok saymak değil midir? <br />
Yepyeni ve çalışma şevkiyle dolu insanların bu çalışma isteğini yok etmek değil midir?<br />
Bunun neresinde adil ve demokratik yaklaşım vardır?<br />
Ya hele kurumsallık...<br />
<br />
İnsanların size olan güvenini neden yok sayarsınız? Onları neden küstürürsünüz? O insanların bulduğu destekleyici kurumları neden yok sayarsınız? O sponsorluk yapan destekleyici kurumlar toplumsal birlikteliği oluşturmada en önemli ögelerden biriyken bunu neden engellersiniz? Bu kurumlar bir daha satrancın içine dönebilir mi?<br />
Ben bu hatalı uygulamalardan geri dönüleceğini ne yazık ki hiç sanmıyorum.<br />
O zaman bu anti demokratik uygulama ne yazık ki kalıcı olarak bu anlayışı temsil etmede etkili olacaktır.<br />
Kendi yanlışlarını görebilmek, ortak aklın farkında olabilmek çok önemlidir. Erdem gerektirir.<br />
Hele insan aklına hitap eden böylesi bir oyun ve böylesi bir spor dalında…<br />
Yazık olmuş.<br />
Şevk kırıcı olmuş.<br />
Her şeyden önemlisi güven kırıcı olmuş.<br />
<br />
Belki de dilim söylemeye varmıyor ama ANTİDEMOKRATİK VE ADALETSİZ OLMUŞ.<br />
<br />
Oysa ilahi adalet asla zaman aşımına uğramaz, gün gelir tecelli eder.<br />
Selam ve saygılarımla.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TURNUVA BAŞVURULARINDA UYGULAMA BİRLİKTELİĞİ OLMALI]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4989</link>
			<pubDate>Thu, 31 Jul 2025 18:41:57 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=1380">M.Aşkın TAŞAN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4989</guid>
			<description><![CDATA[Merhaba,<br />
TSF nun ülkemizde İl Temsilcilikleri aracılığıyla düzenlemiş olduğu tüm satranç turnuvalarına başvurularda bir standart uygulama olmalıdır.<br />
Ancak bu durum bazı illerimizde farklılıklar ve farklı uygulamalar içermektedir.<br />
Şöyle ki,<br />
1-      Altı turlu ve iki güne sığdırılmış turnuvalarda bazı iller başvuru sayısını 64 kişi dolunca otomatikman kapatabiliyor. Turnuva başvuru listesi 6 turlu bir turnuvada 64 kişi dolduğunda sistemin otomatik kapanması doğru mudur?<br />
2-      Bazen de turnuvalar farklı illerde yedekler ile birlikte 80 kişinin başvurusuna açılıyor.  Bu sayı dolunca sistem kapanıyor. Bu durumda standartı bozuyor. Tabi eğer bir standart varsa.<br />
3-      Turnuvanın yapılacağı günün sabah kayıt kontrolleri ise tam bir karambol... Kayıt silme şifresini kullanarak kayıt silenlerin dışında da gelmeyenler olunca ortaya çıkan kontenjan açığının dolup dolmayacağı da tesadüflere kalıyor ve turnuva oldukça eksik sayılarda başlıyor. Oysa hazırda turnuvaya katılmak isteyenler varsa alınarak kontenjana eklenebilir.<br />
4-      Bir gün öncesinden yayınlanan son listeler sırasında aşırı telefon ve mesaj trafiği yaşanıyor. Bu durum hakemlere ek bir gereksiz külfet getirmektedir.<br />
5-      Bu konumda turnuva eksik sayılarda başlıyor. Bazı turnuvalara kayıt kontrollerde ek kontenjan açılınca daha önce resmi kayıt sürecinde kayıt yapsın yapmasın bazı eklemeler olabiliyor.<br />
6-      İlan edilen kayıt sürecinde kayıt yapma önceliğinden faydalanmak isteyen katılımcılar, kontenjan dışı kalarak kayıt listelerinde sonraya düşerek kayıtları silinebiliyor. Oysa kayıtlar ilan edilen son kayıt tarihine uygun olması gerekmez mi?<br />
7-      Bazı turnuvalarda maximum raiting uygulanıyor ama bazılarında ise hiç uygulanmayabiliyor. Bunun bir standartı olması gerekmez mi?<br />
8-      Kimi turnuvalar kontenjan dolunca ilan edilen son başvuru tarihinden çok önce kapatılıyor. Böylece maximum raitinge göre kayıt yapma ve üst sıralarda yer alma hakkı ortadan kalkıyor.<br />
9-      Kayıt kontrolde hazır bulunan ama daha önce bu çeşitli sebeplerle kayıt yapamamış sporcuların turnuvaya katılıp katılamaması organizasyona ve hakemlerin anlayışına kalabiliyor.<br />
Örnekleri çoğaltabilirim. Uzaklardan gelerek turnuvaya katılmak isteyen ama turnuva sabahı turnuvaya alınmamak, bu durumlarda hakkını aramak, tartışmalar çıkarmak… Bunların kişilere göre haklı ve haksız tarafları var. Tüm bunların önlenmesi için teknik hazırlık yapılması ve ilan edilmesi gerekiyor.<br />
İL TEMSİLCİLERİ TOPLANTISINDA NELER KONUŞULDU, HANGİ SORUNLAR MASAYA YATIRILDI, HANGİ KARARLAR ALINDI?<br />
Yoksa çay sohbetleri mi oldu?<br />
Bunların açıklanması ve sorunlara çözüm getirilmesi gerekir.<br />
Merak içindeyim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Merhaba,<br />
TSF nun ülkemizde İl Temsilcilikleri aracılığıyla düzenlemiş olduğu tüm satranç turnuvalarına başvurularda bir standart uygulama olmalıdır.<br />
Ancak bu durum bazı illerimizde farklılıklar ve farklı uygulamalar içermektedir.<br />
Şöyle ki,<br />
1-      Altı turlu ve iki güne sığdırılmış turnuvalarda bazı iller başvuru sayısını 64 kişi dolunca otomatikman kapatabiliyor. Turnuva başvuru listesi 6 turlu bir turnuvada 64 kişi dolduğunda sistemin otomatik kapanması doğru mudur?<br />
2-      Bazen de turnuvalar farklı illerde yedekler ile birlikte 80 kişinin başvurusuna açılıyor.  Bu sayı dolunca sistem kapanıyor. Bu durumda standartı bozuyor. Tabi eğer bir standart varsa.<br />
3-      Turnuvanın yapılacağı günün sabah kayıt kontrolleri ise tam bir karambol... Kayıt silme şifresini kullanarak kayıt silenlerin dışında da gelmeyenler olunca ortaya çıkan kontenjan açığının dolup dolmayacağı da tesadüflere kalıyor ve turnuva oldukça eksik sayılarda başlıyor. Oysa hazırda turnuvaya katılmak isteyenler varsa alınarak kontenjana eklenebilir.<br />
4-      Bir gün öncesinden yayınlanan son listeler sırasında aşırı telefon ve mesaj trafiği yaşanıyor. Bu durum hakemlere ek bir gereksiz külfet getirmektedir.<br />
5-      Bu konumda turnuva eksik sayılarda başlıyor. Bazı turnuvalara kayıt kontrollerde ek kontenjan açılınca daha önce resmi kayıt sürecinde kayıt yapsın yapmasın bazı eklemeler olabiliyor.<br />
6-      İlan edilen kayıt sürecinde kayıt yapma önceliğinden faydalanmak isteyen katılımcılar, kontenjan dışı kalarak kayıt listelerinde sonraya düşerek kayıtları silinebiliyor. Oysa kayıtlar ilan edilen son kayıt tarihine uygun olması gerekmez mi?<br />
7-      Bazı turnuvalarda maximum raiting uygulanıyor ama bazılarında ise hiç uygulanmayabiliyor. Bunun bir standartı olması gerekmez mi?<br />
8-      Kimi turnuvalar kontenjan dolunca ilan edilen son başvuru tarihinden çok önce kapatılıyor. Böylece maximum raitinge göre kayıt yapma ve üst sıralarda yer alma hakkı ortadan kalkıyor.<br />
9-      Kayıt kontrolde hazır bulunan ama daha önce bu çeşitli sebeplerle kayıt yapamamış sporcuların turnuvaya katılıp katılamaması organizasyona ve hakemlerin anlayışına kalabiliyor.<br />
Örnekleri çoğaltabilirim. Uzaklardan gelerek turnuvaya katılmak isteyen ama turnuva sabahı turnuvaya alınmamak, bu durumlarda hakkını aramak, tartışmalar çıkarmak… Bunların kişilere göre haklı ve haksız tarafları var. Tüm bunların önlenmesi için teknik hazırlık yapılması ve ilan edilmesi gerekiyor.<br />
İL TEMSİLCİLERİ TOPLANTISINDA NELER KONUŞULDU, HANGİ SORUNLAR MASAYA YATIRILDI, HANGİ KARARLAR ALINDI?<br />
Yoksa çay sohbetleri mi oldu?<br />
Bunların açıklanması ve sorunlara çözüm getirilmesi gerekir.<br />
Merak içindeyim.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[LİSANSLAR NE OLACAK?]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4988</link>
			<pubDate>Thu, 26 Jun 2025 08:15:17 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=1380">M.Aşkın TAŞAN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4988</guid>
			<description><![CDATA[TÜRKİYE SATRANÇ FEDERASYONU'NUN  hiçbir dönemde, uygulamadaki kanun, yönetmelik ve mevzuat karşısında bu kadar çaresiz kaldığını hatırlamıyorum.<br />
Camiamızın içinden kişilerce bu kadar baltalandığını, camiadan bildiğimiz öğrenci velisi tarafından üst makamlara lisans şikayeti yapılarak pire için yorgan yakıldığını…<br />
<br />
Lisansların şimdiki durumuna bakınız. <br />
<br />
Henüz yeni sezon gelmedi. İki buçuk aya yakın bir süre var. Meclisimiz de tatile girmedi. Lisans çıkarmanın eskisi gibi kolay olduğu döneme geri dönebilecek miyiz?<br />
<br />
Bu konuda şikayet eden kişi şikayetini geri alabilir mi? Ya da Federasyonumuzun bu konudaki girişimleri ne durumdadır?<br />
16 Eylül 2025 tarihine gelindiğinde satranç lisans çağı gelen birçok sporcumuzun velisi büyük sıkıntılar yaşayacak. Sağlık raporu için her ilimizde ilçemizde Spor Hekimliği Kürsüsü var mıdır? <br />
<br />
Neler yaşanabileceğini tahmin etmek hiç de zor değil.<br />
<br />
İnsanın aklına hitap eden bir spor dalında böyle akılsızca uygulamalara neden geri dönülür ki?<br />
Şimdi şikayet eden bu velimizin egosu tatmin oldu mu?<br />
Vicdanı rahat mı? <br />
Merak ediyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TÜRKİYE SATRANÇ FEDERASYONU'NUN  hiçbir dönemde, uygulamadaki kanun, yönetmelik ve mevzuat karşısında bu kadar çaresiz kaldığını hatırlamıyorum.<br />
Camiamızın içinden kişilerce bu kadar baltalandığını, camiadan bildiğimiz öğrenci velisi tarafından üst makamlara lisans şikayeti yapılarak pire için yorgan yakıldığını…<br />
<br />
Lisansların şimdiki durumuna bakınız. <br />
<br />
Henüz yeni sezon gelmedi. İki buçuk aya yakın bir süre var. Meclisimiz de tatile girmedi. Lisans çıkarmanın eskisi gibi kolay olduğu döneme geri dönebilecek miyiz?<br />
<br />
Bu konuda şikayet eden kişi şikayetini geri alabilir mi? Ya da Federasyonumuzun bu konudaki girişimleri ne durumdadır?<br />
16 Eylül 2025 tarihine gelindiğinde satranç lisans çağı gelen birçok sporcumuzun velisi büyük sıkıntılar yaşayacak. Sağlık raporu için her ilimizde ilçemizde Spor Hekimliği Kürsüsü var mıdır? <br />
<br />
Neler yaşanabileceğini tahmin etmek hiç de zor değil.<br />
<br />
İnsanın aklına hitap eden bir spor dalında böyle akılsızca uygulamalara neden geri dönülür ki?<br />
Şimdi şikayet eden bu velimizin egosu tatmin oldu mu?<br />
Vicdanı rahat mı? <br />
Merak ediyorum.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[SATRANCIN ÜLKEMİZDEKİ SON DURUMU VE ÇÖZÜM ÖNERİSİ]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4987</link>
			<pubDate>Wed, 25 Jun 2025 08:50:28 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=1380">M.Aşkın TAŞAN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4987</guid>
			<description><![CDATA[Merhaba,<br />
Satrancın son zamanlarda ülke genelindeki konumu ve geçmişin kıyaslamasını yapmak için kısaca görüşlerimi ortaya koymak isterim.<br />
Yaklaşık 50 yıldır bu camianın içindeyim. Tüm Federasyon başkanlarını tanıdım ve neredeyse son Başkan, Sayın Fethi APAYDIN hariç hepsiyle de çeşitli dönemlerde çalıştım.<br />
