Turnuva Yarım Bırakmak Cezalandırılmalı
#61
Bu başlık altındaki yazışmalar oldukça kısa sürede epey mesafe katetti. İzmir Open yönergesindeki açıklamalar bu gelişmelerin ışığında teknik kurul tarafından hazırlanmıştır. Bu tip sıkıntıların çok kısa sürede yönergelere ilave edilecek maddelerle aşılacağı inancındayım.

Yeni maddelerden olan;
6.v. FIDE Satranç Kuralları 11.3.b uyarınca sporcu oyun sahası içinde cep telefonu ve/veya herhangi bir elektronik iletişim cihazına sahip olması [color=#FF0000]yasaktır[/color]. Sporcunun böylesi cihazlardan birini oyun sahasına getirdiği ortaya çıkarsa oyunu kaybeder, rakibi kazanır.

Telefonun çalması ile 1-0 olarak sonuçlanmaz diye düşünüyorum, nedeni ise yönergede yazılı bir kural ihlal ediliyor ve sonuç hükmen olmalıdır.

Bu nedenle İzmir Open yönergesindeki 6.iii ve 6.iv maddeleri, sporcuların maçı hükmen kaybetmesi ve dolayısıyla devamındaki cezaları almalarını ifade etmektedir.
ENİS BİLYAP
Ara
Cevapla
#62
İlk tura gelmeyip 2. turdan başlamak, 9 turlu bir turnuvanın 4. turuna girmeyip 5. turdan devam etmek ve son tura girmemek arasında normal şartlarda hiç bir fark yoktur. Eğer son tura girmeyen sporcunun lisansı dondurulacaksa, ara tura girmeyen veya turnuvaya 2. turdan katılanların lisansı da dondurulsun.

4 turlu bir turnuva cuma günü 1, cumartesi günü 2 ve pazar günü 1 tur olarak planlanmışsa ve 3te 0 ile son tura girecek olan oyuncu son tura gelmiyorsa ödülün başkasına verilmesi için şike yapmış mı oluyor?

Sapla samanı karıştırmamak lazım. İSTER İLK TUR, İSTER 3. TUR, İSTER SON TUR OLSUN, TURA GİRMEMEK SPORCUNUN HAKKIDIR! Burada eleştirilen ve önüne geçilmek istenen sorun sıralamanın ve dolayısıyla ödüllerin masa başında belirlenmemesidir. Bizim konu aldığımız sporcu bu davranışı bir çok kez aynı şekilde yapmış ve hatta Aşkın Bey'in yazdığı konuşmaya göre ne amaçla yaptığını itiraf da etmiştir. İşte bu şikedir.

Son tura girmemek ile son tura girmeyerek şike yapmak farklı şeylerdir. Tura girmemenin yaptırımı genellikle turnuvadan çıkartmaktır ki o bile, bir sonraki tura katılacağını bildirmezsedir! Bu tur gelmiyorum, bir dahaki tur devam edeceğim diyen sporcu tura girmediği için turnuvadan çıkarılmaz. Sporcunun ara turlarda değil de, son turda işinin çıkması neyi değiştirir? Bir tur daha olmayacağı için doğal olarak bildirim yapmaması mı fark yaratıyor?

Herkesin tepkisini çeken şu cezacı zihniyeti değiştirin artık.

İLLA CEZA MI VERMEK İSTİYORSUNUZ? BAKALIM VERECEK MİSİNİZ ŞİKE YAPTIĞINI İTİRAF EDEN SPORCUYA? Ne hikmetse her fırsatta TSF'nin yabancı sporcu için disiplin soruşturması başlatma yetkisi olmadığı yazıldığı ama bunun tersini örnekler ve TSF mevzuatı ile açıkladığım için şike yaptığını itiraf eden sporcuya ceza verebilecek misiniz demiyorum, ceza verecek misiniz diyorum.

Bilmem kaç sene önceki İstanbul Açık'ta yabancı sporcunun biri, bizim GM'miz ile oynarken 50. hamleyi yapmadan önce değil, yaptıktan sonra beraberlik ister, hakemlerimiz verir! Daha sonra o hakemlere sorduğunda ise "Koskoca yabancı GM'ye beraberliği yanlış istedin mi diyecektik?" derler! Yabancı GM değil de, Ateş Bey'in deyimiyle piramidin ortasında bir sporcu, bir GM'ye karşı 50. hamleyi yaptıktan sonra beraberlik isteseydi verebilir miydi hakem?

Sabah 10'da tur var, eşlendirme akşamdan yapılmış ve yayınlanmış. Sporcu sabah 9'da kalkıyor ve ishal olmuş! Doktora gidip rapor almayı bırakın, evden dışarı dahi çıkamıyor. Dolayısıyla son tura katılamıyor. Sonuç olarak bu ahlaksız, satranca yakışmayan, dolandırıcı, etik kuralların katili sporcunun lisansını donduralım gitsin! Sporcunun değil, sporcu(MUZ)un demek daha doğru olur aslında. Sporcu ise yapılmaz ama bizim sporcumuz ise yapılabilir, en azından yapılması talep edilir! Diğeri de şike yapmaya ama ceza almamaya devam etsin, hatta buyursun seneye de gelsin!
Ara
Cevapla
#63
Ben başıma gelen bir durumda susup başka iki durumda itiraz ettim. Kendi adıma bu başlığı açan kişi olarak üzerime alınmıyorum.

Enis Bey'in dikkat çektiği çözüm kırıp dökmeden kısmi ama iyi bir çözüm. Başka benzer adımlar da atılabilir. İzmir Open organizatörlerini tebrik ederim. Benzer çözümler üretilebilir. Önemli olan bir kişinin yargılanması da değil, bu işlere olabildiğince çözüm bulmak.

Yapmak isteyene karşı %100 çözüm yok, dopinge karşı verilen cezalar, hatta onu geçtim adi suçlara verilen cezalar insanoğlunun suç işlemesini, doping yapmasını, veya herhangi bir yolda hile yapmasını engelliyor mu? Hayır, olabildiğince rekabetçi bir turnuvalar ortamı sağlamak ve adil olmasını sağlamak amaç. Erşan Gökerman'ın yazdıkları da yerinde tespitlerdi.

Beni "kafatasçılıkla, merhametsizlikle" suçlayanlar var ama odadaki fili tartışmak çok önemli. Israrla beni taciz edip var "Türk oyuncular da yapıyor" diye. Yapıyorsa ceza almalı. Bu kadar basit. Organizatörlere ve TSF'ye düşen ise profilaktik önlemler almak...Olabildiğince, %100 çözüm olmadığı malum.
Ara
Cevapla
#64
Enis Bey merhaba,
Cep telefonunun salona getirilmesi ya da çalması titremesi yönergeye göre değil fide kurallarına göre bir ihlaldir. Fide kurallarında bunun karşılığı hükmen galibiyet değildir. Doğruluğu yanlışlığı tartışılır, belki ilerleyen yıllarda değişebilir. Gerçi tam olarak da 1-0 demeyelim. Telefonu olan sporcu ceza olarak 0 alıyor, rakibinin puanı tahtadaki kazancı varsa 1, yoksa ½...
Ara
Cevapla
#65

Olur mu öyle şey. Son turda birinciliğe giden adamı cep telefonunu çaldırarak yarım puana mahkum edersin. Ha ama son konumda mesela rakibin tek şahı varsa konum beraberedir.
Ara
Cevapla
#66
Yani kazançtan kastım oydu işte uzun uzun yazmak istemedim üşendim Smile Tahtada en kötü hamleler dizisiyle bile kazanma şansı yoksa(şahın tek kalması ya da ölü konum) ½-0 kazanç varsa 1-0. ama telefonu çalan her türlü 0..
Ara
Cevapla
#67
Tutku Bey merhaba,
"Son tur'a çıkmayan oyuncu cezalandırılsın" derken, turnuvanın gidişini bozan durumlar kast edilmiştir.

Turnuvadaki oyuncu, hakem ye de görevlilerce bilinen, tanık olunmuş katılamama gibi makul durumları kast etmiyorum. Böyle durumlar zaten bilinir ve duyulur.
İfadem eksik yazılmış olabilir.
Ben ishal olan ya da, kalp krizi geçirenlerden bahsetmedim.

Keyfi terk durumları tespit edilip tanımlanmalıdır.
Keyfi terkleri kast ettim.
Ve bunların tekrarını yapan sporculara verilmesi gereğine inandığım cezalandırma örneklerinden bahsettim.
Uç gibi gözükebilir ama elo eksiltme, aynı dönem tekrarlanması durumunda vize dondurma, iki-üç dönem içinde en az iki ve tekrarı durumunda lisans dondurma gibi...

Sizce yanlış mı Tutku Bey?
Burada maça çıkmama hakkından bahsetmedim.
Maça çıkmama durumu bile sportmenlik dahilinde haber verilerek olabilir. Bunun kuralı yoktur. Ama sporcu için her kural yazılı olmalıdır diye bir fikir de yanlıştır.

Selamlar...
Ara
Cevapla
#68
İstanbul Açık Satranç turnuvasının A kategorisinde son tura alınan 65 oyuncunun 11'i oyuna gelmemiş. Turnuva 80 kişi başlamış ama son tur masaya sadece 54 kişi oturmuş. Yani turnuvaya katılanlar %32,5 oranında turnuvayı bitirmemiş.

Bu iş nerede oluyor? Turnuva yok diye yakındığımız İstanbul'da, toplu taşıma araçlarına çok da uzak olmayan bir yerde ve az sayılmayacak ödüllerle. Demek ki başka sorunlar da var. Futbol kültürünün topluma akıttığı zehirler yeni kuşaklara oyundan keyif almayı da unutturdu. Artık önceliğimiz galip gelmek, puan, para, unvan ve rating. Yenmek yeterli değil rakibini 'ezmek' gerekli. Rakibinden öne geçmek değil onun yok olmasını izlemek sportif rekabetin ilk şartı.

Eskiden satranç kulüplerinde her akşam turnuvalar düzenlenir, her boş kalan birbiriyle satranç oynarken, şimdi derneklerin amacı ders vermek, kağıt oynamak, birbirimizi kötülemek oldu. İki usta oyuncumuzun, kendi kategorisinde iddialı iki gencin bir araya gelip saatlerce oynadığına tanık oluyor muyuz? İçinde satranç oynama sevgisi kalmamış biri için, hele ki, tüm yaz dururken, çoğu katılımcının öğrenci, öğretmen olduğu bir yerde tam okulların açılmasına bir hafta kala yapılan bir turnuvada bu tip bırakmalar giderek artıyor.

Konunun teknik yanları da bir o kadar önemli. Elbette bir oyuncu mazeret göstererek turnuvayı bırakabilir. Hastalık, kaza, ölüm vs gibi durumlar olabilir. İlk yapılması gereken oyuncunun mümkün olduğunca çabuk haber vermesi ve eşlendirmeye alınmamasını sağlaması olmalı. Hükmen galibiyetler olacağına gerekirse eşlendirme değiştirilmelidir. Bunun için makul bir süre belirlenebilir. Eşlendirme ilan edildikten sonra hükmen kaybedilen her oyunun rating hesaplarına da dahil edilmesi gerekir. Bu uygulama turnuvayı yarım bırakmak konusunda çok etkili olmasa da keyfi bir şekilde tura çıkmamayı azaltacaktır. İstanbul Açık Turnuvasının son turuna gelmeyen 11 kişinin hepsinin hastalık, kaza benzeri durumları olmadığını tahmin edebiliyoruz. O halde önceden haber vermeksizin turnuvayı bırakmak elbette yaptırımla karşılaşmalı. Zaman değişiyor, kurallar da değişebilir. 20 yıl önce oyun sırasında dışarı çıkıp telefonla da görüşebiliyorduk. Şimdi gelinen nokta ortada.

İki kişi şike yapmak için anlaştıysa bunu engellemek çok zor ama yine de göstere göstere yapılmasının önüne geçmek gerekli. Cep telefonu çalan ve hatta yeni kurallara göre üzerinde bulunan oyuncu oyunu kaybediyor ve oyun 1-0 , 0-1 gibi skorlarla tescil ediliyor. Oyun aynı şekilde rating hesaplarına da dahil ediliyor. Şike yaparken rating de kaybetmeyeyim diyenler için cazip bir durum değil. Yine de işin uzamasını istemeyenler ve bahane üretmeye çalışanlar için kendi çapında bir çıkış yolu olabilir.