Seçimle iş başına gelen insanlar seçilenler tarafından güven alan kişilerdir. Onların bir görev süreci vardır. Bu süreçte makul zamanlarda ürün dosyalarını kamuoyunun bilgisine sunarlar. Kendisinin seçmiş olduğu ekibiyle çalışan Başkanlara asla müdahale edilmemeli ve üstten herhangi bir dayatma yapılmamalıdır. Başkan kendi kurduğu ve güvendiği ekibiyle kendi görev sürecini yürütmelidir. Bu süreçte Başkan ve ekibinin demokratik yaklaşımı, bilgi ve tecrübesi, yerel dinamiklere öncelik verici yaklaşımları, bireysel değil toplumcu yaklaşımları kendisini seçenlerin öncelikli beklentisi olmalıdır.<br />
Bu konuda geçmişten bu güne sürekli ve kararlı bir dayanışma içinde olan iller, yerel kaynaklı sorunların sürekli olarak üstesinden gelir. İl içinde elbette rekabet olacaktır. Ama bu rekabet yapıcı olmak zorunda. Görev değişimlerinde bile dayanışma kalıcı olmalıdır. Aksi durum yıkıcı rekabettir ve tüm olayı bütün paydaşlarıyla kaosa sürükler. <br />
Önemli günlerden geçiyoruz. Ekonomik yapının Federasyonumuzu illerimizin en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandığı bir zamandan geçmekteyiz. Bu durumları aşamayan iller imkansızlıklar içinde kıvranmaktadır.<br />
Küçük bir örnek…<br />
Hafta sonu 21-22 Haziran 2025 tarihinde Kocaeli’de KYÖD YAZ SATRANÇ TURNUVASI adlı satranç turnuvası  KYÖD Okullarında yapıldı. Bu turnuvanın kazandırılmasında İl Temsilcimiz sevgili Bartu BAYLAV’IN olağanüstü çabasına tanıklık yaptık. Harika bir turnuva oldu ve bundan sonra Kocaeli yılda 2 defa yapılacak harika bir turnuva kazandı.<br />
Ama arka plana da bakmak gerek. Yoksa ana konunun değeri asla anlaşılmaz. Bartu BAYLAV’ A tardım eden dinamikler büyük bir dayanışma içinde çalıştılar. Sadece sevgili öğrencim ve artık velim Emrah KAHRAMAN’IN küçücük bir çabası çok büyük bir skandalı önledi. Turnuvaya çok önceden istenmesine rağmen notasyon kağıtları Ankara dan gönderilemedi. Bunun sebebi ekonomik önlemler olabilir. Turnuva sabahı saat 03.45 e kadar tanıdık matbaa da 5000 adet notasyon bastırdı ve başında bekledi. Her ilde bir Emrah KAHRAMAN mutlaka vardır ve bunu en iyi İl Temsilcisi ve ekibi bilir.<br />
İller bu ve benzeri bir çok konuya artık hazırlıklı olmalı ve dayanışma içinde kalmalılar. Yoksa ne notasyon kağıtlarını, ne turnuva yapılabilecek salon zeminini, hakemlerini ve diğer personelini, saatlerin pillerini, madalya kupa ödüllerini bulmak çok kolay olmayacak. <br />
İllerde koparılan madalya kupa tartışmalarının bu en iyi zamanıdır. Gelecekte turnuvaların düzenlenmesi bu gidişler tehlikeye girecek. Görevliler görev ücretlerini alamıyorlar ve aylar sonra ancak alacağı para değerini kaybettikten sonra belki alabiliyorlar. TSF belki birçok ilde unutulacak yalnızlaşacaktır. <br />
Bunu ister miyiz?<br />
Henüz bazı görünmeyen hayati sorunlar var ve yeni sezon başında bunlar da  ayyuka çıkabilir. Çünkü aşılması gereken çok önemli bir konu olan lisans çıkarma sorunu da illerde henüz aşılamayan konuların başında gelecek. Lisans çıkarmalar ve belki de vizeler ücretli olacak ve her sağlık kurumu da bunu veremeyecek. <br />
Çok daha fazla sorun yazabilirim.<br />
Ama çözümlerden yana olmak için birlik ve beraberlik şarttır.<br />
Aklın yolu bunu gösteriyor. <br />
En azından insanın aklına hitap eden bu en öncelikli spor dalı ve onu yönetenler için.<br />
Sevgi ve selamlarımla.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Merhaba,<br />
Satrancın son zamanlarda ülke genelindeki konumu ve geçmişin kıyaslamasını yapmak için kısaca görüşlerimi ortaya koymak isterim.<br />
Yaklaşık 50 yıldır bu camianın içindeyim. Tüm Federasyon başkanlarını tanıdım ve neredeyse son Başkan, Sayın Fethi APAYDIN hariç hepsiyle de çeşitli dönemlerde çalıştım.<br />
Seçimle iş başına gelen insanlar seçilenler tarafından güven alan kişilerdir. Onların bir görev süreci vardır. Bu süreçte makul zamanlarda ürün dosyalarını kamuoyunun bilgisine sunarlar. Kendisinin seçmiş olduğu ekibiyle çalışan Başkanlara asla müdahale edilmemeli ve üstten herhangi bir dayatma yapılmamalıdır. Başkan kendi kurduğu ve güvendiği ekibiyle kendi görev sürecini yürütmelidir. Bu süreçte Başkan ve ekibinin demokratik yaklaşımı, bilgi ve tecrübesi, yerel dinamiklere öncelik verici yaklaşımları, bireysel değil toplumcu yaklaşımları kendisini seçenlerin öncelikli beklentisi olmalıdır.<br />
Bu konuda geçmişten bu güne sürekli ve kararlı bir dayanışma içinde olan iller, yerel kaynaklı sorunların sürekli olarak üstesinden gelir. İl içinde elbette rekabet olacaktır. Ama bu rekabet yapıcı olmak zorunda. Görev değişimlerinde bile dayanışma kalıcı olmalıdır. Aksi durum yıkıcı rekabettir ve tüm olayı bütün paydaşlarıyla kaosa sürükler. <br />
Önemli günlerden geçiyoruz. Ekonomik yapının Federasyonumuzu illerimizin en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlandığı bir zamandan geçmekteyiz. Bu durumları aşamayan iller imkansızlıklar içinde kıvranmaktadır.<br />
Küçük bir örnek…<br />
Hafta sonu 21-22 Haziran 2025 tarihinde Kocaeli’de KYÖD YAZ SATRANÇ TURNUVASI adlı satranç turnuvası  KYÖD Okullarında yapıldı. Bu turnuvanın kazandırılmasında İl Temsilcimiz sevgili Bartu BAYLAV’IN olağanüstü çabasına tanıklık yaptık. Harika bir turnuva oldu ve bundan sonra Kocaeli yılda 2 defa yapılacak harika bir turnuva kazandı.<br />
Ama arka plana da bakmak gerek. Yoksa ana konunun değeri asla anlaşılmaz. Bartu BAYLAV’ A tardım eden dinamikler büyük bir dayanışma içinde çalıştılar. Sadece sevgili öğrencim ve artık velim Emrah KAHRAMAN’IN küçücük bir çabası çok büyük bir skandalı önledi. Turnuvaya çok önceden istenmesine rağmen notasyon kağıtları Ankara dan gönderilemedi. Bunun sebebi ekonomik önlemler olabilir. Turnuva sabahı saat 03.45 e kadar tanıdık matbaa da 5000 adet notasyon bastırdı ve başında bekledi. Her ilde bir Emrah KAHRAMAN mutlaka vardır ve bunu en iyi İl Temsilcisi ve ekibi bilir.<br />
İller bu ve benzeri bir çok konuya artık hazırlıklı olmalı ve dayanışma içinde kalmalılar. Yoksa ne notasyon kağıtlarını, ne turnuva yapılabilecek salon zeminini, hakemlerini ve diğer personelini, saatlerin pillerini, madalya kupa ödüllerini bulmak çok kolay olmayacak. <br />
İllerde koparılan madalya kupa tartışmalarının bu en iyi zamanıdır. Gelecekte turnuvaların düzenlenmesi bu gidişler tehlikeye girecek. Görevliler görev ücretlerini alamıyorlar ve aylar sonra ancak alacağı para değerini kaybettikten sonra belki alabiliyorlar. TSF belki birçok ilde unutulacak yalnızlaşacaktır. <br />
Bunu ister miyiz?<br />
Henüz bazı görünmeyen hayati sorunlar var ve yeni sezon başında bunlar da  ayyuka çıkabilir. Çünkü aşılması gereken çok önemli bir konu olan lisans çıkarma sorunu da illerde henüz aşılamayan konuların başında gelecek. Lisans çıkarmalar ve belki de vizeler ücretli olacak ve her sağlık kurumu da bunu veremeyecek. <br />
Çok daha fazla sorun yazabilirim.<br />
Ama çözümlerden yana olmak için birlik ve beraberlik şarttır.<br />
Aklın yolu bunu gösteriyor. <br />
En azından insanın aklına hitap eden bu en öncelikli spor dalı ve onu yönetenler için.<br />
Sevgi ve selamlarımla.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Lisans sorunu]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4983</link>
			<pubDate>Tue, 01 Apr 2025 04:18:22 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=1380">M.Aşkın TAŞAN</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4983</guid>
			<description><![CDATA[Türkiye Satranç Federasyonu'nun en öncelikli görevi satrancı tüm ülke içinde yaymak ve geliştirmektir. Bu amaçla kurulmuştur. Bu görevi ve öncelikli amacı doğrultusunda Federasyonumuzu bu lisans konusunu açıklığa kavuşturmasını, lisans çıkarma ve vize işlemlerini kolaylaştırarak günümüz şartlarına uygun bir şekilde güncellenmesine davet ediyorum.  Çünkü bu yeni lisans uygulamasında her bölge ve her ilimizde istenen sağlık raporunu verebilecek kapasite ve donanımda kurum yok ya da yetersiz kalmaktadır. Her kurumumuzda da spor hekimliği kürsüsü bulunmamaktadır. Bu durum ülke genelinde bölgelerimiz ve şehirlerimiz arasında fırsat eşitliğini ortadan kaldıracağı gibi bir çok ilimizde, ilçemizde de çok muhtemel sıkıntılar yaratacaktır. Asıl ayrımcılığı ve eşitsizliği körükleyecek bu duruma en kısa sürede müdahale edilmesi ve satranç gibi insanın aklına hitap eden bir oyunda bu soruna akılcı bir çözüm bulunması dileğimle.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türkiye Satranç Federasyonu'nun en öncelikli görevi satrancı tüm ülke içinde yaymak ve geliştirmektir. Bu amaçla kurulmuştur. Bu görevi ve öncelikli amacı doğrultusunda Federasyonumuzu bu lisans konusunu açıklığa kavuşturmasını, lisans çıkarma ve vize işlemlerini kolaylaştırarak günümüz şartlarına uygun bir şekilde güncellenmesine davet ediyorum.  Çünkü bu yeni lisans uygulamasında her bölge ve her ilimizde istenen sağlık raporunu verebilecek kapasite ve donanımda kurum yok ya da yetersiz kalmaktadır. Her kurumumuzda da spor hekimliği kürsüsü bulunmamaktadır. Bu durum ülke genelinde bölgelerimiz ve şehirlerimiz arasında fırsat eşitliğini ortadan kaldıracağı gibi bir çok ilimizde, ilçemizde de çok muhtemel sıkıntılar yaratacaktır. Asıl ayrımcılığı ve eşitsizliği körükleyecek bu duruma en kısa sürede müdahale edilmesi ve satranç gibi insanın aklına hitap eden bir oyunda bu soruna akılcı bir çözüm bulunması dileğimle.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fethi Apaydın'a Tebrik]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4981</link>
			<pubDate>Tue, 19 Nov 2024 11:53:24 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=51">ibrahimethemAy</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4981</guid>
			<description><![CDATA[Öncelikle Gülkız Hanım'ı tebrik ediyorum. Türk satrancını mikroplardan arındırdı, bilhassa büyük mikroptan. Sonra da Fethi Apaydın gibi çok çok değerli bir isme teslim etti. Gülkız Hanım tarihe geçmiştir. Helal olsun. Türkiye'de böyle devir teslimlere alışkın değiliz.<br />
<br />
Fethi Apaydın'ı burada anlatmaya gerek yok. Kendisi satrancın her aşamasında görev almış, sporcu-antrenör-kulüp yetkilisi, dişiyle tırnağıyla sıfırdan yükselmiş ve şimdi de başkan olmuş birisidir. Sadece satranç adına değil, ülkem adına da çok ümitlendim. Fethi Apaydın spor bakanı olsaydı, onu da başarıyla yapardı. Çünkü genç yaşta, 18-20 yaşında süper ligde oynadığı takımlarda kaptanlık yaptığını hatırlıyorum. Liderlik özellikleri mevcuttur. <br />
<br />
Milli Eğitimin düzenlediği Türkiye Gençler (Liseler) Şampiyonasında (Sanıyorum 2007-2008 yıllarıydı) son tur kendisiyle oynamış ve kazansam dereceye girecekken kaybetmiştim (İyi olan kazanmıştı <img src="http://forum.satranc.biz/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> ). Çıktığı bu yolda kendisini kutluyor, başarılarının artarak devamını diliyorum.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Öncelikle Gülkız Hanım'ı tebrik ediyorum. Türk satrancını mikroplardan arındırdı, bilhassa büyük mikroptan. Sonra da Fethi Apaydın gibi çok çok değerli bir isme teslim etti. Gülkız Hanım tarihe geçmiştir. Helal olsun. Türkiye'de böyle devir teslimlere alışkın değiliz.<br />
<br />