Telefonu çaldığı için zamanında pek çok kaybeden oyuncu oldu. Bunların büyük çoğunluğu da elbette masum kayıplar. Ancak bu başlıkta sıkça adı geçen ve esas konumuzun kahramanlarından olan GM Odeev'in, 2007 yılı İzmir Açık turnuvasında 8. turda bir başka Gürcü oyuncu Sinikidze ile 1. masada oynarken telefonu 2 defa çaldığı için kaybettiğini hatırlamakta da fayda var. Neden 2 defa? Çünkü birinci çalışında yakınlarda hakem olmadığından oyun devam etmiş ancak ikinci çalışında yaptırım uygulanabilmişti. Bu galibiyetle Sinikidze son tura girilirken birinciliğini garantilemişti.

Bu tip olaylar karşısında doğru bir tavır almak önemli. Artık üzerinde cep telefonu bulunan oyuncular sadece o oyunu kaybetmekle kalmamalı bu bir kanıt sayılarak başka işlemler de yapılmalı. Doping kontrolüne girmemek ya da bırakın kontrolden kaçmayı, 1 ay sonra nerede olacağınızın bilgisini yanlış vermek bile doping soruşturmalarında kanıt kabul ediliyor. Ne kadar zor olursa olsun, oyun sırasında yanında telefon ve benzeri cihaz taşıyanlar da bunun yaptırımları olacağını bilmeli.

Tüm yaşanan örneklerde benzer 5-10 kişinin adı geçiyor. Gözlerimizin önünde buna benzer kaç olay oldu ve biz bu olaylara nasıl tepki verdik? TSF bu tip hükmen vb şüpheli sonuçlarda en azından bir inceleme yaparak bu oyuncuları oynatan ya da transfer edecek takımlara, turnuva düzenleyecek organizatörlere uyarılarda, ders vermeli konusunda engellemelerde bulunabilir.TSF bu oyunculara dilerse ceza da verebilir. Bunun önünde ne engel olabilir ki? Hatay'da düzenlenen dünya şampiyonasının şartlarını beğenmedikleri ve bir açık mektuba imza attıkları için pek çok önemli kadın satranççıya ceza verilmedi mi? Geçmişte defalarca sudan sebeplerle kendi oyuncularının spor hayatını bitirmeye çalışmadı mı? Beni endişelendiren TSF'nin ceza verme yetkisi olup olmaması değil, bu gücü kafasına göre ve işine geldiği biçimde kullanması o kadar.

Ceza, önlem, yaptırım vs nihayetinde şike ve dopinge karşı kesin çözüm değil ama herkesin kendi evinin önünü süpürmesi de önemli. Kendimi de dahil ederek soruyorum, turnuvalarımıza sahip çıkıyor muyuz? Bir şekilde de olsa işimizi gücümüzü, tatil planlarımızı ayarlayarak İstanbul,İzmir, Keşan, Çanakkale, Malatya gibi turnuvalara katılmanın yolunu bulmak ve o turnuvaların kalitesini yükseltmek için katkıda bulunmak gerekli. En nihayetinde pek çok kişinin belirttiği gibi, suç oranı en düşük ülkeler, en yüksek ceza ve yaptırımlara sahip olanlar değil, en adaletli ve gelir dağılımı en dengeli ülkeler.

Son olarak Bachana Morichiashvili'nin Aşkın Taşan'a aktardıkları benim gözümde yapılan eylemlerdeki ahlaki soru işaretlerinin yanına utanma duygularıyla ilgili yenilerini ekliyor. Israrla Odeev'in aklanmaya çalışılması ise bir o kadar ilginç. Üstelik bir yıl önce tam tersine Odeev son oyuna çıkmamışken.

Aşkın Bey keşke kendisine 'Ligde hiçbir takımda yer almadığı halde 10 gün orada ne yaptığını ve turnuvanın yapıldığı otelde kayıtlı bir odasının olup olmadığını' da sorsaymış. Çünkü bana son derece garip geldi.
Ara
Cevapla
#69
Erşan beyin hem tespitleri hem de verdiği yeni bilgiler çok ilginç. Bu kadarı da olmaz derken neler çıkıyor neler. Sanırım herkes hemfikir ki şikeye kesin çare bulmak mümkün değil. Ama bu olanları elbette organizatörler, hakemler ve oyuncular görüyor, biliyor ama ellerinde kesin kanıt olmadığı için ve kurallar yetersiz kaldığı için önlem alınamıyor.

Eskiden, yanılmıyorsam Linares organizatörü çok berabere yapan oyuncuyu turnuvaya bir daha çağırmamakla tehdit ediyordu. Eğer konaklama sağlanıyorsa organizatör belli oyunculara konaklama vermesin. Çok azıtmışsa davet etmesin. Veya yukarıda tartışıldığı gibi çeşitli disiplin soruşturmaları açılıp oyuncu mümkün olduğunca zora sokulsun. Hatta güçlü şüphe sebebiyle olabildiğince yaptırımlar uygulansın.

10 gün meselesini ben de marak ettim. Olabildiğince çeşitli sahtekarlıklar düşünüyorum ama bu adamlara yetişmek imkansız. Aslında bu tür cinlikleri düşünene kadar satranca kafa yorsalar en az 100 rating fazla olurlardı herhalde.
Ara
Cevapla
#70
Sabah radyoda dinledim, Kylie MİNOGUE çok üzülmüş.
Hatta iki defa!
Avustralyalı sanatçının üzülme sebebi hem Avustralya’nın basketbolda bize yenilerek elenmesi, hem de Avustralya’nın hakkında FIBA tarafından soruşturma açılacak olmasıymış.

FIBA soruşturması ise Avustralya Basketbol Ulusal Takımının eleme gruplarında Amerika ile eşleşmemek için Angola (yanlış hatırlamadıysam) takımına bilerek yenilmesi üzerine açılmış.

Bu olayı satranç turnuvaları açısından nasıl incelemek gerek?
Olayda benzerlikler de var.
Bir kere ulusal takımlar arası ve Dünya Kupası.
Bir takım çeyrek final gibi daha ileri aşamalara katılabilmek için maçı bilerek kaybediyor. Buna taktik kayıp taktik hamle :Smile diyenler de var. Öyle ya her takım ilerlemek ister.
Sonra kendi çıkarı için maç kaybederek devam etme şansı var. Yani maç kaybederek elenmiyor ya da turnuva dışı kalmıyor.
Burada önemli bir nokta FIBA nın olaya direk müdahale ederek soruşturma başlatması. Yani bir dünya kupası düzenlenen ülke hangisi olursa olsun,- ULUSLAR ARASI BAKETBOL FEDERASYONU OLAYA HEMEN MÜDAHALE ETMİŞ-

Soruşturmanın sonuçlarını beklemek gerek.

Erşan Bey merhaba,
Yazdıklarınızın tamamı geçmişin tertemiz satranç dünyasını yansıtıyor. İlgiyle okudum.
Fikirlerinize katılıyorum.
...
Bachana’ ya sormak aklımda değildi, “ne arıyorsun burada?” diye ama zaten sormam da çiğ kaçacaktı.
Ben olası transfer görüşmeleri olabilir diye düşünürken...

Ama sorunuz üzerine öğrendim. Akdeniz Belediyesi takımında oynayan eşi varmış. Onun için buradaymış.
Kurum tarafından kendisine ayrılan bir oda söz konusu değil. Hem otelden hem de TSF den öğrendim.
...

Odeev konusunda kendisinin masum olduğu gibi bir düşüncem yoktur. En azından etik spor anlayışına göre kendisini bazı olumsuzluklardan ve yanlışlardan arındırma çabalarını görmem gerek.

Selam ve saygılarımla…
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#71
Akman ve Gökerman'ın yazdıkları oldukça bilgilendiricidir.

Gene de ben Demircin gibi düşünüyorum: Toplu iğneyi başkasına batırmadan önce çengelli iğneyi kendimize batıralım!
IECC 2246, MAPEJK 2300, DESC 2213
Best regards, iyi günler, mfSG, HT
Cevapla
#72
Değerli arkadaşlar,
Tartışmalara katkı sağlaması açısından FIDE KURALLARINDA CEZALANDIRMALAR-2014 başlıklı yazıyı ayrı bir konuda açtım.
Bilginize sunulur.
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#73
Ben Gökerman'ın "İstanbul,Keşan,Çanakkale,Malatya,İzmir gibi turnuvalara katılmanın bir yolunu bulmalıyız ve kendi ülkemizdeki turnuvalara sahip çıkmalıyız"cümlesine takıldım.Ben son 4 yıldır yurtiçindeki bazı yarışmalara katılmıyorum.Çünkü yönergelerini beğenmiyorum.Yönergedeki koşullar yerli oyuncuları teşvik etmiyor.En basit örneği Pazar günlerini boş bırakmak amatörlerin yolunu kapatmaktır.Onun için bu turnuvalara katılmak yerine senede 2 veya 3 defa yurtdışındaki bazı yarışmalara katılıyorum.(Onlar Pazar günleri çift tur,iş günleri tek tur oynatıyor!)Dışarda oynamanın hazırlığı ve planlaması biraz daha zahmetli oluyor.Karşılığında yeni yerler görmüş ve yeni insanlar tanımış oluyorum.Beni kendi ülkesindeki turnuvalara katılmama konusunda kusurlu kabul etsek bile bu turnuvalara Piramidin orta kısmının da katılamadığını biliyoruz.Örneğin bir yarışmada 2000 Elo üzerinde 3 yerli sporcunun katıldığını görüyoruz.Şu halde sorunlar birçok kimseyi kapsamaktadır.
Sözüedilen olaylarla ilgili olarak Yabancılara istenirse ceza verilebileceği ifade ediliyor.Ben ısrarla diyorum ki "yabancılara ceza verileceğine inanmıyorum"Şikayet ettiğimiz olaylar farklı isimler ve senaryolarla 2015 de de devam edecektir.Yönergeleri hazırlayanlar Federasyondan bir talimat gelmedikçe en küçük bir yenilik yapmayacaktır.Sessiz çoğunluk ise her zamanki gibi "Duymadım.Görmedim.Söylemedim"heykeli olarak kalacaktır.Sorunun çözümü vardır.Yabancılara sağlanan kolaylıklar kısıtlanmalı,yerlilere teşvik çoğalmalıdır.Gelen yabancının yerli ile oynadığı oyun sayısı fazla olacaksa bunun hesabı yapılır.Bu takdirde "ayakbastı ücreti"bile verilebilir.Ama 9 maçın ikisinde kendi aralarında salon beraberliği yapacaklarsa ve hele son tura çıkmayıp bizi derin düşünceler içinde bırakacaklarsa neden onların konaklama masraflarını karşılıyoruz?
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#74

İlk başta benim de kulağıma hoş gelen bu çözümü sakin kafa ile düşününce benimsemediğimi fark ettim. Bu forumda yazma nedenlerimiz arasında elbette bir tartışma konusuna ait seçenek geliştirmek var ama tali yol veya patika, asıl yol olmamalı.

Yurtdışı turnuva katılımını önermek bir yan yoldur. Asıl hedefe dönüşmemeli çünkü herşeye rağmen bu ülkede yaşıyoruz.


Bu ülkede sadece UKD piramidi yok, gelir piramidi var. Hatta piramitten ziyade huni de diyebiliriz.

Hadi aramızdan tuzu kuru ve zamanı fazla olanların var olduğunu düşünelim; bana göre bu bile yetmez. İşi gücü, hanımı, çocuğun okulunu, kayınvaldenin yıllık ziyaretini falan by-pass etmek var.

Diyelim ki onu da hallettiniz, vize kuyruklarında sürünüp, alt tarafı 15 ELO için 3-4 bin Euro bütçe de ayırdınız. E bunu yılda kaç kere yapacaksınız? Ciddi bir kira geliriniz veya hanımdan bilezik takviyesi falan yoksa, bu gerçekçi midir?

Bir de şu var: Bu topraklarda belki de dünyanın en ucuz sporu niye ve nasıl yapılamıyor? Niçin turnuva düzenlenemiyor? Bunun üstüne gitmek lazım.

Ben Türkiye'de turnuva oynamak istiyorum yahu. 1 yük vagonu dolusu kurul, onlarca bürokrat, elini Suat Atalık'tan daha fazla satranç taşına değdirdiğini iddia eden bir başkan var. Gelirken anne şefkati üzerine methiyeler dinliyorduk, Gül isimli başlıklar açılmıştı, cemreler düşüyordu?..

E ne oldu? Tüm bunlar yavaş yavaş Türkiye'den vazgeçip Dresden'de bedava hostel peşinde koşalım diye miydi? Yani Türk satrancının 100 yılda vardığı nokta bu mu oldu?

Burada, bu ülkede niçin open turnuva yapılamasın, derneklerde aylık turnuvalar olmasın, niçin ilçeler bazında aylık organizasyonlar başarılamasın? Asıl önemlisi, bu niçin artık yavaş yavaş kabul görmeye ve kanıksanmaya başlasın?