Fethi Apaydın'ı burada anlatmaya gerek yok. Kendisi satrancın her aşamasında görev almış, sporcu-antrenör-kulüp yetkilisi, dişiyle tırnağıyla sıfırdan yükselmiş ve şimdi de başkan olmuş birisidir. Sadece satranç adına değil, ülkem adına da çok ümitlendim. Fethi Apaydın spor bakanı olsaydı, onu da başarıyla yapardı. Çünkü genç yaşta, 18-20 yaşında süper ligde oynadığı takımlarda kaptanlık yaptığını hatırlıyorum. Liderlik özellikleri mevcuttur. <br />
<br />
Milli Eğitimin düzenlediği Türkiye Gençler (Liseler) Şampiyonasında (Sanıyorum 2007-2008 yıllarıydı) son tur kendisiyle oynamış ve kazansam dereceye girecekken kaybetmiştim (İyi olan kazanmıştı <img src="http://forum.satranc.biz/images/smilies/smile.png" alt="Smile" title="Smile" class="smilie smilie_1" /> ). Çıktığı bu yolda kendisini kutluyor, başarılarının artarak devamını diliyorum.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ediz Gürel]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4980</link>
			<pubDate>Tue, 24 Sep 2024 18:12:50 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=1359">kaissa74</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4980</guid>
			<description><![CDATA[Ediz Gürel henüz 16 yaşını doldurmadan (15 yıl 9 ay) tarihi bir başarıya imza attı. Budapeşte de düzenlenen 45. FIDE  satranç olimpiyatlarında  GM Ediz Gürel. 2 inci masa 3 üncüsü olarak bronz madalya kazandı. Ediz Gürel 11 maçta 7 galibiyet 4 beraberlik alarak 9 puan topladı.<br />
Ediz Gürel, 11 yaşındayken Aday Usta (CM), 12 yaşında Fide Ustası(FM), 13 yaşında Uluslararası Usta (IM), 15 yaşında ise Büyük Usta(GM) ünvanlarını  kazanmıştı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ediz Gürel henüz 16 yaşını doldurmadan (15 yıl 9 ay) tarihi bir başarıya imza attı. Budapeşte de düzenlenen 45. FIDE  satranç olimpiyatlarında  GM Ediz Gürel. 2 inci masa 3 üncüsü olarak bronz madalya kazandı. Ediz Gürel 11 maçta 7 galibiyet 4 beraberlik alarak 9 puan topladı.<br />
Ediz Gürel, 11 yaşındayken Aday Usta (CM), 12 yaşında Fide Ustası(FM), 13 yaşında Uluslararası Usta (IM), 15 yaşında ise Büyük Usta(GM) ünvanlarını  kazanmıştı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mozart Alekhine'e Cevabımdır]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4979</link>
			<pubDate>Mon, 18 Dec 2023 02:18:38 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=1037">canince</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4979</guid>
			<description><![CDATA[İstanbul Satranç Derneği'nin düzenleyeceği yaş grupları turnuvası postunun altına gelen yorum:<br />
<br />
Dernek aidatlarını da 12 yaş altı çocuklardan talep edin.<br />
Bir yıldır doğrudürüst bir mekanı olmayan İSD’nin, üyeleri yerine çocuklar için turnuva düzenlemesini anlayamıyorum.<br />
İmza: Mozart Alekhine mahlas.<br />
<br />
Yanıtım (Can ince):<br />
<br />
Takma isimle yazıyorsunuz; dernek üyesi olup olmadığınızı bilmemize imkan yok. Eğer üyeyseniz, yakın zamanda yapacağımız olağanüstü genel kurula teşrif edersiniz, orada sorularınızı sorarsınız, biz de nasıl herkes çocuk turnuvası yaparken inatla yetişkin turnuvası yapmaya çalıştığımızı ve aynı inatla yapmaya da devam edeceğimizi anlatırız. Sıra çocuk turnuvasındaysa çocuk turnuvası yaparız.<br />
Yaşça benden büyük olmalısınız, yaşlandıkça zamanın daha da hızlı aktığını söylerler; Nisan'dan Aralık'a koca sene su gibi akıp geçmiş görünüyor; yaşınıza hürmeten ifadelerimi sınırlı tutmaya çalışıyorum.<br />
Bu sefer artık "alkollüydüm", "şaraplıydım" diye de gelmeyin lütfen; o biletinizi geçen sefer kullandınız.<br />
Önüne gelenin bir takma isim arkasına sığınıp oturduğu yerden ağzında kocaman çevire çevire yapılan işlere "aidatları çocuklardan toplayın" türünden aymazlıklar içinde bulunma cüreti göstermesinden -başkasını bilmem ama- ben çok sıkıldım.<br />
<br />
Mozart Alekhine:<br />
önce takma isim meselesine geleyim.<br />
Hasan Tahsin’in gerçek ismi Osman Nevres, Yaşar Kemal’in, Kemal Sadık Göğçeli, Aziz Nesin’in ise Mehmet Nusret olmuştur.<br />
Mustafa Kemal, Trablusgarp’da Şerif Bey olmuş ve Cumhurbaşkanı olduktan sonra ise Asım Us adıyla gazetelerde yazı yazmıştır.<br />
Önemli olan ismin gerçek olup olmadığı değil, o isimle yazılanların doğru olup olmadığı dır.<br />
Alkol- Şarap biletine ise yorum yapma gereğini duymuyorum; boş hamle.<br />
Bir spor derneği- kulübü ise öncelikle kendi üyelerine hizmet etmekle yükümlüdür…<br />
Gerçeklere tahammül edemiyorsanız canınız çok sıkılır.<br />
<br />
-----------------------------<br />
<br />
Buraya kadar olan görüşme İSD FB grubundaydı. Bu efendiye vereceğim yanıt değil bir FB yorumunu, post sınırlarını bile aştığı için bu yanıtımı bu foruma taşımayı uygun buldum.<br />
Bilvesile, satranç kamuoyuna İstanbul Satranç Derneği'nin çalışmaları hakkında bilgi verme konusunda da bir olanak sağladığı gibi,<br />
çok ileriki satranç tarihi araştırmalarına devam etmek isteyenler için de bulunmaz mücevher olacağını umarım.  <br />
<br />
Kendisine kişisel cevabımdır, derneğin resmi açıklaması değildir ve söylediğim her şey birebir dernek politikasını yansıtmak durumunda değildir:<br />
<br />
Öncelikle bu fırsatı bana verdiğiniz için teşekkür ederim. Derneği ayağa kaldırmak için çalışmaya gereğinden fazla konsantre olmuşuz ve yaptığımız her kritik işte, attığımız her adımda üyelerimizi de bilgilendirdiğimizi ve değerli fikirlerine başvurduğumuzu düşünüyoruz ancak, belli ki bu değerli fikir sahiplerinden biri değilsiniz. Aksi durumda derneğin her an hangi durumda olduğundan mutlaka haberiniz olurdu. Aslında dediğiniz gibi, normal şartlarda fikrin önemi vardır, söyleyen çok önemli değildir. Öte taraftan, takma isim altında yazdığınızda, normalde size karşı hakaret davası açtıracak şeyleri söyleyip söylememek sadece sizin vicdanınıza teslim edilmiş oluyor; ikimizin ortak vicdanına değil. Şimdi aşağıda yazacaklarımdan sonra kızıp bana sövecek olsanız -"söversiniz" de demiyorum. öyle olsanız- sizi tutan sizden başka bir şey yok. Oysa aynı şartlar benim için geçerli değil. Size sövmeyi bir tarafa bırakın, "kızınca çok pis küfür ediyor" deseler bile benim için iyi değil. Yani tartışma şartlarımız teknik olarak eşit değil.<br />
Birbirimizi gerçek hayatta tanıyor olup olmamamız da benim için çok önemli değil; hergün bir sürü efendi insanın yanında bir sürü dengesizle de muhatap olunuyor. "bu da onlardan biriymiş" der, geçerim en fazla. Ancak, sizin beni çok iyi tanımadığınız benim tarafımdan çok net anlaşılıyor çünkü "gerçeklerden kaçamazsınız!" türünden mesnetsiz sallayanları nasıl insan içine çıkamayacak duruma getirdiğimi beni tanıyanlar çok net bilirler. Siz de bilmiyorsanız, bir bilene sorabilirsiniz...ama af edersiniz! Neden böyle bir şey yapasınız ve "rezil ederler mi?" diye düşünesiniz ki? Belki biraz daha devam etmeye kalkarsınız, nasıl olsa risk yok, en dibe gömülünce de alt tarafı gömülen Mozart Alekhine gider, nur topu gibi bir Bach Capablanca doğar, değil mi!<br />
<br />
Herkes bir Mojo Jojo olamaz. Taklitle bir yere varılamaz. Lütfen kendiniz olun, orijinal olun. Alkolü de sağlığınız için kararında tutun. Bunu şaka ya da taşlama olarak değil, siroz olup karaciğerini değiştirmek zorunda kalmış biri olarak söylüyorum. <br />
<br />
"Gerçek" dediğiniz şey bir süreçtir ve dinamiktir, sürekli güncellenir. Ben de süreçlerle ilgilenirim, sloganla uğraşmam ve analizimi yaparım. Örneğin: Takvimler Nisan sonu 2023'ü gösterdiğinde derneğin artık bir lokali olmadığı o gün için gerçeğin ta kendiydi. Aynı takvim ilerledikçe Nisan'dan Kasım'a dernek eşyaının bir depoda tutulduğunu ve 2023 Aralık ayı sonunda derneğin yeni lokalinin hizmet vermeye başladığını da gösterecek. Bu da dibine kadar gerçek (nisan-kasım arasının "bir yıl" olmadığı da gerçek ama haydi onu belagatteki kemalinize ve mübalağa sanatı kullanmış olmanıza verelim) ama bu süreç tabii Nisan 2023'ten başlamıyor. Türkiye'deki satranç kulüplerinin önünde sonunda bu noktaya geleceğini ben 2000'li yılların başında, ADSL bağlantıların evlere girmeye başladığı zaman fark etmiştim ve o zamanın ilgili kişilerini de bu konuda uyarmıştım. O zamanlar hem Kadıköy'de Şahmat vardı, emin değilim ama sanıyorum SGM de duruyordu, hem de Avrupa tarafında İSD vardı. Her yer cıvıl cıvıldı. Haftasonu turnuvaları dolup taşıyordu. Elbette öyle bir ortamda kimse beni dinlemedi bile çünkü insanlar gelecekteki kararlarını dünyanın o kararların sonuçları gelmeye başladığı zaman nasıl bir yere dönmüş olacağını düşünerek değil, dünyanın statik kalacağını ama tek değişen parametrenin kendileri olacağını düşünerek aldıklarından, üniversite sınavlarında bile mesela ben %1'lik dilimle bir bölüme girdim; o bölümle ilgili işi yapmaya devam etmeye çalışanların büyük çoğu bugün açlık sınırında yaşıyor. Baksan hepsi zehir gibi insanlardı ama bu şekilde taca çıkarılmış oldular.<br />
Memleketteki kulüp satrancı için de tamamen aynı -ve dediğim gibi- oldu. Süreç içinde kulüpler yavaş yavaş boşaldı, üyeler gelmez oldu ve yokuş aşağı gidiş hızlandı. 2023 Nisan'da olmasa 2024 Temmuz'unda olurdu ya da belki daha önce de gerçekleşebilirdi. Tam olarak hangi gün olduğundan ziyade, göz göre göre neden buraya kadar sürüklendiği ve bunca zeki geçinen insandan nasıl olup da hiç birinin gidişatı görmediğini anlamaya çalışmak daha düzgün bir analiz etabı olabilir. Nitekim ben de bunları anlayabilmek için düzenli mesai ayırıyorum; 1920'lerden başlayarak derneğin ortaya çıktığı koşulları, çevresel etmenler değiştikçe derneğin oluşan yeni durumlara adapte olabilmek için nasıl evrildiğini ve bugünlere kadar gelindiğini sistematik olarak incelemeye çalışıyorum.<br />
Diğer yandan, ben Ankara kökenli bir satranççıyım ama İSD benim de gençliğimin geçtiği ve bugünkü benin şekillendiği yerlerden biri.  Ankara-İstanbul çekişmelerinin genel tarihsel dinamiklerini iyi-kötü bilirim ama İstanbul içindeki çekişme ve kutuplaşmalar güncel ilgi alanımda değil. Hiçbirinde "taraf" olmuş bir geçmişim yok. Bana göre Mozambik'te kim bilir hangi sulak arazi için kavga eden iki kabilenin dertleri ne kadar önemliyse, burada (İstanbul'da) "kim kime ne kazık atmış?", "kimin kimle kuyruk acısı var?" benim açımdan bu dertler de o kadar önemlidir ve tarihi değeri dışında bir değeri yoktur. Elbette onların da bir çoğunu bilirim de, kaydeder geçerim, üstünden sağlam bir vakit geçip, hepimiz dünya mesaisini tamamlamadan yayınlamayı da düşünmem ya da yayınlanmasını istemem, doğru da bulmam. Yoksa kimin ne halt olduğunun herkesin bildiği kadarını ben de biliyorum.<br />
<br />
Bu şartlar dahilinde ve Nisan 2024'e kadar gelen süreci şimdilik dışarıda tutarak: <br />