Yoksa bunun arka planında, dünyada hiçbir ülkenin yapmadığı ama sadece deha eseri olarak bizim bulduğumuz "oyuncudan fazla bürokrat" sistemi yatıyor olmasın?

O yüzden İl Temsilcilikleri acilen kapatılmalı. Ve sistem dünyadaki makul her ülkede olduğu gibi dernekleri, satranç merkezlerini ve yayınevlerini desteklemek üzerine olmalı.

Bunu tartışmak varken "burada olmuyor Almanya'ya gidin" demek çok yüzeysel, gülümseten ve tabanı olmayan bir önerme.

Ha bizim bürokratlar bundan çok hoşlanır onu da söyleyeyim Smile. Fıtratlarında "şu mektepler olmasa maarifi ne kadar güzel yönetirdik" var çünkü.
blog:
Ara
Cevapla
#75
Sayın Jojo,
Türkiye'den vazgeçip Dresden'de bedava hostel peşinde koşanın kim olduğunu açıklamanız gerekir.(Hassasiyetle incelenmesi gereken bir cümledir.Belki de Federasyon Yönetim Kurulunun tasarruf tedbiri olarak Dresden'deki 2013 Avrupa Emektarlar Takım Birinciliğine katılmama kararı almasının nedeni bu cümlenin içinde saklıdır.Birilerinin bedava hostel kovaladığı anlaşılmış ve hemen radikal bir karar alınmıştır.Herhalde emektar sayısı çok az olduğundan bedava hostel kovalayanların sayısı da çok değildir!)Esasen birçok sorunuzun yanıtını biliyoruz.Aramızda hala kimliğini gizlemek zorunda olanlar varsa,çözümü olmayan birçok sorunumuzun olması da sürpriz değildir.Benim önerdiğim "Türkiye'den vazgeçin,yavaş yavaş dışarı açılın"önerisini bugün çoğunluk yadırgayabilir.Ama yakın gelecekde mecbur kalacakları bellidir.Ben kahin miyim?Eğer ülkemizde düzenlenen bir açık turnuvaya Elo puanı 2000 üzerinde sadece 3 oyuncu katılmışsa kendi sorunlarına kendi çözüm bulacak olanların sayısı artacaktır.
Ortak yönümüz kötü giden işleri eleştirmektir.Ancak eleştirenler içinde işleri gerçekten düzeltmek isteyenlerin kim olduğunu fark etmek zordur.Öte yandan işlerin kötü gitmesinden keyif alanlar da vardır.Ben işlerin kötü gitmesinden keyif almıyorum.Sürekli çözüm arıyorum ve ortaya öneri getiriyorum.Hiçbir değişiklik olmadığını görünce "en iyi çözüm dışarı gitmektir" diyorum.Bir defa daha soruyorum: 2015 de düzenlenecek açık turnuvaların yönergelerinde değişiklikler olacak mı?Olmayacak.Çünkü 3-5 kişi biraraya gelip olması için bir girişim başlatmayacaklar.Burada yazı yazanların sayısı bellidir.Onların özellikle kimliğini gizlemek zorunda kalanların yaptırım gücü kısıtlıdır.Ama 3-5 kişi açık kimliği ile Federasyona yazı yazmış olsa,ses getirir ve mutlaka incelenir!
Benim önerilerim sizi gülümsetiyor. Ben de "il temsilciliklerinin kapatılması"önerisi karşısında gülmekten kırılıyorum.
Ateş Ülker
Ara
Cevapla
#76
Turnuva Yarım Bırakmak Cezalandırılmalı
ENİS BİLYAP
Ara
Cevapla
#77
Sayın Mojo Jojo,
Burada çok önemli sorunlara dikkat çekiliyor ve az sayıda üye olsa da eli ayağı yere basan öneriler de geliyor.
Önerilerin tamamı da bireysel olarak duyduğum sorumluluktan dolayı yerine, TSF ye iletiliyor. Burada sorun yok.
Sorun bu iletilerin ne kadarının dikkate alınıp harekete geçildiğidir.

Bu iletilerin bir ileticisi, iletilerin de takipçisi olmak gerekir.

AMA TAKİPÇİLİK KONUSUNDA TEK BAŞIMA KALMAMAM GEREKİR. BU ANLAMDA BU FORUMDAN BAŞLAYACAK BİRLİKTELİK SÜRECİ KOVALADIM HEP.

BEĞENMEDİĞİNİZ; BİRLİKTELİK, YENİDEN YAPILANMA, HAYATIN İÇİNDEN GİBİ DEYİMLER ONUN İÇİNDİR...


Ben kendi adıma iletirken muhalif-sporcu üye, takipçilik anlamında da kurumun fahri bir üyesi kimliğimle elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Görev süremde de bu kararlılığım sürecektir.
Belki bu davranışım, ayrılma sebebim de olabilir, belirttiğiniz gibi...

Ama mademki şöyle diyorsunuz;
“Bu forumda yazma nedenlerimiz arasında elbette bir tartışma konusuna ait seçenek geliştirmek var ama tali yol veya patika, asıl yol olmamalı…
Yurt dışı turnuva katılımını önermek bir yan yoldur. Asıl hedefe dönüşmemeli çünkü her şeye rağmen bu ülkede yaşıyoruz.”

Bakın ne kadar yerinde bir tespit yaptınız!

Ateş Bey, kendi çözümünü bulmuş, sonucuna da ulaşmış. Belki ayırdığı bütçeden çok daha fazlasını geri almış. 1985 ten sonra bir birincilik...

Mademki bu ülkede yaşıyoruz o halde bu ülkenin insanları olarak asıl hedefe yönelelim.
Birbirimizi duyalım, anlayalım.
Uyaralım, düzeltmeye çalışalım, birliktelik kuralım, birlikler kuralım.
İl birlikleri…
Fikir birliği şart değil. Ama gerekenin yapılması konusunda girişimci olalım. Aynı hedeflere birlikte omuz verelim.


“ Bu ülkede sadece UKD piramidi yok, gelir piramidi var. Hatta piramitten ziyade huni de diyebiliriz. “

Kötü kullanıma ben de karşıyım. İspatlanmış bir kural dışılıkta da susmam.

Fakat her huninin bir işlevi vardır.

Gelir kaynaklarını oluşturamayan, yerinde kullanamayan kurumların işlerliği olmuyor. Yok oluyorlar.
Sponsor ise bugün var, yarın belki…
Bu bahsettiğiniz huni bence çok yetersiz.
Başka kaynaklar da bulunmalıdır. Bunu yazdım; hem ÖSF da hem de TSF de.