Derneği biz yönetim olarak devraldığımız gün, gökte Manitu ve Zeus birleşip bize kıyak yapmaya karar verseler ve hemen o gün 2023 İstanbul'unda bir dernek lokali olarak tutulabilecek, tüm apartmandan rıza imzaları hazır alınmış, kirası, emlakçısı ve depozitosu da semavi bir takım numaralarla ödenmiş yeni bir yer gösterseler, bizim kapılarımızı açabilmemiz için yine de masa, sandalye, satranç takımları ve satranç saatleri tedarik etmemiz gerekirdi ve elimizde bırakın böyle bir bütçeyi, gecikme faizleriyle beraber oldukça ciddi, asgari ücretlinin epey bir aylık maaşı tutarında bir borçla devraldık.<br />
<br />
"Çocuklardan aidat toplansın!" latifesini buyurarak işaret ettiğiniz üyelerin kendileri gelmeyince aidatları da gelmez olmuş. Ne yapacaksın? İnsan aklı böyle çalışıyor. Karşılığında ne aldığına bakıyor. Kullanmadığı bir hizmet için neden para ödesin adam? Kafa bu.<br />
Biz bu şartlar altında derneğe aylarca yer aradık. Konuşmaların %90'ı "dernek lokali" ifadesi duyulduğu andan itibaren derin bir sessizliğe bürünüyordu. Bir yandan belediyeleri, diğer yandan STK'ları, başka bir taraftan tanıdıkları, ana akım olarak da emlakçıları aylar boyunca didik didik ettik.<br />
Af edersiniz, yine söylemeyi unutmuşum: Biz daha bir lokalin "kıçındaki don" sayılabilecek masa ve sandalyemiz bile yokken, o kadar da borç içindeyken, öyle emlakçıların kapısını bu devirde çalabilecek kadar en baştan neyimize güveniyorduk?<br />
Yanıt veriyorum: Ruh hastası olmamıza. Başka hiçbir açıklaması yok ama bu olmayan açıklamayı birazdan açacağım. Derneğin tabelası bile kalmamış, üstelik bir dernek için azımsanamayacak bir miktar da içerideyiz. Böyle bir durumda mantıklı ve aklıbaşında biri bu işlere durup dururken talip olmaz. Bunları eski yönetimleri suçlamak için de söylemiyorum: Onlar da dahil neticede bir dernek yerinden edilmişse, topu eski yönetimlere atmak işin en ucuz ve kolay yolu. Bizden önceki yönetimlerin elbette belli oranda sorumluluk sahibi olarak kabahatleri vardır ama bana göre sorumluluğun asıl büyüğü, o yönetimleri yapayalnız cascavlak ortada bırakanlarla, dernek yokuş aşağı giderken şapkayı önlerine koyup düşünüp, strateji geliştirip harekete geçmeyenler arasında paylaşılıyor.<br />
<br />
Neyse ki, İSD gerçekten büyük bir camia. Günlük bir liradan az olan bir aidatı ödemeyen kimseler olduğu gibi, yalnızca derneğin ayakta kalması için ellerinden gelenin üstünde fedakarlıklar yapanlar da var elbette. Onlara içten minnettarız. Onlar sayesinde borçları ödedik ve üstüne kalan parayla da lokal mekanı kiraladık.... Hahaha. Böyle olmadı tabii. Daha "dernek" olduğumuzu söylemeden aldığımız fiyatların bize stopaj dahil en düşüğünün aylık maliyeti 23.000 TL civarına geliyordu. Ortada her ay 23.000 getirecek bir gelir olmadığı gibi, ucuz ya da pahalı, kimse derneğe yer kiralamak istemiyordu. İş hanlarına baktık, akla gelebilecek her yere baktık. Ne para yetiyor, ne de zaten işin oluru var... Bu süre zarfında her gün üyenin biri arıyor "hani lokal?" diye soruyor. Aynı yerlerin aylık kiraları bugün 30.000'e dayanmış durumda.<br />
<br />
Üyenin bunu sormaya dibine kadar hakkı var. Biz de soran herkese neler yaptığımızı anlatıyoruz. Bakın, şimdi de anlatıyoruz. Sayman çalışıyor, denetleme kurulu çalışıyor, her şey kayıtlı, belgeli, işimiz de kafamız da bu açıdan artık pırıl pırıl. "Artık" dedim, demek zorunda kaldım zira bu pırıliteyi elde edene kadar da çok ciddi bir yol aldık. Şu kadarını söyleyebilirim: Kim üyemiz, kim değil, neredeyse o bile belli değildi. Defterde kayıtlı olan ve ulaşabildiğimiz herkese ulaşmaya çalıştık. Defterde ulaşmak için adından başka bir iz olmayanları bile sosyal medyadan bulmaya çalıştık; neticede pek çoğunu da bulduk ama bulamadıklarımız da oldu. Aslında derneklerle ilgili kanun ve mevzuata göre hatalı üye işlemi yapılırsa ve üye gelip bu durumu derneğe şikayet eder, haklı olduğu da tespit edilirse "pardon!" deyip adamı tekrar yazmak mümkünmüş. Yani biz yine de listeyi bir tur tarayabilirdik, "epeydir ortada görünmeyenleri ve hemen ulaşılamayanları kafamıza göre ihraç etmek, aralarından yuvaya dönmek isteyen çıkarsa da basitçe geri kabul etmek" gibi gayet legal ve meşru bir kısayolumuz da vardı çünkü iletişim bilgilerini doğru ve eksiksiz deklare etmek üyenin sorumluluğunda. "Telefon numarası kullanılmamaktadır" diyorsa direkt sıradakine geçebilirdik. Bunu biliyorduk. Yapmadık. Aylarca uğraştık, az bir miktar kişiyi de bilvesile satranç ortamına reentegre etmiş olduk ama daha çok rahmetlilere, kayıt olduğunu bile hatırlamayanlara ve "ben artık derneğe gelmiyorum. çıkarın beni!"cilere denk geldik. Biz kimi bulabileceğimizi biliyorduk ama öyle hop diye de atamıyorsun. Önce ihtar çekeceksin. Üç ay yasal süresi var. Ancak o süre dolduktan sonra hayaletlerden kurtulup yoluna devam edebilirsin. Tüm bu işler ancak bugünlerde bitebildi ve 161 kişinin dernekten ihracına dair kararı yeni imzaladık. (Acaba aralarında sizin de adınız var mıdır, kim bilir?) Basit bir "üyelere unique ID verme" işi için bile önce üye listesinin kesinleşmesi gerekiyordu. Şu ana kadar üye id'lerini geçici olarak unique random sayılar halinde kullanıyorduk; hepsini yeni ve sıralı haliyle kullanabileceğiz. Nerede mi kullanabileceğiz? Derneğin modern ve aktif bir web sitesi var. Eski site artık teknolojik olarak dinozordu; değişmesi gerekiyordu ki üstüne diğer veri yapılarımızı bağlayabilelim. Neyse, teknik hadiseyle sizi fazla sıkmadan, neticede bunlar parmak şıklatınca olan işler değil.<br />
<br />
Çok uzattım. Spesifik sorularınıza dair gerçeklerle de şöyle genişinden bir yüzleşelim de rahat edelim. <br />
Turnuvaları tarihleriyle birlikte söyleyeyim diye chess-results'a girdim ama orada bulunması gereken bir turnuvamızın (İSD 80. Yıl Turnuvası) görünmediğini fark edince söylemek gerektiğini fark ettim: Çünkü meğer derneğin daha önceki turnuvalardan hakem ücreti borcu da varmış. Çok şükür onları da temizledik, top onlarda. 80. Yıl turnuvamız da umuyoruz kısa sürede dahil edilir. <br />
belimizi ancak doğrultabildikten sonra, Ağustos'tan beri toplam beş turnuva yapmışız. Bu "beş"e bir de UHS'ye dahil edilmeyen (teknik olarak bazı kategorilerde dahil edilmesi teoride bile mümkün olamayan. Konuyla ilgili analizimizi TSF Teknik Kurul'a dernek olarak yolladık. Okurlar-okumazlar, yaparlar-yapmazlar, bilmem.) 15' turnuvası dahil. Ortalama ayda bir turnuva. Yakın geçmişe kadar derneğin bir lokali vardı ve o senelerde bile böyle şeyler yoktu. Tabii bu yaptığımız turnuvaların hepsi çocuk turnuvasıydı çünkü biz bu derneğin kurucu amaçlarını falan bilmiyoruz, sizden öğreniyoruz, değil mi? Benim de elbette akıl sorduğum, fikirlerine değer verdiğim dernek büyüklerim var, hepimizin vardır sanırım ve yine sanırım siz onlardan biri değilsiniz. Demek ki -en azından bu konuyu- sizden öğrenmeme gerek yokmuş. Hayır, altlarında sizin de layklarınız olduğu için zaten bildiğinizi varsaydığım bu etkinliklerden hiç biri -ama hiç biri- yaş grupları etkinliği değildi. Aksine, 7-77 yaş aralığının oynayabileceği bana -ve muhtemelen pek çoğumuza- göre en güzel formattı. Şu anda yönetimdeki herkes hem eski dünyayı hatırlayabilecek kadar yaşlı, hem de kültürel yönleriyle ve antrenör kimlikleriyle yeni dünyada geleneğin devamını sağlayabilecek bir pozisyondalar. Kafamız bu ancak bu ekibin tümü de aynı zamanda derneğin en genç 10 üye listesine girer sanırım çünkü ortada birikimin aktarılabileceği, kulübe gelip giden gençler yok. Genç insan kaynağı açısından çok net tırt durumdayız. (Bu bize özgü değil, tüm memlekette böyle. Bunu da yıllardır bas bas bağırıyorum. İstanbul satrancına her yıl yaş olarak alttan 250 kişi giriyor, üstten 250 kişi de çıkıyor. Toplam aktif oyuncu sayısı da 800-1100 arası yıldan yıla inip çıkıyor. Bilmemkaç milyonluk kent için hangi işi yapıyor olursan ol utanç verici bir sayı aralığı. Mesela rahmetli Bob Dylan'ın sesinin güzel olduğunu düşünenlerden bir camia oluşturmak gibi bir deliliğe düşmüş olsak bile çok daha fazla adam toplarız.)<br />
<br />
Bu yaptığımız açık ve rating bazlı kategori turnuvalarındaki oyuncu kompozisyonları da hepsinde yaklaşık şöyleydi: 30 kişilik bir kesitten 1-2 kişi dernek üyesi, 2-3 kadın oyuncu, 1-2 18 yaş altı kadın oyuncu, genelde 7-8 kişi 18 yaş ve üstü, geri kalanların hepsi 18 yaş altı).<br />
Bu turnuvalardan daha da fazla yapacağız çünkü bizim kültürel misyonumuz bu: "Biz nasıl üst kuşaklarla birebir etkileşim içinde olarak kültürü nasıl absorbe ettik ve üstüne azıcık da biz eklediysek, bizden sonra gelenler de bizimkinin üstüne ekleyecekler ve böyle sürüp gidecek" diye umuyoruz ama şu anda oldukça boş bir umut sahibiyiz. Bu umudu gerçeklenebilir bir şeye dönüştürebilmek için, ana akım olarak klasik açık format turnuvalar yapıyoruz ama öte taraftan bu turnuvalar hem doğrudan zarar yazıyor, hem de "açık turnuva isteriz" diyenlerin pek azını gerçekten sahalarda görebiliyoruz. Nitekim aynı şeyin lokal için de geçerli olacağını biliyorum: Dün "nerede lokal?" diyenlerin pek çoğunun da lokale devam etmeyeceklerini biliyoruz ve kimseye de kızmıyoruz çünkü dünya artık öyle bir dünya değil. Adam Internet'te senden bin kat kuvvetli rakiplerle oynuyorsa onu da kınamanın yeri yok. Yok ama işte bunlar gerçekler. "Açık turnuva isteriz!" diyorlar, yapıyoruz, kayıtların yarısı boş kalıyor. Biz bunları şimdiden bile bile o lokali de açıyoruz, o turnuvaları da yapıyoruz, dernek tarihini de derliyoruz, bir sürü başka ıvır-zıvır işle de uğraşıyoruz şu anda da şahit olduğunuz üzere.<br />
<br />
Bu turnuvaları yaparken yine dikkat ettiyseniz, klasik format dediğim gibi belli bir periyodla sabit olmak üzere, diğer turnuva türlerini de deniyor ve belli kriterlere dayalı çeşitli ölçümlemeler yapıyoruz. Başka formatları da deneyeceğiz, başka etkinlikler de yapacağız. Bunları planlarken, bu yaptığımız ölçümler sonucunda hangi turnuvayı ya da etkinliği ne zamana koyacağımıza dair şimdiden öğrenmiş olduğumuz şeyler var, hala veri topladığımız şeyler var.<br />
<br />
Çocuk turnuvaları özeline gelince: Bu da yukarıda biraz değindiğim başka bir çıplak gerçek: 18 yaşın üstünde çok az insan satranç oynamaya devam ediyor ve onların da çok çok daha azı turnuvalara katılıyor. Tüm bunlar yalnız bizim turnuvalarımızda değil, benzer şartlarda turnuva yapan her yerden edinilecek verilerle doğrulanabilecek ve halihazırda doğrulanan şeyler.<br />
Satranç insan kaynağı piramidinin yaşça ve seviyece en altındakiler de en üstündekiler de bizim için çok kıymetli. Nitekim bu fakr-ü zaruret döneminde dahi, 100 üyemiz içinden yaşı kemalinde, bunca yıldır derneğe gelip giderken hır çıkarmamış ya da az hır çıkarmış herhalde 25 kadar üyemiz "onursal üye" ve bunların büyük çoğunluğunu biz kendilerine de danışarak "onursal üye" yaptık. Bu ağabey ve ablalarımız aidat ödemeyecekler. Yeter ki gelsinler, başımızdan eksik olmasınlar. Bunu samimi söylüyorum. Ama gelmeyecekler. Bunu da biliyoruz, kimseyi de yargılamıyoruz. Olduğu gibi kabul etmemiz ve şartları ona göre ayarlayabilmemiz gerekiyor. <br />
<br />
İSD artık yakın geçmişten alıştığınız, insanların zaman içinde unuttuğu, yalnız bıraktığı ve kaderine terk ettiği İSD değil ve olmayacak. Bunun için yapacaklarımız yalnızca çocuk turnuvalarıyla, büyüklerimizi onursal üye yapmakla, open turnuva yapmakla sınırlı kalmayacak. Baby chess turnuvası da yapacağız, puanlı satranç da yapacağız, başka simültaneler de olacak, diğer satranç türevlerini de talep doğrultusunda düzenleyeceğiz, üniversitelerle ilgili projemiz de devam ediyor, lokal çalışmaya başladıktan sonra artık vaktimizi bunlara ayırabileceğiz. Sırtımızda üyelerin desteği, önümüzde de belli bir stratejik yol haritamız var ve o haritayı takip ediyoruz. <br />
  <br />
Hangi vaktimizi ayırıyoruz pekiyi? İşte açıklanamaz olan açılıyor: Hemen hepimiz zaten mesaimizin yarısını dernek işlerine harcıyoruz. Yaptığımız iş zaten fahri; bir menfaat ummuyoruz ama hiç görev almamış ve bu dernek mesaisi zamanını da zat-ı alinizin buyurduğu gibi çocuk/öğrenci işlerine ayırıyor olsak en azından biraz nefes almış olurduk. Tamam, satranççı dediğin adam ırgatlığa alışlıktır, tüm ameleliği yapar, koli taşır, beleş hakemlik yapar, gider arkadaşın turnuvasında oynar, eşya taşır, takım dizer. O adamın adının önünde FM, IM falan yazıyor olabilir; fark etmez. Satranç camiasından satranççılar dışında herkes yolunu bulmuştur ama o ırgatlığa devam eder. Yine de kimi bunu emeklilikte yapar, kiminin zaten maddi durumu iyidir, kimi de bizim gibi bir yandan çalışıp çorba kaynatmak ve bunu yaparken de kimseye gebe kalmamak durumundadır; işte biz o Kimmy'lerden üçüncüsü oluyoruz. Kimmy-i salis. Örneğin benim birileriyle akçeli bir işim olsa, bir çıkarım olsa, bir tezgahım dümenim olsa -şu anda okuduğunuz böyle bir yazıdan söz etmiyorum- her şeyi -hem de yazılı olarak, hem de gerçek hayatta kimsem o kimlikle- yazacak mabadı nereden bulacağım? "Şunlar başınıza gelecek" diye yazılı olarak bir yıl önceden söylüyorum, kimsenin sesi çıkmıyor, sonra ancak yumurta kapıya sıkı dayandığında, yine gerektiği gibi değil işlerine geldiği gibi çözüm üretiyorlar. Yani arada düşünmüyor değilim; belki de aksini yapanlar haklıdır. Bu yaşa geldik ama birkaç ay önce, camiaya on seneden az vakitten mukaddem dühul etmiş ve dahli "başlangıç düzeyi satranç dersi vermek" ile sınırlı kalmış bir muallimeden aktararak: "Satrançtan ne para kazanılır ki, değil mi hocam, bir ev bile zor alınıyor." Bunu bana hitaben söyledi. Ayaküstü çok kötü haşlayacaktım da bir nefes aldım ve sustum çünkü haklıydı. Bir tarafta 2000-2100 aralığı ELO ortalamasına sahip bir ekip lokalsiz kalmış bir derneğin kolilerini depoya taşıyan hamallar olmuşken, diğer yanda satrançtan bir evciği bile birkaç yılda zar-zor almış, durumuna çok üzüldüğümüz birileri var. Geliri yarıya düşen biz salak değiliz, kredi kartından çekip derneğe bağış ateşleyen salak değil, kişisel ilişkilerle ve yine camiamız içinden sağlanan sağlanan sponsorlar, bağışçılar salak değiller, öyle mi? Kime sorsak salozun önde gideniyiz ve ne yazık ki bu tür salozlukların tedavisi de yok. Böyle yaşayıp böyle de gideceğiz. <br />
<br />
Bizi "saloz" bulanların tek anlayamadıkları şey bizim önceliklerimizin farklı olması: Biz satrancı çok seviyoruz. Oynamayı tabii seviyoruz ama yalnızca oynamayı değil, üstüne düşünmeyi, konuşmayı, tartışmayı da seviyoruz, bu tartışmalardan öğrendiklerimizi de seviyoruz. Satranççıları -kimse herkesi sevemez, çoğunu- seviyoruz, onların arasında kendimizi iyi ve olmamız gerektiği gibi hissedebiliyoruz. Toplum genelinde satranççı oranı çok düşük olduğu göz önüne alındığında, bu durum bizi (satranççıları) ilk evrede içine kapanmaya itmiş. Pek çok satranççının, diğer satranççılar hariç sosyal hayatı çok sınırlı. Bu da bana göre normal çünkü birbirimizi ancak biz anlayabiliyoruz. Diğer taraftan hepimiz birbirimizden farklı sosyal geçmişlerden geldiğimiz gibi, hepimizin karakterleri de farklı. İçe kapanma durumu mecburen farklılıkların toleransını ve netice olarak kozmopolitliği ve çok sesliliği doğuruyor, yaşı küçük olan büyükten ezberleyerek değil, onla tartışarak öğreniyor. Bizim kuşağa kadar böyle oldu en azından. Bu toleranslı ortam aynı zamanda toplum dışına itilmişler için de mıknatıs gibi çalışıyor. Neticede ortaya akıllısıyla delisiyle çok karışık ama bir taraftan da pek çok standardı toplum ortalamasının çok üstünde olan bir topluluk çıkıyor.<br />
Yalnız, bu insanlar dış dünyayı neredeyse tümden ve bilinçli olarak unuttuklarından -ya da o dünyadan gelenlere kapalı olmak istediklerinden- bazan ufak-tefek hesaplar yüzünden, bazan düpedüz şişik egolar, pek çok kereler de görünüşte karşılıklı prensip meseleleri yüzünden -ama aslında destrudoyu akıtacak etraflarında başka kimse olmadığından ve satranç doğası itibarıyla zaten rekabet ve sidik yarışı içerdiğinden- mecburen kendilerini birbirlerini yer halde buluyorlar. En beyefendi insanların bile böyle kavgaları var tarihimizde ve bana göre böyle olması da normal.                    <br />
<br />
Elbette tamamen kendi adıma konuşuyorum ama benle benzer durumdaki herkes için de muhtemelen söyleyeceklerim geçerli:<br />
İSD Yönetiminde yer almak, ilk günden beri söylediğim gibi benim için erişebileceğim en büyük manevi onur ve bu hususa dair sorumluluklarımı ıskalamam söz konusu olamaz. Aklınıza gelebilecek en büyük makamlar bile bana aynı manevi tatmini veremez. Ben kendi küçük satranç kasabamız için elimden geleni layıkıyla yapabileyim, bana çok bile. Görev bana düştü, teklif geldiği anda başıma neler geleceğini çok iyi bilmeme rağmen anında kabul ettim. "Buradan başkan olayım, şöyle yürüyeyim, böyle yürüyeyim" diye bir amacım da yok. Muhtemelen en zor dönemlerinin başında ama benim elimden gelenlerle derneğin ihtiyaçlarının çok denk düştüğü bir döneme denk geldi ve böylece çok verimli hizmet edebilme fırsat ve sorumluluğuna sahibim ve bunların farkındayım.<br />
Elimden gelen hizmeti verdikten sonra iç huzuruyla kenara çekilip demetimi atmaya devam edeceğim ama o demet attığım yerin çok canlı süper bir satranç ortamı olduğunu her yeniden fark ettiğimde bir kez daha içime hafif bir mutluluk hissi yayılacak. Benim tüm bu işlerden kazancım da bu olacak, öper başıma koyarım. <br />
<br />
Bunları söyledikten sonra:<br />
<br />
Eleştirileriniz olur, tabii ki yapacaksınız. Ancak ilk yorum "notasyon kağıdını göster", ikincisi de "gerçeklerden kaçamazsınız" olunca bendeki algının çok daha farklı oluştuğunu eminim gayet iyi anlıyorsunuzdur. Bu durumda, beni sevin-sevmeyin, dernekle bir karın ağrınız olsun-olmasın, her şeyden önce delikanlı gibi ezmeye çalıştığınız emeğimizden özür dilemeniz gerektiği açıktır. Düşman bile olsa akıllıysa özrünü diler, hatasını kabul eder, düşmanlığa öyle devam eder. Salozsa ısrar eder, zaten kamuoyu tarafından gömülür; bizim bir şey yapmamıza gerek kalmaz.<br />
<br />
Ya siz Bay Alekhin (hangisi soyadınız, çıkaramadım. Yoksa  "Bay Mozart" mı demeliydim? İkisi de soyadı çünkü ya, hangi hitap şeklini tercih edersiniz?), siz kimin nesisiniz?<br />
<br />
1. Derneğe kuyruk acısı olan biri misiniz? Bizim eski hikayelere dair görülecek bir hesabımız yok, parçası da değiliz, olmak da istemeyiz. Bu durumdaysanız ve eski hikayelerin davasını yapmadan dernek camiasında olmak ve derneğin ileri gitmesinde katkıda bulunmak isterseniz gelir gerçek adınızla üye olursunuz. Üye olmadığınızı var sayıyorum çünkü tüm üyelerimiz beni ya da kendi istedikleri YK üyesini istedikleri zaman istedikleri şeyi sormak için arayacaklarını biliyorlar ve arıyorlar da. Hiçbirinin böyle bir şey için mahlasa ihtiyaç duyacağını sanmıyorum ama yine de dernek üyesiyseniz, bu yaptığınız zaten hem gereksiz, hem korkulacak bir şey olmadığı halde korkakça, hem de düpedüz ayıp. Ne derdiniz varsa herkes gibi siz de gelirsiniz, konuşuruz. <br />
<br />
...ya da...<br />
<br />
2. Bir takım eskiden kalma dinozor kliklerinden birinde, kendine benzerler mikrokozmosunda yaşayan ve klan halinde edilen bir hareketin bir parçası olan biri misiniz? Bu durumdaysanız sizin için samimi olarak üzülüyorum. Belli bir yaştan sonra düzelmesi de zor.<br />
<br />
...ve yahut...<br />
<br />
3. Bana kişisel bir gıcığınız olması varyantı geçerliyse bu da size kapak olsun çünkü bu varyantta da aklınız sıra bana yüklenecekken, bakın, işi resmen "İcraatın İçinden" programına çevirdim ve siz karşıdan öööyle bakıyor durumuna düşmüş oluyorsunuz.<br />
<br />
Kısacası Bay Alekhine Mozart, <br />
<br />
Eski kavgalar ve kırgınlıklar nedeniyle ya da bana kişisel gıcık nedeniyle olsun; bana ve benden başka zamanını, emeğini, yeri geldiğinde kredi kartından avans çekip yolladığı parasını harcayan herkese yapılmış her türlü saygısızlık yalnızca derneğe ve bana artı puan yazar. Gerçekten art niyetli biriyseniz, buradan ders çıkarın da bir daha bu hallere düşmeyin. Ders almayan düşmanlar için zaten çok üzülüyorum. Yüzüme söylemeye cesareti olmadığı şeyleri takma isimlerle kusma isteği içinde olanlara zaman zaman kustuklarını yutturmak zorunda kaldığım zamanlar oluyor tabii de, beni asıl üzen, böyle kibar kibar konuşuyorum ya; yeni kuşaklar beni "tontiş kibar bir ihtiyar amca" olarak tanıyacaklar. Art niyetli biri değilseniz lütfen bunları üzerinize almayın ama art niyetliyseniz lütfen bu olayı biraz daha büyütün. Konumunuzu biraz daha açın. Minicik bir zayıflığınıza 3500 sözcükten fazlasıyla daldım, biraz daha açarsanız bu yanıtlarımı düzenleyip kitap yaparız; işte o zaman konferanslara falan da gitmeye başlarım da sayenizde cebimiz azıcık para görür. Ben bir yıl boyunca hastanede her gün ölümü beklemiş biriyim. Hiç bitmeyen acıyı ve sürekli yok olmanın eşiğinde olmayı çok iyi biliyorum. Başkalarının acısını artık dibine kadar anlıyorum. Bu yüzden kalp kırmak istemiyorum ama hem İsa değilim hem de okuyarak ve yaşayarak edindiğim toplam birikim içinde, bu tür kendi defansından açık vererek yapılan ucuz ataklara gerekli tepkileri artık omurilikten verir durumdayım. Kimle aynı piste çıktığınıza lütfen dikkat edin. Böyle goller yemek çok elementer. Dernek çalışmalarını anlatmak istemiyor olsam paketlemek için kendime 500 sözcük sınırı ya da "her satırı kafiyeli olsun" gibi ek atraksiyonlar icat ederdim ki en azından uğraştığıma değsin, işe fazladan bir zorluk gelsin, yazarken biraz eğleneyim.<br />
<br />
Samimi olarak derneği görmek istediğiniz yerin uzağında gören bir satranç ve İSD sevdalısıysanız buyurursunuz, "ben Mozart Alekhine" de deseniz kapımız açıktır, gerçek adınızla gelseniz de, her ikisi birden olsa da. Bizler gerçekten hiç kolay olmayan bir yükü omuzlamış ve kaldırmış durumdayız ancak hikayenin bu bölümü aslında yeni başlıyor. Siz de gelin, macerada yerinizi alın.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İstanbul Satranç Derneği'nin düzenleyeceği yaş grupları turnuvası postunun altına gelen yorum:<br />
<br />
Dernek aidatlarını da 12 yaş altı çocuklardan talep edin.<br />
Bir yıldır doğrudürüst bir mekanı olmayan İSD’nin, üyeleri yerine çocuklar için turnuva düzenlemesini anlayamıyorum.<br />
İmza: Mozart Alekhine mahlas.<br />
<br />
Yanıtım (Can ince):<br />
<br />
Takma isimle yazıyorsunuz; dernek üyesi olup olmadığınızı bilmemize imkan yok. Eğer üyeyseniz, yakın zamanda yapacağımız olağanüstü genel kurula teşrif edersiniz, orada sorularınızı sorarsınız, biz de nasıl herkes çocuk turnuvası yaparken inatla yetişkin turnuvası yapmaya çalıştığımızı ve aynı inatla yapmaya da devam edeceğimizi anlatırız. Sıra çocuk turnuvasındaysa çocuk turnuvası yaparız.<br />
Yaşça benden büyük olmalısınız, yaşlandıkça zamanın daha da hızlı aktığını söylerler; Nisan'dan Aralık'a koca sene su gibi akıp geçmiş görünüyor; yaşınıza hürmeten ifadelerimi sınırlı tutmaya çalışıyorum.<br />
Bu sefer artık "alkollüydüm", "şaraplıydım" diye de gelmeyin lütfen; o biletinizi geçen sefer kullandınız.<br />
Önüne gelenin bir takma isim arkasına sığınıp oturduğu yerden ağzında kocaman çevire çevire yapılan işlere "aidatları çocuklardan toplayın" türünden aymazlıklar içinde bulunma cüreti göstermesinden -başkasını bilmem ama- ben çok sıkıldım.<br />
<br />
Mozart Alekhine:<br />
önce takma isim meselesine geleyim.<br />
Hasan Tahsin’in gerçek ismi Osman Nevres, Yaşar Kemal’in, Kemal Sadık Göğçeli, Aziz Nesin’in ise Mehmet Nusret olmuştur.<br />
Mustafa Kemal, Trablusgarp’da Şerif Bey olmuş ve Cumhurbaşkanı olduktan sonra ise Asım Us adıyla gazetelerde yazı yazmıştır.<br />
Önemli olan ismin gerçek olup olmadığı değil, o isimle yazılanların doğru olup olmadığı dır.<br />
Alkol- Şarap biletine ise yorum yapma gereğini duymuyorum; boş hamle.<br />
Bir spor derneği- kulübü ise öncelikle kendi üyelerine hizmet etmekle yükümlüdür…<br />
Gerçeklere tahammül edemiyorsanız canınız çok sıkılır.<br />
<br />
-----------------------------<br />
<br />
Buraya kadar olan görüşme İSD FB grubundaydı. Bu efendiye vereceğim yanıt değil bir FB yorumunu, post sınırlarını bile aştığı için bu yanıtımı bu foruma taşımayı uygun buldum.<br />
Bilvesile, satranç kamuoyuna İstanbul Satranç Derneği'nin çalışmaları hakkında bilgi verme konusunda da bir olanak sağladığı gibi,<br />
çok ileriki satranç tarihi araştırmalarına devam etmek isteyenler için de bulunmaz mücevher olacağını umarım.  <br />
<br />
Kendisine kişisel cevabımdır, derneğin resmi açıklaması değildir ve söylediğim her şey birebir dernek politikasını yansıtmak durumunda değildir:<br />
<br />
Öncelikle bu fırsatı bana verdiğiniz için teşekkür ederim. Derneği ayağa kaldırmak için çalışmaya gereğinden fazla konsantre olmuşuz ve yaptığımız her kritik işte, attığımız her adımda üyelerimizi de bilgilendirdiğimizi ve değerli fikirlerine başvurduğumuzu düşünüyoruz ancak, belli ki bu değerli fikir sahiplerinden biri değilsiniz. Aksi durumda derneğin her an hangi durumda olduğundan mutlaka haberiniz olurdu. Aslında dediğiniz gibi, normal şartlarda fikrin önemi vardır, söyleyen çok önemli değildir. Öte taraftan, takma isim altında yazdığınızda, normalde size karşı hakaret davası açtıracak şeyleri söyleyip söylememek sadece sizin vicdanınıza teslim edilmiş oluyor; ikimizin ortak vicdanına değil. Şimdi aşağıda yazacaklarımdan sonra kızıp bana sövecek olsanız -"söversiniz" de demiyorum. öyle olsanız- sizi tutan sizden başka bir şey yok. Oysa aynı şartlar benim için geçerli değil. Size sövmeyi bir tarafa bırakın, "kızınca çok pis küfür ediyor" deseler bile benim için iyi değil. Yani tartışma şartlarımız teknik olarak eşit değil.<br />
Birbirimizi gerçek hayatta tanıyor olup olmamamız da benim için çok önemli değil; hergün bir sürü efendi insanın yanında bir sürü dengesizle de muhatap olunuyor. "bu da onlardan biriymiş" der, geçerim en fazla. Ancak, sizin beni çok iyi tanımadığınız benim tarafımdan çok net anlaşılıyor çünkü "gerçeklerden kaçamazsınız!" türünden mesnetsiz sallayanları nasıl insan içine çıkamayacak duruma getirdiğimi beni tanıyanlar çok net bilirler. Siz de bilmiyorsanız, bir bilene sorabilirsiniz...ama af edersiniz! Neden böyle bir şey yapasınız ve "rezil ederler mi?" diye düşünesiniz ki? Belki biraz daha devam etmeye kalkarsınız, nasıl olsa risk yok, en dibe gömülünce de alt tarafı gömülen Mozart Alekhine gider, nur topu gibi bir Bach Capablanca doğar, değil mi!<br />
<br />
Herkes bir Mojo Jojo olamaz. Taklitle bir yere varılamaz. Lütfen kendiniz olun, orijinal olun. Alkolü de sağlığınız için kararında tutun. Bunu şaka ya da taşlama olarak değil, siroz olup karaciğerini değiştirmek zorunda kalmış biri olarak söylüyorum. <br />
<br />
"Gerçek" dediğiniz şey bir süreçtir ve dinamiktir, sürekli güncellenir. Ben de süreçlerle ilgilenirim, sloganla uğraşmam ve analizimi yaparım. Örneğin: Takvimler Nisan sonu 2023'ü gösterdiğinde derneğin artık bir lokali olmadığı o gün için gerçeğin ta kendiydi. Aynı takvim ilerledikçe Nisan'dan Kasım'a dernek eşyaının bir depoda tutulduğunu ve 2023 Aralık ayı sonunda derneğin yeni lokalinin hizmet vermeye başladığını da gösterecek. Bu da dibine kadar gerçek (nisan-kasım arasının "bir yıl" olmadığı da gerçek ama haydi onu belagatteki kemalinize ve mübalağa sanatı kullanmış olmanıza verelim) ama bu süreç tabii Nisan 2023'ten başlamıyor. Türkiye'deki satranç kulüplerinin önünde sonunda bu noktaya geleceğini ben 2000'li yılların başında, ADSL bağlantıların evlere girmeye başladığı zaman fark etmiştim ve o zamanın ilgili kişilerini de bu konuda uyarmıştım. O zamanlar hem Kadıköy'de Şahmat vardı, emin değilim ama sanıyorum SGM de duruyordu, hem de Avrupa tarafında İSD vardı. Her yer cıvıl cıvıldı. Haftasonu turnuvaları dolup taşıyordu. Elbette öyle bir ortamda kimse beni dinlemedi bile çünkü insanlar gelecekteki kararlarını dünyanın o kararların sonuçları gelmeye başladığı zaman nasıl bir yere dönmüş olacağını düşünerek değil, dünyanın statik kalacağını ama tek değişen parametrenin kendileri olacağını düşünerek aldıklarından, üniversite sınavlarında bile mesela ben %1'lik dilimle bir bölüme girdim; o bölümle ilgili işi yapmaya devam etmeye çalışanların büyük çoğu bugün açlık sınırında yaşıyor. Baksan hepsi zehir gibi insanlardı ama bu şekilde taca çıkarılmış oldular.<br />
Memleketteki kulüp satrancı için de tamamen aynı -ve dediğim gibi- oldu. Süreç içinde kulüpler yavaş yavaş boşaldı, üyeler gelmez oldu ve yokuş aşağı gidiş hızlandı. 2023 Nisan'da olmasa 2024 Temmuz'unda olurdu ya da belki daha önce de gerçekleşebilirdi. Tam olarak hangi gün olduğundan ziyade, göz göre göre neden buraya kadar sürüklendiği ve bunca zeki geçinen insandan nasıl olup da hiç birinin gidişatı görmediğini anlamaya çalışmak daha düzgün bir analiz etabı olabilir. Nitekim ben de bunları anlayabilmek için düzenli mesai ayırıyorum; 1920'lerden başlayarak derneğin ortaya çıktığı koşulları, çevresel etmenler değiştikçe derneğin oluşan yeni durumlara adapte olabilmek için nasıl evrildiğini ve bugünlere kadar gelindiğini sistematik olarak incelemeye çalışıyorum.<br />
Diğer yandan, ben Ankara kökenli bir satranççıyım ama İSD benim de gençliğimin geçtiği ve bugünkü benin şekillendiği yerlerden biri.  Ankara-İstanbul çekişmelerinin genel tarihsel dinamiklerini iyi-kötü bilirim ama İstanbul içindeki çekişme ve kutuplaşmalar güncel ilgi alanımda değil. Hiçbirinde "taraf" olmuş bir geçmişim yok. Bana göre Mozambik'te kim bilir hangi sulak arazi için kavga eden iki kabilenin dertleri ne kadar önemliyse, burada (İstanbul'da) "kim kime ne kazık atmış?", "kimin kimle kuyruk acısı var?" benim açımdan bu dertler de o kadar önemlidir ve tarihi değeri dışında bir değeri yoktur. Elbette onların da bir çoğunu bilirim de, kaydeder geçerim, üstünden sağlam bir vakit geçip, hepimiz dünya mesaisini tamamlamadan yayınlamayı da düşünmem ya da yayınlanmasını istemem, doğru da bulmam. Yoksa kimin ne halt olduğunun herkesin bildiği kadarını ben de biliyorum.<br />
<br />
Bu şartlar dahilinde ve Nisan 2024'e kadar gelen süreci şimdilik dışarıda tutarak: <br />
Derneği biz yönetim olarak devraldığımız gün, gökte Manitu ve Zeus birleşip bize kıyak yapmaya karar verseler ve hemen o gün 2023 İstanbul'unda bir dernek lokali olarak tutulabilecek, tüm apartmandan rıza imzaları hazır alınmış, kirası, emlakçısı ve depozitosu da semavi bir takım numaralarla ödenmiş yeni bir yer gösterseler, bizim kapılarımızı açabilmemiz için yine de masa, sandalye, satranç takımları ve satranç saatleri tedarik etmemiz gerekirdi ve elimizde bırakın böyle bir bütçeyi, gecikme faizleriyle beraber oldukça ciddi, asgari ücretlinin epey bir aylık maaşı tutarında bir borçla devraldık.<br />
<br />
"Çocuklardan aidat toplansın!" latifesini buyurarak işaret ettiğiniz üyelerin kendileri gelmeyince aidatları da gelmez olmuş. Ne yapacaksın? İnsan aklı böyle çalışıyor. Karşılığında ne aldığına bakıyor. Kullanmadığı bir hizmet için neden para ödesin adam? Kafa bu.<br />
Biz bu şartlar altında derneğe aylarca yer aradık. Konuşmaların %90'ı "dernek lokali" ifadesi duyulduğu andan itibaren derin bir sessizliğe bürünüyordu. Bir yandan belediyeleri, diğer yandan STK'ları, başka bir taraftan tanıdıkları, ana akım olarak da emlakçıları aylar boyunca didik didik ettik.<br />
Af edersiniz, yine söylemeyi unutmuşum: Biz daha bir lokalin "kıçındaki don" sayılabilecek masa ve sandalyemiz bile yokken, o kadar da borç içindeyken, öyle emlakçıların kapısını bu devirde çalabilecek kadar en baştan neyimize güveniyorduk?<br />
Yanıt veriyorum: Ruh hastası olmamıza. Başka hiçbir açıklaması yok ama bu olmayan açıklamayı birazdan açacağım. Derneğin tabelası bile kalmamış, üstelik bir dernek için azımsanamayacak bir miktar da içerideyiz. Böyle bir durumda mantıklı ve aklıbaşında biri bu işlere durup dururken talip olmaz. Bunları eski yönetimleri suçlamak için de söylemiyorum: Onlar da dahil neticede bir dernek yerinden edilmişse, topu eski yönetimlere atmak işin en ucuz ve kolay yolu. Bizden önceki yönetimlerin elbette belli oranda sorumluluk sahibi olarak kabahatleri vardır ama bana göre sorumluluğun asıl büyüğü, o yönetimleri yapayalnız cascavlak ortada bırakanlarla, dernek yokuş aşağı giderken şapkayı önlerine koyup düşünüp, strateji geliştirip harekete geçmeyenler arasında paylaşılıyor.<br />
<br />
Neyse ki, İSD gerçekten büyük bir camia. Günlük bir liradan az olan bir aidatı ödemeyen kimseler olduğu gibi, yalnızca derneğin ayakta kalması için ellerinden gelenin üstünde fedakarlıklar yapanlar da var elbette. Onlara içten minnettarız. Onlar sayesinde borçları ödedik ve üstüne kalan parayla da lokal mekanı kiraladık.... Hahaha. Böyle olmadı tabii. Daha "dernek" olduğumuzu söylemeden aldığımız fiyatların bize stopaj dahil en düşüğünün aylık maliyeti 23.000 TL civarına geliyordu. Ortada her ay 23.000 getirecek bir gelir olmadığı gibi, ucuz ya da pahalı, kimse derneğe yer kiralamak istemiyordu. İş hanlarına baktık, akla gelebilecek her yere baktık. Ne para yetiyor, ne de zaten işin oluru var... Bu süre zarfında her gün üyenin biri arıyor "hani lokal?" diye soruyor. Aynı yerlerin aylık kiraları bugün 30.000'e dayanmış durumda.<br />