Söylemde de bulundum. Eyleme dönüştürme çabalarımdan örnekler vermek gerekirse 12 ye yakın federasyonun yönetmeliklerin de gelir kalemlerini inceledim, raporlaştırdım.

Yeni gelir kaynakları önerdim.
Sundum.

Yönetmelik haline gelmesi için yasalaşması gereken düzenlemeler gerekli.
Size bir örnek…
TFF nun gelir kalemlerini inceledim. Görülecektir ki orada canlı yayın gelirleri var. TFF, kulüplerden kulüp başına %10-15 arasında gelir elde etmektedir.

TSF bunu çok daha makul ve şeffaf yapabilir. Ben …turnuvasından o günkü izlediğim maçlar için günlük, atıyorum10 kuruş ödemeyi kabul ediyorum. Tüm turnuvalar, izleyiciler, tıklamalar, reklamlar vb.düşünüldüğünde bazı sorunların ortadan kalkması için kaynak yaratılabilir.
Örneğin doğudan gelecek yeni yetenekler için.
Ulusal takım alt yapıları için.
Derneklere, merkezlere destek teşvikleri için…
Kim karşı çıkabilir ki?
Tabi bu kaynakların oluşumu ve harcamaları şeffaf olmalı, denetime ve bilgilendirilmeye açık olmalı.
Bunu tüm iller kendi turnuvalarında yapabilmeli. Kendi bütçeleri oluşabilmeli. TSF ye büyük ödemeler yapılmamalı.
Çok il'de yapılan bu tip yayınlar belli bir yeterliliğe ve doyuma ulaşacaktır. O zaman TSF ye belki makul oranda ödemeler söz konusu olabilir.

Bakın, bu konuda tam bir muhalifim.

Fikrim ilk günden beri aynı noktadadır. Sapma yapmıyorum.
Zikzak çizmiyorum.


Hatırladığım, sizin bu konuda yukarıdan düzenleme yapılması yönündeki fikrinizdir. Düzenlemeler elbette yukarıdan olmalı. Ama uygulamalar TSF merkezli denetlemelerle ve kamuyu bilgilendirmelerle yapılmalıdır.

Adını siz koyun. İster il temsilcilikleri, ister il dernekleri, ister il satranç merkezleri…
Ya da bir başkası…
Tüm bunlar için yine bir araya gelişler, örgütlenmeler, görev paylaşımları olmayacak mıdır?
Bu konuda çözüm önerinizi, görmeliyim.
Beğenmediğiniz, “kapatılmalı” dediğiniz o yeni görev almış il temsilcilikleri için “cemreler düşüyor” dedim zamanında.
Doğrudur.
Yüreklendirmek gerekmiyor muydu işin başında?
Bir ANKARA eski ANKARA MI?
Bir İZMİR geç de olsa yepyeni bir çehreye bürünmedi mi, yeni bir soluk gelmedi mi?
Ya gelişmelerini yeni tamamlayan diğer illerdeki gelişmeleri de görüyoruz. Yeni açılan merkezleriyle, örgütlenmeleriyle, turnuvalarıyla…
Valla az oldu, biliyorum!
Dört- beş tane belki…
Ama oldu.
Daha fazla olmalıydı.
Ama olmadı, neden?

İşte burada biraz içimi dökmem gerek.

Önce kendimde ararım suçu…
Neler olmalıydı?
Neler olmadı?
İl gezileri…
Yapıldı.
Sonuç?
Çok azında beklenene yakın sonuç alındı belki. Bir kısmında belli bir hareketlenme, ama büyük çoğunluğu uykuda.
Onun için “GÜL” başlıklı yazı tarafımdan kaleme alındı.

GÜL başlıklı yazıda;
SASEM (KOCAELİ- SARAYBAHÇE SPOR KULÜBÜ SATRANÇ EĞİTİM MERKEZİ)anlatıldı.
Ekip-biçme, sulayıp- gübreleme, koruyup-budama süreçleri anlatıldı örnek olsun diye…
EKİP ÇALIŞMASI ÖN PLANA ÇIKARILDI.

Tabi sonunda gül’ü koklamaya çok kişi geldi.Hala da dimdik orada!
Orada bir süreç anlatıldı, örnek teşkil etsin diye…
SİZİN ALGILATMA PROPAGANDASI OLARAK KULLANMAYA ÇALIŞTIĞINIZ GÜLKIZ TULAY ANLATILMADI.
SASEM Ali Nihat YAZICI döneminde açılmış, ülkemizin bir spor kulübüne ait ilk zeminlerden, belki de öncüsüdür. Tapusu kulübündür. Bugün sadece satranç eğitimi için kullanılmaktadır.
...


Anne şefkatini küçümsemeyin sn. Mojo Jojo!
İşin doğası gereğidir bu.
Ali Nihat YAZICI’NIN en şerefli icra tine tanıklık yaptım 2000 li yıllarda.
Babalığına…
Ailesini çocuklarını tanımam, onu kastetmiyorum.
Betül’e, Mustafa’ya, Kübra’ya, Kıvanç’a, Özlem’e, Mert’e, Seray’a, Berkay’a yaptığı babalığı gördüm.
Karşılıklı saygı ve ilişkilerini…
Karşılıklı inançlarını!
Bunu bir baba yapabilir.
Sizin gibi!
...
Sonra...

Sıra annede idi elbette.
Heyecanlı ve destek arayan bir insana yüreklendirmek için en iyi yapabildiği meziyetini sergilemek fikri. Tamamen de bana ait.
Bir yemekte, bir konuşmada dile getirmiştim. Konya olabilir. Evet, kulüp yöneticileri toplantısında…

...


Gül, cemre, anne şefkati…

Hepsi de satranç içindi.
Bunu anlamanızı beklerim.
En azından bu dönem.

SELAMLAR...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla
#78
Öncelikle Enis beyin mesajını aldım, doğrudur; konuyu dağıtıp ana fikrinden çıkarttık, haklı olarak asfalyaları attırdık Blush

Yine de şöyle ilişkilendireyim. Bu konu başlığı, açık bir suçun cezasız kalmaması üzerine. Teknik olarak bu suça ceza kesebilecek tek makam neresi? TSF Disiplin Kurulu. Peki burada kaç kişi bunun olacağına samimi olarak güveniyor? Sıfır. Neden? Çünkü TSF ve onun Disiplin Kurulu politik bir oluşumdur ve kararlarını satranç dışı efektler belirler. Ceza kesmesi gerekirse, vatan hainliği diye bir kavram uydurup Atalık'a keser. Ceza kesmek istemezse sağıra yatar. Va'mı bunun başka bir izah tarzı Rolleyes ?