<br />
Üyenin bunu sormaya dibine kadar hakkı var. Biz de soran herkese neler yaptığımızı anlatıyoruz. Bakın, şimdi de anlatıyoruz. Sayman çalışıyor, denetleme kurulu çalışıyor, her şey kayıtlı, belgeli, işimiz de kafamız da bu açıdan artık pırıl pırıl. "Artık" dedim, demek zorunda kaldım zira bu pırıliteyi elde edene kadar da çok ciddi bir yol aldık. Şu kadarını söyleyebilirim: Kim üyemiz, kim değil, neredeyse o bile belli değildi. Defterde kayıtlı olan ve ulaşabildiğimiz herkese ulaşmaya çalıştık. Defterde ulaşmak için adından başka bir iz olmayanları bile sosyal medyadan bulmaya çalıştık; neticede pek çoğunu da bulduk ama bulamadıklarımız da oldu. Aslında derneklerle ilgili kanun ve mevzuata göre hatalı üye işlemi yapılırsa ve üye gelip bu durumu derneğe şikayet eder, haklı olduğu da tespit edilirse "pardon!" deyip adamı tekrar yazmak mümkünmüş. Yani biz yine de listeyi bir tur tarayabilirdik, "epeydir ortada görünmeyenleri ve hemen ulaşılamayanları kafamıza göre ihraç etmek, aralarından yuvaya dönmek isteyen çıkarsa da basitçe geri kabul etmek" gibi gayet legal ve meşru bir kısayolumuz da vardı çünkü iletişim bilgilerini doğru ve eksiksiz deklare etmek üyenin sorumluluğunda. "Telefon numarası kullanılmamaktadır" diyorsa direkt sıradakine geçebilirdik. Bunu biliyorduk. Yapmadık. Aylarca uğraştık, az bir miktar kişiyi de bilvesile satranç ortamına reentegre etmiş olduk ama daha çok rahmetlilere, kayıt olduğunu bile hatırlamayanlara ve "ben artık derneğe gelmiyorum. çıkarın beni!"cilere denk geldik. Biz kimi bulabileceğimizi biliyorduk ama öyle hop diye de atamıyorsun. Önce ihtar çekeceksin. Üç ay yasal süresi var. Ancak o süre dolduktan sonra hayaletlerden kurtulup yoluna devam edebilirsin. Tüm bu işler ancak bugünlerde bitebildi ve 161 kişinin dernekten ihracına dair kararı yeni imzaladık. (Acaba aralarında sizin de adınız var mıdır, kim bilir?) Basit bir "üyelere unique ID verme" işi için bile önce üye listesinin kesinleşmesi gerekiyordu. Şu ana kadar üye id'lerini geçici olarak unique random sayılar halinde kullanıyorduk; hepsini yeni ve sıralı haliyle kullanabileceğiz. Nerede mi kullanabileceğiz? Derneğin modern ve aktif bir web sitesi var. Eski site artık teknolojik olarak dinozordu; değişmesi gerekiyordu ki üstüne diğer veri yapılarımızı bağlayabilelim. Neyse, teknik hadiseyle sizi fazla sıkmadan, neticede bunlar parmak şıklatınca olan işler değil.<br />
<br />
Çok uzattım. Spesifik sorularınıza dair gerçeklerle de şöyle genişinden bir yüzleşelim de rahat edelim. <br />
Turnuvaları tarihleriyle birlikte söyleyeyim diye chess-results'a girdim ama orada bulunması gereken bir turnuvamızın (İSD 80. Yıl Turnuvası) görünmediğini fark edince söylemek gerektiğini fark ettim: Çünkü meğer derneğin daha önceki turnuvalardan hakem ücreti borcu da varmış. Çok şükür onları da temizledik, top onlarda. 80. Yıl turnuvamız da umuyoruz kısa sürede dahil edilir. <br />
belimizi ancak doğrultabildikten sonra, Ağustos'tan beri toplam beş turnuva yapmışız. Bu "beş"e bir de UHS'ye dahil edilmeyen (teknik olarak bazı kategorilerde dahil edilmesi teoride bile mümkün olamayan. Konuyla ilgili analizimizi TSF Teknik Kurul'a dernek olarak yolladık. Okurlar-okumazlar, yaparlar-yapmazlar, bilmem.) 15' turnuvası dahil. Ortalama ayda bir turnuva. Yakın geçmişe kadar derneğin bir lokali vardı ve o senelerde bile böyle şeyler yoktu. Tabii bu yaptığımız turnuvaların hepsi çocuk turnuvasıydı çünkü biz bu derneğin kurucu amaçlarını falan bilmiyoruz, sizden öğreniyoruz, değil mi? Benim de elbette akıl sorduğum, fikirlerine değer verdiğim dernek büyüklerim var, hepimizin vardır sanırım ve yine sanırım siz onlardan biri değilsiniz. Demek ki -en azından bu konuyu- sizden öğrenmeme gerek yokmuş. Hayır, altlarında sizin de layklarınız olduğu için zaten bildiğinizi varsaydığım bu etkinliklerden hiç biri -ama hiç biri- yaş grupları etkinliği değildi. Aksine, 7-77 yaş aralığının oynayabileceği bana -ve muhtemelen pek çoğumuza- göre en güzel formattı. Şu anda yönetimdeki herkes hem eski dünyayı hatırlayabilecek kadar yaşlı, hem de kültürel yönleriyle ve antrenör kimlikleriyle yeni dünyada geleneğin devamını sağlayabilecek bir pozisyondalar. Kafamız bu ancak bu ekibin tümü de aynı zamanda derneğin en genç 10 üye listesine girer sanırım çünkü ortada birikimin aktarılabileceği, kulübe gelip giden gençler yok. Genç insan kaynağı açısından çok net tırt durumdayız. (Bu bize özgü değil, tüm memlekette böyle. Bunu da yıllardır bas bas bağırıyorum. İstanbul satrancına her yıl yaş olarak alttan 250 kişi giriyor, üstten 250 kişi de çıkıyor. Toplam aktif oyuncu sayısı da 800-1100 arası yıldan yıla inip çıkıyor. Bilmemkaç milyonluk kent için hangi işi yapıyor olursan ol utanç verici bir sayı aralığı. Mesela rahmetli Bob Dylan'ın sesinin güzel olduğunu düşünenlerden bir camia oluşturmak gibi bir deliliğe düşmüş olsak bile çok daha fazla adam toplarız.)<br />
<br />
Bu yaptığımız açık ve rating bazlı kategori turnuvalarındaki oyuncu kompozisyonları da hepsinde yaklaşık şöyleydi: 30 kişilik bir kesitten 1-2 kişi dernek üyesi, 2-3 kadın oyuncu, 1-2 18 yaş altı kadın oyuncu, genelde 7-8 kişi 18 yaş ve üstü, geri kalanların hepsi 18 yaş altı).<br />
Bu turnuvalardan daha da fazla yapacağız çünkü bizim kültürel misyonumuz bu: "Biz nasıl üst kuşaklarla birebir etkileşim içinde olarak kültürü nasıl absorbe ettik ve üstüne azıcık da biz eklediysek, bizden sonra gelenler de bizimkinin üstüne ekleyecekler ve böyle sürüp gidecek" diye umuyoruz ama şu anda oldukça boş bir umut sahibiyiz. Bu umudu gerçeklenebilir bir şeye dönüştürebilmek için, ana akım olarak klasik açık format turnuvalar yapıyoruz ama öte taraftan bu turnuvalar hem doğrudan zarar yazıyor, hem de "açık turnuva isteriz" diyenlerin pek azını gerçekten sahalarda görebiliyoruz. Nitekim aynı şeyin lokal için de geçerli olacağını biliyorum: Dün "nerede lokal?" diyenlerin pek çoğunun da lokale devam etmeyeceklerini biliyoruz ve kimseye de kızmıyoruz çünkü dünya artık öyle bir dünya değil. Adam Internet'te senden bin kat kuvvetli rakiplerle oynuyorsa onu da kınamanın yeri yok. Yok ama işte bunlar gerçekler. "Açık turnuva isteriz!" diyorlar, yapıyoruz, kayıtların yarısı boş kalıyor. Biz bunları şimdiden bile bile o lokali de açıyoruz, o turnuvaları da yapıyoruz, dernek tarihini de derliyoruz, bir sürü başka ıvır-zıvır işle de uğraşıyoruz şu anda da şahit olduğunuz üzere.<br />
<br />
Bu turnuvaları yaparken yine dikkat ettiyseniz, klasik format dediğim gibi belli bir periyodla sabit olmak üzere, diğer turnuva türlerini de deniyor ve belli kriterlere dayalı çeşitli ölçümlemeler yapıyoruz. Başka formatları da deneyeceğiz, başka etkinlikler de yapacağız. Bunları planlarken, bu yaptığımız ölçümler sonucunda hangi turnuvayı ya da etkinliği ne zamana koyacağımıza dair şimdiden öğrenmiş olduğumuz şeyler var, hala veri topladığımız şeyler var.<br />
<br />
Çocuk turnuvaları özeline gelince: Bu da yukarıda biraz değindiğim başka bir çıplak gerçek: 18 yaşın üstünde çok az insan satranç oynamaya devam ediyor ve onların da çok çok daha azı turnuvalara katılıyor. Tüm bunlar yalnız bizim turnuvalarımızda değil, benzer şartlarda turnuva yapan her yerden edinilecek verilerle doğrulanabilecek ve halihazırda doğrulanan şeyler.<br />
Satranç insan kaynağı piramidinin yaşça ve seviyece en altındakiler de en üstündekiler de bizim için çok kıymetli. Nitekim bu fakr-ü zaruret döneminde dahi, 100 üyemiz içinden yaşı kemalinde, bunca yıldır derneğe gelip giderken hır çıkarmamış ya da az hır çıkarmış herhalde 25 kadar üyemiz "onursal üye" ve bunların büyük çoğunluğunu biz kendilerine de danışarak "onursal üye" yaptık. Bu ağabey ve ablalarımız aidat ödemeyecekler. Yeter ki gelsinler, başımızdan eksik olmasınlar. Bunu samimi söylüyorum. Ama gelmeyecekler. Bunu da biliyoruz, kimseyi de yargılamıyoruz. Olduğu gibi kabul etmemiz ve şartları ona göre ayarlayabilmemiz gerekiyor. <br />
<br />
İSD artık yakın geçmişten alıştığınız, insanların zaman içinde unuttuğu, yalnız bıraktığı ve kaderine terk ettiği İSD değil ve olmayacak. Bunun için yapacaklarımız yalnızca çocuk turnuvalarıyla, büyüklerimizi onursal üye yapmakla, open turnuva yapmakla sınırlı kalmayacak. Baby chess turnuvası da yapacağız, puanlı satranç da yapacağız, başka simültaneler de olacak, diğer satranç türevlerini de talep doğrultusunda düzenleyeceğiz, üniversitelerle ilgili projemiz de devam ediyor, lokal çalışmaya başladıktan sonra artık vaktimizi bunlara ayırabileceğiz. Sırtımızda üyelerin desteği, önümüzde de belli bir stratejik yol haritamız var ve o haritayı takip ediyoruz. <br />
  <br />
Hangi vaktimizi ayırıyoruz pekiyi? İşte açıklanamaz olan açılıyor: Hemen hepimiz zaten mesaimizin yarısını dernek işlerine harcıyoruz. Yaptığımız iş zaten fahri; bir menfaat ummuyoruz ama hiç görev almamış ve bu dernek mesaisi zamanını da zat-ı alinizin buyurduğu gibi çocuk/öğrenci işlerine ayırıyor olsak en azından biraz nefes almış olurduk. Tamam, satranççı dediğin adam ırgatlığa alışlıktır, tüm ameleliği yapar, koli taşır, beleş hakemlik yapar, gider arkadaşın turnuvasında oynar, eşya taşır, takım dizer. O adamın adının önünde FM, IM falan yazıyor olabilir; fark etmez. Satranç camiasından satranççılar dışında herkes yolunu bulmuştur ama o ırgatlığa devam eder. Yine de kimi bunu emeklilikte yapar, kiminin zaten maddi durumu iyidir, kimi de bizim gibi bir yandan çalışıp çorba kaynatmak ve bunu yaparken de kimseye gebe kalmamak durumundadır; işte biz o Kimmy'lerden üçüncüsü oluyoruz. Kimmy-i salis. Örneğin benim birileriyle akçeli bir işim olsa, bir çıkarım olsa, bir tezgahım dümenim olsa -şu anda okuduğunuz böyle bir yazıdan söz etmiyorum- her şeyi -hem de yazılı olarak, hem de gerçek hayatta kimsem o kimlikle- yazacak mabadı nereden bulacağım? "Şunlar başınıza gelecek" diye yazılı olarak bir yıl önceden söylüyorum, kimsenin sesi çıkmıyor, sonra ancak yumurta kapıya sıkı dayandığında, yine gerektiği gibi değil işlerine geldiği gibi çözüm üretiyorlar. Yani arada düşünmüyor değilim; belki de aksini yapanlar haklıdır. Bu yaşa geldik ama birkaç ay önce, camiaya on seneden az vakitten mukaddem dühul etmiş ve dahli "başlangıç düzeyi satranç dersi vermek" ile sınırlı kalmış bir muallimeden aktararak: "Satrançtan ne para kazanılır ki, değil mi hocam, bir ev bile zor alınıyor." Bunu bana hitaben söyledi. Ayaküstü çok kötü haşlayacaktım da bir nefes aldım ve sustum çünkü haklıydı. Bir tarafta 2000-2100 aralığı ELO ortalamasına sahip bir ekip lokalsiz kalmış bir derneğin kolilerini depoya taşıyan hamallar olmuşken, diğer yanda satrançtan bir evciği bile birkaç yılda zar-zor almış, durumuna çok üzüldüğümüz birileri var. Geliri yarıya düşen biz salak değiliz, kredi kartından çekip derneğe bağış ateşleyen salak değil, kişisel ilişkilerle ve yine camiamız içinden sağlanan sağlanan sponsorlar, bağışçılar salak değiller, öyle mi? Kime sorsak salozun önde gideniyiz ve ne yazık ki bu tür salozlukların tedavisi de yok. Böyle yaşayıp böyle de gideceğiz. <br />