Burada önerdiği yüzeysel ve gayriciddi çözüme rağmen (Türkiye'den vazgeçip yurtdışında turnuvaya katılmak) Ateş bey endişelerinde ve tepe noktada çözüm olmayacağına ait gözlemlerinde maalesef haklıdır. Bu sistem ceza kesemez, zira yönettiği olgu satranç değildir. Yönetimin kendisi de satranca ait değildir.

Burada kesiyorum.


Benim. Geliri iyi olan biri yurtdışında otelde kalır. Geliri yeterli olmayan bir öğrenci veya bir amatör elbette en uygun koşulları arar; buna akraba yanı veya bedava yatacak yer dahil. Ama öneri kök itibarıyla mantıksız zira genele şamil değil. "Oyuncuların kuvvetlerini arttırmak için 1 yılda en az 6 open turnuva yapılması" bir önermedir; genele uyar.

En az 4.000 Euro uçak, konaklama ve diğer masrafların şart olduğu bir Almanya turnuvası sadece tuzu kuru olanlara fayda sağlar. Genele şamil değildir. O sebeple öneri kavramına girmez, yan yol olabilir. Bugün ben de yılda 6 turnuvaya gidecek vakit bulsam, bedava kalacak yer ararım, 24.000 Euro az para değil çünkü.


İzmir'i örnek verdim, bir yerlerde birşeyler oluyor. Çünkü herşeye rağmen bu ülkede satrancın içinden gelen çok ciddi bir nüve var. Ne var ki bu nüve şu anda yönetim gücüne sahip değil. Olunca bireysel örnekler, yönetsel işlere dönüşebilir. İzmir bu umudu veriyor ve umulur ki ileride de yönetsel konularda daha cesur ve hazırlıklı olsun.


Aslında ağlayasınız diye yazıyorum ama tercih sizin tabii.

Daha önce de buradan meydan okumuştum, bana Afganistan'dan Dağlık Karabağ Cumhuriyetine; Norveç'ten Solomon Adalarına kadar tek bir ülke gösterin, içinde İl Temsilciliği sistemi olsun. 1 yıllık yurtdışı turnuva masraflarınız benden.

Bütün dünyada dernekler, satranç merkezleri, yerel yönetimler ve kurumsal şirketlerin destekleri ile bu iş yürürken bir akıllı biziz, Rıza bey üzerinden 17 milyonluk şehrin uluslararası alanda açık turnuvalarla şaha kalkmasını umuyoruz. Sonra da Gebze Kızılay çadırında bu sene turnuva yok diye ağlıyoruz.

1-2 ay önce ABD'deydim, ayrı bir başlıkta anlatacağım. Newyork ve San Fransisco şehirleri 100 yıllık dernek geleneği ile satrancı taşıyor. Sormaya fırsatım olmadı ama kazara birine, Newyork İl Temsilcisi bu sene turnuva programını yayınladı mı desem herhalde içtiği portakal suyunu burnundan fışkırtırdı. Yani Allah gülmenizi eksik etmesin ama hazır Almanya'lara gitmişken Kuzey Ren Westfalia Eyalet Temsilcisini veya Köln İl Müdürünü bir sorun, biraz da onlar gülsün Cool

dipnot.

Aşkın bey.

1) Ankara 1960'ların gerisinde.
2) TSF başkanlığı ciddi iştir, babalık veya annelik kavramları ile tanımlanmaz. Geçin onu. Elele dergisine yılın annesi seçmiyoruz. Hayatında tek bir 1200 düzeyi turnuva oynamamış biri daha uzun rokun nasıl atıldığını bilmezken, elini satranç taşlarına Atalık'tan daha fazla değdiğini iddia ediyordu. O röportajı yapan WIM hanımefendi o dakika cevabı vermeliydi. Sağlıklı bir ülkede iyi bir amatör bile Atalık'ın adını ağzına destursuz alamaz. Ama ne oldu, bu röportajın ödülü bu dipnotun birinci maddesi olarak hanımefendye takdim edildi. WIM oldu, VIP.
blog:
Ara
Cevapla
#79
Bunda hemfikiriz ama turnuvayı, diğer sporcuları etkilemeden "keyfi" olarak terk etmek sporcunun hakkıdır. Çünkü bu terk etme sebebi size göre keyfidir, sporcuya göre ise önemlidir.

Maça çıkmama da bir haktır ve sadece sağlık sorunları, profesyonel hayatın gerektirdiği işler vb. gerekçeler de gerektirmez. Örneğin 9 turluk bir turnuvada orta sıraları hedefleyen bir sporcu, o turnuvaya 3te 0 ile başlamışsa "gününde olmadığı için" turnuvayı bırakabilir.

Bir basketbol maçında sezon boyunca maç başına ortalama 30 dakika süre alan bir sporcu günüde olmadığı için bazı maçlarda 7-8 dakika bile süre almayabiliyor. Yada bir futbol takımının yıldız oyuncusu kötü oynadığı bir maçta 30. dakikada oyundan çıkabiliyor. Bu gibi sebeplerle sağlık sorunu, geçerli bir mazeret vb. bir gerekçe olmadan turnuvayı yarıda bırakmak da kabul edilebilir bir durum olmalıdır. 2280 ELO puanına sahip ve amacı FM olmak olan bir sporcunun sizce ELO kaybetme lüksü var mıdır? İlk birkaç tur sonunda 7-8 ELO kaybetmişse, siz bu oyuncuyu formsuz olduğu bir turnuvaya devam edip 20-25 ELO kaybetmeye zorlayabilir misiniz? Sezon içinde 25 turnuvaya katılıp 3 tanesini FM olma yolunda bu şekilde yarıda bırakan bir sporcunun lisansı dondurulmalı mıdır? Bu durumdan yola çıkarak futbol maçında takımın yıldız oyuncusu formsuz olduğu için 2-3 maçta ilk yarıda oyundan çıkıyorsa, bu oyuncunun lisansı sezon sonuna kadar dondurulabilir mi?