<br />
Bizi "saloz" bulanların tek anlayamadıkları şey bizim önceliklerimizin farklı olması: Biz satrancı çok seviyoruz. Oynamayı tabii seviyoruz ama yalnızca oynamayı değil, üstüne düşünmeyi, konuşmayı, tartışmayı da seviyoruz, bu tartışmalardan öğrendiklerimizi de seviyoruz. Satranççıları -kimse herkesi sevemez, çoğunu- seviyoruz, onların arasında kendimizi iyi ve olmamız gerektiği gibi hissedebiliyoruz. Toplum genelinde satranççı oranı çok düşük olduğu göz önüne alındığında, bu durum bizi (satranççıları) ilk evrede içine kapanmaya itmiş. Pek çok satranççının, diğer satranççılar hariç sosyal hayatı çok sınırlı. Bu da bana göre normal çünkü birbirimizi ancak biz anlayabiliyoruz. Diğer taraftan hepimiz birbirimizden farklı sosyal geçmişlerden geldiğimiz gibi, hepimizin karakterleri de farklı. İçe kapanma durumu mecburen farklılıkların toleransını ve netice olarak kozmopolitliği ve çok sesliliği doğuruyor, yaşı küçük olan büyükten ezberleyerek değil, onla tartışarak öğreniyor. Bizim kuşağa kadar böyle oldu en azından. Bu toleranslı ortam aynı zamanda toplum dışına itilmişler için de mıknatıs gibi çalışıyor. Neticede ortaya akıllısıyla delisiyle çok karışık ama bir taraftan da pek çok standardı toplum ortalamasının çok üstünde olan bir topluluk çıkıyor.<br />
Yalnız, bu insanlar dış dünyayı neredeyse tümden ve bilinçli olarak unuttuklarından -ya da o dünyadan gelenlere kapalı olmak istediklerinden- bazan ufak-tefek hesaplar yüzünden, bazan düpedüz şişik egolar, pek çok kereler de görünüşte karşılıklı prensip meseleleri yüzünden -ama aslında destrudoyu akıtacak etraflarında başka kimse olmadığından ve satranç doğası itibarıyla zaten rekabet ve sidik yarışı içerdiğinden- mecburen kendilerini birbirlerini yer halde buluyorlar. En beyefendi insanların bile böyle kavgaları var tarihimizde ve bana göre böyle olması da normal.                    <br />
<br />
Elbette tamamen kendi adıma konuşuyorum ama benle benzer durumdaki herkes için de muhtemelen söyleyeceklerim geçerli:<br />
İSD Yönetiminde yer almak, ilk günden beri söylediğim gibi benim için erişebileceğim en büyük manevi onur ve bu hususa dair sorumluluklarımı ıskalamam söz konusu olamaz. Aklınıza gelebilecek en büyük makamlar bile bana aynı manevi tatmini veremez. Ben kendi küçük satranç kasabamız için elimden geleni layıkıyla yapabileyim, bana çok bile. Görev bana düştü, teklif geldiği anda başıma neler geleceğini çok iyi bilmeme rağmen anında kabul ettim. "Buradan başkan olayım, şöyle yürüyeyim, böyle yürüyeyim" diye bir amacım da yok. Muhtemelen en zor dönemlerinin başında ama benim elimden gelenlerle derneğin ihtiyaçlarının çok denk düştüğü bir döneme denk geldi ve böylece çok verimli hizmet edebilme fırsat ve sorumluluğuna sahibim ve bunların farkındayım.<br />
Elimden gelen hizmeti verdikten sonra iç huzuruyla kenara çekilip demetimi atmaya devam edeceğim ama o demet attığım yerin çok canlı süper bir satranç ortamı olduğunu her yeniden fark ettiğimde bir kez daha içime hafif bir mutluluk hissi yayılacak. Benim tüm bu işlerden kazancım da bu olacak, öper başıma koyarım. <br />
<br />
Bunları söyledikten sonra:<br />
<br />
Eleştirileriniz olur, tabii ki yapacaksınız. Ancak ilk yorum "notasyon kağıdını göster", ikincisi de "gerçeklerden kaçamazsınız" olunca bendeki algının çok daha farklı oluştuğunu eminim gayet iyi anlıyorsunuzdur. Bu durumda, beni sevin-sevmeyin, dernekle bir karın ağrınız olsun-olmasın, her şeyden önce delikanlı gibi ezmeye çalıştığınız emeğimizden özür dilemeniz gerektiği açıktır. Düşman bile olsa akıllıysa özrünü diler, hatasını kabul eder, düşmanlığa öyle devam eder. Salozsa ısrar eder, zaten kamuoyu tarafından gömülür; bizim bir şey yapmamıza gerek kalmaz.<br />
<br />
Ya siz Bay Alekhin (hangisi soyadınız, çıkaramadım. Yoksa  "Bay Mozart" mı demeliydim? İkisi de soyadı çünkü ya, hangi hitap şeklini tercih edersiniz?), siz kimin nesisiniz?<br />
<br />
1. Derneğe kuyruk acısı olan biri misiniz? Bizim eski hikayelere dair görülecek bir hesabımız yok, parçası da değiliz, olmak da istemeyiz. Bu durumdaysanız ve eski hikayelerin davasını yapmadan dernek camiasında olmak ve derneğin ileri gitmesinde katkıda bulunmak isterseniz gelir gerçek adınızla üye olursunuz. Üye olmadığınızı var sayıyorum çünkü tüm üyelerimiz beni ya da kendi istedikleri YK üyesini istedikleri zaman istedikleri şeyi sormak için arayacaklarını biliyorlar ve arıyorlar da. Hiçbirinin böyle bir şey için mahlasa ihtiyaç duyacağını sanmıyorum ama yine de dernek üyesiyseniz, bu yaptığınız zaten hem gereksiz, hem korkulacak bir şey olmadığı halde korkakça, hem de düpedüz ayıp. Ne derdiniz varsa herkes gibi siz de gelirsiniz, konuşuruz. <br />
<br />
...ya da...<br />
<br />
2. Bir takım eskiden kalma dinozor kliklerinden birinde, kendine benzerler mikrokozmosunda yaşayan ve klan halinde edilen bir hareketin bir parçası olan biri misiniz? Bu durumdaysanız sizin için samimi olarak üzülüyorum. Belli bir yaştan sonra düzelmesi de zor.<br />
<br />
...ve yahut...<br />
<br />
3. Bana kişisel bir gıcığınız olması varyantı geçerliyse bu da size kapak olsun çünkü bu varyantta da aklınız sıra bana yüklenecekken, bakın, işi resmen "İcraatın İçinden" programına çevirdim ve siz karşıdan öööyle bakıyor durumuna düşmüş oluyorsunuz.<br />
<br />
Kısacası Bay Alekhine Mozart, <br />
<br />
Eski kavgalar ve kırgınlıklar nedeniyle ya da bana kişisel gıcık nedeniyle olsun; bana ve benden başka zamanını, emeğini, yeri geldiğinde kredi kartından avans çekip yolladığı parasını harcayan herkese yapılmış her türlü saygısızlık yalnızca derneğe ve bana artı puan yazar. Gerçekten art niyetli biriyseniz, buradan ders çıkarın da bir daha bu hallere düşmeyin. Ders almayan düşmanlar için zaten çok üzülüyorum. Yüzüme söylemeye cesareti olmadığı şeyleri takma isimlerle kusma isteği içinde olanlara zaman zaman kustuklarını yutturmak zorunda kaldığım zamanlar oluyor tabii de, beni asıl üzen, böyle kibar kibar konuşuyorum ya; yeni kuşaklar beni "tontiş kibar bir ihtiyar amca" olarak tanıyacaklar. Art niyetli biri değilseniz lütfen bunları üzerinize almayın ama art niyetliyseniz lütfen bu olayı biraz daha büyütün. Konumunuzu biraz daha açın. Minicik bir zayıflığınıza 3500 sözcükten fazlasıyla daldım, biraz daha açarsanız bu yanıtlarımı düzenleyip kitap yaparız; işte o zaman konferanslara falan da gitmeye başlarım da sayenizde cebimiz azıcık para görür. Ben bir yıl boyunca hastanede her gün ölümü beklemiş biriyim. Hiç bitmeyen acıyı ve sürekli yok olmanın eşiğinde olmayı çok iyi biliyorum. Başkalarının acısını artık dibine kadar anlıyorum. Bu yüzden kalp kırmak istemiyorum ama hem İsa değilim hem de okuyarak ve yaşayarak edindiğim toplam birikim içinde, bu tür kendi defansından açık vererek yapılan ucuz ataklara gerekli tepkileri artık omurilikten verir durumdayım. Kimle aynı piste çıktığınıza lütfen dikkat edin. Böyle goller yemek çok elementer. Dernek çalışmalarını anlatmak istemiyor olsam paketlemek için kendime 500 sözcük sınırı ya da "her satırı kafiyeli olsun" gibi ek atraksiyonlar icat ederdim ki en azından uğraştığıma değsin, işe fazladan bir zorluk gelsin, yazarken biraz eğleneyim.<br />
<br />
Samimi olarak derneği görmek istediğiniz yerin uzağında gören bir satranç ve İSD sevdalısıysanız buyurursunuz, "ben Mozart Alekhine" de deseniz kapımız açıktır, gerçek adınızla gelseniz de, her ikisi birden olsa da. Bizler gerçekten hiç kolay olmayan bir yükü omuzlamış ve kaldırmış durumdayız ancak hikayenin bu bölümü aslında yeni başlıyor. Siz de gelin, macerada yerinizi alın.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Doç. Dr. Yalçın İşler]]></title>
			<link>http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4972</link>
			<pubDate>Tue, 21 Nov 2023 18:15:07 +0000</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="http://forum.satranc.biz/member.php?action=profile&uid=1193">Feti</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.satranc.biz/showthread.php?tid=4972</guid>
			<description><![CDATA[Doç. Dr. Yalçın İşler kimdir?<br />
Hangi bilimsel olan veya olmayan çalışmalar yapmaktadır?<br />
Yaptığı çalışmaları takip eden, takip edebilme bilgisi ve kapasitesi olan var mıdır?<br />
<br />
Bu yazıyı herhangi bir arka plan bilgim olmadan yazmaktayım. Yazı aniden sonlanabilir veya okuyucuların katkılarıyla konu derinleşip genişleyebilir.<br />
<br />
Sadece görüneni veya bana gösterileni esas alarak ilgili kişiyi sahtekar ve kumarbaz olarak yaftaladım. Bu gerçek midir? Görünenin ötesinde başka bir gerçek var mıdır? İlgili kişi satrancı araç yaparak kumar oynayıp para kazanmak mı istemiştir? Başka bir amacı mı vardır?<br />
<br />
İlgili kişiyle irtibat kurup sorular sorup kim olduğu ve ne yapmak istediği ile ilgili sorular sormak için oldukça yaşlıyım. Yani sorular sorabilmem için zihin cevvaliyetim ve yeni bilgileri hazmetme zihinsel gücüm giderek azalmakta. Gençler acaba ilgi duyarlar mı ilgili kişiyle irtibat kurmaya? Ve ilgili kişinin ilgi alanları ile ve son satranç macerası ile ilgili sorular sorarlar mı? Niçin sormasınlar, niçin soramasınlar?! Elbette bunu yapabilecek kapasitede gençler vardır. Haydi gençler, lütfen ilgi duyun bu konuya. Satranç sahtekarı ve kumarbazı mı? Varsa şayet; başka amacı nedir satranç alanına girmekle?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Doç. Dr. Yalçın İşler kimdir?<br />
Hangi bilimsel olan veya olmayan çalışmalar yapmaktadır?<br />
Yaptığı çalışmaları takip eden, takip edebilme bilgisi ve kapasitesi olan var mıdır?<br />
<br />
Bu yazıyı herhangi bir arka plan bilgim olmadan yazmaktayım. Yazı aniden sonlanabilir veya okuyucuların katkılarıyla konu derinleşip genişleyebilir.<br />
<br />
Sadece görüneni veya bana gösterileni esas alarak ilgili kişiyi sahtekar ve kumarbaz olarak yaftaladım. Bu gerçek midir? Görünenin ötesinde başka bir gerçek var mıdır? İlgili kişi satrancı araç yaparak kumar oynayıp para kazanmak mı istemiştir? Başka bir amacı mı vardır?<br />
<br />
İlgili kişiyle irtibat kurup sorular sorup kim olduğu ve ne yapmak istediği ile ilgili sorular sormak için oldukça yaşlıyım. Yani sorular sorabilmem için zihin cevvaliyetim ve yeni bilgileri hazmetme zihinsel gücüm giderek azalmakta. Gençler acaba ilgi duyarlar mı ilgili kişiyle irtibat kurmaya? Ve ilgili kişinin ilgi alanları ile ve son satranç macerası ile ilgili sorular sorarlar mı? Niçin sormasınlar, niçin soramasınlar?! Elbette bunu yapabilecek kapasitede gençler vardır. Haydi gençler, lütfen ilgi duyun bu konuya. Satranç sahtekarı ve kumarbazı mı? Varsa şayet; başka amacı nedir satranç alanına girmekle?]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>