Turnuvada bir oyunun ve dolayısıyla sıralamanın masa başında belirlenmesine engel olan sporcu bunu bir kere yapıp "sabah uyanamadım" diyebilir. Ama bu durumda bu sporcu takibe alınır ve bunu tekrarladığında gereği yapılır, yapılmalıdır. Ancak, bununla birlikte "turnuvanın gidişatını etkilemeyen" sporcular turnuvayı "keyfi" olarak da terk edebilmelidir. Çünkü hiç kimse zorla turnuvaya devam ettirilerek ELO kaybetmeye devam etmeye zorlanamaz. Bu etik midir, değil midir tartışılabilir, ki bence de alışkanlık haline getirilmesi etik değildir ama "turnuvanın düzenini, gidişatını bozmadan" turnuvayı terk etmek bir kurala bağlanmamalıdır.

Turnuvayı terk edenlere yönelik bir yaptırım uygulanmak konusunda ısrarcı olunuyorsa, bu uygulamaya "son tura girmeyerek 1. yi masa dışında tayin etmek suretiyle ŞİKE YAPAN ve bunu itiraf eden kişiden başlanmalıdır.


FIBA'nın Avustralya meselesine gelince, soruşturma'yı FIBA'nın başlatması doğal çünkü organizasyon FIBA'nın organizasyonu olan Dünya Şampiyonası. Daha önce de yazdığım gibi organizasyon İspanya'da diye İspanya Basketbol Federasyonu başlatmalıdır diyemeyiz.

Zaten o olay match-fixing yani Şike'nin çeşitlerinden biri olan tanking olarak isimlendirilir ve ilerisi için kolay rakip belirlemenin (maçtan önce olmamak ve başka bir kişi-takımla anlaşmalı olmamak kaydıyla) bazı sporlarda illegal kabul edilmediği de görülmüştür.

Asıl konumuza, ülkemizde şike yaptığını itiraf ettiği yazılan sporcuya gelince:
Geçen hafta Lozan'da dünyanın önde gelen spor hukukçuları CAS seminerinde buluştu ve seminerde CAS'ın hukuk müşaviri şike konusunda karar verilirken %75 kanaatin yeterli olduğunu söyledi. Ki bizim olayımızda itiraf var!
Ara
Cevapla
#80
Bay Mojo Jojo.
Amerikalardan herhalde ülkeyi gezmeye fırsat bulamıyorsunuz anlaşılan.
Ankara nın 1960 ların gerisinde olduğunu söylemek aslında doğru tespit?!

1960 larda kendi içinde 10-15 kişi Kızılırmak kahvesinde haftanın üç günü satranç oynarken...
TARAÇA' nın dışına çıkın lütfen biraz.
Takım sayısını,lisanslı sporcuları, üniversite satrancını, turnuvalarını, hangisini saymalıyım ki...

Ne alaka?

Ankara'da gecesini gündüzüne katan bir arkadaşımız var.
Aldığı unvanı sonuna kadar hak etmiş.
Turnuva oynamıyor.
Turnuva oynatıyor, hazırlıyor, sponsor buluyor, koşturuyor...
Tek başına ekibini oluşturmuş, çırpınıyor.

Umurunuzda değil, değil mi?
...

17 milyonluk İstanbul'da dediğiniz gibi Rıza Bey'de çalışıyor.
Kendisini cesurca, çabasından, işinden dolayı kutlarım.
Ben asla cesaret edemezdim.

"Siz de bir el atsanız" diyeceğim ama...
...

"Newyork ve San Fransisco şehirleri 100 yıllık dernek geleneği ile satrancı taşıyor."

Amerika!
Kıyaslamadaki mantık size bir cevap vermiyor mu?
...

Ben de eğitimin, en ileri düzeydeki ülkelerden daha iyi olmasını isterim.
Kişi başı gelirin olabildiğince yüksek, işsizliğin aşağıda, toplumsal farkındalığın ve uyanışın en yukarıda, iş cinayetlerinin yok olduğu, evrensel hukukun cahillerin elinde oyuncak kanunlardan üstün olduğu bir ülkede...


Ben bu ülkede yaşıyorum.
Çarpıklıklara karşı olabildiğince duruş göstererek ve her zaman da bu duruşu tercih ederek...

Sızlanma dönemini çoktan geçtim.
Bu çok kolaydır.
O kadar ki, yapılanları değişimi göremeyecek kadar.
Ama içinde olmak gerek.

Amerika dan Ankara gözükmüyor olabilir.
Bu sistemde bu kadar...
Yılmıyor, çalışıyor.
Size rağmen.

Hukukçu olarak birinci görev ilgili yasal değişikliklerin nasıl yapılması gerektiği konusunda aydınlatın bizleri.
Ama ülke gerçeğine, çalışma şartlarına, şu yok olası bürokrasiye rağmen çareyi gösterin.
Kurtarın bizleri, satrançcıları, il temsilcilerini, ülkeyi...
Şu genel kurulu bir oluşturuverin bir zahmet!
Bakalım benim taleplerimden, karşılaştığım engellerden farklı bir şeyler çıkacak mı?
...

Newyork ve San Fransisco !
Belkide ben yanılıyorum, doku uyuşmazlığı diye bir şey yoktur, ne bileyim.
Bu işler bir çırpıda oluverir belki.
Gösterin şu reçeteyi.

Her şeyi eleştirmek, kötülemek, motivasyon bozmak, algı oluşturmak.
Sorunlar belli de, çözümleriniz ve gayretiniz nerede , hani?
...
Belki de Rıza ÖNEY bunun için yalnız.
Ama yılmıyor.
... Ayrıca;
Sn. Nilüfer ÇINAR için "VIP oldu" deyiminiz ne alaka?

Selam ve saygılarımla...

Tutku Bey,
Yazınızdaki fikirlere genelde katılıyorum .
Ancak şunu anlamalıyım;
""turnuvanın gidişatını etkilemeyen" sporcular turnuvayı "keyfi" olarak da terk edebilmelidir. Çünkü hiç kimse zorla turnuvaya devam ettirilerek ELO kaybetmeye devam etmeye zorlanamaz."
Yani futbolda maç bitmeden 56. dakikada durum 6-1 geride olan takım için," daha çok averaj kaybetmeyelim" diyerek maçtan çekilmesi mi doğrudur?
Örneğim yanlış mı oldu?
Turnuva ile maçı karıştırmıyorum.
Her ikisi de önceden düzenlenen ve zorla katılmak zorunda olmayan takım/oyucularla düzenlenen organizasyondur.
SELAMLAR...
- MATRANÇ -
Ara
Cevapla




Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi